T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/607 Esas
KARAR NO :2025/239
DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ:15/09/2022
KARAR TARİHİ:20/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil ..., davalı ... ...San. Tic. Ltd. ve Şti’nin ortağı olduğunu, müvekkil, davalı şirkette 1993 yılında faaliyet göstermeye başlamadan önce 1968 yılında müvekkil tarafından ... İmalathanesi-... ismiyle gerçek kişi tacir işletmesi olarak tek başına kurduğu ticari işletme üzerinden çalışmaya başladığını, akabinde 1993 yılında ise davalı şirketin isim değişikliğinden önceki hali ve eşi ...’nın ortağı olduğu ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi üzerinden sektördeki faaliyetlerini sürdürdüğünü, 1997 yılında ise müvekkil eşinin mirasçısı sıfatıyla ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nde hissedar haline geldiğini, 15.02.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin ünvanı değiştirilmiş ve güncel ... ...San. Tic. Ltd. ve Şti. halini aldığını, işbu şirketin şu anda iki ortağı bulunduğunu, ortaklardan biri müvekkil, diğer ortak ise ... olduğunu, ilgili şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi gerekmekte olduğunu, davalı şirketin şu anda münferiden müdür sıfatıyla diğer ortağı ve aynı zamanda müvekkilin oğlu olan ..., şirketi zarara sokacak ve kişisel çıkar elde edecek eylem ve işlemlerde bulunduğunu, ..., şirket faaliyetinden elde edilene gelirlerle, kendi nam ve hesabına taşınmazlar ve araba almakta olduğunu, son aldıkları duyumlara göre ..., İkitelli’de 2 adet dükkan vasfında taşınmaz satın aldığını, ... bu taşınmazların satış bedelini şirketin gelirlerinden ödemiş ancak taşınmazları kendi adına tescil ettirdiğini, ayrıca şirket borçlularından birinden alacağa mahsuben ...’de bir ev alınmış ancak bu ev şirket adına tescil edilmemiş ve yine kötü niyetle ... tarafından kendi nam ve hesabına tescil ettirdiğini, yine ..., şirket gelirleri ile ödediği lüks marka... model arabayı da kendi adına tescil ettirdiğini, ..., şirket banka hesaplarından şirketin zararına olacak şekilde kendi hesaplarına transfer yapmakta ve nakden şirket hesabından kendi hesabına para geçirmekte olduğunu, şirket her yıl kar elde etmesine rağmen müvekkile herhangi bir kar payı dağıtılmamakta olduğunu, müvekkilden habersiz yapılan olağanüstü genel kurul kararları ile kar payları sermaye paylarına eklenmekte olduğunu, buradaki yegane amaç kar paylarının dağıtılmamasını, hukuka uygun hale getirmeye çalışmak ve müvekkilden şirket gelirlerini/kazançlarını kaçırmak olduğunu, ..., şirket gelirlerini kendi nam ve hesabına kullanmasının yanı sıra şirket kar payı dağıtımını da yerine getirmemekte, şirket kar payını sermaye paylarına ekleyerek hem müvekkili kardan mahrum etmekte hem de kendi adına kullandığı paraları kamufle etmekte olduğunu, şirkette her yıl yapılması zorunlu olan genel kurullar yapılmamakta veyahut davacı müvekkil, şirketin hiçbir genel kuruluna çağrılmadığını, bu nedenle müvekkil, genel kurul yapıldı ise bilmemekte ve genel kurulda alınan kararlardan da haberdar olamadığını, şirket tarafından genel kurul çağrı usulüne uyulmadığı gibi çağrısız genel kurullar yapılması halinde müvekkile bilgi dahi verilmediğini, şirket kayıtlarında yer alan ve müvekkilin bilgisi dahilinde olmayan genel kurul kararları başta olmak üzere her türlü kararda ve karar defterlerinde, müvekkilin sahte imzası çıkmasına ihtimaline binaen, imzaya itiraz hakkımızı saklı tuttuklarını, müvekkil, şirket işleri hakkında bilgilendirilmediğini, şirket ortağı ..., müvekkilin ortaklık haklarını kullanmasını engellemekte ve şirkette söz sahibi etmemeyi amaçladığını, müvekkil şirket müdürü olan ...’dan şirketin işleri ve hesapları hakkında bilgi vermesini istemişse de müvekkilin bilgi alma ve inceleme hakkı haksız yere engellendiğini, müvekkil davalı şirketi tek başına kurmuş, büyütmüş ve her geçen gün daha da ileriye taşıyarak geliştirdiğini, diğer ortak ...’nın şirketin kurulmasında ve büyümesinde hiçbir maddi veya manevi katkısı olmadığını, açıklanan işbu sebeplerle haklı davaların kabulü ile davalı şirketin TTK 636/3 maddesi uyarınca haklı nedenle feshini talep ve dava ettikleri anlaşıldı.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirket kurucularından olmadığı gibi şirkette miras yoluyla hissedar olduğu, ticaret sicil kayıtlarıyla sabit olduğu üzere şirket kurucularının ... ve ... olduğu, davacının iddiasının aksine şirketin zarar etmediği, bilakis kar ettiği, şirket müdürünün şirket gelirlerini kendisine aktardığı ve bu suretle malvarlığı edindiği iddiasının doğru olmadığını, yine diğer pay sahibinin şirket alacağına mahsuben şahsına mülk aldığı iddiasınnı gerçekle bağdaşmadığı, davacının da bu iddialarının gerçek dışı olduğunu bildiğini, bu gerçek dışı iddialara dair bir delil gösteremediğinin sabit olduğunu, yine 6102 TTK 636.madde hükmüne göre kar payı dağıtımı hususunda karar verme yetkisinin genel kurula ait olduğunu, şirket müdürünün genel kurul kararı olmaksızın kar dağıtımına dair bir karar verme yetkisinin bulunmadığını, davacının sermayeye dair gündem maddelerinin görüşüldüğü genel kurallara bizzat katılıp olumlu oy kullandığı, hal böyleyken davacının bu hususu şirketin feshi ve tasfiyesi talebinin gerekçesi olarak göstermesinin MK m.2ve bu hüküm içerisinde mütalaa edilen çelişkili davranış yasağına da aykırı olduğu, genel kurullara katılan davacının bilgi alma ve inceleme talebinde bulunduğu ve bu taleplerin geri çevrildiği iddialarının da doğru olmadığı ve davacının iddialarınında doğru olmadığı ve davacının iddiaları yönünden herhangi bir delil gösteremediğinin sabit olduğunu, davacı pay sahibi, müvekkili şirketin diğer pay sahibi ve müdürün babası olmakla birlikte davacı pay sahibinini iddiasının aksine hastalık süreçlerinde doktora götürüp getiren, bizzat başında bekleyen, tedavi sürecini takip eden ve doktorlarıyla görüşen oğlu ... olduğunu, hal böyleyken davacının bu şekilde bir iddiada bulunmasının saf bir kötü niyet ve zarar verme amacı dışında izahının düşünülemeyeceğini, davacının feshini talep ettiği davalı şirketin sermayesini koruyan kişinin müvekkili olduğunu, ticari sözleşenlerine karşı yükümlülüklerini yerine getirdiğini, faaliyetlerini sorunsuz devam ettirdiğini, istihdam ettiği personellerle ve katma değeri ve kalitesi yüksek üretim faaliyetleriyle ekonomiye katkı sağladığını, yine ürettiği malları çok sayıda ülkeye ihraç ederek gelir elde ettiğini ve bu suretle cari açığın azalmasına da katkı sağladığını, şirketin sona ermesini gerektirecek hiç bir sebebin olmadığını, şirketin hali hazırda da sipariş almaya ve üretmeye devam ettiğini, fesih halinde bu suretle temerrüde düşeceğini, yine fesih halinde personellerin tamamının işini kaybedeceği, bütün bunların müsebbibi olmak üzere Mahkememizden fesih kararı talep eden bu suretle şirkette devam etmeme iradesini da açıkça ortaya koyan davacının miras yoluyla pay sahibi olduğu ve payının az olduğu , şirket müdürü olan çoğunluk pay sahibinin ise şirketin devamına dair irade gösterdiği hususları, feshin son çare olması ilkesiyle bir arada düşünüldüğünde kanun hükmünde de ifade edildiği üzere fesih talep eden davacıya payının gerçek değeri tutarında ayrılma akçesi ödenerek şirketten çıkmasına karar verilmesi en uygun çözüm olacağını, tüm bu hususlar gözetilerek davacının fesih talebinin reddine, TTK 636/III-c.2 hükmü gereği payının değeri karşılığında davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldı.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Şirket kayıtları ve yazılı vs. tüm belgeleri, şirkete ait tüm ticari defter ve belgeler, şirkete ve ...’ya ait banka kayıtları, vergi dairesi kayıtları, ticaret sicil kayıtları, İstanbul Ticaret Odası Kayıtları, ...’ya ait taşınır, taşınmaz her türlü malvarlığını gösterir kayıtlar, şirketin taşınır-taşınmaz mal kaydı ve tüm bankalardaki hesapları ile ticari senetleri ve kıymetli evrakları, faturalar, tapu kayıtları, tanık, bilirkişi, keşif, yemin, isticvap vs. her türlü yasal delile dayanmışlardır.
Davalı şirketin getirtilen Ticaret Sicil Kaydına göre; ortaklarının ... (89,71 pay) ve ... (10,29 pay) olduğu, ...'nın münferiden temsile yetkili olduğu, şirketin faal olduğu, ... ... İŞMERKEZİ NO.52 ... ... adresinde faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden celp edilerek incelenmesinde; davacısının ..., davalının ..., davanın Genel Kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti davası olduğu, mahkemenin 03/10/2024 tarihli kararı ile davacının davasının reddine karar verildiği ve hükmün 24/12/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
DAVACI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA: davacı babamdır, davalı şirketin diğer ortağı ... ise abimdir, babam madeni eşya üretimi yapmakta idi, daha sonra abime civata üstüne bir firma açtı, zamanında abimin annem ile ortaklığı vardı daha sonra annem 1996 yılında vefat etti, annemin hisselerini kendi isteğimiz ile abime mi yada babama mı devrettiğimiz hususunda bir bilgimiz yoktu, abim 25 yıldır bu işin içindedir, babam kendisine karışan bir insan değildir ancak aradaki pürüzler nedeniyle şuan bu hale geldik, ancak bu olayların başlangıcı 25 yıl önceden bugüne kadar abimin herşeyi üzerine yapmasıdır, ... eşim ile abim aynı yerden 2'şer tane dükkan aldılar, ancak abim bu dükkanları kendi üzerlerine yaptı, bunlar ortaya çıktıktan sonra babam abime böyle bir durumun olup olmadığı sormuştur, abim ise bu durumu kabul etmiştir, 25 yıldır biz işin içinde olmadığımız için hiç bir bilgimiz yoktur, 25 yıldır alınanların tamamı abimin üzerine kayıtlıdır, abim babamın hastalığı ile ilgilendi ancak babamın abimden beklentileri daha fazla ve farklı idi, abim bunları yerine getirmemiştir, babam ve abim şimdi hiçbir suretle görüşmemektedir, abimin kızı nişanlandı, biz çağrıldık ve nişana ben katıldım ancak babam abimin kızının nişanına çağrılmadı, davalı şirketin gelirleri eşit bir şekilde dağıtılmadı, bunu gelir olmuş olsa idi babamın da birikmişi vs olurdu, babamın bankada herhangi bir mevduatı vs yoktur, bu dava açıldıktan sonra abim bir miktar banka üzerinden para göndermiştir, ben çok uzun zamandır şirkete ve fabrikaya gitmedim, babamın yaşadığı hayat standartlarını hepsini biliyorum, zira 6 ay evvel babam bana vekaletname verdi, banka işlemleri , e-devlet işlemlerini ben yürütmekteyim, kendisinin çok büyük meblağlı bir paralara sahip olmadığını biliyorum, babam oğluna yani abime karşı herhangi bir hakaretini görmedim hep takdir edildiğini gördüm, babam 25 yıldız kız kardeşime ve bana herhangi bir malvarlık vermemiştir, bu durumu kendisi de bizzat söylemiştir, kayınbabam bir sohbetinde abimin ...'dan aldığı dükkanları göstermiştir, kendisinin aldığı dükkanlarını birini kızlarına verdiğini söylemiştir, babamda abimin almış olduğu 2 dükkanı şirket adına mı alındığı yoksa kendi üzerine mi aldığını abime sormuştur, abim de dükkanları kendi üzerlerine aldığını söylemesi üzerine taraflar arasındaki olaylar vuku bulmuştur, abim evlatlık vazifelerini yerine getirmiştir, üzerine düşeni tüm görevleri yapmıştır, babamı bugüne kadar maddi anlamda sıkıştığını veya düşkün bir duruma geldiğini görmedim, babam abimden ne istese abimin göndereceğine eminim şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVACI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA: davacı benim babam olur, abim ile babamın arası yaklaşık 2 senedir bozuktur, bunun nedeni paradır, biz 3 kardeşiz ben en küçüğüm, şirketi babam kurmuştur ve 50 senedir idaresini yönetmektedir, daha sonra abim ile çatalcadaki fabrikayı yaptılar, şirketin iç işleyişine hakim ve vakıf değilim, babam ile abimin ilişkisi önceye dayalı çok iyiydi, babam abimin çocuklarına karşı özel bir hassasiyeti vardı ancak abim bunu hiçbir zaman kabul etmiyordu, şirketin mali durumu noktasında herhangi bir bilgim yoktur ancak abimin ...'dan 2 adet kendi adına dükkan aldığını biliyorum, abim bu dükkanları 10 sene önce almış sanırım, babam ve abimin bana anlattığı kadarıyla olayları biliyorum, babam bu dükkanları şirket adına alındığını biliyordu, sanırım kendi üzerine aldığını yeni öğrendi babam, babam hastalandığında abim babamı hastaneye götürüyordu, hastane işlemleri ile ilgili olarak babam ile ilgileniyordu, babamın ameliyatınıda abim yaptırmıştır, ancak amaliyet sonrası babamı kendi evine götürmediği için babam alınmış olabilir, babam şuanda Tekirdağ Silivri tarafında yaşamaktadır, sağlık sorunu yoktur, abimin kızının nişanında ben nişana çağrıldım ve katıldım ancak babam abimin nişanına çağrılmadı; ben abimin dükkan aldığını biliyordum ancak kendi üzerine aldığını bilmiyordum, ablamla benim aramda geçen konuşmada da bu dükkan alınma mevzularını biliyorum, abim manevi anlamda babamı zora soktuğunu görmedim, ancak maddi anlamda abim gerekli yardımları yapabilirdi, abim bir keresinde 5.000-TL aylıkta 1.000-TL gönderiyordu daha sonra 3.000-TL ye çıktı, daha sonra 5.000-TL oldu şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA: Ben davacının kardeşiyim, davacının aile ilişkileri benimle dahi kötüdür, öfkelidir, kindardır, oğlu ... yıllardır bu şirketi yönetmektedir, buna ek olarak araba alım satım ve borsada yatırım yapmaktadır, bu şirket ...'da bir hırdavat dükkanıdır, ben de bu sektörde uzun yıllar çalıştım, yeğenim ...'nın mal varlığı değindiğim gibi farklı yatırımları olmasından kaynaklanmıştır, dava dilekçesinde bana okumuş olduğunuz şirket idaresi ile ilgili olaylara ilişkin bir tanıklığım yoktur, ancak duyumlarıma göre ... ailesine ve babasına fazlası ile ödeme yapmakta ve yardımda bulunmaktadır, ben dava dilekçesinde yazılan eylemlere tanık olmadım bilgim bundan ibarettir şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA: ... 30 yılı aşkın süredir aile dostumuzdur, babalarımız da arkadaştır, davacı öfke kontrolü olmayan biridir, yan yana dükkan komşusu olduğumuzdan bir çok kez personeline hakaret içeren cümleler sarf ettiğine şahit oldum, hatta bu durumdan kaçıp bizim dükkanımıza gelen çalışanları çok zaman teselli ettik ve sakinleştirdik, bizler de komşuları olarak öfke kontrolü olmamasından nasibimizi almışızdır, şirketin ... tarafından yönetilerek büyütüldüğüne şahit olduk, babasına karşı da çok iyi bir evlattır, babasının rahatsızlığı döneminde de kendisine elinden geldiğince yardımcı olmuştur, bizler ...'nın dürüstlüğüne ve firmanın bir yerlere gelmesi için çalıştığına bizzat şahit olduk, piyasada önemli bir firmaydı ancak babası ile yaşadığı bu sorunlar nedeni ile dükkanı boşaltıp farklı bir yerde aynı iş üzerinde çalışmaya devam ediyor, dükkanın boşaltılmasına davacının davranışları neden olmuştur, davacı iş yerine bazen hiç gelmez bazen haftada bir gelirdi, yazları genelde yazlığına giderdi, çok fazla iş yerinde bulunmazdı şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA: ... ile çocukluktan arkadaşız, şirketi birlikte kurmuştuk, 1 yıl kadar birlikte çalıştık, daha sonra ben ayrılmak zorunda kaldım, tek ortak olamadığı için hisselerimi annesinin üzerine devrettim, sanırım annesi vefatından sonra babası şirkette hissedar oldu, 1994 senesinde yaşanan krizde kendisi çok büyük bir kar elde etmişti, sonrasında çalışmalarına devam ederek küçük bir dükkanı bu haline getirdi, bunun dışında araç alım satım, borsa, emlak gibi işlerle de ilgileniyordu, ben bile kendisinden otomobil ve konut aldım, dava dilekçesinde yer alan iddialar benim görgülerime göre gerçeği yansıtmamaktadır, şirketi büyütmüştür, fabrikaya dönüştürmüştür, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ile davalı şirketin son on yılı kapsayan ticari defter ve dayanağı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak; Davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiye koşullarının oluşup oluşmadığı, hesaplama tarihine en yakın veriler dikkate alındığından davacının ayrılma akçesi tutarının hesaplattırılması amacı ile dosya bilirkişiye tevdi edilmiş; bilirkişiler heyetinden alınan 25/03/2024 havale tarihli raporlarında: ''...1. Davalı şirketin 31.03.2022 tarihli bilançosuna göre TTK m. 376 hükmü yönünden borca batık durumda olmadığı,
2. Davalı şirketin kar dağıtımı yapmadığı,
3. Kanun gereği bir sermaye şirketi olan limited şirketin devamlılığı ve faaliyetlerini sürdürmesi esas olup, fesih yerine şirketi ayakta tutacak diğer alternatif yolların hakim tarafından değerlendirilmesi TTK'nın öngördüğü bir zorunluluk olduğu, dava konusu ihtilaf yönünden de her durumda feshin son çare olması gerektiğinin kabulü halinde, şirketin faaliyetlerine devam etmesi yönünde imkan tanınmasının uygun nitelik arz edebileceği,
4. Dosya münderecatı incelendiğinde davacının, davalı şirketin diğer ortağının şirketi zarara sokacak ve kişisel çıkar elde edecek eylem ve işlemlerde bulunduğu, şirket faaliyetlerinden elde edilen gelirlerle nam ve hesabına taşınmazlar ve taşınır aldığı, şirket işleri hakkında bilgilendirilmediği iddialarını tevsik eden bir bilgi yahut belgeye rastlanılmamakla beraber yapılan mali incelemeler ile davacıya kar payı dağıtılmadığının görüldüğü,
5. Anılan Yargıtay kararları da gözetildiğinde davacıya kar payı dağıtılmamasının taraflar arasındaki ilişkinin çekilmez hale getirdiği kanaatine varılır ise; davacı pay sahibinin ayrılma akçesi verilmek suretiyle davalı şirketten çıkarılmasının mümkün olabileceği,
6. Davacının ayrılma akçesinin 1.224.316,01 TL olacağı..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; haklı nedenle davalı limited şirketin feshine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu'nun Limited Şirketlerle ilgili sona erme sebepleri ve sona erme sonuçları başlıklı 636.maddesinde;
"(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.
(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir ... " hükümleri düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun Ayrılma akçesi başlıklı 641. Maddesine göre;
"(1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.
(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler."
TTK'nın 636. maddesinde haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın şirketin feshini isteyebileceğinin düzenlendiği, ancak söz konusu maddede haklı sebebe ilişkin bir tanıma veya haklı sebebin sınırına ve kapsamına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, anonim şirketlerde haklı sebeple şirketin feshinin düzenlendiği 531. maddede de aynı şekilde bir tanım, sınır veya haklı sebebe örnek gösterilmediği, bununla birlikte; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılmaması, azınlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının sürekli azalmasının haklı sebep sayıldığı madde gerekçesinden anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, tanık anlatımları, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davalı şirket ortaklarının ... (89,71 pay) ve ... (10,29 pay) olduğu, ...'nın şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, davacı ile dava dışı ortak ...'nın baba-oğul oldukları, aralarında şirket işleri, kar payı dağıtımı gibi konularda husumet olup birbirleri ile konuşmadıkları, dosya kapsamına göre davacının, davalı şirketin diğer ortağının şirketi zarara sokacak ve kişisel çıkar elde edecek eylem ve işlemlerde bulunduğu, şirket faaliyetlerinden elde edilen gelirlerle nam ve hesabına taşınmaz ve taşınır aldığı, şirket işleri hakkında bilgilendirilmediği iddialarını kanıtlayacak bir bilgi yahut belgeye rastlanılmamakla beraber yapılan mali incelemeler ile davacıya kar payı dağıtılmadığının görüldüğü, davacıya kar payı dağıtılmamasının taraflar arasındaki ilişkiyi çekilmez hale getirdiği, ortaklar arasında ciddi ihtilafların bulunduğu, güven unsurunun tamamen ortadan kalktığı, yasal sebeplerin oluştuğu, ancak ...m.636/2'deki yasal düzenleme karşısında bir sermaye şirketi olan davalı şirketin devamlılığı ve faaliyetlerini sürdürmesi esas olup, fesih yerine şirketi ayakta tutacak diğer alternatif yolların hakim tarafından değerlendirilmesi bir zorunluluk olup her durumda feshin son çare olması gerektiğinden şirketin feshi yerine davacıya ayrılma akçesi verilmek suretiyle davalı şirketten çıkarılmasının hakkaniyete uygun bir çözüm olacağı, bilirkişi heyeti tarafından hesaplama tarihine en yakın veriler dikkate alınarak hesaplanan davacının ayrılma akçesi tutarının 1.224.316,01 TL olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının haklı nedenlerle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacı payının şirkete devrine, davacının hissesine isabet eden 1.224.316,01 TL ayrılma akçesinin kararın kesinleşme tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davacının ...m. 638/2 hükmüne göre haklı nedenlerle ...Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...-0 ticaret sicil sırasında kayıtlı davalı ... ...San. Tic. Ltd. ve Şti. ortaklığından çıkmasına, davacı payının şirkete devrine,
Davacının hissesine isabet eden 1.224.316,01 TL ayrılma akçesinin kararın kesinleşme tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar kesinleştiğinde karardan bir suretin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna gönderilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 -TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç, 11,50 -TL vekalet harcı, 550,00-TL tebligat/ posta gideri, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.722,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/03/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır