T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/220 Esas
KARAR NO:2025/17
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:20/01/2020
KARAR TARİHİ:14/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... E Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi geçildiğini, ödeme emrine borçlu vekili tarafından yapılan itiraz dilekçesinde, borca, takibe, ödeme emrine, faize, ferilerine ve sunulan evraklara itiraz edildiğini, itiraz sonucunda takibin durdurulmasına karar verildiğini, davacı alacaklı ... A.Ş ile davalı ... A Ş arasında 30.01.2017 tarihli imzalanan ... bulunduğu, sözleşmeye dayanılarak birçok fatura düzenlendiği ve davalı/borçlu tarafından faturalara karşılık ödemelerde bulunduğu, borçlunun yaptığı kısmi ödemeler sonrası müvekkili şirketin asıl alacak miktarı 5.944.38 EUR ve 4.525.09 TL olduğu, icra takibine kadar işleyen faizlerle birlikte icra takibinde bakiye alacak 6.726.64 EUR ve 5.745.09 TL olduğunu, davalı/borçlunun müvekkili davacıya halen borçlu olduğunu, bu nedenle itirazın yerinde olmadığını, müvekkili şirket kayıtlarında yapılacak inceleme sonrasında davalının takip konusu borcu olduğunun ispatlanacağını beyanla .... İcra Md ... E Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, kötü niyetli davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili süresinde olmayan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesinin tebliğ mazbatası incelendiğinde; tebligatın yetkili temsilciye yapılmamış olduğunun, bu haliyle müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesinin usulsüz tebliğ olduğundan davaya cevap verme sürelerinin huzurdaki davayı öğrenmiş oldukları tarih olan 25.09.2020 tarihinden itibaren başladığını, davacının yanlış ... Firması Adına işlem yapmış olup söz konusu sözleşmesinin tarafı müvekkil şirket olmadığını, müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı firmanın geçmiş dönemde başka bir proje için çalıştıklarını, çalıştıkları proje sebebiyle müvekkili şirketin davacı tarafa karşı hiçbir borcu bulunmadığını, iş bu hususun müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarıyla da sabit olduğunu beyanla pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı alacağının tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde ; "Davanın kısmen kabulü ile davalının .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının; -TL cinsi alacak yönünden: 4.525,09 TL üzerinden iptali ile takibin 4.525,09 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %17,25 oranında ve değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazla talebin reddine, euro cinsi alacak yönünden: 6.726,64 Euro üzerinden iptali ile takibin 5.944,38 Euro olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca 1 yıllık Euro mevduatına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek faiz oranında faiz yürütülmek suretiyle devamına, " karar verilmiştir. verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2021/393 Esas 2024/390 Karar sayılı 11/03/2024 tarihli ilamında özetle ; "Yukarıdaki açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesince yapılacak iş, davalı vekili beyan ve savunması kapsamında deliller celp edilip, davalı itirazı kapsamında davalı ticari defter ve kayıtları da incelenerek ek bilirkişi raporu alınarak davalının pasif husumet itirazı da değerlendirilerek ve mal tesliminin kanıtlanıp kanıtlanmadığı da ortaya konulup gerekçeleri yazılarak sonuca gidilmesinden ibarettir." karar verilmesi sonucu dosyanın mahkememize gönderilmesi sonucu iş bu esasa kaydedildiği ,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2021/393 Esas 2024/390 Karar sayılı 11/03/2024 tarihli kaldırma ilamı sonrası mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan 22.10.2024 tarihli ek raporda; tarafların aynı dönemi kapsayan Ticari defter kayıtlarına göre; Taraflar arasındaki Mal alım/satışından dolayı tarafların birbirinden alacaklı veya borçlu olmadıkları, İhtilafın, davacı tarafından davalı adına düzenlenen KUR FARKI Açıklamalı Faturalardan kaynaklandığı, taraflar arasında, yazılı bir sözleşme bulunmadığı, KUR FARKI Uygulanacağı yönünde taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı, 2016 yılı dahil takip eden 2017 ve 2018 yılı taraf kayıtlarında Kur Farkına ilişkin teamülen bir uygulamanın olduğuna ilişkin de yukaruda değinilen KUR FARKINA İlişkin 2.fatura dışında (İşbu iki faturanın da davalı tarafından Kabul edilmeyerek karşı İADE faturası düzenlendiği) bir başka kayıt tespit edilememiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin olaeak davacı tarafından davalı adına düzenlenen mal satış faturalarının EUR Döviz cinsinden düzenlendiği, Ayrıca faturalarda Fatura düzenlenma tarihi itibariyle TCMB efektif Döviz satış kuru karşılığı Türk lirası bedellerinin de Fatura üzerinde belirtildiği, Davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin ise İleri tarihli TL üzerinden düzenlenen çeklerle yapıldığı, Emsal Yargıtay kararları da gözetildiğinde, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen EUR üzerinden Mal satış Faturalarının, davalı tarafından davacı adına düzenlenen Türk Lirası 3 adette İleri tarihli Çek ile (30.05.2017 tarihinde 53.000 TL, 13.04.2018 tarihinde 38.752,44 x2 adette toplam 77.504,88 TL bedelli çekler cari hesap borcuna mahsuben davacı tarafından alındığı) taraflar arasındaki İhtilafa konu edilen davacı tarafından davalı adına düzenlenen KUR FARKI açıklamalı faturalardan dolayı davacının davalıdan alacak talebinin yerinde olmayacağı hususunda nihai takdir mahkemenizdedir. Ancak; Tamamen Mahkemeniz takdirlerinde olmak üzere, taraflar arasındaki Ticari ilişki gereğince, davacı tarafından davalı adına düzenlenen dövizli faturalar ve davalıdan ileri tarihli Türk lirası üzerinden düzenlenen çeklerle yapılan tahsilatlar nedeniyle, davalı adına düzenlenen KUR FARKI açıklamalı faturalardan dolayı davacının alacak talebinin byerinde olduğunun Mahkemenizce de benimsenmesi halinde, KÖk raporun sonuç kısmında da özetlenen tespitler çerçevesinde Davacı talebinin değerlendirlebileceği hususu da Mahkemeniz takdirlerinde mütalaa edildiği tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller ,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2021/393 Esas 2024/390 Karar sayılı kaldırma kararı , aldırılan bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda ; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 07/03/2024 tarih ve 2021/393 Esas 2024/390 Karar sayılı ilamında değinilen davaya dayanak 30.01.2017 tarihli sözleşmede kaşesi bulunan şirket yönünden ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak vergi nosuna kayıtlı şirket bilgileri istenilerek dosya kapsamına kazandırıldığı ve yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 07/03/2024 tarih ve 2021/393 Esas 2024/390 Karar sayılı ilamında değinilen davaya dayanak 30.01.2017 tarihli sözleşmede kaşesi bulunan şirket yönünden İstanbul Ticaret Odasına müzekkere yazılarak şirket kayıtları dosya içerisinde alındığı , mahkememizce tarafların ilişki dönemini kapsayan ticari defter ve dayanağı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 07/03/2024 tarih ve 2021/393 Esas 2024/390 Karar sayılı ilamıyla kaldırma ilamında yer alan hususlar da irdelenerek ek rapor düzenlenmesi için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdii edildiği ; davacı tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 30.01.2017 tarihli “sıemens beyaz eşya alım-satım sözleşmesi” tetkikinde, bu sözleşmenin davacı ile dava dışı “... A.Ş “ arasında “... “ adresinde bulunan Çamlık Apartmanı konutlarında kullanılacak SİEMENS marka ürünlerin alım/satımına ilişkin olarak düzenlendiği, işbu sözleşmenin Davalı “... Sanayi Ve Dış Ticaret A.ş “ firması ile ilgili olmadığı, sözleşme tetkikinden anlaşıldığı , davacı yan Bam Kararı sonrasında 05/06/2024 tarihli beyan dilekçesinde dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 30.01.2017 tarihli sözleşmenin sehven dosyaya sunulduğu yönünde beyanlarda bulunduğu , taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı tarafların beyanları ile anlaşıldığı , ancak her ne kadar davalı tarafça husumet itirazında bulunulmuş olunsa da tarafların Bağlı olduğu Vergi Dairelerince dosyaya gönderilen 2017-2020 yıllarına ilişkin BA/BS Formları ile taraflar arasındaki ticari ilişki gereği, karşılıklı düzenlenen (Kur Farkı faturaları dahil) faturaların beyan edilmiş olmakla taraflar arasındaki ticari ilişkin varlığının sabit olduğu ve işbu beyanlar birbirini doğruladığı anlaşılmakla husumete yönelik itiraza itibar edilmeyerek yargılamaya devam olunduğu ,
Taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede ; davacı ve davalı tarafından ibrazı ile incelenen ve VUK md. 182 uyarınca tutulması gereken 2017 yılına ait ticari defterlerin yasa ve mevzuata uygun olarak tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı, 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerden Yevmiye ve D.Kebir kayıtlarının E.defter uygulamasına uygun olarak Elektronik ortamda tutulduğu, E.defter beratlarının yasa ve usule uygun olarak alındığı, Envanter defter tasdiklerinin de süresi içnde yasa ve mevzuata uygun olarak yaptırıldığı, davacı ve davalı tarafından incelemeye ibraz edilen ticari defterlerin lehe delil vasfında olduğu ,tarafların ticari defter kayıtlarına göre; taraflar arasındaki mal alım/satışından dolayı tarafların birbirinden alacaklı veya borçlu olmadıkları, ihtilafın davacı tarafından davalı adına düzenlenen kur farkı açıklamalı faturalardan kaynaklandığı, taraflar arasında kur farkının uygulanacağı yönünde yazılı bir sözleşme bulunmadığı , 2016 yılı dahil takip eden 2017 ve 2018 yılı taraf kayıtlarında Kur Farkına ilişkin teamülen bir uygulamanın olduğuna ilişkin de faturaların davalı tarafça iade edilmesi dikkate alındığında teamül de bulunmadığı , dava konusu davacının davalıya düzenlemiş olduğu kur farkı faturasına dayanak sözleşme ve mutabakat bulunmadığı gibi,taraflara ait ticari defterlerde vade farkı uygulamasına ilişkin teamül kaydı bulunmadığından davacının talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmakla davanın reddine, davacının takip başlatmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötüniyet tazminatı isteminin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-)Harç Kanunu uyarınca alınması gerekli maktu karar ve ilam harcı başlangıçta peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-)Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen taraflara / vekillerine iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzünde, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025
Katip ...
(E-imzalı)
Hakim ...
(E-imzalı)