T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/401 Esas
KARAR NO:2025/554
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/06/2021
KARAR TARİHİ:11/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiller ..., ..., ... ve ... nin davalı ... ...A.Ş.'nin hisselerinin %46,95'ine denk gelen toplam 1.126.941.332 adet hissesine sahip olduğunu, diğer yönetim kurulu üyesi ... A.Ş.'nin temsilcisi ..., ...'ın amcası ... ...'ın damadı olduğunu, 09/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurulda bir kere daha yönetim kurulu üyesi olarak seçilen ...'nün temsilcisi olduğu ... A.Ş.'nin hisselerinin%65.49'u ...'a ait olduğunu ve ... aynı zamanda ... A.Ş.'nin de yönetim kurulu başkanı olduğunu, önce ... ve 09/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurulda yapılan seçimden itibaren de ...'ın oğlu ... ... tarafından temsil edilen Üçüncü yönetim kurulu üyesi ... ... A.Ş.'nin hisselerinin %84.50'si ...'a ait olduğunu ve ...'ın aynı zamanda ... ... A.Ş.'nin de yönetim kurulu başkanı olduğunu, ... ..A.Ş.kurucu ortak ve baba ... ...'ın 2012 yılında vefatından ve ... ...'in istifasından sonra hemen hemen aynı yönetim kurulu tarafından idare edildiğini, 25/03/2013 tarihinde yapılan genel kurulda ..., ... ve ... ... A.Ş.'ni temsilen ... yönetim kuruluna seçildiğini ve bugüne kadar ... ...A.Ş.ni kesintisiz yönettiklerini, bugüne kadar yöetim kurulunda yapılan değişiklikler 28/06/2018 tarihli genel kurula kadar şahsen yönetim kurulu üyesi olan ...'nün , artık ... A.Ş.'ni temsilen yönetim kurulunda görev yapması ve 09/06/2020'de yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ... ... A.Ş.'ni temsilen ... yerine ...'ın oğlu ... ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, yönetim kurulunda 3 üye varmış gibi gözükse de esasında tüm yönetimin ...'ın elinde toplandığını, ... ..A.Ş.'nin kendi menfaatlerine aykırı olarak ... ... A.Ş.lehine tasarruflarda bulunduğunu, 28/06/2018 tarihli genel kurulda alınan diğerleri yanı sıra yönetim kurulu ücret ve prim haklarının tespitine ilişkin karar mahkeme tarafından iptal edildiğini, tedbir ile yürütülmesi geri bırakıldığı halde ...'a ödenen fahiş miktardaki ücret ve primin geri alınamadığını, ... A.Ş.'nin menfaatlerine aykırı olarak ... ... A.Ş.'ye almadığı hizmetin bedelini ödediğini, şirkete verilen zararın milyonlarca Türk Lirası olduğunu, şirket kaynaklarının ve nakit birikiminin heba edilmesi neticesi pay sahiplerinin kardan pay alma hakları ihlal edildiğini, ... A.Ş.'nin davalı yönetim kurulu şirketin menfaatini gözetmeksizin şirketin ihtiyacı olmadığı halde bankalardan 51 Milyon ABD doları tutarında kredi kullandırılmış ve akabinde borca batık ... ... A.Ş.'ne aktarıldığını, bu kapsamda ...'dan ihtarnameler ile bilgi talep edilmiş ise de, verilen cevaplarda bir çok belge / bilgi talebi hiç cevaplandırılmadığı, bir kısmı ise son derece yüzeysel bir şekilde geçiştirildiği, 28/06/2018 tarihli genel kurulda müvkekillerin muhalefetine rağmen gündemde yer alan kararların kabul edildiği, bankalardan alınan nakit kredi ... ... A.Ş.'tarafından harcandığını, bu kredinin ödemesinin ise ...'e kaldığını, ... .AŞ., bu kredi karşılığında sadece ... ... A.Ş.'nin ...'daki değerleri tartışmalı 33 adet gayrimenkulleri aldığını, işbu gayrimenkullerin ise borcu karşılamadığını, ayrıca ana sözleşmenin maksat ve mevzuunun tadiline ilişkin kararın şirketin zararına yol açacak nitelikte olduğunu, ilgili gayrimenkullerin piyasa rayicinin milyonlarca Türk Lirası üzerinde ... A.Ş.'adına satın alınarak ... ... A.Ş.'ye bir kez daha kaynak aktarımında bulunduğunu, ayrıca yönetim kurulu başkanı ...'a yapılan ödemelerin çok fahiş olduğunu, şirketin alenen zarara uğratıldığı, ayrıca müvekkil şirketin ... ... A.Ş.'nden hizmet almış gibi gösterilerek bir takım ödemeler yapıldığı, aslında bahsi geçen hizmetlerin alınmadığını, ... ... A.Ş.7nden satın alınan 33 adet gayrimenkulün satış günündeki değerinin tespit edilesini, tespit edilen değer ile satış değeri arasındaki en az 75.000.000-TL olması beklenen farkın gayrimenkullerin devri tarihinden itibarsatış değeri arasındaki en az 75.000.000-TL olması beklenen farkın gayrimenkullerin devri tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, kararı alan yönetim kurulu üyeleri tarafından müteselsilen şirkete ödenmesini, ... ... A.Ş.'ne kullandırılan 51 Milyon ABD doları kredi nedeniyle ... A.Ş.'nin herhangi bir şekilde zarar uğrayıp uğramadığının tespit edilmesini, tespit edilen zararın, doğduğu andan itibaren işleyecek faizi ile birlikte, kararı alan Yönetim kurulu üyeleri tarafından müteselsilen şirkete ödenmesini, 28/06/2018 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu ücret ve prim haklarının tespitine ilişkin karar mahkeme tarafından iptal edildiği ve tedbiren yürütülmesi geri bırakıldığı halde ...'a ödenen ve geri alınmayan ücret ve prim toplamı 31.571.008-TL zararın, doğduğu andan itibaren işleyecek faizi ile birlikte tazmin etmelerini ve şirkete ödemelerini, ... ... A.Ş.'nden 2017 - 2018- 2019 ve 2020 yıllarında alınmış olan hizmetin gerçek ederinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini, tespit edilen zararın doğduğu andan itibaren işleyecek faizi ile birlikte fazla ödemeye dair kararı alan Yönetim kurulu üyeleri tarafından müteselsilen şirkete ödenmesini, dava harcı ve yargılama giderlerinin ilk aşamada şirket tarafından üstlenilmesini, akabinde tüm yargılama gideri ile vekalet ücretinin müteselsilen davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiş oldukları anlaşıldı.
CEVAP:
Davalılar vekillerinin ortak savunma dilekçesinin özeti; davacıların hiçbir iddasını kabul anlamına gelmemek üzere "... ... ya kullandırılan kredi" ve "... ...'ten alınan hizmet bedeli" hakkındaki istemler hem hak düşümüne hem de zamanaşımına uğradığını, bu nedenle anılan istemler açısından hak düşümü ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın derhal reddedilmesini talep ettikleri, 2017 mali yılına kadar gerek ...'ün gerek ... ...'nın Finansal tabloları davacıların da olumlu oylarıyla oy birliği ile onaylandığını, 2017 yılı öncesi ..., ... ... ve ... ... genel kurul tutanakları şirketler arasındaki kredi aktarımından habersiz olunduğu beyanı, gerçekle örtüşmediğini, bu kredi aktarımından “yeni öğrenilmiş” gibi ya da davacılardan saklanmışçasına bahsedilmesinin iyi niyetle bağdaşır bir yönü olmadığını, , aile şirketlerindeki hisselerin takas görüşmelerinde çıkan anlaşmazlıklar sonucunda davacılar birlik olarak; genel kurullarda alınan kararlara muhalif kalmaya başladığını ve şirketlere ardı ardına açılan davalarla gerek şirketleri gerek yönetimde bulunan ...'ı sıkıştırmak, elindeki hisselerin alımı için kendilerini güçlü konuma getirme gayretine düştüklerini, 2017 yılına kadar uyum içinde yönetilen bütün aile şirketleri hakkında, ... ... tarafından şirketlerin kredilerine, mali durumlarına, projelerine, strateji ve planlarına ilişkin aylık bilgilendirme raporları hazırlanarak 2017 yılı başından beri her ay davacılar dahil olmak üzere tüm aile hissedarları ile paylaşılmakta olduğunu, ay içinde hangi şirketin hangi krediyi kullandığı ya da kullandığı krediyi diğer şirketlere aktarıp aktarmadığı en geç gelecek ay raporunda hissedarların bilgisine arz edilmiş olmakta olduğunu, bu durumda davacıların şirketler arasındaki kredi aktarımından habersiz olunduğu beyanı, bu kredi aktarımının yeni öğrenildiği ya da davacılardan saklandığı beyanları tamamen asılsız olduğu, bizatihi Dava Dilekçesi'nde beyan edilen tarih esas alındığında dahi, davacıların iddia ettikleri “zararı” ve “sorumluları” 25.05.2018 tarihi itibariyle öğrendiklerinin sabit olduğu, dolayısıyla davacıların kredi işlemine dayalı iddiaları, TK 560'ta düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin 25.05.2020 tarihinde dolması ilc birlikte zamanaşımına uğradığı, yani huzurdaki davanın ikamesi şöyle dursun, davacıların arabulucuya başvurduğu 02.10.2020 tarihinde dahi zamanaşımının dolmasının üzerinden beş ay geçmiş durumda olduğunu, ... ...'ya kullandırılan kredinin ,genel kurulda görülüşüp tartışılan ve dolasıyla ibranın kapsamına giren bir maddi olay niteliğinde olduğunun kuşkusuz olduğunu, davacıların tümü 30.04.2019 tarihli genci kurul toplantısına vekilleri araçılığıyla katılmış ve ibra kararında olumsuz oy kullandığını, buna göre TK 558/2-c.2'nin açık hükmü uyarınca davacıların dava hakları, 30.04.2019 tarihinin üzerinden altı ay geçmesiyle birlikte, 30.10.2019 tarihinde zaten düştüğünü, huzurdaki davanın açılış tarihi şöyle dursun, davacıların arabulucuya başvuru tarihi olan 2.10.2020 tarihi esas alınarak bir hesaplama yapıldığında dahi hak düşürücü sürenin çoktan geçtiği rahatlıkla görülmekte olduğunu, zira hak düşürücü sürenin dolduğu tarih 30.10.2019 iken davacıların arabulucuya başvurma tarihi 02.10.2020'dir.Yani arabulucuya başvurulduğunda bile dava hakkının düşmesinin üzerinden bir yıl geçmiş durumda olduğunu, ... ...'ten alınan hizmet bedeli açısından sunulan iddialar da asılsız ve haksız olduğunu, zira bu talep 13/04/2020 tarihinde zamanaşımına uğradığını, kaldı ki 2017 yılında davacılardan M. ... ...'nin ... ...'de yönetim kurulu üyesi olduğunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini, ... ...'in işleyişine ve verilen hizmetlere davacılar kurucu ortak olarak ve hatta kuruluştan 2017 yılına kadar zaman zaman yönetim kurulunda yer alarak oldukça hakim olduklarını, özellikle 2017 yılında yönetim kurulu üyeliği yapan davacılardan ... ve eşi ...'nin ödenen hizmet tularlarından haberlerinin olmadığını iddia etmesi abesle iştigaldir. Dahası, davacıların zaten bilgisi dâhilinde olduğu tartışmasız bulunan bu husus, 28.06.2018 tarihli genel kurulda görüşülüp tartışılan ve dolayısıyla ibranın kapsamına giren bir maddi olay niteliğinde olduğuna göre, 2017 yılına ilişkin hizmet bedellerine dayalı iddialar bakımından TK 558/2'de düzenlenen altı aylık hak düşürücü süre 28.12.2018 tarihinde zaten dolduğunu, huzurdaki dava 22.06.2021 tarihinde açıldığına göre, her iki süre de geçtiğini, Hâkim teşebbüsü ... olan bu topluluk, sadece bir ya da birkaç şirketin değil, tüm topluluk şirketlerinin ticari olarak sürdürülebilir güçlü bir ekonomik yapıda varlığını devam ettirebilmesi ve bir bütün olarak korunması amacıyla yönetilmekte olduğunu, bu nedenle topluluk şirketleri birbirlerine borç verebilmekte, birbirleri lehine kredi kullanabilmekte, kefil ve garantör olabilmekte, ipotek verebilmekte olduğunu, Hâkim teşebbüs ...'da bu topluluk şirketlerinin kredilerine kefil ya da garantör olmakta, kendi şahsi malvarlığını ipotek ettirdiğini, nitekim TK 395/3'te “202 nci madde hükmü saklı kalmak şartıyla, şirketler topluluğunu dâhil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilirler." düzenlemesi yapılarak bu husus zaten açıkça hükme de bağlandığını, yine aynı gerekçeyle, topluluk şirketleri ihtiyaç duydukları danışmanlık hizmetlerini de dışarıdan değil, ... ...'ten almaktadır ve takdir edileceği üzere bu işleyiş, ... hâkimiyetindeki şirketler topluluğuna özgü de olmadığını, bugün gerek ülkemizdeki gerek Dünyadaki tüm şirketler toplulukları aynı sistem ve mantıkla faaliyet göstermekte olduğunu, esasen anılan işleyiş, “şirketler topluluğu” kavramının en önemli varlık sebeplerinden birisi olduğunu, aynı şirketler topluluğuna dâhil bulunan şirketlerin birbirlerine borç vermelerinde, birbirlerinden mal ve/veya hizmet almalarında, birbirleri lehine kredi almalarında, birbirleri lehine ayni yahut şahsi teminatlar göstermelerinde yahut diğer bir topluluk şirketinin menfaatini koruyucu işlemler yapmalarında hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı kız kardeşler bu paylaşımda hakkettiklerinin dışında ve üzerinde daha fazla hak talep etmeleri neticesinde bir uzlaşma sağlanamadığından husumet şirketlere ve yönetim kuruluna açılan seri davalara neden olduğunu, davacılar, ...'ün yanı sıra. ... ... ve ... ...'le de pay sahibi olduklarını, yani kendilerince sürekli olarak “...'ın hâkimi olduğu şirketler” olarak bahsedilip “lehlerine işlem yapıldığı " ifade edilen şirketlerde davacılar da önemli oranda hissedar olduğunu, yani davacılarca "fehlerine işlem yapıldığı” beyan edilen şirketler, “topluluk dışı” şirketler olmadıkları gibi. “topluluk içerisinde ...'ın hâkimiyeti altındaki herhangi bir şirket “ de değildir. bilakis davacıların ... ilc birlikte hissedarı olduğu şirketler olduğunu, uzun yıllar istikrarlı bir şekilde verilen yetki ile yönetim ,ürütme ve temsile ilişkin görevlerini icra ederken gerek pay sahiplerine gerek şirkete karşı özen ve sadakat borçlarını hiçbir şekilde ihmal edilmediğini ,şirketi her zaman daha yukarı taşıma gayretinde olduklarını ,bunun en büyük ve açık delili ...'ün bugünkü durumu ve her daim yükselen başarı grafiği olduğunu, müvekkillere isnat edilen iddiaların haksız olduğunu, ayrıca ... ... tarafından söz konusu kredilerin anaparaları, faiz ve kur farkları ...'e vadesinde tam olarak ödendiğini ve bunlara ait tüm masraflar, faiz ve kur farkı giderlerinin tamamının da ... ... tarafından karşılandığını, ... yapının ... Döküme hiçbir borcu kalmadığını, dolayısıyla ... daki taşınmazların devralınmasına konu meblağ ... ... nın 25/06/2019 tarihinde henüz vadesi gelmemiş olan bakiye 28,8 Milyon ABD doları tutarındaki borcu olduğunu, kredinin 22,2 Milyon ABD doları tutarındaki kısmı ise zaten 25/06/2019 tarihinden önce Soyap ... tarafından vadesinde faizleriyle birlikte ödendiğini, yapılan iş ve işlemler herhagi bir şirkete menfaat sağlamak yerine her iki şirketin de menfaatini korumak amacıyla gerçekleştirildiğini, ...'ün anılan taşınmazları devralmasının sebebi kredi aktarımı sebebiyle ... ...'dan olan alacağını tahsil etmek için olduğunu, ... krediyi usulüne uygun olarak komisyon faturası da keserek ... ...'ya aktarmış olmasına rağmen, davacılar bu işlemi hem ... Dökümün genel kurul toplantılarında haksız ithamlara konu etmiş hemde açtıkları davalarda sürekli olarak hukuka aykırı bir işlemmiş gibi takdim etme gayreti içerisine girdiklerini, öte yandan ...'ün yakın zamanda ilgili taşınmazlara alıcı bulduğunu, taşınmazları devralınan bedelden daha yüksel bir bedel karşılığında da sattığını, satış işleminin 26-26 Ağustos 2021 tarihinde yapıldığını, satış bedeli de KDV dahil 235.428.360,21-TL olduğunu, ... Dökümün bu satıştan iddia edildiği gibi zarar değil kar ettiğini, cevap dilekçesinde detaylandırıldığı ve izah edildiği üzere davacıların "... yapıya kullandırılan kredi" ve "... holdingten 2017 - 2018 ve 2019 faaliyet yıllarında alınan hizmet bedelleri" hakkındaki istemleri hem hak düşümüne hem de zamanaşımına uğradığından anılan istemlerin TK 558/2 ve 560 uyarınca hak düşümü ve zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması sebebiyle derhal reddini, 28/06/2018 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ücret ve prim haklarına ilişkin genel kurul kararının iptaline dair mahkeme hükmü kesinleşmediğinden, henüz hiçbir iade yükümlülüğünün doğmamış olması sebebiyle davacıların 31.571.008-TL lik talebinin başkaca hiçbir inceleme yapılmaksızın davanın mevsimsiz açılmış olması sebebiyle derhal reddine, ayrıca davacıların esastan dahi tamamı haksız ve hukuka aykırı olan bütün taleplerin tümden reddini, hiçbir kanuni dayanağı olmayan ve haksızlığı zaten harcın davacılar tarafından ödenmiş olmasından dahi anlaşılabilen "tensip zaptında dava harcının ve yargılama giderlerinin şirket tarafından karşılanması yönünde bir karar oluşturulması" talebinin derhal reddini, tüm yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldı.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; ... ... A.Ş.'nin 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılı Ayrıntılı Bilançoları, ... tarafından ...'ye gönderilen 11.01.2020 tarihli elektronik posta, ...'nin, ...'e gönderdiği 12.01.2020 tarihli cevabi elektronik postası,19.03.2018 tarihli Genel kurul Tutanağı, ....Noterliği vasıtasıyla gönderilen 09.04.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ve .... Noterliği vasıtasıyla gönderilen 13.04.2018 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarnameler, 1 Ocak - 31 Aralık 2017 tarihlerine ilişkin 1 Mart 2018 tarihli Bağımsız Denetim Raporu, ....Noterliği'nin 02.05.2018 tarih ve ...-... yevmiye sayılı ihtarnameleri ve .... Noterliği'nin 06.06.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname, ... tarafından imzalanan 11.05.2018 tarihli yazı ve eki ve ... Noterliği'nin 22.06.2018 tarihli ve 12011 yemiye sayılı cevabi ihtamamesi, ....Noterliği vasıtasıyla gönderilen 31.05.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ve 28.06.2018 tarihli Genel Kurul Tutanağı, ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sayılı davaya sunulan 18.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporu, Mahkemenin 03.07.2020 tarilhi tedbir kararı ve 15.10.2020 tarihli .../... K sayılı Kararı, 28.06.2018 tarihli Olağan Genel Kurul Sonrasında Talep Edilen Özel Denetçi Tayinine İlişkin Dilekçe ve Tensip Tutanağı, ....Noterliği'nin 29.04.2020 tarih ve ... sayılı ihtamamesi ve ....Noterliği'nin 29.04.2020 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi, ..., Anonim Şirket Yönetim Kurulu, s.302, .... Noterliği vasıtasıyla İletilen 45.05.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname, Bilgi talebini içeren ve .... Noterliği vasıtasıyla iletilen 11.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ve .... Noterliği vasıtasıyla iletilen 16 Nisan 2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameler, ... Noterliği vasıtasıyla Müvekkillere tebliğ edilmiş olan 24.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ve ... Noterliği vasıtasıyla Müvekkillere tebliğ edilmiş olan 24.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnameler, 30.04.2018 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı, Sayfa 3, 8 nolu soru ve sayfa 7-8, 7 nolu açıklama tatebi, 30.04.2019 tarihli Olağan Genel Kurul'da Alınan Kararların İptali Talebiyle Açılan Davaların Dilekçesi, Tensip Tutanakları ve ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Birleştirme Kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 2020/614 E ve 2020/492 K sayılı ve 17.04.2020 tarihli kararı, ...'nin 31.07.2018 tarihli değerleme raporu, ... ve ... A.Ş. Tarafından hazırlanan Değerleme Raporu, ... A.Ş. ve Artı ... ve Danışmanlık A.Ş. tarafından hazırlanan Raporlar, ..., Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Sekizinci Baskı, S.199, ..., Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2010, sy.59, 60, 61, ..., Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, Vedat Kitapçılık, Istanbul 2010, sy.63, ... ve SMMM A.Ş. tarafından düzenlenen Bağımsız Denetçi Raporu'nun 48.sayfası, 28.06.2018 tarihli Olağan Genel Kurul'da Alınan Kararların İptali Talebiyle Açılan Dava'nın Dilekçesi ve Tensip Tutanağı, ... ve SMMM A.Ş. tarafından düzenlenen Bağımsız Denetçi Raporu'nun 45.sayfası, 11.11.2020 Tarihli Olağanüstü Genel Kuru! Toplantı Tutanağı, ... Müdürlüğü'nün 2020/... E sayılı dosyasındaki İhtiyati Haciz Tutanağı, ....lcra Müdürlüğü'nün 2020/... E sayılı dosyasından gönderilen lcra Emri. 01.03.2018 tarihli Bağımsız Denetçi Raporu'nun 37.sayfası ... tarafından gönderilen 22.06.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı cevap, 04.03.2019 tarihli Bağlılık Raporu, 30.04.2019 tarihli Genel Kurul tutanağı ve ekleri, 04.03.2019 tarihli Bağımsız Denetçi Raporu, 06.03.2020 tarihli Bağlılık Raporu, 13.04.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı İhtarname ve .... Noterliği'nin 16.04.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı İntamamesi, 05.05.2020 tarihli Genel Kurul tutanağı, 15.03.2021 tarihli Bağlılık Raporu, 17.05.2021 tarih ve 06017 yevmiye numaralı ve .... Noterliği'nin 08.06.2021 tarih ve ... numaralı ihtarnameleri ile ... Noterliği'nin ... numaralı ve ... Noterliği'nin 17.08.2021 tarih ve ... numaralı cevabi Ihtarnameleri, ... ... A.Ş. 2018 yılı Bağlılık Raporu, ... ... A.Ş. 2019 yılı Bağlılık Raporu, ... ... A.Ş. 2020 yılı Bağlılık Raporu, Müvekkillerimizden ... ile Sn. ... Arasındaki 03.01.2018-24.01.2018 Tarihleri Arasındaki Yazışmalar, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyasından verilen 31.05.2021 tarihli kısa karar, ..., Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/.... sayılı dosyasına sunulan 27.07.2020 tarihli Bilirkişi Ek Raporu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Tutanağı,... ATM'nin 2018/.... sayılı dosyası, .... ATM'nin 2019/.... sayılı dosyası, ... ATM'nin ... E. sayılı dosyası, ... ATM'nin .... sayılı dosyası, .... ATM'nin 2018/.... sayılı dosyası, Müvekkiller tarafından ... A.Ş. ... ... A.Ş., ... Holdin A.Ş., ... A.Ş. ve davalıların yönetim kurulu üyesi olduğu sair şirketler aleyhine açılmış davaların dosya kapsamındaki her türlü belge ve beyan, devre konu .../...'da bulunan gayrimenkullere ait değerleme raporları, ... A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları, şirkete ait ve/veya şirket ile ilgili her türlü sair belge, evrak, ticari defter ve ticaret sicil kayıtları, her türlü yazışma, bilirkişi incelemesi, doktrin, içtihat, bilimsel hukuki görüş, yemin ve sair her türlü kanuni ve takdiri delile dayanmışlardır.
İncelenen ticaret sicil kaydına göre; ... ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 29/4/1998 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin; ..., ... ... Anonim Şirketi ... ..., ... ... Anonim Şirketi ..., ... ... Şirketi, ... ve ... ... Şirketi ... ve şirket yetkililerinin; ..., ..., ... ... Anonim Şirketi ... ..., ... ... Şirketi ... olduğu ve şirketi temsile münferiden yetkili oldukları, şirketin son tescil tarihinin 30/06/2021 olduğu,
... ... İnşaat ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 12/12/2003 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin; ..., ... ... Anonim Şirketi ... ..., ... ... Anonim Şirketi ..., ... ... Şirketi ve şirket yetkililerinin; ..., ..., ... ... Şirketi ... olduğu şirketin son tescil tarihinin 28/06/2021 olduğu,... İnşaat Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 08/12/1976 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin; ..., ... ... Anonim Şirketi ... ..., ... ... Şirketi ve şirket yetkililerinin; ..., ..., ... ... Şirketi ... ..., ... ... ... ... olduğu şirketin son tescil tarihinin 11/08/2021 olduğu,
... ...'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 21/11/2003 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin ve şirket yetkililerinin; ; ..., ... ... Anonim Şirketi ... ..., ... Anonim Şirketi ...; Eski Ünvanının... Ticareti Anonim Şirketi olduğu şirketin son tescil tarihinin 13/08/2021 olduğu,
... Anonim Şirketi 'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 26/3/2008 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin ve şirket yetkililerinin; ..., ... ... Anonim Şirketi ... ... ve ... ... İnşaat ... Anonim Şirketi ... olduğu şirketin son tescil tarihinin 16/08/2021 olduğu,
... ... Anonim Şirketi 'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 19/4/1977 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin; ..., ... ... Anonim Şirketi ... ..., ... ... Anonim Şirketi ..., ... Anonim Şirketi ... ve şirket yetkililerinin ..., ... olduğu şirketin son tescil tarihinin 26/10/2021 olduğu,
... Anonim Şirketi 'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 26/03/2008 olduğu, yönetim kurulu üyeleri ve yetkililerinin; ..., ... ... Anonim Şirketi ... ..., ... Anonim Şirketi ..., şirketin son tescil tarihinin 13/08/2021 olduğu anlaşılmaktadır.
... ... Anonim Şirketi 'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 31/7/2006 olduğu, yönetim kurulu üyeleri ve yetkililerinin; ..., ... Anonim Şirketi ... ..., ... Anonim Şirketi ..., şirketin son tescil tarihinin 13/04/2021 olduğu,
... ... Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Cad.... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 10/12/1984 olduğu, yönetim kurulu üyeleri ve yetkililerinin; ... ... ve ... olduğu, Eski Ünvan ... ... Şirketi ve şirketin son tescil tarihinin 25/11/2021 olduğu,
... ... ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Mah.... ... Cad. 1. Blok No:41 ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 25/6/1993, yönetim kurulu üyelerinin; M. ... ..., ..., ... ..., ..., Eski Ünvanının ... İnşaat Ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... İnşaat Ticaret Ve ... Sanayi Anonim Şirketi, şirketin son tescilinin 28/09/2021 tarihinde yaptırdığı,
... ... Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Mah.... ... Cad. 1. Blok No:41 ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 20/12/2002, yönetim kurulu üyelerinin; ... ..., ..., ... ..., eski ünvan ... ... İnşaat ... Anonim Şirketi, şirketin son tescilinin 19/11/2021 tarihinde yaptırdığı,
... Ticaret Merkezi İnşaat Ve Ticaret Anonim Şirketii'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Caddesi ... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 23/11/1999, yönetim kurulu üyelerinin; ... olduğu, şirketin son tescilinin 25/11/2021 tarihinde yaptırdığı,
... ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Caddesi ... ... ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 16/6/2010, yönetim kurulu üyelerinin; ..., ... ve ... olduğu, şirketin son tescilinin 27/10/2021 tarihinde yaptırdığı,
...ve Yat A.Ş.'in İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı "... Mah.... ... Cad. ...Blok No:41 ..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 22/11/2012, yönetim kurulu üyelerinin; M. ... ... ve ... ... olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 30/05/2022 tarihli raporda: ''... Rapor içerisinde yapılan açıklamalar ışığında;
9.1 ... ... İnşaat A.Ş., ... ... A.Ş. ve ... ... A.Ş.'nin defter tasdiklerinin ve defter kayıtlarının usulüne uygun olarak süresinde yapıldığı,
9:2 ... ... İnşaat A.Ş., ... ... A.Ş. ve ... ... A.Ş. hakkında Bağımsız Denetim Şirketleri tarafından düzenlenen bağımsız denetim raporlarının mevcut olduğu, söz konusu raporlarda şirketler hakkında olumlu görüş beyan edildiği,
9.3 ... ... İnşaat A.Ş., ... ... A.Ş. ve ... ... A.Ş. kurumlar vergisi beyannamelerine ekli mali tabloların tasdiki kapsamında Yeminli Mali Müşavirlerce düzenlenen tam tasdik raporlarında mevzuat açısından eleştirilecek herhangi bir hususun olmadığı ve mali tabloların gerçeği yansıttığı şeklinde rapor düzenlendiği,
9.4 “... ...'ya kullandırılan kredi” ve “... ...'den alınan hizmet bedeli” hakkındaki istemleri açısından TTK m. 558/f.2'de düzenlenen 6 aylık hak düşürücü sürenin 30.10.2019 tarihinde dolduğu,
9.5 ... ... A.Ş.'den 2017 yılı içerisinde alınan hizmet bedelleri gerçek olmadığından şirketin zarara uğratıldığına yönelik davacı iddiasının hak düşürücü süre içerisinde sorumluluk davasına konu edilmediği,
9.6 ... ... İnşaat A.Ş.'ne kullandırılan krediler ile ilgili zarar iddiasına yönelik davanın TTK m.560'ta düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı,
9.7 ... ... A.Ş.'den 2017 yılı içerisinde alınan hizmet bedelleri gerçek olmadığından şirketin zarara uğratıldığına yönelik davanın TTK m.560 uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı,
9.8 İlişkili şirketler arasında köprü kredilerin temini ve kullandırılmasının yaygın olduğu bu kapsamda ... A.Ş. tarafından temin edilerek ... ... A.Ş.'ye kullandırılan krediler için herhangi bir maliyete katlanılmadığını, ayrıca verilen finansman hizmeti nedeniyle ... A.Ş tarafından ... ... A.Ş.'ye fatura düzenlendiği, şirketler arasındaki gayrimenkul alım satım işlemlerinde rayiç bedellerin dikkate alındığının anlaşıldığı, Konu taşınmazların büyük çoğunluğunun inşaat yapımına elverişli arsa olması, arsalar üzerinde yapılacak inşaatların yıllar içerisinde getirebileceği getirisi, yapılaşmanın tamamlanmış olduğu parsellerde yapılan inşaatlarda kullanılan malzeme ve işçilik kaliteleri ile değerlerine etki edecek tüm faktörlerin göz önüne alınması suretiyle ... ... A.Ş. tarafından hazırlanmış olan raporun adil piyasa değerlerini yansıttığı tespit ve takdir edildiği, bu durumda, ... A.Ş. aleyhine bir kayıp ve zarar doğmadığı için yönetim kurulunun bu konudaki karar ve işleminin aykırı olarak nitelendirilemeyeceği,
9.9 Yönetim Kurulu Başkanına ödenen ücret ve primler hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı ilamı verilen iptal kararı henüz kesinleşmemiş olduğundan, 28.06.2018 tarihli genel kurul kararı uyarınca karardan önce yapılan istenmemiş olmasının yönetim kurulunun sorumluluğunu doğurmayacağı,
9.10 ... ... tarafından düzenlenen yansıtma faturalarının, kurumsal finansman, kredi temini, hukuk, insan kaynakları, vergi planlaması, bilişim teknolojileri, idari işler, bina yönetimi ve stratejik planlama, hukuk gibi hizmetlerin verilmesi karşılığı olduğu, söz konusu işlemlerin ticari hayatın olağan akışı içerisinde olabileceğinin düşünüldüğü..." tespit ve rapor edilmiştir.
Dosyanın taraf vekillerinin itirazları kapsamında incelemeye yapılmak ve itirazların gerekçeli olarak karşılanması amacıyla ek rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş;
Bilirkişi heyetinin 13/03/2023 tarihli ek raporunda; "... ... ... A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 31.07.2018 tarihli ve tüm taşınmazları kapsayan değerleme raporu, taşınmazların tamamına 108.369.000.-TL (Merkez Bankası 31.07.2018 tarihli döviz alış kuru (1 USD-4,8999.-TL) ile 22.161.573,81.-USD), ... ... A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 24.06.2019 tarihli rapor, tüm taşınmazları kapsayan değerleme raporunda, taşınmazların tamamına 184.621.000.-TL (Merkez Bankası 24.06.2019 tarihli döviz alış kuru (1 USD- 5,7444.-TL) ile 32.139.300,88.-USD), ... A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 26.11.2019 tarihli; taşınmazların tamamına (Mevcut durum adil piyasa değeri) 136.692.000.-TL (Merkez Bankası 26.11.2019 tarihli döviz alış kuru (1 USD-5,7383.-TL) ile 23.820.992,28.-USD),
... Değerleme A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 25.12.2019 tarihli raporlar olduğu tespit edilmiştir. Taşınmazların tamamına (Mevcut durum adil piyasa değeri) 112.335.000.-TL (Merkez Bankası 25.12.2019 tarihli döviz alış kuru (1 USD-S,9293.-TL) ile 18.945.744,02.-USD) değer tespit edilmiştir.
Kök raporumuzda dosya kapsamında yer alan gayrimenkullerin değerlerinin tespitinde ... Şirketleri tarafından düzenlenen raporlardaki tespitler, tapu kayıtlarından aldığımız bilgiler, gayrimenkullerin bulunduğu bölgelerde bulunan emlak komisyoncularından, gayrimenkul alım satımı yapan şirketler ile yapılan görüşmeler ve elde edilen bilgiler ışığıda raporumuz hazırlanmıştır.
Yaptığımız değerlendirmeler sonucu gayrimenkullerin ... ... A.Ş. tarafından ... San. A.Ş.'ne satıldığı tarihte gayrimenkullerin tarihteki ... ... A.Ş. tespit edilen 184.621.000.-TL ye (1 USD- 5,7444.-TL-32.139.300,88.-USD) olacağı şeklinde tespit edilmiştir. Söz konusu gayrimenkullerin değerlerinin tespiti için gayrimenkullerin bulunduğu yerde, gayrimenkullerin fiziki durumları incelenmeden kök rapor düzenlenmiş olduğu, Gayrimenkullerin yerinde incelenip değerlendilmesi gerektiği hususunun takdir ve kararının Sayın mahkemenize ait olduğu, kanaatine varılmaktadır.
Zamanaşımı itirazları yönünden ise, COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmesi sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, 25/03/2020 kabul tarihli ve 7266 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kabul edilmiştir. Bu Kanun'un Geçici Madde 1/f.1/a hükmü aynen şöyledir: “Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile belirlenen süreler arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,” itibaren durur. Anılan hükmün devamında, “Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir” denilmektedir. Bu hüküm kapsamında, 30/4/2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı'nın 1. maddesi uyarınca, durma sürelerinin 15/6/2020 (bu tarih dâhil) tarihine uzatılmasına karar verilmiştir. Bu hukuki düzenlemeler çerçevesinde, zamanaşımı ve hak düşürücü sürlere 22/3/2020 tarihinden 15/6/2020 tarihine kadar durmuştur. Buna göre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürerer hesap edilirken, 86 günlük durma sürelerinin eklenmesi ve buna göre bir sonuca varılması gerekmektedir.
Maddi hukuka ilişkin bu açıklamaların ardından somut ihtilafa döndüğümüzde, kök raporumuzda TTK m.558/f.2'de düzenlenen 6 aylık hak düşi sürenin ibra kararının alındığı 28.06.2018 tarihinde işlemeye başladığı, bu süre içerisinde sorumluluk davası açılmadığı ve hak düşürücü sürenin 28.12.2018 tarihinde dolduğu kanaatine varılmıştır. Anılan zaman aralığı 25/03/2020 kabul tarihli ve 7266 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un zaman aralığı ile örtüşmediğinden, TTK m.S58/f.2'de düzenlenen 6 aylık hak düşürücü sürenin uzamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Nihai takdir ve kanaat bütünüyle ve münhasıran Muhterem Mahkemeye aittir.
Kök raporumuzda, TTK m.560'ta öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin 30.04.2019 tarihinde başladığı, davacıların 02.10.2020 tarihinde arabulucuya başvurdukları ve bu başvuru ile yasal düzenleme gereği zamanaşımı süresinin durduğu, 06.11.2020 tarihinde arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sona erdiği ve zamanaşımının kaldığı yerden işlemeye devam ettiği, 03/06/2021 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu kanaatine varılmıştır. Anılan zaman aralığı 25/03/2020 kabul tarihli ve 7266 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un zaman aralığı ile örtüştüğünden, bu zamanaşımı süresine 86 günlük durma sürelerinin eklenmesi gerekmektedir. Buna göre, 22.06.2021 tarihinde açılan davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı anlaşıldığından, kök rapordaki görüşümüzü revize etmek gerekmiştir. Nihai takdir, bütünüyle ve münhasıran Sayın Mahkemededir..." tespit ve rapor edilmiştir.
Davalı vekilinin 20/09/2023 tarihli talep dilekçesi ile; .../...'da satın alınan gayrimenkullerin gerçek değerinin belirlenebilmesi için taşınmazların bulunduğu ...'daki yetkili mahkemeye değer tespiti için talimat gönderilmesine, kök ve ek bilirkişi raporları arasında mübayenet olduğu göz önünde bulundurularak mali konulardaki iddiaları kapsamında da değerlendirme yapabilecek, alanlarında ehil ve tarafsız bir bilirkişi heyeti atanarak yeni ve denetime elverişli bilirkişi raporunun düzenlenmesine karar verilmesini talep ettiği ve mahkememizin 22/01/204 tarihli ara kararı ile; "..Davalı yanın itirazlarının kabulüne, ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak gayrimenkullerin satış tarihindeki rayiç (piyasa) değerlerinin tespitine.." karar verilerek, dosyanın ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği;
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi heyetinin 18.10.2024 tarihli raporlarında özetle; dava konusu taşınmazların özellikle site içinde olması, imar durumları, ulaşımın kolay/zor olması, manzaralı olup/olmaması, iskan belgelerinin olup/olmaması, natamam olması, bitmişlik oranı, alışveriş merkezi ve ticari aktivitelere uzak olması, merkeze uzak olması, yapıların inşaat kalitesi, sınıfı ve konumu, cephe sayısı, gün ışığı durumu, kullanım alanları, ebadı, yıpranma payı, çeşitli ana merkezlere mesafesi, ulaşım imkânları, binalar içerisindeki ... malzemelerinin ve ince işçiliğin bakımı, maliyet bedelleri, kira geliri, paranın satın alma gücü, ülkemizin ekonomik şartları, arz-talep oranı gibi faktörleri esas alarak, yakın çevresindeki emsal olabilecek benzer özelliklere sahip diğer taşınmazlarla ilgili yapmış oldukları araştırmalar sonucunda tespit edilen piyasa alım-satım rayiçlerini de dikkate alarak yapılan değerleme sonucunda taşınmazların satış tarihi olan 25-26 Haziran 2019 tarihi itibariyle taşınmazların toplam değerini 138.076.762,00 Türk Lirası, 25-26 Ağustos 2021 tarihi itibariyle ise 220.489.270,00 Türk Lirası olarak tespit ve rapor edildiği bildirilmiştir.
Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulduğu ve mahkememiz ara kararı ile "..Davalılar vekillerinin itirazlarının gerekçeli olarak değerlendirilmesi için dosyanın Talimat Mahkemesi aracılığı ile bilirkişi heyetine tevdiine..." karar verildiği;
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi heyetinin 28/04/2025 tarihli ek raporunda ise özetle; davalıların her bir itirazının ayrı ayrı değerlendirildiği, emsal verilerin detaylı şekilde açıklandığı, fotoğraflarla desteklendiği, ayrıca ... numaralı parseldeki amortisman hesabının sadece ... bedeli üzerinden yapılması gerektiği tespit ederek düzeltme yapıldığı, bu düzeltme sonucunda 25-26 Haziran 2019 tarihi itibariyle taşınmazların toplam değerinin 130.244.762,00 Türk Lirası, 25-26 Ağustos 2021 tarihi itibariyle ise 222.961.270,00 Türk Lirası olarak belirlendiği mütalaa edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
I.DAVA KONUSU
Dava, ... ... San. Ve Tic. Aş’nin zararına yol açan tasarruflar nedeniyle TTK. m.553 gereğince şirket yöneticilerinin sorumluluğu kapsamında 106.571.008,00 TL. ve belirlenemeyen kalemler için ise belirsiz alacak talebine ilişkindir.
II. TARAF İDDİA VE SAVUNMALARI
A.Davacı Yanın İddiaları:
Davacı yan; ... ... A.Ş.'nin %46.95 hissesine sahip olduklarını, davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin;
1-...’ün ana iştigal sahası olan dökümün yanına gayrimenkul ticareti de eklenerek, ... ... A.Ş.'nden piyasa değerinin üzerinde satın alınan 33 adet gayrimenkul nedeniyle şirktin en az 75.000.000 TL zarara uğratıldığını, bu tutarın gayrimenkullerin devri tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, kararı alan Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından müteselsilen Şirket'e ödenmesine,
2-... tarafından kullanılan ancak ... ... A.Ş.'ye aktarılan 51.150.000 ABD Doları kredi nedeniyle ... A.ş.'nin zarara uğrayıp uğramadığının tespit edilmesine, tespit edilen zararın, doğduğu andan itibaren işleyecek faizi ile birlikte, kararı alan Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından müteselsilen Şirket'e ödenmesine,
3-28.06.2018 tarihli Genel Kurul'da alınan yönetim kurulu ücret ve prim haklarının tesbitine ilişkin karar Mahkeme tarafından iptal edildiği ve tedbiren yürütülmesi geri bırakıldığı halde ...'a ödenen ücret ve prim toplamı 31.571.008 TL zararın, doğduğu andan itibaren işleyecek faizi ile birlikte, tazmin etmelerine ve Şirkete ödemelerine,
4-...’ün, ... ... A.Ş.'nden 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında alınmış olan hizmetin gerçek ederinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesine, tespit edilen zararın, doğduğu andan itibaren işleyecek faizi ile birlikte, fazla ödemeye dair kararı alan Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından müteselsilen Şirket'e ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B.Davalı Yanın Savunmaları:
Davalı yan; "... Yapıya kullandırılan kredi" ve "... ...'ten alınan hizmet bedeli" hakkındaki istemlerin hak düşürücü süre içinde talep edilmediği gibi aynı zamanda zamanaşımına uğradığını, 28.06.2018 tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ücret ve prim haklarına ilişkin genel kurul kararının iptaline dair mahkeme hükmü kesinleşmediğinden, henüz hiçbir iade yükümlülüğünün doğmamış olması sebebiyle davacıların talebinin başkaca inceleme yapılmaksızın davanın mevsimsiz açılmış olması sebebiyle derhâl reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu 33 adet taşınmazın davacıların iddiasının aksine taşınmazlar satın alınırken 2 adet Sermaye Piyasası Kurulu lisanslı taşınmaz değerleme uzmanından değerleme raporu alındığını, ayrıca .../... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden bir tespit yaptırıldığını, devir işleminde ... ... AŞ'nin 24.06.2019 tarihli ve ... ... A.Ş'nin 20.06.2019 tarihli değerleme raporlarının baz alındığını, ... yönetim kurulunun bu kararı verip işlemi gerçekleştirirken üzerine düşen her türlü araştırmayı yaparak özen yükümlülüğünü verine getirdiğini savunmuşlardır.
III. ÇEKİŞME NOKTALARI
Somut olayda çekişme, davalı yönetim kurulu üyelerinin TTK m.369/1 uyarınca kendilerine yüklenen tedbirli yönetici özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal edip etmedikleri, .../...'daki taşınmazların piyasa rayicinin üzerinde bir bedelle satın alınıp alınmadığı, bundan dolayı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, iptal edilen ücret ve prim ödemelerinin kesinleşme şartı aranmaksızın zarar olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, davacıların ortağı olduğu ... ... Anonim Şirketi'ne kullandırılan krediler nedeniyle şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, ... ...'e yapılan hizmet bedeli ödemelerinin fahiş olup olmadığı, davalıların zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının yerinde olup olmadığı, tüm bu hususların TTK m.553/1 uyarınca yönetici sorumluluğu teşkil edip etmediği ve varsa zararın miktarının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
IV. HUKUKİ DURUM
A. Yönetim Kurulu Üyelerinin Özen ve Sadakat Yükümlülüğü
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 369. maddesinin 1. fıkrasında, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimle görevli üçüncü kişilerin, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında oldukları hükme bağlanmış olup, aynı Kanun'un 553. Maddesinde ise, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenlenmiştir.
Tedbirli yönetici özeni, objektif özen borcu olup, yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu somut şirketin faaliyet alanı, büyüklüğü, yapısı, karmaşıklığı gibi kriterlere göre, aynı tür ve büyüklükteki şirketlerin yönetiminden beklenen özen standardını ifade etmekte olup, yönetim kurulu üyelerinin bu özen borcunu yerine getirip getirmedikleri değerlendirilirken, karar alma anındaki bilgi ve şartlar dikkate alınmalı, sonradan ortaya çıkan gelişmelerin geriye dönük olarak değerlendirmeye dahil edilmemesi gerekmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kusur sorumluluğu niteliğinde olup, hukuka aykırı bir fiilin varlığı, zarar, nedensellik bağı ve kusur şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesince istikrarlı şekilde benimsendiği üzere şirket yöneticilerinin sorumluluğu ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul şirket zararının bulunmasıdır. Zarar gören bu zararın varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise kusur karinesi söz konusu olduğundan şirket yöneticilerinin bu zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Şirket yöneticisi ancak kendisine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Buna göre davacı şirketin zarara uğradığını ispatlaması yeterli olup, bundan sonra yöneticilerin zarardan kendilerinin sorumlu olmadıklarını ispat etmeleri gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle davacı şirket zararının meydana gelmesinde davalı yönetim kurulu üyelerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığını ispatlamaları gerekmektedir. (Yargıtay 11.HD 2022/4461-2023/4517)
B. Hak düşürücü süre
Davalı yan, davacı yanın “... ...’ya kullandırılan kredi ve ... ...’den alınan hizmet bedeli” hakkındaki 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait istemlerin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini savunmuştur.
TK m. 558/2; "Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer.” Hükümlerini içermektedir.
Hak düşürücü süre hak sahibinin belirli bir süre içerisinde hakkını kullanmamış olması nedeniyle hakkın sona ermesine yol açan süreler hak düşürücü süre olarak nitelendirilir (M. Kemal Oğuzman / Nami Barlas, Medeni Hukuka Giriş, İstanbul, 2013, s. 235.) Hak düşürücü sürenin geçmesi ile hak sona ereceğinden, hak düşürücü itiraz niteliğindedir. Taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Hak Düşürücü süre, zamanaşımından farklı olarak hâkim tarafından re'sen gözetilir (Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2013, s. 868). Hak düşürücü sürelerde, zamanaşımındaki gibi, sürelerin durması ya da kesilmesi söz konusu değildir. Kanunda ibra kararının alınması ile hak düşürücü sürenin başlayacağı kabul edilmiş olup, iptal davası açılmış olması bu süreyi durdurmaz.
Dosya kapsamına göre; 30.04.2019 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyesi ...’ın ibra edilmediği, diğer Y.K. üyeleri davalılar ... ... A.Ş. ve ... A.Ş.’nin ibra edildiği anlaşılmaktadır.
TTK.m.558/2’deki hak düşürücü süre, ibra edilen Y.K. üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davası bakımından bir süre içermektedir. İbra edilmeyen yönetici hakkında zamanaşımı süresi içinde sorumluluk davası açılabileceği hususunda duraksama bulunmadığından davalı ... yönünden değinilen dönem bakımından hak düşürücü süre itirazlarının yasal dayanağı bulunmamaktadır.
Anılan genel kurullarda ibra edilen diğer davalılar bakımından ise ibra kararlarının sırasıyla .... ATM’nin .... ve .... ATM’nin .... sayılı kararı ile iptal edildiği, ancak kararların henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
30.04.2019 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeleri ... ... A.Ş. ve ... A.Ş. davacıların olumsuz oyuna rağmen oy çokluğu ile ibra edilmişlerdir. Bu çerçevede, 30.04.2019 tarihli genel kurulda tartışılan hesap dönemine ilişkin olduğu anlaşılan “... ...'ya kullandırılan kredi” ve “... ...'den alınan hizmet bedeli” hakkındaki istemleri açısından TTK m. 558/f.2'de düzenlenen 6 aylık hak düşürücü sürenin 30.10.2019 tarihinde dolduğu, yine 2017 yılı hizmet bedelinin 28.06.2018 tarihli genel kurulda görüşüldüğü, bahsi geçen genel kurulda yönetim kurulu üyeleri ... ve ... ... A.Ş.'nin davacıların olumsuz oy kullanmalarına rağmen ibra edildiği, TTK m.558/f.2'de düzenlenen 6 aylık hak düşürücü sürenin ibra kararının alındığı 28.06.2018 tarihinde işlemeye başladığı, bu süre içerisinde sorumluluk davası açılmadığı ve hak düşürücü sürenin 28.12.2018 tarihinde dolduğu, davalıların ... ... A.Ş.'den 2017 yılı içerisinde alınan hizmet bedelleri gerçek olmadığından şirketin zarara uğratıldığına yönelik davacı iddiasının anılan davalılar yönünden hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediği anlaşılmıştır.
C. Zamanaşımı
TTK. m.560 hükmüne göre; “Sorumlu olanlara karsı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve so¬rumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği süreden itibaren bes yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Şu kadar ki, fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. "
TTK m.560'a göre yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davaları, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğradığı; huzurdaki uyuşmazlıkta davacıların “... ... 'ya kullandırılan kredi” ve “... ...'den alınan hizmet bedeli” hakkındaki istemleri açısından zamanaşımı sürelerinin geçtiği iddia olunmuştur.
Davalı taraf davacının ... ... İnşaat A.Ş.'ne kullandırılan krediler ile ilgili zarar iddiasına ilişkin olarak davacıların zararı ve faili öğrendiği ve dolayısı ile TTK m. 560'ta öngörülen zamanaşımı sürelerinin başlangıç tarihi, davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı itirazı doğrultusunda 30.04.2019 tarihli genel kurul tutanağında yer alan davacı beyanlarının incelenmesi neticesinde, davacılardan ... vekilleri tarafından genel kurulda yöneltilen sorulara ilişkin yapılan açıklamalarının tutanağa geçirildiği, buna göre davacıların 30.04.2019 tarihinde zarar ve sorumlularını bildiklerinin, zararın varlığını, niteliğini ve temel unsurlarını belirleyecek bilgileri dava açacak derecede öğrenmiş olduklarının kabulünün gerekeceği, davacıların 02.10.2020 tarihinde arabulucuya başvurdukları ve bu başvuru ile yasal düzenleme gereği zamanaşımı süresinin durduğu, 06.11.2020 tarihinde arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sona erdiği ve zamanaşımının kaldığı yerden işlemeye devam ettiği, 03/06/2021 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, anılan zaman aralığı 25/03/2020 kabul tarihli ve 7266 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un zaman aralığı ile örtüştüğünden, bu zamanaşımı süresine 86 günlük durma sürelerinin eklenmesi gerektiği, buna göre, 22.06.2021 tarihinde açılan davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı anlaşılmaktadır.
V. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
A. ... ...'ten Alınan Hizmet Bedeli Hakkındaki Talebin İncelenmesi
Davacı yan, ...’ün, ... ... A.Ş.'nden 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında alınmış olan hizmetin gerçek ederinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini talep etmiştir.
Yukarıda hak düşürücü süre değerlendirmesinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalılar ... ... A.Ş. ve ... A.Ş. 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin ödemelerin genel kurullarda görüşüldüğü, adı geçen davalıların ibra edildiği, TTK m.558/2 uyarınca altı aylık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı için bu kısma ve bu davalılara yönelik ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı ... ve davalılar ... ... A.Ş. ve ... A.Ş.ye (2020 Yılı) ilişkin bilirkişi kök ve ek raporu kapsamına göre; ...’ün, ... ... A.Ş.'nden 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında alınmış olan hizmet ile ilgili yansıtma faturaları düzenlendiği, buna göre yıllar itibariyle ... ... A.Ş. kayıtlarında ... A.Ş.nin hesaplarının 120 ALICILAR HSB. Altında;
2017 Yılında 6.222.645,95 TL,
2018 Yılında 7.185.691,84 TL
2019 Yılında 7.034.216,00 TL,
2020 Yılında 6.499.909,19 TL tutarında faturalar düzenlendiği görülmüştür. Düzenlenen fatura toplamlarının defter kayıtlarında aynen yer aldığı, kayıtların muhasebe ilke ve standartlarına uygun olarak yapıldığı görülmüş, düzenlenen fatura içerikleri ve alt kırılımları kapsamında detaylı bir inceleme yapılmadığı mütalaa edilmiştir.
Öte yandan; dosyaya sunulu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas dosyasında Özel Denetçi olarak görevlendirilen Muhasebe Finans Ana Bilim Dalı Uzmanı Prof.Dr. ... tarafından hazırlanan 29.01.2020 tarihli Özel Denetçi Raporunda;
“... ... A.Ş. den alınan Destek Hizmet Bedelinin 5.121.579,00 TL olduğu, ... ... A.Ş. ile ... arasında destek hizmet bedelleri ile ilgili imzalanmış bir sözleşme ve hizmetlerin detayı belirtilmiş her hangi bir yönetim kurulu kararının ibraz edilmediği, Şirketten alınan bilgilere göre ... ... tarafından verilen hizmetlerin; Finans danışmanlığı, kredi yönetimi, yurt içinden ve yurt dışından grup şirketleri için kredi tedarik edilmesi, teşvik uygulaması danışmanlığı, bütçe ve mali kontrol danışmanlığı, vergi planlaması, hukuki danışmanlık, davaların takibi vb. Olduğu, destek hizmet bedellerinin 5.026.735,68 TL sının ... ...'in ...'e kesmiş olduğu destek hizmet bedeli katılım payı faturalarından oluştuğu, 98.844,04 TL.lik kısmının dakonsolidasyon kapsamında ilave edilen ... A.Ş. harcamalarından oluştuğu, Faturaların ... ... tarafından aylık olarak kesildiği, Davalı ... San. Tic. A.Ş. tarafından destek hizmet bedellerine ilişkin olarak denetim sürecinde her hangi bir evrak sunmadığı, Özel Denetçi raporuna ilişkin beyan ve açıklamalara ait dilekçesinde; ... ... A.Ş. tarafından ... ve diğer grup şirketlerine verilen destek ve danışmanlık hizmetleri için her yılın başında hizmet verilen şirketlere resmi olarak yazı ile bildirildiğinin beyan edildiği” şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Özel Denetçi tarafından düzenlenen raporda ... San. Tic. A.Ş. tarafından destek hizmetlerinin içeriği, hangi hizmetleri kapsadığı, tutarın nasıl hesaplandığı vb hususlarda aydınlatıcı ve yeterli bilginin verilmediği görülmüştür.
... ... tarafından ... San. A.Ş.'ne düzenlenen 5.026.735,68 TL tutarında danışmanlık hizmetinin alınması ve bu tutarda bir hizmet alımının nelerden oluştuğunun somut olarak ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.
TTK nun 515. maddesinde “Finansal tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına göre Şirketin varlıklarını, borç ve yükümlülüklerini, özkaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde şeffaf ve güvenilir olarak gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak surette çıkarılacağı” belirtilmiştir.
Yine yukarıda değinilen bilirkişi raporunda, ... ... ... aile şirketlerine bir sözleşme olmaksızın teamül gereği danışmanlık, kurumsal finansman, kredi temini, insan kaynakları, hukuk, bina yönetimi, bilişim (IT) teknoloileri vs. alanlarda hizmet verdiği, bu ilişkinin uzun yıllardır devam ettiği, ... AŞ'nin ... ...'in kiralamış olduğu taşınmazda guruptaki diğer şirketlerle birlikte, metrekare birim fiyatına göre kira ve ortak alan katılım payı faturası düzenlenerek alt kiracı vasfında bulunduğu, kira sözleşmelerinde yazılı bir sözleşmenin bulunmasının geçerlilik koşulu olmadığı, metrekare bazında hesaplanan kira ve ortak alan kullanım faturalarında aykırılık bulunmadığı kanaati bildirilmiştir.
Kira ve ortak alan katılım payı dışında ... Destek Hizmet bedeli adı altında fatura düzenlendiği, aylık sabit miktarda hizmet faturası tahakkuk ettirildiği görülmüştür. Davalı taraf bu faturalara ilişkin olarak, ... AŞ'nin diğer grup şirketler ile birlikte ... ...'ten kurumsal finansman, kredi temini, hukuk, insan kaynakları, vergi planlaması, bilişim teknolojileri (IT), idari işler, bina yönetimi ve stratejik planlama hizmetleri aldığını, ... ...'in de verdiği hizmet maliyetlerini %1 kar marjı ilave ederek bu faturaları düzenlendiğini belirtmiştir. Bu verilerden hareketle her iki şirket arasında bir iş görme sözleşmesi olduğu görülmektedir. TBK'nun 502/2. Maddesine göre: Vekalete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan iş görme sözleşmelerine de uygulanır. TBK'nun 503. Maddesine göre vekalet sözleşmeleri herhangi bir şekle tabi tutulmamıştır. TBK'nun 502/3 Maddesine göre ise : “Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.” Bu yasal düzenlemelerden hareketle Taraflar arasında kanunda düzenlenmemiş bir işgörme sözleşmesi olduğu ve ilişkide TBK'nun vekâlete ilişkin hükümlerinin uygulanacağına göre, uzun yıllar devam eden ilişkide ... ...'in verdiği hizmet maliyetlerini %1 kar marjı ilave ederek sabit miktarlı faturalar ile tahsil etmesine ilişkin süre gelen uygulamanın taraflar arasında ücrete ilişkin bir teamül oluşturduğu ve işgören şirketin bahsi geçen yıllar için aralarındaki teamüle göre hak kazandığı ücreti istemesinde aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Davalı tarafça faturalara konu olduğu belirtilen ve dosyada mübrez ... ... AŞ. Grup şirketlerin ait bilgilendirme notunda yer alan ve ... ... tarafından verildiği belirtilen kurumsal finansman, kredi temini, hukuk, insan kaynakları, vergi planlaması, bilişim teknolojileri (IT - information technology), idari işler, bina yönetimi ve stratejik planlama, hukuk gibi hizmetlerin hayatın olağan akışı içerisinde şirketlerin ihtiyaç duyduğu ve almak zorunda olduğu hizmetler olduğu heyetimizce değerlendirilmiştir. Yönetim kurulu üyelerine sorumluluk yüklenebilmesi için genel hükümler uyarınca, ispat yükü zarar gördüğünü iddia eden tarafa aittir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15.04.2019 tarih, 2018/1173 E. ve 2019/2948 K. sayılı kararında, davacı tarafından açılan sorumluluk davasında ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda fatura konusu hizmetlerin aslında verilmediği ve bu suretle şirketin zarara uğratıldığına yönelik iddiaların yasal deliller ile kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır.
B. Köprü Kredilere İlişkin Talebin İncelenmesi
Davacı yan, ... tarafından kullanılan ancak ... ... A.Ş.'ye aktarılan 51.150.000 ABD Doları kredi nedeniyle (KÖPRÜ KREDİ) ... A.ş.'nin herhangi bir şekilde zarara uğrayıp uğramadığının tespitini talep etmiştir.
Dosya kapsamı ve teknik bilirkişi raporuna göre; ... tarafından 51.150.000 ABD Doları ve 11.000.000,00 TL kredi kullanarak ... ... İnşaat’a aktardığı, kullandırılan köprü krediler nedeniyle ... A.Ş. nin her hangi bir komisyon, faiz, kur farkı gibi her hangi bir maliyete katlanmadığı, ayrıca verilen hizmet nedeniyle toplam 504.041,94 TL KDV dahil ... ... A.Ş. ne fatura düzenlediği görülmektedir.
... ... İnşaat A.Ş. ne aktarılan kredi tutarlarından faiz dahil yapılan ödemelerin 28.478.580,11 USD ve 13.939.137,84 TL sinin ... ... İnşaat A.Ş. tarafından ödendiği, geri kalan 33.194.698,35 USD ve 542.886,25 TL sinin ise 33 adet gayrimenkulün ... ... İnşaat A.Ş. tarafından ... San. A.Ş. satışı yapılarak 25-26/06.2019 tarihinde toplam KDV dahil 216.677.921,40 TL tutarında fatura düzenlenerek takas/mahsup işlemine tabi tutulduğu anlaşılmaktadır.
Yine bilirkişi heyeti raporunda köprü kredi; kolay finansal kaynak bulma yöntemi olarak tanımlanmıştır. Her şirket mali yapılarının zayıf olması nedeniyle uygun maliyetli kredi kullanamamaktadır. Bu durum da ticari hayatta grup şirketleri içerisinde finansal olarak güçlü ve bankalar nezdinde kredibilitesi yüksek olan şirketin kredi kullanmasına ve bu krediyi diğer şirketlere aktarmasına neden olmaktadır. Günümüz ticari hayatında yaygın olan bu duruma köprü kredi denilmektedir. Köprü kredinin tanımı şu şekilde yapılmıştır: “Finansal açıdan güçlü olan grup şirketinin daha fazla krediyi daha düşük maliyetle bulma imkanına sahip olmasından dolayı, finansal açıdan güçlü durumda olmayan grup şirketlerine banka veya finans kurumlarından temin ettiği krediyi aynı koşullar altında aktarmasına birebir kredi yansıtması veya diğer bir adıyla köprü kredi denilmektedir.
İlişkili Şirket kavramı çok geniş şekilde hukukumuzda yer almaktadır. İlişkili kişi; “kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır.
Köprü kredi kullanılmasında; kredibilitesi yüksek olan şirket tarafından temin edilen kredinin ilişkili kişi veya şirkete aktarılması durumudur. Kredi temin eden şirketin bu işlemler sırasında varlıklarında bir azalış olup olmadığı, şirketin zararına olacak şekilde işlemlerin tesis edilip edilmediğine bakılması gerektiği, bu işlemler nedeniyle ... A.Ş. nin her hangi bir komisyon, faiz, kur farkı gibi her hangi bir maliyete katlanmadığı, bu işlem nedeni ile zarar doğmadığından sorumluluk şartlarının oluşmadığı gibi bu hizmetler karşılığında toplam 504.041,94 TL KDV dahil ... ... A.Ş.ne fatura düzenlendiği sonucuna varılmıştır.
C. Gayrimenkullere İlişkin Talebin İncelenmesi
Davacı yan, ...’ün ana iştigal sahası olan dökümün yanına gayrimenkul ticareti de eklenerek, ... ... A.Ş.'nden piyasa değerinin üzerinde satın alınan 33 adet gayrimenkul nedeniyle ortağı oldukları ...'ün en az 75.000.000 TL zarara uğratıldığını iddia etmektedir.
Dosya kapsamına göre davaya konu taşınmazların5-26/06.2019 tarihinde toplam 185.027.255 TL.ye ... tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan ve davacılar tarafından alınan değerleme raporlarına göre;
- ... ... A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 31.07.2018 tarihli ve tüm taşınmazları kapsayan değerleme raporunda, taşınmazların tamamına 108.369.000.- TL (Merkez Bankası 31.07.2018 tarihli döviz alış kuru (1 USD-4,8999.-TL) ile 22.161.573,81.-USD),
- ... A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 26.11.2019 tarihli değerleme raporlarında, taşınmazların tamamına (Mevcut durum adil piyasa değeri) 136.692.000.-TL (Merkez Bankası 26.11.2019 tarihli döviz alış kuru (1 USD-5,7383.-TL) ile 23.820.992,28.-USD),
Dosyada bulunan ve davalılar tarafından alınan değerleme raporlarına göre;
- ... ... A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 24.06.2019 tarihli ve tüm taşınmazları kapsayan değerleme raporunda, taşınmazların tamamına 184.621.000.-TL (Merkez Bankası 24.06.2019 tarihli döviz alış kuru (1 USD-5,7444.-TL) ile 32.139.300,88.-USD),
- ... Değerleme A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 25.12.2019 tarihli değerleme raporunda, taşınmazların tamamına (Mevcut durum adil piyasa değeri) 112.335.000.-TL (Merkez Bankası 25.12.2019 tarihli döviz alış kuru (1 USD-5,9293.-TL) ile 18.045.744,02 ISD) değer tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce alınan 30.05.2022 Tarihli Kök Rapor ve itiraz üzerine alınan 13.03.2023 Tarihli Ek Rapor kapsamına göre taşınmazların büyük çoğunluğunun inşaat yapımına elverişli arsa olması, arsalar üzerinde yapılacak inşaatların yıllar içerisinde getirebileceği getirisi, yapılaşmanın tamamlanmış olduğu parsellerde yapılan inşaatlarda kullanılan malzeme ve isçilik kaliteleri ile değerlerine etki edecek tüm faktörlerin göz önüne alınması suretiyle ... ... A.Ş. tarafından hazırlanmış olan raporun adil piyasa değerlerini yansıttığı, buna göre taşınmazların rayice yakın bir değer ile devredildiği, söz konusu gayrimenkullerin değerlerinin tespiti için gayrimenkullerin bulunduğu yerde, gayrimenkullerin fiziki durumları incelenmeden kök rapor düzenlenmiş olduğu, gayrimenkullerin yerinde incelenip değerlendilmesi gerektiği hususu mütalaa edilmiştir.
Bu nedenle mahkememizce, .../...'da bulunan 33 adet taşınmazla ilgli daha detaylı ve kapsamlı bir inceleme yapılması ve değerlerinin tespiti amacıyla ... Uzmanı, İnşaat Mühendisi, Harita Mühendisi ve Ziraat Mühendis bilirkişilerden oluşan bir bilirkişi heyeti görevlendirilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından 30.05.2022 tarihli kök rapor ve davalı tarafın itirazları üzerine19.10.2024 tarihli ek rapor sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti 18.10.2024 tarihli kök raporunda, dava konusu taşınmazların özellikle site içinde olması, imar durumları, ulaşımın kolay/zor olması, manzaralı olup/olmaması, iskan belgelerinin olup/olmaması, natamam olması, bitmişlik oranı, alışveriş merkezi ve ticari aktivitelere uzak olması, merkeze uzak olması, yapıların inşaat kalitesi, sınıfı ve konumu, cephe sayısı, gün ışığı durumu, kullanım alanları, ebadı, yıpranma payı, çeşitli ana merkezlere mesafesi, ulaşım imkânları, binalar içerisindeki ... malzemelerinin ve ince işçiliğin bakımı, maliyet bedelleri, kira geliri, paranın satın alma gücü, ülkemizin ekonomik şartları, arz-talep oranı gibi faktörleri esas alarak, yakın çevresindeki emsal olabilecek benzer özelliklere sahip diğer taşınmazlarla ilgili yapmış oldukları araştırmalar sonucunda tespit edilen piyasa alım-satım rayiçlerini de dikkate alarak değerleme yaptıklarını açıklamış, 25-26 Haziran 2019 satım tarihi itibariyle taşınmazların toplam değerinin 138.076.762,00 Türk Lirası, 25-26 Ağustos 2021 tarihi itibariyle ise 220.489.270,00 Türk Lirası olarak tespit edildiğini mütalaa etmiştir.
Davalı yanın kök rapora itirazları üzerine alınan 28.04.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda ise, bilirkişi heyeti davalıların itirazını ayrı değerlendirmiş, emsal verileri detaylı şekilde açıklamış, fotoğraflarla desteklemiş, ayrıca ... numaralı parseldeki amortisman hesabının sadece ... bedeli üzerinden yapılması gerektiğini tespit ederek düzeltme yapmış, bu düzeltme sonucunda 25-26 Haziran 2019 devir tarihi itibariyle taşınmazların toplam değerini 130.244.762,00 Türk Lirası, 25-26 Ağustos 2021 tarihi itibariyle ise 222.961.270,00 Türk Lirası olarak belirlemiştir.
Bilirkişi heyetinin 19.10.2024 tarihli kök raporu ve 28.04.2025 tarihli ek raporu birlikte incelendiğinde, değerleme çalışmasının bilimsel yöntemlerle, emsal karşılaştırmaları yapılarak, taşınmazların fiziki özellikleri yerinde incelenerek ve tüm olumlu-olumsuz faktörler dikkate alınarak gerçekleştirildiği, davalı yanın itirazlarının da gerekçeli olarak değerlendirildiği, raporun gerekçeli, tutarlı ve hükme elverişli nitelikte olduğu anlaşılmakta olup, mahkememizce bu rapor esas alınmıştır.
Buna göre, ... ... Anonim Şirketi'nden 185.027.255,00 Türk Lirası bedelle satın alınan taşınmazların gerçek piyasa değerinin 130.244.762,00 Türk Lirası olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, aradaki fark olan 54.782.493,00 Türk Lirasının, tedbirli bir yöneticinin göstermesi gereken özen ve sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmayan, şirket aleyhine sonuç doğuran, piyasa rayicinin çok üzerinde ödeme yapılması suretiyle oluşan zarar niteliğinde olduğu, bu tutarın davalılardan tahsili gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı yanın şirketler topluluğu hükümlerine dayalı savunmasına gelince; şirketler topluluğu hükümlerinin varlığı kabul edilse dahi, bu hükümlerin bağlı şirketin açık şekilde zarara uğratılmasını meşru kılmayacağı, TTK m.202 uyarınca yapılması gereken denkleştirmenin somut olayda gerçekleştirilmediği, piyasa rayicinin 54.782.493,00 Türk Lirası üzerinde ödeme yapılmasının hiçbir şekilde şirket menfaati ile açıklanamayacağı, bu işlemin tedbirli yönetici özeni ile bağdaşmadığından davalı yanın bu savunması yerinde görülmemiştir.
D. Ücret Ve Primlere İlişkin Talebin İncelenmesi
Davac yan, 28.06.2018 tarihli Genel Kurulda alınan yönetim kurulu ücret ve prim haklarının tesbitine ilişkin karar Mahkeme tarafından iptal edildiği ve tedbiren yürütülmesi geri bırakıldığı halde davalı ...'a ödenen ücret ve prim toplamı 31.571.008 TL tazminini talep etmektedir.
Dosya kapsamından, 28.06.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında ... ... A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı davalı ...'a yönetim kurulu başkanlığı görevi karşılığında ücret ve prim ödenmesine karar verildiği, bu karara dayanılarak 1 Ocak- 31 Aralık 2018 tarihleri arasında Yönetim Kurulu Başkanı ...'a 6.595.912 TL ücret, 24.975.096 TL prim olmak üzere toplam 31.571.008,00 Türk Lirası ödeme yapıldığı, söz konusu genel kurul kararının davacılar tarafından açılan iptal davası sonucunda .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı ve 15.10.2020 tarihli ilamı ile iptal edildiği, ancak bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Davalı yan aşamalarda, TTK m.450'de de ifade edildiği gibi iptal kararının henüz kesinleşmemesi nedeniyle ücret ve prim alacağının istenemeyeceğini, bu talebe ilişkin davanın mevsimsiz açıldığını savunmuştur.
TTK m.450'de, "Genel kurul kararının iptaline, butlanına ve yokluğuna ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder" hükmü yer almakta olup, bu hükümden anlaşıldığı üzere iptal kararlarının geçmişe etkili sonuç doğurabilmesi için kesinleşme şartı aranmaktadır; ancak işbu davada davacıların talebi, iptal kararının sonuçlarına dayalı bir iade talebi değil, TTK m.369/1 uyarınca tedbirli yönetici özeni yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasına dayalı, TTK m.553/1 kapsamında haksız fiil niteliğinde bir zarar tazmini talebine ilişkindir.
“İptali edilebilir bir Genel Kurul Kararı'nı icra eden yöneticiler ilke olarak sorumludur. (..., Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2010, sy.59, 60, 61)
"Aleyhine iptal davası açılmış bir kararın icra edilmemesi gereği öncelikte kalmaktadır. Özenli bir anonim ortaklık yöneticisi, aleyhine iptal davası açılmış bir kararı, kendisi aksi kanıda olsa, kararı sıhhatli hatta ortaklık yararına görse dahi icra etmemelidir. Mahkeme kararının ne yönde çıkacağını kestirmek mümkün olmadığına ve kararın iptal edilmesi ihtimali daima mevcut olduğuna göre, özenli bir yöneticinin seçeceği yol, karanın uygulanmasından kaçınmaktır." (AGE, sy.63)
Dosya kapsamında bulunan 13.03.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda da; “Somut olayda Yönetim Kurulu Başkanına net satışlardan başarı primi verilmesi hakkındaki uygulamanın, gerek mahkeme kararları ve gerekse mali durum boyutunda şirketin karlılığını mali olarak etkileyeceğinin kanaatine varıldığı, bu uygulama ile Yönetim Kurulu Başkanına örtülü olarak kar dağıtımı yapılmış olduğunun düşünülebileceği” mütalaa edilmiştir.
Yine dosya kapsamında bulunan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı davasının 26/09/2018 tarihinde açıldığı, mahkemenin 03.07.2020 tarihinde verdiği ara kararı ile, diğer maddelerin yanı sıra “Yönetim Kurulu ücret ve prim haklarının tespitine ilişkin 5 nolu Kararın YÜRÜTÜLMESİNİN TEDBİREN DURDURULMASINA” karar verdiği, ancak ücret ve prim ödemelerinin 01.01.2018-31.12.2018 tarihlerini kapsadığı, tahsil edilen tutarın şirkete ödenmediği, anılan dosyadaki bilirkişi raporu kapsamına göre davacıların ortağı olduğu şirketi 2012 yılından beri kar dağıtmadığı halde yöneticilere yüksek ücret ödediği, davalı yöneticinin aleyhine iptal davası açılmış ve iptali muhtemel bir kararı uygulamaktan kaçınmadığı görülmektedir.
Yine dosya kapsamında bulunan ve ... A.Ş.nin haklı nedenle feshi talepli .... ATM .... Sayılı davasında alınan 02.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda;
“...'a 2018, 2019, 2020 yıllarında satışlardan prim ödenmesine dair alınan genel kurul kararlarının her üçünün de iptal edilmesine rağmen, 3 farklı mahkeme tarafından dürüstlük kurallarına aykırı olduğu hükmen tespit edilen kararların takip eden yıllarda aynen yeniden alınması ve aynı uygulamalara devam edilmesi, davacılar tarafından artık genel kurul iptali yoluyla bir sonuç alınamayacağına işaret etmektedir. Zira, TTK.m.394 gereğince AŞ YK üyelerine esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ücret, ... hakkı, prim, ikramiye ve kazanç payı ödenebilir ise de, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince bunların miktarı YK üyelerinin sarf ettiği emek ve mesai, aldıkları riskler, emsali şirketlerde YK üyelerine sağlanan mali haklar, ilgili dönemde şirketin performansı ile uyumlu olmalı, ayrıca YK üyelerinin mali hakları ile diğer pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kar payı arasında uygun bir denge de bulunmalıdır. Somut dava konusu olayda, şirketin mali performansı 2018 yılından sonra giderek düşerken, hatta şirket borca batık hale gelmişken, YK başkanı ...'ın hem yüksek sabit ücretler hem de bir başarı kriteri aranmaksızın prim adı altında doğrudan cirodan yüksek pay alması, doğrudan davacı pay sahiplerinin kar payı haklarını olumsuz etkileyecek niteliktedir...”
“...Yalnızca anılan şirketin taşınmazlarının davalı şirket adına satın alındığı ve söz konusu taşınmaz alımlarının davalı şirketin gerçek bir ihtiyacına yönelik olmayıp, böylece davalı şirketin söz konusu taşınmaz alımlarının finansmanı sebebiyle ilgili yıllarda karlılığının azaldığı,[…] yöneticilerin performansından bağımsız olarak tahsil edilen yüksek prim ve ücretlerin azınlık pay sahiplerinin mali haklarını sürekli azalttığı, […] davalı şirketin kötü yönetildiği ve giderek finansal tabloların bozulduğu,...”
“...Ticari faaliyetler neticesinde şirket zarar ediyorken Yönetim Kurulu üyelerinin sadece ciroya endeksli prim alıyor olmaları dürüstlük ve hakkaniyet kurallarına ve ticari hayatın gerçeklerine uygun değildir.”
“...Davalı şirket zarar ediyorken yönetim kurulu başkanının yüksek ücret yanında sadece ciroya dayalı ve çok yüksek tutarlarda prim almasının dürüstlük kuralına ve hakkaniyete aykırı olduğu gibi ticari hayatın gerçeklerine de uygun olmadığı, bu hususun farklı Mahkemelerde açılan GK iptali davalarında da hükmen tespit edilmiş olmasına rağmen takip eden yıllarda aynı yönde kararlar alınıp, YK Başkanına ciro üzerinden prim verilmesine devam edilmesinin söz konusu GK kararı iptallerinin artık etkisiz kaldığını gösterdiği,” görüş ve tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Sonuç olarak TTK m.450 hükmünde, genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararlarının kesinleştikten sonra hüküm ifade edeceği düzenlenmiş ise de; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalı ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu ... ... A.Ş.nin 2012 yılından buyana kar dağıtmadığı, 2018 yılından sonra ise borca batık duruma geldiği halde davalının ciroya endeksli prim aldığı, ücret ve prim ödenmesine ilişkin genel kurul kararları değişik mahkemelerce dürüstlük kuralına aykırı bulunarak iptal edilmesine rağmen, müteakip yıllar genel kurulda aynı doğrultuda kararlar alınarak YK Başkanına ciro üzerinden prim verilmesine devam edildiği, davalı ...'a 2018 yılında ödenen 31.571.008,00 Türk Lirası tutarındaki ücret ve primin, şirketin mali durumu, faaliyet sonuçları ve benzer büyüklükteki şirketlerde yönetim kurulu başkanlarına ödenen ücret ve primler ile karşılaştırıldığında fahiş nitelikte olduğu, özellikle aynı dönemde pay sahiplerine kar dağıtımı yapılmamasına rağmen yönetim kurulu başkanına bu denli yüksek tutarda ödeme yapılmasının tedbirli yönetici özeni ile bağdaşmadığı, davalının fahiş prim oranı içeren bu yöndeki bir genel kurul karanının iptal edileceğini öngörebilecek durumda olduğu, bu ödemenin şirket kaynaklarının haksız kullanımı niteliğinde olup şirketi zarara uğrattığı, bu itibarla, 31.571.008,00 Türk Lirası tutarındaki ücret ve prim ödemesinin TTK m.369/1 uyarınca tedbirli yönetici özeni yükümlülüğünün ihlali teşkil ettiği, bu tutarın TTK m.553/1 kapsamında zarar tazmini olarak davalı ...'tan tahsili gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
VI. SONUÇ
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu, talimat yolu ile alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davalı yönetim kurulu üyelerinin TTK m.369/1 uyarınca tedbirli bir yöneticinin özen ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettikleri, .../...'daki 33 adet taşınmazın piyasa rayicinin 54.782.493,00 Türk Lirası üzerinde bir bedelle satın alınması suretiyle davacıların pay sahibi olduğu dava dışı ... AŞ.yi zarara uğrattıkları, ayrıca davalı ...'a 2018 yılında ödenen 31.571.008,00 Türk Lirası tutarındaki ücret ve primin fahiş nitelikte olup şirket kaynaklarının haksız kullanımı teşkil ettiği, bu tutarların TTK m.553/1 kapsamında zarar tazmini olarak tahsili gerektiği, davalı yanın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, ... ... Anonim Şirketi'ne yapılan hizmet bedeli ödemelerine ilişkin bir kısım taleplerin hak düşürücü süre içinde dava konusu edilmediği, esasen bu yöndeki taleplere ilişkin şirket zararının somut deliller ile kanıtlanamadığı anlaşılmakla, aynı zamanda esastan da reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
1-Gayrimenkul alımından kaynaklanan 54.782.493,00-TL şirket zararının, taşınmazların devir tarihi olan 26.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı ... ... AŞ’ye ödenmesine,
2-Ücret ve prim ödenesinden kaynaklanan 31.571.008,00 TL. şirket zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsili ile dava dışı ... ... AŞ’ye ödenmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 5.898.907,65-TL harçtan peşin alınan 1.819.966,39-TL, mahsubu ile bakiye 4.078.841,26-TL harcın 1.491.232,30 TL'lik kısmından ...'ın, 2.587.608,96 TL'lik kısmından tüm davalılar sınırlı sorumlu olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
4-Davacıdan tahsil edilen 1.819.966,39 -TL harç, 59,30-TL başvurma harcı, 17,00 -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.820.042,69 -TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
5-)Davacı tarafından yapılan 8.972,45 -TL davetiye gideri 102.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 111.472,45-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 90.325,09-TL davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
6-)Davacılar duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gayrimenkul alımından kaynaklanan şirket zararı yönünden 1.155.824,93 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine; ücret ve prim ödemeleri yönünden hesaplanan 923.710,08-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili ile davacılara verilmesine,
7-)Davalılar duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 810.175,07-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara verilmesine,
8-)Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Davacı vekillerinin ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır