T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2026/163 Esas
KARAR NO :2026/356
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:20/02/2026
KARAR TARİHİ:05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Davalı şirketin mersis kayıtlı adresi .../... olmasına rağmen, somut olayda haksız fiil İstanbul ili ... ilçesi Merkez Mahallesi, ... Caddesi, 1442 ada 21 parsel üzerinde işlenmiş olması nedeniyle, davanın davalının yerleşim yeri mahkemesinde değil, haksız fiilin işlendiği yerde yetkili ve görevli mahkeme olan İstanbul Adliyesi nezdinde ikame edilmesi zorunlu hale geldiğini, HMK madde 16 uyarınca, haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olduğunu, ... Belediye Başkanlığı ile %100 hissedarı ... Belediyesi olan müvekkili şirket arasında, İstanbul ili ... ilçesi Merkez Mahallesi, ... Caddesi, 1442 ada 21 parsel üzerinde bulunan metruk yapının yıkım işinin yaptırılmasına ilişkin bir protokol imzalandığını, anılan protokol kapsamında, söz konusu metruk yapının yıkım işinin ilgili mevzuata uygun, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına riayet edilerek, güvenli, kontrollü ve çevrede bulunan taşınmazlara, üçüncü kişilere ve kamuya herhangi bir zarar verilmeyecek şekilde gerçekleştirilmesi amaçlandığını, protokol hükümleri uyarınca yıkım işinin teknik yeterliliğe, deneyime ve uzmanlığa sahip, güvenilir ve işin gereklerini layıkıyla yerine getirebilecek nitelikteki alt yüklenici firmalar aracılığıyla yaptırılabilmesine imkân tanındığını, yıkım işinin, müvekkili şirket tarafından yetkilendirilecek alt firmalara devredilebileceği açıkça düzenlendiğini, bu protokol uyarınca, müvekkili şirket tarafından 75.000,00 TL bedelli teklif sunan ... Müh. Hafriyat ... Tic. Ltd. Şti'ne, metruk yapının yıkım işi teslim edildiğini, taraflar arasında varılan anlaşma doğrultusunda, yıkım işinin fiilen başlatılabilmesi amacıyla 21.03.2022 tarihinde İş Yeri Teslim Tutanağı düzenlendiğini, yıkım yapılacak yapı, davalı şirkete resmen ve fiilen teslim edildiğini, davalı şirket yıkım faaliyetlerini bizzat ve tamamen kendi organizasyonu, ekipmanları ve personeli ile yürüttüğünü, işin icrasında müvekkil şirketin herhangi bir fiili müdahalesi, yönlendirmesi veya denetimi bulunmadığını, yıkım işi, tamamen davalı şirketin teknik bilgi, iş güvenliği önlemleri ve profesyonel sorumluluğu altında gerçekleştirildiğini, yıkım işlemlerinin tamamlanmasını müteakip, 18.04.2022 tarihinde müvekkili şirket ile davalı şirket arasında kesin kabul tutanağı imzalandığını, yıkım işinin tamamlandığı ve davalı şirket tarafından teslim edildiği kabul edildiğini, yıkım faaliyeti sırasında, davalı şirketin gerekli teknik ve güvenlik önlemlerini almaması, yıkımın kontrolsüz şekilde gerçekleştirilmesi ve komşu yapılara yönelik koruyucu tedbirlerin uygulanmaması nedeniyle, ... ilçesi Merkez Mahallesi ... Caddesi ... ... Apartmanı No: 23/155 adresinde bulunan, ... Tekstil Tic. Ltd. Şti.'ye ait tekstil atölyesi/deposunun doğu cephesinde yer alan tuğla duvar yıkılarak konfeksiyon atölyesinin iç kısmına düştüğünü, bu olay neticesinde, ... Tekstil Tic. Ltd. Şti.'ye ait depo/atölye alanında ciddi yapısal hasar meydana geldiğini, ticari faaliyetlerin sekteye uğradığını, maddi zarar oluştuğunu, meydana gelen zarar, doğrudan doğruya yıkımı fiilen gerçekleştiren davalı şirketin kusurlu eylemleri sonucu meydana geldiğini, meydana gelen bu zarar nedeniyle, zarar gören ... Tekstil Tic. Ltd. Şti. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyası ile ... Belediye Başkanlığı ve müvekkili şirket aleyhine tazminat davası açtığını, dava sürecinde, müvekkili şirket tarafından husumet itirazında bulunulduğunu, zararın müvekkili şirketin herhangi bir kusurundan değil, yıkım işini fiilen yapan davalı ... İnşaat Ltd. Şti.’nin kusurlu eylemlerinden kaynaklandığı açıkça belirtildiğini, yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemeleri yapıldığını, düzenlenen bilirkişi raporlarında, zararın meydana gelmesinde yıkım faaliyetini fiilen gerçekleştiren firmanın kusurlu olduğu, hasarın kapsamı ile maddi karşılığının ayrıntılı şekilde tespit edildiği açıkça ortaya konulduğunu, 09/09/2025 tarihli gerekçeli kararı ile davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen kabulüne, davalıların haksız eylemleri neticesinde meydana gelen toplam 446.112,50 TL zararın 250.000,00 TL’sinin 26/03/2022 tarihinden itibaren, 196.112,50 TL’sinin ise 12/05/2025 (ıslah tarihi) tarihinden itibaren, ticari avans faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, karar doğrultusunda ... Tekstil Tic. Ltd. Şti. tarafından .... İcra Dairesi’nin 2025/... sayılı dosyası ile ... Belediye Başkanlığı ve müvekkili şirket aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/... Esas sayılı dosyasındaki davalılar arasında yer alan ... Belediye Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürlüğü’nün E-...-...-... sayılı yazısı ile, İcra emrinde bahsi geçen alacakların şirketinizce hacze mahal vermeden ödenmesi ve Müdürlüğümüze bilgi verilmesi hususu gereği rica olunur şeklinde müvekkili şirkete bildirimde bulunulduğunu, E-...-...-... sayılı yazı üzerine, müvekkili şirket tarafından söz konusu icra dosyası kapsamında 18.11.2025 tarihinde toplam 1.030.326,93 TL tutarındaki borç ödendiğini, dosya kapatıldığını, borcun ödendiği tarihten sonra şirket aleyhine tahakkuk ettirilen karar ve ilam harcı tutarı olan 18.146,00 TL ile 671,40 TL tutarındaki gecikme zammı da müvekkili şirket tarafından 06.01.2026 tarihinde ödendiğini, anılan vergi borcu tamamen kapatıldığını, üçüncü kişi konumundaki ... Tekstil Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan tazminat davasında, müvekkili şirket ... A.Ş. ile ... Belediye Başkanlığı, zarar görene karşı müteselsil sorumlu tutulduğunu, müteselsil sorumluluk gereği, zarar gören üçüncü kişi, zararın tamamını sorumlulardan herhangi birinden talep edebildiğini, bu durum, zararın fiili ve asli failinin kim olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığını, meydana gelen zarar, yıkım işini fiilen ve tamamen kendi organizasyonu ile gerçekleştiren davalı ... Müh. Hafriyat ... Tic. Ltd. Şti.'nin kusurlu somut olayda, üçüncü kişi konumundaki ... Tekstil Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan tazminat davasında, müvekkili şirket ... A.Ş. İle ... Belediye Başkanlığı, zarar görene karşı müteselsil sorumlu tutulduğunu, müteselsil sorumluluk gereği, zarar gören üçüncü kişi, zararın tamamını sorumlulardan herhangi birinden talep edebildiğini, bu durum zararın fiili ve asli failinin kim olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığını, meydana gelen zarar, yıkım işini fiilen ve tamamen kendi organizasyonu ile gerçekleştiren davalı ... Müh. Hafriyat ... Tic. Ltd. Şti.'nin kusurlu eylemleri sonucunda doğduğunu, davalı şirket, yıkım faaliyetleri sırasında gerekli teknik tedbirleri almadığını, çevrede bulunan komşu yapılara yönelik koruyucu önlemleri uygulamadığını, üçüncü kişiye ait taşınmazda ağır hasara sebebiyet verdiğini, zarar ile davalı şirketin kusurlu fiili arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili şirketin, yıkım faaliyetinin icrası sırasında herhangi bir fiili müdahalesi, talimatı veya kusurlu davranışı söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğu, yalnızca yıkım işinin yaptıranı konumunda bulunması ve üçüncü kişilere karşı doğan kanuni müteselsil sorumluluk kapsamında doğduğunu, müvekkili şirket, zararın meydana gelmesinde kusursuz olmasına rağmen, üçüncü kişiye karşı olan hukuki sorumluluğu nedeniyle ödeme yapmak zorunda kaldığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında yürütülen yargılama neticesinde verilen karar uyarınca, müvekkili şirket hakkında tesis edilen hüküm doğrultusunda, zarar gören üçüncü kişi tarafından başlatılan ilamlı icra takibi kapsamında 18.11.2025 tarihinde toplam 1.030.326,93 TL tutarındaki bedel müvekkil şirket tarafından fiilen ödendiğini, borcun ödendiği tarihten sonra şirket aleyhine tahakkuk ettirilen karar ve ilam harcı tutarı olan 18.146,00 TL ile 671,40 TL tutarındaki gecikme zammı da müvekkili şirket tarafından 06.01.2026 tarihinde ödenmiş olup, anılan vergi borcu tamamen kapatıldığını, ödeme ile birlikte, müvekkili şirket, zarar gören üçüncü kişiye karşı olan borcunu tamamen ifa ettiğini, zararın tazmini gerçekleştiğini, müvekkili şirket bakımından rücu hakkı doğduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 61. ve 62. maddeleri uyarınca, birden fazla kişinin birlikte sorumlu olduğu hâllerde, zararın tamamını veya payından fazlasını ödeyen borçlu, zararın meydana gelmesinde kusuru oranında sorumlu olan diğer kişilere rücu etme hakkına sahip olduklarını, somut olayda ise zararın meydana gelmesinde tam ve münhasır kusur, yıkım işini fiilen gerçekleştiren davalı şirkete ait olup; müvekkil şirketin kusuru bulunmadığını, müvekkili şirket üçüncü kişiye yaptığı ödeme ile birlikte, zarar görenin haklarına halef olmuş, diğer bir ifadeyle zarar görenin davalı şirkete yöneltebileceği tazminat talep hakkını, ödediği bedel oranında kendi adına ileri sürebilir hale geldiğini, rücu hakkı, bu anlamda, müvekkili şirketin zarar görene karşı ifa ettiği borcun iç ilişki bakımından gerçek sorumluya yükletilmesini, rücu hakkının doğabilmesi için, rücu eden tarafın kusurlu olması şart olmadığını, uygulamada ve Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere, kusursuz sorumluluk veya müteselsil sorumluluk nedeniyle ödeme yapan taraf, zararın gerçek faili olan kişiye karşı rücu hakkına sahip olduğunu, rücu davası, üçüncü kişiye karşı açılan tazminat davasının devamı veya tekrarı olmadığını, tamamen iç ilişkiye özgü, bağımsız bir talep olduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurduklarını, arabuluculuk süreci anlaşmama ile sonuçlandığını, müvekkili şirketin, zararın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, üçüncü kişiye karşı sorumlu tutulması ve yüksek meblağlı tazminatı fiilen ödemiş olması, rücu hakkının doğması için gerekli ve yeterli tüm koşulları oluşturduğunu, müvekkili şirket tarafından ödenen 1.030.326,93 TL'nin tamamının, ödeme tarihinden itibaren işlemiş olan faiziyle birlikte, şirket aleyhine tahakkuk ettirilen 18.146,00 TL karar ve ilam harcı ile 671,40 TL tutarındaki gecikme zammının ödeme tarihinden itibaren işlemiş olan faiziyle birlikte, zararın gerçek ve asli sorumlusu olan ... Müh. Hafriyat ... Tic. Ltd. Şti.'den rücuen tahsilini, davanın kabulünü, 1.030.326,93 TL tazminat tutarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 18.146,00 TL karar ve ilam harcı ile 671,40 TL tutarındaki gecikme zammının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile toplam 1.049.144,33 TL tutarın davalıdan rücuen tahsiliyle müvekkili şirkete verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkili ... Şirketi'nin sicilde kayıtlı mernis adresi ... Mah. ... ... Cad. No:11 B/1 .../... olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilmiş bir yetki sözleşmesi bulunmadığı gibi, davanın İstanbul Anadolu Adliyelerinde görülmesini gerektiren özel bir yetki kuralı da mevcut olmadığını, bu nedenle mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, dava dilekçesinde bahsi geçen maddi vakıa 26.03.2022 tarihinde gerçekleştiğini, haksız fiil ve rücu ilişkisinden doğan tazminat istemlerinde kanunda öngörülen zamanaşımı süreleri dolduğunu, gerek haksız fiile dayalı tazminatın gerekse rücu istemleri yönünden işbu davanın alacağı zamanaşımı nedeniyle reddini, zarar doğuran fiil yani yıkım işlemi müvekkili şirketin sevk ve idaresinde gerçekleşmediğini, zira söz konusu zarar ile müvekkili şirketin faaliyetleri arasında hiçbir uygun illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili şirketin yıkım ruhsatı bulunmadığını, söz konusu yıkımı gerçekleştirmeyen bir tüzel kişilik olarak üçüncü kişilerin uğradığı zarardan sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirket zarar doğuran yıkım işleminin tarafı veya sorumlusu olmadığını, yıkım ruhsatı müvekkili adına düzenlenmediğini, anılan nedenle husumetin yanlış yöneltilmesi nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacı taraf, söz konusu yıkım işinin müvekkili şirkete devredildiğine dayanak olarak ... Belediye Başkanlığı ile akdedilen 14.03.2022 tarihli bir protokolden bahsetmişse de; dosyaya sunulan ve iddiaya esas alınan protokolün imza tarihi 16.01.2025 olduğunu, zarar doğuran yıkım işlemi ve iş yeri teslim tutanağı Mart 2022 tarihli olduğunu, olayın vuku bulduğu tarihte henüz ortada olmayan, olaydan yaklaşık 3 yıl sonra (16.01.2025) tanzim edilen bir protokolün, geçmişe etkili şekilde bir alt yüklenicilik ilişkisine dayanak yapılması hukuken mümkün olmadığını, davacı yan dilekçesinde Anılan protokol kapsamında işin devredildiğini iddia ettiğini, henüz var olmayan bir protokol kapsamında bir işin devredilmesi mantık ve hukuk kurallarıyla bağdaşmadığını, 2022 yılındaki bir yıkım işinin, 2025 yılında imzalanan bir sözleşmeye atıfla müvekkile verildiği iddiası; davanın kötü niyetli, hukuki dayanaktan yoksun ve kronolojik gerçeklerle bağdaşmayan bir kurgudan ibaret olduğunu ispatladığını, yıkım işinin müvekkili şirket tarafından üstlenildiği iddiası somut gerçeklikle uyuşmadığını, davacı yan, söz konusu adresteki metruk bina yıkım işinin müvekkil şirkete şifahen devredildiğini iddia ettiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında bu işe ilişkin ne yazılı ne de şifahi bir sözleşme akdedildiğini, söz konusu yıkım işine dair müvekkili şirket tarafından alınmış bir yıkım ruhsatı bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında da bu işin üstlenildiğine dair hiçbir veri yer almadığını, davacı yan söz konusu yıkım işinin müvekkili şirkete şifahen devredildiğini ileri sürdüğünü, HMK madde 200 ve devamı uyarınca iddia edilen hukuki işlemin meblağı dikkate alındığında, bu ilişkinin yazılı delille ispatı zorunlu olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerinde, iddia edilen bu işe dair bir kayıt bulunmadığını, müvekkili adına düzenlenmiş bir yıkım ruhsatı da mevcut olmadığını, dolayısıyla, taraflar arasında yıkım işinin ifasına dair bir alt yüklenicilik ilişkisi kurulmadığını, davacı tarafça delil listesinde sunulan Teklif Formu, İşyeri Teslim Tutanağı, Kesin Kabul Tutanağının müvekkili şirket ile hiçbir illiyeti bulunmadığını, söz konusu belgeler üzerindeki imza, ne müvekkili şirket yetkilisine ne de herhangi bir şirket çalışanına ait olmadığını, belgeler altındaki imza ve kaşe sahte olup, müvekkil şirketi bağlayıcılığı bulunmadığını, davacının sunduğu 18.03.2022 tarihli İş Yeri Teslim Tutanağı davacının kendi iddialarını çürütür nitelikte bir ikrar belgesi olduğunu, bahse konu tutanakta, işin eksiksiz, kusursuz ve tam olarak yapıldığı bizzat davacı ve ilgili idare tarafından imza altına alındığını, davacı, tutanakla işin kusursuz yapıldığını onayladığını, huzurdaki dava dilekçesinde müvekkilin teknik önlem almadığı ve kontrolsüz yıkım yaptığı iddiasıyla tazminat talep ettiğini, bu durumun TMK madde 2 uyarınca dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, yapılan ödeme yıkım bedeli değil, hurda karşılığı olduğunu, davacı şirket tarafından 29.03.2022 tarihinde müvekkili şirkete yapılan 88.500,00 TL tutarındaki ödeme iddia edildiği gibi bir yıkım iş bedeli olmadığını, bu tutarın yıkım işlemi tamamlandıktan sonra oluşan hafriyatın kaldırılması karşılığında ödenen bedel olduğunu, müvekkili şirketi sorumluluğu yalnızca hafriyatın nakliyesi ile sınırlı olduğunu, yıkım esnasında meydana gelen zararlardan sorumlu tutulması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı yan tarafından müvekkili şirketin sadece hafriyat konusundaki sınırlı dahiliyetini yıkım işinin üstlenilmesi olarak nitelendirmesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/... Esas sayılı dosyası üzerinden görülen tazminat davası müvekkili şirkete ihbar edilmediğini, ihbar edilmeyen bir davanın kesin hükmünün müvekkili şirkete yansıtılmış olması hukuken mümkün olmadığını, davacı taraf, başka bir mahkeme ilamına dayanarak icra dosyasına ödediği tüm tutarı müvekkili şirketten talep ettiğini, müvekkilinin taraf olmadığı bir davanın mali sonuçlara katlanmasının beklenemeyeceğini, davacı taraf, icra dosyasına ödenen vekalet ücreti, harç ve gecikme zammı gibi fer'i alacakları da müvekkilinden talep edildiğini, müvekkilinin taraf olmadığı ve ihbar dahi edilmediği bir davanın yargılama giderlerinden ve fer'ilerinden sorumlu tutulması hukuken kabul edilemeyeceğini, haksız açılan davanın öncelikle usulden olmadığı takdirde esastan reddi ile yargılama giderinin davacı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 1.030.326,93 TL tazminat tutarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile 18.146,00 TL karar ve ilam harcı ile 671,40 TL tutarındaki gecikme zammının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile toplam 1.049.144,33 TL'nin davalıdan tahsili istemine ilişkin tazminat davasıdır.
Davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK.'nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Her ne kadar davacı vekili somut olayın haksız fiilden kaynaklandığını beyan etmişse de, dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde davacı ile davalının 3. Kişilere karşı müteselsil sorumlu olduğu, davacının 3. Kişi zarar görene yapmış olduğu ödemeyi TBK m. 167'ye göre talep ettiği, taraflar arasında haksız fiilden kaynaklı alacak olmadığı bu sebeple genel yetki kuralının uygulanacağı anlaşılmıştır.
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Davaya konu takibe davalı tarafça yapılan itiraz ve davaya cevap için verilen dilekçede ve davalı tarafça dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre davalının adresi ... Mah. ... ... Cad. No:11 B/1 .../... olarak belirtilmiş, davalının yerleşim yeri itibariyle de mahkememizin yetkisiz olduğu, HMK 6.Maddesine göre mahkememizin yetkili mahkemelerden olmadığı, buna göre de, davaya bakma yetkisinin mahkememizde değil, ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna kanaat getirilmiş ve süresinde davalı tarafça yapılan yetki itirazı yerinde görülmekle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Açılan davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114. ve 115. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili Mahkemenin ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna, 3-6100 Sayılı HMK nun 20. Maddesine göre kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde müracaat halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde aynı madde gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-6100 Sayılı HMK 331/2 maddesi gereği harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05/05/2026 Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy