T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/873 Esas
KARAR NO :2025/80
DAVA:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/12/2022
KARAR TARİHİ:03/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde;Dilekçemizin; "iyileştirilmesi veya giderilmesi mümkün ve gerekli görülen eksik ve ayıpların değerlendirilmesi" başlıklı "B-1 maddesiénde arz olunduğu üzere, "GES'te iyileştirilmeleri veya giderilmeleri mümkün ve gerekli görülen ayıpların iyileştirme bedellerinin" tam olarak tespit iile şimdilik 142.000,00-USD tutarındaki tazminatın davalıdan faizi ile birlikte tazminine, dilekçemizin "iyileştirilmesi veya giderilmesi ekonomik görülmeyen eksik ve ayıpların değerlendirilmesi" başlıklı "B-2 maddesi"nde arz olunduğu üzere, "GES'te iyileştirilmesi veya giderilmesi ekonomik görülmeyen ayıp ve eksiklikler sebebiyle nefaset tutarının" uzman bilirkişilerce tam olarak takdir ve tespiti ile şimdilik 18.000,00-USD tutarındaki tazminatın davalıdan faizi ile birlikte tazminine, dilekçemizin "müvekkil tarafından davalının nam ve hesabına yapılmak zorunda kalınan işler ve bu işlerin bedellerine dair değerlendirmeler" başlıklı "C maddesi'nde arz olunduğu üzere, müvekkil tarafından davalı nam ve hesabına sarfedilen 6.058,00-USD tutarın bedelden indirim olarak alıkonulmuş olmasının bu tutarların haklı olarak kesildiğinin ve bedellerinin kadri marufunda olduğunun tespitine, dilekçemizin "Gecikme Cezasının Bedelden İndirimi başlıklı "D maddesi"nde arz olunduğu üzere, davalının işin yapımında 257 gün geciktiği ve bu nedenle sözleşmede ön görülen 77.100,00-USD gecikme cezası tutarının bedelden indirim olarak alıkonulmasının sözleşmeye uygun ve haklı olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının Müvekkil Şirketin GES i Teslim Etmede Geciktiği Yönündeki İddiaları Tamamen Gerçek Dışıdır. Somut Olayda Taraflar Arasında Akdedilen Sözleşmede Sayılan Gecikme Cezası Kesilebilmesi Koşulları Gerçekleşmemiş, Davacı Tarafından Gecikme Cezası Uygulanmasının Şartları Oluşmamıştır. Taraflar Arasında Akdedilen Sözleşmede Belirlenen Gecikme Cezası TBK’nın 179/2. Maddesinde Düzenlenen İfaya Ekli Ceza Olup Davacının Gecikme Cezası Talep Edebilme Koşulları Oluşmamıştır. Müvekkil şirket, taraflar arasında davaya konu sözleşmenin akdedilmesini müteakiben kararlaştırılan şekilde yükümlülüklerini ifa etmeye süresinde başlamış, söz konusu tüm işleri özen ve dikkat yükümlülüklerine uygun olarak planlamıştır. Müvekkil şirket, çalışmalarına başladığında önceden öngörülmesi mümkün olmayan ve iş sahibinden kaynaklanan bazı durumlarla karşılaşmış, işin yapımı esnasında davacı, proje/iş değişikliğine gidilmesine (çakma yönteminden beton ayak yöntemine geçilmesine) sebep olmuş, aynı zamanda sözleşme fazlası birtakım çalışmaların (drenaj işi vs.) da yapılmasını talep etmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca belirlenen iş teslim tarihi, sözleşmenin eki olan Sorumluluk Listesinde belirtilen işler, imalatlar, uygulamalar dikkate alınarak öngörülen takvimde belirlenen tarihtir. Sözleşme konusu işlerin yapımı esnasında işbu davanın konusu olmamakla birlikte çok daha fazla emek ve zaman gerektiren bir yönteme fen ve sanat kuralları çerçevesinde teknik zorunluluklar nedeniyle geçilerek revize yapılması (proje değişikliğine gidilmesi) ve taraflar arasında akdedilen sözleşme ve eki Sorumluluk Listesinde yer almayan, sözleşme dışı ek iş niteliğinde olan drenaj işlerinin yapılması gibi durumların ortaya çıkması neticesinde artık müvekkil şirketten eski yöntem baz alınarak ve ek işler değerlendirilmeksizin belirlenen tarihlerde iş tesliminin yapılmasının beklenmesi ne usul ve yasaya, ne somut olayın gerçeklerine, ne ticari teamüllere, ne de iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun düşmektedir. Zira, fazla ve ek işlerin varlığı ile proje değişikliği, iş sahibinden kaynaklanan gecikme nedenleri olup yükleniciye gecikilen süre kadar ek süre verilmesini gerektirir. Başka bir anlatımla; ek süre, sözleşmede kararlaştırılmış olan ifa zamanına (teslim tarihi) eklenmek suretiyle ifa zamanı uzatılmış olur. Dolayısıyla, ek süre de tüketilmeden yüklenicinin direnimi söz konusu olmaz. Açıklanan bu durumlar muvacehesinde, müvekkil şirketin sözleşme konusu işlere ilişkin herhangi bir gecikmesinin/geç tesliminin söz konusu olmadığı, sözleşme konusu işi davacıya zamanında teslim ettiği gözler önündedir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.5. maddesinde dağıtım şirketi ve kamu kurumlarının kabul işlemlerine ilişkin geçecek sürelerin iş teslim süresine dahil olmadığı açıkça belirtilmiştir. Hal böyle iken ilgili sözleşme hükmüne aykırı olarak belirlenecek bir teslim süresinin de kabulü mümkün bulunmamaktadır. Direnime düşmemiş olan müvekkil aleyhine cezai şart tahakkuk ettirilmesinin ve iddia olunan ceza bedelinin kabulü kesinlikle mümkün değildir. Davacının gecikme yaşandığı yönündeki iddialarını hiçbir surette kabul etmemekle birlikte: Müvekkil, sözleşme konusu işe zamanında başlamış, işi davacıya zamanında teslim etmiş, müvekkilin ihmali veyahut kusuru neticesinde iş gecikmeye kesinlikle uğramamıştır. Davacı, işin devamı esnasında taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.6. maddesinde yer verildiği şekilde müvekkile herhangi bir uyarı yazısı göndermemiş, taraflar arasında akdedilen sözleşmede gecikme cezası kesilebilmesi için sayılan koşullar gerçekleşmemiştir. Bu durumda, davacı tarafından müvekkil şirkete gecikme cezası uygulanmasının kabulü kesinlikle mümkün değildir. Bunun gibi, ortada müvekkil tarafından davacıya ödenmesi gereken bir borç (davacının muaccel bir alacağı), bir başka deyişle tahakkuk etmiş bir gecikme cezası bulunmadığına göre davacının olmayan alacağını müvekkile olan borçlarından mahsup etmesinin mümkün bulunmadığı izahtan varestedir. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki davacının dilekçesi ekinde delil olarak sunduğu belgelerden davacı tarafından tek taraflı ve sübjektif olarak düzenlenmiş ya da düzenlettirilmiş yazılar/belgeler delil niteliğine haiz değildirler. Davacının dilekçesi ekinde sunduğu ilgili belgelerin tarafımızca kabulü mümkün bulunmamaktadır, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; Taraflar arasında akledilen ve hukuki niteliği eser sözleşmesi olan sözleşme kapsamında inşaa edilen güneş enerjisi santralinden sözleşmeye ve ilgili mevzuata aykırı olarak yapılan eksik ve ayıp ifa nedeniyle uğranılan zararların tespitiyle tanzimine ilişkin alacak davasıdır.
UYAP üzerinden getirtilip incelenen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamına göre; davacı .... VE TİC. LTD.ŞTİ. tarafından davalı ... A.Ş aleyhine; İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
davası açıldığı, söz konusu dava dosyasının derdest olduğu görülmüştür.
HMK. nun 166.(1) maddesi hükmü gereğince; "Aynı yargı çevresinde, aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir.
(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması yada biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılır."
İncelenen dosyalarda; mahkememiz dosyası ile .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında tarafların aynı olması, her iki davada da uyuşmazlığın taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında inşa edilen Ges Santraline ilişkin alacak taleplerinden kaynaklandığı, tarafların mahsup taleplerinin olduğu, her iki yargılama dosyası kapsamında da bilirkişi incelemeleri yaptırıldığı, bilirkişi raporları ile farklı tespit ve sonuçlara ulaşıldığı, davalar arasında bağlantı olup, biri hakkında verilecek kararın, diğerini etkileyecek nitelikte olduğu, çelişkili kararların önüne geçilmesi ve usul ekonomisi bakımından davaların birleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
HMK.nun 166.maddesi uyarınca davanın her aşamasında, talep üzerine ya da kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirme kararı verilebileceğinden; her iki dosya arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunması nedeniyle, ayrıca davaların safahatı da gözönüne alınarak, Mahkememizde açılan iş bu davanın HMK. 166 ve devamı maddeleri uyarınca .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve esasın bu şekilde kapatılmasına karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-) Mahkememizin işbu dava dosyasının HMK 166 madde uyarınca doğrudan doğruya hukuki ve fiili bağlantı bulunan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-) Dosyaların .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası üzerinden YÜRÜTÜLMESİNE, mahkemesine gecikmeksizin bilgi verilmesine,
3-) Esasın bu şekilde kapatılmasına,
4-) HMK 331. Maddesi uyarınca, harç, masraf ücreti vekalet tayin ve takdirine asıl davada nihai kararla birlikte karar verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, davacı vekilinin ve davalının yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 168/(1) maddesi uyarınca nihai kararla birlikte, tarafların İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle karar verildi. 03/02/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır