T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/698 Esas
KARAR NO:2025/557
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:31/10/2023
KARAR TARİHİ:18/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili olduğu şirketin alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü .... sayılı dosyası üzerinden ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz etmiş ve takibi durdurmuş olduğunu, itiraz sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkili olduğu şirketin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, 19.12.2018 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7155 sayılı kanun ile Türk Ticaret Kanunu'na 5/A maddesi eklenmiş olup buna göre ticari davalarda, konusu belli bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı haline getirildiğini, davacı tarafça cari hesaptan doğan alacak için icra takibine karşı itirazın iptali amacıyla ... Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunulmuş ve ... büro dosya numaralı, 2023/... arabuluculuk numaralı dosya ile arabuluculuk süreci işletilmiş olup bu süreçte taraflar arasında anlaşma sağlanamamış ve bu husus 16.10.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağında kayıt altına alınmış ve davacı yanın haksız ve mesnetsiz itirazının iptali amacıyla dava ve talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; huzura konu davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkili olduğu davalının yerleşim yerinin Sultangazi ilçesi olması sebebiyle somut olayda ... Adliyesinin yetkili olduğunu, işbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığından usulden reddi gerektiğini, her ne kadar davaya konu icra takibi İstanbul İcra Dairelerinde başlatılmış müvekkili olduğu şirket tarafından işbu takibe ve borca yetki yönünden itiraz yapılmamış olunsa da bu husus mahkemeyi yetkili kılmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde ... Adliyesi Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğu, taraf arasında anlaşma sağlanmadığını ifade ettiğini, karşı taraf vekiline ulaşılamadığını, bu nedenle anlaşma sağlanamadı denilerek arabuluculuk ilkelerine aykırı davaranıldığını, davacı dava dilekçesinin harca esas değer kısmında 1.092.061,57-TL neticei talep kısmında ise fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile davalının 1.092.061,57-TL üzerinden takibin iptaline demek sureti ile huzura konu davayı "kısmi dava" niteliğinde ikame ettiğini, zira bu halde kısmi dava kurumu amaç dışı kullanılmış olacağını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda davacının iddia ettiği alacak miktarı kendi somut delilleriyle ispat edilmemekte/edilememekte olduğunu, yalnızca dayanağı ne olduğu bilinmeyen cari hesap ekstresine dayandırıldığını, iddia edilen bu alacağın varlığı, varlığı halinde neye ilişkin olduğu miktarı vs gibi hususlarda müvekkili olduğu şirket tarafından bilinmediğini, bu halde alacağın varlığının ve miktarının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkili olduğu şirketin tamamen iyi niyetle hareket etmekte iken davacının iddiaları hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, davacının alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, aksi durumda müvekkilinin haklı itirazına rağmen takibin devamı için müvekkiline işbu davayı açan kötü niyetli davacının ödüllendirilmesine sebebiyet vereceğini, usulüne uygun arabuluculuk süreci işletilmediğinden arabuluculuk son tutanağının geçersizliğinin kabulü ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, davaya konu iddia edilen alacak bölünebilir olmadığından ve mahiyeti itibari ile huzurdaki davanın kısmi dava olarak açılmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığından hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası, E-imzalı 16.10.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağı, Tarafların ticari defter ve kayıtları, Davalı Borçluya Ait 2020-2023 Dönemlerine Ait BA BS formları, Takibe konu cari hesap ekstresi, Bilirkişi incelemesi, Tanık, Yemin ve sair her türlü kanuni ve takdiri delile dayanmışlardır.
.... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... Gıda Pazarlama Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi borçlu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, 1.092.061,57-TL asıl alacak, 3.201,39-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.095.262,96 TL alacak için 05/09/2023 tarihinde takibe girişildiği, davalı/ borçluya usulüne uygun tebligatın yapıldığı borçlunun süresi içerisinde borca, ferilerine itiraz ettiği görülmüştür.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiden alınan 09/10/2024 tarihli raporda: ''...a) - Davacı şirketin e-defterlerinin süresinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklendiği ve e-beratları (e-defter onay belgesi) alındığı,
- Davalı taraf, inceleme günü ve sonrasında ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği,
b) Davacı şirket TAKİP ve DAVA tarihinde, ticari defterlerinde davalı şirketten 1.092.061,57 TL alacaklı olduğu,
c) Sayın Mahkemeniz davacı şirket lehine karar verdiğinde;
- Davacı şirketin takip tarihine kadar faiz talep edemeyeceği,
- Davacı şirketin 1.092.061,57 TL asıl alacağı ve bu tutar üzerinden, icra takip tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasınca avans işlemlerine uygulanan değişen oranlardaki avans faizini talep edebileceği..." tespit ve rapor edilmiş,
Taraflarca rapora karşı beyan ve itirazların sunulması üzerinde mahkememizin tarihli celsesinde verilen ara karar ile; Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazının kabulüne, davacı yana envanter defteri ile alacağına ilişkin fatura, irsaliye vb. Dayanak kayıtlarını sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, sunulması halinde itirazları karşılayan mahiyette ek rapor alınması için dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiş;
Bilirkişinin 30/04/2025 tarihli ek raporu ile; "...a) Dava şirket e-defterlerinin kayıtları yasal sürede Gelir İdaresi sistemine aktarılarak E-Defter beratları alındığı, e-defter kapsamında olmayan Envanter defterinin de noterde açılış tasdiki süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulduğu ve defterlerin birbirini teyit etmiş olduğu tespit edildiğinden, ticari defterlerin delil niteliği taşıdığı kanaatine varıldığı,
b) - Davacı şirket TAKİP ve DAVA tarihinde, ticari defterlerinde davalı şirketten 1.092.061,57 TL alacaklı olduğu,
- Davacı şirket, dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu e-defteler, cari hesap ekstresi ve 06.02.2025 tarihinde 1 CD içerisinde sunmuş olduğu kayıtlara dayanak e- faturalar ve e-irsaliyeleri tek tek incelediğinde: e-irsaliyeler üzerinde mal teslim alan ve malı teslim eden İsmi ve imzası yer aldığı, söz konusu e-irsaliyelerin içeriğine Uygun bir şekilde de e-faturaların düzenlediği, davalı tarafın BA formlarından da e- faturaların itiraz görmeden ticari defterlerine kaydettiği anlaşıldığından, davacı tarafın alacağını kanıtladığı kanaati hasıl olduğu,
- Davacı şirketin 1.092.061,57 TL asıl alacağı ve bu tutar üzerinden, icra takip tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasınca avans işlemlerine uygulanan değişen oranlardaki avans faizini talep edebileceği..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı alacaklı tarafça davalı borçlu aleyhine, cari hesaptan kaynaklanan alacak nedeniyle girişilen ilamsız icra takibine davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir.
Davacı yan dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin davalı ile olan ticari ilişkisi neticesinde cari hesaptan doğan alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlunun borçlu olmadığını ileri sürerek takip konusu borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, yapılan itirazın sadece takibi sürüncemede bırakmak ve müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapıldığını belirterek, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 1.092.061,57 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yan cevap dilekçesi ile özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun işletilmediğini, davacının iddia ettiği alacak miktarının somut delillerle ispat edilmediğini, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davacının alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini savunmuştur.
O halde somut olayda çekişme; davalı borçlunun davacı alacaklı aleyhine girişilen icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olup olmadığı, bu kapsamda davacının takip konusu cari hesaptan kaynaklanan alacağının varlığının ve miktarının ispatlanıp ispatlanmadığı, davalı tarafça ileri sürülen usuli dava şartlarının ve savunmaların yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Dosya kapsamına göre dava şartı arabuluculuğun sağlandığı, davalının itirazının yerinde olmadığı, yine davalının yerleşim yerinin mahkememiz yargı çevresi içerisinde bulunması nedeniyle yetki itirazının yerinde görülmediği anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." hükmü yer almaktadır.
Davacı tarafça .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya üzerinden davalı aleyhine 1.092.061,57 TL asıl alacak, 3.201,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.095.262,96 TL alacak için 05.09.2023 tarihinde cari hesaptan kaynaklanan alacak nedeniyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluya usulüne uygun tebligat yapıldığı, borçlunun süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği hususları dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 09.10.2024 tarihli ilk bilirkişi raporunda; davacı şirketin e-defterlerinin süresinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklendiği ve e-defter onay belgelerinin alındığı, davalı tarafın inceleme günü ve sonrasında ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davacı şirketin takip ve dava tarihinde ticari defterlerinde davalı şirketten 1.092.061,57 TL alacaklı olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazları üzerine mahkememizce verilen ara karar ile davacı yana envanter defteri ile alacağına ilişkin fatura, irsaliye vb. dayanak kayıtları sunması için süre verilmiş, sunulan belgelerin incelenmesi için bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişinin 30.04.2025 tarihli ek raporunda; davacı şirketin e-defterlerinin kayıtlarının yasal sürede Gelir İdaresi sistemine aktarılarak e-defter beratlarının alındığı, e-defter kapsamında olmayan envanter defterinin de noterde açılış tasdikinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulduğu ve defterlerin birbirini teyit ettiği tespit edildiğinden ticari defterlerin delil niteliği taşıdığı kanaatine varıldığı, davacı şirketin takip ve dava tarihinde ticari defterlerinde davalı şirketten 1.092.061,57 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin dava dilekçesi ekinde sunduğu e-defterler, cari hesap ekstresi ve 06.02.2025 tarihinde 1 CD içerisinde sunduğu kayıtlara dayanak e-faturalar ve e-irsaliyelerin tek tek incelendiğinde, e-irsaliyeler üzerinde mal teslim alan ve malı teslim eden ismi ve imzasının yer aldığı, söz konusu e-irsaliyelerin içeriğine uygun bir şekilde e-faturaların düzenlendiği, davalı tarafın BA formlarından da e-faturaların itiraz görmeden ticari defterlerine kaydedildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacı tarafın alacağını kanıtladığı kanaatine ulaşıldığı tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça usulüne uygun tutulduğu tespit edilen ticari defter kayıtları, e-faturalar, e-irsaliyeler ve davalının BA formlarına bu faturaları kaydetmiş olması karşısında, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan 1.092.061,57 TL asıl alacaklı olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı taraf herhangi bir karşı delil sunmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş olup, salt inkara dayalı savunması kabule şayan değildir. Öte yandan, e-irsaliyelerde yer alan teslim alındı imzaları ve davalının söz konusu faturaları kendi defterlerine kaydetmiş olması, ticari ilişkinin varlığını ve alacağın doğumunu ortaya koymaktadır. Bu itibarla, davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğu anlaşılmakla, itirazın iptaline, takip konusu 1.092.061,57 TL asıl alacak üzerinden icra takip tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasınca avans işlemlerine uygulanan değişen oranlardaki avans faizi ile takibin aynen devamına, takip konusu asıl alacak likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
Davalının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takip talebindeki koşullar ile takibin aynen devamına,
2-Takibe konu asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 74.598,72-TL harçtan peşin alınan 13.173,38-TL harcın mahsubu ile bakiye 61.425,34-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 -TL başvurma harcı, 13.173,38-TL peşin harç, 38,40-TL vekalet harcı, 170,00-TL tebligat/ posta gideri, 18.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 31.651,63-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 164.888,62-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır