T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/59 Esas
KARAR NO:2023/854
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:30/01/2019
KARAR TARİHİ:07/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında 12.02.2016 tarihinde süresiz iş sözleşmesinin imzalandığını, işbu sözleşmede davacının kısaca ofis olarak isimlendirildiğini, dava konusu sözleşmenin ilgili maddeleri, özellikle 18. Maddesine göre, davacı şirketin yurtdışında yerleşik yeni müşteriler getirecek ve sipariş alacağını, davalı şirketin ise bu siparişler gereğince üretim yaparak söz konusu yurtdışı firmalara ihracat yapacağı, sözleşmenin 18. Maddesinde belirtildiği üzere yapılan ihracat bedellerinden Ülke ve Şirketlere göre %5 ile %12 arasında değişen oranlarda davacıya komisyon ödeneceğini, davacı şirketin, sözleşmeye uygun olarak yurtdışı merkezli 7 farklı müşteriyi sözleşmeye uygun olarak getirdiğini, siparişleri aldığını, bu müşterilere şubat 2016 ile Nisan 2018 tarihleri arasında a)1.160.000- Euro, b)1.626.000 İngiliz sterlini ihracat yapıldığını, yapılan bir kısım ihracatlarla ilgili olarak davacı şirketin 613.800.-TL + KDV tutarında komisyon faturası kesmiş olduğunu, davalı firmanın fatura bedellerini ödediğini, davalı şirketin, davacı şirketin kazandırdığı yeni müşterilere yaklaşık iki sene süresince yaptığı üretim ve ihracat nedeniyle oluşan tanışıklığını, davacı şirketin aleyhine kullanarak 06.02.2018 tarihinden itibaren davacı şirket devre dışı bırakılarak, ilgili yurtdışı şirketlere direkt ihracat yaptığını, davalı şirketin davacıdan habersiz ve onaysız başka siparişler de aldığını, yurtdışı müşterilerle direkt çalışmaya başladığını, sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmenin 35. Maddesinde, işbirliğinin karşılıklı sonlandırılmasının ancak fabrika ve ofisin birlikte mutabakatı ile 5 ay öncesinden yazılı olarak yapılabilmektedir denildiğini, 36. Maddesinde ise işbirliğinin sonlandırılması sonrasında, davalı fabrika, davacı ofis tarafından lanse edilmiş olan müşteri ve markalara bir yıl boyunca üretim yapmayacaktır hükmünün yer aldığını, davalı tarafın, sözleşmenin 34. Maddesine göre tazmin yükümlülüğü olduğunu, tarafların, ortak çalıştıkları dönemde en yüksek ihracatının Sayfa 2 / 13 400.128 Euro bedele tekabül eden miktar ile kasım 2016’da yapıldığını, sözleşmede belirtilen farklı komisyon oranları dikkate alındığında, Kasım 2016 ayı için hesaplanan komisyon toplamının 25.715,00 Euro olarak tespit edildiğini, sözleşmenin 34. Maddesine göre 12 x 25.715- Euro = 308.580,00 Euro cezai şart tazminatının davacı şirkete ödemesi gerektiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları üzerine davacı şirketin .... Noterliği’nin 18.06.2018 tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek 308.580,00 Euro tazminatın ödenmesini talep ettiğini, ihtarname davalı şirkete 20.06.2018’de tebliğ edilmiş olmasına rağmen hiçbir ödeme yapılmadığını, ihtarnameye cevap dahi vermediğini, bu nedenlerle işbu davanın açılmasının zorunlu olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000 Euro cezai şart tazminatının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, alacaklara 28.06.2018 tarihinden itibaren en yüksek orandaki avans faizi uygulanmasına, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı ile davalı arasında 12.02.2016 tarihli süresiz iş sözleşmesi ile sipariş ve üretim konulu sözleşmenin imzalandığını, davalı firmanın sözleşmeye bağlı olarak bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşmenin 34. Maddesinde anlaşmanın genel manası açıklanarak iyi niyetle iş hacmi ve kazanç büyütmenin hedeflendiğinin belirtildiğini, davalı firmanın tekstil ihracatı yapan Avrupa’nın hemen her ülkesine ihracat gerçekleştiren tekstil firması olduğunu, sözleşmenin özüne bağlı olarak yapılması gereken tüm yatırımları yaptığını, hemen hemen bütün sözleşme riski üzerinde olmasına rağmen sözleşmeye bağlı kalarak hem üretimi hem ihracatı gerçekleştirdiğini, hem de davacıya ödemesi gereken komisyonları ödediğini, davalı bu yatırımları yaparken davacının iyi niyetli olarak sözleşmeye sadık kalarak müşterilerinin siparişlerinin kendi bünyesinde yapılacağı inancı ile hareket ettiğini, ancak davacı firmanın sözleşmenin 28. Maddesine tamamen aykırı hareket ettiğini, davacının hiçbir gerekçe göstermeden 2017 yılı başlarında davalı firmayı terk ettiğini, davacının davalı firmayı terk ettikten sonra davalı firmaya herhangi bir sipariş geçmediğini, buna rağmen davalı firmanın, davacının davalı firmayı terk etmesinden önce geçtiği siparişleri yaptığını, komisyon ödemelerini de gerçekleştirdiğini, sözleşme maddesinin açıkça iş hacminin artması ve davalı firmanın ihtiyaca cevap vermekte zorlanması ya da fiyat tutturamaması durumunda davacıya başka fabrikalarda üretim yapma hakkı vermesine rağmen davacının, davalı firmadan habersiz olarak elinde bulunan siparişlerin başka firmalara yönlendirdiğini, davalı firmanın bu durumu piyasadan öğrendiğini, sözleşmeye göre davalı firmaya verilmesi gereken siparişlerin verilmediğini, davacı firmanın sözleşmeye sadık kalmayarak davalıya vermesi gereken siparişlerin, davalı firmanın onayını almadan alenen başka firmalara vererek davalı firmayı hiçbir ihtar yapmadan hiçbir gerekçe göstermeden terk ederek alenen sözleşmeyi ihlal ettiğini, zımnen feshettiğini, bu nedenle davalı firmanın cezai şart ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, cezai şartın oldukça fahiş olduğunu, sözleşmenin cezai şart hükmünün hiçbir zaman geçerlilik kazanmadığının aşikar olduğunu, davacı firmanın amacının sebepsiz mesnetsiz ve fahiş bir şekilde zenginleşmeye çalışmak olduğunu, davalının Sayfa 3 / 13 yaptığı üretimlerin ise yurt dışından geçilen direkt siparişler olduğunu, davacı firma ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, üretimden kaynaklı herhangi bir zararın varlığından bahsedebilmek için müşteri ile davacı arasında ülke bazlı tek mümessillik sözleşmesinin olması gerekli olduğunu, bu durumda dahi bu sözleşmenin davalı açısından bağlayıcı olmadığını, mümessil ile müşteri arasındaki tazminat konusu olacağını, davalının direkt yaptığı yüklemelerin de çok cüzi olduğunu, bu yüklemelerden kaynaklı herhangi bir komisyon borcunun da bulunmadığını, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” talep etmişlerdir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Arabuluculuk anlaşamama tutanağına, 12.02.2016 tarihli süresiz iş sözleşmesine, yapılan ihracaat belgelerine, gümrük müdürlükleri kayıtlarına, taraflar arasında ve ilgili yurtdışı şirketlerle yapılan mail yazışmalarına, tarafların ticari kayıt-defter ve belgelerine, 18.06.2018 tarih ve ... nolu ihtarnamelerine, davacının davalıya kestiği komisyan faturaları ve ödeme dekontlarına, komisyon faturaları, banka dekontları, yurtdışı şirketler ile yapılan mail yazışmalarına, tanık beyanlarına, yemin deliline, bilirkişi incelemesine dayanmışlardır.
Mahkememizin 14/07/2021 tarihli duruşmasında davacı tanıkları dinlenilmek üzere mahkeme huzuruna alınmıştır;
Davacı Tanığı ... Beyanında: "Ben davalı şirkette müşteri temsilcisi olarak çalışıyordum. Davacı şirket çalıştığım şirkete yeni müşteriler sağlayan mümessil görevi yapıyordu, davalı şirketin %50 doluluğu davacı şirket sağlıyordu, ... ... davacı şirket çalışanıydı, davalı şirketin patronu olan ... ... bana ... ...’dan hoşlanmadığını söyledi bunun herhangi bir sebebinin olmadığını bunun bir hissiyat olduğunu söyledi, bu düşüncesi nedeni ile iki şirket arasındaki ilişkide bazı soğukluk ve sorunlar oldu davalı şirket yetkililerinden biri olan ... ... ile yine davalı şirketin çalışanlarından Yasemin hanım aralarında konuşurken ... beyin ... hanıma davacı şirketi aradan çıkarıp müşterilerle bizzat biz iletişim kuralım dediğini duydum dedi, Davacı vekili ... isimli şirketten 2017 aralık ayında küçük miktarlı bir sipariş gelip gelmediğini geldiyse davalının bu siparişi yerine getirip getirmediği sorulsun dedi Tanık cevaben Aralık 2017 de küçük miktarlı bir sipariş geldi ve bu sipariş küçük miktarlı olduğu için bunu yerine getirmedi dedi. Bizim tarafımızdan sipariş yerine getirilmediği taktirde davacı şirkete bu siparişi başka bir firmaya verilebiliyordu. Aralık 2017 öncesinde ... siparişleri yapılıyordu dedi. Davalı vekili davalı şirket çalışanı iken davacı şirketin davalı tarafından yapılmayan siparişin başkasına verdiği hususunda nereden bilgi sahibisiniz ve davacı ile davalı şirket aynı binada birlikte çalıştılar mı ayrıca taraflar arasındaki sözleşmeyi okuyup okumadığı ve yerine getirilmeyen siparişlerin başka bir kişiye yaptırılacağı hususunda sözleşmede bir düzenleme olup olmadığı konusunda bilginiz var mı dedi. Tanık cevaben tekstil sektöründe işleyiş bu şekilde olduğu için bilgi sahibiyim, benim çalıştığım dönemde şirketler aynı yerde değillerdi, sözleşmeyi bizzat okumadım harici olarak bilgi şeklinde bilgim vardır söyleyeceklerim bundan ibarettir.” şeklinde belanda bulunmuştur.
Davacı Tanığı ... Beyanında; “Ben hem davacı hem de davalı şirketle ayrı ayrı çalışan ... şirketinde çalışıyorum ayrıca çalıştığım şirket davacı şirket ile 10 yılı aşkın bir süredir iş yapıyor, her iki şirketin de sahiplerini yaptığım iş dolayısıyla tanıyorum taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinin sebebi davacı şirketin müşteri kaybına uğraması bunu da şirket yetkililerinden öğrendim, müşteri kaybının sebebi ise ...’nin aracılık ettiği siparişin... tarafından yapılmamasıydı davacı şirket çalışanı ... beyden davalı şirket yetkilileri hoşlanmıyordu sonrasında davalı şirket davacıyı aradan çıkararak İngiltere’ye gidip müşterilerle doğrudan iletişim kurmaya başlamış, davacı şirket ile davalı şirket aynı binada birlikte çalışıyorlardı Güneşlide davalının iş merkezinde birlikte çalışıyorlardı bende her iki şirketle de çalıştığım için görüşmelere gidip geldiğim için birlikte çalıştıklarını bizzat gördüm daha sonra benim siparişlerimde davacı şirket tarafından yapıldı, davacı şirket çalışanı ... bey ile davalı şirket yetkilileri ... ve ... bey arasındaki soğukluk Sayfa 6 / 13 nedeni ile ... birlikte çalıştıkları iş yerinden taşındı soğukluğun nedenini bilmiyoruz ... bey ve ... bey sadece ... beyden hoşlanmadıklarını söylüyorlardı, davacı şirket taşındıktan sonra aralarındaki ticari ilişki devam etti, benim çalıştığım şirketle davanın tarafları olduğu şirketler çoğu zaman aynı fabrikaları kullanırlar ve bizler çalışan olarak fabrikalara ürünlerin denetimi üretim aşamalarıyla ilgili gideriz, bu sırada o fabrikada üretilen diğer işleri gördüğümüz gibi paketleme işlemleri sırasında gerek ürünleri gerek davanın tarafları olan şirket çalışanlarını gördüğüm için bilgi sahibiyim, ... isimli şirketten biz de davacı şirket aracılığı ile sipariş aldık Aralık 2017 de davacı davalı şirket için ... isimli şirketten az miktarda sipariş almış davalı şirkette az olduğu için bu siparişi kabul etmemiş bunu birlikte çalıştığımız bu şirketlerden haricen öğrendim, davalı şirketin davalıyı elden çıkararak doğrudan ingiltere’deki şirketlerle iletişime geçip geçmediği konusunda bilgi sahibi değilim ancak davacının aracılık ettiği şirketlerin siparişlerinin birlikte çalıştığımız fabrikalarda üretilmeye devam ettiğini gördüm taraflar arasındaki ilişkinin hatırladığım kadarıyla 2018 yıllarında sona erdiğini duydum, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin bu şekilde sona erdiğini duyunca biz de ... ile çalışmayı bıraktık” şeklinde belanda bulunmuştur.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre taraflar arasında akdedilen 12/02/2016 tarihli süresiz iş anlaşması sözleşmesi ile tarafların ilişki dönemini kapsayan ticari defter ve dayağı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tarafların defterlerin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğinin tespiti ile davacının davalıdan dava konusu cezai şart alacağı, varsa miktarının belirlenmesi için bilirkişi heyetinden alınan 05/12/2021 tarihli raporlarında:
''a) Davacı taraf iddia ve taleplerine kanaat getirilmesi durumunda davacının davalıdan talep edebileceği cezai şart bedelinin 166.524,00 Euro olabileceği,
b) Davalı beyan ve itirazlarını kanaat getirilmesi durumunda davacının cezai şart alacağı oluşmayacağı" tespit ve rapor edilmiştir.
Taraf vekillerinin rapora itiraz ve beyanları kapsamında heyete tekstil mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle tarafların ticari defter kayıt ve dayanak belgeleri de incelenerek dosyanın ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyetinden alınan 09/11/2022 tarihli ek raporda:
" Mali yönden inceleme, değerlendirme ve tespitler sonucunda;
1-Davacı taraf iddia ve taleplerine kanaat getirilmesi durumunda davacının davalıdan talep edebileceği cezai şart bedelinin 226.936,64 Euro olabileceği,
2-Davalı beyan ve itirazlarını kanaat getirilmesi durumunda davacının cezai şart alacağı oluşmayacağı tespit edilmiştir.
Tekstil Sektörü yönünden inceleme ve tespitler sonucunda;
1-Davalı firmanın konfeksiyon ürünleri üretim işiyle iştigal ettiği, bünyesinde kumaş depo, kesim, dikim, tasnif, kalite kontrol test odası, ütü/paket, modelhane, showroom birimlerini barındırdığı,
2-81 adet imalatta, 20 adet modelhane ve depoda olmak üzere 101 adet düz, overlok, reçme sair…dikiş makinesi mevcut olduğu, ürün gamı bakımından ağırlıklı örme üst bayan giyim ürünleri olduğu,
3-101 adet dikiş makinesi, örme üst bayan giyim (sweat, bluz, tshirt vb..) referans alındığında aylık ortalama 400.000- 450.000 adet (Aylık 22 iş günü çalışma ile) sipariş üretme kapasitesi olduğu, sipariş sözleşmesine konu ürünleri üretme kapasitesinin bulunduğu" tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekilinin 25/11/2022 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ile talep arttırım dilekçesinde özetle; İş bu davada dava dilekçesinde talep ettikleri 5.000,00 Euro cezai şart tazminatı taleplerini 226.936,64 Euro'ya yükselttiklerinden dolayı, 226.936,64 Euro cezai şart tazminatının davalı taraf ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünden dolayı temerrüt tarihi olan 28/06/2018 tarihinden itibaren bankalarca Euro üzerinden açılan döviz tevdiat hesaplarına uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, müvekkili şirkete ödenmesine, miktar yönünden dosyanın mahkeme heyetine tevdiine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davacı vekilince 25/11/2022 tarihinde 73.646,00-TL eksik harcın tamamlandığı, işbu davanın miktar itibarıyla heyetçe bakılacak davalardan olduğu anlaşılmakla dosyanın heyete tevdii edildiği anlaşıldı.
Davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetine nitelikli hesaplamalar uzmanı (TTK & TBK alanında uzman) bilirkişinin tayini ile ek raporun yeni dahil edilen bilirkişi ile birlikte heyet halinde tanziminin istenilmesine, ayrıca hesaplanan cezai şart tutarının tahsilinin davalı şirketin ekonomik yönden mahvına neden olup olmayacağı hususunun mali müşavir bilirkişi tarafından değerlendirilmesinin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi heyetince oluşturulan 22/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda;
" 1.Davalının, davacının ticari ilişkilerini kendi lehine kullandığı, sözleşmeye aykırı davrandığı, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, davacının cezai şart talep edebileceği,
2.Komisyon ücretlerinin davacıya TL bazında ödendiği, Sözleşmede açıkça, “o tarihe kadar gerçekleşmiş olan en yüksek aylık rakamı taban alınarak” denildiği, bu sebeple cezai şartın TL bazında hesaplanması gerektiği, cezai şartın davacının hak kazandığı en yüksek aylık komisyon miktarının on iki ile çarpımı şeklinde hesaplanacağı, en yüksek ihracat komisyonu 2016 Aralık ayında gerçekleştiği, 378227,74.-EUR x %5 = 18.911,38 EUR 18.911,38 EUR x 3.7166 (2016 Aralık ayı Euro kuru) = 70.267,12 TL komisyon bedeli 70.286,03 TL x 12 ay = 843.205,44 TL cezai şart bedeli olacağı, mahkemece cezai şartın EURO bazında hesaplanacağı kanaatinde ise; En yüksek ihracat komisyonu; 378227,74.-EUR x %5 = 18.911,38 EUR komisyon bedeli olacağı, 18.911,38 Euro x 12 ay = 226.936,64.-Euro cezai şart bedeli olacağı,
3. EURO olarak hesaplanan cezai şart bedelinin davalının mahvına neden olacağı, TL olarak hesaplanan cezai şart bedelinin davalının 2017,2018 yılı yıllık kar’ ı dikkate alınarak ekonomik olarak zor durumda bırakacağı" tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağına ilişkindir.
Taraflar arasında 12.02.2016 tarihinde Süresiz İş Anlaşma Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davacı şirketin yurtdışında yerleşik yeni müşteriler getirerek sipariş alacağı, davalı şirketin ise bu siparişler gereğince üretim yaparak söz konusu yurtdışı firmalara ihracat yapacağı, sözleşmenin 18. Maddesinde belirtildiği üzere yapılan ihracat bedellerinden Ülke ve Şirketlere göre %5 ile %12 arasında değişen oranlarda davacıya komisyon ödeneceğinin kararlaştırıldğı hususlarında çekişme bulunmamaktadır. Sözleşmere davacı tarafın yükümlülüğü davalı tarafa marka/müşteri kazandırmak ve kazandırılan müşterilerden siparişleri davalıya iletmek, bunun karşılığında davalının yükümlülüğü ise siparişleri istenilen kalite ve zamanlarda tamamlayıp, yüklemeleri anlaşılan şartlar doğrultusunda yapmak ve davacıya komisyon ödemek olduğu anlaşılmıştır.
Davacı yan, sözleşmeye uygun olarak yurt dışı merkezli 7 farklı müşteriyi sözleşmeye uygun olarak getirip sipariş aldığını, bu müşterilere Şubat-2016 ile Nisan-2018 tarihleri arasında 1.160.000-Euro ve 1.626.000-GBP'lik ihracat yapıldığını, ancak davalı şirketin davacıyı devre dışı bırakarak, ... ve diğer yurt dışı müşterilerle direk çalışmaya başlayarak sözleşmeye aykırı davrandığından bahisle sözleşmenin 34. Maddesi gereğince cezai şart talebinde bulunmuş, davalı yan ise; davacının sözleşmeye aykırı olarak nitelediği üretimlerin yurt dışından geçilen direkt siparişler olduğunu, davacı firma ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunmuştur.
O halde çekişme davanın sözleşmeye aykırı satışlarının bulunup bulunmadığı, sözleşmenin feshinde davacı yanın haklı olup olmadığı ve bunun sonucunda sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Sözleşmenin 34. Maddesi; "Bu anlaşma, ofis ve fabrikanın iyi niyet çerçevesinde birlikte oluşturacağı ve hacmi ve kazanç büyütmeyi hedeflediği bir anlaşmadır. Bu anlaşma çerçevesinde ofis, kendi özelinde olan ve ticari bağlarının bulunduğu tüm marka ve müşterilerini fabrikanın bünyesine aktaracaktır. Fabrikanın bu durumu kötü niyetli olarak lehine kullanması, ofisin ticari ilişkilerini kendi lehine ve tarafına çevirmesi, bu anlaşmanın ana teması olan iyi niyet ve dürüstlük ilkelerini çiğnemek olacaktır. Bu durum gerçekleştiği takdirde, fabrika ofise cezai bir tazminat ödemekle yükümlü olacaktır. Bu tazminat, ofisin fabrikada yürüttüğü üretimlerden oluşan aylık komisyon miktarının, o tarihe kadar gerçekleşmiş olan en yüksek aylık rakamı taban alınarak, bu taban rakam üzerinden on iki aylık / bir yıllık toplam komisyona denktir." hükmünü içermektedir.
Mahkememizce alınan bilirkişi heyeti 05.12.2021 tarihli kök raporu kapsamına göre; sözleşme kapsamında davacı şirketin davalı şirkete 7 şirket getirdiği, yapılan iş karşılığı olarak davacı şirket tarafından davalı şirkete komisyon faturaları düzenlendiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete 2016 yılında 99.804,42.-TL tutarlı iki fatura, 2017 yılında 615.960,00.-TL tutarlı 11 adet fatura tanzim edildiği, davalı şirketin 2018 yılı BA BS formlarının incelenmesinde; davaya konu edilen dava dışı üçüncü şirketlerden ... ile çalışmaya devam ettiği görülmüştür.
Mahkememizce alınan bilirkişi heyeti 22.08.2023 tarihli ek raporu kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşme belirsiz süreli bir sözleşme bulunduğu, sözleşmede olağan fesih düzenlemesine yer verildiği, sözleşmenin sonlandırılması, fabrika ve ofisin birliktte mutabakatı ile 6 ay öncesinden yazılı olarak imzalanarak yapılacağının kararlaştırıldığı, ancak somut olayda sözleşme davacı tarafın ihtarnamesi ile haklı fesih nedenine dayanarak tek taraflı olarak feshedildiği, haklı sebeple feshin temelini sürekli borç ilişkilerinde güven temeli oluşturduğundan tüm hukuki ilişkilerde olduğu gibi TMK m. 23 çerçevesinde genel bir ilke olarak hukuk aleminde tezahür ettiği, haklı fesih hali özelinde incelenmesi gereken bir kavram da haklı sebebin neleri ihtiva ettiği noktasında toplandığı, haklı sebep gerek Kanun'da gerekse de öğretide esnek bir kavram olarak inceleme altına alınmış olup her hukuki durum açısından farklı bir değerlendirme yapılarak sebebin haklı yahut haksız olduğu noktasında kanaate varılabilmesinin mümkün olacağı, haklı sebebin takdirinde, borç ilişkisinin devamının çekilmez hale gelip gelmediği araştırılması ihtilafın sonuçlandırılabilmesi bakımından oldukça önem arz etttiği, sözleşmenin 34. Maddesinde davalının, davacının kendisine kazandırdığı müşterileri kötü niyetli olarak lehine kullanması, ofisin ticari ilişkilerini kendi lehine ve tarafına çevirmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olacağınin belirlendiği, sözleşme ilişkişi devam ederken davalının, davacının kendisine kazandırdığı ... şirketiyle direkt ilişki kurup, davacı şirketin haberi olmaksızın sipariş alması durumunun davacı açısından sözleşmeyi feshetmek için haklı sebep sayılabileceği, buna göre sözleşmenin 34. Maddesindeki usulle hesaplanacak cezai şart tutarının 226.936,64.-Euro olacağı, davalı şirketin mali durumu dikkate alındığında ekonomik olarak mahvına neden olacağı mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında akdedilen 12.02.2016 tarihli Süresiz İş Anlaşma Sözleşmesi kapsamnda davalı tarafa marka/müşteri kazandırmak ve kazandırılan müşterilerden siparişleri davalıya iletmek yükümlülüğü altına giren davacı yanın sözleşmeye uygun olarak yurt dışı merkezli 7 farklı müşteriyi sözleşmeye uygun olarak sipariş aldığı ve bu müşterilere ihracat yapıldığı, ancak davalı şirketin davacıyı devre dışı bırakarak ... şirketi ile direk çalışmaya başlayarak sözleşmeye aykırı davrandığı, sözleşmenin davacı yan tarafından haklı nedenlerle feshedildiği, sözleşmenin 34. Maddesinde davalının, davacının kendisine kazandırdığı müşterileri kötü niyetli olarak lehine kullanması, ofisin ticari ilişkilerini kendi lehine ve tarafına çevirmesinin dürüstlük kurallarına aykırı davranışlarda bulunması halinde cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan cezai şart tutarının 226.936,64.-Euro olduğu, ancak davalı şirketin mali durumu dikkate alındığında bu tatarın tahsilinin ekonomik olarak davalının mahvına neden olacağının anlaşıldığı, davacı tarafından keşide edelen .... Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamede davalı yana cezai şart tutarını ödemesi için 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin 20.06.2018 tarihinde davalıya tebliğ edilmekle 27.06.2018 tarihinde temerüde düştüğü, davacının ise 28.06.2018 tarihinden itibaren faiz istediği anlaşılmakla bu talebi ile bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, 226.936,64.-Euro cezai şartın takdiren %50 oranında tenkisiyle; 5.000,00 Euro cezai şart tutarına 28.06.2018 tarihinden itibaren, kalan 108.468,32 Euro cezai şart tutarına ise ıslah tarihi olan 25.11.2022 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KISMEN kabulüne, 226.936,64.-Euro cezai şartın takdiren %50 oranında tenkisiyle;
2-5.000,00 Euro cezai şart tutarına 28.06.2018 tarihinden itibaren, kalan 108.468,32 Euro cezai şart tutarına ise ıslah tarihi olan 25.11.2022 tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 146.038,78-TL harçtan peşin alınan 515,32-TL harcın ve 73.646,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 71.877,46-TL harcın davalıdan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 670,17-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan, 649,83-TL arabuluculuk ücretinin ise davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 44.40-TL başvurma harcı, 6,40-TL vekalet ücreti harcı, 515,32-TL peşin harç, 73.646,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 74.212,12-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 11.600,00-TL bilirkişi ücreti, 300,00-TL davetiye/tezkere masrafı olmak üzere toplam 11.900,00-TL'nin red ve kabul oranına göre 5.858,40-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 243.030,63-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı yanca yapılan yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre üzerinde bırakılmasına,
8-Cezai şart tutarında takdiren indirim yapılarak hüküm kurulduğu gözetilerek reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Taraf vekillerinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/12/2023
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır