T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/433 Esas
KARAR NO:2023/902
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:03/07/2019
KARAR TARİHİ:20/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.07.2011 günü ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın tek taraflı kazasında içinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını, aracın davalı ... şirketine ZMMS poliçesinin olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100 TL geçici ve/veya sürekli iş göremezlik bakıcı gideri zararı ile 100 TL geçici iş göremezlik ve 4.300 TL daimi iş göremezlik zararının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalı ... şirketinden tahsilini” talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkil sigorta şirketine ZMMS poliçesi olduğunu, sorumluluğun sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde poliçe teminat üst limiti ile sınırlı olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, haksız davanın reddedilmesi gerektiğini” belirtmiştir.
Davanın; 05/07/2011 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle geçici bakıcı gideri, sürekli bakıcı gideri, geçiçi işgöremezlik ve sürekli işgöremezlik zararlarına ilişkin maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 15/04/2021 tarihli raporunda; sürücü ... ...'nin %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 25/06/2021 tarihli raporunda; sürücü ... ...'nin %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı yolcu ...'nin müterafik kusurunun olup olmadığı, var ise yüzdesel takdirinin yargı makamında olduğu hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu'un 24/04/2023 tarihli raporunda; dava dosyasının tetkikinde; Kurulumuzca düzenlenen müzekkerelerle kişinin 2 kez muayene çağrıldığı ancak gelmediğinin anlaşıldığı dolayısıyla kişi hakkında psikiyatrik değerlendirme yapılamadığı, kişinin muayeneye gönderilmesi halinde tekrar değerlendirilebileceği cihetiyle mevcut belgelere göre yapılan değerlendirmede; ... ve ... kızı, 29/03/1999 doğumlu, ...’nin 05/07/2011 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen femur kırığı yaralanmasının; 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0(yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6(altı) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı bildirilmiştir.
Maddi tazminatın hesaplanması için dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi 25/09/2023 tarihli raporunda özetle; Davacı adına hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatının 4.048,59 TL olduğu, söz konusu tutarın poliçe teminat üst limitini aşmadığı, söz konusu tutara 05.04.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, davacının sürekli iş göremez olmadığı yönündeki karar doğrultusunda sürekli iş göremezlik tazminat hesabının yapılamadığı, davacının geçici ve sürekli iş göremez olduğu dönemde bakıma muhtaç olmadığı yönündeki karar doğrultusunda bakıcı gider hesabı yapılmadığı hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu'un 27/07/2023 tarihli raporunda; ... ve ... kızı, 29/03/1999 doğumlu, ...’nin 05/07/2011 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen femur kırığı yaralanmasının; 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0(yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6(altı) aya kadar uzayabileceği, Kişinin geçici ya da sürekli olarak başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Davacı, yaralandığı 05/07/2011 tarihli trafik kazası nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi zararlarının tazmini için eldeki davayı açmış olup, davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuşsa da, dava konusu kaza nedeniyle 2918 sayılı KTK109/2 maddesi gereği uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanacağından, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK gereği kaza tarihin 05/07/2011 tarihinden, arabuluculuk sürecinde duran süreler de dikkate alınarak dava tarihi olan 03/07/2019 tarihi itibariyle 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
05.07.2011 tarihinde davalı tarafça sigortalanan ... plakalı araçta sürücünün ... ... olduğu ve davacının ise araçta yolcu olarak bulunduğu, kazanın sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle tek taraflı olarak meydana geldiği ve kaza neticesinde davacı yolcu ...'nin yaralandığı, ATK'dan alınan kusur raporunda da belirtildiği üzere kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ... ...'nin %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılmasını ve kusur durumunun buna göre belirlenmesini talep ettiği görülmüş, Mahkememizce ATK Trafik İhtisas Dairesinde alınan 25/06/2021 tarihli raporda ise davacı yolcu ...'nin müterafik kusurunun olup olmadığı, var ise yüzdesel takdirinin Mahkemeye bırakıldığı görülmüş, dosya kapsamı incelendiğinde ATK'nın 25/06/2021 tarihli raporunda da değinildiği üzere dava konusu kazaya ilişkin düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında davacı yolcu ...'nin emniyet kemeri durumu belirsiz olarak işaretlenmiş ve tespiti yapılamamıştır. Bu durumda davacının emniyet kemeri takmadığını ispat yükü bu hususta lehine hak iddia eden davalıda olduğundan ve davacının emniyet kemerinin kaza sırasında takılı olmadığı hususunda dosyaya davalı tarafça sunulan herhangi bir somut delil bulunmadığından davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin 01/04/2021 tarihli açıklama dilekçesi de dikkate alındığında davacı taraf dava konusu kaza nedeniyle davacının geçici iş göremezlik zararı için 100,00-TL, sürekli iş göremezlik zararı için 4.300,00-TL, geçici bakıcı gideri zararı için 90,00-TL ve sürekli bakıcı gideri zararı için 10,00-TL olmak üzere toplam 4.500,00-TL maddi tazminat talebinde bulunmuş olup, Mahkememizce ATK'dan alınan maluliyet raporuna göre davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin 6 ay olduğu ve davacının geçici veya sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı belirlenmiştir. ATK'dan alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili davacının maluliyetine ilişkin ATK'dan alınan raporlara itiraz etmiş, ayrıca 14/09/2023 tarihli talep dilekçesi ekinde ... Devlet Hastanesinden alınan 17/08/2023 tarihli maluliyet raporunu sunduğu görülmüştür. Davacı vekili özellikle ATK tarafından düzenlenen maluliyet raporunda davacının fiili muayenesi yapılmadan rapor düzenlenmesine itiraz ederek davacının fiili muayenesi yapılarak rapor düzenlenmesini talep etmiş, ayrıca sunmuş olduğu ... Devlet Hastanesinden alınan 17/08/2023 tarihli maluliyet raporu ile ATK'dan alınan maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu belirterek MAhkememizce davacının ATK'ya sevkinin yapılarak davacının fiili muayenesi yapılmak suretiyle ATK Üst Kurulu'ndan çelişkiyi giderir rapor alınmasını talep etmiş olup, bu talep ve itirazları kapsamında yapılan inceleme neticesinde, öncelikle belirtmek gerekir ki Adli Tıp Kurumu'ndan davacının maluliyeti nedeniyle rapor istenmesinin nedeni, bir kişinin yaralanması nedeniyle bedensel zararlarının belirlenmesi hususunun uzmanlık alanımız dışında olmasından kaynaklanmakta olup, bu durumun alanında uzman doktorların bulunduğu kurum tarafından değerlendirilecektir. Kaldı ki ATK'nın 21/04/2021 ve 09/08/2021 tarihli ön raporlarında muayene günü verilerek davacının kurumda hazır bulunması istenmiş, bu hususta ATK'nın anılan ön raporları davacı vekiline e tebligatla tebliğ edilmiştir. ATK'nın 19/04/2023 tarihli maluliyet raporunda da bu hususa ilişkin olarak Kurulca düzenlenen müzekkerelerle davacının 2 kez muayene çağrıldığı ancak gelmediği belirtilerek kişi hakkında psikiyatrik değerlendirme yapılamadığı belirtilmiş ve dosyada mevcut belgeler ve tıbbi kayıtlar kapsamında davacının maluliyetine ilişkin rapor düzenlendiği görülmüştür. Bu durumda ATK ön raporlarına rağmen muayene için verilen gün ve saatte davacının başvuruda bulunmadığı ve davacı muayene olmadan mevcut deliller kapsamında rapor düzenlenmesinin davacı tarafın davranışından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacı vekilinin ATK Üst Kurulundan çelişkiyi giderir rapor talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Üst derece Mahkemelerinin içtihatlarına göre tarafın maluliyetinin belirlenmesinde Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki yönetmeliğe göre rapor alınması gerekmektedir. Dosyaya sunulan ... Devlet Hastanesinden alınan 17/08/2023 tarihli maluliyet raporunun hangi yönetmeliğe göre alındığı belirli olmadığı gibi, raporun üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı tarafından da düzenlenmediği, bu hali ile maluliyete ilişkin değerlendirmenin esas alınamayacağı gibi Mahkememizce ATK'dan alınan raporla çelişkinin bulunduğundan da söz edilemeyeceğinden ATK Üst Kurulundan rapor alınması için gerekli koşulların oluşmadığı değerlendirilmekle davacı vekilinin bu husustaki itirazı yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce alınan kusur oranına ve davacının maluliyet durumuna ilişkin raporlar dikkate alınarak düzenlenen hesap raporunda davacının geçici iş göremezlik zararı belirlenmiş, maluliyet raporuna göre davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı ve geçici ve sürekli bakıcı ihtiyacının da bulunmadığı belirlendiğinden davacı vekiline geçici iş göremezlik zararı yönünden talebini belirli hale getirmesi için 6100 sayılı HMK'nın 107/2 maddesi uyarınca süre verilmiş, ancak davacı vekilince verilen kesin süre içerisinde dava değerine ilişkin herhangi bir talep/beyan sunmadığı görüldüğünden ve talebin belirli hale getirilmemesi halinde davanın talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karar bağlanacağının ihtar edildiğinden davacının geçici iş göremezlik zararı olan 100,00-TL'nin kaza tarihinde davalıya sigortalı aracın teminat limiti altında kaldığından ve davacının dava açılmadan evvel 22/03/2019 tarihinde başvuruda bulunduğundan 8 iş günü sonrası olan 05/04/2019 temerrüt tarihinden itibaren, sigortalı aracın kullanım şekli hususi olduğundan işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının sürekli maluliyeti ile sürekli ve geçici bakıcı ihtiyacı bulunmadığı belirlendiğinden bu alacak talepleri yönünden fazlaya dair taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın kısmen kabulüne,
Davacının geçici iş göremezlik zararı için 100,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 05/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya dair talebin reddine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85-TL harçtan peşin alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00- TL arabuluculuk ücretinin haklılık durumuna göre 29,30-TL tutarındaki ksımının davalıdan tahsili ile, bakiye 1.290,70-TL tutarındaki kısmının ise davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 578,70-TL tebligat/ posta gideri, 2.250,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.828,00-TL adli tıp ücreti olmak üzere toplam 4.656,70-TL'nin haklılık durumuna göre 103,38-TL tutarındaki kısmı ile 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç, 6,40-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 198,58-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 4.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı ve davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile başka bir yer Mahkemesi aracılığıyla gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/12/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır