T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/384 Esas
KARAR NO:2025/555
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:19/11/2015
KARAR TARİHİ:11/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ... ve ...'nın kurucu ortaklardan müteveffa ... mirasçısı sıfatı ile ... San. ve Tic. A.Ş.'de ortak olduklarını , ilgili şirketin bir aile ortaklığı olduğunu, şirket yönetim kurulu üyesi davalıların şirket mal varlığını diğer şirketlere aktardıkları, suça konu işlem ve eylemlerle kurmuş oldukları şirketler ve markalar lehine menfaat sağladıklarını, yasadan ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile yerine getirmediklerini ve bu nedenle şirketin zarara uğradığını beyanla, zararın tespiti ile şimdilik 10.000-TL'nin davalı yönetim kurulu üyelerinden alınarak şirkete tazmin edilmesine, davalılar mal varlıklarına tedbir konulmasına ve ihbar olunan şirkete acilen kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ihbar olunan Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin bir aile ortaklığı olup, davacıların toplam sermaye paylarının %10,4 olduğunu, ana faaliyeti kumaş ticari olan şirketin 1996 yılında hazır giyim üretimi yapan...San. ve Tic. A.Ş,'ne ortak olduğunu ve daha sonra tüzel kişiliğe ait payların şirket ortakları gerçek kişilere devredildiğini, davacıların da bu kapsamda...A.Ş. ortakları olduğunu, müteveffa ... sağlığında yani 2009 yılında faaliyetsiz hale gelen şirketin, 2000 yılından sonra ticari faaliyetinin yalnızca diğer aile şirketleri ile olduğunu, yine dava dışı ... Tekstil Ürünleri Ltd. Şti.'nin %84 pay sahibinin de ... A.Ş. olduğunu, ... A.Ş.'nin gerek ... Giyim A.Ş. ve gerekse ... Tekstil Ürünleri Ltd. Şti . ile olan ticari ve hukuki ilişkilerinin yasaya ve mevzuata uygun olduğunu, ... İnşaat Ltd. Şti. ... Lojistik A.Ş. ile ... A.Ş.'nin herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacı şirket ortaklarının şirket genel kurul öncesi ve toplantı sırasında bilgi alma hakkını kullanmış ve toplantının ertelenmesi ve gündeme madde eklenmesi yönünde istemlerinin her defasında karşılandığını, ihbar olunan şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK 396. Maddesinde düzenlenen rekabete yasağına aykırı hareket ettiklerine ilişkin iddiaların soyut ve dayanaksız olduğunu, davacıların son üç genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı davalar açtıklarını, bu suretle uyuşmazlık çıkardıklarını beyanla, haksız ve yersizi davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE:
Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasıdır.
Mahkememizden verilen 09/01/2020 Tarih ve 2015/... - 2020/... E.K. sayılı kararı ile; davanın hak düşürücü sebepler ile reddine karar verilmiş, verilen bu karar davacı vekilince istinaf edilmekle dosya İstanbul BAM'a gönderilmiş;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 27/04/2023 tarih 2022/414 - 2023/421 E.K.sayılı ilamıyla; "...Davacılar, Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin toplam %10,4 oranında ortağıdır.
Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin 2009-2010-2011 yıllarına ilişkin 15.03.2013 tarihinde, 2012-2013 yıllarına ilişkin 18/04/2014 tarihinde ve 2014 yılına ilişkin 06/05/2015 tarihinde yapılan genel kurullarda yöneticiler ibra edilmiştir. Ancak bu ibra kararlarına karşı genel kurul kararlarının iptali istemiyle davalar açılmıştır.
Davacı tarafça, şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla son 5 yıla ilişkin olarak anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı olarak şirket zararının tahsili istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
TTK'nın 558/2. Maddesinde, şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, diğer pay sahiplerinin dava haklarının ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği düzenlenmiştir.
Davacılar, 2009-2010-2011 yıllarına ilişkin 15.03.2013 tarihinde yapılan erteli genel kurula katılmış ve olumsuz oy kullanmışlar ve ayrıca genel kurul kararının iptali istemiyle dava açmışlardır. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/12/2014 tarih ve 2013/... E. - 2014/... K. Sayılı kararı ile genel kurulun ibraya ilişkin 5. Maddesinin iptaline karar verilmiş ve bu karar safahattan geçerek 11/04/2017 tarihinde kesinleşmiştir. Yine, şirketin 2012-2013 yıllarına ilişkin 18/04/2014 tarihinde yapılan genel kurulda alınan ibra kararına karşı dava açılmış ve... . Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/03/2016 tarih ve 2014/... E. - 2016/... K. Sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar safahattan geçerek 31/05/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Aynı şekilde, şirketin 2014 yılına ilişkin 06/05/2015 tarihinde yapılan genel kurulda alınan ibra kararına karşı dava açılmış ve .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/03/2017 tarih ve 2015/... E. - 2017/...9 K. Sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar safahattan geçerek 26/06/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu halde, şirketin 2009-2010-2011 yıllarına ilişkin geçerli bir ibra kararı bulunmamaktadır. Şirketin 2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin ise ibra kararları geçerlidir.
TTK'nın 558/2. Maddesinde, hak düşürücü sürenin ibra tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Ancak 2009-2010-2011 yıllarına ilişkin bir ibra bulunmadığından hak düşürücü süre işlemeye başlamamıştır. Dolayısıyla 6 aylık hak düşürücü sürenin geçmesi de söz konusu değildir. Bu nedenle mahkemece, 2009-2010-2011 yıllarına isabet eden istem yönünden de davanın, hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı kabul edilerek reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir..." gerekçesiyle dosyanın mahkememize gönderildiği ve işbu esasa kaydedildiği görülmüştür.
Mahkememizin 04/06/2024 tarihli ara kararı ile; İstinaf mahkemesi kararı, bilirkişi heyeti kök raporundaki dava dışı şirket kayıtlarının incelenmesi gerektiğine yönelik tespitler ve taraf vekillerinin bilirkişi kök raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişi heyetine tevdiine karar verilerek dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş;
Bilirkişi heyetinin 28/04/2025 tarihli ek raporu ile; "...Nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
1.Dava dışı...San. ve Tic A.Ş., ... ve Tic. Ltd. Şti. ve...Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerine ve bu şirketlerin davalı ... firması ile ilişkisine dair tüm ayrıntılara rapor içerisinde yer verildiği,
2.Dava dışı şirketlerin rapor içerisinde arz edildiği şekilde davalı şirket ile ticari ilişkide bulunduğu, dava dışı şirketlerin ticari defterlerinin ve davalı şirketin ticari defterlerinin ilişkiye dair kayıtlar yönünden karşılıklı olarak bir birini doğruladığı, ancak, dosya içerisinde yer alan 08.08.2016 tarihli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi raporunda, dava dışı şirketler ile davalı şirket arasındaki alışveriş ile ilgili olarak işlemlerin...AŞ lehine olacak şekilde KDV istisnasından yararlanmak için, kar alınmadan yapıldığı, satışın karsız gerçekleştirildiği, alış satışların büyük kısmının...AŞ'den yapıldığı. bu işlemlerin ... AŞ'nin KDV istisnasından yararlanmasını amacıyla yapıldığı, satışların karsız yapılması sebebiyle ve giderlere ... AŞ'nin katlanması sonucu, bu şirketin özvarlığın yitirildiği ve zararının oluştuğu tepit edilmiştir.
3.Bu durumun YK üyelerinin özen ve bağlılık borcu ile bağdaşmadığı, ... AŞ'nin zararına neden olduğu, zarar ile YK üyelerinin davranışları arasında illiyet bağı bulunduğu tespit edilmiştir.
4.İstanbul BAM bozma kararı gerekçesi doğrultusunda, zarar incelemesinin 2009- 2010 ve 2011 yılı bilançoları dikkate alınarak, kök rapor verileri dikkate alınarak tespit edilmiş ve bu nedenle hukuki açıdan zarar miktarının kaybolan sermaye kadar olacağı, bu miktarın kök raporda belirtildiği gibi (500.000,00 - 238.189.68) - 261.810.32 TL olarak görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
5.Kök raporda da ifade edilmiş olduğu üzere davacıların örtülü kar ve para transferi iddiasının salt uygunluk denetimine yönelik olarak ve de kısıtlı süre ve konuda yapılan bilirkişi incelmesi / defter incelemesiyle açığa kavuşturulmasının mümkün olmadığı, bunun için faaliyet denetimi ve hile denetimi gibi denetim prosedürlerine dolayısı ile bağımsız denetime ihtiyaç bulunduğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 369. maddesinin 1. fıkrasında, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimle görevli üçüncü kişilerin, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında oldukları hükme bağlanmış olup, aynı Kanun'un 553. Maddesinde ise, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenlenmiştir.
Tedbirli yönetici özeni, objektif özen borcu olup, yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu somut şirketin faaliyet alanı, büyüklüğü, yapısı, karmaşıklığı gibi kriterlere göre, aynı tür ve büyüklükteki şirketlerin yönetiminden beklenen özen standardını ifade etmekte olup, yönetim kurulu üyelerinin bu özen borcunu yerine getirip getirmedikleri değerlendirilirken, karar alma anındaki bilgi ve şartlar dikkate alınmalı, sonradan ortaya çıkan gelişmelerin geriye dönük olarak değerlendirmeye dahil edilmemesi gerekmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kusur sorumluluğu niteliğinde olup, hukuka aykırı bir fiilin varlığı, zarar, nedensellik bağı ve kusur şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesince istikrarlı şekilde benimsendiği üzere şirket yöneticilerinin sorumluluğu ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul şirket zararının bulunmasıdır. Zarar gören bu zararın varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise kusur karinesi söz konusu olduğundan şirket yöneticilerinin bu zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Şirket yöneticisi ancak kendisine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Buna göre davacı şirketin zarara uğradığını ispatlaması yeterli olup, bundan sonra yöneticilerin zarardan kendilerinin sorumlu olmadıklarını ispat etmeleri gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle davacı şirket zararının meydana gelmesinde davalı yönetim kurulu üyelerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığını ispatlamaları gerekmektedir. (Yargıtay 11.HD 2022/4461-2023/4517)
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacıların ... San. ve Tic. A.Ş.'de ortak oldukları, davalıların ise şirketin yöneticisi oldukları, dava dışı...San. ve Tic A.Ş., ... ve Tic. Ltd. Şti. ve...Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerine göre bu şirketlerin ... firması ile ticari ilişkide bulunduğu, dava dışı şirketlerin ticari defterlerinin ve ... firmasının ticari defterlerinin ilişkiye dair kayıtlar yönünden karşılıklı olarak bir birini doğruladığı, dosya içerisinde yer alan 08.08.2016 tarihli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi raporunda, dava dışı şirketler ile davalı şirket arasındaki alışveriş ile ilgili olarak işlemlerin...AŞ lehine olacak şekilde KDV istisnasından yararlanmak için kar alınmadan yapıldığı, satışın karsız gerçekleştirildiği, alış satışların büyük kısmının...AŞ'den yapıldığı. bu işlemlerin ... AŞ'nin KDV istisnasından yararlanmasını amacıyla yapıldığı, satışların karsız yapılması ve giderlere ... AŞ'nin katlanması sonucu, bu şirketin özvarlığın yitirildiği ve zararının oluştuğu, bu durumun YK üyelerinin özen ve bağlılık borcu ile bağdaşmadığı, ... AŞ'nin zararına neden olduğu, zarar ile YK üyelerinin davranışları arasında illiyet bağı bulunduğu, kök rapordaki tespitlere göre 2009- 2010 ve 2011 yılı bilançoları dikkate alındığında zarar miktarının kaybolan sermaye kadar olduğu, bu miktarın kök raporda belirtildiği gibi (500.000,00 - 238.189.68) - 261.810.32 TL olarak hesaplandığı, bu tutarın davalı YK üyelerinden alınarak dava dışı Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ödenmesi gerektiği anlaşıldığından, davacı yanın talebi ile bağlı kalınarak davanın kabulüne, 10.000,00 TL.nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜNE, 10.000,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ödenmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 683,10-TL harçtan peşin alınan 170,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 512,32-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 27,70 -TL başvurma harcı, 170,78-TL peşin harç, 40,10 -TL vekalet harcı, 4.057,85-TL tebligat/ posta gideri, 33.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 37.296,43-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır