T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/37 Esas
KARAR NO:2023/911
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/01/2020
BİRLEŞEN:.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... Esas
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/01/2020
KARAR TARİHİ:21/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili olduğu ...ENDÜSTRİ TİC VE SERVİS A.Ş. İle davalılar arasında imzalanmış olan 01/04/2016 tarihli ... TERMİK SANTRALİ BUHAR TÜRBİNİ VE JENERATÖR MODERNİZASYONU PROJESİ TEDARİK VE HİZMET SÖZLEŞMESİ'nden kaynaklanan faturaya dayalı alacaklar ile bir kısım avans alacaklarının vadesinde ödenmemesi sebebiyle .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile girişilen ilamsız takibe davalıların haksız olarak itiraz etmesi üzerine itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin Muğla iline bağlı ... ilçesinde bulunan bir termik santralin sahibi olduğunu, zamanla yıpranan termik santralin modernize edilmesi ve performansının artırılması için ...ENDÜSTRİ TİC. VE SERVİS A.Ş.ile 31/12/2015 tarihinde tedarik ve hizmet sözleşmesinin akdedildiğini, daha sonra işbu sözleşme feshedilmeden dava konusu dayanak edilen 01/04/2016 tarihli tedarik ve hizmet sözleşmesinin akdedildiğini, hernekadar eski sözleşme feshedilmemiş olsa da yeni imzalanan sözleşmenin 21.maddesinde sözleşmenin ifasından önce herhangibir zamanda yapılmış tüm sözlü ve yazılı beyanların, sözleşmelerin veya mutabakatların hükümsüz kalacağının düzenlendiğini, müvekkil şirketin muhtelif bankalara çok büyüm miktarlarda kredi borcunun bulunduğunu ve karşı tarafın ise söz konusu sözleşmeleri imzalarken bunlardan haberdar olduğunu, işbuna müteakiben taraflar arasında 10/01/2017 tarihli Tadil Protokolü ile Buhar Türbinleri ve Genaratörlerin modernizasyonuna ilişkin imzaladıkları 01/04/2016 tarihli sözleşmede birtakım revizeler yapıldığını, 2017 yılı Nisan ayına gelindiğinde müvekkil tarafından ödemelerin zamanında yapılmadığı gerekçesi ile 03/06/2016 tarihli sözleşmenin feshedildiğini, taraflar arasında buhar türbinleri ve geneatör işine ilişkin olarak görüşmeler ve iş planlaması devam ederken davacıların müvekkile gönderdikleri 14/07/2017 tarihli yazıları ile 01/04/2016 tarihli sözleşme ile üstlendikleri işi durduklarını bildirdiklerini, davacıların haksız bir şekilde işi durdurduktan sonra öncelikle buhar ünitelerinde 1. Üniteye ağırlık verilmesini karar verilmiş ve taraflar arasında 28/12/2017 tarihli bir metin imzalandığını, bu tarihten sonra taraflar arasında birçok mailleşmeler ve toplantılar olduğunu ancak bu görüşmeler devam ederken 24/10/2018 tarihinde işbu dava konusu haksız icra takibinin başlatıldığını ve işbu kötüniyetli takibe itiraz ettiklerini, müvekkilin iyi niyetli bir şekilde davacılar ile görüşmeye devam ettiğini ve bu görüşmeler neticesinde 02/01/2019 tarihli İyi Niyet mutabakatının düzenlendiğini, ancak bu süreçten sonra davacı yan müvekkilden 20 Milyon Euro ek bir bedel ödenmesini talep ettiğini ve işbu süreci adeta çıkmaza soktuklarını, daha sonra ise davacıların kötü niyetlerini tekrardan sergilediğinden bahisle işbu huzurdaki davayı açtıklarını, ancak İcra İflas Kanunu 67.maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan bu davanın esasa girilmeksizin öncelikle reddi gerektiğini, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı taleplerinin, haksız faiz istem ve faiz başlangıç taleplerinin ve her halükarda işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile davacılarca kötü niyetli icra takibi başlatıldığından müvekkil lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmişlerdir.
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili olduğu şirket ile davalılar arasında 01/04/2016 tarihinde hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeden kaynaklanan fatura ve bir takım avans alacaklarının vadesinde ödenmediğini, bu sebeple .... İcra Müdürlüğünün ... takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalıların bu takibe haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek 8. İcra dosyasına yönelik itirazın iptali talebiyle açılmış olan, ayrı bir talep ile bildirilen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/37 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, itirazın iptalini ve takibin devamını, yargılama giderleri ve vekalet üceritinin davalı taraflara yükletilmesini, davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; TCMB 13/01/2020 tarihli kur tablosuna, peşin harç tutarını gösterir derkenara, ... Termik Santrali Buhar Türbini ve Jeneratör Modernizasyonu Projesi Tedarik ve Hizmet Sözleşmesi'ne, Teminat Sözleşmesine, 31/05/2016 tarihli ticaret sicil gazetesine, ... No'lu rapora, ... No'lu rapora, ... No'lu rapora, ... numaralı faturaya, .... numaralı faturaya, .... numaralı faturaya, bakiye avans tutarının ödenmesi talepli e-posta yazışmasına, 12/06/2017 tarihli yüklenici mektubuna, 14/07/2017 tarihli yüklenici mektubuna, 14/08/2017 tarihli iş sahibi - ... mektubuna, ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesine, 28/12/2017 tarihli niyet mektubuna, ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi'ne, 12/04/2018 tarihli yüklenici mektubuna, 02/01/2019 tarihli mutabakat zaptına, 05/02/2019 tarihli ödeme dekontuna, 30/12/2019 tarihli arabuluculuk son tutanağına, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına, ticari defter ve kayıtlarına, taraf arasındaki tüm yazışmalara, bilirkişi incelemesine, tanık deliline ve yemine dayanmışlardır.
Asıl davada davaya dayanak .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasında; ...... ANONİM ŞİRKETİ tarafından borçlular ... ANONİM ŞİRKETİ ve ... ANONİM ŞİRKETİ için 15.507.271,64-TL alacağın tahsili için 24/10/2018 tarihinde ilamsız genel haciz yoluyla takibe girişildiği, borçlulara ödeme emrinin 30/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, 06/11/2018 tarihinde süresinde borca ve yetkiye itiraz edildiği anlaşılmaktadır.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı davada davaya dayanak .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasında; ... ... tarafından borçlular ... ANONİM ŞİRKETİ ve ... ANONİM ŞİRKETİ için 52.120.843,36-TL alacağın tahsili için 24/10/2018 tarihinde ilamsız genel haciz yoluyla takibe girişildiği, borçlulara ödeme emrinin 30/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, 06/11/2018 tarihinde süresinde borca ve yetkiye itiraz edildiği anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ile tarafların ilişki dönemini kapsayan ticari defter ve dayanağı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı yanın dava tarihi itibariyle davalıdan alacağı varsa miktarı ile taraf defterlerinin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğinin tespiti için bilirkişi Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesaplama Uzmanı ... ve TTK Uzmanı ...ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan 17/05/2022 havale tarihli kök raporlarında:
''... Tarafların ticari defter ve kayıtlarının esas itibariyle bir birlerini teyit ettiği,
Davalı ... ile davacı ...muavin hesap bakiyeleri arasında 7.800,00 Euro tutarında farklılık bulunduğu görülmekle, bu farklılığın, ... kayıtlarında yer alan 14.12.2017 tarihli 7.800,00 Euro tutarındaki banka ödemesinin, ...kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı,
Bu bakımdan davacının ticari defterlerinde ye aldığı şekliyle davacının alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiği,
Taraflar arasında 02.01.2019 tarihinde yapılan “Mutabakat Anlaşması” uyarınca davacının bakiye alacağının 9.500.000 Euro olarak belirlendiği, bu bedelin 500.600 Euro’luk kısmının ödendiği,
Asıl ve birleşen davalarda davacıların başlatmış oldukları icra takiplerinde talep ettikleri işlemiş faiz tutarlarının hesaplanabilmesi için 01.08.2018 tarihinde davacı tarafından davalıya gönderilen son ihtarnamenin tebliğ şerhi dava dosyasında yer almadığından, işlemiş faiz hesaplarının yerindeliği yönünden herhangi bir tespit ve değerlendirme yapma imkanı bulunmadığı, zira takiplerde işlemiş faiz hesabının 24.10.2018 tarihi baz alınarak yapılmış olduğu, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu,
Rapor içerisinde yer verilen hususlar dikkate alındığında, asıl ve birleşen davalarda davacıların başlatmış olduğu icra takiplerine yapılan itirazların yerinde olmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı ve davalı vekilinin 17/05/2022 tarihli bilirkişi heyeti kök raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunmuş oldukları, mahkememizin 06/07/2022 tarihli ara kararı uyarınca Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarının kabulü ile, bilirkişi heyetine Endüstri Mühendisi Yakıt ve Enerji Teknolojileri Mühendisi..., Makine Mühendisi ... ve Gümrük Uzmanı ...'in tayini ile taraf vekillerinin itirazları kapsamında ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin itirazı kapsamında Endüstri Mühendisi Yakıt ve Enerji Teknolojileri Mühendisi..., Makine Mühendisi ... ve Gümrük Uzmanı ...'in önceki heyete dahil edilerek oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 20/03/2023 havale tarihli 1. Ek raporlarında:
''...TEKNİK SONUÇ: Dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle;
Dosyada bulunan belgelere göre; 03.03.2017 tarihli ... ... Seri nolu Gümrük ithalat beyannamesi konusu mallar ile dava konusu olan 23.01.2020 tarihli ... nolu İngilizce Gümrük ihracat faturasındaki malların aynı mallar olup olmadığının tespit edilemediği,
14.03.2017 tarihinde imzalanmış tutanakların geçerli olduğu varsayımında davacı şirketlerce düzenlenmiş olan faturalardaki bedelin muaccel hale geldiği,
14.03.2017 tarihinde imzalanmış tutanakların geçerli olmadığı varsayımında mahallinde keşif yapılması gerektiği,
MALİ SONUÇ: Tarafların kök rapora karşı beyan ve itirazları irdelenmek sureti ile yapılan değerlendirmelerde;
Davacı yanın işlemiş faiz talep edip edemeyeceği, edebilecek ise uygulanacak faiz oranı ile faiz başlangıç tarihinin takdiri mahkemeye ait olmakla birlikte, davacı yanın gerek asıl gerek ise birleşen davalara konu takiplerde talep ettiği işlemiş faiz tutarlarını, her bir alacak kalemi için hesap metodolojisini de gösterecek şekilde izah etmesi gerektiği,
Heyete dahil edilen teknik bilirkişilerce ulaşılan sonuçlar da dikkat alındığında, kök raporda mali yönden yapılan tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik yapmayı gerektirecek herhangi bir hususun bulunmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı ve davalı vekilinin 20/03/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunmuş oldukları, mahkememizin 06/07/2023 tarihli celse ara kararı uyarınca davacı vekilinin temerrüt faizine ilişkin açıklamalarının davalı yanın ise davacı lehine avans hesaplaması yapılmasına yönelik itirazlarının değerlendirilmesi ve davalı Aydem'in garantörlüğünün geçerli bir garantörlük olmadığına ilişkin aşamalardaki beyanlarının değerlendirilmesi için dosyanın 2. ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin beyan ve itirazları kapsamında önceki bilirkişi heyetinden alınan 15/09/2023 havale tarihli 2. Ek raporlarında:
"...Asıl davada davacı yanın takibe konu ettiği fatura muhteviyatı mal ve hizmetlerin davalı muhatabına teslim edildiğinin kabul edilmesi halinde, davacının incelemeye sunmuş olduğu hesaplama ile uyumlu olarak davalı yandan 101.515,07 Euro işlemiş faiz talep edebileceği,
Birleşen davada davacı yanın takibe konu ettiği fatura muhteviyatı mal ve hizmetlerin davalı muhatabına teslim edildiğinin kabul edilmesi halinde, davacının incelemeye sunmuş olduğu hesaplama ile uyumlu olarak davalı yandan 356.789,04 Euro işlemiş faiz talep edebileceği,
Gerek icra takibi talebinde gerek ise işbu rapor içerisine derç edilen işlemiş faiz hesaplama tablosunda “avans” ödemesine ilişkin tutarlar ayrı bir kalem olarak belirtilmiş olup, mahkemece “avans” tutarının talep edilemeyeceği kanaatine ulaşması halinde bu tutarın ayrıştırılması için başkaca bir hesaplamaya gerek duyulmayacağı,
... tarafından yapılan 1.900.000,00 Euro tutarındaki ödemenin 706.882,35-Euro dışında kalan kısmının hesaplama dışı bırakılmasının gerekçesinin kök raporda açıkça belirtilmiş olduğu,
Geçerli bir garanti taahhüdünün bulunmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl davada, davacı ..., .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında borçlular ... A.ş. ve ... A.ş. aleyhine 2.240.874,71 Euro asıl, 101.613,45 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.342,488,16 Euro tutarının tahsili için takip başlatmış, itiraz üzerine açtığı itirazın iptali davası ile takipen sonra ödenen 500.600,00 Euro'nun mahsup edilerek itirazın iptalini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Birleşen davada davacı ..., .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında borçlular ... A.ş. ve ... A.ş. aleyhine 7.512.350,00 Euro asıl, 360.889,18 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.873.239,18 Euro tutarının tahsili için takip başlatmış, itiraz üzerine açtığı itirazın iptali davası ile itirazın iptalini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı ... Enerji; diğer davalının borcuna garanti eden sıfatıyla garantör olmadıklarını, davanın kendileri açısından reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Termik; davacı ile termik santralin modernizasyonu için sözleşme akdedildiğini, ancak davalının ekonomik durumunu bahane eden davacının bir kısım işleri yaptıktan sonra yükümlülüklerini tamamlamadan yapılmayan işlerin bedelini talep ettiğini, takibe konu faturalarda yer alan kalemlerin teslim edilmediğini, işlerin davacı tarafından yerine getirilmediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
...ile Davalılar arasında 01.04.2016 tarihinde ... Termik Santrali Buhar Türbini Ve Jeneratör Modernizasyonu Projesi Tedarik Ve Hizmet Sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmede davacılardan ...SP. Z.O.0. “Yabancı Yüklenici”, ...... A.Ş. ise “Yerli Yüklenici” olarak tanımlanmış, sözleşmeye göre ücretin bir kısmı asıl davacı ...'ye, bir kısmı ise birleşen davanın davacısı ... firmasına ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yine taraflar arasında 10.01.2017 tarihinde tadil protokolü yapıldığı gürülmüştür. 02.01.2019 tarihinde akdedilen “Mutabakat Anlaşması” başlıklı tadil sözleşmesi ile de davalının 9.500.000,00 Euro bakiye borcunun olduğu kararlaştırılmıştır.
Sözleşmede ödeme takviminin şu şekilde kararlaştırıldığı görülmektedir;
1. Ödeme, yüksek basınç-orta basınç-alçak basınç-türbin gövde dökümlerinin yüklenicinin yurt dışı fabrikalarına ulaşmasının ardından, yüklenici tarafından iş sahibine düzenlenecek bildirim yazısı, yüklenicinin bildirim yazısı ekinde sunacağı inceleme ve test kayıtları ve ilgili faturası karşılığında yapılacaktır.
2. Ödeme, yüksek basınç-orta basınç-alçak basınç-türbin rotorlarının yüklenicinin yurt dışı fabrikalarında işlendiğine dair yüklenici tarafından iş sahibine düzenlenecek bildirim yazısı, yüklenicinin bildirim yazısı ekinde sunacağı inceleme ve test kayıtları ve ilgili faturası karşılığında, yapılacaktır.
3. Ödeme, yüksek basınç-orta basınç-alçak basınç-türbin rotorlarının yüklenicinin yurt dışı fabrikalarında yüksek hızlı balans testini geçtiğine dair yüklenici tarafından iş sahibine düzenlenecek bildirim yazısı, yüklenicinin bildirim yazısı ekinde sunacağı inceleme ve test kayıtları ve ilgili faturası karşılığında, yapılacaktır.
O halde somut olayda çekişme; uyuşmazlığın niteliği, davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davalı ... Enerji'nin garanti taahhüdünün geçerli olup olmadığı notlarında toplanmaktadır.
Eser Sözleşmesi, iş sahibinin istek ve talimatları çerçevesinde bir eserin, bedeli karşılığında yüklenici tarafından meydana getirilmesini sağlamaktadır. Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK.) çerçevesinde iş görme sözleşmesidir ve TBK. m. 470. Hükmünde; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eseri meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir.” şeklinde tanımlanmış olup, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin eser sözleşmesi niteliği taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Davacı yüklenicinin eser sözleşmesi ile üstlendiği edimi gereği gibi ifa ettiğinin kabul edilebilmesi için, sonuç taahhüdünün yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Öte yandan ayıplı ifa söz konusu ise TBK.m.474-477 hükümlerinde belirtildiği gibi uygun bir süre içinde ifanın ayıplı olduğunun davacıya yana bildirmesi gerekmektedir.
Mahkememizce alınan bilirkişi kök raporuna göre;
Dava dosyasında davacı tarafından, her biri 14.03.2017 tarihli, 3 adet (1. Ödeme, 2. Ödeme, 3. Ödeme planı başlıklı) 1-2 ve 3 nolu iş evresine ait raporlar sunulmuş olup, her bir raporda ayrı ayrı;
1-Bu rapora bahis olan işler/teslimatlar/servisler 01.04.2016 tarihli sözleşmeye uygun olarak tamamlanmıştır.
2-Bu raporla beraber, işlerin/teslimatların aşağıdaki bölümleri kabul edilmiştir.
İfadelerinin yer aldığı, her üç raporda da “iş sahibi” sıfatı ile davalı şirket kaşesi altında ... (Santral Direktörü), ... (Mekanik Bakım Müdürü) isim ve imzalarının yer aldığı görülmüştür.
Dava dosyasında, davacı ...tarafından davalı ... unvanına düzenlenmiş, ... nolu, 23.01.2017 tarihli, 2.374.536,32 Euro bedelli ihracat faturasının sunulu olduğunun, anılan fatura muhteviyatı ürünlerin, ... numaralı gümrük beyannamesi ile 03.03.2017 tarihinde davalı ... tarafından ithali gerçekleştirilerek millileştirildiğinin müşahede edilmiştir.
Gümrük beyannamesi, sözleşmenin ödemeye ilişkin hükümleri ve sunulan raporlar dikkate alındığında, (sözleşmede adı geçen “bildirim yazısı” ve “yüklenicinin bildirim yazısı ekinde sunacağı inceleme ve test kayıtları” na dava dosyasında rastlanmamış olmakla, sunulmuş olmaları halinde dahi değerlendirilmeleri heyetimizin uzmanlık alanı dışında kaldığından, ancak bu unsurların bahse konu raporların onaylanma aşamasında denetlenmiş olduğu kabul edilerek) davacıların takipte alacak talep ettikleri faturalara konu işlerin, davalı şirkete teslim edilmiş oldukları kanaatine ulaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki tüm yazışmalar, davacının ödeme miktarını kabul ettiği 14.08.2018 tarihli yazı ve tarafların ödemeye ilişkin tarihleri yeniden tadil ettikleri 02.01.2019 tarihli protokol değerlendirildiğinde, burada bir “erteleme sözleşmesi” olduğu görülmektedir.
Temerrüdün devam ettiği bir zaman diliminde akdedilen erteleme sözleşmesi sadece erteleme süresince temerrüdü ortadan kaldırır, temerrüdün oluşmuş sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Tarafların iradelerinden ya da işin niteliğinden geçmişe etkililik sonucu çıkmadıkça erteleme sözleşmesi tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi alacağı ve diğer temerrüde bağlı sonuçlar varlığını korur (Bkz. Yüce, Melek Bilgin: Alacaklı ve Borçlu Açısından İfa Zamanı, İstanbul 2015, s.271; Gümüş, Alper: Muacceliyetin Ertelenmesi, Legal Hukuk Dergisi, C:11, s.126, Haziran 2013, s.35-36).
Tarafların ticari defter ve kayıtlarının esas itibariyle bir birlerini teyit ettiği, davalı ... ile davacı ...muavin hesap bakiyeleri arasında 7.800,00 Euro tutarında farklılık bulunduğu görülmekle, bu farklılığın, ... kayıtlarında yer alan 14.12.2017 tarihli 7.800,00 Euro tutarındaki banka ödemesinin, ...kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, bu bakımdan davacının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle davacının alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasında 02.01.2019 tarihinde yapılan “Mutabakat Anlaşması” uyarınca davacının bakiye alacağının 9.500.000 Euro olarak belirlendiği, bu bedelin 500.600 Euro'luk kısmının ödendiği, asıl ve birleşen davalarda davacıların başlatmış oldukları icra takiplerinde talep ettikleri işlemiş faiz tutarlarının hesaplanabilmesi için 01.08.2018 tarihinde davacı tarafından davalıya gönderilen son ihtarnamenin tebliğ şerhi dava dosyasında yer almadığından, işlemiş faiz hesaplarının yerindeliği yönünden herhangi bir tespit ve değerlendirme yapma imkanı bulunmadığı, zira takiplerde işlemiş faiz hesabının 24.10.2018 tarihi baz alınarak yapılmış olduğu, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, rapor içerisinde yer verilen hususlar dikkate alındığında, asıl ve birleşen davalarda davacıların başlatmış olduğu icra takiplerine yapılan itirazların yerinde olmadığı mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce alınan bilirkişi heyeti 1. Ek raporu kapsamına göre;
Dosyada bulunan belgelere göre; 03.03.2017 tarihli ... ... Seri nolu (03.03.2017/... tescil tarihli sayılı) Gümrük ithalat beyannamesi konusu mallar ile dava konusu olan 23.01.2020 tarihli ... nolu İngilizce Gümrük ihracat faturasındaki malların aynı mallar olup olmadığı tespit edilememektedir.
Bununla birlikte gümrük beyannamesi ile teslim alınan ürünle ilgili dosyada herhangi bir ayıp ihbarı yapıldığına dair iddia ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle gümrük beyannamesi ile faturalardaki malların aynı mallar olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğine ilişkin iddiaları karşısında gümrük beyannamesi ile teslim alınan ürünün hangi sözleşmeye ait olduğuna ilişkin bilgi ve belgenin davalı tarafından dosyaya sunulmamıştır.
14.03.2017 tarihinde "Hammaddenin yüklenici fabrikalarına ulaşması - Yüksek basınç- Orta basınç- Alçak basınç- Türbin gövde dökümleri" evreyle ilgili tutulan 1 nolu işe ait tutanak, "Fabrikada işleme- Yüksek basınç- Orta basınç- Alçak basınç- Türbin rotorları" evreyle ilgili 2 nolu işe tutanak, "Yüksek basınç testleri- Yüksek basınç- Orta basınç-Alçak basınç- Türbin rotorları" rotorları" evreyle ilgili 3 nolu işe ait tutanak taraf temsilcileri arasında imza altına alınmıştır. 14.03.2017 tarihinde imzalanmış tutanakların geçerli olduğu varsayımında davacı şirketlerce düzenlenmiş olan faturalardaki bedelin muaccel hale geldiği mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce alınan bilirkişi heyeti 2. Ek raporu kapsamına göre;
Asıl davada davacı yanın takibe konu ettiği fatura muhteviyatı mal ve hizmetlerin davalı muhatabına teslim edildiğinin kabul edilmesi halinde, asıl davada davalı yanın, TTK mad. 1530 kapsamında fatura tarihlerinden (24.03.2017) sonraki 15 gün dolduktan sonra 08.04.2017 tarihi itibarıyla temerrüde düşeceği, buna göre 08.04.2017 temerrüt tarihinden 24.10.2018 takip tarihine kadar geçen süre için asıl davada davacı yanın, incelemeye sunmuş olduğu hesaplama ile uyumlu olarak davalı yandan 101.515,07 Euro işlemiş faiz talep edebileceği değerlendirilmiştir.
Birleşen davada davacı yanın takibe konu ettiği fatura muhteviyatı mal ve hizmetlerin davalı muhatabına teslim edildiğinin kabul edilmesi halinde, birleşen davada davalı yanın, TTK mad. 1530 kapsamında fatura tarihlerinden (24.03.2017-27.03.2017) sonraki 15 gün dolduktan sonra 08.04.2017 ve 11.04.2017 tarihleri itibarıyla temerrüde düşeceği, buna göre 08.04.2017 ve 11.04.2017 temerrüt tarihinden 24.10.2018 takip tarihine kadar geçen süre için asıl davada davacı yanın, incelemeye sunmuş olduğu hesaplama ile uyumlu olarak davalı yandan 356.789,04 Euro işlemiş faiz talep edebileceği değerlendirilmiştir.
Davacının iddiası, davalılardan ... A.Ş.'nin bağlı ortaklığı durumunda olan ...'ın Tedarik ve Hizmet Sözleşmesi çerçevesinde üstleneceği tüm borç ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesini, garanti ve taahhüt ettiği yönündedir. Davalıların iddiası ise davacıların haksız taleplerine dayanak yaptıkları “Finansal Teminat Formu”nun hukuken bir garanti taahhüdü olarak nitelendirilemeyeceği yönündedir.
Garanti sözleşmesi, kefalet sözleşmesi gibi kişisel teminat sözleşmelerinden olup, esas amacı, özleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya kişisel güvence verilmesidir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı olması ve ayrıca da kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesi gerektiği halde, garanti sözleşmesi için, belli bir şekil şartı öngörülmediği gibi verilen garantinin limite de bağlanması koşulu yoktur. Kefil, borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği def'ileri sürme hakkına sahipken, garanti verenin böyle bir hakkı bulunmamaktadır.
Ayrıca, kefilin ödeme yaptıktan sonra asıl borçluya rücu hakkı mevcutken garanti verene bu yönde bir hak bahşedilmemiştir. Garanti sözleşmesi, asıl borçlu ile alacaklı arasında yapılan sözleşmeden bağımsız olup, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğu asıl borcun geçerliliğine ve devamına bağlıdır.
Sonuç olarak, garanti sözleşmesinde garanti verenin sorumluluğu, kefalet verenin sorumluluğundan daha ağır koşullara tabi tutulmuştur. Uygulamada ve doktrinde bir sözleşmenin kefalet sözleşmesi mi yoksa garanti sözleşmesi mi olduğu yönünde sorunlar çıkmış, sözleşmenin niteliğinin tespit ve yorumunda esas itibariyle teminat verenin iradesi esas alınmakla birlikte, HGK'nın 03.12.2008 tarih ... sayılı ilamında etraflıca açıklandığı üzere, asli/fer'i yükümlülük, yararlanma, kişiye yönelik teminat verilmesi gibi bir takım kıstasların da dikkate alınacağı kabul edilmiştir. Belirsizliğin garantisi olmaz. Bu itibarla, limit gösterme şartı bulunmamakla birlikte, garanti sözleşmesinde hangi riskin garanti edildiğinin belli olması ya da garanti edilen riskin boyutlarının tereddüt yaratmayacak biçimde belirlenebilir nitelikte bulunması gerekir.Hangi riskin garanti edildiği belirlenmeden “doğmuş ve doğacak her türlü borcun garanti edildiğinden söz etmek, boyutları belli olmayan (belirsiz) bir edimin garantisi anlamına gelir ki, bu da garanti sözleşmesiyle bağdaşmaz. Hal böyle olunca, garanti sözleşmesi düzenlendiği anda garanti edilen edimin sınırlarının açıkça belirlenmemiş olması ya da belirlenmeye yarayan koşul ve açıklamaların sözleşmede yer almamış bulunması halinde garanti edenin sorumluluğundan söz edilemez (Y. 11. HD'nin .... Ssavı ve 26.11.2013 tarihli kararı).
Somut olayda, davacıların taleplerine dayanak yaptıkları Finansal Teminat Formu'nda “Bağlı Ortaklığında herhangi bir zamanda, Sözleşmede öngörülen yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi, yerine getirmeyi ihmal etmesi veya reddetmesi halinde, ... tarafından gönderilen, hatayı belirten yazılı bildirimin alınması üzerine, Garantör söz konusu yükümlülükleri tam olarak yerine getirecek veya yerine getirtecektir... İşbu teminat sözleşmesi kapsamında talep edilen herhangi bir tutara ilişkin olarak Sözleşme kapsamında anlaşmazlık ortaya çıkması ve bu anlaşmazlığın Sözleşme gereğince Bağlı Ortaklık ile ... arasında başlatılmış tahkime sunulmuş olması durumunda, işbu Teminat Sözleşmesi altındaki yükümlülükler tahkimin sonucu beklenerek ertelenecek olup...” ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Söz konusu ifadeler dikkate alındığında Davacıların diğer Davalı'ya başvurmadan ... A.Ş.'ye başvuramayacakları anlaşılmaktadır. Bu urumda bağımsız bir taahhüt söz konusu olmadığından garanti taahhüdünden de söz edilemez. Dolayısıyla garanti taahhüdü gerekçe gösterilerek ... A.Ş.'ye başvurma olanağının bulunmadığı mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Taraflar arasında hukuki niteli eser sözleşmesi olan 01.04.2016 tarihili ... Termik Santrali Buhar Türbini Ve Jeneratör Modernizasyonu Projesi Tedarik Ve Hizmet Sözleşmesi ile asıl ve birleşen davadaki davacıların yerli ve yabancı yüklenici olarak işi üstlendikleri, 02.01.2019 tarihinde akdedilen “Mutabakat Anlaşması” başlıklı tadil sözleşmesi ile de davalının 9.500.000,00 Euro bakiye borcunun olduğu kararlaştırılmıştır.
Sözleşmede yüklenicinin borçları üç aşamalı olarak düzenlenmiş, ödemelerin de her bir aşamaya ait işin bitirilmesinden sonra şu takvime göre yapılması kararlaştırılmıştır;
1.Ödeme, yüksek basınç-orta basınç-alçak basınç-türbin gövde dökümlerinin yüklenicinin yurt dışı fabrikalarına ulaşmasının ardından, yüklenici tarafından iş sahibine düzenlenecek bildirim yazısı, yüklenicinin bildirim yazısı ekinde sunacağı inceleme ve test kayıtları ve ilgili faturası karşılığında yapılacaktır.
2. Ödeme, yüksek basınç-orta basınç-alçak basınç-türbin rotorlarının yüklenicinin yurt dışı fabrikalarında işlendiğine dair yüklenici tarafından iş sahibine düzenlenecek bildirim yazısı, yüklenicinin bildirim yazısı ekinde sunacağı inceleme ve test kayıtları ve ilgili faturası karşılığında, yapılacaktır.
3. Ödeme, yüksek basınç-orta basınç-alçak basınç-türbin rotorlarının yüklenicinin yurt dışı fabrikalarında yüksek hızlı balans testini geçtiğine dair yüklenici tarafından iş sahibine düzenlenecek bildirim yazısı, yüklenicinin bildirim yazısı ekinde sunacağı inceleme ve test kayıtları ve ilgili faturası karşılığında, yapılacaktır.
14.03.2017 tarihinde "Hammaddenin yüklenici fabrikalarına ulaşması - Yüksek basınç- Orta basınç- Alçak basınç- Türbin gövde dökümleri" evreyle ilgili tutulan 1 nolu işe ait tutanak, "Fabrikada işleme- Yüksek basınç- Orta basınç- Alçak basınç- Türbin rotorları" evreyle ilgili 2 nolu işe tutanak, "Yüksek basınç testleri- Yüksek basınç- Orta basınç-Alçak basınç- Türbin rotorları" evreyle ilgili 3 nolu işe ait tutanak taraf temsilcileri arasında imza altına alınmış olup, 14.03.2017 tarihinde imzalanmış tutanakların geçersizliğine ilişkin bir iddia yer almamaktadır. Bu tutanakların içeriğine göre, davacı yanın sözleşmesel edimlerini yerine getirdiği, aksi düşünülse bile davalının dosyaya yansıyan bir ayıp ihbarının yer alamadığı sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi kök ve ek raporlarına göre tarafların ticari defter ve kayıtlarının esas itibariyle bir birlerini teyit ettiği, davalı ... ile davacı ...muavin hesap bakiyeleri arasında 7.800,00 Euro tutarında farklılık bulunduğu görülmekle, bu farklılığın, ... kayıtlarında yer alan 14.12.2017 tarihli 7.800,00 Euro tutarındaki banka ödemesinin, ...kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, bu bakımdan davacının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle davacının alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasında 02.01.2019 tarihinde yapılan “Mutabakat Anlaşması” uyarınca davacının bakiye alacağının 9.500.000 Euro olarak belirlendiği, bu bedelin 500.600 Euro'luk kısmının ödendiği, asıl davada davacı yanın takibe konu ettiği fatura muhteviyatı mal ve hizmetlerin davalı muhatabına teslim edildiğinin kabul edilmesi halinde, asıl davada davalı yanın, TTK mad. 1530 kapsamında fatura tarihlerinden (24.03.2017) sonraki 15 gün dolduktan sonra 08.04.2017 tarihi itibarıyla temerrüde düşeceği, buna göre 08.04.2017 temerrüt tarihinden 24.10.2018 takip tarihine kadar geçen süre için asıl davada davacı yanın, incelemeye sunmuş olduğu hesaplama ile uyumlu olarak davalı yandan 101.515,07 Euro işlemiş faiz talep edebileceği, birleşen davada davacı yanın takibe konu ettiği fatura muhteviyatı mal ve hizmetlerin davalı muhatabına teslim edildiğinin kabul edilmesi halinde, birleşen davada davalı yanın, TTK mad. 1530 kapsamında fatura tarihlerinden (24.03.2017-27.03.2017) sonraki 15 gün dolduktan sonra 08.04.2017 ve 11.04.2017 tarihleri itibarıyla temerrüde düşeceği, buna göre 08.04.2017 ve 11.04.2017 temerrüt tarihinden 24.10.2018 takip tarihine kadar geçen süre için asıl davada davacı yanın, incelemeye sunmuş olduğu hesaplama ile uyumlu olarak davalı yandan 356.789,04 Euro işlemiş faiz talep edebileceği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan davalılardan ... A.Ş.'nin (... A.Ş.), .... A.Ş.'nin Tedarik ve Hizmet Sözleşmesi çerçevesinde üstleneceği tüm borç ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesini garanti ve taahhüt ettiği iddiasıyla ilgili yapılan değerlendirmeye göre; davacıların taleplerine dayanak yaptıkları Finansal Teminat Formu'nda “Bağlı Ortaklığında herhangi bir zamanda, sözleşmede öngörülen yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi, yerine getirmeyi ihmal etmesi veya reddetmesi halinde, ... (Yeni ünvanı ...) tarafından gönderilen, hatayı belirten yazılı bildirimin alınması üzerine, Garantör söz konusu yükümlülükleri tam olarak yerine getirecek veya yerine getirtecektir... İşbu teminat sözleşmesi kapsamında talep edilen herhangi bir tutara ilişkin olarak sözleşme kapsamında anlaşmazlık ortaya çıkması ve bu anlaşmazlığın sözleşme gereğince Bağlı Ortaklık ile ... (Yeni ünvanı ...) arasında başlatılmış tahkime sunulmuş olması durumunda, işbu Teminat Sözleşmesi altındaki yükümlülükler tahkimin sonucu beklenerek ertelenecek olup...” ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Söz konusu ifadeler dikkate alındığında davacıların diğer davalı ... A.Ş'ye başvurmadan ... A.Ş.'ye başvuramayacakları, bu durumda bağımsız bir taahhüt söz konusu olmadığından garanti taahhüdünden de söz edilemeyeceği, dolayısıyla garanti taahhüdü gerekçe gösterilerek ... A.Ş.'ye başvurma olanağının bulunmadığı sonucuna varılmış olup, açıklanan tüm bu gerekçelerle;
Asıl ve birleşen davada ... Şirketi (eski unvanı ... A.ş.) hakkında açılan davaların REDDİNE, davacı yanın takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından icra tazminatı talebinin reddine,
Asıl davanın kısmen kabulüne, davalı ... A.Ş.nin .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek suretiyle, 1.740.274,71 Euro asıl alacak ve 101.515,07 Euro işlemiş faiz olmak üzeri toplam 1.841.789,78 Euro üzerinde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan asıl alacak tutarı likit kabul edildiğinden bu tutarın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden %20 onanında hesaplanan 2.304.123,72 TL icra inkar tazminatının davadan alınarak davacıya verilmesine
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasının kısmen kabulüne, davalı ... A.Ş.nin .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek suretiyle, 7.512.350,00 Euro asıl alacak ve 356.789,04 Euro işlemiş faiz olmak üzeri toplam 7.869.139,04 Euro üzerinde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takibe konu asıl alacak likit kabul edildiğinden bu tutarın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden %20 onanında hesaplanan 9.946.351,40 TL icra inkar tazminatının davadan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Asıl ve birleşen davada ... Şirketi (eski unvanı ... A.Ş.) hakkında açılan davaların REDDİNE,
Davacı yanın takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından icra tazminatı talebinin reddine,
2-Asıl davanın KISMEN KABULÜNE, davalı ... A.Ş.nin .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek suretiyle, 1.740.274,71 Euro asıl alacak ve 101.515,07 Euro işlemiş faiz olmak üzeri toplam 1.841.789,78 Euro üzerinde devamına,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden %20 onanında hesaplanan 2.304.123,72 TL icra inkar tazminatının davadan alınarak davacıya verilmesine,
4-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 818.411,35-TL harçtan peşin alınan 127.077,41-TL harcın mahsubu ile bakiye 691.333,94-TL harcın davalı ... A.Ş'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı ... A.Ş'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 127.077,41-TL peşin harç, 7,80-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 127.139,61-TL harcın davalı ... A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan 717,00-TL davetiye gideri, 49.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 50.217,00-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 50.214,31-TL davalı ... A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 423.808,43-TL nispi vekalet ücretinin davalı ... A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine,
9-)Davalı ... Şirketi (eski Unvanı ... A.ş.) duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 423.808,43-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-)-Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... E SAYILI DAVA YÖNÜNDEN
1-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasının KISMEN KABULÜNE, davalı ... A.Ş.nin .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek suretiyle, 7.512.350,00 Euro asıl alacak ve 356.789,04 Euro işlemiş faiz olmak üzeri toplam 7.869.139,04 Euro üzerinde devamına,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Takibe konu asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 9.946.351,40 TL icra inkar tazminatının davadan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 3.338.161,93-TL harçtan peşin alınan 614.027,13-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.347.584,12-TL harcın davalı ... A.Ş'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 1.259,50-TL davalı ... A.Ş'den, 60,50-TL ücretinin ise davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 614.027,13-TL peşin harç, 7,80-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 614.089,33-TL harcın davalı ... A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine,
6-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 792.678,32-TL nispi vekalet ücretinin davalı ... A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine,
7-)Davalı ... Şirketi (eski Unvanı ... A.ş.) duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 792.678,37-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-)Davalı ... A.Ş duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 255.379,21-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-)-Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine
Davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/01/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır