T.C.
STANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/687 Esas
KARAR NO :2025/204
DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/10/2022
KARAR TARİHİ:06/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerin murisi İhsan ...'ın 23.05.2021 tarihinde vefat ettiğini, İhsan ... vefat ettiği tarihte ... ...-... Tic. ve San. A.Ş'nin %40 hissesine sahip olduğunu, murisin vefatıyla söz konusu %40'lık hisse mirasçıları olan müvekkillere doğrudan intikal ettiğini, müvekkillerin murisi Şirkette 08 Kasım 2019 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliği yapmış olup bu tarihte YK üyesi sıfatı ve temsil yetkisi sona erdiğini, davalı taraf ise uzun yıllar boyunca şirketin yönetim kurulu başkanı olup 08 Kasım 2019 - 02 Ağustos 2022 tarihleri arasında tek yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkil mirasçılar, muris vefat ettikten sonra Beyoğlu 57. Noterliği 25 Haziran 2021 tarihli 15026 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirketin pay defterlerine kaydolmayı, ticaret siciline isimlerinin yazdırılmasını ve şirket işlemleri hakkında bilgilendirilmeleri hususunda ihtar gönderdiklerini, davalının tek yönetim kurulu üyesi olduğu şirket, göndermiş oldukları ihtarnameye.... Noterliği 24 Eylül 2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyle cevap verdiğini, söz konusu ihtarnamede müvekkillerin pay defterine kayıt ve tescil taleplerini TTK 493/4 gereği payın gerçek değeri ile satın alma teklifine dayanarak kabul etmediğini ve payları 5.000.000-TL değer ile satın almayı teklif ettiğini, şirket 44.000.000-TL değerinde esas sermayeli şirket olup müvekkillerin %40 pay sahibi olduğu da dikkate alınırsa sadece esas sermayede 17.600.000-TL değerinde payları olduğunu, şirketin gerçek değerinin çok daha yüksek olduğunu, şirket tarafından iddia edilen 5.000.000-TL'nin gerçek değer olduğu iddiası yerinde olmadığını, bu inandırıcılığı olmayan ve hakkaniyet ile dürüstlük kurallarına aykırı bedelin telafuz edilmesi bu değerdeki payların davalı tarafından adeta bila bedel alınmak istenmesi anlamına gelmekte olduğunu, davalı taraf 02 ağustos 2022 tarihli genel kurulda hukuksuz ve gerçeğe aykırı iddialarla tek taraflı olarak müvekkillerin hisselerini kendisi üzerine kaydederek müvekkillerin hisse oranını düşürmeye çalıştığını, defalarca kez ihtar edilmesine rağmen müvekkillerin hisselerini pay defterine tescil etmediğini, müvekkillere intikal eden hisseleri genel kurul kararı olmaksızın ve yasal süresi geçtikten sonra değerinin çok altında almak için hukuka aykırı şekilde teklifte bulunduğunu, müvekkilleri şirketin işlemleri, kar zarar durumu, yönetim kurulu faaliyetleri hakkında bilgilendirmediğini, defalarca kez talep etmelerine rağmen bilançolar, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporları ve denetim raporları taraflarına göndermediğini, defalarca kez talep etmelerine rağmen olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmadığını, gayri resmi ticareti devam ettirdiğini, vergisel yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, şirketin demirbaşlarını satmış ve satmaya çalıştığını, şirkete ait araçları kendisi ve akrabalarının üzerine geçirdiğini, son olarak şirketçe müvekkillere .... Noterliği'nin 27 Temmuz 2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği sonradan harici olarak öğrenildiği üzere davalının şirketten alacaklarının davalının izni olmaksızın müvekkillerin murisinin cari hesabına virman edildiği, Şirkette 2017, 2018 ve 2019 yıllarında yapılan sermaye artışlarında müvekkillerin murisi İhsan ...'ın şirketten herhangi bir alacağı olmadığı halde alacağı varmış gibi gösterildiği, yine 2018 yılında şirkette yaşanan hırsızlık olayı sonrasında davalı yerine murisin alacaklı olarak gösterildiği, bu işlemlerle ilgili olarak şirkette herhangi bir belge bulunmadığı iddia edildiğini, bu iddiaya paralel olarak 02 Ağustos 2022 tarihli genel kurul toplantısı sırasında, hazirun cetvelinin gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlendiği müvekkiller tarafından tespit edildiğini, davalı tarafın müvekkillere intikal eden hisseleri haksız bir şekilde kendisi üzerine kaydetmek için yıllar geçtikten ve müvekkiller yasal yollara başvurduktan sonra kendi imzasının bulunduğu işlemlerin gerçeğe aykırı olduğunu iddia etmesi dikkate alındığında sırf bu husus bile davalının kötüniyetli hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, iddiayı kabul anlamına gelmemekle birlikte hisseleri kendi üzerine kaydetmek için kendisinin suç işlediğini iddia edecek kadar ileri giden birisinin belirtilen olaylar da dikkate alındığında şirketin içini boşaltarak ve şirketi zarara uğratarak telafisi güç ve imkansız zararlara sebep verebileceğinin açık olduğunu, sırf bu husus dahi davalı tarafın temsil ve yönetim yetkisinin kaldırılarak şirkete kayyım atanması gerektiğini ortaya koymakta olup kayyım taleplerinin kabulü gerektiğini, davalı taraf şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin kurucusu, müdürü ve tek hissedarı olan kızı ...'a hisse devretmiş olup yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesini sağladığını, müvekkillere şirket hakkında yasaya aykırı olarak uzun süre bilgi verilmemiş olup halen bilgi alınmasının engellendiğini, davalı taraf kasıtlı olarak şirketi zarara uğrattığını, şirkete ait kar payı dağıtılmadığını, davalı taraf şirkete ait makineleri bilgi vermeksizin ve denetime tabi olmaksızın satmış olup halen dahi satışa devam ettiğini, davalı tek yönetim kurulu üyesi ve başkanı sıfatını kötüye kullanarak kendisi, aile üyeleri veya 3. derece akrabalarına haksız kazanç ve menfaat sağlamakta olup şirketi zarara uğrattığını, açıklanan işbu sebeplerle dava sonuçlanana kadar rutin iş ve işlemler dışında alış-satış yapılmaması hususunda şirket taşınmazları ve şirketin kullanımında olan değerli makine ve diğer taşınırlar ile davalı ...'a ait taşınır ve taşınmaz mallarının kaçırılma ve saklanması ihtimaline karşı ihtiyati tedbir konulmasına, ... ...-... Tic. ve San. A. Ş.'nin yönetim kurulu üyesi/başkanı sıfatını haiz davalı ...'ın görevini kötüye kullandığı sabit olduğundan ve aynı alanda faaliyet gösteren yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda davalının kızı olan ...'ın yönetim hakları ve temsil yetkilerinin kaldırılarak görevlerinden alınmasına, dava süresi boyunca telafisi güç sonuçların önüne geçmek maksadıyla ... ...-... Tic. ve San. A. Ş.'ye tedbiren kayyım atanmasına, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak talebi mahiyetindeki 10.000,00-TLtutarındaki zararın; her bir hukuksuz işlem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek ... ...-... Tic. ve San. A. Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri anlaşıldı.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil ..., yk üyeliğini haiz olduğu tarihten itibaren yk üyeliğinden kaynaklı kanuni yükümlülüklerini ve görevlerini, tedbirli bir yöneticinin özeniyle şirketin menfaatlerini her şeyin üstünde tutarak layıkıyla yerine getirdiğini, müvekkil tarafından davacıların paylarının pay defterine işlenmediği ve pay oranlarının 02.08.2022 tarihli şirket genel kurulu'nda hukuka aykırı şekilde düşürüldüğü iddiası gerçek dışı olduğunu, davacıların murisi ve dava dışı şirket ortağı İhsan ..., uzun yıllar müvekkil ile birlikte şirket yönetim kurulu üyeliği yapmış ve şirketi münferiden imzaya yetkili olarak temsil ettiğini, bu süreçte şirketin neredeyse tüm genel kurul toplantılarına bizzat katılmış; genel kurul toplantı tutanaklarını imzaladığını, nitekim müteveffa şirket ortağının şirket yönetiminde aktif olduğu dönem de şirketin almış olduğu tüm genel kurul kararları oy birliği ile alındığını, bu husus Türkiye Ticaret Sicili Gazetelerin'deki ilanlar ile sabit olduğunu, ancak müteveffa şirket ortağına 2018-2019 yıllarında kanser teşhisi konulması, tedavi sürecinin çok ağır geçmesi müteveffa şirket ortağının müvekkil şirket bünyesindeki YK üyeliğinin aksamasına sebebiyet verdiğinden, şirketteki faaliyetlerin ve kararların alınmasının gecikmesi ve şirketin zarara uğramasının önüne geçilmesi amacıyla, karşılıklı uzlaşı sonucunda müteveffa şirket ortağının şirketteki YK üyeliği sona erdirildiğini, akabinde toplantı ve karar nisabının sağlandığı, müteveffa şirket ortağının da asaleten katıldığı genel kurul toplantısı neticesinde müvekkil tek başına YK üyesi seçildiğini, her ne kadar davacılar murisinin şirket bünyesindeki görevleri sonlandırılmış ise de şirketin bir aile şirketi gibi yönetiliyor olması hasebiyle müteveffa ortak, şirketin yapmış olduğu iş ve işlemler hakkında geçirdiği tedavi sürecinde dahi haricen bilgilendirildiğini, bu bakımdan davacıların beyanlarının herhangi bir doğruluğu bulunmadığı gibi hukuki anlamda da bir geçerliliği bulunmadığını, davacılar, murislerinin vefatından sonra murislerinin paylarının kendilerine intikaliyle birlikte dava dışı şirketten intikal eden payların adlarına pay defterine işlenmesi talebinde bulunduğunu, dilekçelerinde paylarının pay defterine işlenmediği ve gerçek değerinin çok altında bir değer teklifi ile satın alınmak istendiği belirtilmiş ise de, şirket yönetim kurulu tarafından bu konuya ilişkin alınan herhangi bir karar bulunmadığını, yönetim kurulu tarafından konuya ilişkin alınan karar olmaması sebebiyle müvekkilin şirket yetkilisi olarak davacıların paylarının satın alınmasına ilişkin bir iradesinin de olmadığının açık olduğunu, müvekkil tarafından davacıların paylarının bila bedel alınmak istendiği gibi bir durumdan bahsedilmesinin mümkün olmadığı; davacıların iddialarının sadece müvekkili karalamaya yönelik olduğunu, ayriyeten davacıların, şirket paylarının 17.600 adedine sahip olduğu iddialarının da hiçbir surette doğru olmadığını, İhsan ... tarafından taahhüt edilen sermaye artırımları gerçekleştirilmemiş olmasına rağmen gerçekleştirilmiş gibi işlem yapıldığı ve İhsan ...'ın pay oranlarının artırıldığı neticesinde İhsan ... adına kayıtlı pay oranlarında hata olduğu tespit edildiğinden Yönetim Kurulu tarafından TTK500 uyarınca, İhsan ... tarafından karşılığı ödenmeden hatalı şekilde İhsan ... adına tescili gerçekleştirilen payların İhsan ... uhdesinden silinmesine karar verildiğini, hazır bulunanlar listesinde belirtilen pay oranlarının usule ve yasaya aykırı olduğunun iddia edilmesi mümkün olmadığını, hazır bulunanlar listesi'nde belirtilen pay oranlarında hiçbir hata mevcut olmadığını, görüldüğü üzere, müvekkil tarafından davacılara intikal eden paylar usule ve yasaya uygun şekilde pay defterine işlenmiş; kanuni yetkiye dayalı olarak pay oranlarına ilişkin kararlar alındığını, hiçbir surette ayrı bir dava konusu yapılmış ve yargılaması devam eden Genel Kurul Toplantısı ve kararlarının usule ve yasaya aykırı olduğu iddialarının işbu davada ileri sürülmesi taraflarınca kabul edilmese de, mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde müvekkilin hak kaybına uğramasının önüne geçmek amacıyla davacı tarafın bu iddialarına yanıtlarını sunduklarını, müvekkil, şirket yetkilisi olarak Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın yapılmasına kadar olan hazırlık sürecinde üzerine düşen yükümlülüklerden çok daha fazlasını yaptığını, hiçbir surette davacıların bilgi alma ve inceleme hakları müvekkil tarafından engellenmemiş; davacılar keyfi olarak haklarını kullanmaktan imtina ettiklerini, davacılar, olağan genel kurul toplantısı sırasında sordukları sorulara cevap verilmemesinin müvekkilce kötü niyetle, şirketin içini boşaltmak gayesiyle kasıtlı olarak gerçekleştirildiğini iddia etmişse de, müvekkil .../3 uyarınca hakkını kullanmış ve dava dışı şirketin menfaatlerini korumaya çalıştığını, davacıların pay sahibi olarak bilgi alma ve inceleme haklarından istifade etmemeyi tercih etmiş olmalarına rağmen, aksi bir durum varmış algısı oluşturulup müvekkilin Yönetim Kurulu üyesi olarak özen ve dürüstlük yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunduğunun iddia edilmesi dürüstlük ve hakkaniyete açıkça aykırı ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilin, şirket zararına yönelik iş ve işlemler yaptığı iddiasında bulunulmuş ise de davacılar tarafından bu hususta hiçbir dayanak sunulamadığından sunulması da mümkün olmadığından davacı yan iddialarının afaki, mesnetsiz iddialardan öte olmadığının kabulü gerektiğini, dava dışı şirketin ticari defterleri incelendiğinde görüleceği üzere ilgili şirket hiçbir dönemde zarar etmemiş, her yıl karlılığını artırarak ticari hayatına devam ettiğini, şirketin karlılığının azalmasının müvekkil tarafından gayri resmi ticaret yapıldığı, şirketin içinin boşaltıldığı ve mal kaçırıldığını gösterir şekilde yorumlanması, abesle iştigal olduğunu, dava dışı şirket karının dağıtılmamasına ilişkin karar, şirket Genel Kurul toplantısında alınmış genel kurul kararına dayandığını, alınan genel kurul kararı sebebiyle müvekkilin sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığını, huzurdaki dava tarafları dikkate alındığında, davada taraf sıfatını haiz olmayan ... hakkındaki iddialara ilişkin hüküm kurulması ve müvekkilin rekabet yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kabul edilmesi mümkün olmadığını, anonim şirketlerde prensip olarak payın serbestçe tedavül edilebilirliği ilkesi geçerli olduğunu, bu ilkeye göre pay, herhangi bir şirket organı, pay sahipleri veya üçüncü kişilerin onayı aranmaksızın diğer pay sahiplerine ve/veya üçüncü kişilere devredilebilme imkanına sahip olduğunu, müvekkil de buna istinaden sahip olduğu dava dışı şirket paylarının bir kısmını kızı ...'a devretmeyi tercih ettiğini, bu devri engelleyici kanunen hiçbir husus bulunmadığını, dava dışı şirketin müvekkil tarafından zarara uğratıldığı iddialarının açıkça dayanaktan yoksun, mesnetsiz olduğunu, müvekkilin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması ve neticesinde dava dışı şirkete kayyım atanması için gereken şartların mevcut olmadığını, huzurdaki davada davanın tarafı olmayan 3.kişi konumundaki dava dışı şirket leh ve aleyhine de tedbir kararı verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, açıklanan işbu sebeplerle ihtiyati tedbir taleplerinin ve davacıların kötü niyetli haksız davasının reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldı.
DELİLLER
... ...-... Tic. ve San. A. Ş.'nin incelenen ticaret sicil kaydına göre; ...Ticaret Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı "..." adresinde faaliyet gösterdiği, odaya kayıt tarihinin 28/10/1981 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin ve şirket yetkililerinin; ... ve ... olduğu ve şirketi temsile münferiden yetkili oldukları, Eski Ünvanının ... ..., şirketin son tescil tarihinin 19/08/2022 olduğu ve şirketin ticari sicil kaydının faal olarak devam ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 28/03/2024 tarihli raporlarında: ''...a- Dava dışı ... Tekstil A.Ş.’nin, 6102 sayılı TTK md.64/3, VUK md.182 uyarınca tutulması zorunlu olan E-Defterleri süresinde GİB sistemine aktarılarak e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun oluşturulduğu, Envanter defterinin de açılış noter tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı ve defterlerin birbirini teyit etmiş olduğu tespit edildiğinden, ticari defterlerin delil niteliği taşıdığı kanaatine varıldığı,
b- Davacıların talepleri ve iddiaları tek tek incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
İddialara konu eylemlere dayalı iddiaların somutlaştırılmadığı, bu nedenle de tüm iddiaların kendi ifadeleri ile "araştırılması" gerektiği ifade edilmiş ise de, bilirkişilerin taraflar lehine araştırma yapma görevlerinin bulunmadığı, Kaldı ki bu yönde bir inceleme, hesapların geriye doğru izlenmesi metodu ile gerçekleştirilecek uygunluk denetim yapılması anlamına geleceği, bu anlamda da söz konusu inceleme kapsamının bilirkişi görev çerçevesinin dışında kaldığı değerlendirilmiş olup, takdiri mahkemeye ait olduğu,
Diğer yandan Davacıların incelenmesini talep ettikleri bir takım hususlar da Tekstil Mühendisi, Makine Mühendisi, Maliyet Muhasebecisi ve Tekstil Fason Boya-... İmalatında fiilen çalışmış Uzman kişilerce, günlerce fiilen şirketin imalatında ve belgeleri üzerinde çalışmaları ve araştırmaları ile somut tespitlerini içeren Raporun dosyaya sunmaları sonrası, tespitleri içeren rapor üzerinde yapacağımız inceleme ve değerlendirme ile karşılanabilecek nitelikte olup, takdiri mahkemeye ait olduğu,
c-Yukarıda detaylıca açıklanan yöneticinin sorumluluğunu gerektiren hallerin somutlaştırılmadığı, nasıl ve neden dolayı, ne kadarlık bir zarara uğranıldığının belgeleri ile ortaya konulmadığı, hal böyle olunca da mevcut yöneticilere atfedilebilecek herhangi bir kusur ve dolayısıyla sorumluluk da tespit edilemediği,
d- Fabrikanın tamamında yapılmış olan incelemelerde Demirbaş ve Amortisman Listesinde kayıtlı bulunan makine ve demirbaşların ağırlıklı olarak fabrikada bulundukları, fabrikada tüm bölümlerinin rutin olarak faaliyetini sürdürmekte oldukları..." tespit ve rapor edilmiş;
Davacı vekilinin itirazları kapsamında şirketçe satışı yapılan ve dosyada satış belgeleri bulunan araçların satış tarihindeki bedellerinin tespit edilerek, bunun piyasa değerinde olup olmadığı, bu şekilde ödenip ödenmediği hususlarının tespiti, ayrıca dava dışı ... Tekstil 'in ticari kayıtlarında davalı ve yakın aile üyelerine ve dava dışı ... isimli şirkete herhangi bir para transferi bulunup bulunmadığı hususlarının mahkememizin ve tarafların denetimine elverişli bir şekilde incelenmesi için ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği;
Bilirkişi heyetinin 21/12/2024 tarihli ek raporu ile; "... Dava dışı ... ... ... San. ve Tic. A.Ş.'nin maliki olduğu ... - ... - ... - ... - ... - ... - ... - ... - ... - ... plaka sayılı araçların satım bedelleri ve bu bedellerin piyasa (rayiç) değerinde olup olmadığı, bu araçların mevcut sahiplik durumları, şirketten hangi bedelle ne zaman ve kime satışının yapıldığı sorulmaktadır.
Yukarıda belirtilen araçlardan dosya kapsamına Noter Satış Sözleşmesi sunulmuş olan, ... plaka sayılı 2012 model ... ... otomobil 25/05.2019 tarihinde ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. Tarafından 43.000-TL bedel karşılığında alıcı ...'a satılmıştır. Aracın Kasko Kodu:..., Kasko Değeri ise 60.414-TL olup, söz konusu aracın satılmış olduğu tarihteki kondüsyonu tarafımızca bilinmediğinden satış bedelinin piyasa değerine görece kadri maruf olup olmadığı değerlendirilememiştir.
Yukarıda belirtilen araçlardan dosya kapsamına Noter Satış Sözleşmesi sunulmuş olan, ... plaka sayılı 2020 model ... otomobil 25.05.2021 tarihinde ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından 263.000-TL bedel karşılığında alıcı ...’a satılmıştır. Aracın Kasko Kodu:..., Kasko Değeri ise 263.000-TL olup, aracın satış bedeli kasko değerine uygundur.
Yukarıda belirtilen araçlardan dosya kapsamına Noter Satış Sözleşmesi sunulmuş olan,... plaka sayılı 2013 model ... otomobil 29.12.2017 tarihinde ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından 150.000-TL bedel karşılığında ...’a satılmıştır. Aracın Kasko Kodu:..., Kasko Değeri ise 170.097-TL olup, söz konusu aracın satılmış olduğu tarihteki kondüsyonu tarafımızca bilinmediğinden satış bedelinin piyasa değerine görece kadri maruf olup olmadığı değerlendirilememiştir.
Yukarıda belirtilen araçlardan dosya kapsamına Noter Satış Sözleşmesi sunulmuş olan, ... plaka sayılı 2015 model ... ... otomobil 04.01.2018 tarihinde ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından 100.000-TL bedel karşılığında alıcı ...’e satılmıştır. Aracın Kasko Kodu:..., Kasko Değeri ise 169.961-TL olup, söz konusu aracın satılmış olduğu tarihteki kondüsyonu tarafımızca bilinmediğinden satış bedelinin piyasa değerine görece kadri maruf olup olmadığı değerlendirilememiştir.
Yukarıda belirtilen araçlardan dosya kapsamına Noter Satış Sözleşmesi sunulmuş olan ... plaka sayılı 2017 model ... ... otomobil 08.05.2023 tarihinde ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından 249.200-TL bedel karşılığında ... Otomotiv İç ve Dış Tic. A.Ş.’ne satılmıştır. Noter Satış Sözleşmesinde Aracın Trafikten Çekme Belgeli (Hasarlı) olarak satılmış olduğu anlaşılmaktadır. söz konusu aracın hasarlı haliyle satılmış olduğu tarihteki sovtaj değerine ilişkin teklifler tarafımızca bilinmediğinden satış bedelinin piyasa değerine görece kadri maruf olup olmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; TTK.m.553 kapsamında yönetici sorumluluğuna ilişkin tazminat davasıdır.
Davacı yan; davalı şirket yöneticisinin hissedarı oldukları şirketin içini boşaltarak şirketi zarara uğrattığından bahisle 10.000,00 TL tutarında belirsiz alacak davası açmış, tahkikatın sonunda davacı vekiline HMK.m.107/2 gereğince talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için 2 hafta kesin süre verilmesine rağmen talep artırılmadığı görülmüştür.
Davalı yan ise; şirketin davalı tarafından zarara uğratıldığı iddialarının açıkça dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Türk Ticaret Kanunu'nun “Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu” başlıklı 553. Maddesine göre:
"MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz."
Yargıtay 11.Hukuk Dairesince istikrarlı şekilde benimsendiği üzere şirket yöneticilerinin sorumluluğu ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul şirket zararının bulunmasıdır. Zarar gören bu zararın varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise kusur karinesi söz konusu olduğundan şirket yöneticilerinin bu zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Şirket yöneticisi ancak kendisine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Buna göre davacı şirketin zarara uğradığını ispatlaması yeterli olup, bundan sonra yöneticilerin zarardan kendilerinin sorumlu olmadıklarını ispat etmeleri gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle davacı şirket zararının meydana gelmesinde davalı yönetim kurulu üyelerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığını ispatlamaları gerekmektedir. (Yargıtay 11.HD 2022/4461-2023/4517)
Somut olayda davacı yanın iddialarının; davacıların şirketteki hisselerinin davalı tarafından gerçek değerinin altında satın alınmak istendiği, şirketin işlemleri, kar zarar durumu ve yönetim kurulu faaliyetleri hakkında bilgilendirmediği, bilançolar, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporları ve denetim raporlarının göndermediği, olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmadığı, şirketin demirbaşlarını, taşıtlarını ve makineleri sattığı, ... ... Ltd. Şti'nin kurucusu, müdürü ve tek hissedarı olan kızı ...'a hisse devrettiği ve yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesini sağladığı, kar payı dağıtılmadığı, kendisi, aile üyeleri veya 3. derece akrabalarına haksız kazanç ve menfaat sağladığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce Mali Müşavir, Makine Mühendisi ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişilerden oluşan heyete yerinde inceleme yetkisi de verilmek suretiyle dosya tevdi edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan kök ve ek rapor kapsamına göre;
Dava dışı ... ... ... San. ve Tic. A.Ş.'nin maliki olduğu ... plaka sayılı araçlardan bir bölümünün satış bedeli kasko değerine uygun olduğu, bir kısmının kasko değerinden daha düşük bedelle satılmasına rağmen aracın satılmış olduğu tarihteki kondüsyonu bilinmediğinden satış bedelinin piyasa değerine görece kadri maruf olup olmadığının değerlendirilemediği anlaşılmıştır.
Davalının kendisi, aile üyeleri veya 3. derece akrabalarına haksız kazanç ve menfaat sağladığına yönelik iddiaların değerlendirilmesinde ise; dava dışı ... ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti. arasında ticari ilişkinin bulunduğu, bu kapsamda ... Tekstil'in ... Kumaşçılığa toplam 1.944.497,99 TL tutarındaki faturasından doğan borcuna yönelik Sıla firmasına ödemeler yaparak borcunu kapattığı anlaşılmaktadır. Yine Muavin defter açıklamasında da görüleceği üzere; ...'ın 2021 yılında kendisine satışı yapılan Motorun bedelini 20.05.2022 tarihinde ... Tekstil A.Ş.'ye ödediği görülmektedir. Yine Muavin defter açıklamalarında da görüleceği üzere; ...'ın ...Bankasından kredi kullanarak bu krediyi ... Tekstil A.Ş.'ye borç verdiği, ... Tekstilin kredi kullanımından ...'a 2.371.202,35 TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı yönetici ... ...'ta huzur hakkı açıklamasıyla ödeme yapıldığı, davalı ...'ın şirketten satın aldığı araçların bedelini ödeyerek borcunu kapattığı, rapor ekinde sunulmuş 2022 yılı Muavin defterler açıklamalarına göre; ...'ın ... Tekstil A.Ş.'ye muhtelif tarih ve tutarlarda borç para, çek verdiği ve giderler karşıladığı, ... Tekstil tarafından ...'a yapılan ödemeler sonrası, 31.12.2022 tarih itibariyle ...'ın ... Tekstil den 15.559.858,34 TL alacağı kaldığı, dava dışı şirketin sahip olduğu fabrikanın tamamında yapılmış olan incelemelerde Demirbaş ve Amortisman Listesinde kayıtlı bulunan makine ve demirbaşların ağırlıklı olarak fabrikada bulundukları, fabrikada tüm bölümlerinin rutin olarak faaliyetini sürdürmekte oldukları anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava dışı ... ... (...) Tic. A.Ş.'nin maliki olduğu araçların bir bölümünün satış bedelinin kasko değerine uygun olduğu, bir kısmının kasko değerinden daha düşük bedelle satılmasına rağmen aracın satılmış olduğu tarihteki kondüsyonu bilinmediğinden satış bedelinin piyasa değerine görece kadri maruf olup olmadığının değerlendirilemediği, dava dışı şirketin sahip olduğu fabrikanın tamamında yapılmış olan incelemelerde Demirbaş ve Amortisman Listesinde kayıtlı bulunan makine ve demirbaşların ağırlıklı olarak fabrikada bulundukları, fabrikada tüm bölümlerinin rutin olarak faaliyetini sürdürmekte olduğu, davalının kendisi, aile üyeleri veya 3. derece akrabalarına haksız kazanç ve menfaat sağladığına yönelik iddiaların hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kapsamına göre gerçeği yansıtmadığı, yönetici sorumluluğunun doğması bakımından öncelikli koşul olan şirket zararının kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı yan, davacıların şirketteki hisselerinin davalı tarafından gerçek değerinin altında satın alınmak istendiğini, şirketin işlemleri, kar zarar durumu ve yönetim kurulu faaliyetleri hakkında bilgilendirmediğini, bilançolar, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporları ve denetim raporlarının gönderilmediğini, olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmadığını, ... ... Ltd. Şti'nin kurucusu, müdürü ve tek hissedarı olan kızı ...'a hisse devrettiği ve yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesini sağladığı, kar payı dağıtılmadığını ileri sürmüş ise de; davacı iddialarının somutlaştırılmadığı, bir zarardan bahsedilmeksizin tüm iddiaların davacı ifadeleri ile "mahkemece araştırılması" ve bir zararın tespiti halinde hüküm altına alınması gerektiğinin belirtildiği, davacının bu iddialarının HMK.m.25'te ifadesini bulan "taraflarca getirme ilkesi"ne uygun düşmediği, kaldı ki, bu yönde bir incelemenin, hesapların geriye doğru izlenmesi metodu ile gerçekleştirilecek uygunluk denetim yapılması anlamına geleceği, bu anlamda da söz konusu inceleme kapsamının mahkememizin ve bilirkişi incelemesinin görev çerçevesinin dışında kaldığı, yine bir kısım davacı iddialarının TTK’da düzenlenen bilgi alma, inceleme ve özel denetimin konusunu oluşturduğu, bilgi alma, inceleme ve/veya özel denetim sonucu tespit edilecek hususlarda yönetici sorumululuğuna ilişkin dava açılabileceği, yine kar payı dağıtma husususunun genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunup bu yöndeki genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabileceği, hisse devrinin ise TTK'da belirlenen yasal çerçeve içinde yapılabileceği, somut olayda davalı yöneticinin yasaya ve ana sözleşmeye aykırı eylemleriyle şirketi zarar uğrattığının yasal deliller ile kanıtlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 170,78-TL harçtan mahsubu ile bakiye 444,62 -TL harcın davacıya iadesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır