T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/429 Esas
KARAR NO: 2019/401
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/05/2018
KARAR TARİHİ: 07/05/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde; müvekkiline ait medikal firması bulunduğunu, söz konusu firma ile müvekkilinin gerek ... İli içerisinde gerek İl dışında bulunan kamu veya özel hastanelere medikal ürün satışı ve teminin de bulunduğunu, müvekkili tarafından davalıya 30/06/2017 vade tarihli 79.381,50 TL bedelli ve 30/07/2017 tarihli 79.381,50 TL bedelli iki adet bono düzenlenerek verildiğini, söz konusu bonoların vadesinde ödenmediği iddiası ile davalı tarafından İstanbul... İcra Müdürlüğünün...E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, müvekkili tarafından 30/06/2017 vade tarihli senede istinaden 20/07/2017 tarihinde 15.000,00-TL banka havalesi yolu ile ödeme yapıldığını, ancak takipten önce yapılan ödemenin düşülmediğini, esasen davalı tarafından müvekkiline gönderilen ürünlerin hukuki olarak yasal unsurlarını taşımadığını ve 3. Kişilere satışının mümkün olmadığını, söz konusu faturaların içeriğindeki malların satışına ilişkin olarak davalı tarafından bulundurulması gereken ve yasal zorunluluk olan... (... Bankası) Kodunun eksik olması veya kendisinde bulunmaması ile bayilik anlaşmasının gerçekleştirilemediğini ve bunun yasal olarak satışının mümkün olmadığını, ...kodu olmayan firmaların bu şekilde satmış oldukları ürünlerin piyasada tedavülü mümkün olmadığından satışının 3. Kişilere yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle davalı tarafından müvekkilime satışı ve teslimi yapılan ürünlerin piyasada tedavülü mümkün olmadığından bu hususta alacak talep etmelerinin de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla, davanın kabulü ile müvekkilinin ... numaralı 30/12/2016 tarihli ve ... numaralı 01/011/2016 tarihli faturalara istinaden verilen 30/06/2017 vade tarihli 79.381,50 TL bedelli ile 30/07/2017 tarihli 79.381,50 TL bedelli iki adet bonolar yönünden müvekkilinin borçsuzluğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde, her ne kadar davacının yaptığı kısmi ödeme düşülmeden sehven takip başlatılmış ise de; 07.05.2018 tarihinde davacının yaptığı ödeme miktarınca takipten feragat edildiğinden davacının işbu bedel için bu davayı açmakta hukuki menfaati kalmadığından davanın öncelikle bu yönden reddi gerektiğini, davacının iddialarını senetle ispat etmesi gerektiğini, davacının 22.05.2018 tarihli haciz tutanağında borca diyeceğim yok şeklinde beyanda bulunarak borcu kabul ettiğini, dolayısı ile davacı davadan sonra borcu kabul ettiğinden iddialarının dinlenilmesine yasal olanak bulunmadığını, davacının ... kaydına ilişkin beyanları doğru olmadığını, davacı, davaya konu ürünlerin hukuki olarak yasal unsuru taşımadığını beyan etmiş ise de, davacının beyanlarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacının firması olan Talia Farma Medikal firmasının müvekkilinden aldığı 01/11/2016 Tarihinde 390 Adet, 28/11/2016 Tarihinde 650 adet ve 30/12/2016 tarihli 390 adet ürünlerinin satışını yapabilmesi adına; ... sisteminde 26/12/2016 ve 31/12/2020 tarihine kadar bayilik kaydının sisteme işlendiğini, ancak ... Tıbbi Cihaz Kurumunun ... yerine... ( ... Sistemi ) sistemine geçmesi üzerine çalışılmakta olan eski bayilerin müvekkili şirkete tekrar bayilik başvurusu yapmaları gerektiğini, davacı tarafın bayilik sıfatı ile, yeni sistemde taraflarına herhangi bir bayilik başvurusu bulunmadığını, ayrıca davacı taraf kayıt yenilemesi noktasında herhangi bir girişimde de bulunmadığı gibi, ürünlere ilişkin yapması gereken ödemelerde de aksamalar meydana geldiğini, davacı almış olduğu ürünlerin bedellerini ödemediği gibi, yeni sisteme uyarlama açısından herhangi bir talepte de bulunmadığını, bu nedenle; davacı tarafın ürüne ilişkin piyasada tedavülü mümkün olmadığı gerekçesi ile satamıyorum şeklindeki beyanının gerçeğe aykırı ve hiçbir hukuki gerekçesi bulunmadığını, davacı tarafın, TTK’nın ilgili hükmü gereğince basiretli bir tacir gibi davranmayarak, kanunen kendisinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, işbu yükümlülüğü yerine getirmediği gibi, basiretli bir tacir gibi davranmayarak ortaya çıkan ihmali davranışını müvekkil şirkete atfederek, ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemek adına bir sebep olarak kullanmaya çalıştığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı vekili 11.03.2019 tarihli beyan dilekçesinde " İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyasına ilişkin talimatı üzerine Antalya ... İcra Dairesinin 2018/1306 talimat numarası ile haciz işlemi gerçekleştirildiğini, 22.02.2018 tarihli haciz tutanağında da görüleceği üzere davacının " Borca diyeceğim yok. " yoktur diyerek borcunu ikrar ettiğini, ayrıca davacının 08.06.2018 tarihinde Antalya ... İcra Dairesinin ... talimat dosyasına borcu beş taksitte ödeyeceğine yönelik taahhütte bulunduğunu, söz konusu taahhütün 08.06.2018 tarihinde ...Muh. ile esas dosyasına gönderildiğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü... E sayılı dosyasında 21.06.2018 tarihinde Tahhüdü Kabul Muhtırası düzenlendiğini " belirtmiştir.
GEREKÇE:
Dava, İİK. Nun 72. Maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.
Davaya dayanak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... E sayılı takip dosyasında; alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlu ... aleyhine 16/03/2017 tanzim ve 30/06/2017 vade tarihli 79.381,50 TL bedelli bono ile 16/03/2017 tanzim ve 30/07/2017 vade tarihli tarihli 79.381,50 TL bedelli bonoya dayalı olarak, 79.381,50-TL asıl alacak, 3.965,27-TL işlemiş faiz ve 79.381,50-TL asıl alacak, 3.329,13-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 166.057,40- TL alacağın tahsili için 09/01/2018 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe girişildiği, borçlu tarafından İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin...E. sayılı dosyasında yapılan itiraz üzerine davanın süre yönünden reddine karar verildiği,takibin kesinleştiği ve derdest olduğu, Antalya ... İcra Dairesinin ... talimat numarası ile davacının adresinde 22.05.2018 tarihinde fiili haciz işlemi gerçekleştirildiği, 22.05.2018 tarihli haciz tutanağında davacının " borca diyeceğim yok, borcu ödeyeceğim" dediği ve haciz tutanağını imzaladığı, davacının 08.06.2018 tarihinde Antalya... İcra Dairesi aracılığıyla İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...Es. Sayılı dosyasına gönderilmek üzere taahhütname düzenlendiği, 08.06.2018 tarihli taahhütnamede borcu aynen kabul ettiğini, bir itirazı olmadığını, dosyasına borcu beş taksitte ödeyeceğine yönelik taahhütte bulunduğu, borçlunun taahhüdünün alacaklı vekili tarafından kabul edildiği, borçlu ve alacaklı vekili tarafından imzalandığı, söz konusu taahhütün 08.06.2018 tarihinde Antalya ... İcra Dairesi tarafından ... Muh. ile esas dosyasına gönderildiği, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasında 21.06.2018 tarihinde Tahhüdü Kabul Muhtırası düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 01.06.2016 tarih ve 2016/6332 Es., 2016/9873 K. sayılı ilamında "........ davacının haciz sırasında borcun tamamını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA" olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 17.11.2011 tarihli ve 2011/3560 Es., 2011/14275 K. sayılı ilamında "davacı borçlunun, davalının kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlattığı takibin kesinleşmesinden sonra borcu kabul ettiğine dair 13.11.2009 tarihli “Talep ve Taahhütname” başlıklı belgeyi imzaladığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Takibin kesinleşmesinden sonra imzalanan bu belgenin haciz tehdidi altında düzenlendiği kabul edilemez. Davacı bu taahhütnameyi ihtiyati haczin uygulanması sırasında vermediğine göre mahkemenin taahhütnamenin icra tehdidi altında verildiğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Mahkemece bu yönler gözetilerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda davacı tarafın iddiaları ile davalı tarafın savunmaları ve dosya kapsamında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının, davanın temelini oluşturan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. sayılı icra dosyasında takibin kesinleşmesinden sonra talimat yoluyla Antalya... İcra Dairesinin ... talimat numarası ile davacının adresinde 22.05.2018 tarihinde fiili haciz işlemi gerçekleştirildiği, 22.05.2018 tarihli haciz tutanağında davacının " borca diyeceğim yok, borcu ödeyeceğim" dediği ve haciz tutanağını imzaladığı, davacının 08.06.2018 tarihinde Antalya... İcra Dairesi aracılığıyla İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...Es. Sayılı dosyasına gönderilmek üzere taahhütname düzenlendiği, 08.06.2018 tarihli taahhütnamede borcu aynen kabul ettiğini, bir itirazı olmadığını, dosyasına borcu beş taksitte ödeyeceğine yönelik taahhütte bulunduğu, borçlunun taahhüdünün alacaklı vekili tarafından kabul edildiği, borçlu ve alacaklı vekili tarafından imzalandığı, söz konusu taahhütün 08.06.2018 tarihinde Antalya ... İcra Dairesi tarafından ...Muh. ile esas dosyasına gönderildiği, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasında 21.06.2018 tarihinde Taahhüdü Kabul Muhtırası düzenlendiği anlaşılmakla birlikte yukarıda belirtilen Yargıtay kararlarıda göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.
HÜKÜM
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 44,40-TL maktu red harcının peşin alınan 2.835,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.791,45-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine ,
3-)Davacı yanca yapılan tüm yargılama giderlerin üzerlerinde bırakılmasına,
4-)Davalı duruşmalarda kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 15.913,44-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-)Davacı/davalı tarafından yatırılan gider/delil avansından artan bakiyenin karar kesinleştiğinde davacıya/davalıya/vekillerine iadesine,
Dair davacı ve davalı vekillerinin yüzünde; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır