T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/255 Esas
KARAR NO:2024/594
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/06/2020
KARAR TARİHİ:11/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekili ... Sigorta'nın sigortalısı dava dışı ...'nin ... Mahallesi ... Caddesi No:89 ... / İstanbul adresindeki sigortalı işyerinin ön cephesindeki ana caddede bulunan ... kanalının tıkanması sonucu geri tepme olduğu beyan edildiğini, sabah işyerine gelindiğinde bodrum katı yaklaşık 1 karış seviyesinde su bastığının görüldüğünü, dava dışı sigortalının beyanı ve hasarın oluş şekli itibariyle ...'ye rücu imkanı olabileceği kanaatine varıldığını, işbu nedenle müvekkilinin 3.000,00 TL'lik tutarı dava dışı sigortalı ...'ye ödendiğini ve haklı nedenlere dayanarak ...'ye rücu talebinde bulunduğunu, buna dayalı olarak .... İcra Dairesi ... esas numaralı dosya ile icra takibine başlandığını, ancak davalının itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açma zarureti hasıl olduğunu, davalı ...'nin bu olayda hizmet kusuru bulunduğunu, Ekspertiz raporunda ... kanalının tıkanması sonucu geri tepme olduğu tespit olunduğunu, Anayasanın 125 inci maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, bununla birlikte idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusurunun hizmetin kötü işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği ve bunun idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açtığında kuşku bulunmadığını, ... kanalının tıkanması yüzünden meydana gelen geri tepmelerden dolayı mağdur olmuş birçok kişinin şikayeti bulunduğunu, buna istinaden davalı ...'nin bakım ve onarım görevlerini sık sık ihmal ettiğini, sorumluluk, başkalarına verilen zararın karşılanması yükümlülüğünü ifade ettiğini, sorumluluğun süresi, gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri olabileceği gibi devlet ve diğer kamu tüzelkişileri de olabileceğini, Uygar ülkelerin hiçbirinde idarenin sorumsuz olduğu veya olması gerektiği iddia edilemeyeceğini, İdarenin sorumluluğu, hukuk devletinin olmazsa olmaz unsurlarından birisi olduğunu, Özel hukuk alanındaki sorumluluğun temelini “kusur” oluşturduğunu, özel hukuktaki kusurun hem hukuka aykırılık gibi nesnel, hem de dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi öznel yönleri olduğunu, Hizmet kusurunun ise BK madde 41'deki haksız fiilden farklı olup idare hukukuna has, nev'i şahsına münhasır, muhtar, müstakil orijinal olaylara göre değişebilen, esnek bir sorumluluk türü olduğunu, içtihatlarla geliştirilmiş olan hizmet kusuru idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında düzenlenmesinde yada işleyişindeki bozukluk yada aksaklığı ifade eder. Danıştay'ın eski tarihli bir kararında belirttiği üzere bir olayda hizmet kusurunun varlığından söz edebilmek için, “... idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetinde, kuruluş işleyiş ya da personel açısından gereken emir ve talimatların verilmemesi, denetiminin yetersiz olması, hizmete tahsis edilen araç ve gereçlerin hizmet gereklerine uygun ve yeterli olmaması, gereken tedbirlerin alınmaması veya geç veya zamansız alınması gibi nedenlerle bir aksaklık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik veya sakatlık meydana gelmiş ve oluştuğu ileri sürülen zararın da bundan kaynaklamış olması...” gerekir denildiğini, Yine bir Danıştay kararında "Fertlerin uğradıkları zararın tazmini için mutlaka ajanlara yani görevlilere izafen edilebilecek bir kusurun mevcudiyeti aranmaz” denildiğini, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 04.02.2013 Tarih 2012/18925 Esas,2013/1598 Karar sayılı ilamında da “Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları altında yapmaktadır.” 6102 sayılı TIK'nun 16. Maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtildiğini, ana caddede bulunan ... kanalının tıkanması sonucu geri tepen suların, ... mah. ... cad. No : 89 ... - İstanbul adresinde yer alan, dava dışı müvekkili şirket sigortalısı ..." ye ait işyeri bodrumunda hasarlara neden olduğu oluşan 3.000 TL tutarındaki hasar tutarının, sigortalıya ödenerek ...' den talepte bulunduğu ayrıca, Istanbul 3. İcra Dairesi 2020 / 1471 esas sayılı dosya ile takibe geçildiği, ancak davalı şirketin ise borca itirazla takibi durdurduğunu belirterek, davanın kabulü ile % 20 den aşağı olmamak kaydıyla, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, İdari Yargı Mahkemelerinin görevli olduğu dava konusu olayla ilgili olarak Kanal Kontrol Ekipleri tarafından yapılan teknik incelemede; bina iç tesisatından kaynaklanan taşkının, bodrum katta meydana geldiği ve binada atık suların geri tepmesini engelleyici tedbirlerin bulunmadığı, dolayısıyla müvekkil İdare sorumluluğunda bulunmadığını, iddia edilen işlem ve eylem ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının kurulabilmesi, binanın ruhsatının bulunup bulunmamasına bağlı olduğu, bu nedenle binanın; hukuka uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığı, yapının projesine uygun bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı, atık su bağlantı projelerinin bulunup bulunmadığı ve atık su bağlantısının onaylanmış projesine uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığı hususları ile imar mevzuatına uygun bir şekilde alınmış yapı ruhsatının bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiğini belirterek, usul ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, dava dışı sigortalı ...'nin işyerinde meydana gelen hasar nedeniyle ödenen bedelin rücuen tahsili talebine ilişkin .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
.... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, takibin 3.000,00-TL asıl alacak ve 47,34-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.047,34-TL alacağa ilişkin ilamsız takip olduğu, takip dayanağının 24.10.2019 tarihinde ... kanalının geri tepmesi sonucunda sigortalının iş yerine su basması neticesinde gerçekleşen hasarın borçlunun kusuru nedeniyle rücuen tahsili olduğu, 13/01/2020 tarihli ödeme emrinin 20/01/2020 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 23/01/2020 tarihinde, süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği görülmüştür.
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İnşaat Mühendisi ... 25.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Öncelikle, poliçe bitiş tarihinden 5 gün sonra ve 24.10.2019 tarihinde (saat:00.00) meydana gelen ve dava dışı sigortalı ...' ye ödendiği değerlendirilen dava konusu hasar ödemesinin, Davacı tarafından, Davalı - ...' ye rücu edilip edilemeyeceği hususunun takdirinin, tamamen Sn. Mahkeme' ye ait bulunduğu, ancak Sn. Mahkeme' de; dava konusu hasarın rücu edilebileceği kanaati oluştuğu taktirde ise Sigorta Ekspertiz Raporunda belirlenen toplam 3.000 TL tutarındaki maddi hasar tutarının; piyasa şartlarında makul ve itibar edilebilir bir hasar bedeli olduğu hususlarını tespit ve rapor etmiştir.
İtiraz üzerine itirazların değerlendirilmesi için dosya yeniden bilirkişiye verilmiş olup, İnşaat Mühendisi ... 03.01.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kök raporda değişiklik gerektirecek herhangi biri husus bulunmadığını bildirmiştir.
Davacı vekilinin ek rapora itirazı üzerine yapılan incelemede, davacı vekilinin 08/11/2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan poliçe incelendiğinde vadesinin 19/10/2019 -19/10/2020 olduğu, hasarın gerçekleştiği 24/10/2019 tarihinin poliçe geçerlilik süresi içerisinde gerçekleştiği, buna karşın bilirkişi ek raporunda hasar tarihinin poliçe vadesi bitiminden 5 gün sonra gerçekleştiğine ilişkin yanılgılı değerlendirmede ısrar edildiği ve tarafların itirazları karşılanmadan kök raporda değişiklik gerekmediği kanaatinin bildirildiği, kök ve ek raporda talep edilen hasar tutarının makul olduğu belirtilmişse de zarardan davalının sorumluluğuna ilişkin gerekçeli değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiş ve yeniden ek rapor alınarak eksikliklerin giderilemeyeceği kanaatine varıldığından Mahkememizin 16/02/2022 tarihli celse 1 nolu ara kararı ile dosyanın yeni bir bilirkişiye verilmesine karar verilmiştir.
İnşaat Mühendisi ... 20/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı taraf ... tarafından dava konusu taşınmazın yapı ruhsatı aşamasında, Atıksu bağlantı projesine onay verip vermediğinin araştırılması, Kurum tarafından onay verilmiş ise projede ve uygulamada cekvalf vb. ekipmanların zorunlu olması sebebi ile bulunup bulunmadığının, yapılan imalatın bu projelere uygunluğunun bağlantı yapılarken dikkate alınıp alınmadığın araştırılması gerektiği, “Dava konusu olayın vuku bulduğu tarihte ... atıksu kanalında iddia edilen tıkanıklığın olup olmadığı konusunda beyan dışında dava dosyasında bir delil olmadığı, tıkanıklık iddiası da ... tarafından ret edildiğinden, başkaca somut bir delil olup olmadığının (Resmi kurumlara müracaatın, fotoğrafların , O tarihte başka parsellerde benzer geri tepme olup olmadığı, tıkanıklık varsa varsa nasıl giderildiği ) taraflarca belgelendirilmesi gerektiği hususları tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekilinin rapora itiraz ve beyanları üzerine itirazların değerlendirilmesi için dosya yeniden bilirkişiye verilmiş olup, İnşaat Mühendisi ... 05.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davaya konu, İstanbul İli, ... İlçesi ... Mahallesi, ... Sokak No: 89 adresinde bulunan dava konusu taşınmazda yaptığım incelemede; ... tarafından dosyaya sunulan ... ihbar hattı verisinde 25.10.2019 tarihinde saat 11.11 de yapılan ihbarın , ... caddesi 76 kapı nolu taşınmaza ilişkin olduğu ve 1 ay içinde benzer ihbarın olmadığı dikkate alınmakla ve Yukarda izah ettiğimiz gerekçelerle , taşınmazın bodrum katına, 24.10.2024 tarihinde giren suyun, bodrum kat girişi merdiven önü sahanlığının, tretuvar ile aynı kotta olması sebebi ile merdiven ve R-4 numaralı resimde yağmur iniş borusu sağında bulunan pencereden girdiği kanaatinde olduğumu, ... tarafından dava dışı Sigortalı Sabriye inceye ödenen toplam: 3.000.000,00 TL'nin hasar tarihi ile kadri maruf olduğu görüşünde olduğu hususları tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekilinin rapora itiraz ve beyanları üzerine itirazların değerlendirilmesi için dosya yeniden bilirkişiye verilmiş olup, İnşaat Mühendisi ... 25.07.2024 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle; davaya konu, İstanbul İli, ... İlçesi ... Mahallesi, ... Sokak No: 89 adresinde bulunan dava konusu taşınmazda yaptığım incelemede; ... tarafından dosyaya sunulan ... ihbar hattı verisinde 25.10.2019 tarihinde saat 11.11 de yapılan ihbarın , ... caddesi 76 kapı nolu taşınmaza ilişkin olduğu ve 1 ay içinde benzer ihbarın olmadığı dikkate alınmakla ve izah edilen gerekçelerle , taşınmazın bodrum katına, 24.10.2024 tarihinde giren suyun, bodrum kat girişi merdiven önü sahanlığının, tretuvar ile aynı kotta olması sebebi ile merdiven ve R-4 numaralı resimde yağmur iniş borusu sağında bulunan pencereden girdiği kanaati ile Davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğraflıların, benim yaptığım keşif sırasındaki çektiğim fotoğrafların birlikte mukayesesi, ... ihbar hattı verisinde 25.10.2019 tarihinde saat 11.11 de yapılan ihbarın , ... caddesi 76 kapı nolu taşınmaza ilişkin olduğu ve 1 ay içinde benzer ihbarın olmadığı hep birlikte değerlendirildiğinde, 25.10.2019 tarihinde dava konusu işyerinin bodrum katında meydana gelen su baskınında ... İdaresine kusur atfedilemeyeceği, ... tarafından dava dışı Sigortalı ...'ye ödenen toplam: 3.000.000,00 TL'nin hasar tarihi ile kadri maruf olduğu görüşünde olduğunu tespit ve rapor etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
2004 sayılı İİK madde 67 uyarınca; "takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde Mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir".
.... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, takibin 3.000,00-TL asıl alacak ve 47,34-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.047,34-TL alacağa ilişkin ilamsız takip olduğu, takip dayanağının 24.10.2019 tarihinde ... kanalının geri tepmesi sonucunda sigortalının iş yerine su basması neticesinde gerçekleşen hasarın borçlunun kusuru nedeniyle rücuen tahsili olduğu, 13/01/2020 tarihli ödeme emrinin 20/01/2020 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 23/01/2020 tarihinde, süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına dair bir kararın alacaklı/vekiline tebliğine dair takip dosyası kapsamında mazbataya ve sair bilgi belgeye rastlanmamakla birlikte, eldeki itirazın iptali davasının 12/06/2020 tarihinde açıldığı, alacaklı/vekiline itiraz üzerine takibin durdurulması kararının tebliğine dair mazbata, sair bilgi belge de bulunmadığından İİK madde 67'de öngörülen bir yıllık sürenin işlemeye başlamadığı gibi takip tarihi ile dava tarihi arasında da 1 yıldan az süre bulunduğu görülmekle eldeki itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dava dışı ...'nin ...'de bulunan İşyeri, ... no.lu Yangın Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile 19/10/2019-19/10/2020 tarihleri arasında sigortalanmış olup, sigorta poliçesinin vadesi içerisinde 24/10/2019 tarihinde sigortalanan iş yerinde su baskını meydana geldiği ve bu su baskını olayı nedeniyle davacının dava dışı sigortalısına 25/10/2019 tarihli "Hasar Mutabakatnamesi" başlıklı belgeye istinaden 3.000,00-TL tutarında hasar bedeli ödediği, yapılan ödeme sonrası davacının kanuni halefiyete istinaden ödenen tazminatın, davalının kusuruna isabet eden 3.000,00-TL hasar bedelinin rücuen tahsili için .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlattığı belirlenmiştir.
Davacı, 24.10.2019 tarihinde ... kanalının geri tepmesi sonucunda sigortalının iş yerine su basması neticesinde hasarın gerçekleştiğinden bahisle, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili rücu alacağına konu hasarın bu şekilde gerçekleştiğinden bahisle davalıdan rücu talebinde bulunmuş,
Mahkememizce alınan bilirkişi raporundaki tespitlerden anlaşıldığı üzere, dava ve takibe konu rücu alacağına dayanak su baskını olayında, olayın 19/10/2019 tarihinde gerçekleştiği, davalının kök rapora itiraz dilekçesi ekinde sunduğu ... hattına arıza kaydının, 25/10/2019 tarihinde saat 11:11:12 yapılan kanal arıza ihbarı olduğu, bu ihbarın ... Cad. No:76 nolu adrese ait olduğu ve 1 ay içerisinde benzer ihbarın olmadığı, rücu alacağına konu hasarın gerçekleştiği yerin ise dava dışı sigortalının işyeri olan ve poliçede de riziko adresi olan ... Cad. No:89/1 nolu adres olduğu, bu durumda, sigortalı iş yerinin bulunduğu adrese ilişkin arıza kaydının bulunmadığının anlaşıldığı, bilirkişi tarafından hasarın meydana geldiği adreste yerinde yapılan inceleme neticesinde taşınmazda iş yerinin bulunduğu bodrum katına 24/10/2019 tarihinde giren suyun, bodrum kat girişi merdiven önü sahanlığının tretuvar ile aynı kotta olması sebebiyle merdiven ve rapordaki R-4 numaralı fotoğrafta yağmur iniş borusu sağında bulunan pencereden girdiğinin belirlendiği, davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğraflar ile bilirkişinin yerinde yaptığı incelemede çektiği fotoğrafların birlikte mukayese edilmesi neticesinde, olay tarihinde ve 1 aylık süre içerisinde ...'ye yapılan ihbar bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, iş yerine giren suların yağmur suyu olduğu, siyah renkli çökeltinin ise mutfakta bulunan cihazların altında birikmiş tozlardan su ile meydana çıktığı, bu durumda ... kanalının tıkandığı ve tıkanma sonucu geri tepme nedeniyle su baskınının gerçekleştiği iddiasının dayanaksız olduğu, iş yerine ait olan merdivenin tretuvar ile aynı kotta olması nedeniyle merdiven ve yine iş yerinin penceresinden sızıntı şeklinde olayın gerçekleştiği ve mevcut durumda meydana gelen su baskınında davalıya izafe edilecek kusur bulunmadığından davalının sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca dava değeri dikkate alınarak 3.047,34-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır