T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/447 Esas
KARAR NO:2023/895
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/07/2023
KARAR TARİHİ:20/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 20 yılı aşkın süredir medya ve televizyon yayıncılığı sektöründe faaliyet gösteren, ülke çapında tanınan ve iş dünyasında sürekli saygı ve takdir gören örnek bir yapımcılık firma olduğunu, yayıncılık ve yapımcılık işleriyle iştigal etmekte olup muhtelif yayın kuruluşlarına, televizyon kanallarına, yapım firmalarına, ulusal veya uluslararası tüm yapımcılık ve yayıncılık müşterilerine yönetmenlik, kurgulama, yapımcılık hizmetleri verdiğini, bu kapsamda da yayın ve yapım içerikleri üretmekte, uygulamakta ve yayınlanması için yayın kuruluşlarıyla anlaşmalar gerçekleştirdiğini, müvekkilinin ticari faaliyetleri kapsamında üretmiş olduğu "..." adlı bir yarışma programının, dava dışı yayın kuruluşu ... Yayıncılık A.Ş. ("...") ile bir dizi görüşmeler gerçekleştirerek ...'de yayınlanması hakkında sözlü anlaşma hayata geçirdiğini, bunun üzerine de yapımın hayata geçirilmesi adına pek çok ticari faaliyet icra etmiş, masraflar ve yatırım yaptığını, müvekkilinin bahse konu masraf ve yatırımlarına ilişkin ödeme kayıtları ile ... firması ve yetkilileriyle yaptığı yazışmalar temini akabinde derhal arz edilecek olup yazışmaların ve sözleşme detaylarının teyidi için söz konusu firmaya müzekkere yazılmasını talep ettiğini, davalının müvekkilin ... ile yürüttüğü ticari iş ve işlemlerden haberdar olup ... yetkilileri ile iletişime geçerek; gerçeğe aykırı bir şekilde Müvekkilin ticari faaliyetlerine konu olan ve adı yukarıda belirtilen program formatının kendisine ait olduğunu, Müvekkilin kendisinin "tescilli eserini ihlal ettiğini", böyle bir işin yayınlanması halinde yasal yollara başvurarak yayını engelleteceğini, ...'i ve Müvekkili itibarsızlaştıracağını, maddi-manevi zarara sebep olacağını sözlü ve yazılı şekilde defalarca kez beyan ettiğini, yine dava dışı firma ...'e müzekkere yazılarak Davalı tarafından firmaya ve yetkililerine iletilen yazılı beyanların celp edilmesini talep ettiğini, aylarca süren ticari ilişki ve işi zedelenen müvekkilinin sözleşme aşamasında ve dahi ücretler dahi belirlenmişken Davalının haksız ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle zarara uğradığını, zira dava dışı firmanın davalının eylem ve beyanları nedeniyle programın yayınlanmasından çekindiğini, önce projeyi birkaç aylığına ertelediğini daha sonra bu ertelemeyi birkaç ay daha uzattığını, nihayet işbu dava tarihinden 2 ay önce projeyi tamamen iptal ettiğini, tüm bu hususlar gerek tarafımızca sunulacak ve celp edilecek evrak ve kayıtlarda sabit olup gerekse tanıkların bilgisi ve görgüsü dahilinde olduğunu, davalının işbu davaya konu olan eylemi açıkça kötü niyetli, dayanaksız, haksız ve hukuka aykırı bir nitelik arz ettiğini, Zira bu eylem, tamamen Müvekkilin ticari iş ve faaliyetlerini haksızca engelleme saikiyle gerçekleştirilmiş; nitekim Müvekkillerin ticari menfaatlerini ve manevi saygınlıklarını zedeleyerek zarara uğrattığını, gerçekten de Davalı, dava dışı firma ... yetkilileriyle sözlü ve yazılı şekilde kurduğu iletişimde sadece ve sadece "bu programı Müvekkille yapamayacaklarını, Müvekkilin böyle bir iş yapmasına müsaade etmeyeceğini" beyan ederek ilgili firma yetkililerini korkuttuğunu, iş bu hususların da tanıkların bilgisi ve görgüsü dahilinde olduğunu, davalının Müvekkiller aleyhinde gerçekleştirdiği bu hukuka aykırı eylemlerine, işbu uyuşmazlığın hiçbir aşamasında, tarafımızca defaatle ve resmen talep edilmesine karşın hiçbir dayanak ve somut gerekçe gösteremediğini, bu durum, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") haksız rekabet hükümleri başta olmak üzere mevzuatımıza ve hukukumuza açık bir aykırılık ve ihlal teşkil ettiğini ve haksız fiil niteliğinde olduğunu, davalının davaya konu eylemiyle müvekkilinin iştigal ettiği ticari faaliyetle haksız şekilde rekabet etme ve dahası müvekkilinin iş ve faaliyetlerini engelleme saiki güttüğünü ve bu hukuka aykırı amacına eriştiğini, belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; ... ... ... A.Ş.'ye (... Yolu ... Mevkii No:29 ..., ...) müzekkere yazılarak; Müvekkille ... arasında "..." adlı yarışma programının yayınlanması adına gerçekleştirilen görüşme, ön anlaşma ve yazışmalara ait tüm kayıtların celp edilmesine, Davalı ...'ın, Müvekkilin yayına hazır program ve eseri "..." adlı yarışma programının yayınlanmaması ve aksi halde ne tür eylemlerde bulunacağına dair ilettiği yazılı beyanların kayıtlarının celp edilmesine, Uzman bilirkişi atanarak ve delillerimizle birlikte Müvekkile ait hesap defterleri incelenerek Müvekkilin davaya konu programın yayına hazır hale getirilmesi için yaptığı masraf ve yatırımların toplam tutarının belirlenmesine, bu nedenlerle talepleri ile davanın kabul edilmesine, Bilirkişi incelemesi akabinde ıslah hakkımız saklı tutulmak üzere şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminatın Davalıdan alınarak Müvekkile faiziyle birlikte ödenmesine, Sektöründe ve çevresinde büyük manevi zarara ve yıkımlara uğrayan Müvekkilin manevi zararının tazmin edilmesi adına 100.000,00.-TL manevi tazminatın Davalıdan alınarak Müvekkile faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Her ne kadar davacı "..." adıyla müvekkiline ait program formatını yeni ve benzersiz program yapmışcasına umuma arz edip Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'yla korunan haklarımızı ihlal etmemişcesine tarafımıza haksız rekabetin tespiti ve manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da huzurda görülen bu davada davacı şirketin taleplerinin haksız olduğunu, Bir programın karakteristik özelliklerinin tamamı olarak ifade edilebilecek televizyon programı formatlarının FSEK kapsamında koruma alanı bulup bulmayacağı ve bu doğrultuda eser niteliğini haiz olup olmadığı hususu önem arz ettiğini, müvekkilinin ilgili davaya konu programı FSEK kapsamında korunması gereken bir eserdir. Zira müvekkilimizin eseri yazılı bir metin şeklinde ortaya konulmuş aynı zamanda bu metinlerde de nitelikleri ve özel olarak belirtilmiş, yapılması düşünülen programın türü ve ana hatları belirlenerek programın nasıl sunulacağı, yayın akışı ve biçimi, yarışma kuralları, puanlama ve değerlendirme, dekorasyon, sunucu özellikleri gibi unsurlar yer almaktadır. Bu şekilde müvekkilimizin kendi fikri ürünü ve çabası sonucu ortaya çıkan TV program formatı tüm özellikleri ile düşünülmüş, izleyiciler tarafından diğer TV program formatlarından farklı olduğu anlaşılabilen ve tanımlanabilen, sahibinin hususiyetini taşıyan ve özel olarak belirlenmiş orijinal ve özel bir TV program formatı olduğunu, bu format müvekkilce en ince ayrıntısına kadar belirlenerek kaleme alındığını, müvekkilinin oluşturmuş olduğu bu TV program formatı -...- FSEK kapsamında korunması için tescil şartı olmamasına rağmen müvekkilinin eserini daha etkin bir şekilde koruyabilmek için eseri tescil ve tasdik ettirdiğini, işbu program formatının FSEK korumasından yararlanacağının aşikar olduğunu, dilekçe ekinde sunulan programına ait telif başvurusu dosya içeriği metinlerden de anlaşılacağı üzere yukarıda belirtilen kriterlere birebir uyan müvekkilin ilgili davaya konu TV formatı bu haliyle FSEK kapsamında ilim edebiyat eseri olarak kendine yer bulduğunu, müvekkil 2017 yılında telif hakkını almadan önce ilgili davaya ilişkin TV program formatını bir dosya haline getirdiğini, Dosya incelendiği takdirde Müvekkilce bin bir emek ve çaba ile düşünülüp tasarlanan TV program formatı yargıtayın yerleşik içtihatlarında da FSEK kapsamında korunacak eserlerin özelliği taşımakla beraber telifi de alınmış her açıdan korunması gerekli bir eser haline geldiğini, Müvekkilin ilgili davaya konu TV programı yukarıdaki şekil özellikleri de göz önüne alınarak. Müvekkil tarafından T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLİM EDEBİYAT ESERLERİNE İLİŞKİN KAYIT-TESCİL BELGESİ 03/11/2020 tarihinde alınmıştır. İşbu tescil belgesi ile de formatın üretim tarihinin 02.01.2017 olduğu sabit olduğunu, müvekkilinin telif süreci boyunca ilgili davaya ilişkin Tv programı için çalışmalar da bulunmuş ve yapımcılarla eserin Televizyon kanallarında yayınlanması konusunda çeşitli yazışmaları da olduğunu, eser sahibinin manevi haklarından birinin de eserin umuma arz edilmesi olduğunu, umuma arz ancak bir Eser sahibinin manevi haklarından biri de eserin umuma arz edilmesi olduğunu, Umuma arz, ancak bir kez gerçekleşebilen ve eser sahibinin iradesi ile eserin tamamının veya bazı parçalarının ilk defa olarak aleniyete sunulması olduğunu, Eğer eser, sahibinin rızası dışında umuma arz edilmiş ise, aleniyet gerçekleşmemiş olacağını, bu bağlamda umuma arz, bir eserin ülkenin bütününde veya bir yöresinde dar veya geniş üçüncü kişiler çevresinde aleniyete kavuşturulması olduğunu, eserin umuma arz yetkisi, eser sahibine veya yetkilendirmiş olduğu kişiye ait olup bu yetki, eserin kamuya sunulup sunulmaması konusunda karar vermeyi, kamuya sunulacaksa bunun zamanını belirlemeyi, şeklini belirlemeyi ve eserin içeriği hakkında bilgi vermeyi kapsayan bir manevi hak olduğunu, FSEK m. 14'te "Bir eserin umuma arz edilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibi tayin eder..." denilmek suretiyle umuma arz yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu vurgulandığını, Eser sahibi dilerse umuma arzın zamanını ve tarzını belirleme yetkisini bir başkasına devredebilir. Tüm bu açıklamalar ışığında mevcut olay değerlendirildiğinde müvekkilin yapımcılarla yapmış olduğu yazışmalar ve telif sürecindeki çalışmalar da göstermektedir ki ilgili davaya konu TV program formatı için çokça çabalayan müvekkilin fikri eseri davacı Şirket yetkilisi ... tarafından tüm emekleri göz ardı edilerek iktibas edildiğini, eseri meydana getiren eser sahibi mali ve manevi haklara sahip olduğunu, müvekkilinin program formatını 03.11.2020 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde tescil ettirmiş böylece FSEK kapsamında eserin korunması için tescil şartı olmamasına rağmen program formatını tescil edip eserden doğan haklarını daha etkin ve verimli korumak istediğini, 2019 yılında davalı müvekkilinin ... Yapım ile 1 yıllık lisans sözleşmesi imzalamış ... TV için hazırlanan ... adlı program içinde kısa süreli şekilde yerleştirilmiş ... köşesinde 3 bölüm şeklinde format denenmiştir hatta bu çekimler sırasında ... Yapım'ca hazırlanan demo video kayıtlarının yönetmenliğini davacı şirket yetkilisi ... üstlendiğini, Formatın kendisine ait olduğunu iddia eden davacının demo çekildiği sırada yönetmenlik yapıp formatın kendisine ait olduğunu iddia etmemesi açıkça hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Davacı iddiasında, üretmiş olduğu "..." adlı yarışma programının yayınlanması için ... ile görüşmeler yaptığını, davalının ise ... yetkilileri ile iletişime geçerek gerçeğe aykırı beyanda bulunarak program formatının kendisine ait olduğunu ve tescilli eserini ihlal ettiğini beyan ederek davalının haksız ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle davacının ticari iş ve faaliyetleri ile menfaatini ve saygınlığını zedeleyerek davacıyı zarara uğrattığından bahisle maddi ve manevi zararlarının tahsilini talep etmiş,
Davalı savunmasında, "..." adlı program formatının kendisine ait olduğunu ve davacının yeni ve benzersiz program yapmış gibi Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunan haklarını ihlal ettiğini, program formatının FSEK kapsamında korunması için tescil şartı olmamasına rağmen davalının eserini koruyabilmek için tescil ve ilan ettirdiğini ve bu program formatının FSEK korumasından faydalanacağını, eser sahibi olarak davalının davacıya FSEK'ndan kaynaklanan haklarını kullanacağına dair ihtarname göndermesinin haksız rekabet teşkil etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında inceleme yapıldığında öncelikle program formatının davalı tarafından tescil ve ilan edilmesi nedeniyle FSEK kapsamında korunan eser sayılıp sayılmayacağı hususu belirlenmeli, sonrasında tescilli eserin ihlal edilip edilmediği, edilmişse aralarında (sözleşmesel ilişki bulunmayan) davanın taraflarından hangisi tarafından ihlal edildiği hususlarının belirlenmesi, akabinde davacının tazminat taleplerinin değerlendirilmesine geçilmesi gerekmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde 5846 sayılı FSEK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden ihtisas Mahkemesi olarak Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmakla davanın görev yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açklandığı Üzere;
1-İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/12/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır