T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/715 Esas
KARAR NO:2025/170
DAVA:Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/10/2022
KARAR TARİHİ:26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... tarafından 22.06.2019 tarihli Emanet Mal Depo Teslim Tutanağı ile Davalı ... Ltd. ġirketine 1620 adet ... marka ... model telefon ile 456 adet ... marka ... model telefonun emanet olarak verildiğini, sonrasında davaya konu emanet olarak saklanması için teslim edildiği belirtilen kullanılmamış toplam 2076 adet telefonun müvekkiline iade edilmediğini, 22.06.2019 tarihli emanet mal teslim depo teslim tutanağı ile emanet olarak saklanması için teslim edilen 1620 adet ... marka ... model telefon ile 456 adet ... marka ... model telefon olmak üzere toplamda 2076 adet hiç kullanılmamış orijinal ambalajında sıfır durumda telefonun davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine karar
verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi davalı şirkete tebliğ edilmiş olup, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Dava; 22/06/2019 tarihli emanet mal depo teslim tutanağı ile davalı şirkete emanet olarak verilen 1.620 ve 456 adet telefonun aynen iadesi talebine ilişkindir.
Davacı tanığı ... 17/01/2024 tarihli duruşmadaki beyanında; "Davacı benim dayım olur, davalı şirket yetkilisi ... da ağabeyim olur ben aynı zamanda davalı şirketin hissedarıyım, dayım ve ağabeyim arasında yıllardır devam eden bir anlaşmazlık vardır, daha önce davacının bizim şirketin deposuna telefon bırakmak istediğini öğrenmiştim ancak iyi anlaşamadıklarını bildiğimden dayım olan davacıya bırakmamasını ağabeyim ...'a da almamasını söyledim, dayımın telefonları ne bıraktığını gördüm ne de bırakmış ise kime teslim ettiğini bilmiyorum, daha önce davalı şirket olan bizim şirkette çalışan İbrahim isimli bir çalışan vardı benden deponun anahtarını istediği olmuştu ancak çalışırken gün içerisinde defalarca deponun anahtarı istenir, bende çalışana veririm, tarafların aralarındaki olayları bilmiyorum davacı ile davalı şirket arasında mal alım satımı gibi işlerde yapılırdı, ancak emanet olarak alındığı bildirilen telefonlardan bilgim yoktur" demiştir.
Davalı tanığı ... 22/06/2023 tarihli duruşmadaki beyanında; "ben 2019 yılının 2. veya 3.ayı gibi davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladım, davalı şirketteki görevim satış elemanı idi, bana göstermiş olduğunuz 22/06/2019 tarihli depo teslim tutanağını hatırlıyorum, bu tutanağı davacı ... yazarak bana imzalamam için verdi ve ben de imzaladım, tutanaktaki imza bana aittir, tutanakla birlikte davacı yaklaşık 20 koli getirmişti, ben de bu 20 koliyi teslim alarak ... beyin ofisinin yanındaki depoya koymuştum, kolilerin içerisine baktım, içinde eski ev tipi telefonlar vardı, marka olarak ... ve ... markalı telefonlardı ancak model olarak bilgim yoktu, kolileri tek tek açarak saydım, kolilerin boyutları yaklaşık 100X100 cm idi, kolilerin getirildiği saat öğlene doğru 11:00 civarıydı, ben mağazada satış elemanı olarak çalışıyordum, mağaza ile depo arası 3-4 metre kadardı, ... bey ilk olarak mağazaya geldi, bunun üzerine mağazayı bende bulunan anahtarla kapatıp kolileri teslim aldım, her kolide farklı adette telefon vardı, ancak hatırladığım kadarı ile kolilerde yaklaşık 100 civarı telefon vardı, toplamda tam sayıyı bilmesem de 2000 civarı telefonu teslim aldım, davacı ile davalı arasındaki ilişkiyi tam olarak bilmiyorum, ancak davacı bu telefonları teslim ederken bunları emanet olarak verdiğini belirtti, ben de emanet olarak aldım ve bu tutanağı imzaladım, kolileri ... beyle birlikte ben taşıdım, ben bu tutanak tutulduktan yaklaşık 6-7 ay kadar sonra işten ayrıldım, telefonları teslim aldıktan sonra işten ayrıldığım süreye kadarki süreçte genellikle sahada çalıştığımdan emanet olarak depoya konulmak üzere teslim aldığım telefonların akıbetini bilmiyorum, benim çalıştığım dönemde benim dışımda bir tane daha satış elemanı ve bir çırak çalışırdı, depo ile özellikle ilgilenen birisi yoktu, iş yerinde olduğumuz sırada dava konusu edilen tutanağa konu olay dışında emaneten aldığım başka bir durum olmadı, ancak davalı şirketin satın aldığı veya sattığı ürünlerle ilgili teslim gerektiğinde satış elemanı olarak ben veya diğer arkadaşım bu şekilde teslim tutanağı düzenlediğimiz oluyordu" demiştir.Davalı şirket yetkilisi dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde özetle; depo tutanağı ile emanet teslim aldığını iddia eden ...’ın 22.10.2019 tarihinde davalı ... Ltd. ŞTİ'de çalışmadığının Sosyal Sigortalar Kurumundan alınan belgelerle mevcut olduğunu, ...’ ın işe giriş tarihinin 08.01.2020 tarihi olduğunu, çalışanın mağazada satış elemanı olduğunu ve firma deposunda herhangi bir yetkisi olmadığını, davalı şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu, alınan ve satılan tüm ürünlerde sevk irsaliyesi veya fatura düzenlenmesinin mecbur olduğunu, aksi takdirde hiçbir ürünün alınamayacağını, depoya girişinin mümkün olamayacağını, ticaretinin yapılamayacağını ve depo anahtarının sadece firma sahibi olan ...’ da bulunduğunu, taraflarına yapılan tüm iddiaların asılsız olduğunu belirtmiştir.
Bilirkişi 24.06.2024
tarihli raporunda özetle; Dava konusu 1620 adet ... marka ... model telefon ile 456 adet ... marka ... model telefon olmak üzere toplam 2076 adet telefonun, 22.06.2019 tarihinde Davacı
... tarafından, ...’a teslim edildiği tutanak ile kayıt altına alındığı, SGK Dökümlerine göre tutanakta imzası bulunan ve ürünleri teslim alan ...’ ın sigortalı olarak 08.01.2020 tarihinden itibaren Davalı ... Ltd. Şirketinde çalışmaya başladığı ve 26.03.2021 tarihinde işten ayrıldığının belirlendiği ancak, ... tarafından ... Ltd. Şirketinde 2019 yılı 2. veya 3. ayı gibi davalı Şirkette çalışmaya başladığının beyan edildiği ve 22.06.2019 tarihinde dava konusu ürünleri kendisi tarafından teslim alındığını ve şirketin deposuna koyulduğunun kabul edildiği belirlendiği, 22.06.2019 tarihinde Davalı şirket adına ürünleri teslim aldığı belirlenen şirket çalışanı ...’ın, 22.06.2019 tarihinde davalı şirketin çalışanı olup olmadığı takdirinin Mahkemeye ait olduğu, Dava konusu 1620 adet ... marka ... model telefon ile 456 adet ... marka ... model telefon olmak üzere toplam 2076 adet telefonun; 22.06.2019 Teslim Tutanağı tarihinde yaklaşık piyasa bedeli toplamının KDV dahil 83.040,00TL, 27.10.2022 Dava tarihinde yaklaşık piyasa bedeli toplamının KDV dahil 269.880,00TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Bilirkişi 18.12.2024 tarihli ek raporunda özetle; Tarafların 24.06.2024 tarihli kök raporuna yaptığı itirazına ilişkin yukarıda izah edilen hususlar kapsamında; 24.06.2024 tarihli kök raporda kanaatimi değiĢtirecek herhangi bir bilgi ve belge Mahkemeye ek olarak sunulmadığı tespit edilmiş olup, kök raporumun sonuç bölümünde
belirtilen görüş ve kanaatine aynen iştirak ettiğini, Dava konusu 1620 adet ... marka ... model telefon ile 456 adet ... marka ... model telefon olmak üzere toplam 2076 adet telefonun, 22.06.2019 tarihinde Davacı ... tarafından, ...’ a teslim edildiği tutanak ile kayıt altına alındığı, SGK Dökümlerine göre tutanakta imzası bulunan ve ürünleri teslim alan ...’ın sigortalı olarak 08.01.2020 tarihinden itibaren Davalı ... Ltd. Şirketinde çalışmaya başladığı ve 26.03.2021 tarihinde işten ayrıldığının belirlendiği ancak, ... tarafından ... Ltd. Şirketinde 2019 yılı 2. veya 3. ayı gibi davalı şirkette çalışmaya başladığının beyan edildiği ve 22.06.2019 tarihinde dava konusu ürünleri kendisi tarafından teslim alındığını ve şirketin deposuna koyulduğunun kabul edildiği belirlendiği, 22.06.2019 tarihinde Davalı şirket adına ürünleri teslim aldığı belirlenen şirket çalışanı ...’ın, 22.06.2019 tarihinde davalı şirketin çalışanı olup olmadığı takdirinin Mahkemeye ait olduğu, Dava konusu 1620 adet ... marka ... model telefon ile 456 adet ... marka ... model telefon olmak üzere toplam 2076 adet telefonun; 22.06.2019 Teslim Tutanağı tarihinde yaklaĢık piyasa bedeli toplamının KDV dahil 83.040,00TL olduğu, 27.10.2022 Dava tarihinde yaklaşık piyasa bedeli toplamının KDV dahil 269.880,00TL olduğu
görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Mahkememizin 05/02/2025 tarihli celsesinde harç ikmali için davacı vekiline süre verilmiş, ancak davacı vekilince Mahkememiz ara kararında belirtilen değer üzerinden değil, bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle belirlenen 269.880,00-TL değer üzerinden harç ikmal edildiği, 18/02/2025 tarihinde 4.440,00-TL tutarında harç yatırıldığı ve davacı vekilinin yatırdığı harç tutarına göre dava değerinin 269.880,00-TL olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Gerek dava dilekçesinde davacının iddiaları, gerek yargılama sırasında davacı ve davalı şirket yetkilisinin yazılı ve sözlü beyanlarının kapsamı ve gerekçe dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; Davacı, davalı şirketin deposuna emanet ettiğini belirttiği telefonları, davacı şirketin çalışanı olan ve tanık olarak dinlenen İbrahim'e vermiş ve İbrahim tanık olarak alınan beyanında tutanağı davacının tuttuğunu ve kendisinin de imzaladığını belirtmiş, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediğinden 6100 sayılı HMK 128. Maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmakta olup, daha sonra davalı şirket yetkilisinin de duruşmalardaki ve rapora itiraz dilekçesindeki beyanlarından anlaşıldığı üzere, ürünlerin alınarak davalı şirketin deposuna konulduğu dahil olmak üzere davacının tüm iddialarını açıkça reddetmiştir.
Davalı şirketin hissedarlarından olduğu belirtilen diğer tanık Koray ise beyanında, davacının dayısı olduğunu, davalı şirket yetkilisi Kamil'in ise abisi olduğunu, taraflar arasında husumet-anlaşmazlık olduğunu, davacının telefonlarını davalı şirket deposuna koymak istediğini bildiğini ancak aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle her iki tarafa da bu konu iş yapmamalarını söylediği görülmüş, ayrıca beyanının içeriğinden ürünlerin alındığı ve depoya konulduğu hususunda bilgisinin ve görgüsünün olmadığı anlaşılmıştır.
Dinlenen diğer tanık İbrahim için davalı şirket yetkilisi ürünlerin depoya konulduğu iddia edilen tarihte çalışanı olmadığını belirtmiş, tanık İbrahim beyanında ürünleri 2019 yılı 2. 3. ayda aldığını belirtmiş, celp edilen SGK kayıtlarına göre de tanık İbrahim'in 2020 yılında giriş kaydının olduğu görülmüştür.
Bu durumda netice olarak, tutanağı davacının bizzat tutması ve dava dışı olan tanık İbrahim'in imzalaması durumu karşısında tanığın ürünleri aldığını belirttiği tarihte SGK kayıtlarına göre tanığın davalı şirket çalışanı olmadığı, davalı şirket yetkilisinin (cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle inkarı ve duruşmalardaki inkar beyanları kapsamında) İbrahim'in ürünlerin alındığı iddia edilen tarihte çalışanı olmadığı savunması ispatlanmıştır. Ayrıca SGK kayıtlarına göre tanık 28/02/2019 tarihine kadar başka bir yerde çalıştığı görülmüş, tanık İbrahim'in ürünlerin teslim alındığı ve tutanak tutulduğu tarihlerde davalı şirkette çalıştığı hususu ispatlanamadığı gibi, çalıştığı varsayılsa bile davalı şirket adına aldığını iddia ettiği dava konusu telefonların alındığı ve davalı şirket deposuna konulduğu, bundan da davalı şirket yetkililerinin haberdar olduğu hususu ispatlanamamıştır. Ayrıca davalı şirket yetkilisi dava konusu edilen olaydan (tutanak ve telefonların depoya konulduğu gibi iddialardan) davanın açılmasıyla haberdar olduğunu belirtmiş, bir an için, davcının SGK kayıtlarına göre çalışanı olmasa da tanık İbrahim'e vererek davalı deposuna emanet ettiğine iddia ettiği ürünlerin tanığa verildiği kabul edilse dahi davalı şirketin/ yetkililerinin ürünlerin davalı şirket adına emanet olarak alındığı bilgisinin bulunduğu veya buna rızasının olduğu hususunu ispatlayan herhangi bir somut delil bulunmadığı, dinlenen tanık İbrahim'in de beyanında bu hususta bir ifadenin yer almadığı belirlendiğinden ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıkladığı Üzere;
1-İspatlanamayan davanın reddine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 170,78-TL ile 4.440,00-TL harçtan mahsubu ile fazla 3.995,38 TL harcın hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı şirket yetkilisinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır