T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/681 Esas
KARAR NO: 2024/543
DAVA: Tazminat (Maddi-Manevi)
DAVA TARİHİ: 15/06/2021
KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., müvekkil şirket ... Ltd. Şti.'nin münferit yetkili yönetim kurulu başkanı ve sahibi olduğunu, müvekkili şirketin arsa sahibi olduğu ... İli, ... İlçesi, 1293 Ada, 12 Parsel'de yer alan taşınmaz ile ilgili olarak taraflar arasında hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, proje, bitirilmeden taraflar arasında ciddi bir ihtilaf olduğunu ve yükleniciler tarafından müvekkil şirkete karşı haksız bir tapu iptali ve tescili davası açıldığını, taraflar arasında akdedilen Sözleşme gereği adi ortaklık olmasına ve yüklenicilere hiçbir şekilde tapu devri taahhüt edilmemesine rağmen tapu iptali tescili davası olarak ikame edilen bu davada düzenlenen 25/03/2021 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkil şirketin haklılığının ortaya çıktığını ve 26/03/2021 tarihli celsede verilen ara karar ile taraflar arasındaki ilişkinin hukuken nitelendirilerek taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına ve taşınmazlara tasfiye memurları atanmasına karar verildiğini, müvekkili şirket adına kayıtlı taşınmazlardaki tasarruf yetkisinin davalı ...'den oluşan tasfiye heyetine devredildiğini, tasfiye heyeti üyesi davalı ...'nin dava öncesi yükleniciler ile içerisinde bulunduğu ilişkiler ve tanışıklık nedeniyle müvekkil şirket aleyhine olacak şekilde davadaki tarafsızlığını kaybettiğini, davalının yüklenici ...A.Ş ve ortakları ile sıkı ve bahsi geçen dava öncesine dayalı ilişkileri olmasına ve bu hususun dosyadan çekilmesi gerekliliğini bilmesine rağmen ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasına konu müvekkil şirkete ait projeye tasfiye heyeti olarak atanmasına hiçbir şekilde itiraz etmediğini, davalının yüklenici ... ile siyasi bir iş ve görüş birliği içerisinde bulunduğu da kendisi tarafından "..." isimli sosyal medya platformundan beğenilen içeriklerden anlaşıldığını, davalının tarafsızlığını ciddi bir şekilde kaybettiğini, müvekkil Şirket'in inşaat ve projeyle ilgili hiçbir talebini yerine getirmediğini, projedeki eksiklikler ile ilgili adımları atmaktan imtina ettiğini, davalının, projede tasfiye memuru olarak görevlendirildiği 29/03/2021 tarihinden bu yana, projedeki eksiklikler ve ayıplar ile ilgili en ufak bir tespit girişimi içerisine girmediğini, özellikle bu konu ile ilgili olarak yetkilendirilmesine rağmen, bugüne kadar bu yönde tek bir adım atmadığını, davalının bugüne kadar kendi uzmanlık alanıyla ilgili gerçekleştirdiği tek işlemin müvekkili şirket tarafından acil şekilde satılması istenen 10 adet taşınmaza ilişkin olarak değerleme raporu almak olduğunu, müvekkil şirketin projeye tasfiye heyeti atandıktan sonra ilk olarak, on adet taşınmazın satışına izin verilmesini ve elde edilecek paranın ipotek alacaklısına ödenmesinin talep edildiğini, davalının ise belirlenen fiyatların çok düşük olduğunu, bu fiyatlara satış yapılmasına izin verilmeyeceği ifade edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket adına talebin bu defa bütün tasfiye heyetine yazılı olarak e-mail yoluyla iletildiğini ve tasfiye heyeti tarafından satışlara onay verildiğini ancak aradan geçen süreçte, müvekkil ... ile Davalı arasındaki whatsapp yazışması gerçekleştiğini ve ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ibraz edildiğini,... tarafından satış bedellerinin düşük olduğu ve tasfiye heyetinin satışa izin verilmesi kararının iptal edilmesi istemiyle mahkemeye müracaat edildiğini, mahkeme tarafından 15/04/2021 tarihli ara karar ile projede yer alan taşınmazlara ilişkin olarak bağımsız bir şirketten değerleme raporu alınmasına ve gerçekleştirilecek satışlarda bu bedellerin dikkate alınmasına karar verildiğini, daha sonra davacı tarafça durumun aciliyeti ve projenin ipotek alacaklısı tarafından müvekkil şirkete gönderilen ihtarname ile on adet satışa izin verilmesinin talep edildiğini, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bu talebinin kabul edildiğini ve bahsi geçen on adet taşınmazın değerleme raporu alınmadan satılabileceğine dair hüküm kurulduğunu, buna rağmen davalı tarafından, projede henüz satılmayan 300'e yakın daha taşınmazın bulunduğu bir safhada, sadece bu on (10) adet taşınmaza ait kapıların anahtarları ...'nun birlikte çalıştığı bir çilingir marifetiyle değiştirildiğini, geriye kalan 300'e yakın taşınmaz ile ilgili ise ne bir anahtar talebinde bulunulduğunu ne de herhangi bir işlem yapıldığını, çilingirin ücretinin de, müvekkil şirketten habersiz bir şekilde ... tarafından karşılandığını, daha sonra ise anahtarların, yine ....'nun birlikte çalıştığı proje yakınında bulunan bir emlakçıya teslim edildiğini, anahtarların bu kişiye teslim edildiğinin nasıl öğrenildiğinin anlaşılmadığını, taşınmazların gezdirildiği hususunun yalanlandığını, müvekkil şirketin tespitlerinin bazıları doğrulanırken, bazılarının ise ispat edilmesinin daha güç olduğundan yalanlandığını, müvekkil şirketin satışların engellendiğini, uğradığı maddi zararın ve Müvekkil'in uğradığı manevi zararın tazminine yönelik olarak huzurdaki davanın açıldığını belirterek davalının tasfiye memuru olarak yasal sorumluluklarını yerine getirmekten imtina etmesi nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı maddi zararın şimdilik 10.000-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesine, davalının müvekkil ...'ü, şirket yetkilisi sıfatını hiçe sayarak iletişim kanallarından engellenmesi nedeniyle müvekkilin uğradığı manevi zarara ilişkin olarak 10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkil ...'e ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı yükleniciler ... A.Ş. İle ...Tic. Ltd. Şti. davacılardan ... Şti.'ne ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, Mahkemece dava konusu taşınmazlara tasfiye memurları atanmasına karar verildiğini, davacı taraf tasfiye heyeti üyesi olan müvekkili ...'nin bahsi geçen dava öncesinde yükleniciler ile tanışıklığı bulunduğu ve davacı aleyhine olacak şekilde davada tarafsızlığını kaybettiği iddiasıyla müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını, açılan davada müvekkiline yöneltilen bu ithamların asılsız olup açılan işbu davanın da reddi gerektiğini, müvekkili davacıların da tarafı olduğu dosyada bilirkişiliğin gerektirdiği tüm iş ve eylemleri usulüne ve hukuka uygun olarak yerine getirdiğini, tasfiye işlemleri, müvekkilinin aralarında yer aldığı heyetçe, TBK 642, 643 ve 644. maddelerde düzenlendiği usul ve esaslar dahilinde, Yargıtay içtihatları ile doktrindeki görüşler dikkate alınarak gerçekleştirildiğini, Mahkemenin 26/03/2021 tarihli görevlendirme kararını 29/03/2021 tarihinde tebliği alan müvekkili öncelikle mevcut durumun tespit edilebilmesi için dosya üzerinde detaylı incelemeler gerçekleştirmiş, ardından da vakit kaybetmeden görevlendirme tarihinden yalnızca 3 gün sonra 01/04/2021 tarihinde tüm tarafların katılımıyla müvekkilinin içinde bulunduğu heyetin organize ettiği bir toplantı gerçekleştirildiğini, söz konusu toplantıda izlenecek iletişim metodu ve araçları tespit edilmiş, taraflarla paylaşılmış ardından da dosya kapsamında gerekli incelemelerin yapılabilmesi için bir takım bilgi ve belgeler talep edildiğini, tasfiye süreci hukuka ve usulüne uygun olarak işlediğini, müvekkili ve mensubu bulunduğu heyet, özverili bir şekilde hafta zaman mevhumu gözetmeden çalışmalarını yapmaktayken inceleme sürecinde dahi tamamlanmadan daha çok davacı ...Şti nin yetkililerinin her türlü mecra ile, gerek whatsapp üzerinden mesaj atarak ve gerekse arayarak tasfiye heyetini çalıştırmayacak şekilde tacizvari yaklaşımları olduğunu, tasfiye heyeti sayısız tüketici mağduriyetlerinin giderilmesi, satış politikalarının belirlenmesi, aleyhlerine tesis edilen hacizlerin kaldırılması ve bankanın fahiş ipotek bedellerinin (daire başı 900.000,00 TL) taşınmazlar üzerine yüklenmesinin önüne geçilmesi ile ilgili adilane olan net bir sonucu tasfiye sürecine sunmamış olduğu gibi bilakis tasfiye heyetine hep son dakika ve eksik evraklı ve denetime elverişsiz sundukları ve anında onay istedikleri işleri heyetin önüne sunduklarını, Tasfiye sürecinin hataya sebebiyet vermemesi için sürekli heyet düzeltmelerle uğraşmış, .... Ltd. Şti nin bankaya olan borçları için daireleri satışa hızlandırmak yerine ortak hesaptaki paradan kullanılmak suretiyle heyeti ... hesap katedecek tehditiyle baskı alacak yaklaşımlarda bulunduğunu, bu nedenle de heyeti gereksiz meşgul etmemesi ve iletişim kanallarını gerektiği gibi kullanması için davacı/ davacı vekillerinin heyetçe uyarıldığını, pandemi sürecinde dahi bu denli özverili çalışan müvekkili, davacı tarafın hukuka uygun olmayan itham ve iftiraları ile müvekkilinin görevine son verilmesi talebi 16/06/2021 tarihinde Mahkemece reddedildiğini, müvekkili tasfiye heyeti ile birlikte görevleri kapsamında taraflar, tüketiciler, bankalar ile aktif katılımlı çalışmalar gerçekleştirdiğini, müvekkilinin uzun yıllardır Mahkemelerde Bilirkişi, Tasfiye Memurluğu, Konkordato Komiserliği, Yönetim ve Denetim kayyımlığı yapmakta olduğunu, tarafsız ve objektif bir şekilde mahkemelerde kendisine verilen görevleri yerine getirdiğini, müvekkili davacıların tarafı olduğu dosyada da özverili bir şekilde çalışmalarını yapmış olup; davacı tarafı hiçbir şekilde zarara uğratmadığını, ayrıca içinde bulunduğu tasfiye heyetinin aldığı kararlarda oybirliği şeklinde alındığını, tanzim edilen raporlar ortak çalışma ile oluşturulduğunu, müvekkilinin tek başına davacı tarafı zarara uğratma gibi bir durumunun söz konusu da olamayacağını, müvekkilinin görev süresi olan 17.12.2012-05.03.2014 tarihleri arasında ... A.Ş.’nde sigortalı olarak çalıştığını, işe girişi ve çıkışı da ...A.Ş.'nin ...'nin yönetimde olduğu tarihte gerçekleştiğini, davacı tarafın bahsettiği kişi olan ...’le müvekkilinin bir tanışıklığının olmadığını, daha sonra ise müvekkili 13-18.11.2014 tarihinde unvan ve yönetim kurulu değişikliğiyle tescil edilen ... sahibi olduğu ve...’İN hissesinin dahi bulunmadığı ... A.S. unvanlı sirkette 10/12/2014 ile 11/09/2015 tarihleri arasında çalıştığını, yine bu evrede ... ile müvekkili tanışmadığı gibi kendisi ile hiçbir diyaloğu dahi olmadığını, davacı tarafın bahsettiği ...A.Ş. isimli şirkete ise müvekkili ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasından verilen 01/11/2018 tarihli karar dogrultusunda 5 kişilik heyet ile beraber Yönetim Kayyımı olarak atanmış bir süre Yönetim Kayyımı bir sürede denetim kayyımı olarak görev yaptığını, bu aşamada hissedar olan ... ile tanışmış ve sadece bu görevi gereği gereği kendisi ile görüşmesi olduğunu, müvekkili görevi süresince de ...'in akrabası olduğu iddia edilen ... A.Ş. VE ... AŞ.'nin hiçbir hissedarı ile bir tanışıklığının olmadığını, müvekkili görevi sırasında...AŞ.’NİN bağımsız bölümlerinin yer aldığı ... projesine görevi gereği incelemelerde bulunduğunu, yine bu aşamada iddia edilen kişilerle bir tanışıklığı olmadığını, ancak o dönem site yönetimi ve projede heyeti ile kurdurduğu satış ofisi ile ilgili sorunlarla alakalı site yönetiminde personeller müvekkilinin içinde bulunduğu heyete ve müvekkiline zaman zaman ulaşmaya çalıştıklarını, telefonda görüşmeleri olduğunu, bu aşamada dahi iddia edildiği üzere ... AŞ hissedarları ile tanışmadığını, tasfiye Heyeti tarafından 10 adet taşınmazın satışına onay verilmiş ve bu kararı taraflara bildirmek üzere Heyet içerisinden müvekkilinin temsilci olarak seçildiğini, müvekkili heyet temsilcisi olarak tarafları arayarak Heyetin aldığı kararı taraflara tebliğ ettiğini, bunun dışında davacı tarafın iddia ettiği gibi farklı bir görüşme olmadığını, dosyaya atandığı günden itibaren müvekkili ile özellikle davacı ...Ltd. Şti. yetkilileri ve vekilleri arasında (whatsapp, telefon, e posta) yoluyla sayısız görüşmeler yapıldığını, bu görüşmelerde, Heyet olarak atanmalarından önce ortak hesapta bulunan paranın davacı tarafça ısrarla kredi borcuna gönderilmesi istenmiş ise de, müvekkilinin içinde bulunduğu heyet tarafından gönderilmemesi kararı verildiğini, telefonunu bilmediği mesaj yoluyla ismini paylaşan davacı ...’e müvekkili uygun zamanda geri dönüş yapmak isterken kendisini tacizleri sonucunda müvekkilinin işi olmasına rağmen yanıt verdiğini, ancak davacının nezaketsiz üslubuyla karşılaştığını, müvekkili davacının kendisine sakin olmasını, zaten avukatları ile irtibatta olduğunu, hatta rahatsızlık seviyesine gelecek iletişim kanallarını kullandıklarını, müsterih olup görevini yapmalarına engel olmamalarını, daha uygun bir zamanda görüşebileceklerini dile getirdiğini, ancak davacı bunun üzerine akşam saatlerinde saygı sınırlarını aşıp nahoş ithamlarla whatsapp mesajları attığını, müvekkili Mahkemenin talimatı doğrultusunda hareket etmekle mükellef olup davacı tarafın tacizkarane yaklaşımına maruz kalmak zorunda olmadığını, davacı tarafın vekilleri ile irtibat halinde olmuş olmasına rağmen davacı asilin bu şekilde davranmaya hakkı bulunmadığını, davacı taraf ve vekilleri zaman mevhumu olmadan müvekkili ve heyeti ile halen irtibatlı olup, doğru zamanlarda iletişim kurulması ile ilgili kendilerine müteaddit defalar uyarılarda bulunulmuş ayrıca 13.08.2021 tarihli tasfiye heyetinin organize ettiği... Şti - firma ziyaretinde de doğru iletişim yöntemleri kendilerine yeniden hatırlatıldığını, davacı taraf ile dava dışı diğer taraflara verilen tüm bilgilerin tasfiye heyetinin ortak kararı olduğunu, davacı taraf sanki müvekkili tarafından kasıtlı/ihmali olarak müvekkilince kendilerine zarara uğratma niyetini taşıyor gibi bir durum yaratmaya çalıştığını, müvekkili ile aralarında kişisel bir husumet bulunmadığını, dava tarihinden bugüne kadar da heyetin yaptığı özverili çalışmalara müştereken özverili şekilde katıldığını, taraflara verilen tüm bilgiler tasfiye heyetinin ortak kararı olduğunu, taşınmaz satışı öncesi internet ilanlarında dahi satış rakamları davacı tarafın satmayı belirttiği rakamdan yüksek olduğunu, ancak taşınmazların satış değerinin ne kadar olabileceğinin de değerleme raporu ile olacağı bilgisi taraflara verildiğini, 08/04/2021 tarihli davacının tasfiye heyetine gönderdiği e postada taşınmaz satış listelerindeki rakamların 10 daire satış rakamlarından da yüksek olduğu heyete bildirildiğini, taşınmazların tasarruf ehliyetinin tasfiye heyetinde olduğunu, tasfiyeye konu taşınmazların nezaret altına alınması kadar makul bir şey olmadığını, ... Ltd. Şti yetkilileri tasfiye heyetine satış yapılması konusunda bu kadar baskı yaparken, tapu devirleri yapılmamış sayısız mağdur tasfiye heyetine yönlendirilirken davacı tarafın prestijden bahsetmesi ve bunu müvekkilinin şahsına yüklemeside anlaşılmış olmadığını, bahse konu 10 adet taşınmaz dan sadece 4 adedi Eylül ayı ortasında satışı gerçekleştirmiş, bu tarih itibariyle dahi banka hesap kat etmediğini, kamu görevlisi olan müvekkili bu vazifesini hassasiyetle ve fedakarca yaparken davacı tarafın haksız ve mesnetsiz iddiaları ile karşılaşan açılan bu dava nedeniyle müvekkilinin son derece rencide edildiğini ve çok üzüldüğünü, bu nedenle davalılar hakkında iftira nedeniyle şikayet ve manevi tazminat haklarını saklı tuttuklarını, açıklanan tüm nedenlerle; haksız ithamlarla müvekkilini baskı altına almaya çalışan davacılar tarafından açılmış olan işbu dava haksız ve mesnetsiz olup reddine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, Tasfiye memurunun haksız eylemleri iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...- E.K.sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinin, mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldığı görüldü.
Dosyanın mahkememize 18.04.2024 tarihli celsede mahkememiz heyetinden tevdii edildiği, 18.04.2024 tarihli duruşmada taraf vekillerinin hazır olduğu ve duruşmada kurulan ara kararla mahkememiz heyetinden dosyanın üye hakime tevzi edildiği anlaşıldı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 20.06.2019 tarih, 2019/1038 Es. ve 2019/869 K. sayılı ilamında "... TTK 5/A maddesi 1. fıkrasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davanın arabulucuya başvurulmadan açıldığı ve arabulucuya başvuru şartı mahiyeti gereği sonradan tamamlanamayan özel dava şartlarından olduğu anlaşılmakla, mahkemece verilen dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı usul ve yasaya uygun olmakla .... " yönünde karar vermiştir.
6325 sayılı yasanın 18/A Maddesi- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.)
''(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) ...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.''
HMK 138(1) madde; ''Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir...''
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesiyle, TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. Aynı yasal düzenlemenin 23. maddesinde 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesiyle, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği açıkca ifade edilmiştir. Davanın konusu maddi manevi tazminat davası olup somut olayda davanın görevsiz mahkemede açılmasından önce arabulucuya başvurulmamıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13/05/2024 tarih 2024/4395 Esas 2024/8194 Karar sayılı ilamında özetle ; "Davacı tarafça asliye hukuk mahkemesinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gibi dosyanın görevli mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce de arabuluculuğa başvurulmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava şartı arabuluculuk sürecinin hiç işletilmediği tartışmasız olup davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerindedir."
Mahkememiz 02/07/2024 tarihli celse de davacı vekiline ; "Davacı tarafın arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunmadığı anlaşılmış olup, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunması ve bu hususta beyanda bulunması için bir haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde gereğinin yerine getirilmemesi halinde 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı)" dair ara karar kurulduğu ; davacı tarafça 02/07/2024 başvuru tarihli 03/07/2024 ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunduğu , bu haliyle davacı vekilinin mahkememiz ara kararından sonra arabulucuya başvurduğu anlaşıldığı ve yukarıda bahsi geçen Yargıtay ilamı da göz önüne alındığında ; davacı tarafça görevsizlik kararı veren mahkemeden önce arabulucuya başvurulmadığı gibi görevli olan mahkememiz dosyasına esas kaydedilmeden önce ve hatta duruşma tarihine/mahkememiz ara karar tarihine kadar herhangi bir başvuru bulunmadığı anlaşılmakla 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.
HÜKÜM:
1-)Davacılar tarafından açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-)Harçlar kanunu 22. maddesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın, başlangıçta peşin olarak yatırılan 341,55-TL'nin mahsubu ile bakiye 86,05-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
5-)Karar kesinleştiğinde yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2024
Katip ...
(E-imzalı)
Hakim ...
(E-imzalı)