T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/841 Esas
KARAR NO : 2025/191
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şahıs şirketi ....-... adı altında elektrik panoları ve bir takım elektrik işleri ile ilgili hizmet vermekte oluğunu, ... ile anlaştıklarını ve elektrik ile ilgili hizmetleri kendilerine vermeye başladıklarını, müvekkili ile davalıların anlaşma yaptıklarını, bu anlaşma kapsamında, davalıların taşere ettiği ...’e ait bir kısım elektrik, panolar, aydınlatma, data telefon altyapı ve sair işleri yaptığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin 01.01.2017 ve 31.12.2017 tarihlerini kapsayan cari hesap özetinde görüleceği üzere toplamda 532.630,44 TL alacağının mevcut olduğunu, ülkedeki ekonomik koşullar nedeniyle alacağın güncel değerinin hesaplanmasının taraflarınca mümkün olmadığını, bu nedenle iş bu davanın belirsiz alacak olarak açılarak alacağın güncel değerinin bilirkişi marifeti ile hesaplanması gerektiğini, Davalı ... işlerini bu sözleşmenin yapıldığı dönemlerde ...’ün tüzel kişiliğinin arkasına saklanarak söz konusu cari hesap ilişkisinin ... ile kurulduğunu, her ne kadar cari hesap ilişkisi Davalı ... ile kurulmuşsa da esasen ... ve ...’un aynı şirketler olduğunu, tüm süreçlerin... ile sürdürüldüğünü, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından görüleceği üzere ...’ın Davalı ...’ün kurucusu ve yetkilisi olduğunu, müvekkilinin ... ve ... ile aralarında kurulan ilişkiden kalan alacaklarının tahsil edemediğinden iş bu davanın ikame edildiğini, dava konusu alacakların, aralarında organik bağ bulunan davalılara müştereken ve müteselsilen ödetilmesine, müvekkilinin cari hesap alacağının bilirkişi marifetiyle güncel değerine ulaştırılarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle davalılardan tahsiline, tüm yargılama gider ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep edilen 01.01.2017 ve 31.12.2017 tarihlerini kapsayan cari hesap alacağının 532.630,74 TL olduğu açıkça beyan edilmiş olup, söz konusu meblağın faiziyle birlikte isteniyor olması, nihai miktarı belirlenemez ya da bilinemez kılmadığını, söz konusu faiz hesabının davacı yanca yapılmış olması gerekmekte olduğunu, faiz hesabının yapılmaması veya herhangi bir uzmanlık gerektirmeyen basit nitelikte bu işlemin yapılamıyor olması talep edilen miktarı belirsiz hale getirmeyeceğinden, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını bu nedenle dava harcının 532.630,74 TL üzerinden tamamlatılarak, kısmi dava olarak görülmesine karar verilmesi, davacının sırf diğer davalı’dan alacağını tahsil edememiş olmasından bahisle ve başkaca hiçbir hukuki mesnet olmamasına rağmen asıl borçlu şirket yerine tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanacağı iddiasıyla müvekkili şahsın borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkili davalının, diğer davalı şirketteki pay sahipliğinin 08/10/2018 tarihinde sona erdiğini, davacının iddiaları üzerine, 2017 yılı itibariyle davalı şirketten alacaklı olunduğu iddia edildiğine göre, müvekkilinin şirket ortaklığı sona erinceye 08/10/2018 tarihine kadar geçen yaklaşık 1 yıllık sürede yasal yollara başvurulabilineceğini, davacının, iddia etmiş olduğu alacakları için zamanında hareket etmediğini dolayısıyla alacağını asıl borçlu şirketten tahsil edilememesinin sorumluluğunu müvekkiline yükletilemeyeceğini, dava dilekçesinde yer alan, müvekkilinin ticari usulsüz terk ettiğine ilişkin beyanların asılsız olduğunu, müvekkilinin ... - ... ünvanıyla 17/10/2014 tarihinden itibaren faaliyette bulunduğunu, diğer davalı ... şirketinin ise yaklaşık 1 yıl sonra 2 ortaklı olarak kurulduğunu, dolayısıyla kuruluş aşamasında, davalı şirketin müvekkili dışında 1 ortağının daha olduğunu, hali hazırda bu şirketin başka bir ortakla devam ediyor olmasından bahisle davalı tarafların aynı tüzel kişilik olduklarından söz edilmesinin mümkün olamayacağını, müvekkilinin eskiden borçlu şirketin ortağı yada yetkilisi olmasının tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması için yeterli bir sebep olmadığını, alacak iddia edilen cari ilişkiden 3 yıl önce kurulan ve halen varlığını sürdüren müvekkiline ait şahıs şirketinin herhangi birinden mal kaçırmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin de bu yönde bir davranışının bulunmadığını, ayrıca davalı ...’den alacaklı olduğunu iddia eden dava dışı 3. kişilerce ...’ın ev adresinde yapılan icrai haciz işlemine karşı ...’ın açtığı ve istihkaklı haciz yapıldığını iddia ettiği dosyada mahkemenin davalılar arasındaki organik bağı kabul ederek hüküm kurmuş olmasının söz konusu kararın huzurdaki dava bakımından kesin delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, İcra Hukuk Mahkemelerinde görülmekte olan Usuli ve Dar kapsamlı yapılan bir yargılamanın neticesi olduğunu dolayısıyla sırf organik varlığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması için yeterli olmadığını, sırf organik bağın varlığı iddiasıyla müvekkilinin borçtan sorumlu tutulmasına yönelik iddiaları destekleyebilmek adına, davalıların elbirliğiyle alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıdığı iddia edilmesine karşın, bu mal kaçırma iddialarına ilişkin herhangi bir somut ve beyan sunulmadığını, talep edilen faiz oranına, faiz başlangıç tarihine ve iddia edilen alacağın günümüzdeki güncel değerin hesaplanmasına ilişkin talebe itiraz ettiklerini, iddia edilen alacaklara ilişkin hak düşürücü süre ve zamanaşımı hususları, ticari ilişkinin esasına göre belirleneceğinden, dava konusu alacak taleplerine ilişkin hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, yukarıda arz edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen nazara alınacak nedenlerle, huzurdaki davanın herhangi bir esas incelemesine girilmeden öncelikle ve ivedelikle usulden reddine, bunun mümkün olmaması halinde eksik harcın tamamlattırılması suretiyle huzurdaki davanın müvekkil davalı yönünden reddine, yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Tic.A.Ş.'ne usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Dava; Davalıların ..'in yapımını üstlendiği , bu işle ilgili olarak davacıyı elektrik işiyle ilgili taşeron olarak kullandıkları , işin ifa edilmesine rağmen davacı tarafça alacağın tahsil edilemediği belirtilerek cari hesap alacağını aralarında organik bağ bulunduğu iddiasıyla davalılardan tahsili istemiyle açılan alacak davasıdır.
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle ; davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu borçlu olarak ...Tic. A.ş gözükmesine rağmen esas borçlu ... olduğundan, davanın her iki davalıya birden ikame edildiği , davalı ... da davacının cari hesap alacağının borçlusu olduğu , taraflar aynı şirket olduğu,davacı ve davalı şirketler arasında TTK Madde 89 kapsamında cari hesap ilişkisi kurulduğu,davalıların bu ilişkiden doğan borçları bulunduğu belirtilerek cari hesap alacağının davalılardan tahsili istemiyle mahkememize iş bu davanın açıldığı ,
Mali Müşavir Bilirkişi tarafından hazırlanan 11/06/2024 tarihli raporda; Davacı ...’in defter ve beyan sunmaması nedeniyle, delilden vazgeçip vazgeçmediği hususunun Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davalı ...A.Ş. defter ve beyan sunmaması nedeniyle, delilden vazgeçip vazgeçmediği hususunun Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davalı ...’ın 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin defter kayıtlarında, Davacı ...’e ait borç alacak kaydına rastlanılmadığı, Davalı ...’ın 2017 yılında ...Tic.A.Ş.’nin finansmanı için toplamda 367.810,00 TL ödeme yaptığı bu ödemenin herhangi bir faturaya dayalı bir ödeme olmadığı, tamamiyle finansman amaçlı bir ödeme olduğu, dolayısıyla 2017 yılında Davalı ... ile Davalı ... Tic.A.Ş. arasında organik bir bağ olduğuna ilişkin kanaat oluştuğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden ve Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan gelen cevabi yazılarda, 03/07/2015 – 08/10/2018 tarihleri arasında ... Tic.A.Ş.’nin imza yetkilisinin müştereken ... ile ...’un olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 26/01/2025 tarihli ek raporda ise; davacı ...'in sonrasında da defterlerinin nerede inceleneceğine dair bir beyanda bulunmadığı, itiraz dilekçesinde de “Müvekkilin defterlerine şu an için erişimimiz olmadığından sunmamız mümkün olmamıştır” şeklinde bilgi verildiği, davacı tarafça, davaya dayanak oluşturabilecek, ... tarih ve ... sayılı fatura ibraz edilemediğinden, tek başına Muavin Defter dökümünden hareketle borç veya alacağın tespitinin yapılmasının tarafımca mümkün olmadığı, ayrıca defter ve beyan sunmaması nedeniyle, delilden vazgeçip vazgeçmediği hususunun Mahkemenizin takdirinde olduğu, davalı ...Tic.A.Ş. defter ve beyan sunmaması nedeniyle, delilden vazgeçip vazgeçmediği hususunun Mahkemenizin takdirinde olduğu, davalı ... ile ilgili kök raporda tespit edilen hususlar ve kanaate ilişkin, itiraz dilekçesinde, kanaatin değişmesini sağlayacak herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığından, kök raporda tespit edilen hususlar ve kanaatim geçerli olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller , alınan bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda ; davacının defterlerini mali müşavir bilirkişiye sunmadığı , davacı ...'in sonrasında da defterlerinin nerede inceleneceğine dair bir beyanda bulunmadığı, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de davacı vekilince “Müvekkilin defterlerine şu an için erişimimiz olmadığından sunmamız mümkün olmamıştır” şeklinde bilgi verildiği, davacı tarafça, davaya dayanak oluşturabilecek, ... tarih ve ... sayılı fatura ibraz edilemediğinden, tek başına Muavin Defter dökümünden hareketle borç veya alacağın tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, davalı ... İnş.San.ve Tic.A.Ş. defter ve beyan sunmadığı , davalı ...'ın 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin defter kayıtlarında, davacı ...'e ait borç alacak kaydına rastlanılmadığı, davalı ...'ın 2017 yılında ... Tic. A.Ş.'nin finansmanı için toplamda 367.810,00 TL ödeme yaptığı bu ödemenin herhangi bir faturaya dayalı bir ödeme olmadığı, tamamıyla finansman amaçlı bir ödeme olduğu, dolayısıyla 2017 yılında Davalı ... ile Davalı ...Tic.A.Ş. arasında organik bir bağ olduğuna ilişkin kanaat oluştuğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ve Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan gelen cevabi yazılarda 03/07/2015-08/10/2018 tarihleri arasında ...Tic.A.Ş.'nin imza yetkilisinin müştereken ... ile ...'un olduğu dosya kapsamına uygun hükme dayanak bilirkişi raporunda tespit edilmiş olmakla ; davacının ve davalı ... Tic. A.Ş nin verilen ihtaratlı kesin süre içerisinde defterlerini sunmadığı bu haliyle davacının ve davalı şirketin defter ibrazından vazgeçmiş sayıldığı , fatura ibraz edilemediğinden, tek başına Muavin Defter dökümünden hareketle borç veya alacağın tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, İspat kuralına ilişkin TMK.m.6 hükmüne göre: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür". HMK.m.190/1 hükmüne göre: "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir". Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Dolayısıyla anılan hükümler uyarınca ve dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ve tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacının alacak iddiasını ispata elverişli delil sunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:
1-)Davanın REDDİNE,
-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli maktu 615,40-TL red karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-)Arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı ... duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 100,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine,
5-)Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/vekiline iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı; diğer davalının / vekilinin yokluğunda; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2025
Katip ...
(E-imzalı)
Hakim ...
(E-imzalı)