T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/95 Esas
KARAR NO:2025/826
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:19/01/2021
KARAR TARİHİ:12/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından davaya ve icra takiplerine konu bir kısım adreslerde yapılan çalışmalar esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini, davalılar tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte tahsili amacıyla ilamsız takip yapıldığı ve borçluya ödeme emri gönderildiği, davalı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiği, borçlu itirazında icra dairesinin yetkisine, takibe, takibe konu borca, borç miktarına, faize, faiz oranına, ödeme emrine asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz ettiği, takibin durdurulmasını talep ettiği, borçlu borca itiraz ederek takibi durdurduğu, itirazı haksız ve dayanaksız olduğu, davalılar her ne kadar borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ise de icra takibine konu olan alacak, davalıların kusurlu şekilde yürüttüğü kazı çalışmaları sebebiyle uğranılan maddi zararlardan ibaret hasar bedeli olup zarar veren davalılar bedelden sorumlu olduğu, izah edilen nedenlerle .... İcra Dairesinin 2020/... Esas sayılı icra dosyaları ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, yapılan itirazın hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dosyalarındaki hasarlarının herbirinin farklı firmalar tarafından verilmiş olabileceğini, hasarın kim tarafından verildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunduğunu, itiraza konu her bir icra dosyası için ayrı ayrı yargılama yapılması gerektiğini ve bu nedenle dosyanın tefrikinin gerektiğini, tam yargı davası niteliği olan davalarda yargı yolunun idare mahkemeleri olduğunu, davada tazminat isteminin haksız fiile dayanması nedeniyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, olayın hizmet kusuruna dayalı olduğunu, bir kamu kurumunun eylem ve işlemlerine karşı açılacak davaları görmenin idari yargının görevine girdiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı idare tarafından altyapı çalışmaları sırasında, davacı şirkete ait tesislere zarar verildiği iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 2.866,55-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İddia ve toplanan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 20/05/2025 tarihli raporunda özetle;
1- Davacı, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2020/... Esas sayılı takipte 2.733,11 TL hasar bedeli ile 133,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.866,55 TL talebinin olduğu,
2- Dava konusu mahalde yapılan kazı çalışması sırasında davacıya ait yeraltı kablosuna zarar verildiği iddiasına ilişkin dosya kapsamında yapılan incelemede, davacı hasar gördüğü iddia edilen kablonun ve onarım için gerekli ek muf, ek buat v.b. Gibi malzemelerin “Hasar Bilgilendirme Formunda” tek tek belirtmesinin gerektiği ancak, davacı söz konusu hususları belirtmediği, hesaplamanın yapılabilmesi için kablo kesitinin yanında kablonun metrajı, ek muf veya ek buat v.s. gibi hasar dokümanlarının sunulmasının gerektiği, söz konusu hasar dokümanlarının davacı tarafından sunulmadığından hasarda tarafların sorumluluğuna ilişkin değerlendirme ve hesaplamanın yapılabilmesinin mümkün olmadığı söz konusu hususa ilişkin takdirin Sayın Mahkemenizde olduğu," şeklinde görüş bildirildmiştir.
Tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmek üzere dosyanın ek rapor tanzimi hususunda bilirkişiye tevdine karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan ek raporda özetle;
"1- Davacı, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2020/... Esas sayılı” takipte 2.733,11 TL hasar bedeli ile 133,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.866,55 TL talebinin olduğu,
2- Dava konusu mahalde yapılan kazı çalışması sırasında davacıya ait yeraltı kablosuna zarar verildiği iddiasına ilişkin dosya kapsamında yapılan incelemede,
Davacı hasar gördüğü iddia edilen kablonun ve onarım için gerekli ek muf, ek buat v.b. gibi malzemelerin “Hasar Bilgilendirme Formunda” tek tek belirtmesinin gerektiği ancak, davacı söz konusu hususları belirtmediği ayrıca, hesaplamanın yapılabilmesi için kablo kesitinin yanında kablonun metrajı, ek muf veya ek buat v.s. gibi hasar dokümanlarının sunulmasının gerektiği, söz konusu hasar dokümanlarının Sayın Mahkemenizin müzekkeresine aden bilgi ve belgelerin davacı tarafından sunulmadığından hasarda tarafların” sorumluluğuna ilişkin değerlendirme ve hesaplamanın yapılabilmesinin mümkün olmadığı söz konusu hususa ilişkin takdirin Sayın Mahkemenizde olduğu," şeklinde görüş bildirilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş olup bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluğunun söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49' deki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde 6098 sayılı TBK'nın 49. ve devamında yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olayımıza bakıldığında; dosya kapsamında davacı tarafından sunulan belgeler haksız fiilin meydana geldiği bunun sonucunda oluşan hasar sebebiyle maddi zararın oluştuğu iddiası bakımından tarafların kusur durumunun belirlenebilmesi, hasar ve buna bağlı olarak da zararın miktarının tespiti için davacı tarafça ispata elverişli belgelerin sunulmadığı, kök raporun tebliğinden sonra mahkememizce celse ara kararı uyarınca 'Bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen hasar dokümanlarının sunulması hususunda davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde dosyanın mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılarak karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına,' şeklinde karar verildiği, davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde hasarın eski tarihli olması sebebiyle ilgili kayıtların edinilemediğinin bildirildiği, bu kapsamda düzenlenen eksiklik bildirir nitelikteki ek raporda değerlendirme ve tespit yapılamadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 2.866,55-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
5-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
6-1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2025
Katip ...
Hakim ...