T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/47 Esas
KARAR NO :2025/950
DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:20/01/2023
KARAR TARİHİ:30/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15.03.2009 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığı, Bayilik sözleşmesi karma sözleşme olduğu, Müvekkil Davalı adına abonelik sözleşmeleri düzenlediği, bunun yanında distribütörler üzerinden telefon cihazları ve teçhizatlar alarak kendi namına tüketicilere satış yaptığı, Taraflar arasındaki ilişki TTK 102 maddede tanımlandığı gibi bir acentelik ilişkisi olduğu, Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı
meslek edinen kimseye acente dendiği, Taraflar arasında 15.03.2009 tarihinde imzalanan sözleşmenin süresi 5 yıl olarak öngörüldüğü, 15.03.2014 tarihinde dolan sözleşmenin yeni bir sözleşme imzalandığı, Her hangi bir gerekçe
gösterilmeden 10.03.2015 tarihinde müvekkil şirketin sistemleri kapatıldığı, yani fiilen fesih işlemi gerçekleştiği, 20.03.2015 tarih ... yevmiyeli ihtarname ile müvekkil şirket sistemlerinin bilgileri dışında kapatıldığını, söz konusu işlemin fiilen fesih olduğunu ve kendilerinin de yasal haklarını koruyacağına dair davalı şirketlere bu kasıtla ihtarname gönderdiği, 26.08.2015 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı şirketler müvekkilin sistemlerini kapatmadıklarınına dair her hangi bir bildirimde bulunmadıkları, Taraflar arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesinin Eşitlik ilkesine ve Genel işlem Koşullarına aykırı hükümler içerdiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haksız olarak fesih edildiği tarihten itibaren sözleşmenin devam etmesi gereken sürenin (en az 5 yıl olmak üzere) tespit edilmek suretiyle yoksun kalınan kar miktarının tespiti talep edildiği, TTK.121/4 maddesi gereğince kesin miktarın belirlenmesi ile artırmak kaydıyla belirsiz alacak
olarak 100.00 TL talep edildiği, TTK 113/3 maddesine göre; müvekkilin bayilik faaliyetlerinden sonra, müvekkilin çalıştığı bölgede satış yapılan müşterilerin tespit edilerek hakkaniyetli bir oran belirlenip ilgili satışlara ait primlerin müvekkile ödenmesi gerektiği, bu tazminat kalemine ilişkin talebin kesin miktarının belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 100 TL talep edildiği, TTK 123/1 gereğince taraflar arasında imzalanan sözleşmelerden rekabet yasağı maddesi olan sözleşmeler için tazminat talebi ile ilgili olarak Kesin miktarın belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 100.00 TL talep edildiği, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalılarca haksız ve eşit işlem ilkelerine aykırı olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmelerdeki süre ve fesih maddelerindekinin genel işlem koşulu olması ve kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olması sebebiyle geçersiz olduğunun tespitine, Davalıların sözleşmeleri haksız fesihleri yüzünden, nüvekkilin mahrum
kaldığı karın, artırılması kaydıyla şimdilik 100 TL’nın davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline, başlanmış işlerin tamalanamaması nedeniyle uğranılan zararın şimdilik 100 TL olarak tazminine, TTK.113/3 maddesi gereğince artırılmak kaydıyla şimdlik 100 TL’nın tazminine, Rekabet ysağı gereğince kesin miktarın belirlenmesi kaydıyla şimdilik 100 TL’nın işleyecek azans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, davayı belirsiz alacak olarak açtığı, miktarı belirlenebilecek nitelikte olan davaların belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağı, miktarı belirlenebilir alacak iddialarının belirsiz alacak davasına konu edişlmesi halinde hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiği,
Davacı, Müspet zarar adı altında uğradığını iddia ettiği fiiili zararlarını, yoksun kalıan kar ve maliyeti karşılanamayan yatırımlarına ilişkin taleplerini tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda olduğu ve bu nedenle de tazminat taleplerini belirsiz alacak davası şeklinde açamayacağı, Davacı, sözleşmenin fesihi nedeniyle uğadığını iddia ettiği fiili zararları ve maliyeti karşılanmayan yatırımlarının ne olduğunu açık ve net şekilde bildiği, Davacının diğer talepler bakımından da kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep ettiği tazminat miktarlarını hesaplayabileceği, bu nedenle de talplerini tam ve kesin bir şekilde belirleyebilecek olmasına rağmen bu yöndeki iddialarını belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiği, Davaya konu bayilik sözleşmesi, acentelik sözleşmesi niteliğinde olduğundan TBK.147/5 maddesi gereği 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere fesih tarihi üzerinde 5 yıl geçmiş olup, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin her iki tarafında tacir olması nedeniyle Sözleşme hükümleri genel işlem koşullarına tabi olmadığı, Davacının Sözleşme hülümlerinin Genel İşlem koşullarına aykırı olduğu iddialarının hukuka aykırı olduğu, Ticari ilişkilerde TTK. 18 Madde gereği basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünde olduğu, Davacının, sözleşme süresince ve sözleşmesel yükümlülükler ifa edildikten sonra sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunun ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması olduğu, Sözleşmede yer alan hükümlerin TBK. Ve TTK kapsamında genel işlem koşulu oluşturduğu iddiasıyla yok hükmünde olduğu iddia edildiği, Ancak, davacının bu iddiası açıkça usul, yasa ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, Sözleşme kapsamında yükümlülüklerini ifa ettikten sonra ve aradan uzunca bir süre geçtikten sonra Sözleşmede yer alan hükümlerin geçersiz olduğunun iddia edilmesi hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği, sözleşme süresince şirketlerin edimlerini yerine getirmesine ve yaptırımlar uygulanmasına her hangi bir itirazda bulunmayan bayinin sözleşmede yer alan sözleşmenin feshini düzenleyen hükümler dahil tüm hükümlerin geçersiz olduğunu ileri sürmesi açıkça davacının kötü niyetini ortaya koyduğu, Davacı, müvekkil şirketler ile imzaladığı Sözleşmeyi Bizzat kendisi Feshetmiş olduğundan Müvekkilden yoksun kalınan kar talebinde bulunamayacağı, Yoksun kalınan kar (kar Mahrumiyeti) mal varlığında umulan artışın Sözleşmenin ihlali sonucunda meydana gelmemesi olup, Sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan talep edilen tazminat türü olduğu, Dolayısıyla Sözleşmeyi bizzat davacı feshetmiş olduğundan Sözleşmeden dolayı artık yoksun kalınan kar talep edilemeyeceği, (Y.15 HD. 24.04.2018 tarihli 2016/5887 E, 2018/1691 K Sayılı ilamı : “….özetle Dözleşmenin feshedilmesi halinde sözleşmeyi feshedenin kar kaybı isteyebilmesi için sözleşmede buna dair düzenleme bulunması gerekir. Feshedilen sözleşmede böyle bir düzenleme yoktur. 6098 sayılı TBK.’nun 125/son maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf ancak olumsuz zararını isteyebilir. Olumsuz zararını isteyemez.Yukarıda açıklanan sebebplerle yüklenici kar kaybı ve müspet zararını talep edemez..”) Öncelikle davacının, müvekkil şirketlerin oluşturduğu haksız rekabet koşulları medeniyle zarara uğradığına ilişkin haksız iddiası, sözleşmede bu kapsamda bir yasak bulunmadığından geçersiz olduğu, Ayrıca, davacının her hangi bir delil yada belge sunmadığı talebini hengi mevzuata dayandırdığına ilişkin detaylı açıklamalarda bulunulmadığı, bu nedenle RKHK kapsamında talepte bulunabilmesi için her şeyden önce talebe konu fiilin “ piyasadaki rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı..” nitelikte olması gerektiği, Ancak, Müvekkil şirketlerin davacı ile olan Sözleşmesel ilişkilerin sona ermesi taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi düzenlemekte olup bu ilişkiye ilişkin sonuçlar doğurduğu, davacının böyle bir iddiasının
olması halinde somut verilerle ispatı gerektiği, Davacı ile imzalanan sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde davacıya sözleşmede yer alan hüküm ve yükümlülükler kapsamında gerekli bilgilendirme yapıldığı, Sözleşmede tarafların yükümlülükleri dışında olan şaşırtıcı hüküm bulunmadığı her hükmün açık ve anlaşılır olduğu, taraflar arasındaki edimlerde bir dengesizlik yartmadığı, şartların ağırlaştırılmadığı, Rekabet yasağı tazminatı bakımından sözleşme kapsamında bu şekilde bir yasak bulunmadığından söz konusu tazminat talebinin yerinde olmadığı, işbu Haksız ve mesnetsiz davanın izah edilen nedenlerle reddi talep edildiği, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava, Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin davalı tarafça fiilen fesih edildiği iddiası ile sözleşmenin feshi nedeni ile yoksun kalınan kar, fesih nedeni ile tamamlanamayan işlere ilişkin zararlar, satışlar nedeni ile pirim alacağı ve rekabet yasağı tazminatının davalılardan tahsiline ilişkindir.Bilirkişi heyeti 13/04/2024 tarihli raporunda özetle; Taraflar arasındaki sözleşmelerin bizzat Davacı tarafından feshedildiği, Davacının talep etmiş olduğu Tazminat taleplerine ilişkin herhangi bir somut belge dosyaya sunulmadığından herhangi bir tespit ve hesaplama yapılamadığı, davalının sistemi 10.03.2015’de davacıya kapatmasının fiilen Sözleşmenin feshi olduğu ve bu yöntemin ... Bayiilik Sözleşmesinin 20.2 Maddesine aykırı uygulama olması sebebiyle feshin yerinde olmadığı, davacının ise .... Noterliğinin 20.03.2015 / ... yevmiye sayılı ihbarnamesiyle yaptığı feshin anılan ... Bayiilik Sözleşmesinin 20.2 Maddesine uygun fesih olduğu, ilgili TBK hükümleri ile TTK m. 121 uyarınca davacının yapmış olduğu tazminat talebi açısından feshinin haklı sebebe dayandığı ve bu çerçevede talep edilen tazminat bakımından takdirin sayın mahkemede olduğu; buna karşılık TTK m. 122/2 denkleştirme tazminatı ile TTK m. 123/3 hükmünden doğan tazminat talepleri açısından ise şartların oluşup oluşmadığı noktasında dosya kapsamındaki verilerin yetersiz olduğu ve söz konusu şartların sağlandığı hususunda ispat yükünün
davacıya ait olduğu hususları bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti 16/10/2024 tarihli ek raporunda özetle; Davacı yan, Dava dilekçesinde, Yoksun Kalınan Kar, TTK.121/4 m göre Maddi tazminat,TTK.113/3 maddesine göre Maddi tazminat ve Rekabet Yasağı tazminat taleplerinin değerlendirilmediğinden bahisle Bilirkişi raporuna vaki itiraz beyan ve taleplerine yukarıda yer verildiği, Davacının tazminat taleplerine ilişkin olarak, Özellikle kök Raporun “III.-) Mali İnceleme, tespit
ve değerlendirme “ ana başlığı altında yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmelere detaylı olarak yer verildiği, işbu bölümdekiki tespit ve değerlendirmelerde, davalı şirketlerin (... A.Ş ve ... A.Ş) 2015-2016 yıllarına ilişkin Ticari defter kayıt ve belgeleri ile muavin hesap ekstreleri üzerinden inceleme, tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu ve davacının işbu davalı şirketler ile olan ticari ilişkileri incelendiği, aynı başlık altında davacı ...’ın ticari Merkezinin İzmir ili olması nedeniyle, bir kısım kayıt ve belgelerin vekili Av. ... ile sağlanan İletişim alabinde temin edilebilen kayıt ve belgelerden yapılan tespitlere de raporda yer verildiği, taraflar arasındaki İhtilafa ilişkin olarak, sözleşmenin feshi ile davacı tarafından işbu dava konusu edilen taleplerinin TTK.121/4 maddesi, 122 maddesi ve 123/1 maddesine dayanılarak tazminat talepleri olduğu ve yapılan inceleme ve tespitlerde de: Davacıya ait 2010/2014 yllılarına ilişkin Bağlı olduğu Vergi Dairesine yapılan Gelir Vergisi Beyannameleri üzerinde yapılan 5 yıllık dönemi kapsayan Faaliyet sonuçlarına raporda yer verildiği ve akabinde de TTK.m.113/3, TTK.m.121/4, TTK.m.122/2-son fıkrası, TTK.m.123/f fıkarasına göre davacının tazminat taleplerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmelere yer verildiği, İşbu incelemelerde, gerekli, yeterli ve somut her hangi bir kayıt, dayanak belge ve bilgi dosyaya sunulu olmadığından davacı tazminat taleplerinin somutlaştırılamadığı, Davacı vekilinin işbu taleplerinin ek rapor alınmak suretiyle tespit edilmesi yönündeki taleplerinin değerlendirilebilmesi için, Dosyaya ek olarak her hangi bir somut belge sunulmaması karşısında ve Bilirkişi heyeti olarak tarafların leh veya aleyhlerine delil yaratma gibi bir görev ve sorumluluğu bulunmadığı, Kök raporda da belirtildiği üzere, davacı taleplerinin tespit ve değerlendirlmesinin mevcut dosya kapsamı sunulanlar çerçevesinde olanaklı olmadığı sonucuna varılması gerekmiş olup, Kök Raporun sayfa 10 "V.Genel Değerlendirme" ana başlığı altında da, Davacının Tazminat taleplerine ilişkin detaylı genel değerlendirmeye yer verildiği, Tüm bu Mali, Sektörel, genel değerlendirmeler sonucunda oluşan ve Kök Raporun Sonuç kısmında özetlenen heyet görüş ve kanaatimizi değiştirecek her hangi bir yeni ve somut belge sunulmadığından, Kök raprdaki görüş ve
kanaatlerini tekrar edildiği, bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti 15/07/2025 tarihli ek raporunda özetle; 11.03.2024 tarihinde düzenlenen veya tanzim edilen Bilirkişi Heyet Raporundaki sektörel değerlendirme sonucunda; davalının sistemi 10.03.2015’de davacıya kapatmasının fiilen sözleşmenin feshi olduğu ve bu yöntemin ... Bayilik Sözleşmesinin 20.2 Maddesine aykırı uygulama olması sebebiyle feshin yerinde olmadığı, davacının ise .... Noterliğinin 20.03.2015 / ... yevmiye sayılı ihbarnamesiyle yaptığı feshin anılan ... Bayilik Sözleşmesinin 20.2 Maddesine uygun fesih olduğu açıklanmış olup, anılan bu görüş ve kanaatimizin aynen muhafaza edildiği,bildirilmiştir.
Davacı vekili 17/12/2025 tarihli ıslah dilekçesinde; Müvekkil adına fazlaya ilişkin dava ve talep hakkını saklı tutarak bilirkişi incelemesi sonucunda, müvekkilinin 3.889,24 TL TTK 121/4 maddesine göre alacak ve 4.680,00 TL TTK 113/3 bulunduğu tespit edildiğini, davayı bu miktarlar üzerinden ıslah ettiğini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafça harca esas değer 400,00-TL olarak gösterilmiş, her bir alacak kalemi için 100 TL talep edilmiş olup, davacının taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin davalı tarafça fiilen feshedildiği iddiasıyla davacının uğradığını iddia ettiği mahrum kalınan kar kaybı talebi için 100,00-TL, TTK 121/4 gereği başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlar için 100,00-TL, TTK113/3 gereği acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra kurulan işlemler için ücret için 100,00-TL ve rekabet yasağı tazminatı için 100,00-TL talep ettiği görülmüştür.
Taraflar arasında 15/03/2009 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedilmiş olup, 15/03/2014 tarihinde sözleşmenin süresinin dolduğu, sözleşmenin 26. Maddesinde azami sürenin 5 yıl olarak belirlendiği ve süre sonunda tarafların sözleşmeye devam etmek istemeleri halinde yeni bir sözleşme imzalayacaklarının kararlaştırıldığı, 15/03/2009 tarihli sözleşmenin 5 yıllık süresinin bitiminden sonra, davacı 15/03/2014 tarihinde yeni bir sözleşme akdedildiğini iddia etmiş olup, yapılan incelemede, gerek dosya kapsamında, gerek bilirkişi incelemeleri neticesinde davacı ile davalı arasında 15/03/2009 tarihli sözleşmenin bitiminden sonra yeni bir sözleşme akdedildiğine dair somut belge bulunmadığı belirlenmiş, taraflar arasındaki sözleşmenin 15/03/2014 tarihinden sonra fiilen devam ettiği anlaşılmıştır. Yine devamında davalının 10/03/2015 tarihinde sistemleri kapattığı ve fiilen sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği anlaşılmıştır. Alınan raporlar ve mali bilirkişinin değiştirilmesi üzerine alınan son rapor içeriği ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalının sistemi kapatması nedeniyle taraflar arasındaki ilişkinin fiili olarak sona erdirildiği, devamında davacının davalıya keşide ettiği .... Noterliğinin 20/03/2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshi hakkında ihtarda bulunduğu ve ihtarname içeriğinde 15/03/2009 tarihli bayilik sözleşmesinin kapanış sebebiyle feshetmek kararı aldıklarını ve sözleşmenin feshi nedeniyle kuruma karşı yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğu kalmadığını bildirdiği, görülmüş, davalının davacıya cevaben keşide ettiği .... Noterliği 08/04/2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede ise davacının keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini ve davacının fesih bildirimine bağlı olarak sözleşmenin sona erme hallerinin uygulanmaya başladığı bildirilmiştir. Anılan tüm bu bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde, taraflar arasında 15/03/2009 tarihli sözleşme akdedilmiş, davacının keşide ettiği ihtarname içeriğinde de davacının 15/03/2009 tarihli sözleşmeye atıf yaptığı, gerek davacının gerek de davalının ihtarnamelerinde başkaca bir sözleşmeye atıf yapılmadığı, taraflar arasında akdedilen tek sözleşmenin 15/03/2009 tarihli sözleşme olduğu ve davacının keşide ettiği .... Noterliğinin 20/03/2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname içeriğinde de açıkça 15/03/2009 tarihli sözleşmenin kapanış sebebiyle feshetme kararı aldığını belirttiği, bu hali ile dava dilekçesi içeriğinde belirtilen 15/03/2014 tarihli yeni bir sözleşme bulunmadığı, 15/03/2009 tarihli sözleşmenin 26. Maddesine göre süre sonunda tarafların sözleşmeye devam etmek istemeleri halinde yeni bir sözleşme imzalayacaklarının kararlaştırıldığı ancak imzalanan sözleşme bulunmadığı ve davacının ihtarname içeriğinde de 15/03/2009 tarihli sözleşmeden bahsedildiği, yine ihtarname içeriği dikkate alındığında davacının sözleşmeyi feshetme kararı aldığı, davalının cevabı ihtarnamesi ile davacının feshine dair sona erme hallerinin uygulanmaya başlayacağının belirtildiği dikkate alındığında 15/03/2009 tarihli sözleşmenin davacı tarafından feshedildiği, ayrıca sözleşmenin feshinden önce davalının sistemi kapattığı hususu dikkate alındığında davacının feshinin haklı olduğu değerlendirilmiştir. Davacının feshi haklı olmakla birlikte talep edilen alacaklar yönünden yapılan incelemede; mahrum kalınan kar kaybı yönünden; Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere incelenen kayıtlara göre davacının zarar ettiği belirlendiği gibi, yeni dönem için yeniden imzalanan sözleşme bulunmadığından bakiye süre yönünden de talep edebileceği kar kaybı bulunmadığı değerlendirilmekle mahrum kalınan kar kaybına ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş, TTK 121/4 gereği başlanmış işlerin tamamlanamaması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden; 15/07/2025 tarihli raporda feshedilen ayın kalan 20 günü için daha evvelki hak edişlerden belirlenen oralama tutarın 20 güne tekabül eden kısmı için 3.889,24-TL alacak hesaplaması yapılmış ve davacı vekili de bu tutarda davasını ıslah etmişse de TTK 121/4 te başlanan ancak tamamlanamayan işler nedeniyle uğranılan zararların istenebileceği düzenlenmiş, madde metninde fesih tarihindeki ay için kalan süre hesabı gibi bir düzenlemenin bulunmadığı, başlanılan ancak tamamlanamayan işler ifadesinin açık olduğu, dosya kapsamında davacı tarafından başlanılan ancak tamamlanamayan işlere dair somut bilgi veya belge bulunmadığı, bu nedenle raporda önceki ayların hak edişleri üzerinden yapılan değerlendirmenin madde metninde belirtilen iş tespitinde esas alınmasının tamamen farazi bir değerlendirmeye dayandığı ve soyut mahiyette olduğu kanaatine varıldığından bu talep yönünden de reddine karar vermek gerekmiş, TTK113/3 gereği acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra kurulan işlemler için ücret talebi yönünden; raporda davalıların o bölgede satış yapmaya devam ettiğine dair herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı belirlendiğinden bu alacağın da istenemeyeceği kanaatine varılmış ve son olarak rekabet yasağı tazminatı talebi yönünden; davacının satışlarında 2014 yılı sonrası 2015 yılında azalma olduğu ve rekabet yasağı tazminatı talep edemeyeceği değerlendirildiğinden bu alacak yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiş ve netice olarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 -TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90-TL ile 146,00 -TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 289,50-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kendini vekille temsil ettiren davalı Türk Telekominikasyon AŞ lehine karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği hesaplanan 8.769,24-TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi'ne verilmesine,
5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır