T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/672 Esas
KARAR NO:2025/578
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:18/09/2014
KARAR TARİHİ:25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; Taraflar arasında 08.08.2007 tarihinde 15 yıl süreli bir Telokominikasyon ve Teknoloji Hizmetlerine ilişkin Gelir Paylaşım Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye istinaden davacı firmanın, ... Binasının işletimini üstlenmiş bulunan davalı firma üzerinden ... 1 isimli binanın sakinlerine verilecek hizmet ve servisten elde edilecek gelirin paylaşılmasının kararlaştırıldığını, davacı tarafın sözleşmeye göre Bina içi alt yapıyı kullanarak kablolama işlerini yapmak Sistem odasına santral kurmak, ... alt yapısı için üçüncü kişiler ile gerekli anlaşmaları yapmak ve hizmetin bina sakinlerine ulaşmasını sağlamak, ... hizmeti verilebilmesi için gerekli olan ve teknik detay ve özellikleri sözleşmede belirtilen kurulum paketleri IP Telefon ve wireless Access point gibi cihazları yine sözleşmede belirtilen bedellerle bina sakinlerinin kullanımına sunmak üzere hazır etmek ... sistemini kurmak, Sistem odasına detayları belirtilen rooter ve fırewall kurulumunu gerçekleştirmek, ... tarafından ... 1 binasının kablolama merkezine getirilecek analog telefon batlarını ilgili cihazları kurmak suretiyle bina sakinlerinin IP telefon haltı olarak kullanabilmelerini sağlamak Bina dahilinde kablosuz veri iletimi hizmeti verilebilmesi için gerekli cihazların kurulumunu gerçekleştirmek, davalının anlaşma yapmak sureliyle almış olduğu reklamları abonelere sağlanan sözleşmesel hizmetler kapsamında yayınlamak işlerini üstlendiğini, sözleşmenin 15 yıl gibi uzun bir süre yürürlükle kalacağı kanaatiyle milyon dolarlık yatırımda bulunduğunu ve yatırımı meydana getiren cihazların bir kısırımı leasing bir kısmını ise nakit olarak temin ettiğini ancak sözleşmenin imzalandığı tarihten on ay gibi kısa bir süre sonra davalının sözleşmenin feshine neden olan ve sözleşmeden beklenen amacın elde edilmesini imkansızlaştıran bir çok eylemde bulunduğunu ve davalının bazı eylemeleri sebebiyle ... Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapıldığını, akabinde davalının ... 37 Noterliği kanalıyla 24.06.2008 ve ... sayılı İhtarnamesini keşide ederek sözleşmeyi sona erdirdiğini, kendilerinin de sözleşmenin 7.3. maddesi uyarınca sözleşmeyi feshetmek durumunda kaldıklarını ve fesih iradesini ... 1. Noterliğinin 25.06.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirdiklerini, ayrıca davacı şirket tarafından yapılan alt yapı ve işlerini sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususunda .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyası üzerinden 27.06.2008 tarihinde tespit yaptırdıklarını ve bu tespitte alt yapının sözleşmeye uygun olarak yapılmış bulunduğunun ortaya çıktığını ve davalının da bu tespite itiraz etmediğini, sözleşmenin feshi nedeniyle : Davacı şirket tarafından sözleşme edimlerinin yerine getirilmesi için ve özellikle ... 1. Binası için tasarlanarak tedarik edilen ve sözleşme konusu dışında kendileri tarafından kullanılmasında hiçbir ekonomik fayda bulunmayan cihaz, ekipman ve tesisat için yapılan Leasing bedeli ve faizleri dahil 500.000,-Euro yatırım bedeli Sözleşmenin feshi anına kadar sözleşme konusu edimlerin ifası için kendileri tarafından sarf olunan 86.250.32 Euro işletme bedeli Sözleşmenin devamı halinde elde etmeleri muhakkak olan kar kaybı için l0O.0OO.-Euro, Sözleşmenin 7.3 maddesi doğrultusunda doğmuş bulunan 100.000,-Euro cezai şart, Sözleşme konusu hizmetin verilebilmesi için kiralanan ve fakat davalı tarafın haksız baskısı nedediyle tahliye edilmek zorunda kalınan bağımsız bölüme harcanan 8.750,-Euro dekorasyon ve mefruşat bedeli olmak üzere toplam 794.962,32 Euro'nun fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren yabancı paraya uygulanan temerrüt faizi ile birlikte ve fideme günündeki T C. Merkez Bankası Efektif döviz kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP ve KARŞI DAVA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirketin sözleşmedeki yükümlülüklerini hak ve nefaset kurallarına göre kabulü mümkün olmayacak şekilde eksik, yetersiz ve kusurla şekilde ifa ettiğini, IP Telefon santral, internet, ... hizmetlerinin sözleşmede öngörüldüğü şekilde sunmadığı gibi yine aynı sözleşmenin 4.1.10 hükmü uyarınca yerine getirmekle mükellef olduğu kaliteli ve sürekli hizmet sunma başarısını da gösteremediğini, bu nedenle davalı şirketin davacı şirketi sözleşmeye uygun olarak edimini yerine getirmesi konusunda davet etmek zorunda kaldığını, sözleşmenin 4.1.13 maddesindeki teknik sorun ve arıza giderim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, 4.1.16 maddesi hükmüne aykırı olarak sistemin işleyiş detayları ile tüm kayıtları ve kullanım detaylarının davalının denetim ve kontrolüne açık tutmadığı gibi yine sözleşmenin 4.1.17 maddesi hükmüne aykırı olarak üçüncü kişiler ile ilgili araştırmaları yaparak en uygun teklifleri almadığı ve piyasa rayiçlerinin 2-3 kat üstünde alımların yapıldığını, davacının sözleşmeye aykırı eylemlerinin süreklilik arzetmesi üzerine detaylı ve izahat bir şerh niteliğindeki teknik rapor hazırlandığını, ayrıca 03.06.2008 tarih ve ... sayılı bir mehil ihtarnamesinin davacıya tebliğ edildiğini ve teknik raporda davacının mükemmel bir şekilde tamamlandığını belirttiği bina için kablolamalarda %30 nispetinde problemli çalışmayan uç tespit edildiğini, kablolalama alt yapısının garantisinin bulunmadığı, Kurulan şebekenin plan, proje ve topolojisinin olmadığı Test raporlarının bulunmadığı, aktif ağ unsurları için belirlenen maliyetin piyasa rayicinin üzerinde olduğu, sözleşmede tanımlanan hizmet için yeterli miktarda telefon hattı başvurusu yapılmadığı, kurulan sistemle kablosuz erişim cihazlarının uyumsuz olduğu, Temiz ve kaliteli telefon görüşmesi hizmeti verilemediği, ... sisteminin sözleşmede belirtilen marka olmayıp ... firmasına ait ve eski sürüm bir cihaz kullanıldığı, bakım anlaşmasının bulunmadığı, ... ... marka santral için 50.000,-Euro fatura tanzim edildiğinin anlaşıldığını, ancak santralin imalatçı firması olan ...'in bu boyuttaki santrallerini 9.119 US D'ye sattığını, SözIeşemenin 5 numaralı ekinde yer alan ... Binasında tüm kullanıcıların bilgilerinin kayıt altına alınması (...) ilgili şifre üretilmesi ve yetkisiz kişilerin sisteme müdahalesini önlemek için (...) ve abonelerin internete çıkışım sağlamak, denetlemek ve yönlendirmek amacı ile...(...) kullanılacak ve diğer servisler DHCP, DNS ve web caching raporlama yapabilmek amacı ile ... ... ... modeli cihazı kullanılacaktır ifadesine rağmen ... Teknolojiye ait 325 modeli cihazı ve ... sisteminin bulunmadığını, vb gibi hususların tespitinin yapıldığını, sözleşmenin akdedilmesi Üzerinden geçen uzun süreye ve sozleşemede kararlaştırılan teslim süresinin dolmasına rağmen davacının sistemi kabullerine sunmaması üzerine müteaddit kereler sözlü olarak sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi istendiği ve nihayetinde fesih sürecini başlattıklarını ve .... Noterliğinin 03.06.2008 tarih ve 14973 numaralı ihtarnamesini ve 95 sayfalık ekini keşide ettiklerini, davacı şirketin ve çalışanlarının çalışma hürriyetini tahdit isnatlı şikayet soruşturmalarının çoğunluğunun takipsizlik ile sonuçlandığını, .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı ve yine ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/... E. sayılı tespit dosyalarına itiraz edildiğini ve bilirkişi hakkında ... Cumhuriyet Savcılığının 2008/... Haz. Sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı tarafa gönderilen ihtarname ve ekindeki raporda yapılan tespitlerin fiziki görünümün de ... 37. Noterliğinin 06.05.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde tespit tutanağı ile kayıt altına alındığını, davacı tarafın teknik alt yapıyı tam anlamıyla kuramadığını ver sonuç olarak kendi kusurlu davranışları ile sözleşmenin fesli edilmesine sebep olduğunu, davacının taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu kendi eylemleri ile sözleşmenin feshedilmesine sebep olan davacının yatırım bedeli, işletme bedeli gibi menfi zararlarım talep etme hakkının bulunmadığını, bu nedenle menfi zarar ve cezai şart taleplerinin reddinin gerektiğini, ayrıca yatırım bedeli talebinin mükerrer tahsil sonucunu doğuracağını, sözleşme feshedildiğinden dolayı davacının müspet zarar talebinin de mümkün olmadığını, dekorasyon gideri ile ilgili talebin ise sözleşme ile ilgisinin olmadığını ve husumet yönünden reddinin gerekeceğini,
Karşı davada ise ; sözleşmenin 7.3. maddesi gereği 100.000,- Euro cezai şart bedelinin 29.06.2008 tarihinde işleyecek en yüksek ticari faizi ile fazlaya dair hakları saklı kalarak karşı davalı (Davacıdan) tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
I. DAVA
Asıl ve karşı dava 08.08.2007 tarihli “Telekomünikasyon ve Teknoloji Hizmetlerine İlişkin Gelir Paylaşımı Sözleşmesi”nden kaynaklanmakta olup; asıl dava yatırım bedeli, işletme giderleri, kâr kaybı, cezai şart ve dekorasyon masraflarının tahsili istemine, karşı dava ise cezai şart istemine ilişkindir.
II. TARAF İDDİALARI
Davacı yan, sözleşme gereğince üstlendiği tüm teknik yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ...-1 binasında IP telefon, internet ve ... hizmetlerini kapsayan ... sistemini çalışır halde kurduğunu ve teslim ettiğini, ancak davalı yanın sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle zarara uğradığını belirterek; davacı şirket tarafından sözleşme edimlerinin yerine getirilmesi için ve özellikle ... 1. Binası için tasarlanarak tedarik edilen ve sözleşme konusu dışında kendileri tarafından kullanılmasında hiçbir ekonomik fayda bulunmayan cihaz, ekipman ve tesisat için yapılan leasing bedeli ve faizleri dahil 500.000 Euro yatırım bedeli, sözleşmenin feshi anına kadar sözleşme konusu edimlerin ifası için kendileri tarafından sarf olunan 86.250,32 Euro işletme bedeli, sözleşmenin devamı halinde elde etmeleri muhakkak olan kar kaybı için 100.000 Euro, sözleşmenin 7.3 maddesi doğrultusunda doğmuş bulunan 100.000 Euro cezai şart, sözleşme konusu hizmetin verilebilmesi için kiralanan ve fakat davalı tarafın haksız baskısı nedeniyle tahliye edilmek zorunda kalınan bağımsız bölüme harcanan 8.750 Euro dekorasyon ve mefruşat bedeli olmak üzere toplam 794.962,32 Euro'nun fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren yabancı paraya uygulanan temerrüt faizi ile birlikte ve ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif döviz kuru üzerinden davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı yan ise, davacı şirketin sözleşmedeki yükümlülüklerini eksik, yetersiz ve kusurlu şekilde ifa ettiğini, IP telefon, internet ve ... hizmetlerini sözleşmede öngörülen kalitede sunmadığını, sistemin %30 oranında problemli olduğunu, sözleşmeye aykırılıkların giderilmemesi üzerine haklı nedenlerle fesih yoluna gittiğini savunmuş ve karşı davasında sözleşmenin 7.3 maddesi gereği 100.000 Euro cezai şart tazminatı talep etmiştir.
III. ÇEKİŞME
Somut olayda çekişme; sözleşmenin feshinde hangi tarafın kusurlu olduğu, davacı yanın sözleşmede öngörülen teknik sistemleri usulüne uygun olarak kurup kurmadığı hususunun tespiti ile bu tespitler çerçevesinde tarafların tazminat talep edip edemeyecekleri ve talep edilen tazminat miktarının ne olacağı noktalarında toplanmaktadır.
IV. YARGILAMA AŞAMALARI
1.Mahkememizin 21.04.2016 tarih, 2016/310 sayılı Kararı: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi ... tarafından mahallinde yapılan tespit raporu, bilgisayar ve elektronik haberleşme mühendisi ...'dan alınan 27.03.2015 tarihli bilirkişi raporu ve inşaat mühendisi, elektrik-elektronik mühendisi ve hukukçudan oluşan son bilirkişi kurulunun 25.08.2015 tarihli raporuna dayanarak, davacının sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirdiği, sistemi çalışır vaziyette ve eksiksiz olarak teslim ettiği, davalının sözleşmeyi haksız feshettiği tespit edilerek, asıl davanın kısmen kabulüne 760.279,96 Euro tazminat ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Bozma Kararı (01.11.2018 tarih, 2018/4205 sayılı): Davalı-karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığını, alınan bilirkişi raporlarının hüküm tesisine elverişli olmadığını, raporların birbiriyle çelişkili olduğunu, uyuşmazlığın miktarı ve niteliği gözetildiğinde sözleşme konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, HMK'nın 266 ve devamı maddelerinin göz ardı edildiğini belirterek kararı bozmuştur.
3.Mahkememizin 08.10.2020 tarih, 2020/427 sayılı Direnme Kararı: Mahkememizce, bozma kararında davanın eser sözleşmesinden kaynaklandığının tespit edildiği ancak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin "karma bir iş görme ilişkisi" olduğu, raporlar arasında çelişki bulunmadığı, mahkemece hükme esas alınan 27.03.2015 ve 25.08.2015 tarihli teknik raporlarda davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı (29.03.2023 tarih, 2023/... sayılı): Davalı-karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığını kesin olarak tespit ederek, mahkemece seçilen bilirkişilerin sadece elektrik elektronik alanında uzman olduğunu ve somut olaya göre yeterli olmadığını, teknik bilirkişilerin raporlardaki çelişki ve eksiklikleri gidermediğini, davalının raporlara yönelik teknik itirazlarının karşılanmadığını belirterek, HMK'nın 281/3 maddesi uyarınca yazılım ve donanım uzmanı bilgisayar mühendisi, telekomünikasyon ve haberleşme uzmanı bilirkişi, elektrik elektronik mühendisi, makine mühendisi ve hesap uzmanı malî müşavirden oluşan beş kişilik yeni bilirkişi heyeti oluşturularak rapor alınması gerektiği yönünde direnme kararını bozmuştur.
Hukuk Genel Kurulu Kararında;
"....A. (1) Numaralı Uyuşmazlık Yönünden Yapılan İnceleme
13. Bilindiği üzere hukuki işlemden doğan borç ilişkilerinin başlıca kaynağı sözleşmedir. Her sözleşme, taraflar arasında bir hukuki ilişki meydana getirir, bu ilişkiye “sözleşmeye dayalı=akdî ilişki” denir. Doktrin ve uygulamada sözleşme yerine “akit”, “mukavele” veya “bağıt” kelimeleri de kullanılmaktadır.
14. Sözleşme; hukuki bir sonuç doğurmak üzere, iki veya daha ziyade kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının uyuşmasını ifade eder. Borç doğuran sözleşmelerden birisi de tam iki tarafa borç yükleyen eser sözleşmesidir.
15. Eser sözleşmesi, sözleşmenin imzalandığı ve davanın açıldığı tarih ile uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olayda uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 355 inci maddesinde “istisna akdi” olarak adlandırılmış olup, “İstisna bir akittir ki onunla bir taraf (müteahhit), diğer tarafın (iş sahibi) vermeği taahhüt eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder” şeklinde ifade edilmiş; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470 inci maddesinde de, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.
16. Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür.
17. Türk Hukuk Lûgatında da “eser sözleşmesi” kısaca “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 353).
18. Eser sözleşmesinin konusu meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, değiştirilmesine, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle eser sözleşmesi, sıfırdan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi, mevcut bir eserin yapılacak değişiklikler ve ilâveler ile farklı bir hâle getirilmesine ilişkin de olabilir. Yapılmış bir şeyin, kişinin kullanımına özel biçimde kurulum ve montajının yapılması için yapılan sözleşme de eser sözleşmesidir (Öztürk, Muammer/ Gözütok, Zeki.: Usul Ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, Ankara, Ocak 2021, s. 39).
19. Mülga Borçlar Kanunu’nun “Müteahhidin borçları” başlıklı 356 ncı maddesi ile bu maddenin TBK'daki karşılığı olan 471 inci maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, basiretli bir tacir ve iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur.
20. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; yanlar arasında 08.08.2007 tarihinde imzalanan Telekomünikasyon ve Teknoloji Hizmetlerine İlişkin Gelir Paylaşım Sözleşmesinde davacı-karşı davalı şirketin "...-...", davalı-karşı davacı ... ... A.Ş.nin ise "Yönetim" olarak adlandırıldığı; sözleşmenin 3 üncü maddesinde konusunun "İşbu Sözleşmenin konusu, sözleşme ve ekleri kapsamında ... ... tarafından yapılacak yatırımın yapılması, yapılan yatırıma uygun olarak verilecek servis ve hizmetlerin abonelere sağlanması ve bunun karşılığı olarak bu hizmetten elde edilen gelirin işbu Sözleşme tarafları arasında Madde 5 hükümlerine uygun olarak paylaşılması şartlarının belirlenmesinden ibarettir" şeklinde kararlaştırıldığı; sözleşmenin 5 inci maddesinde ise malî hükümler ve taraflar arasında gelir paylaşımının nasıl yapılacağına dair esasların düzenlendiği görülmektedir.
21. Anılan sözleşmenin 4 üncü maddesinde tarafların hak ve yükümlülüklerine yer verilmiş; 4.1 inci maddesinde davacı-karşı davalı ...-... şirketinin hak ve yükümlülükleri sözleşmenin eklerinde belirtilen teknik kurallara uygun olarak ...-1'in mevcut altyapısını kullanarak bina içi kablolama işlerini yerine getirmek, sistem odasına santrali kurmak, ... altyapısı için üçüncü kişilerle gerekli anlaşmaları yapmak, network switching sistemini kurmak, sistem odasına detayları belirtilen rooter ve ... kurulumunu gerçekleştirmek, analog telefon hatlarını ve kablosuz veri iletimi hizmeti verilebilmesi için gerekli cihazları kurmak, ... hizmeti verilebilmesi için gerekli olan ve teknik detay ve özellikleri sözleşmede belirtilen kurulum paketleri, IP telefon ve wireless access point gibi cihazları yine sözleşmede belirtilen bedellerle ... sakinlerinin kullanımına sunmak üzere hazır etmek olarak kararlaştırılmış; sözleşmenin 4.2 nci maddesinde ise "Yönetim'in Hak ve Yükümlülükleri" başlığı altında davalı-karşı davacı ... şirketinin gerçekleştireceği edimler, çalışma yapılacak alanı hazır hâle getirmek, kesintisiz, kaliteli ve yeterli miktarda enerjiyi sağlayarak ...-...'ya bu hususta destek vermek, ...-... tarafından verilecek hizmetlerin bedellerinin ve ...-... tarafından abonelere kesilecek faturaların abonelerden tahsilini takip etmek şeklinde düzenlenmiştir.
22. Görüldüğü üzere taraflar arasında imalat, kurulum ve montaj işlerini kapsayan 08.08.2007 tarihli sözleşmeye dayalı olarak kurulan hukuki ilişkinin, ihtilâfın davacı tarafından yapılması planlanan yatırımın yapılıp servis ve hizmetlerinin abonelere sağlanmasından önce gerçekleştiği de dikkate alındığında eser sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
23. Hâl böyle olunca, (1) numaralı uyuşmazlık bakımından Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır.
24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
B. (2) Numaralı Uyuşmazlık Yönünden Yapılan İnceleme
25. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle bilirkişi incelemesi ve bilirkişiden rapor alınması konusuna değinmekte fayda vardır.
26. Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164).
27. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller;
"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir.
28. Aynı Kanun’un 281 inci maddesinde;
“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir” hükmüne yer verilmiştir.
29. 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3 üncü maddesinde de;
“(1) Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir.
(2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
(3) Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
(4) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez.
(5) Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder.
(6) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez.
(7) Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır; ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir.
(8) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile bu Sisteme entegre bilişim sistemleri veya yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamaz” denilmektedir.
30. Anılan düzenlemeler gereğince mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden (resen) bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir.
31. Şu hâlde, bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup, mahkemece raporu veren bilirkişilerden HMK’nın 281/2 nci maddesine göre ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3 üncü maddesi uyarınca yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir.
32. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2022 tarihli ve 2019/(15)6-573 Esas, 2022/1168 Karar; 20.09.2022 tarihli ve 2020/(15)6-642 Esas, 2022/1120 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2019/(15)6-6 Esas, 2022/775 Karar; 18.05.2021 tarihli ve 2018/15-540 Esas, 2021/560 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
33. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282 nci maddesinde de hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği belirtilmiştir. Buradan hareketle bilirkişi incelemesi, HMK’da yer alan “kesin delil” ve “takdiri delil” şeklindeki tasnifte, takdiri deliller içerisinde yer almaktadır. Bir vakıanın doğruluğunun belirlenmesi için ileri sürülen takdiri delilin ispat gücü, hâkimin bu konuda vicdani kanaatiyle yapacağı değerlendirme ile belirlenir. Bu çerçevede takdiri deliller içerisinde yer alan bilirkişi incelemesinin dosyaya sağlamış olduğu özel veya teknik bilgi ya da tespit vasıtasıyla, inceleme konusu olan vakıalara dayalı iddiaların ispatı hususunda hâkimde oluşan kanaat neticesinde bir karar verilir. Bu aşamada hâkim, uyuşmazlık konusuyla ilgili kanun tarafından tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, olumlu ya da olumsuz bir karar vermek için gerekli olan kanaatin oluşumunda, bilirkişi raporunu dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirerek bir karar tesis edecektir.
34. Bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmesinde kastedilen; raporda ulaşılan sonuç hakkında taraflarca ileri sürülen iddiaların ispatına dair Kanun’da aranan düzeyde bir kanaatin oluşumu için hâkim tarafından yapılan muhakemedir. Ancak hâkim tarafından hukuka ve hakkaniyete uygun karar tesisinde gerekli olan kanaatin oluşumu için HMK’nın 282 nci maddesi çerçevesinde bilirkişi raporuna ilişkin olarak yapılacak değerlendirmenin, hukuki sınırlar içerisinde ve uyuşmazlık konusu somut vakıaya uygun niteliği haiz olması gerekir.
35. Başka bir anlatımla; hâkim bilirkişi raporunu değerlendirirken dava konusu vakıaya ilişkin tutarlı, mantıklı ve hukuki gerekçeler ortaya koyması gerekmektedir. Bu kapsamda bilirkişinin uzmanlık alanı ve bilgisi, raporun mahkemece tanımlanan görev çerçevesinde düzenlenip raporda varılan sonucun somut olaya uygun ve anlaşılır olup olmadığı, raporun gerekçesi ve tutarlılığı gibi hususların bilirkişi raporunun değerlendirmesinde hâkim tarafından nazara alınması gerekmektedir (Erdoğan, Ersin/ Üçüncü, Sümeyye Hilal.: Bilirkişilik Kurumu ve Bilirkişi Raporunun Delil Değerine İlişkin Bazı Sorunlar, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2010, C. 10, S. 1, s. 372 vd.). Sözü edilen bu takdir hakkının kapsamı, hâkimin hukuki olmayan özel ve teknik bilgiye ilişkin konularda, doğrudan doğruya kendi yorumuna ve anlayışına göre hüküm verebileceği anlamına da gelmemektedir. Zira eksik inceleme ve araştırma ile hukuki olmayan yoruma dayalı olarak hatalı değerlendirme sonucu hüküm kurulamayacağı açıktır.
36. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer verilmesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarının gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışılması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için HMK’nın 281 inci maddesinde belirtilen yolu izlemelidir (Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2021 tarihli ve 2017/11-2480 Esas, 2021/657 Karar sayılı kararı).
37. Bilirkişi incelemesinin esası; uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan özel veya teknik bilgiyi dava dosyasına temin etmek olup; hâkim, hukuk bilgisi dışında kalan ve niteliği gereği özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususları, alanında uzman kişi veya kişiler aracılığıyla inceleyecek ve elde edilen bilgi ile yapılacak değerlendirme sonucu hüküm tesisi için gerekli kanaate ulaşabilecektir. Bu kapsamda çözümü hukuk bilgisi dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurulan hâllerde mahkeme, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla tekrar inceleme de yaptırabilir. Zira bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemeyeceği gibi uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği rapor esas alınarak da hüküm kurulamaz.
38. Bilirkişilerin inceleme konusunda uzman olmadıklarının tespiti nedeniyle var olan eksikliğin, belirsizliğin veya çelişkinin ek rapor ile giderilmesi mümkün değilse, mahkemece yeniden belirlenecek bilirkişi veya bilirkişi kurulu vasıtasıyla yapılacak inceleme sonucunda karar verilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir konuda raporu düzenleyen bilirkişilerin gerekli özel veya teknik bilgiden yoksun olmaları nedeniyle hazırladıkları raporun hükme esas alınacak nitelikte olmaması hâlinde, mahkemece yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilemez.
39. Açıklanan bu bilgiler çerçevesinde somut olayda, mahkemece seçilen bilirkişilerin uzmanlık alanları ve dosyada bulunan raporların irdelenmesinden sonra değerlendirme yapmak gereklidir.
40. Davalı-karşı davacı iş sahibinin talebi üzerine davadan önce ... şirketinden alınan 25.04.2008 tarihli raporda, mevcut sistemin %30'unda problemli ve çalışmayan uç tespit edildiği, kullanılan cihazların kurulan sistemle uyumsuz olduğu belirtilmiştir.
41. Davacı-karşı davalı yüklenici şirket de davadan önce 27.06.2008 tarihinde .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D. iş sayılı dosyasında ... 1 binasında ... şirketinin kendilerine tahsis ettiği alanda sözleşme gereğince kurulan sistemlerin sözleşmede kararlaştırılan niteliklere uygun olarak kurulup kurulmadığının, hâli hazırda sistemlerin çalışıp çalışmadığının belirlenmesi için tespit yapılmasını talep etmiştir. Bunun üzerine mahkemece 27.06.2008 tarihinde yapılan tespitte, tespit zaptında bilgisayar uzmanı, savcılığın soruşturma dosyasındaki belgelerde ise elektronik ve haberleşme mühendisi olarak gösterilen, sonuçta uzmanlığı tam olarak belirlenemeyen bilirkişi ...'den alınan 04.07.2008 tarihli raporda; ... ... Teknoloji San. ve Ticaret Ltd. Şti.nin sözleşmeye uygun olarak sistem projesini tamamladığı ve sistemin tespit tarihinde eksiksiz olarak çalıştığı belirlenmiş; davalı-karşı davacı vekili, tespit raporuna karşı teknik itirazlarını bildirerek raporu kabul etmemiştir.
42. Mahkemece yargılama aşamasında hukukçu, malî müşavir ve elektrik-elektronik mühendisinden oluşan üç kişilik birinci bilirkişi heyetinden alınan 27.10.2010 tarihli raporun teknik değerlendirme bölümünde teknik bilirkişi, davacı-karşı davalı şirketin daha önce .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu düzenlenen 04.07.2008 tarihli tespit raporunu esas alarak değerlendirme yapmış ve tarafların karşılıklı olarak yaptıkları sözleşmede kontrol mühendisinin bulunması gerektiğini, üniversitelerden üç kişilik konunun uzmanı bilirkişi tayin edilerek tüm sistem üzerinde gerekli kontroller yapıldıktan sonra ...'in sistemi teslim alabileceğini belirtmiş; raporun hukuki inceleme kısmında ise hukukçu bilirkişi tarafından teknik bilirkişinin incelemesinin tarafların iddiaları ile ilgili değerlendirme yapılabilmesinde yeterli olmadığı açıklanmış; sonuçta da teknik bilirkişinin görüşünün hüküm kurmaya yeterli olmadığı ve öncelikle bu hususun tespitinin gerektiği belirtilerek uyuşmazlığa yönelik tam ve netleştirilmiş bir kanaate varılmamıştır.
43. Her iki tarafın birinci bilirkişi kurulunun düzenlediği 27.10.2010 tarihli rapora itiraz etmesi üzerine mahkemece 10.03.2011 tarihli celsede raporun hüküm tesisine yeterli olmadığı belirtilerek hukukçu, yeminli malî müşavir ve elektrik elektronik mühendisinden oluşan yeni ve farklı bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasına karar verilmiş; ikinci heyeti oluşturan hukukçu ve malî müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 08.12.2011 havale tarihli raporda, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshedilmesinde hangi tarafın kusurlu olduğunun teknik değerlendirme ile belirleneceği, ancak taraflarınca diğer bilirkişiye gönderilen e-postaya rağmen teknik bilirkişi ile müşterek rapor düzenlemeyi mümkün kılacak teknik değerlendirmelerin kendilerine ulaştırılamadığı açıklanmış; teknik bilirkişinin ayrı olarak sunduğu 30.04.2012 tarihli raporunda ise, davacı-karşı davalının .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu düzenlenen raporda belirtilen sonuç ve bulgulara erişmek için yeterli doğrulayıcı bilginin olmadığı, dosyada sözleşmenin haklı teknik tespitler ile feshedilmesine gerek dayanakların olmadığı, davacı-karşı davalının sözleşme kapsamında teknik gerekleri yerine getirdiğine ilişkin tarafsız bir tespit yaptırmadığı, davalı-karşı davacının da sözleşmeyi feshetmesini gerektiren teknik tespitleri sunmamış olduğu belirtilerek taraflar arasındaki ihtilafı çözüme kavuşturacak herhangi bir sonuca ulaşılmamış; taraf vekillerince ikinci heyetteki teknik bilirkişinin raporuna ve malî müşavir ile hukukçu bilirkişinin düzenlediği raporlarına itiraz edilmiştir.
44. Bu aşamadan sonra mahkemece daha önce üçlü bilirkişi incelemesi yaptırılmış olmasına rağmen bu kez tek bilirkişi olarak yeniden rapor hazırlaması için seçilen bilgisayar ve elektronik haberleşme mühendisi ... 17.01.2014 tarihinde dosyaya sunduğu dilekçesinde, incelemenin detaylı ve verilerin fazla olduğunu ifade ederek raporun sağlıklı olabilmesi için en az üç teknik bilirkişi atanması gerektiğini beyan etmiş; buna rağmen mahkemece 25.03.2014 tarihli duruşmada sistemlerin sökülüp kaldırıldığından bahisle yeniden ilâve üç bilirkişi atanmasına yer olmadığına karar verilerek 01.04.2014 tarihli tutanak ile dosya ve eklerinin bilirkişi ...'a teslim edilmesine karar verilmiştir. Anılan bilirkişi tarafından düzenlenen 27.03.2015 tarihli raporda, tamamen davacı-karşı davalının .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu hazırlanan 04.07.2008 tarihli tespit raporu esas alınarak cihaz, ekipman ve sistemlerin çalışır vaziyette teslim edildiği ve hizmetin sağlandığı, davacı-karşı davalı yüklenici şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği, sözleşmenin feshine davalı-karşı davacı iş sahibi şirketin kusurlu davranışları ile sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Davacı-karşı davalı vekili rapora itiraz etmediklerini beyan etmiş; davalı-karşı davacı iş sahibi vekili ise, rapora karşı hazırladığı itiraz dilekçesini dosyaya sunarak raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir.
45. Mahkemece 16.06.2015 tarihli duruşmada verilen ara karar üzerine, bu kez hukukçu, inşaat mühendisi ve elektrik-elektronik mühendisinden oluşan yeni bir üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınmış; bilirkişi heyeti 25.08.2015 tarihli raporunda, tüm raporları özetledikten sonra, sistem kaldırılmış olsa dahi ...’ın hazırladığı 27.03.2015 tarihli rapordan sistem kalıntılarının mahallinde durduğu ve aslında sistemin orada var olduğunun anlaşıldığı, davacı-karşı davalı yüklenici şirketin sözleşmeye uygun olarak edimlerini yerine getirdiği, sözleşmenin feshine kusuru ile sebep olan tarafın davalı-karşı davacı ... ... A.Ş. olduğu, davalı-karşı davacının ... firmasına hazırlattığı raporda bulunan %30 oranındaki problemli çalışmayan uçlar ile ilgili hataların bazen kullanım hatası, bazen de sistem kaynaklı olabileceği belirtilmiş; devam eden süreçte bu rapora göre hüküm kurulmuştur.
46. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin elektrik/elektronik, teknik teçhizat, alt yapı, kablolama, klima, santral, yazılım ve donanım, telekomünikasyon, bilişim ve haberleşme teknolojisiyle ilgili imalâtları içerdiği gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümü için özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu imalâtlarla ilgili alanlarında uzman olan kişilerden bilirkişi heyeti oluşturulması gerektiği açıktır. Mahkemece seçilen bilirkişilerin ise sadece elektrik elektronik alanında uzman kişiler olduğu ve somut olaya göre yeterli olmadığı, teknik bilirkişilerin raporlardaki çelişki ve eksiklikleri gidermediği, tarafların özellikle davalı-karşı davacı iş sahibinin raporlara yönelik teknik itirazlarının karşılanmadığı, davalı-karşı davacı tarafından dosyaya sunulan elektronik haberleşme mühendisi ve elektrik elektronik mühendisi olan teknik bilirkişilerin hazırladığı 11.01.2016 tarihli özel rapora ilişkin olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Bu hâliyle mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli kabul edilmesi mümkün değildir.
47. Her ne kadar mahkemece dördüncü bilirkişi kurulunun hazırladığı 25.08.2015 tarihli rapor esas alınarak karar verilmiş ise de; bilirkişi heyetinde HMK'nın 266/1 inci maddesine aykırı şekilde hukukçu bilirkişinin bulunması doğru olmadığı gibi uyuşmazlık konusu itibariyle inşaat mühendisinden rapor alınmasını gerektirecek herhangi bir durum da yoktur. Yine anılan raporda, önceki raporlardaki gibi hangi alanda uzman olduğu tam olarak belli olmayan bilirkişi ...'in düzenlediği 04.07.2008 tarihli tespit raporuna göre sonuca varılması doğru olmadığı gibi, raporun eksiksiz ve yeter derecede kanaat verici, teknik dayanakları ve dökümleri gösteren, önceki raporlar arasındaki çelişkileri gideren mahiyette ve denetime elverişli olduğundan, dolayısıyla hükme esas alınabilecek niteliğe haiz bulunduğundan da söz edilemez.
48. Netice itibariyle; mahkemece sözleşmenin kapsamı ve niteliği dikkate alınarak HMK’nın 281/3 üncü maddesi uyarınca yazılım ve donanım uzmanı bilgisayar mühendisi, telekomünikasyon ve haberleşme uzmanı bilirkişi, elektrik elektronik mühendisi, makine mühendisi ve hesap uzmanı malî müşavirden oluşan beş kişilik yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak fesihte hangi tarafın kusurlu olduğu ya da her iki tarafın da kusuru bulunup bulunmadığı konusu ile asıl ve karşı davadaki talepler yönünden yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda rapor alınması, alınacak bu rapora itiraz edildiği takdirde yapılan itirazları karşılayacak şekilde ek rapor alınıp önceki raporlarla oluşacak çelişki ve farklılıkların giderilmesi suretiyle aynı Kanun’un 282 nci maddesi gereğince yapılacak değerlendirme sonrasında her iki dava bakımından hâsıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
49. Hâl böyle olunca; (2) numaralı uyuşmazlık bakımından tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki belge ve delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır.
50. Diğer taraftan Özel Dairenin 22.01.2021 tarihli ve 2021/26 Esas, 2021/153 Karar sayılı gönderme kararının birinci paragrafında yazılı “…bozma ilâmına yerel mahkemece …kısmen uyulması…” cümlesindeki “kısmen uyulması” ifadesi ile ikinci paragrafında yazılı “…uyulan bölümle ilgili temyiz itirazlarını incelemek için dosyanın Dairemize gönderilmesi gerektiği…” cümlesindeki “uyulan” ifadesinin maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmıştır.
51. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır...." gerekçesine yer verilmiş, bozma sonrası dosya işbu esasa kaydedilmiştir.
V. BOZMA SONRASI YARGILAMA
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma kararı doğrultusunda, mahkememizce HMK'nın 281/3 maddesi uyarınca beş kişilik uzman bilirkişi heyeti oluşturularak 23.08.2024 tarihli kök rapor ve 16.05.2025 tarihli ek rapor alınmıştor.
1.Bilirkişi heyetinin 26/08/2024 tarihli raporu
"...Dava konusu sistem hali hazırda sökülmüş olduğundan önceki raporlar üzerinden yapılan incelemede, davacı/karşı davalı tarafın üzerine düşen teknik hususları gerçekleştirdiği değerlendirilmiş olmakla, takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacı yanın;
Yatırım harcamaları karşılığı 636.862,79 Euro,
Katlanılan işletme giderleri karşılığı 51.523,96 Euro olmak üzere toplam 688.386,75 Euro talep edebileceği,
Davacı yanın kar mahrumiyeti talebi mahkemenin takdirinde olmakla, yerinde olduğunun değerlendirilmesi halinde dahi, davacı yanın kullanmış olduğu hesaplama metodolojisi ile ulaştığı tutarın rapor içerisinde yer verilen nedenlerle, mali perspektifle tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde doğrulanmasının olanaklı olmadığı, bu nedenle kar kaybı yönünden bir hesaplama yapılmasının da mümkün olmadığı, bu hususta sektörde geçmişi bulunan kişilerce bir değerlendirme yapılmasının yerinde olabileceği,
Davacı yanın cezai şart yönünden talebinin mahkemenin takdirinde olduğu..." tespit edilmiştir.
Rapora karşı taraf vekillerince beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuş, mahkememizin 07/11/2024 tarihli celsesinde verilen karar ile; mevcut bilirkişi heyetine davacı yanın kar kaybı ile cezai şart taleplerinin değerlendirilmesi için menkul varlıkların değerlemesi alanında uzman bilirkişi ... ve nitelikli hesaplamalar uzmanı (TBK) ...’un ilave edilmesine; bilirkişi heyetinden; davacı yanın kar kaybı var ise tutarının hesaplanması, davacı yanın cezai şart talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise tutarı ve bu tutarın davalıdan tahsilinin davalının ekonomik yönden mahvına yol açıp açmayacağı hususlarının değerlendirilmesi, nihayet taraf vekillerinin kök rapora yapmış oldukları itirazların gerekçeli olarak değerlendirilmesi için yeniden bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.
2.Bilirkişi heyetinin 16/05/2025 tarihli ek raporu
"...1-) Tüm teknik veriler değerlendirildiğinde; Davacı ... ... Ltd. Şti.'nin sözleşme kapsamındaki teknil mlülüklerini yerine getirdiği, sözleşme konusu ... sisteminin kurulup çalışır halde teslim edildiği, teslim sonrası teknik destek ve arıza müdahale hizmetlerinin veril sözleşmenin feshine sebep olan teknik bir yetersizlik veya eksiklik bulunmadığı,
2-) Davalı şirketin 2024 yılına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri yasal süresinde yaptırılmış olduğu ve usulüne uygun tutulduğu, davalının incelemeye ibraz edilen 2024 yılına ait elektronik ortamda tutulan Yevmiye ve Kebir defterleri ile Envanter defteri 6102 sayılı TTK Madde 64,66 ve VUK madde 220-226 uyarınca ilgili kanun hükümlerine göre yasal süresi içerisinde GİB “na gönderildiği ve beratlarının oluşturulduğu TTK ve VUK hükümleri uyarınca tutulduğu, HMK 222./2 maddesine göre kesin delil teşkil edip etmediğine ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,
3-) Sayın mahkemenizin cezai şartın ödenmesi gerektiği yönünde karar vermesi durumunda, Nihai takdir mahkemenize ait olmak üzere, Davalı şirketin tespit edilen cezai şart bedelinin davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği,
4-) Kök rapordaki kar payına ilişkin değerlendirmelerde değişiklik olmadığı, bu nedenle bu yöndeki hesaplamanın sektör uzmanları tarafından, aynı sektör ve hizmet alanında yurt içinde gerçekleşmiş geçmiş istatistiki veriler dikkate alınarak, ileriye yönelik gelir/gider rakamlarının, sektör dinamiklerine uygun şekilde tahmin edilerek yapılması gerektiği,
5-) Davalı yanın kök rapora karşı beyan ve itirazları işbu ek raporda değerlendirilmiş olup, rapor içerisinde açıklanan nedenlerle kök rapordan ayrılmayı gerektirecek bir hususun söz konusu olmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
VI. HUKUKİ DURUM
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2023 tarih ve 2023/... karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesi niteliğindedir. TBK'nın 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.
Eser sözleşmelerinde yüklenicinin temel yükümlülüğü, üstlendiği eseri sözleşme ve fen kurallarına uygun olarak meydana getirmek ve zamanında teslim etmektir. İş sahibinin ise eserin kabul şartlarını taşıyıp taşımadığını kontrol etme ve kabul etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi halinde, kusursuz taraf uğradığı zararın tazminini talep edebileceği gibi, tarafların kendi aralarında kararlaştırdıkları cezai şart hükümlerini de işletebilirler.
VII. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Mahkememizce, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma kararı üzerine yazılım ve donanım uzmanı bilgisayar mühendisi, telekomünikasyon ve haberleşme uzmanı bilirkişi, elektrik elektronik mühendisi, makine mühendisi ve malî müşavirden oluşan beş kişilik bilirkişi heyetinin 23.08.2024 tarihli kök raporu ile 16.05.2025 tarihli ek raporu alınmıştır. Alınan raporlarda tarafların yükümlülükleri ayrıntılı olarak irdelenmiştir buna göre;
1. Teknik Yükümlülüklerin Yerine Getirilmesi
Bilirkişi heyetinin hem kök hem de ek raporunda ittifakla tespit edildiği üzere, davacı ... ... Teknoloji San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sözleşmenin 4.1 maddesinde öngörülen tüm teknik yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiği, bu kapsamda; bina içi alt yapı kablolama işlemlerinin tamamlandığı, sistem odasına santral kurulduğu, ... alt yapısının oluşturulduğu, network switching sisteminin kurulduğu, rooter ve ... kurulumunun gerçekleştirildiği, Türk Telekom bağlantısı için gerekli sistemlerin kurulduğu, kablosuz veri iletimi sisteminin devreye alındığı ve ... teknolojisini kapsayan entegre bir haberleşme altyapısının oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, bilirkişi heyetince sistem kurulumu sonrasında teknik destek, bakım ve arıza müdahale hizmetlerinin de verildiği tespit edilmiş olup, davacı yanın sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini tam olarak ifa ettiği belirlenmiştir.
Davalı yanın sistemin %30 oranında problemli olduğu yönündeki iddiasına ilişkin olarak, bilirkişi heyetince bu durumun yedek kablo hatları ve henüz ... hizmeti almayan abonelere ait uçların boşta kalmasından kaynaklanabileceği, bunun sistemin teknik açıdan eksik kurulduğu anlamına gelmediği açıklanmıştır. Bu itibarla davalının bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer şekilde, ... model cihazın kullanılmadığı iddiasına karşın, bilirkişi incelemesinde bu cihazın ... 60/B cihazıyla birlikte sistem içinde kullanıldığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
2. Fesih Sürecinin Değerlendirilmesi ve Kusur Tespiti
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davalı yan 24.06.2008 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi fesh etmiş, davacı yan da bunun üzerine 25.06.2008 tarihinde karşı fesih ihtarnamesi göndermiştir.
Davalı yanın fesih ihtarnamesinde ileri sürdüğü gerekçeler bilirkişi heyetince teknik açıdan incelenmiş ve aşağıdaki tespitler yapılmıştır:
a) Sistemin %30 Oranında Problemli Olduğu İddiası: Bilirkişi heyetince bu durumun teknik bir eksiklik olmadığı, yedek kablo hatları ve henüz ... hizmeti almayan abonelere ait uçların doğal olarak boşta kalmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Zira kompleks sistemlerde arıza durumlarında hızlı servis verebilmek üzere mevcut hatlara paralel yedek hatlar çekilmesi teknik zorunluluk olup, görülen ucu boş kablolar bu yedek hatlar olabileceği, ayrıca ... hizmeti için ücret ödeyecek abonelerin bir kısmının henüz bu hizmeti almamış olması nedeniyle o dairelere ait kabloların uçlarının boşta kalmasının olağan olduğu açıklanmıştır.
b) Sözleşmede Belirtilen Cihazların Kullanılmadığı İddiası: Özellikle ... model cihazın kullanılmadığı yönündeki davalı iddiasına karşın, bilirkişi incelemesinde bu cihazın ... 60/B cihazıyla birlikte sistem odasında kurulduğu ve aktif olarak çalıştığı tespit edilmiştir. ... ... Müdürlüğü tarafından sistemler üzerinde tutulan ihtiyati tedbir haciz tutanağında da cihaz listesinde "... tecnology" ifadesinin yer aldığı görülmektedir.
c) Kaliteli Hizmet Sunamadığı İddiası: Bilirkişi raporlarında sistemin ... teknolojisini kapsayan entegre bir haberleşme altyapısı oluşturduğu, ses, veri ve video hizmetlerini entegre sunan altyapının sağlandığı, yönlendirici ve güvenlik sistemlerinin devrede olduğu, fiber ve ethernet altyapısının sağlandığı, ... (Optik Zaman Domain Reflektometresi) testlerinin yapıldığı ve raporlandığı objektif olarak tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyetince, bina içi kablolama, santral kurulumu, ... altyapısı, network switching sistemi, rooter ve ... kurulumu, telefon hatları kurulumu, kablosuz veri iletimi sistemi kurulumunun gerçekleştirildiği, sözleşmede belirtilen tüm cihazların (IP telefon, wireless access point, set-up box vs.) marka-model bilgilerinin sözleşmeye uygun olduğu, faturalar ve e-posta yazışmalarından da bu cihazların sözleşme şartlarına uygun olarak tedarik edildiği, kurulan sistemlerin test edildiği, dairelerden çağrı yapıldığı, yani sistemin aktif olarak test edildiği, ... test raporlarının yapıldığı ve raporlandığı, sistem kurulumu sonrası abonelerden gelen taleplere müdahale edildiği, yaşanan problemlere servis ekiplerinin müdahale ettiği, teknik bakım ve destek hizmetinin verildiği, bu müdahaleler sırasında sisteme dışarıdan yetkisiz erişim tespit edildiği ve bazı bağlantıların değiştirildiği, buradan da sistemin aktif ve işler olduğunun anlaşıldığı, davacının sözleşme kapsamındaki tüm teknik hususları gerçekleştirdiği sonucuna varılmıştır.
Yine .... Asliye Hukuk Mahkemesinin tespit raporu kapsamına göre de sistem halen kurulu iken bilirkişi ... tarafından mahallinde yapılan detaylı inceleme sonucunda, davacının sözleşmeye uygun olarak sistem projesini tamamladığı ve sistemin tespit tarihinde eksiksiz olarak çalıştığı tespit edilmiş olduğu görülmüştür.
Bu itibarla, davacı yanın sözleşmede öngörülen tüm teknik sistemleri usulüne uygun olarak kurduğu, sistemi çalışır halde teslim ettiği, teslim sonrası gerekli teknik destek hizmetlerini verdiği objektif delillerle tespit edildiği halde, davalı yanın ileri sürdüğü fesih gerekçelerinin teknik dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshinde davalının kusurlu olduğu, davacının ise herhangi bir kusuru bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
3. Tazminat Taleplerinin Değerlendirilmesi
A. Asıl Davacının Talepleri
Yatırım Bedeli: Bilirkişi heyetince, davacının sözleşme kapsamında leasing yoluyla ve nakit olarak gerçekleştirdiği toplam yatırımın 636.862,79 Euro olduğu tespit edilmiştir. Ancak davacı dava dilekçesinde yatırım bedeli olarak 500.000 Euro talep etmiş olup, bu yatırımların tamamının sözleşme konusu sistem için özel olarak tasarlanmış ve tedarik edilmiş olduğu, sözleşme dışında ekonomik değer taşımadığı anlaşılmaktadır.
İşletme Giderleri: Bilirkişi raporuna göre, sözleşmenin ayakta kaldığı süre içerisinde davacı şirketin münhasıran bu sözleşme kapsamında katlandığı genel yönetim ve hizmet üretim giderlerinin toplamının 51.523,96 Euro olduğu, bu giderlerin belgelendirilmiş ve gerçek olduğu anlaşılmaktadır.
Cezai Şart: Sözleşmenin 7.3 maddesinde, sözleşmenin feshine kendi kusuru ile neden olan tarafın diğer tarafa 100.000 Euro cezai şart ödeyeceği düzenlenmiştir. Davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği tespit edildiğine göre, cezai şart hükmünün davacı lehine uygulanması gerektiği, bilirkişi ek raporuna göre, cezai şart tutarının davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği görülmüştür.
Dekorasyon Bedeli: Mahkememizin 21.04.2016 tarihli kararında hükme esas alınan 25.08.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre, sözleşme kapsamında hizmet verilebilmesi için kiralanan ve fakat davalının sözleşmeyi feshi nedeniyle tahliye edilmek zorunda kalınan bağımsız bölüme yapılan ofis malzemesi ve dekorasyon harcamalarının 8.756 Euro olduğu, bu tutarın mahkememizin önceki kararında kabul edildiği, bu harcamaların da sözleşmenin ifası için gerekli ve belgelendirilmiş giderler olduğu sonucuna varılmıştır.
Kar Kaybı: Davacı vekili, duruşmada dava dilekçesinde talep etmiş olduğu 100.000 Euro kar kaybı talebinden feragat ettiğini beyan etmiş olup, bu talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. Karşı Davacının Talepleri
Davalı karşı davacı, davacı şirketin sözleşmedeki yükümlülüklerini eksik, yetersiz ve kusurlu şekilde ifa ettiğini, IP telefon, internet ve ... hizmetlerini sözleşmede öngörülen kalitede sunmadığını, sistemin %30 oranında problemli olduğunu, sözleşmeye aykırılıkların giderilmemesi üzerine haklı nedenlerle fesih yoluna gittiğini ileri sürmüş ve sözleşmenin 7.3 maddesi gereği 100.000 Euro cezai şart tazminatı talep etmiştir. Toplanan deliller kapsamına göre sözleşmenin feshinde davalı karşı davacının kusurlu olduğu, kusuruyla sözleşmeyi haksız olarak fesheden karşı davacının cezai şart talep etme hakkının bulunmadığı, bu nedenle karşı davanın reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
VIII. SONUÇ
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacı ... ... Teknoloji San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sözleşmede öngörülen tüm teknik sistemleri usulüne uygun olarak kurduğu, sistemi çalışır halde teslim ettiği, teslim sonrası gerekli teknik destek hizmetlerini verdiği, davalı yanın ileri sürdüğü fesih gerekçelerinin teknik dayanağının bulunmadığı, sözleşmenin feshinde davalının kusurlu olduğu, davacının ise herhangi bir kusuru bulunmadığı, rapora göre davacı yanın toplam yatırım zararının 636.862,79 Euro olduğu, sözleşme kapsamında katlandığı genel yönetim ve hizmet giderleri toplamının 51.523,96 Euro olduğu, sözleşme kapsamında hizmet verilebilmesi için kiralanan ve fakat davalının sözleşmeyi feshi nedeniyle tahliye edilmek zorunda kalınan bağımsız bölüme yapılan ofis malzemesi ve dekorasyon harcamalarının 8.756 Euro olduğu, sözleşmenin 7.3 maddesinde sözleşmenin feshine kendi kusuru ile neden olan tarafın diğer tarafa 100.000 Euro cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hükmün taraflar açısından bağlayıcı olduğu, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği tespit edildiğine göre, cezai şart hükmünün davacı lehine uygulanması gerektiği, bilirkişi ek raporuna göre, cezai şart tutarının davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği, davacı yanın dava dilekçesinde talep etmiş olduğu 100.000 Euro kar kaybı talebinden feragat ettiğini beyan ettiği, öte yandan davalı karşı davacı yan, davacı şirketin sözleşmedeki yükümlülüklerini eksik, yetersiz ve kusurlu şekilde ifa ettiğini, IP telefon, internet ve ... hizmetlerini sözleşmede öngörülen kalitede sunmadığını, sistemin %30 oranında problemli olduğunu, sözleşmeye aykırılıkların giderilmemesi üzerine haklı nedenlerle fesih yoluna gittiğini ileri sürerek sözleşmenin 7.3 maddesi gereğince 100.000 Euro cezai şart talep etmiş ise de, sözleşmenin feshinde davalı karşı davacının kusurlu olduğu, kusuruyla sözleşmeyi haksız olarak fesheden karşı davacının cezai şart talep etme hakkının bulunmadığı, bu nedenle karşı davanın reddedilmesi gerektiği anlaşılmakla; asıl davanın kısmen kabulüne, davacı yanın talebiyle bağlı kalınarak 500.000 EURO yatırım harcamaları, 51.523,96 EURO işletme giderleri ve 100.000 EURO cezai şart, 8.756,00 EURO dekorasyon bedeli olmak üzere toplam 660.279,96 EURO'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi gereğince faiz işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, kâr kaybı yönünden talebin feragat nedeni ile reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Asıl davanın KISMEN KABULÜNE,
500.000 EURO yatırım harcamaları, 51.523,96 EURO işletme giderleri ve 100.000 EURO cezai şart, 8.756,00 EURO dekorasyon bedeli olmak üzere toplam 660.279,96 EURO'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi gereğince faiz işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Kâr kaybı yönünden talebin feragat nedeni ile REDDİNE,
-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 129.524,36 -TL harçtan peşin alınan 19.317,60-TL, mahsubu ile bakiye 110.206,76 -TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-Davacıdan tahsil edilen 19.317,60 -TL harç, 14,00 -TL başvurma harcı, 2,30 -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 19.333,90-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından bozma öncesinde yapılan 3.300,00-TL bilirkişi 216,75-TL yargılama gideri; bozma sonrası yapılan 62.500-TL bilirkişi ücreti, 835,25 -TL yargılama gideri olmak üzere toplam 66.852,00 -TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 55.525,94-TL davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-Davalı tarafından bozma öncesinde yapılan 2.700,00-TL bilirkişi ücreti, 42,00-TL davetiye gideri; bozma sonrası yapılan 22.500,00-TL bilirkişi ücreti, 193,60-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 25.435,60-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 4.309,29-TL davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 930.002,69-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 601.044,06-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
2-Karşı davanın REDDİNE,
-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 2.835,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.219,60-TL harcın karşı davacıya iadesine,
-Karşı Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-Kendini vekille temsil ettiren karşı davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 519.838,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır