T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/688 Esas
KARAR NO:2025/708
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:17/10/2022
KARAR TARİHİ:23/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ile davalı arasında 08/03/2022 tarihinde yapılan anlaşmaya göre toplamda 385.000,00-USD karşılığında 1.540 USD fiyat ile ... ürünün anlaşması yapıldığını, bu anlaşmaya ilişkin olarak 15/03/2022 tarihinde ...Ticaret Limited Şirketi hesabına 38.500,00-USD ödeme yapıldığını, mail üzerinden yapılan yazışmalarda ürünün "yükleme tarihi ay sonunda ve varış tarihi de ortalama maximum 30 gün" olarak belirtilmesine rağmen ürün taraflarına teslim edilmediğini, ayrıca ürünün sevk edildiği yada sipariş edildiği bilgisi de bulunmadığını, bu durumlar karşısında TTK ve TBK kapsamında yapılan sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini ve ödenen 38.500,00-USD ön ödemenin yasal 10 gün içerisinde ödenmediği takdirde yasal faizi ile birlikte icra ve Mahkeme yoluyla tahsil edileceğini bildiren ihtarnamenin karşı tarafa tebliğe gönderildiği, ancak davalı yan kötüniyetli olarak gelen ihtarnameyi tebliğ almadığını, ... İcra Dairesinin 2022/... Esas sayılı dosyası ile gönderilen ödeme emri aynı adrese tebliğ edildiğinden davalı tarafından haksız olarak borca itiraz dilekçesi sunulduğunu, icra takibi başlatıldıktan sonra davalı kötüniyetli olarak sipariş edilen ürünün özel sipariş ürünü kapsamında olduğunu iddia ettiğini, bu hususun da gerçek dışı olduğunu, zira bu ürün bütün firmalarda kullanılan sorunsuz bir şekilde temin edilen bir ürün olduğunu, bu ürünü sözleşmeye aykırı olarak zamanında tedarik ve nakil işlemleri yapılmadığından dolayı almaktan vazgeçtiklerini hem mail hem telefon ve bundan netice alınamayınca noter kararıyla davalıya bildirdiklerini, 08/03/2022 tarihli fatura ürünün bir ay içinde teslim edileceğine dair hem davalı hem aracı firma tarafından mail ile teatileşmiş ve anlaşmaya varıldığını, ancak davalı tarafından yükümlülükler yerine getirilmediğini, açıklanan işbu sebeplerle öncelikle davalının tutumu ve alacağın tahsilinin imkansız hale dönüşmemesi adına ihtiyati haciz kararı verilmesini akabinde davanın kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile taraflarına verilmesini talep ve dava ettikleri anlaşıldı.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usuli olarak İcra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, İstanbul Çağlayan Adliyesi İcra Müdürlükleri yetkili olduğunu, esasa ilişkin olarak ise ; davalı müvekkil, Türkiye'deki alıcılara sipariş etmiş oldukları hammaddeyi yurt dışından tedarik ederek siparişe edene satan bir şirket olduğunu, belirli bir ürünü almak isteyen alıcıya müvekkilim teklif sunmakta ve bu teklifin karşılığında bir avans ödemesi almakta, sipariş edilen bu ürünü satın alarak alıcıya tedarik etmekte ve teslimat öncesi alıcı bakiye bedeli ödeyerek müvekkil şirketten sipariş etmiş olduğu ürünü Liman'dan teslim almakta olduğunu, davacı şirket , davalı müvekkil ile sözleşme görüşmelerine girerek "... ..." ürününü birim fiyatı 1.540,00 Amerikan Doları olmak üzere 250 ton için teslim tarihi olmadan toplam 385.000 Amerikan Doları karşılığında satın aldığını, işbu satış sözleşmesi gereği taraflar arasında 08/03/2022 tarihinde Proforma fatura düzenlenmiş olduğunu, taraflar arasındaki proforma fatura gereği davacı şirketi davalı müvekkile avans ödeme gerçekleştirdiğini, davalı müvekkil, satış sözleşmesine ilişkin bakiye bedelin alıcı tarafından ödenerek malın teslim alacağına duyduğu güvenle Çin'deki tedarikçisinden malı satın almış olup, alıcıya teslim etmek üzere tedarik ettiğini, taraflar arasında imzalanan proforma faturada satış bedeli ödenmeden teslimin yapılmayacağı kararlaştırılmış olup, satış bedeli tamamen ödenmeden davalının malı teslime zorlanamayacağı ve ödenen bedelin iadesi de istenemeyeceğini, 02.08.2022 tarihinde müvekkil şirket, alıcıya teslimi gerçekleştirmek üzere satış sözleşmesine konu ürünün yüklü olduğu ... ... isimli gemisinin İskenderun Limanı'na geldiğini, alıcı tarafın bakiye bedeli ödeyerek malı teslim alması gerektiği aksi taktirde oluşacak antrepo, muhafaza ve diğer zararların kendilerine rücu edileceğini ihtar ederek davalı alıcıyı temerrüte düşürdüğünü, davacı şirket ise bakiye bedelin ödemesini gerçekleştirmemekle birlikte kötü niyetle sözleşme kapsamında ödemiş olduğu avans bedelin iadesi için icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin başlatmış olduğu icra takibine taraflarınca itirazda bulunulmuş ve takip durduğunu, davalı müvekkilin işbu davaya konu icra takibine konu edilen borcu bulunmadığını, davacı şirket tarafından davalıya ödenen avans bedeli satın almış oldukları siparişin tedariki amacıyla alındığını, davacı şirket tamamen kötü niyetli bir şekilde avans bedelinin iadesi için icra takibi açmış olup, davalı müvekkilin icra takibine konu borcunun olmadığı ve işbu davaya konu icra takibinin durdurularak konulmuş olan hacizlerin kaldırılması ve kötü niyetle icra takibinde bulunan davacı şirketten, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının tazmin edilmesi gerektiğini, açıklanan işbu nedenlerle yetkili icra dairesinde icra takibi başlatılmadığından itirazın iptali davasının bu sebeple usulden reddine, usulden red talebinin kabul edilmemesi halinde itarazın iptali davasının esastan reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldı.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; ... İcra Dairesi 2022/... Esas sayılı dosyası, ticari defterler, ödeme dekontu, pro-forma, ... ... Noterliği ... yevmiye numaralı 03.06.2022 tarihli ihtarname, .... Noterliği ... yevmiye numaralı 02.08.2022 tarihli ihtarname, ... ... Noterliği ... yevmiye numaralı 05.08.2022 tarihli ihtarname, İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2022/... başvuru numaralı 2022/... arabuluculuk numaralı dosyası ve her türlü yasal delile dayanmışlardır.
... İcra Dairesi 2022/... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... Limited Şirketi Borçlunun ... Şirketi olduğu, 38.500,00 USD asıl alacak, 231,00 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.731,00 USD alacak için 30/06/2022 tarihinde takibe girişildiği, davalı/ borçluya usulüne uygun tebligatın yapıldığı borçlunun süresi içerisinde borca, ferilerine itiraz ettiği görülmüştür.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası ile davacıya ait defterler üzerinde defter incelemesi yaptırılarak dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş,
Bilirkişi heyeti 08/02/2024 tarihli raporları ile; "...Sayın mahkemenizin tarafımdan incelenmesi istenen hususlar değerlendirildiğinde;
Muhasebe kayıtlarının üsülüne uygun düzenlendiği Davacı” ...ŞTİ. “nin defter ve belgelerindeki kayıtlarında Davalı “...ŞTİ” ne Sipariş avansı olarak ... üzerinden Transfer etmiş olduğu 568.352,40 TL. Ve Kur değerlendirmesi sonucu 151.532,15 TL olmak üzere 38.500 USD karşılığı toplam 719.884,55 TL alacağın olduğu..." sonucuna varılmıştır.
Mahkememizce davalı taraf defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş;
Bilirkişi heyeti 24/04/2024 tarihli raporlarında: ''...a) -Davalı taraf, inceleme günü ve sonrasında ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadığı,
- Dosyaya sunulmuş belgelerin incelenmesinden, davalı taraf ticari defter ve belgelerinin incelenmesi gerekmediği anlaşıldığı,
b) Davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu belgeler, davacı taraf ticari defter ve belgelerinin incelenmesinden düzenlenmiş Bilirkişi Raporu ve davalı tarafın cevap dilekçesinden; Taraflar arasında, davacı tarafın 15/03/2022 tarihinde 38.500 Usd ödeme yaptığı konusunda anlaşmazlık bulunmasa ve davalı tarafın 38.500 Usd ödeme yapıldığını kabul etmekte ise de feshin, TTK m. 18/f.1 hükmüne uygun şekilde yapılmadığından geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürdüğü,
c) Bu noktada TTK m. 18/f.3 hükmün ile düzenlenen belli ihbar ve ihtarlarda belirli şekillere uyma zorunluluğunun ispat koşulu mu yoksa geçerlilik koşulu olduğunun mu tespitinin gerektiği, TTK m. 18/f.3 uyarınca tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının düzenlendiği, TTK m. 18/f.3'te öngörülen şekil şartının geçerlilik değil, ispat şartı niteliğini haiz olduğu,
d) Bu açıklamalardan sonuçla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin esasında davalının (TBK m. 124 hükmünden bağımsız olarak) ... İcra Dairesinin 2022/... E. sayılı dosyası ile gönderilen ödeme emrini tebliğ alması ile birlikte sona erdiğinin ifade edilmesi gerektiği,
e) Davacının talep ettiği bedelin, sözleşmenin taraflardan birinin kusuru neticesinde sona erip ermemesi noktasında herhangi bir önem arz etmediği, zira huzurdaki dava, kusur sorumluluğu, bir başka ifade ile tazminat talebine ilişkin olmadığı, davacının ödediği ancak sonrasında dönme iradesi göstererek iadesini talep ettiği 38.500,00-USD'ye ilişkin olduğu,
f) Dosyaya mübrez belgelerden davacının davalıya 38.500,00-USD'lik ödeme yaptığı ve fakat ilerleyen süreçte birtakım sebepler ileri sürerek sözleşmeden dönmesi üzerine bu bedelin iadesini talep ettiğinin müşahede edildiği, hâl böyle olunca davacının sözleşmeden dönmesi ve dönmenin bozucu yenilik doğuran bir hak olması hasebiyle ödediği bedelin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesini talep edebilmesinin mümkün olduğunun düşünüldüğü, Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda ise davacının iade talebinde bulunabilmesinin mümkün olamayacağının ifade edilebileceği, takdirin tamamen Muhterem Mahkemeye ait olduğu..." tespit ve rapor edilmiş, davalı tarafça rapora karşı itiraz dilekçesi sunulmuştur.
Mahkememizin 04/06/2024 tarihli ara kararı ile; Davalı yanın talimatla incelenen defter ve kayıtları ile davacı yanın önceki bilirkişi heyetinde incelenen tiraciri kayıtları, dosya kapsamında bulunan ve benzer uyuşmazlıklara ilişkin dosya ve bilirkişi raporları kapsamına göre inceleme yapılarak; taraflar arasındaki hammadde teminine ilişkin anlaşma kapsamında bir teslim tarihi belirlenip betirlenmediği, malın tesliminde gecikme olup olmadığı, gecikme var ise davalının bu gecikmeden sorumlu olup olmadığı, davacının sözleşmeden dönme ve ödediği bedeli iade talebinin haklı olup olmadığı hususlarının tespiti ile davalı yanın bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yer verdiği itirazlarının gerekçeli olarak karşılanması için dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdi ne karar verildiği;
Bilirkişi heyeti 04/09/2024 tarihli raporları ile; "...Sayın Mahkemece 04.06.2024 tarihli ara karar ile "davalının talimatla incelenen defter ve kayıtları ile davacı yanın önceki bilirkişi heyetinde incelenen ticari kayıtları, dosya kapsamında bulunan ve benzer uyuşmazlıklara ilişkin dosya ve bilirkişi raporları kapsamına göre inceleme yapılarak, taraflar arasındaki hammadde teminine ilişkin anlaşma kapsamında bir teslim tarihi belirlenip belirlenmediği, malın tesliminde gecikme olup olmadığı, gecikme var ise davalının bu gecikmeden sorumlu olup olmadığı, davacının sözleşmeden dönme ve ödediği bedeli iade talebinin haklı olup olmadığı hususunda” rapor alınmasına karar verilmiş olup tüm dosya kapsamı incelendiğinde takdir, Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere
1. Davacı tarafından 29.06.2022 tarihinde ... İcra Dairesi'nin 2022/.... Sayılı dosyası üzerinden 38.500 USD asıl alacak ve 231USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.731USD alacak üzerinden ilamsız takibin başlatıldığı; “borcun sebebi”"ni alacak 38.500USD” olarak gösterildiği,
2. “taraflarca teslim tarihinin belirlenip belirlenmediği” hususunda borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında:
A. Taraflar arasında satış sözleşmesi olarak bir belgeye rastlanmadığı; ancak dosya kapsamı incelendiğinde davacının alıcı, davalının da satıcı olduğu kanaatine varıldığı; cevap dilekçesinin ekinde sunulan tercüme incelendiğinde, 08.03.2022 tarihli “Pro-forma” başlıklı belgede (250 adet x 1.540USD) 385.000USD.lik ürünün teslim tarihine ilişkin bir hükme rastlanmadığı; bu belgenin “ödeme şartları” kısmında ise “teslimat karşılığı nakit” ifadesine yer verildiği;
B. Davalının 14.05.2024 tarihli dilekçesinde de adı geçen, yazışmalarda ismi gözüken dava dışı ...'nun davalının TBK m. 40/1 hükmünce yetkili temsilcisi olduğunu ve bu kişi tarafından sunulan irade açıklamalarının sonuçlarının, davalıyı bağladığını gösteren bir delile dosya kapsamında rastlanmadığı; dolayısıyla yapılan yazışmalar ile davalının bağlı olmadığı; davacı ve davalı tarafında teslim için belirli vadenin kararlaştırılmadığı kanaatine varıldığı; takdirin elbette TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,
3. “malın tesliminde gecikme olup olmadığı, gecikme var ise davalının bu gecikmeden sorumlu olup olmadığı; davalının teslim borcunda temerrüde düşüp düşmediği” hususunda teknik açıdan inceleme yapıldığında: Lojistik ve taşıma uygulamaları ve operasyonel süreçleri açısından bakıldığında, tarafların mutabık kaldığı bir teslim tarihinin- davalının kesin olarak taahhüt ettiği bir teslim tarihinin de olmadığı, ilgili operasyonel süreçlerin COVID dönemi içerisindeki olağan zorluklar kapsamında gerçekleştirilmiş olabileceği gözetildiğinde, teslim tarihi açısından gecikme yönünde bir değerlendirme yapılamayacağı, bu husustaki nihai takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu,
4. “davacının sözleşmeden dönme ve ödediği bedelin iadesi yönündeki talebinin haklı olup olmadığı” hususunda:
A. Mali yönde inceleme yapıldığında: Taraflar arasında davacı tarafından davalıya sözleşme gereğince 38.500 USD nin ödendiği hususunda ihtilafın bulunmadığı;
B. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında:
a.Davacı tarafından ... 11. Noterliği'nden 03.06.2022 tarihinde davalıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle mail ile ürünün tesliminin 30 gün içinde yapılacağı beyan edilmiş olsa da ürünlerin teslim edilmediğini beyan ettiği, ödenen 38.500USD'nin 10 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, ancak işbu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı,
b.Davalı tarafından .... Noterliği'nden 02.08.2022 tarihinde davacıya gönderilen 14560 yevmiye numaralı ihtarnamede özetle 08.03.2022 tarihli proforma faturadan doğan borçların yerine getirilmesi, bedelin ödenmesi, ürünlerin teslim alınması, akdi halde zararın tazmininin talep edileceği hususunun ihtar edildiği,
c.Davacı tarafından ... ... Noterliği'nden 05.08.2022 tarihinde davalıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davalının ihtarnamesine cevap verildiği ve ... ... Noterliği'nden 03.06.2022 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin kötüniyetli olarak iade edildiğini; sözleşmeye aykırı olarak, zamanında ürünlerin tedarik edilip teslim edilmemesinden dolayı davacının ürünleri almaktan vazgeçtiğini beyan ettiği, ihtarnamenin tebliğ tarihinin okunamadığı,
d. Davalı tarafından .... Noterliği'nden 30.11.2022 tarihinde davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle 08.03.2022 tarihli proforma faturadan doğan bedel ödeme borcunun yerine getirilmesi ve gereken hazırlıkların yapılmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinin, avans bedelinin zararlara mahsup edildiğinin beyan edildiği; işbu ihtarnamenin 02.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği,
e.Sözleşmenin sonlandırılması yönündeki “bozucu yenilik doğuran hak” kullanıldığında ve muhatabına/karşı tarafa ulaştığında/vardığında, altında yatan gerekçenin “haklı olup olmadığı/bu hususun önem taşıyıp taşımadığı” meselesi hakkında:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2011/11-693, K.2012/88, T.22.2.2012 kararının "..kural, sözleşme özgürlüğüdür. Sözleşme özgürlüğü kuralı, sözleşmeyi kurma ve değiştirme özgürlüğü kadar sözleşme ile bağlı kalmama özgürlüğünü de içerir. ...sözleşme özgürlüğü, irade özerkliğinin bir sonucu olup, kural olarak sözleşmenin kurulmasına hizmet ettiği kadar, sözleşme ile bağlı kalmamayı da, yani tek taraflı irade beyanıyla (haklı veya haksız surette) sözleşmenin sona erdirilmesini de kapsar. ...irade özerkliğinin bir sonucu olarak haklı bir sebep olmadan da tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıyla kullanılabilen fesih hakkına engel olunamayacağı benimsenmiştir. ..feshin haksız olması halinde, karşı tarafın bundan doğan zararlarından sorumluluğunun da bulunacağı tabiidir.”; bununla birlikte,
Yargıtay 11.HD. E.2016/9009, K.2018/3615, T.16.5.2018: “...davalının ileri sürdüğü sebeplerin gerçekten mevcut olup olmadığı ve haklı bir sebep teşkil edip etmediği konusunda yeterli araştırma yapılmamış, salt sözleşmeyle kendisine tanınan tek taraflı fesih hakkı olduğu ve feshin de sözleşmeye uygun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. mahkemece öncelikle davalının fesih için ileri sürdüğü sebeplerin muhik sebep olup olmadığı hususu değerlendirilerek haklı ya da haksız feshin varlığının tespiti gerekmekte olup sonrasında davacının taleplerinin taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de gözetilerek değerlendirilmesi gerekirken...”;
Yargıtay 11.HD. E.2016/7313, K.2017/2727, T.9.5.2017: “..mahkemece öncelikle işbu feshin haklı bir fesih olup olmadığı değerlendirilmedir. sözleşmenin 19.maddesi uyarınca herhangi bir sebep bildirmeden tek taraflı fesih hakkının bulunduğu, Ancak, ...sözleşmede böyle bir hüküm bulunması halinde dahi davalının sözleşmeyi feshetmesi için haklı bir sebebin bulunması gerekmekte olup, davalıya tek yanlı olarak böyle bir hak tanınamayacağından hiçbir haklı sebep gösterilmeksizin tek yanlı olarak sözleşme feshedilemez.” şeklinde olduğu; görüldüğü üzere bozucu yenilik doğuran hakkın kullanılarak sözleşmenin sonlandırılması /feshi için haklı nedene dayanmanın, Yargıtay HGK tarafından gerekli görülmediği"; ancak diğer Yargıtay kararlarında ise haklı nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği yönünde karar verili dolayısıyla Yargıtay HGK kararına göre haklı neden olmasa da sözleşmenin feshedilebileceği; ancak Yargıtay 11. HD.nin kararlarına göre ise haklı neden bulunmuyorsa sözleşmenin ayakta olduğu kanaatine varılabileceği; alternatifli değerlendirmenin takdirinin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,
-Sözleşmenin sona ermesi dolayısıyla TBK m. 77/son hükmü gereğince “sona eren sebebe” dayalı olarak “sebepsiz zenginleşme” kapsamında davacı tarafından ödenen 38.500USD.nin iadesinin/geri verilmesinin talep edilebileceği kanaatine varıldığı; takdirinin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,
-Davalı tarafından TTK m. 18(3)? hükmü gereğince geçerli bir fesih ihtarnamesinin söz konusu olmadı leri sürülmüş ise de hükmün gerekçesinde açık bir şekilde “hükümdeki şeklin, geçerlilik şartı olmaktan çıkarıldığı ve ispat şartına dönüştürüldüğü” ifadesine yer verildiği; dolayısıyla TTK m. 18(3) hükmüne göre davacı tarafından gönderilmiş bir fesih ihtarnamesi bulunmasa bile (24.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere) davalıya ait fesih iradesinin olduğu; zira davacı tarafından başlatılan icra takibinin davalıya tebliğ edildiği 01.08.2022 tarihinde sözleşmenin sona erdiği; böylece bozucu yenilik doğuran hakkın muhatabına vardığı” kanaatine varıldığı; takdirin elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,
C. Davacı tarafından 29.06.2022 tarihinde ... İcra Dairesi'nin 2022/... sayılı dosyası üzerinden 38.500USD asıl alacak ve 231USD işlemiş faiz talep edilmiş olup faiz yönünden mali inceleme yapıldığında: Davacı tarafından banka yoluyla davalının hesabına 15.03.2022 tarihinde 38.500USD'nin ödendiği; ancak icra takibinde faiz başlangıç tarihinin gösterilmediği, dolayısıyla faizin hesaplanamadığı.." tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını yazılı olarak sunmuş, ve taraf vekillerinin bilirkişi kök raporuna yapmış oldukları itirazların değerlendirilmesi ve bilhassa malın davacı tarafından teslim alınmaması nedeni ile davalının bir zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise tutarının belirlenmesi için ek rapor almak üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine, bilirkişi heyetine tekstil mühendisi bilirkişinin ilave edilmesine karar verilmiş,
Bilirkişi heyetinin 04/07/2025 tarihli ek raporu ile; "...Mahkeme görevlendirmesi kapsamında dosya üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirmelerde, yukarıda belirtilen gerekçelerle;
* Lojistik ve Taşıma süreçleri açısından kök raporda yapılan değerlendirme ve kanaatlerde herhangi bir değişiklik olmadığı; borçlar mevzuatına yönelik değerlendirmeler açısından da değişiklik bulunmadığı,
* Teslim alınmayan mal nedeniyle davalının zararının 60.000 USD olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafından davalıya ödenen 38.500 USD avans bedelinin iadesine yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Davacı yan, davalı ile 08.03.2022 tarihinde 385.000 USD karşılığında 250 ton ... ürününün alımına ilişkin anlaşma yapıldığını, bu anlaşmaya istinaden 15.03.2022 tarihinde 38.500 USD avans ödemesi yaptıklarını, mail yazışmalarında ürünün yükleme tarihinin ay sonunda ve varış tarihinin 30 gün olarak belirtilmesine rağmen malın teslim edilmediğini, ürünün sevk veya sipariş edildiği bilgisinin de bulunmadığını, bu nedenle sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilip yapılan ödemenin iadesinin 03.06.2022 tarihli ihtarname ile talep edildiğini ancak davalı tarafın ihtarnameyi tebliğ almadığını, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının kötüniyetli olarak sipariş edilen ürünün özel sipariş ürünü olduğunu iddia ettiğini, oysa bu ürünün bütün firmalarda kullanılan ve sorunsuz bir şekilde temin edilebilen bir ürün olduğunu, sözleşmeye aykırı olarak zamanında tedarik ve nakil işlemleri yapılmaması nedeniyle ürünü almaktan vazgeçtiklerini beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yan ise, davacı şirketin davalıdan 250 ton ... ürününü 1.540 USD birim fiyat üzerinden teslim tarihi olmaksızın 385.000 USD karşılığında satın aldığını, 08.03.2022 tarihinde proforma fatura düzenlendiğini ve şirket yetkilileri tarafından imzalandığını, proforma fatura gereğince davacının avans ödemesi yaptığını, davalının da bakiye bedelin ödenerek malın teslim alınacağına duyduğu güvenle Çin'deki tedarikçisinden malı satın aldığını, proforma faturada satış bedeli ödenmeden teslimin yapılmayacağı kararlaştırılmış olup ödenen bedelin iadesinin de istenemeyeceğini, 02.08.2022 tarihinde malı taşıyan geminin İskenderun Limanı'na geldiğini, alıcı tarafın bakiye bedeli ödeyerek malı teslim alması gerektiğini ihtar ederek davacı tarafı temerrüde düşürdüğünü, bakiye bedelin ödemesini gerçekleştirmeyen davacı tarafın kötüniyetle avans bedelinin iadesi için icra takibi başlattığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında 08.03.2022 tarihinde davalı tarafından düzenlenen ve her iki tarafça da imzalanan proforma fatura ile satış sözleşmesinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu proforma fatura üzerinde; ürün miktarının 250 ton, ton fiyatının 1.540 USD, toplam bedelin 385.000 USD, ödeme şeklinin teslimat karşılığında nakit (Cash Against Delivery) olduğu bilgilerinin yer aldığı görülmektedir. Belge üzerinde sipariş konusu ürünlerin teslim zamanına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığı, davacı tarafından 15.03.2022 tarihinde Vakıf Katılım Bankası aracılığıyla davalıya 38.500 USD tutarında avans ödemesi yapıldığı hususu taraflar arasında çekişmesizdir.
O halde somut olayda çekişme; taraflar arasında imzalanan 08.03.2022 tarihli proforma fatura kapsamında bir teslim tarihinin belirlenip belirlenmediği, malın tesliminde gecikme olup olmadığı, gecikme var ise davalının bu gecikmeden sorumlu olup olmadığı, davacının sözleşmeden dönme ve ödediği bedeli iade talebinin haklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davacı yan, mail yazışmalarında ürünün yükleme tarihinin ay sonunda ve varış tarihinin 30 gün olarak belirtildiğini iddia etmekte ve bu hususta dosyaya 09.03.2022 tarihli bir e-posta yazışması sunmaktadır. Söz konusu e-postada "Yükleme tarihi ay sonunda ve varış tarihi de ortalama maximum 30 gün" ifadeleri geçmektedir. Ancak bu e-postanın Ata Plastik firmasından ... isimli şahsın e-posta adresinden davacı şirket çalışanı Eray Kahkecioğlu'na gönderilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök raporda; ...'nun davalının TBK m. 40/1 hükmünce yetkili temsilcisi olduğunu ve bu kişi tarafından sunulan irade açıklamalarının sonuçlarının davalıyı bağladığını gösteren bir delile dosya kapsamında rastlanmadığı, dolayısıyla yapılan yazışmalar ile davalının bağlı olmadığı, davacı ve davalı tarafında teslim için belirli vadenin kararlaştırılmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Davalı tarafın itirazları üzerine alınan ek bilirkişi raporunda da lojistik ve taşıma hukuku açısından yapılan incelemede; taşıma sözleşmesinin taraflarınca kararlaştırılan ve mutabık kalınan bir süre olması ön koşul olup, TTK m. 873/1 hükmü uyarınca "Taşıyıcı, eşyayı, kararlaştırılan sürede, bir süre kararlaştırılmamışsa şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul bir süre içinde, teslim etmekle yükümlüdür" düzenlemesine göre, bir teslimat süresi belirlenmesinde taşıyıcının planlama sürecinin önemi ve taşıyıcı ile temas halinde işletilen operasyonel sürecin organize edilmesi gözetildiğinde, ... isimli şahsın davalı tarafla organik bağı ve yetkisinin ispatlanmadığı, aracı olsa dahi taraflarla organik bağın, teslimat süresi unsurunun taşıyıcı ile temas sağlayan tarafça aracıya bildirildiği hususların net bir şekilde ortaya konulması gerektiği, ne taşıma işleri ile ilgili dava dışı taşıyıcılar tarafından davalı yana verilmiş bir süre taahhüdü, ne de davalı yanın satış sözleşmesine veya bunun koşullarını yansıtan proforma fatura içeriğine yansıtılan bir süre mevcut olmadığı belirtilmiştir.
Bu itibarla, taraflar arasında imzalanan proforma fatura üzerinde teslim tarihine ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafın dayandığı e-posta yazışmasının ise davalı tarafı bağlayıcı nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Zira söz konusu e-posta, davalı şirketin yetkili temsilcisi tarafından değil, dava dışı üçüncü bir kişi tarafından gönderilmiş olup, bu kişinin davalı adına teslim tarihi konusunda irade beyanında bulunma yetkisine sahip olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir delil mevcut olmadığı görülmüştür.
Bilirkişi heyeti kök raporunda, lojistik ve taşıma uygulamaları ve operasyonel süreçleri açısından bakıldığında, tarafların mutabık kaldığı bir teslim tarihinin veya davalının kesin olarak taahhüt ettiği bir teslim tarihinin olmadığı, ilgili operasyonel süreçlerin COVID-19 dönemi içerisindeki olağan zorluklar kapsamında gerçekleştirilmiş olabileceği gözetildiğinde, teslim tarihi açısından gecikme yönünde bir değerlendirme yapılamayacağı belirtilmiştir.
Dosya kapsamındaki ... numaralı konşimento (Bill of Lading) incelendiğinde; ... isimli gemi ile Çin'in ... Limanından yüklenerek İskenderun-Hatay limanına taşınmak üzere 250 çuval PPH-Y26 (net 250.000 kg) emtiasının 30 Mayıs 2022 tarihinde taşınmak için gemiye alındığı, davalı tarafından .... Noterliği'nden 02.08.2022 tarihinde davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede ise 08.03.2022 tarihli proforma faturadan doğan borçların yerine getirilmesi, malları taşıyan geminin 01.08.2022 tarihinde İskenderun Limanı'na yanaştığı, 10-11 Ağustos tarihlerinde yüklerin boşaltılmaya başlanacağı, bakiye bedelin ödenmesi ve ürünlerin teslim alınması gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, taraflar arasında belirli bir teslim tarihi kararlaştırılmamış olması, davalının malları temin edip İskenderun Limanı'na getirmiş olması ve COVID-19 pandemisinin küresel lojistik süreçlerde yarattığı zorluklar birlikte değerlendirildiğinde, davalının teslimde temerrüde düşmediği sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafından ... ... Noterliği'nden 03.06.2022 tarihinde davalıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği ve ödenen 38.500 USD'nin 10 gün içinde iade edilmesi gerektiği bildirilmiş ise de, UETS sorgu sonucundan bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından 29.06.2022 tarihinde ... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası üzerinden 38.500 USD asıl alacak ve 231 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.731 USD alacak için ilamsız icra takibi başlatılmış, bu ödeme emri 01.08.2022 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir.
Bilirkişi heyeti raporlarında, TTK m. 18/3 hükmünde öngörülen şekil şartının geçerlilik şartı olmaktan çıkarıldığı ve ispat şartına dönüştürüldüğü, dolayısıyla davacı tarafından gönderilmiş geçerli bir fesih ihtarnamesi bulunmasa bile, davacı tarafından başlatılan icra takibinin davalıya tebliğ edildiği 01.08.2022 tarihinde sözleşmenin sona erdiği, böylece bozucu yenilik doğuran hakkın muhatabına vardığı belirtilmiştir.
Davalı tarafın sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirdiği, malları temin edip teslime hazır hale getirdiği, proforma faturada "teslimat karşılığında nakit" (Cash Against Delivery) şartının kararlaştırıldığı gözetildiğinde, davacının bakiye bedeli ödemeden veya ödemeye hazır olduğunu bildirmeden sözleşmeden dönme iradesini kullanmasının haklı bir sebebe dayanmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, bilirkişi ek raporunda, ... ürünlerinin fiyatlarında 2022 yılı içerisinde genel bir düşüş eğilimi yaşandığı, ürünün Ağustos 2022 itibarıyla birim fiyatının 1.540 USD'dan yaklaşık %15 oranında değer kaybederek 1.300 USD seviyesine gerilediği tespit edilmiştir. Bu durum, davacının sözleşmeden dönme iradesinin piyasa fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanabileceği şüphesini doğurduğu mütalaa edildiği, davacı tarafından teslim alınmayan mal nedeniyle davalının zararının 60.000 USD olduğu tespit edilmiştir. Raporda, ilk satış fiyatı olan 1.540 USD/ton ile ürünün teslime hazır hale getirildiği Ağustos 2022 tarihindeki fiyatı olan 1.300 USD/ton arasındaki farkın 240 USD/ton olduğu, bu durumda toplam 250 ton ürün için 240 USD x 250 ton = 60.000 USD tutarında doğrudan ticari zarar oluşabileceği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Davalı yan, bilirkişi ek raporuyla sabit olan 60.000 USD davalı zararının, davacının ödediği avans bedelinden mahsubunu talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Taraflar arasında imzalanan 08.03.2022 tarihli proforma fatura üzerinde teslim tarihine ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafın dayandığı e-posta yazışmasının davalı tarafı bağlayıcı nitelikte olmadığı, davalının teslimde temerrüde düşmediği, malları temin edip İskenderun Limanı'na getirdiği ve teslime hazır hale getirdiği, proforma faturada "teslimat karşılığında nakit" şartının kararlaştırıldığı, davacının bakiye bedeli ödemeden veya ödemeye hazır olduğunu bildirmeden sözleşmeden dönme iradesini kullanmasının haklı bir sebebe dayanmadığı, davacının sözleşmeden dönme talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu, davalı yanın takibe itirazının haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bir an için davacının dönme iradesinin geçerli olduğu kabul edilse dahi bilirkişi ek raporuyla belirlendiği üzere davacı tarafından teslim alınmayan mal nedeniyle davalının 60.000 USD zararının mevcut olduğu, davalının mahsup talebinin bulunduğu, mahsup sonucu davacının bir alacağının kalmadığı anlaşıldığından açıklanan tüm nedenlerle davanın reddine, davacı yanın takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmışıtır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı yanın kötü niyet tazminatının koşulları oluşmaması nedeni ile reddine,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 615,40-TL harcın başlangıçta peşin alınan 9.087,46-TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.472,06-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı yanca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 239.119,14-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır