T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/286 Esas
KARAR NO :2025/680
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:25/04/2023
KARAR TARİHİ:17/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/07/2019 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul araç seyir halinde iken yaya halinde olan ...'e çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, Bu kaza nedeniyle müvekkil ... yaralandığını, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsü 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında plakası tespit edilemeyen araç ... Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili ... söz konusu trafik kazası nedeniyle, ... Üniversitesi Hastanesi'nden 13/01/2022 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %15 oranında malul kaldığını, müvekkili haksız olarak mağdur edilmeye devam edilmekte olduğunu müvekkilin bu mağduriyetinin ve maluliyet zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak müvekkile ödenmesi için dava açma mecburiyeti doğduğunu, belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; 1.000 TL Sürekli iş göremezlik, 500 TL geçici iş görmezlik, 250 TL bakıcı gideri, 250 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 2.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davadaki talepler zamanaşımına uğradığını, kaza tarihi dikkate alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, plakası tespit edilemeyen aracın varlığı ve kazaya neden olduğu ispatlanamadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, nitekim sigorta tahkim komisyonu uyuşmazlık hakem heyeti tarafından ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğinden dosyadan el çekilmesine karar verildiğini, KTK madde 97 ve 99 gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiği, ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği gibi müvekkili kuruma başvuru sırasında yönetmeliğe uygun sağlık kurulu raporu da sunulmadığını, ayrıca ekli e-posta görüntüsünden anlaşılacağı gibi talep edilen eksik evraklar da temin edilmeden dava yoluna gidilmediğini, olayda müvekkili kurumun sorumluluğunu gerektirir somut bir olgu olmadığını, kazanın oluşundaki kusur oranlarının tespiti için keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmalıdır (Yargıtay tarafından da benimsenen görüş uyarınca Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden) denetime elverişli ve ayrıntılı inceleme yapılmış bir rapor alınması gerekmektedir. Ancak tespit edilemeyen aracın kazaya neden olduğu, tespit edilemeyen araca atfı kabil bir kusur mevcut ise, müvekkil kurum kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olarak, kusuru oranında sorumlu olduğu, davacının iddia ettiği kalıcı maluliyet oranının tespiti için sağlık kurulu raporu alınması gerektiği, sosyal güvenlik kurumu ile ilgili emeklilik kurum ve kuruluşlarına müzekkere yazılarak davacıya ödenen bir tazminat ya da bağlanan bir maaş/aylık/ödenek olup olmadığı sorulması gerektiği, cevaba göre müvekkilinin sorumluluğunda olacak tutardan mahsup edilmesi, zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde müvekkil kurumun da sorumluluğu sona ermekte olduğu, aksi halde davacı tarafından haksız kazanç elde edilmiş olacağı, tazminat hesaplamasının TRH Yaşam tablosu ve % 1,65 teknik faiz dikkate alınarak sicile kayıtlı aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerekmekte olduğu, geçici iş göremezlik zararından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, tedavi gideri zararından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, davadan önce yapılan başvuruda müvekkilinin sorumluluğu ispat edilememiş ve mevzuata uygun sağlık kurulu raporu sunulmadığı, mevcut koşullarda davacının talebinin değerlendirilmesi mümkün olmayacağı, bu nedenle dava açılmasına sebep olunmaması nedeniyle temerrüt gerçekleşmemiş olup ayrıca müvekkili kurumun yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumluluğu bulunmadığını, öncelikle pasif husumet yokluğundan ve başvuru şartlarının oluşmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi kanaat halinde ispatlanamayan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın; 05/07/2019 tarihli trafik kazası sebebiyle sürekli-geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderinin tanzimi talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili davada; Arabuluculuk anlaşamama tutanağı, ... Üniversitesi hastanesi'nden alınan maluliyet raporu, kusur raporu , tedavi evrakları, ceza dosyası, tanık, keşif, bilirkişi, yemin ve her türlü yasal delile dayanmıştır.
27.07.2021 günü saat 12:30 sıralarında sürücüsü ve plakası tespit edilememiş araç sürücüsü sevk ve idaresindeki araç ile Atatürk Bulvarı üzerinde Cumhuriyet Caddesi istikametinden Mustafa Kökmen Bulvarı istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde, ön ilerisinde yolun sağında ... plakalı aracını park etmiş ve aracından inerek yol üzerinde bulunan davacı yaya ...'e çarpması sonucu dava konusu olayın meydana geldiği, davacı tarafın bu trafik kazası sebebiyle maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
Adli tıp trafik ihtisas dairesinin 31/12/2024 tarihli raporunda özetle; davacı yaya ...’ün %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu, sürücüsü ve plakası tespit edilememiş araç sürücüsünün %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu hususu tespit ve rapor edilmiştir.
Emsal, İstanbul BAM 40. HD nin 23/06/2022 tarih 2022/784 Esas 2022/1209 Karar sayılı ilamı ile; ".... Somut uyuşmazlıkta, ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 29/3/2019 tarihli yazısına ekli raporlarda belirtilen muayene ve tıbbi işlemlerin yapılması için, 23/10/2020 tarihli duruşmanın 2 numaralı ara kararıyla, davacı vekiline gelecek celseye kadar son kez ATK'nin belirttiği eksiklikleri gidermesi için süre verilmesi biçiminde ara karar kurularak, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile ilkelere aykırı davranılmıştır. Bu itibarla ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve ilkelere uygun olarak Adli Tıp Kurumu 2'nci İhtisas Kurulunun 29/3/2019 tarihli yazısına ekli kararlarında belirtilen muayene ve tıbbi işlemleri kapsayan incelemelerin yapılması için meşruhatlı davetiyenin, davacı asiller Sibel Sabır ve Şerife Sabır'a ayrı ayrı tebliğ edilmesinden sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde davanın reddine hükmolunması isabetli olmamıştır...." karar verildiği anlaşılmıştır. Emsal, İstanbul BAM 40 HD. İlgili kararı gereğince davacıya ayrı ayrı tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Adli tıp kurumunun 31/01/2024 tarihli ön raporunun mahkemeye sunulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin 22/11/2024 tarihli duruşmasının 2. Nolu ara kararı gereğince davacı asile ATK raporundaki eksikliğin giderilmesi bakımından süre verildiği, bu süre zarfında bu eksiklik giderilemediği takdirde dosyanın mevcut şekilde karara bağlanacağının ihtar edildiği, ihtaratın 11/03/2025 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği, ancak 17/10/2025 tarihli duruşmamıza kadar herhangi bir evrakın sunulmadığı anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu kazada karışan tarafların kusur durumu, maluliyet durumu, bedensel zararların belirlenebilmesi için kazaya karışan tarafların kural ihlalinin bulunup bulunmadığı, varsa hangi ihlaller olduğu ve davacının bedensel zararlar var ise göre talep edebileceği zararlarının miktarı maluliyetin olup olmadığı konusunda özel uzmanlık alanı gerektirmesi, adli tıp kurumuna gönderilmesi ve bu hali ile bilirkişi incelemesinin gerekli olduğu ancak Adli tıp ön raporundaki eksikliğin giderilmediği ve bu hususta inceleme yatırılamadığı, bu hali ile dosyada mevcut delil durumuna göre davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Davacının davasının REDDİNE,
2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 615,40-TL harcın başlangıçta peşin alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 435,50 -TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Davacı yanca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-)Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen taraflara/vekiline iadesine,
Dair tarafların / vekillerinin yokluğunda; taraflara gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/10/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza