T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/127 Esas
KARAR NO:2025/155
DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/02/2018
KARAR TARİHİ:19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesince özetle; davacı ile davalılar arasında 03.04.2014 tarihine acentelik sözleşmesi imzalandığını, aracılık ilişkisinin devamı sırasında 27.04.2015 ve 13.07.2016 tarihlerinde de aracılık sözleşmeleri imzalandığını, işlemin fesih tarihine kadar taraflar arasındaki ilişkinin fasılasız olarak devam ettiğini, davalı tarafından 03.10.2017 tarihince ....Noterliğinden keşide ettiği ihtarname ile herhangi bir neden göstermeden sözleşmeyi feshinin ihbar edildiğinin ihtar olunduğunu, sözleşmenin feshinin haksız oluşuncan ötürü TTK md.122 ye istinaden denkleştirme tazminatı talep etme hakkının doğduğu belirterek şimdilik 50.000,00-TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13.07.2016 tarihinde imza altına alınan süresiz bir acentelik sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin 12.maddesine göre taraflardan herhangi birinin 3 ay önceden haber vermek suretiyle sözleşmenin feshini talep edebileceğini, müvekkilinin de bu şekilde yaparak ....Noterliğinden 03.10.2017 tarihinde ... yevmiye no ile ihtarname keşide ederek sözleşmeyi feshettiğini, sözleşme feshinin sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, herhangi bir haksızlığın bulunmadığını, davacının tazminat talebinin olamayacağını, davanın haksız açıldığını reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı talebine ilişkin alacak davasıdır.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında alınan;
Sigorta alanında uzman bilirkişi ..., sözleşmeler alanında uzman bilirkişi ... ve mali müşavir bilirkişi ...'tan oluşan heyetinin düzenlediği 28/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; her iki yanın incelenen defterlerinin TTK ve ayrıca HMK md. 222 hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacının, 03/04/2014 tarihinden başlamak üzere 03/10/2017'den itibaren üç aylık ürenin sonuna kadar davalı şirketin acenteliğini yaptığı, belirsiz süre için yapılan acentelik sözleşmelerini taraflardan her irinin üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebileceği, ayrıca sözleşmenin haklı nedenlerle her zaman feshedilebileceği, sözleşmenin feshine ilişkin haklı sebeplerin acentelik sözleşmesinde açıklanacağı, sigorta şirketinin sözleşmede yer almayan bir hususu haklı sebep olarak dayanak gösteremeyeceği, ayrıca acentenin de dengeli portföy yapmaya özen gösterme yükümlülüğünün bulunduğu, 5684 Sayılı Kanunun 23/16.maddesinde sigorta ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentesi sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve hakkaniyetin gerektirmesi halinde acentenin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceğinin düzenlendiği, TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü'nce hasar prim oranının yüksekliği veya üretim yetersizliği nedeniyle sigorta şirketi tarafından acentelik sözleşmesinin feshi durumunun acentenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması kapsamında değerlendirilmesinin acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete aykırı olacağının değerlendirildiği, 6102 Sayılı TTK'nın 121.maddesi uyarınca acentelik sözleşmeleri açısından haklı nedenlerle feshin mevzuata aykırılık ile acentenin kusurunun bulunması hallerini kapsadığının düşünüldüğü, dava konusu talep hakkında yapılan değerlendirmede, davalı sigorta şirketinin fesih sebebinin davacı acenteden gerekli verimi alamamaları, son dönemlerde prim üretiminin azalması, hasar/prim oranının %98 olması olduğunun bildirildiği, ancak acentelik sözleşmesinde davalının dayandığı fesih sebebinin Derhal (haklı) fesih nedenleri arasında sayılmadığı ve böylece davalı sigorta şirketinin feshinin haklı nedene dayanmadığı, davalı Sigorta Şirketinin Davacının sigorta acenteliğini haklı neden göstermeksizin fesih etmiş bulunduğu, esasen 3 aylık ihbar süresi ile ilgili olarak TTK. md. 121 /I hükmünde düzenleme bulunduğu, ancak bu durumun davacının başkaca tazminat istemesine olanak verse de, onun denkleştirme isteminde bulunmasının önünde engel teşkil etmediğinin düşünüldüğü, davacının portföy (denkleştirme) tazminatı talebine hakkı olduğunun değerlendirildiği, ancak bu tazminat tutarının tespiti için davacının acenteliğinin fesihten sonra hangi müşterilerini kaybettiği ve hangi müşterilerinin davalı Sigorta Şirketinde kalarak sigorta yaptırmaya devam ettiği ve bu nedenle de davalı Sigorta Şirketinin bu sayede menfaat elde ettiği yönünde delil sunulması gerektiği tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinin 08/05/2019 tarihli ek raporunda özetle; Davacı Sigorta Acentesinin davalı Sigorta Şirketinden portföy tazminatı talep edebilmesi için, Davacı acentenin davalı Sigorta Şirketi adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalı Sigorta Şirketinin Davacı acentenin portföyünden ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususlarının tespiti gerektiği, davacının kök rapora itirazında belirttiği gibi sadece çalışma süresince düzenlenmiş olan poliçelerden dolayı elde edilen komisyonu alarak hesaplama yapmanın, sigortacılık uygulaması ve buna ilişkin mevzuatın mahiyeti itibariyle mümkün olmadığı, bu anlamda bir hesaplama yapılmasında gözetilmek gereken unsurlardan birinin de, mevzuattaki "özel hüküm mahiyetindeki" düzenleme icabı, davacı Acentenin temin etmiş olduğu müşterilerin davacının acenteliğinin feshinden sonra Davalı Sigorta Şirketinde kalarak poliçelerini düzenlemeye devam etmeleri gereği olarak göründüğü, Türkiye'de sigorta müşterileri genellikle acentelerini takip ederek acentesinin hangi sigorta şirketi ile çalışması halinde o sigorta şirketinden poliçelerini düzenlemeye devam ettiği, bu da acentenin müşteri kaybına yol açmamakta sigorta şirketi de acentesinin acentelik sözleşmesini fesih etmesinden sonra bu müşterileri kaybetmekte ve bu müşterilerden dolayı da menfaat elde edemediği, davacının belirtilen eksiklikleri gidermesi halinde bir hesaplama yapılabileceği tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinin 07/09/2020 tarihli ikinci ek raporunda özetle; Kök raporda belirtildiği üzere mealen davalı sigorta şirketinin davacının sigorta acenteliğini haklı neden göstermeksizin fesh etmiş bulunduğu, davaya karşı vermiş olduğu cevaptaki hususların ise hakkı neden teşkil etmediği, esasen üç aylık ihbar süresi ile ilgili olarak TTK. Md. 121/1 hükmünde düzenleme bulunduğu ancak bu durumun davacının başkaca tazminat istemesine olarak verse de denkleştirme isteminde bulunmasının önünde engel teşkil etmediğinin düşünüldüğü, ancak bu konuda asli ve nihai takdir makamının yüce Mahkemeye ait olduğu, asli takdir sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla, davacının portföy (denkleştirme) tazminatı talebine hakkı olduğunun değerlendirilmesinin mümkün olabileceği görüşüne varıldığı, davacı yan tarafından 202 sahifelik ekler ile, davacının davalı tarafa kazandırdığı yeni poliçe, müşteri çevresi, davalıya kazandırdığı menfaatler ile ilgili verilerin sunulduğu, hesaplamanın buna göre yapıldığı ancak bu verilerin üzerinden tek tek inceleme yapılmasının işlemsel zorluğu karşısında, işbu verilerin tek tek işlenip hesaplama yapılmasının mümkün gözükmediği, bu sebeple hesaplama yöntemi olarak geçmiş yıllarda gerçekleşen komisyon tutarlarının ortalaması üzerinden bir hesaplama yapılarak takdire sunulacağı, 2014 yılı komisyon tutarının 23.526,08 TL, 2015 yılı komisyon tutarının 161.558,34 TL, 2016 yılı komisyon tutarının 255.037,51 TL, 2017 yılı komisyon tutarının 168.147,58 TL olmak üzere toplam 608.269,51 TL olduğu, iptali olan poliçeler komisyonunun 2.319,00 TL, net tutarın 605.950,51 TL tutarlı komisyon tahsilatı yapıldığı, denkleştirme tazminatı hesaplamasında TTK. 122.1/2 maddesinde denkleştirme tazminatı davacının mevzuatın "son beş yıllık faaliyet sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz” hükmü gereğince davacının 2014-2017 yılları arasında elde ettiği, net komisyonların fiilen çalışma süresi ortalaması üzerinden hesaplanması gerektiği, yapılan hesaplamanın, Denkleştirme Teminatı Hesabı adı altında 03/04/2014 sözleşme tarihi, 03/10/2017 fesih tarihi, 1279 çalışılan gün sayısı, 3,50 yıllık ortalama (1.279/365), 172.925,67 hesaplanan denkleştirme tazminatı olarak hesaplandığını, HMK. Md. 282 hükmü gereği bilirkişi görüşü ile bağlı olmamakla dosyadaki delilerle doğrudan temasına bağlı olarak tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta muhtar olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
MAhkememizin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, "...Taraflar arasında 03/04/2014 tarihli Sigorta Aracılık Sözleşmesi, akabinde 27/04/2015 tarihli ve 13/07/2016 tarihli acentelik sözleşmelerinin imzalandığı, bu sözleşme ile davacının 03/04/2014 tarihinden başlamak üzere, sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen ....Noterliğinin 03/10/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile feshedildiği tarihe kadar acentelik hizmeti yerine getirdiği, Davacı taraf sözleşmenin feshinin haksız olduğundan bahisle TTK122.maddeye dayalı olarak şimdilik 50.000,00-TL denkleştirme tazminatı talep ettiği, davalı taraf sözleşme feshinin sözleşmeye uygun olarak yapıldığı ve herhangi bir haksızlığın bulunmadığı, bu nedenle davacının tazminat talebinin olamayacağı savunmasıyla davanın reddini talep ettiği, dosya kapsamı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davalının dayandığı fesih sebebi, acentelik sözleşmesinde Derhal (haklı) fesih nedenleri arasında sayılmadığından davalı sigorta şirketinin feshinin haklı nedene dayanmadığı, davalı Sigorta Şirketinin Davacının sigorta acenteliğini haklı neden göstermeksizin feshettiği anlaşılmakta, ayrıca 3 aylık ihbar süresi ile ilgili olarak TTK. md. 121 /I hükmünde bulunan düzenleme denkleştirme isteminde bulunmasına engel teşkil etmediğinden, davalının haksız feshinden dolayı davacının tazminat talep etme hakkı olduğunun değerlendirildiği, Portföy tazminatı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16 maddesinde düzenlenmiş olup, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi acentesinin portföyü sayesinde önemli çıkarlar elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa acente sigorta şirketinden tazminat isteyebilir. Somut olayda, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanmadığı tespit edildiğinden ve sözleşmenin davacının kusuru ile sona erdirildiği ispatlanamadığından davacının denkleştirme tazminatına hak kazandığının kabul edildiği ve bilirkişi heyetinin 07/09/2020 tarihli ikinci ek raporunda denkleştirme tazminatı 172.925,67-TL olarak hesaplandığı..." gerekçesiyle 24/02/2021 tarihinde ... Karar nolu ilamı ile Davanın kabulüne, 172.925,67-TL denkleştirme (portföy) tazminatının dava tarihi olan 23/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkememizin ... esas ... karar sayılı kararının davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine dosya istinaf incelemesi için İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD 25/01/2024 tarih 2021/1658 Esas 2024/49 Karar sayılı ilamında özetle; "Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca acentelik sözleşmesinin haksız şekilde feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı talebine ilişkindir.
Davacı, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin, davalı yanca haksız şekilde feshedildiğini iddia ederek sözleşmenin haksız feshi nedeniyle denkleştirme tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, davalı taraf sözleşmenin 3 aylık fesih ihbar süresine uyularak ve davacıdan istenilen verimin alınamaması, davacının prim üretimini azaltması, yeterli performans göstermemesi nedeniyle feshedildiğini, tazminat talep edilemeyeceğini, tazminatın diğer koşullarının da oluşmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
HMK'nın 193. maddesinde delil sözleşmesi düzenlenmiş olup, ikinci fıkrasında taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Somut dosyada, niteliği itibariyle davayı aydınlatacak en önemli delilin ticari defter ve kayıtlar olması ve bu noktada her iki tarafın ticari defterleri ile kayıtlarının birlikte incelenmesi gerektiğinden Mahkemece, acentelik sözleşmesinin 22. maddesinde yer alan delil anlaşması dikkate alınmaksızın inceleme yapılmış olması açıklanan yasal düzenlemeye uygundur. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, uyuşmazlığın aydınlatılması için zorunlu olması halinde Mahkemenin taraflardan delil göstermesini istemesi mümkündür. Bu kapsamda Mahkemece davacı tarafa, bilirkişi raporunda uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için incelenmesi gerektiği belirtilen ve dosya kapsamında bulunmayan ancak ticari defterlerle bağlantılı olan kayıtların sunulması için süre verilmesi ve bu sunulan kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Acentelik sözleşmesinin feshi ile ilgili olarak 6207 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 121/1. maddesi "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir." düzenlemesini haizdir. Buna göre, taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi halinde acentenin denkleştirme tazminatı talep hakkı düşmez ancak sigortacı haklı nedenle sözleşmeyi feshetmiş ve haklı neden teşkil eden durum acentenin kusurundan kaynaklanmış ise, acentenin tazminat talep hakkı düşer.
TTK'nın 122. maddesinde;" sigortacının acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi", denkleştirme tazminatı şartı olarak kabul edilmiş ve hükmedilecek tazminatın üst sınırı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması olarak belirlenmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi hükmüne göre ise, sigorta acentesinin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için; "sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması" gerekir. Bu noktada Sigortacılık Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, acentenin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmiş olması yeterli olmayıp, acente tarafından kazandırılan yeni müşteriler( portföy) sayesinde sigorta şirketinin fesihten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, kendisi tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özelliklerine göre hakkaniyetin acenteye tazminat ödenmesini gerektirmesi aranacak diğer koşullardır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasında 13.07.2016 tarihli acentelik sözleşmesinin imzalandığı ve sözleşmenin davalı tarafça 03.10.2017 tarihli Noter ihtarnamesi ile herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin üç ay sonra hüküm ifade etmek üzere feshedildiği anlaşılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesinde davacı acentenin sözleşmesinin istenilen performansı göstermemesi, prim üretimini azaltması nedeniyle haklı olarak feshedildiğini iddia etmiş ise de, davacı acente ile aralarında yıllık veya sözleşme süresi itibariyle belirlenmiş bir üretim hedefi olduğuna ve davacı acentenin bu hedeflere uymadığına dair bir delil sunmamıştır. Sözleşmenin haklı sebeple feshini düzenleyen maddesinde de bu durum bir fesih sebebi olarak sayılmamıştır. Dolayısıyla sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini ispat yükü kendisinde olan ve bu durumu ispat edemeyen davalı tarafın bu hususa yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir.
Bununla birlikte, Mahkemece sözleşmenin feshinin haksız olduğu kabulünden sonra, denkleştirme tazminatı talebinin kabulü yönünden yapılan değerlendirmeye bilirkişi 2. ek raporunun esas alındığı, bilirkişi 2. ek raporunda davacı acentenin, sözleşmenin başından feshine kadar geçen sürede gerçekleştirdiği üretim ve kazandığı komisyon tutarının ortalamasının belirlendiği, bunun dışında raporda denkleştirme tazminatının diğer şartları yönünden yapılacak değerlendirmeye esas olarak; davacının hangi branşlarda üretim yaptığı, müşterilerinin kim olduğu, sözleşmenin başlangıcından itibaren tespit edilen branşlardaki üretiminin davalı açısından yeni bir müşteri portföyü olup olmadığı, sözleşmenin feshinden sonra poliçesini yenileyen müşterilerin hangi müşteriler olduğu, davacının portföyünde sayılıp sayılmayacakları, yenilenen poliçelerin hangi branşlarda olduğuna yönelik bir incelemenin bulunmadığı, Mahkemece de kararda denkleştirme tazminatının yukarıda sayılan diğer koşulları yönünden bir değerlendirme yapılmadığı gibi, acentenin son beş yıllık üretimi sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması hükmedilecek tazminatın üst sınırı iken, ne sebeple üst sınırdan tazminata hükmedildiğinin de açıklanmadığı, bu şekilde eksik inceleme ve araştırma neticesinde usul ve yasaya aykırı şekilde karar verildiği, davalı vekilinin bu husustaki istinaf sebeplerinin haklı olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarını düzenleyen heyetten veya yeni bir bilirkişi heyetinden, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde yapılacak incelemeye göre; davacı acentenin, acentelik süresince davalı adına düzenlediği poliçelerin türlerinin, sürelerinin, hangi müşteriler ile yapıldıklarının ve bu minvalde davacı acentenin kendi gayreti ile davalıya kazandırdığı müşteri portföyünün, davalının acentelik ilişkisinin sona erdiği tarihten dava tarihine kadar davacı acentenin kazandırdığı hangi müşterilerin, hangi türde poliçelerinin yenilenmesi nedeniyle ne kadar net prim elde ettiğinin, önemli bir menfaat elde edip etmediğinin, davacı acentenin sözleşmenin feshinden sonra bu müşteriler nedeniyle uğradığı ücret kaybının tespiti ve davacı acentenin talep edebileceği tazminatın üst sınırının belirlenmesi konusunda rapor alınması, alınacak rapor ile birlikte denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için gereken diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, davacı acentenin tek firma-çok firma acentesi olup olmadığı, ücret kaybı, yenilenen poliçelerin süresi, türü, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin süresi gibi hususlar tartışılarak tazminat ödenmesinin hakkaniyet gereği olup olmadığının ve davacının talep edebileceği tazminat miktarının hangi bedelden oluştuğunun tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir..." gerekçesi ile Mahkememizin ... esas ... karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilen dosyanın Mahkememize tevzi edildiği ve Mahkememizin 2024/127 esas sırasına kaydedildiği görülmüştür.
BAM kaldırma ilamı üzerine dosya kapsamı, toplanan deliller, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Sigorta alanında uzman ..., Ticaret/ Borçlar Hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı ... ve Mali Müşavir ...'dan oluşan heyetinin düzenlediği 25/08/2024 tarihli raporda özetle; tüm delillerin hukuki münakaşası, her türlü hukuki tavsif, tarafların, masraf, vekalet ücreti ve benzeri diğer
istemleri ile İİK Md. 67/2 kapsamına giren taleplerin takdiri ve nihai kararı tamamıyla Mahkemeye ait olmak üzere;
Mahkemece verilen görev çerçevesinde, dosya içeriğinin, dosya incelemesi kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda yukarıda açıklanan nedenlerle; Taraflar arasında yapılan Acentelik Sözleşmesi dahilinde, davacı acentenin Özen Yükümlülüğü, Porföy Geliştirme Borcu ve haklı fesih maddelerinden herhangi birini ihlal ettiğinin dava dosyasında bulunan belgeler ve beyanlar dahilinde kanıtlanmadığının, başka bir değişle haklı fesih şartlarının oluşmadığının takdir ve hukuki münakaşası Mahkemeye at olmak üzere; Mahkemece davacı/acentenin sözleşmeye aykırı davranışları olmamasına rağmen sözleşmenin davalı/acentelik veren tarafından feshedildiği ve dolayısıyla da “haksız olarak feshedildiği” BAM kararında belirtilmiş olmakla; özetle; 16/04/2014-18/01/2018 tarihleri arasında toplam portföyün 4 yıllık üretim toplamında; Siyah ile verilenler; Oto kaza Branşı- ZMMS/ Trafik ve Kasko Poliçeleri; %82,57’si, Mavi ile verilenler; Oto Kaza ile birlikte verilen ve Oto kaza dışı branş üretimleri; % 5,58'i, Yeşil ile verilenler; muhtelif branşlar ancak yenilenmeyen (adetler dikkate alındığında); % 0,45’i, Kırmızı ile verilenler; yangın branşı, yenilenmesi halinde kar getirebilecekler; % 11,40’ı olduğu, Davalı Sigorta Şirketinin haksız menfaat edip etmediğinin tespiti için oto kaza- oto dışı kaza ve yenilenmeyen/ münferiden yapılan poliçeler dışında, reasürörüs bulunan ve tazminat ödenmiş olsa da rücu kabiliyeti de olan sözleşmelerin son bir yıl içindeki üretimlerinin incelenmesi gerektiği, davacı vekilinin 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde beyan olarak ve 202 sahife şeklinde uyaptan dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde; Yabancılara yapılan sağlık sigortalarının (SAĞ) ... Sigorta’dan başka bir acenteden düzenlendiği, davacı sigorta şirketinin davalı ... Sigorta A.Ş. den düzenlediği sağlık sigortasının olmadığı, ... Pazarlamaya yapılan ISY poliçesinin ... Sigorta’dan başka bir acenteden düzenlendiği, Son 1 yıla ait üretim listelerinde bulunan ve yukarıda dökümü verilen DASK poliçelerinin beraberinde Yangın/ paket poliçeleri üretimlerinin bulunmadığı, listelerde yangın poliçesinin bulunmadığı, Kasko poliçelerinde ise; davacı tarafın aynı zamanda acentesi olduğu ... Sigorta A.Ş. ... Sigorta A.Ş. ... A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.’ye de kendi portföyünü kaydırdığı, kendi acenteliğinden üretim yapmaya devam ettiği, elbette bazı müşterilerin poliçelerini yenilemedikleri, bazı araçların satıldığı ve bazı müşterilerin de ki birkaç tanedir başka acenteye gittikleri/ sigortacılarını değiştirdikleri, Kalan tüm portföyün ise trafik poliçesi olduğu, Dask poliçesi toplamı incelendiğinde toplam üretimin 9.720,34 TL olduğu, acentenin bu poliçelerden toplam 1.454,70 TL kazanç elde ettiği, zorunlu poliçe olması nedeni ile sadık müşteri olarak kabul edilemeyeceği, Davalının acentelik ilişkisinin sona erdiği tarihten sonra 1 yıl içerisinde davacının portföyünden, davalı sigorta şirketine sadece 2 adet poliçe ile değişik türde poliçenin yenilendiği ve bu yenilenmeden davalı ... sigortanın 1.227,00 TL, davacının ise bundan 123,00 TL net prim elde edeceği, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu belgelerden yukarıda ayrıntılı olarak incelenmiş olmakla, davalı sigorta şirketinin menfaat elde ettiğinden söz edilemeyeceği görülmüş olup, hukuki takdirin elbette Mahkemeye ait olduğu, bu bağlamda; aşağıda her ne kadar acentenin faaliyeti süresince yapmış olduğu üretim ve komisyon tutarlarının aritmetik ortalaması hesaplanmış ise de – portföy tazminatı talebine yönelik davalı sigorta şirketinin bir menfaatinin bulunmadığı görülmekle, davacının talep etmiş olduğu denkleştirme ile portföy tazminatına hak kazandığından söz edilemeyeceği hususları tespit ve rapor edilmiştir.
Sigorta alanında uzman ..., Ticaret/ Borçlar Hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı ... ve Mali Müşavir ...'dan oluşan heyetinin düzenlediği 25/11/2024 tarihli ek raporda özetle; tüm delillerin hukuki münakaşası, her türlü hukuki tavsif, tarafların, masraf, vekalet ücreti ve benzeri diğer istemleri ile İİK Md. 67/2 kapsamına giren taleplerin takdiri ve nihai kararı tamamıyla Mahkemeye ait olmak üzere dosya içeriğinin, dosya incelemesi kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda yukarıda açıklanan nedenlerle; kök rapora sadık kalınarak taraflar arasında yapılan Acentelik Sözleşmesi dahilinde, davacı acentenin Özen Yükümlülüğü, Porföy Geliştirme Borcu ve haklı fesih maddelerinden herhangi birini ihlal ettiğinin dava dosyasında bulunan belgeler ve beyanlar dahilinde kanıtlanmadığının, başka bir değişle haklı fesih şartlarının oluşmadığının takdir ve hukuki münakaşası Mahkemeye at olmak üzere;
Mahkemece davacı/acentenin sözleşmeye aykırı davranışları olmamasına rağmen sözleşmenin davalı/acentelik veren tarafından feshedildiği ve dolayısıyla da “haksız olarak feshedildiği” BAM kararında belirtilmiş olmakla; özetle; 16/04/2014-18/01/2018 tarihleri arasında toplam portföyün 4 yıllık üretim toplamında; Siyah ile verilenler; Oto kaza Branşı- ZMMS/ Trafik ve Kasko Poliçeleri; %82,57’si, Mavi ile verilenler; Oto Kaza ile birlikte verilen ve Oto kaza dışı branş üretimleri; %5,58 ‘i, Yeşil ile verilenler; muhtelif branşlar ancak yenilenmeyen (adetler dikkate alındığında); %0,45’i, Kırmızı ile verilenler; yangın branşı, yenilenmesi halinde kar getirebilecekler; % 11,40’ı olduğu, Davalı Sigorta Şirketinin haksız menfaat edip etmediğinin tespiti için oto kaza- oto dışı kaza ve yenilenmeyen/ münferiden yapılan poliçeler dışında, reasürörüs bulunan ve tazminat ödenmiş olsa da rücu kabiliyeti de olan sözleşmelerin son bir yıl içindeki üretimlerinin incelenmesi gerektiği, davacı vekilinin 27.02.2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde beyan olarak ve 202 sahife şeklinde uyaptan dosyaya sunulan belgeler İncelendiğinde; Yabancılara yapılan sağlık sigortalarının (SAĞ) ... Sigorta’dan başka bir acenteden düzenlendiği, davacı sigorta şirketinin davalı ... Sigorta A.Ş. den düzenlediği sağlık sigortasının olmadığı, ... Pazarlamaya yapılan ISY poliçesinin ... Sigorta’dan başka bir acenteden düzenlendiği, Son 1 yıla ait üretim listelerinde bulunan ve yukarıda dökümü verilen DASK poliçelerinin beraberinde Yangın/ paket poliçeleri üretimlerinin bulunmadığı, listelerde yangın poliçesinin bulunmadığı, Kasko poliçelerinde ise; davacı tarafın aynı zamanda acentesi olduğu ... Sigorta A.Ş. ... Sigorta A.Ş. ... A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.’ye de kendi portföyünü kaydırdığı, kendi acenteliğinden üretim yapmaya devam ettiği, elbette bazı müşterilerin poliçelerini yenilemedikleri, bazı araçların satıldığı ve bazı müşterilerin de ki birkaç tanedir başka acenteye gittikleri / sigortacılarını değiştirdikleri, Kalan tüm portföyün ise trafik poliçesi olduğu, Dask poliçesi toplamı incelendiğinde toplam üretimin 9.720,34 TL olduğu, acentenin bu poliçelerden Toplam 1.454,70 TL kazanç elde ettiği, zorunlu poliçe olması nedeni ile sadık müşteri olarak kabul edilemeyeceği, Davalının acentelik ilişkisinin sona erdiği tarihten sonra 1 yıl içerisinde davacının portföyünden, davalı sigorta şirketine sadece 2 adet poliçe ile değişik türde poliçenin yenilendiği ve bu yenilenmeden davalı ... sigortanın 1.227,00-TL, davacının ise bundan 123,00-TL net prim elde edeceği, Davacının dava dosyasına sunmuş olduğu belgelerden yukarıda ayrıntılı olarak incelenmiş olmakla, davalı sigorta şirketinin menfaat elde ettiğinden söz edilemeyeceği görülmüş olup, hukuki takdirin Mahkemeye ait olduğu, bu bağlamda; aşağıda her ne kadar acentenin faaliyeti süresince yapmış olduğu üretim ve komisyon tutarlarının aritmetik ortalaması hesaplanmış ise de portföy tazminatı talebine yönelik davalı sigorta şirketinin bir menfaatinin bulunmadığı görülmekle, davacının talep etmiş olduğu denkleştirme ile portföy tazminatına hak kazandığından söz edilemeyeceği hususları tespit ve rapor edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikti incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Davacı taraf iddiasında, taraflar arasında 03/04/2014 tarihli sözleşme ile başlayan ve devamında 27/04/2015 ve 13/07/2016 tarihli sözleşmelerle aralıksız sürdürülen acentelik sözleşmeleri akdedildiği ve bu sözleşmeler ile davacının davalı adına poliçe düzenleme yetkisi aldığını, sözleşme ilişkisi devam ederken davalı tarafça 03/10/2017 tarihli ihtarname ile herhangi bir sebep gösterilmeksizin feshedildiğini ve 18/01/2018 tarihli azilname ile tüm yetkilerinden azledildiğini belirterek, sözleşmenin davalı tarafça sebep gösterilmeden feshedilmesi neticesinde aracılık hizmetinin haksız sonlandırılması nedeniyle TTK 122.maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı alacağının davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf ise savunmasında, taraflar arasında 13/07/2016 tarihli süresiz sözleşme bulunduğunu ve sözleşmenin 12.maddesine göre 3 ay önceden ihtarname göndermek suretiyle sözleşmenin feshedilebileceğinin düzenlendiğini ve davalının da bu düzenlemeye göre sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davacının veriminin sözleşme ilişkisi sürecinde azaldığını ve davacının fesih nedeniyle hiçbir zararı bulunmadığından tazminat hakkının da olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce ... esas ... karar sayımı kararında da belirtildiği üzere davalının dayandığı fesih sebebi, acentelik sözleşmesinde Derhal (haklı) fesih nedenleri arasında sayılmadığından davalı sigorta şirketinin feshinin haklı nedene dayanmadığı, davalı Sigorta Şirketinin Davacının sigorta acenteliğini haklı neden göstermeksizin feshettiği anlaşılmakta olup, davalının feshinin haksız olduğu hususu da İstanbul BAM 13. HD 25/01/2024 tarih 2021/1658 Esas 2024/49 Karar sayılı istinaf ilamında da taraflar arasında 13.07.2016 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı tarafça 03.10.2017 tarihli Noter ihtarnamesi ile herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin üç ay sonra hüküm ifade etmek üzere feshedildiği, davalının cevap dilekçesinde davacı acentenin sözleşmesinin istenilen performansı göstermemesi, prim üretimini azaltması nedeniyle haklı olarak feshedildiğini iddia etmiş ise de, davacı acente ile aralarında yıllık veya sözleşme süresi itibariyle belirlenmiş bir üretim hedefi olduğuna ve davacı acentenin bu hedeflere uymadığına dair bir delil sunmadığı ve sözleşmenin haklı sebeple feshini düzenleyen maddesinde de bu durum bir fesih sebebi olarak sayılmadığı, dolayısıyla sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini ispat yükü kendisinde olan ve bu durumu ispat edemeyen davalı tarafın bu hususa yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı belirtilerek davalının feshinin haksız olduğu hususu istinaf incelemesinde de ortaya konulmuştur. Bu durumda davalı tarafın haksız feshi nedeniyle davacının davalıdan denkleştirme tazminatı talep edip edemeyeceği ve tutarı hususunun incelenmesi gerekmekte olup, Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacının denkleştirme tazminatına hak kazandığı belirtilerek bilirkişi raporlarında belirlenen tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de istinaf incelemesi neticesinde İstanbul BAM 13. HD 25/01/2024 tarih 2021/1658 Esas 2024/49 Karar sayılı ilamında, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde yapılacak incelemeye göre; davacı acentenin, acentelik süresince davalı adına düzenlediği poliçelerin türlerinin, sürelerinin, hangi müşteriler ile yapıldıklarının ve bu minvalde davacı acentenin kendi gayreti ile davalıya kazandırdığı müşteri portföyünün, davalının acentelik ilişkisinin sona erdiği tarihten dava tarihine kadar davacı acentenin kazandırdığı hangi müşterilerin, hangi türde poliçelerinin yenilenmesi nedeniyle ne kadar net prim elde ettiğinin, önemli bir menfaat elde edip etmediğinin, davacı acentenin sözleşmenin feshinden sonra bu müşteriler nedeniyle uğradığı ücret kaybının tespiti ve davacı acentenin talep edebileceği tazminatın üst sınırının belirlenmesi konusunda rapor alınması, alınacak rapor ile birlikte denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için gereken diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, davacı acentenin tek firma-çok firma acentesi olup olmadığı, ücret kaybı, yenilenen poliçelerin süresi, türü, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin süresi gibi hususlar tartışılarak tazminat ödenmesinin hakkaniyet gereği olup olmadığının ve davacının talep edebileceği tazminat miktarının hangi bedelden oluştuğunun tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiğinden Mahkememizce istinaf ilamında belirtilen hususların değerlendirilmesi için dosyamız yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve alınan bilirkişi raporlarının ve tüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde, tarafların kayıtlarının incelenmesinde 16/04/2014-18/01/2018 tarihleri arasında düzenlenen poliçelerin türlerine göre ayrı ayrı değerlendirmelerin yapıldığı, davalının acentelik ilişkisinin sona erdiği tarihten sonra 1 yıl içerisinde davacının portföyünden, davalı sigorta şirketine sadece 2 adet poliçe ile değişik türde poliçenin yenilendiği ve bu yenilenmeden davalı ... sigortanın 1.227,00 TL, davacının ise bundan 123,00 TL net prim elde edeceği, davalı sigorta şirketinin menfaat elde ettiğinden söz edilemeyeceği belirlenmiş ve Mahkemeye ait olduğu, bu bağlamda; aşağıda her ne kadar acentenin faaliyeti süresince yapmış olduğu üretim ve komisyon tutarlarının aritmetik ortalaması hesaplanmış ise de – portföy tazminatı talebine yönelik davalı sigorta şirketinin bir menfaatinin bulunmadığı görülmekle, davacının talep etmiş olduğu denkleştirme ile portföy tazminatına hak kazandığından söz edilemeyeceği belirlenmiş olup, yürürlükteki düzenleme gereği sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi olan davalının acentesi olan davacının portföyü sayesinde önemli çıkarlar elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa davacı denkleştirme tazminatı talep edebileceğinden ve yapılan inceleme neticesinde bilirkişilerce davalının önemli menfaat elde ettiğinden söz edilemeyeceği belirlendiğinden bu koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle davacının davalıdan talep edebileceği denkleştirme tazminatı alacağı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 2.953,15-TL harçtan mahsubu ile fazla 2.337,75-TL harcın hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır