T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/298 Esas
KARAR NO :2025/199
DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:01/06/2022
KARAR TARİHİ:06/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı/karşı davalı vekili 01/06/2022 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü ve ... ... Vergi Dairesi'nin ... numaralı mükellefi olduğunu ve ticari faaliyet konusu ağır vasıtaların başta fren diski, volan, kampana ve porya olmak üzere bilcümle fren ekipmanı yedek parçalarının imalatı ve satışı yaptığını, müvekkili şirketin ... Dış Ticaret Makine ve ... Ticaret Ltd. Şti. ve İstanbul ... ... A.Ş. ünvanlı şirketleri de 6102 sayılı T.T.K. Hükümleri çerçevesinde davacı şirket çatısı altında birleşerek 12.06.2020 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan olunduğunu, müvekkili şirketin ve birleşen şirketlerin 12.06.2020 tarihinden bu yana ... ... A.Ş. unvanı altında ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalı şirketin ticari faaliyetinin ise fren balatası ve diğer fren ekipmanlarının satışı olduğunu, davacı müvekkilinin davalıya fren diski satması, davalının da davacı müvekkiline fren balatası satması üzerine cari hesap üzerinden ticari ilişkinin meydana geldiğini, 2019 yılının Eylül ayı itibariyle taraflar arasında cari hesaptan kaynaklı alacak/borç ilişkisinin bulunmadığını, Ekim ayından itibaren taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin yeniden hareketlendiğini, davalı tarafından 29.10.2019 tarihli 152.568,10-TL bedelli, 09.11.2019 tarihli 236.682,04-TL bedelli, 23.11.2019 tarihli 291.318,40-TL bedelli, 03.12.2019 tarihli 150.879,52-TL bedelli, 24.12.2019 tarihli 308.570,00-TL bedelli, 17.04.2020 tarihli 117.787,60-TL bedelli faturaya konu ürünlerin satışının davacı müvekkile yapıldığını, davacı müvekkilinin de 02.01.2020 tarihli 944,00-TL bedelli, 05.02.2020 tarihli 49.701,60-TL bedelli, 26.02.2020 tarihli 41.418,00-TL bedelli faturaya konu ürünlerin satışının davalıya gerçekleştirdiğini, buna göre; davalı tarafından yapılan satışların toplam bedelinin 1.257.805,66 TL, müvekkili tarafından yapılan satışların toplam bedelinin 92.063,60-TL olduğunu, yapılan mahsup neticesinde davalı şirketin davacı müvekkilinden 1.165.742,06TL alacaklı duruma geçtiğini, bunun üzerine müvekkili şirket davalı tarafa 30.04.2020 keşide tarihli 200.000,00-TL bedelli, 15.06.2020 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, 30.06.2020 keşide tarihli 200.000,00-TL bedelli, 15.07.2020 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli olmak üzere toplamda 1.400.000,00 TL bedelli çekleri keşide ederek verdiğini, iş bu çeklerin 1.165.742,06-TL'sı cari hesaptan kaynaklı borca istinaden, 234.257,94-TL'sı da sipariş avansı olarak davalıya müvekkili tarafından sipariş edilen fren balatalarına istinaden verildiğini, devam eden süreçte davalı tarafın müvekkili şirketin marka patenti altında olan ... markalı fren disklerini müvekkilinin rızası ve muvafakati olmaksızın sahtelediğini, fason olarak 3.kişilere ürettirdiği fren disklerinde müvekkili markasını kullanmak sureti ile ambalajlayarak satışa sunduğunu, müvekkil tarafından öğrenilen sahteleme işlemi .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından dava konusu edildiğini, davalının işyerinde yapılan denetimde sahte ürünlerin tespit edilerek toplatıldığını, müvekkilinin bu haklı hukuki hamlesi sonrasında bedeli çekler vasıtası ile ödenen 234.257,94-TL tutarında fren balataları davalı tarafından müvekkiline teslim edilmediğini, Marka ve patente ilişkin ihtilafın süregelirken davalının sipariş avansına konu 234.257,94- TL'lik balatayı teslim etmeyeceğine kesin olarak kanaat getirdiklerini ve bedelsiz kalan, diğer bir ifade ile sipariş avansı olarak verilen çeklerin 234.257,94-TL'lik kısmının iadesini talep ettiklerini, verilen çeklerin bedellerinden dolayı tam bir iade mümkün olmayacağından 30.04.2020 keşide tarihli 200.000,00-TL bedelli çekin iadesini, 15.06.2020 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli çekin bedelinin 465.742,06-TL olarak düzeltilmesini yıllardır süregelen ticari ilişki ve sektörde bulunan ortak arkadaşlar vasıtası ile davalıdan talep edildiğini, davalının bedelsiz kalan çeklerin iade edileceği ve düzeltileceği bildirdiğini, müvekkilinin iyiniyetle çeklerin iadesini beklerken davalı tarafın 30.04.2020 keşide tarihli 200.000,00-TL bedelli çeki bankaya ibraz ettiğini, çekin iade edileceğine güvendiği ve inandığı için mali açıdan hazırlıksız olan müvekkilinin çek bedelini hazır edemediğini ve çekin karşılıksızdır işlemine tabi tutulduğunu, bu işlem nedeniyle kredi kurumları ile piyasada itibarı sarsılan ve nakit akışı bozulan davacı müvekkilinin nakit akışını düzeltmek, işletmenin devamlılığını sağlamak adına ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından konkordato başvurunda bulunduğunu, 12.06.2020 tarihinde verilen geçici-mühlet kararı ile birlikte müvekkili hakkında tedbiren cebri icra işlemleri yapılmamasına karar verildiğini, davalının başvurusu üzerine ... B.A.M. 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/30 Esas sayılı dosyasından incelenen Konkordato davası hakkında kaldırma kararı verildiğini, cebri icra işlemlerinin durdurulmasına yönelik tedbirinde kaldırılmasına karar verildiğini, bu nedenler ile fazlaya dair haklarının ve müvekkili hakkında ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından tasdik edilen konkordato projesi kapsamında alacaklılarına ifada bulunması Yargıtay Başkanlığı'nca kabul edilmesi halinde ek dava açma haklarının saklı kalması kaydı ile; öncelikle dava konusu çeklerin ilgili bankalara iade edilmesi müvekkilinin kredi ve bankacılık işlemlerinin devamı için zaruri ve elzem olduğundan, çek bedellerinin fazlasıyla ödendiğinden, çek bedellerinin ödendiğinin davalı tarafından da kabul edildiğinden tensiple birlikte dava konusu çeklerin müvekkil şirkete iadesi hakkında karar verilmesini, aksi kanaat hâsıl olursa ... bankası ... ... sitesi şubesine ait keşidecisi İstanbul ... ... A.Ş. olan 15.07.2020 keşide tarihli 500.000,00 TL bedelli ... numaralı çek, ... Bankası ... Şubesine ait keşidecisi ... ... A.Ş. olan 30.06.2020 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli ... numaralı çek, ... Bankası ... ... Sitesi Şubesine ait keşidecisi İstanbul ... ... A.Ş. olan 15.06.2020 keşide tarihli, 500.000,00 TL bedelli, ... numaralı çek, ... ... Şubesine ait keşidecisi ... ... A.Ş. olan 30.04.2020 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli ... numaralı çeklerden kaynaklı müvekkilinin borcu kalmadığından çeklerin davalıdan alınarak müvekkiline iadesine karar verilmesini, müvekkili tarafından çok yakın ve ciddi bir cebri icra, ihtiyati haciz ve tazyik hapsi tehdidi altında ödenen 436.554,09-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, haksız kötüniyetli olarak çekleri elinde tutan ve davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine dava değerinin 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı/karşı davacı vekili 26/07/2022 havale tarihli cevap/karşı dava dilekçesinde özetle; Asıl ve karşı dava yönünden ... Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkisiz olduğunu, Mahkememizce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yer yönünden yetkili olan İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, Ayrıca davacın açmış olduğu asıl davada davacı tarafından TTK 783/3 fıkrası ile 810 ve 5941 sayılı yasa madde 6 istirdadını talep ettiği çek bedellerini ve bundan kaynaklanan borç alacak kalemleri çek tazmınatı ile çek komisyonu bedelleri ile işlemiş faizlerini ve faizle karşılanmayan munzam zararımızı ödemedğinden çek asıllarının istirdadı talebinin reddine karar verilmesini, davacının ödediğini beyan ettiği 436.554.09 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsili ve yasal dayanağı bulunmayan %20 kötüniyet tazmınatı talebinin reddine karar verilmesini, Mahkememizin davacıya borçu oldukları kanattinde ise taraflar arasındaki borç alacak hesabı çıkarılarak davacının tespit edilecek alacak miktarından tespit edilecek faiz ile karşılanmayan munzam zarar alacakları için takas ve mahsup defilerinin kabulü ile davacının asıl davasının reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretin tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini,
Karşı dava yönünden; ıslah ile taleplerini artırmak üzere kısmı davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydı ile takas ve mahsup defilerinin kabulü sonucu bakiye kalan faizle karşılanmayan munzam zarar alacaklarından şimdilik 310.268,00 TL alacaklarının davacı-karşı davalı ... ... A.Ş'den 10.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ... 2.İcra Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası, ... 1.İcra Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, ... 1.İcra Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, ... 2.İcra Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/... numaralı soruşturma dosyası, Müvekkili tarafından keşide edilen ... 12. Noterliğinin 10. 03. 2022 Tarih, ... yevmiye numaralı ve ... 9.Noterliğinin 16.03.2022 Tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnameleri, Davalı tarafından keşide edilen ... 7.Noterliğinin 14.03.2022 tarih ve ... yevmiye, 22.03.2022 tarih ve ... yevmiye, 25.04.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri, 15.07.2020 Keşide Tarihli 500.000,00 TL Bedelli ... Numaralı Çek, 30.06.2020 Keşide Tarihli 200.000,00 TL Bedelli ... Numaralı Çek, 15.06.2020 Keşide Tarihli, 500.000,00 TL Bedelli, ... Numaralı Çek, 30.04.2020 Keşide Tarihli 200.000,00 TL Bedelli ... Numaralı çekler, Davalı tarafından ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına sunulan mutabakat mektubu ve muavin defter kayıtları, Müvekkili ve davalı tarafından düzenlenen faturalar, Tarafların ticari defter kayıtları, banka kayıtları, taraflar arasında bilcümle iletişim vasıtası ile gerçekleştirilen yazışmalar, bilirkişi, keşif, yemin, isticvap, tanıklarımız, arabuluculuk anlaşama belgesi ve sayın mahkemece takdir edilecek sair delile dayanmışlardır.
Davanın ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.K.sayılı 09/11/2022 tarihli yetkisizlik kararı ile Mahkememize tevzii edildiği anlaşılmıştır.
... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden celp edilerek incelenmesinde; Davacının ... ... Anonim Şirketi tarafından açılan konkordato davasında 22/10/2021 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 17/06/2024 havale tarihli raporlarında: ''...Asıl dava bakımından;
Çekin bir ödeme aracı olduğu, düzenlenmekle birlikte kural olarak bir borcun ödeneceği, çek düzenleyicisinin, borçlu olmamasına rağmen çek düzenlediğini ileri sürmesinin taraflar arasında senedin düzenlenmesine veya devredilmesine neden olan temel ilişkiden kaynaklanan bir şahsi defi olduğu, şahsi defilerin, ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebileceği, şahsi def'i ileri süren kimsenin, iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, HMK m. 200/1 uyarınca davacı-k.davalının, temel ilişkiden doğan def'ilerini senet (kesin delil) ile ispatlaması gerektiği,
Somut olayda davacı-k.davalı şirketin inceleme dönemlerine ait tüm defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, sahibi lehine delil olma niteliği taşımadığı, dolayısıyla HMK m. 222 gereğince davacı-k.davalının defter kayıtları dikkate alınamayacağı, söz konusu husus dışında davacı-k.davalının, temel ilişkiden kaynaklı olarak borçlu bulunmamasına rağmen çek düzenlediğini ispatlayamadığı,
Karşı dava bakımından;
Yargıtay HGK tarafından, 2021/928 E. 2022/401 K. ve 29.03.2022 tarihli kararı ile, davacının, munzam zararını kendi somut durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiğine hükmedildiği, bu halde somut olayda davalı-k.davacının, munzam zararını ispatlaması gerektiği,
Somut olayda davalı-k.davacı tarafından, munzam zararı ile borçlunun temerrüde düşmesi arasındaki illiyet bağının ispatlanamadığı, dolayısıyla davalı-k.davacının, munzam zarar talebinde bulunamayacağı,
Mali Açıdan;
Usulüne uygun olmayan davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre; 01.06.2022 dava tarihindeki davalı-k.davacı şirket borç bakiyesinin 234.257,94 TL olacağı,
Usulüne uygun olan davalı şirket ticari defter kayıtlarına göre; davacı-k. davalı şirketin ... hesapta 234.257,94 TL alacak,
... hesapta 944.525,94 TL borç bakiyesinin bulunduğu, davacı-k. davalı şirketin 01.06.2022 dava tarihindeki net borç bakiyesinin (944.525,94-234.257,94) 710.268,00 TL olduğu, davaya cevap dilekçesinde de davacı şirket bakiye borcunun 710.268,00 TL olduğu yönünde beyanın yer aldığı,
Taraf kayıtlarında; dava tarihi itibariyle 234.257,94 TL olan davacı şirket alacak bakiyesinde tam mutabakat bulunduğu, 944.525,94 TL tutarındaki davacı şirket borç bakiyesinin karşı davaya konu edilen davalı şirket ödemelerinden kaynaklandığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
Davalı-karşı davacı vekilinin 13/02/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile;
"...I-06/02/2025 tarihli 1 ve 3 nolu ara kararlardan dönülerek; Davacının Dava DiLelekçesi Ekinde Sunduğu Mutabakat Mektubu Başlıklı Ve Tarihsiz Belgedeki İmza Müvekkil şirket yetkılısıne ait OlmayıP belge aslının dosyaya davacı vekılınce ibrazından sonra sahtecilik incelmesi yapılmasına ve müvekil şirket tarafından gönderilmiş olan ve mutabık olmadığımıza dair belge aslıda dilekçemiz ekinde ibraz edilmiş olup taraflar arasında borç konusunda mutabakat bulunmadığından bilirkişi raporuna itirazlarımızı ve takas mahsup talebimiz için ticari defter ve kayıtlarımız üzerinde yeni tayin edilecek mali müşavir bilirkişiden ,takas mahsup ve faizle karşılanmayan munzam zarar konusunda rapor alınmasına,
II-Asıl dava yönünden reddi ile;
a)Davacın açmış olduğu asıl davada davaçı tarafından TTK 783/3 fıkrası ile 810 ve 5941 sayılı yasa MADDE 6 istirdadını talep ettği çek bedellerini ve bundan kaynaklanan borç alacak kalemleri çek tazmınatı ile çek komisyonu bedelleri ile işlemiş faizlerini ve faizle karşılanmayan munzam zararımızı ödemedğinden çek asıllarının istirdadı talebinin reddine,
b) Davacının ödediğini beyan ettiği 436.554.09 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsili ve yasal dayanağı bulunmayan %20 kötüniyet tazmınatı talebinin reddine,
C) Aksi takdirde Takas-mahsup defimiizn kabulu ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/10/2021tarih Ve ... Karar sayılı dosyasına davacı Şirketle İlgili Olarak Dosya Komiseri ... 'in Sunduğu 18/10/2021 Tarihli Raporlarında; sunulan 10/03/2022 Tarihli Kararında Özetle;konkordato Talep Eden Firmanın, 14.736.374,44- TL Varlık Fazlası Olup, bu ise kötü niyetli davacı(şirketlerin ) TTK 157/(1) -(4) aykırı hileli birleşmesi ve konkordato nedeniyle alınan tedbir kararı ile müvekkil karşı davacı gibi alacaklılara borcununu gününde ödemediğinden ekonomik kriz nedeniyle malvarlığındaki zenginleşmesinden kaynaklanmakta olduğundan dolayı Ticari defter kayıtlarımıza göre 09.03.2022 tarihi itibariyle müvekkil karşı davacı şirketin faizle karşılanmayan munzam zarar alacağı 1.291.690,64TL olup müvekkil şirketin hesabına davacı tarafından gönderilen 173.188,67 TL ile aynı tarihli 173.976,03 TL ödemeler düşüldükten bakıye borcu :944,525,94 TL'dir.Bu bedelden 120 cari hesabımız 234.257.,94 tl alacak bakiyesi düşümü sonucu kalan 710.268,00 TL'dir.
Davacıdan olan bakıye munzam zarar alacağımıız için takas ve mahsup defimizn kabulu ile davacının asıl davasının 436.554.09 TL için reddine,yargılama giderlerinin ve vekalet ücretin tahsili ile tarafımıza ödenmesine,
III-Karşı dava yönünden; karşı davamızın kabulu ile,
Ticari defterlerimizdeki Kayıt işlemlerinin sonunda 15.03.2022 tarihli şüpheli alacak tutarımız 944.525,94 tl borç bakiyesi verirken 120 cari hesabımız 234.257.,94 tl alacak bakiyesi verdiğinden bu hesapların birbiri ile mahsubu sonucu davacı şirket 2020 yılında borcunu ödemesi gerekirken ödemediğinden enflasyon,döviz kuru ve ekonomik göstergelerdeki değişiklikler sonucu faizle karşılanmayan munzam zarara uğradığımızdan TBK TBK 112, 118 madde uyarınca faizle karşılanmayan zararımız nedeni ile davacı şirketin müvekkil karşı davacı şirkete 710.268,00 tl bakiye fazizle karşılanmayan munzam zarar alacağı borcu bulunmakta olup;
26/07/2022 tarihli karşı dava dilekçemizdeki takas ve mahsup defimizin kabulu sonucu bakıye kalan 310.268,00 TL' faizle karşılanmayan munzam zarar alacağımızı 400.000,00 TL bedel için ıslah ederek artırıp davacı-karşı davalı ... ... A.ş'den 10.03.2022 tarihinden itibaren 310.268,00 TL'nin, 13/02/2025 ıslah tarihinden itibaren 400.000,00 TL' olmak üzere toplam 710.268,00 TL'nin işleyecek ticari avans faizi ile birlikte yargılam giderleri ve vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini".. talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl Davanın; 1.400.000,00 TL tutarındaki davaya konu çeklerin davalıdan alınarak davacıya iadesine ve cebri icra tehdidi altında ödenen 436.554,09-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan istirdatına; Karşı davanın ise; Takas ve mahsup def'i sonucunda kalan 310.268,00 TL munzam zarar alacağının tahsili talebine konu kısmi alacak istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı yan; taraflar arasında devam eden ticari ilişki sonucunda son yapılan cari hesap mutabakatında davacının davalıya 1.165.742,06 TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini, buna mukabil davaya konu 1.400,000,00 TL tutarında çeklerin davalıya verildiğini, bunun 234.257,94 TL'sinın sipariş avansı, kalan tutarın ise mutabık kalınan borcun ifası amacıyla verildiğini, ancak avans karşılığı mal verilmedini, 1.400.000,00 TL tutarındaki çekler için çek tazminatı ve diğer masraflar dahil 1.897.133,88 TL ödendiğini, çek bedelleri toplamı içerisinde olan 234.257,94 TL sipariş avansı dahil çek tazminatı ve sair masraflar nedeniyle toplam 436.554,09 TL fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek bu tutarın istirdadına, cebri icra tehdidi nedeniyle bedellerini ödenen ancak iade edilmeyen çeklerin istirdatını talep ve dava etmiş, davalı karşı davacı ise davasında ıslah ile taleplerini artırmak üzere takas ve mahsup defilerinin kabulü sonucu bakiye kalan ve faizle karşılanmayan munzam zarar alacaklarından şimdilik 310.268,00 TL alacaklarının davacı-karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile munzam zararının 400.000,00 TL tutarında artırarak toplam 710.268,00 TL'nin karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonrası sunulan 17/06/2024 havale tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre; asıl davacı yanın 10.03.2022 Tarihinde 1.400.000 TL çek bedeli, 15.03.2022 tarihinde 357.133,88 TL faiz,140.000 TL çek tazminatı olmak üzere davalı-k.davacı şirket hesabına toplam 1.897.133,88 TL gönderdiği, usulüne uygun olmayan davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre 01.06.2022 dava tarihindeki davalı-k.davacı şirket borç bakiyesinin 234.257,94 TL olduğu, usulüne uygun olan davalı şirket ticari defter kayıtlarına göre davacı-k. davalı şirketin ... hesapta 234.257,94 TL alacak, ... hesapta 944.525,94 TL borç bakiyesinin bulunduğu, davacı-k. davalı şirketin 01.06.2022 dava tarihindeki net borç bakiyesinin (944.525,94-234.257,94) 710.268,00 TL olduğu, davaya cevap dilekçesinde de davacı şirket bakiye borcunun 710.268,00 TL olduğu yönünde beyanın yer aldığı, ancak bu tutarın davalı k.davacının kendi zararlarını ilave etmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın ticari defterlerine göre dava tarihi itibariyle 234.257,94 TL olan davacı şirket alacak bakiyesinde tam mutabakat bulunduğu, Yargıtay HGK tarafından, 2021/928 E. 2022/401 K. ve 29.03.2022 tarihli kararı ile, davacının, munzam zararını kendi somut durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiğine hükmedildiği, bu halde somut olayda davalı-k.davacının, munzam zararını ispatlaması gerektiği, somut olayda davalı-k.davacı tarafından, munzam zararı ile borçlunun temerrüde düşmesi arasındaki illiyet bağının ispatlanamadığı, dolayısıyla davalı-k.davacının munzam zarar talebinde bulunamayacağı hususlarının mütalaa edildiği görülmüştür.
Öte yandan karşı davada munzam zarar talep edilmiş olup; Aşkın Zarar başlıklı TBK m.122 hükmüne göre; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29/03/2022 tarihli 2021/11-938 esas 2022/401 karar nolu ilamında; "...18. Buna göre hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur (Barlas, Nami; Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar, İstanbul 1992, s. 127).
19. Uyuşmazlık konusunun temelini oluşturan aşkın (munzam) zarara ilişkin olarak ise TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmış olup mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi de bu hususta aynı yönde düzenleme içermektedir.
20. Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
21. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
22. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.
23. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.
24. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.
25. Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.
26. Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.
27. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).
28. Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
29. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.
...
31. Dava dilekçesinde; davacının hüküm altına alınan alacağının 16 yıl sonrasında avans faiziyle tahsiline karar verildiği, sadece anaparaya işletilen avans faizi sonrasında temerrüt faiziyle karşılanamayan bir zararın ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu, bu suretle paranın satın alma gücünün azaldığı, enflasyon oranın temerrüt faiz oranından fazla olması nedeniyle aradaki farkın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu, ekonomik olumsuzlukların mevcut olduğu bir durumda bireyin parasını atıl tutmak yerine döviz, altın, devlet tahvili, gayrimenkul gibi yatırım araçlarına yönlendirerek yahut bir yıllık vadeli hesaba yatırıp enflasyonun olumsuz etkisinden korunacağı, bu sebeple benzer yatırım araçlarının getirisinin ortalaması bulunarak davacının aşkın (munzam) zararının belirlenmesi gerektiği iddiasıyla aşkın zararın tahsili talep edilmiştir.
32. Her ne kadar bozma kararında, ülkemizde belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma değerinin önemli derecede azaldığı, böyle bir ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için girişimlerde bulunmasının olayların normal akşına, genel hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu, enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçlarının kamu tarafından bilindiği yahut bilinebileceğinden bu durumun mahkemelerin bilgileri dâhilinde olduğu, bu sebeple aşkın (munzam) zararın oluşumundaki zaman diliminin ekonomik koşullarının farklılığı gözetilmeksizin tüm dönem için somut ispat arayan yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesinin hatalı olduğu belirtilmiş ise de; davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür.
33. Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.
34. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.
35. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez.
36. Bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen davanın reddine dair direnme kararı, temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenen anapara yanında temerrüt faizini aşan zararın, davacı tarafından kendi duruma özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle yerindedir..." gerekçesiyle direnme kararının onanmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, yapılan cari hesap mutabakatında davacının davalıya 1.165.742,06 TL borcu bulunduğunun tespit edildiği, davacı yanın davalı k.davacı yana davaya konu 1.400,000,00 TL tutarında çek verdiği, taraf anlatımlarına göre bunun 234.257,94 TL'sinın sipariş avansı, kalan tutarın ise mutabık kalınan borcun ifası amacıyla verildiği, bilirkişi raporuna göre asıl davacı yanın 10.03.2022 Tarihinde 1.400.000 TL çek bedeli, 15.03.2022 tarihinde 357.133,88 TL faiz,140.000 TL çek tazminatı olmak üzere davalı-k.davacı şirket hesabına toplam 1.897.133,88 TL göndererek çek bedellerini faiz ve tazminatıyla ödemiş olduğu halde çeklerin davacı yana iade edilmediği, her iki tarafın ticari defterlerine göre dava tarihi itibariyle 234.257,94 TL olan davacı şirket alacak bakiyesinde tam mutabakat bulunduğu anlaşılmakla asıl davanın kısmen kabulüne ile; 234.257,94 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu edilen çeklerin davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan karşı davadaki munzam zarar alacağı bakımından yapılan değerlendirmede, 6098 sayılı TBK’nın 122. Maddesinde düzenlenen faizi aşan aşkın (munzam) zarar taleplerinde zararın genel ekonomik olumsuzluklara (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dayandırılamayacağı, davacının munzam zararının kendi durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, bu ispat araçlarının ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlar olamayacağı, bunun aksine geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zararı ispatlaması gerektiği, dosya kapsamına göre davacı tarafın TBK m.122 kapsamında talep ettiği şahsen ve somut olarak uğradığı zararı bulunduğunu kendi durumuna özgü delillerle ispatlayamadığı, talebinin varsayıma dayalı olarak, genel ekonomik olumsuzluklara (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) ilişkin olduğu, davacı tarafından munzam zarar iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜNE İLE;
A)234.257,94 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
B)... Bankası ... ... sitesi şubesine ait keşidecisi İstanbul ... ... A.Ş. olan 15.07.2020 keşide tarihli 500.000,00 TL bedelli ... numaralı,
... Bankası ... şubesine ait keşidecisi ... ... A.Ş. olan 30.06.2020 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli ... numaralı,
... Bankası ... ... Sitesi şubesine ait keşidecisi İstanbul ... ... A.Ş. olan 15.06.2020 keşide tarihli, 500.000,00 TL bedelli, ... numaralı,
... ... şubesine ait keşidecisi ... ... A.Ş. olan 30.04.2020 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli ... numaralı çeklerin davalıdan alınarak davacıya İADESİNE,
C)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 16.002,15 -TL harçtan peşin alınan 7.455,26-TL ve tamamlama harcı 16.453,24 TL'den mahsubu ile bakiye 7.906,34-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
D)Davacıdan tahsil edilen 16.002,15-TL harç, 80,70 -TL başvurma harcı, 11,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 16.094,35 -TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
E)Davacı tarafından yapılan 100,00-TL davetiye gideri 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.100,00-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 1.690,00-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
F)Davalı tarafından yapılan 10.000,00 -TL bilirkişi ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre 8.326,72 -TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
G)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 37.481,27 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
H)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 175.203,89 -TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
2-KARŞI DAVANIN REDDİNE,
A-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 5.300,00-TL 6.832,00-TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 11.516,60 -TL harcın karşı davacıya iadesine,
B-Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
C-Kendini vekille temsil ettiren davalı-karşı davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT m.13/4 uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,
3-Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır