T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2018/17 Esas
KARAR NO :2025/707
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:02/08/2013
KARAR TARİHİ:23/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Almanyada ikamet eden davacının ... Bankası ...Ş. nin dövize yüksek faiz şeklindeki reklamının etkisi ile ... bankası ...Ş. de hesap açılmak üzere 21.12.2000 tarihinde ve 17.12.2001 tarihinde yurt dışından ... Bankası ...Ş. hesabına para yatırdığını, yatırdığı mevduat karşılığı üzerinde ... yazan hesap cüzdanı teslim edildiğini, her işlemi ... Bankası ...Ş nin Koln’deki şubesi aracılığı ile gerçekleştirdiğini, ... ...’ye fiilen devri ile davacıya faiz ödenmediği gibi anaparasının dahi iade edilmediğini, doğan zarardan birinci derecede ... Bankası ...Ş.’nin sorumlu olduğunu, ... Ltd. adlı bankanın aynı banka olmadığının iddia edilmesinin mümkün olmadığını, aralarında hiç fark bulunmadığını, yine BDDK nında ... kontrolü ve denetiminde olmasınedeniyle zarardan birinci derecede sorumlu olduğunu, yatırılan paranın ... Bankası ...Ş. bünyesinde olduğunun kabulü sonucunda ... nin normal mevduat hesap sahiplerine olduğu gibi kendilerine de parayı iade etmesi gerektiğini belirterek 395.818,00YTL nin doğan zararda sorumluluğu bulunan ..., ... Bankası ...Ş, ...’den alınarak faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun davetiye tebliğ olduğu cevap bildirmediği anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Dava; davacı tarafından ... Bankası şubesi aracılığıyla... Ltd. nezdinde açılan hesaba yatırılan bedelden davalı... Ltd yanında diğer davalıların da sorumlu olduğu iddasına dayalı alacak talebine ilişkindir.
Mahkememizin ... E.K. Sayılı 15.04.2009 tarihli kararı ile, ".. Davalı ... ve davalı ... A.Ş İflas İdaresi aleyhine açılan davanın reddine,
Davalı ... aleyhine açılan davada ise görevli mahkeme idare mahkemesi olması nedeniyle mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin reddine,
Davalı... Ltd. hakkındaki davanın kabulü ile 395.818,00TL (YTL) nin 331.316,32TL (YTL) sinin dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak sureti ile... Ltd. den alınıp davacıya ödenmesine..." karar verilmiş,
Davacı vekili ve davalı ... ...Ş. iflas İdaresi vekili tarafından kararın temyizi üzerine Mahkememiz kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2011/15975 - 2012/11383 E.K. Sayılı 28.06.2012 tarihli ilamı ile;
"...1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... ...Ş. İflas İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı ... Bankası aracılığıyla diğer davalı ... ... bankasında açılan hesapta bulunan paranın ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davaya konu hesaba ilişkin olarak davacı tarafça sunulan hesap cüzdanı fotokopisi incelendiğinde sözkonusu hesabın... Ltd. nezdinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı, parasının kendi iradesi dışında ... bankasına gönderildiğini, davalı bankaların arasında bağlantı olup, yatırılan paranın ... bankasına gönderilmediğini, davalı ... Bankasının bünyesinde bulunduğunu, davalı ...’ın davalı bankaların hakim ortağı olması nedeniyle uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, yatırdığı paranın tahsilini istemiştir. Mahkemece, T.... Bankası ...Ş İflas İdaresi’ne yönelik açılan davanın mevsimsiz olduğu, ayrıca iflas masasına dava konusu alacak ile ilgili kayıt başvurusunda bulunulmadığından iflas etmiş olan anılan banka yönünden açılan davanın kayıt kabule dönüşmesine ilişkin usulü koşulun da yerine getirilmediği gerekçesiyle davalı ... Bankası hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Davacı davalı ... Bankasına karşı ileri sürdüğü alacak ile ilgili olarak iflas masasına başvurmamış olsa da açtığı bu alacak davasının kendiliğinden kayıt kabul davasına dönüşmesi nedeniyle kayıt kabul davası olarak görülmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemenin bu konudaki gerekçesi yerinde olmadığı gibi ... bankasından tahsiline karar verilen paranın ... bankasından tahsiline olanak bulunmadığının emsal uyuşmazlıklardan da anlaşılması nedeniyle davalı ... Bankası hakkında açılan davanın erken açılmış bir dava olarak kabul edilmesi doğru değildir. Yine emsal dosyalardan da anlaşıldığı gibi davalı ... Bankası yönetici ve çalışanlarının mudileri kandırmak ve aldatmak suretiyle paralarını hesapları ... güvencesi altında olmayan ve gerçek bir bankacılık faaliyeti bulunmayan davalı ... bankasına yatırması konusundaki yönlendirmeleri nedeniyle Borçlar Kanunu’nun 41 ve TTK’nun 321/son maddeleri uyarınca davalı ... Bankası da meydana gelen zarardan sorumludur. Bu durumda, davalı ... Bankası ...Ş.’nin de sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davacı tarafından davalı ...’ın davalı bankaların hakim ortağı, yöneticisi olması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulması istemiyle açılan davada mahkemece anılan davalının sorumluluğunun alacağın tüzel kişiden tahsil edilme imkanının kalmaması ve yöneticinin basiretsiz davranışları nedeniyle tüzel kişiliğin ödeme kabiliyetini kaybettiğinin kanıtlanması halinde doğacağı, bu aşamada dava konusu alacak yönünden adı geçen davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın da reddine karar verilmiş ise de hakkındaki dava kabul edilen davalı ... bankasından hüküm altına alınan alacağın tahsil olanağının olmadığı, ... bankasının faaliyetinin bulunmadığı gibi herhangi bir malvarlığının da olmadığının gerek dosyada mevcut delillerden, gerekse emsal dosyalardan anlaşılması nedeniyle mahkemenin davalı ... hakkındaki davayı ret gerekçesi de yerinde değildir.Hüküm altına alınan miktarın davalı ... bankasından tahsil olanağı olmadığından davacının zararı gerçekleşmekle davalı ... yönünden de erken açılmış bir dava sözkonusu olmayıp, anılan davalının TTK’nun 336/5. maddesi uyarınca sorumlu olduğunun kabulü ile bu madde kapsamında yapılacak inceleme sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı gerekçe ile hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuş ve mahkememizin ... esas sırasına kaydedilmiştir.
Mahkememizin 28/12/2027 tarih ... sayılı kararı ile; Davalı ... yönünden davanın tefriki ile mahkememizin ayrı bir esasına kaydına karar verilerek işbu esas sırasına kaydedildiği görülmüştür.
Mahkememizce alınan 09.09.2016 tarihli bilirkişi raporunda;
"...Davalı ... ... Bankası ...Ş.'nin hakim ortağı ve yöneticisidir. ... hakkında açılmış ceza davasında davaların tefrikine karar verilmiştir.
Dava komusu edilen eylemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar başka bir deyişle şirketin zarar görmesi nedeniyle ortaklar ve alacaklılar da zarar görür. Bu neviden bir sorumluluktan söz edebilmek için öncelikle bir zararın bulunması, zararın oluşumunda yönetim kurulu üyelerinin kusurunun olması zorunludur. Yönetim kurulu üyesinin sorumluluktan kurtulmak için kusursuzluğunu ispat etmesi gereklidir. Kusursuzluğun ispatı ise genel hükümlere tabidir.
Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nun 309. Maddesi; “Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısiyle zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dâva hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir.
Şirketin iflâsı halinde pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz oldukları haklar iflâs idaresine ait olur. Bu hususta İcra ve İflas Kanunu'nun 245 inci maddesi hükmü caridir.” hükmüne amirdir.
Görüldüğü gibi dolaylı zarara sebebiyet veren eylemler nedeniyle şirket alacaklısı tarafından TTK'nın 336/5. maddesine binaen alacak isteminde bulunulması halinde, TTK'nın 340, 309. maddeleri uyarınca dava sonucunda hükmedilecek tazminatın zarar verilen şirket yararına hükmedilmesi yönünde talepte bulunulması gerektiği Sayın Mahkemenin takdirindedir.
Somut olayımızda, davacı vekilince hükmedilecek tazminatın müvekkili olan davacıya ödenmesi talep edilmiş olduğu görülmektedir.
Öte yandan, davalı banka iflas etmiş olduğundan pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz olduğu haklar iflas idaresine ait olduğundan bu davanın davacı alacaklı tarafından devam edilebilinmesi için İİK.245, maddesi hükmü uyarınca dava hakkının iflas idaresi tarafından isteyen alacaklıya devredilmesi gerekeceği Sayın Mahkemenin takdirindedir.
Sonuç olarak 08.06.2005 İflas tarihi itibariyle tahsilde tekerrür etmemek kayıt ve şartıyla MÜFLİS ... BANKASI ...Ş. İflas masasına davacı yanca kaydedilmesi gereken alacak tutarının 278.681,01-.TL olduğu, 17.01.2007 Dava tarihi itibariyle alacak tutarının 315.682,49.-TL olduğu, TTK 336/5 m. gereği davalılardan ...'ın sorumluluğu hususunun sayın mahkemenin takdirlerinde olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizin 08/10/2020 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereği davalı ...'ın davaya konu eylemden dolayı yargılandığı .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmiş, işbu dosya yönünden yapılan yazışmalarda dosyanın halen derdest olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizin 23/10/2025 tarihli celsesi ara kararı ile; bekletici mesele yapılan dosyanın halen kesinleşmemiş olduğu, yargısal kararlar da dikkate alındığında bekletici mesele yapılan ağır ceza mahkemesi dosyasının sonuca etkili olmadığı değerlendirildiğinden bu yöndeki ara karardan dönülmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen bozma ilamı ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davaya konu hesaba ilişkin olarak davacı tarafça sunulan hesap cüzdanı fotokopisi kapsamına göre söz konusu hesabın... Ltd. nezdinde bulunduğu, davacının parasının kendi iradesi dışında ... bankasına gönderildiği, dosya kapsamı ile emsal dosyalardan anlaşıldığı gibi ... Bankası yönetici ve çalışanlarının mudileri kandırmak ve aldatmak suretiyle paralarını hesapları ... güvencesi altında olmayan ve gerçek bir bankacılık faaliyeti bulunmayan ... bankasına yatırması konusundaki yönlendirdikleri, davalı ...’ın davalı bankaların hakim ortağı anlaşılmaktadır.
Dava komusu edilen eylemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca anonim şirketlerde yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar başka bir deyişle şirketin zarar görmesi nedeniyle ortaklar ve alacaklılar da zarar görür. Bu neviden bir sorumluluktan söz edebilmek için öncelikle bir zararın bulunması, zararın oluşumunda yönetim kurulu üyelerinin kusurunun olması zorunludur. Yönetim kurulu üyesinin sorumluluktan kurtulmak için kusursuzluğunu ispat etmesi gereklidir. Her ne kadar davalı hakkındaki ceza davası henüz derdest ise de yargıtay denetiminden geçen emsal dava dosyalarında davalı müflis banka yöneticilerinin sorumlu olacakları benimsendiğinden, davalı ...'ın da meydana gelen zarardan sorumlu olması gerektiği sonucuna varılmış, ceza davasının sonuca etkili olmayacağı anlaşılmıştır.
Açıklanan tüm nedenlerle davanın kabulü ile; 278.681,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte ...'dan (tahsilde tekerrür oluşturmamak koşulu ile) tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; 278.681,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte ...'dan (tahsilde tekerrür oluşturmamak koşulu ile) tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 19.036,69 TL harçtan peşin alınan 5.343,60 -TL harcın mahsubu ile bakiye 13.693,09 -TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 13,10 TL başvurma harcı, 5.343,60 -TL peşin harç, 2,20 vekalet harcı, 263,00 -TL davetiye ve teskere gideri olmak üzere toplam 18.618,80-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 44.588,96 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacının / davalının gider / delil avanslarından artan bakiyelerinin davacı / davalı / vekillerine iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/10/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır