T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/124 Esas
KARAR NO :2025/208
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/03/2019
KARAR TARİHİ:06/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ile davalı arasında yapılan 20.03.2018 tarihli sözleşmenin; davacının (bayinin) sözleşmede bahsi geçen ürünleri kendi tespit ettiği satış ve iskonto şartlarıyla davalıya (müşteriye) tedarik etmesine ve davalının da ürünleri davacından sözleşme ekinde belirtilen fiyat ile miktarda satın almasına ve davalının kendi tesislerinde bu ürünleri kullanmasına ilişkin olduğunu, taraflar arasında bahsi geçen sözleşmenin, Ürünler ve Satış Şartları başlıklı EK-2 Nolu bölümü “Davalı-Müşteri iş bu ekte liste halinde belirtilmiş olan ürünleri, yine belirtilmiş olan satış fiyatları ile vade üzerinden sözleşmeye uygun olarak davacı-bayiden satın almayı ve davacı-bayi de ürünleri iş bu ek ve sözleşmeye uygun olarak davalı-müşteriye tedarik etmeyi kabul, beyan ve taahüt eder.” şeklinde olduğunu, “Ek-1 gereğince taahhüt edilen miktar veya tutardaki üründen, davalı tarafından eksik sipariş edilen ve satın alınan miktar veya tutarda ürün sözleşme sonunda veya her mali yıl sonunda davacı tarafından davalıya fatura edilecek, davalı tarafından da davacıya ödenecektir. Ürünlerin faturası davacı tarafından davalıya teslim edilecek ve davalı tarafından fatura ödemesi fatura düzenleme tarihinden 60 gün sonra nakit olarak veya fatura tarihinden itibaren 60 gün vadeli çek ile yapılacaktır. Davalı tarafından çek davacıya faturanın davalıya teslim edilmesinden itibaren en geç 1 hafta içinde verilecektir.” şeklinde olduğunu, davalı ile davacı arasında açıklanan sözleşme hükümleri gereğince malların karşı tarafa teslim edildiğini ve malların bedellerinin karşı tarafa fatura edildiğini, davalı tarafın teslim aldığı malların bir kısmını ödediğini bir kısım bedellerini ise ödemediğini, sözleşmede yazan hükümlere uyulmadığı için karşı tarafa 75 gün üzeri ödemeler için vade farkı faturalarının kesildiğini, karşı tarafa e-fatura olarak gönderildiğini, karşı tarafın bu faturaları ticari defterlerine işleyip iade faturaları kestiğini, tekrar aynı faturaların karşı tarafa gönderildiğini, taraflar arasında ticari defter kayıtlarında mal satışları için kesilen fatura bedelleri yönünden kayıtların aynı olduğunu, sadece 75 gün üzeri ödemeler için yapılan ödemelere ilişkin kesilen vade farkı faturaları arasında fark olduğunu, sözleşme hükümlerinin açık olduğunu, davalı tarafın ödemesini geciktirdiğini, bu nedenle davalı aleyhine .... İcra Müd. ... E. say. dosyası ile 406.808,62-TL üzerinden C/H ‘da gözüken borç için icra takibine girişildiğini, davalının borca ve faize itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalı tarafın borcu kabul etmeyip itiraz ettiği halde 15.01.2019 tarihinde 50.000,00-TL ve 21.01.2019 tarihinde 75.000,00-TL ödediğini, sadece bu durumun bile davalının haksız olarak borca itiraz ettiğinin açık kanıtı olduğunu beyanla, davanın kabulü ile, davalının itirazını iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Vekiledeni şirketin dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde borcu bulunmadığını, takip dayanağı faturaları ödediğini, davacı tarafın iddiasının aksine ödenen bedellerin takip tarihi öncesi olduğunu bu bedellerin ödenmesiyle borcun sona erdiğini, işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunulduğunu, davacı tarafın talep ettiği faizin fahiş olduğunu, takip konusu edilen faturaya dayalı takip ve açılan davalarda; faturaya konu hizmetin verilip verilmediğini, fatura konusu hizmetin veriliş şeklini, sadece kargo ya da ... tarafından düzenlenen belgenin ibrazı yeterli olmayıp vekiledeni tarafça hizmetin ve faturaların teslim alındığını, alacaklının ispat etmesi gerektiğini, gerek icra dosyasına gerekse huzurdaki davaya bu yönde sunulan herhangi bir delil ve belge bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE:
Dava; ticari nitelikteki mal alım sözleşmesi uyarınca ödenmeyen fatura alacağı için girişilen takibe vaki itiraz üzerine İİK.m.67 uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında 20.03.2018 tarihli sözleşmeye göre, davacının (bayinin) sözleşmede bahsi geçen ürünleri kendi tespit ettiği satış ve iskonto şartlarıyla davalıya (müşteriye) tedarik etmesi ve davalının da ürünleri davacından sözleşme ekinde belirtilen fiyat ve miktarda satın alması gerektiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf takibe konu faturaların davalı tarafa tebliğ edilip edilmediği, faturalara konu malların teslim edilip edilmediği, faturaların ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise faturalara vade farkı uygulanıp uygulanmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizden verilen 12/11/2020 tarih ve ...kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 25/01/2024 tarih ve 2021/1511 Esas 2024/79 Kararı ile; "...HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen 20/03/2018 tarihli ürün tedarik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya tedarik edilen cari hesaba konu faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından bakiye cari hesap alacağının ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından vade farkı faturalarının kabul edilmemesi ve alacak hesabında icra takibinden sonra ancak itirazın iptali davasından önce yapılan ödemeler için TBK'nın 100. maddesinin dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3 maddesi uyarınca davalıya düzenlenen vade farkı faturalarının alacak hesabında dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüştür. Vade farkı istenebilmesi için, taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme hükmü veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen sözleşmede açıkça vade farkı talep edilebileceğine ve vade farkı oranına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, vade farkı ödeneceğine dair bir teamülün varlığı da kanıtlanamamıştır. Davacının düzenlemiş olduğu vade farkı faturaları da davalı tarafından davacıya iade edilmiştir. Davacı vekili tarafından vade farkı alacağı olarak dayanılan sözleşmenin 9.3 maddesindeki "İşbu sözleşme ve/veya mevzuat kapsamında Taraflardan herhangi birinin sorumluluğunda bulunan konulara ilişkin olarak diğer tarafın muhatap alınması halinde tüm talep ve ödemeler fer’ileriyle birlikte sorumlu olan tarafa rücu edilecektir." şeklindeki hükmünden de taraflar arasında vade farkı ödeneceği hususunda anlaşıldığı sonucunun çıkarılması mümkün değildir ve davacı tarafından vade farkı alacağı iddiası ispatlanamamıştır. Mahkemece bu husus dikkate alınarak vade farkı faturalarının davacı alacağından mahsup edilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili tarafından alacak hesabında icra takibinden sonra ancak itirazın iptali davasından önce yapılan ödemeler için TBK'nın 100. maddesinin dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Davalı borçlu tarafından 08/01/2019 tarihinde başlatılan icra takibinden sonra 15/01/2019 tarihinde 50.000,00 TL, 21/01/2019 tarihinde 75.000,00 TL davacı alacaklıya ödeme yapılmıştır. Takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur. Sonuç itibariyle, icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Yani, takipten sonra, ancak davadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.(HGK'nın 19.10.2011 gün ve 2011/532-640 E.K. Sayılı ilamı). Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalının icra takibinden sonra, ancak davadan önce yapmış olduğu ödemeler nazara alınarak davacının 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca ne miktar bakımından hukuki yararının bulunduğu tartışılıp, değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar vermek gerekir.(Yargıtay 11. HD.nin 11.03.2015 tarih,2014/17299E, 2015/3353K Sayılı İlamı) Bu kapsamda öncelikle, takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına, takip tarihinden sonra ,takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edildiğine göre, ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacaktan,TBK.nun 100 maddesi gereği kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan düşülerek, davacının itirazın iptali davası açmakta ne miktar bakımından hukuki yararının bulunduğunun tespiti gerekecektir. Ancak Mahkemece TBK'nın 100. maddesi dikkate alınmaksızın davalı borçlu tarafından icra takibinden sonra itirazın iptali davasından önce yapılan ödemeler doğrudan asıl alacaktan mahsup edilmek suretiyle hüküm kurulması isabetli olmamış ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davacı vekilinin diğer sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerektiği..." kanaati ile dosya mahkememize gönderilerek işbu esasa kaydedilmiştir.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia, savunma ve istinaf bozma ilamı doğrultusunda ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmekle; bilirkişiler heyetinden alınan 28/08/2024 havale tarihli raporlarında: ''...Tüm inceleme, tespit ve değerlendirmeler ışığında ve rapor içerisinde açıklanan nedenlerle;
İncelemeye sunulan davacı şirketi ait 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının yasal süresi içinde yapıldığı, bu anlamda defterlerin usulüne uygun tutulduğu;
İstanbul BAM.13.Hukuk Dairesinin 2021/1511-2024/79 sayılı 25.01.2024 tarihli kararında da benimsendiği üzere, davacı tarafından vade farkı alacağı iddiası ispatlanamadığından vade farkı faturalarının davacı alacağından mahsup edilmesi gerekeceği; 08.01.2019 takip tarihi itibariyle 406.880,62-TL-59.113,32-TL - 347.767,30-TL. alacak olduğu;
Takip tarihi itibariyle tespit edilen alacak tutarına, takip tarihinden sonra, takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edildiğine göre, ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacaktan TBK.100.maddesi gereği kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan düşüldüğünde davacının 15.03.2019 dava tarihi itibariyle 269.793,24-TL. bakiye alacağının bulunduğu, güncel hesabın dosyanın infazında icra müdürlüğünce yapılması gerekeceği..." kanaati bildirilmiş;
Taraf vekillerinin itirazları gerekçeli olarak ve denetime elverişli biçimde karşılanması için dosyanın yeniden ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş; bilirkişi heyetinin 09/12/2024 tarihli 2. Ek raporları ile; "...İstanbul BAM. 13. Hukuk Dairesinin 2021/1511-2024/79 sayılı 25.01.2024 tarihli kararında da benimsendiği üzere, davacı tarafından vade farkı alacağı iddiası ispatlanamadığından vade farkı faturalarının davacı alacağından mahsup edilmesi gerekeceği; 08.01.2019 takip tarihi itibariyle 406.880,62-TL-59.113,32-TL < 347.767,30-TL. alacak olduğu;
Yapılan incelemeler kök ve ek raporumuzda BAM 13. Hukuk Dairesinin 2021/1511-2024/79 sayılı 25.01.2024 tarihli kararı ile buna dayalı mahkeme görevlendirme kararlarında yer alan hususlarla sınırlı olup, davalı yan itirazları bu kapsam dışında kaldığından, ayrıca değerlendirilmemiş olup, takdirin mahkemeye ait olduğu,
492 sayılı Harçlar Yasasına ekli 1 nolu Tarifenin İcra/İflas Harçları B bölümünün 1-3 maddesindeki tahsil harcı ancak ödeme emrinin tebliğinden sonraki işlemlerden alınacağından, 50.000,00-TL ile 75.000,00-TL. harici ödemelere - tahsil harcı alınmayacağı yasanın amir hükmüne uygun yapılmış olması sebebiyle kök raporumuzdaki harç hesaplamasında hata bulunmadığı; gerek Mahkemenizce gerekse de BAM. kararlarında asine bir hüküm bulunmadığı; yargı kararlarında takip sonrası ancak ödeme emri tebliğinden önce yapılan harici ödemelerle ilgili TBK.100.m.göre hesaplama yapılması gerektiğinin belirlendiği, kök raporumuzdaki hesaplamanın TBK.100.maddesine uygun olduğu;
Takip tarihi itibariyle tespit edilen alacak tutarına, takip tarihinden sonra, takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edildiğine göre, ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacaktan TBK.100.maddesi gereği kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan düşüldüğünde davacının 15.03.2019 dava tarihi itibariyle 269.793,24-TL. bakiye alacağının bulunduğu; güncel hesabın dosyanın infazında icra müdürlüğünce yapılması gerekeceği yönündeki kanaatimizde bir değişiklik olmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre; İstinaf makemesi kararında da belirtildiği üzere, öncelikle takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına, takip tarihinden sonra, takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edildiğine göre, ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacaktan, TBK.nun 100 maddesi gereği kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan düşülerek, davacının itirazın iptali davası açmakta ne miktar bakımından hukuki yararının bulunduğunun tespiti gerektiği, bu kapsamda alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi takip tarihi itibariyle tespit edilen alacak tutarına, takip tarihinden sonra, takip ile birlikte temerrüdün başlayacağı kabul edildiğine göre, ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacaktan TBK.100.maddesi gereği kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan düşüldüğünde davacının 15.03.2019 dava tarihi itibariyle 269.793,24-TL. bakiye alacağının bulunduğu, güncel hesabın dosyanın infazında icra müdürlüğünce yapılması gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile, davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, bakiye 269.793,24-TL. asıl alacak üzerinden, takip talebindeki diğer koşullarla takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kısmi ödemenin dava tarihinden önce ancak takipten sonra yapıldığı anlaşıldığından takip tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarı 347.767,30-TL üzerinden hesaplanan %20 icra tazminatı olan 69.553,46-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, icra harç ve giderleri ile icra vekalet hesabında 347.767,30-TL'nin esas alınmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, bakiye 269.793,24-TL. asıl alacak üzerinden, takip talebindeki diğer koşullarla takibin DEVAMINA,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Kısmi ödemenin dava tarihinden önce ancak takipten sonra yapıldığı anlaşıldığından takip tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarı 347.767,30-TL üzerinden hesaplanan %20 icra tazminatı olan 69.553,46-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, icra harç ve giderleri ile icra vekalet hesabında 347.767,30-TL'nin esas alınmasına,
3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 18.429,57-TL harçtan peşin alınan 4.914,11-TL, mahsubu ile bakiye 13.545,46-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacıdan tahsil edilen 4.914,11 -TL harç, 44,40 -TL başvurma harcı, 6,40 -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.964,91-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 245,00 -TL davetiye gideri 11.850,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.095,00 -TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 8.019,91-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 31,50 -TL davetiye giderinin davanın red ve kabul oranına göre 10,61 -TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 43.166,92-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Davacı vekilinin ve yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ..
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır