T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/350 Esas
KARAR NO : 2025/637
DAVA : İtirazın İptali (Trampa Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2024
KARAR TARİHİ : 09/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Trampa Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonlandığını, davalı tarafın İcra Müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, sözleşmede yer almasına rağmen 100.000,00-EUR cezai şartın müvekkiline ödenmediğini, taraflar arasındaki sözleşmede yer aldığı üzere yetkili yerin İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri olduğunu, dolayısıyla yetki itirazının da yerinde olmadığını, zaten sözleşmede İstanbul olarak belirlendiğini, davalı tarafın borcunu ödemediğinden dolayı kendisi hakkında .... İcra Müdürlüğünün 23024/... esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçildiğini, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, takip konusu meblağ davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilindiğini aynı zamanda likit bir alacak olduğunu, bu sebeplerle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin davamına, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri harç ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı yanca talep konusu edilen tüm alacak ve tazminat talepleri, zamanaşımına uğramış olduğunu, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili olduğu şirket ile davacı arasında 28.04.2021 tarihli işbirliği sözleşmesi imzalandığını, ancak davacı tarafından beklenilen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, sözleşmede yer alan 100.000-EURO'luk cezai şart sebepsiz fesih halleri için düzenlendiğini, oysaki müvekkili şirketin feshi haklı gerekçelere dayandığını, 21 Aralık 2022 tarihli fesih yazısında da bu husus açıklanmış makul süre tanınarak fesih ihbarı yapıldığını, davacının sözleşmeye istinaden sponsorluk tekliflerini getirdiği anlaşmalar müvekkili şirketin ticari kazanımlarına, çalışma prensiplerine ve beklentilerine uygun olmayıp, davacı tarafından sözleşme ile taahhüt edilen edimlerin gerçekleşmesini sağlayacak tatmin edicilikten uzak adeta usuleten sözleşme ile üstlenilen edimleri yerine getiriyor gibi gözükmek için yapılan teklifler olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye yönelik beklentilerini defalarca ve uzun süre izah edilmesine rağmen karşılığını bulamadığını ve sözleşmeyi haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını, taraflar arasındaki yazışmaların ve ticari kayıtların celbi sağlandığında ve tanık beyanları ile bu hususun ortaya çıkacağını, sebepsiz feshin şartları oluşmadığını, ayrıca müvekkili şirketin sözleşme ile üstlendiği ana edim sona erdiğinden cezai şartın da sona erdiğini, Öte yandan dava konusu olan 100.000-EURO'luk tazminat fahiş olup, davacı edimlerini gereği gibi yerine getirseydi 6.3.maddede kazanacağı satış üzerinden payın çok daha üzerini kazanmasına yol açacağını, davacının edimi müvekkili şirketin yapacağı fuarlara sektör dışında faaliyet gösteren firmalara sponsorluk paketlerinin satılması olup, bu edimini aylarca yerine getirmediğini, davacının bulmuş olduğu müşteri adaylarının hiçbiri müvekkili şirket ile sponsorluk anlaşması yapmadığını, ancak davacı satış gerçekleştiremediği için müvekkili şirketten bir alacak talep edemediğinden, müvekkili şirketi feshe zorlayacak şekilde çalışma şeklini sürdürmüş ve cezai şart ile fahiş bir şekilde haksız kazanç elde etme çabasına girdiğini, bu durumda cezai şartın ahlaka aykırı olduğu nu, sözleşme bedelinin kat be kat üstünde belirlenen bu cezai şart tarafları edimlerini yerine getirmekten çok, net ve somut olarak kararlaştırılmayan edimleri içeren işbu sözleşmede karşı tarafı feshe zorlayacak haksız şekilde kazanç elde edilmesinin önünü açacak ve cezai şartın amacından sapmasına yol açacağını, huzurdaki dosyada da davacı feshin üzerinden uzun süre geçmesinden sonra kötüniyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, cezai şartın ahlaka ve adaba aykırı olarak tesis edildiğini, bu sebeple TBK 27.maddesi gereğince tamamen kaldırılmalı ya da indirime tabi tutulması gerektiğini, müvekkili şirketin cezai şartın kaldırılmaması halinde ekonomik olarak yıkıma uğraması ve faaliyetlerine devam edemeyeceğini, bu sebeplerle davanın reddine, kötüniyetli olduğu açıkça görülen davacının %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; .... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası, taraflar arasındaki sözleşme, tarafların kayıtları, tarafların ticari kayıtları, belgeler, taraflar arasındaki her türlü belge, iletişim evrakları, mail yazışmaları, gerekirse tanık, bilirkişi raporu, bilirkişi incelemesi, keşif, uzman görüşü raporu, karşı tarafın delil sunmasına karşı delil sunma hakkı saklı kalmak kaydıyla her türlü delil ile ve sair sunulabilecek her türlü delile dayanmışlardır.
.... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... Limited Şirketi borçlu ... A.Ş. olduğu, 100.000,00 EURO asıl alacak için 05/03/2024 tarihinde takibe girişildiği, davalı/ borçluya usulüne uygun tebligatın yapıldığı borçlunun süresi içerisinde borca, ferilerine itiraz ettiği görülmüştür.
İncelenen ticaret sicil kaydına göre; ... Anonim Şirketi' nin istanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-0 sicil numarasında kayıtlı "... olduğu ve şirketi temsile münferiden yetkili oldukları, şirketin son tescil tarihinin 24/11/2023 olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 30/06/2025 havale tarihli raporlarında: ''...Sayın Mahkeme tarafından; taraf defterlerinin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, Davacı yanın dava ve/veya İcra Takip tarihi itibariyle davalıdan cezai şart alacağının olup olmadığı, varsa tespit edilen cezai şart tutarının tahsilinin davalının ekonomik olarak mahvına yol açıp açmayacağı, yönünde verilen görevlendirme çerçevesine göre;
Davacı şirkete ait ticari defterlerin TTK 64/3 kapsamında zamanında tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirkete ait 2021 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davalı şirkete ait ticari defterlerin TTK 64/3 kapsamında e-defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defteri noter tasdikinin zamanında yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalı şirkete ait 2021 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Her iki tarafın ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre de; taraflar arasında cari hesaba dayalı herhangi bir ticari alış-verişin bulunmadığı,
Taraflar arasında akdedilen 28.04.2021 tarihli işbirliği sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiği ve sözleşmenin 7.2.4 Sebepsiz Fesih başlıklı maddesinde öngörülen 100.000,00-EUR tazminat bedeline istinaden açılan davada;
Davacı şirket vekili tarafından, davalı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü, ... Esas sayılı dosyası ile 06.03.2024 tarihinde 100.000,00-EUR asıl alacak ve takip tarihinden itibaren EUR alacağına kamu bankalarınca uygulanan azami faiz oranları üzerinden hesaplanacak faiz ile birlikte takibin devamı kararı ile ilgili hükmün Sayın Mahkemenize ait olduğu,
Davalı şirketin ödenmiş sermayesinin 60.400.000,00.-TL olduğu, sözleşme dönemi olan 2021 yılında özkaynak toplamının ise; 41.296.775,53.-TL olduğu, bu verilere göre 100.000,00- EUR cezai şart ödemesinin davalı şirketin mahvına sebep olmayacağı..." tespit ve rapor edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Taraf İddia Ve Savunmaları
Davacı yan; davalı şirket ile aralarında akdedilen 28.04.2021 tarihli işbirliği sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin 7.2.4 maddesinde düzenlenen sebepsiz fesih halinde 100.000,00 EUR tutarındaki cezai şartın doğduğunu, bu alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, alacağın likit olduğunu, bu itibarla itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı yan ise; alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşmeden doğan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, 21.12.2022 tarihli fesih yazısında haklı fesih sebeplerinin açıklandığını ve makul süre tanınarak fesih ihbarı yapıldığını, davacının sponsorluk tekliflerinin müvekkil şirketin ticari kazanımlarına, çalışma prensiplerine ve beklentilerine uygun olmadığını, sözleşme ile taahhüt edilen edimlerin gerçekleştirilmediğini, davacının müşteri adaylarının hiçbirinin müvekkil ile sponsorluk anlaşması yapmadığını, satış gerçekleştiremediği için davacının müvekkili feshe zorlayacak şekilde hareket ettiğini, dava konusu 100.000 EUR tutarındaki cezai şartın fahiş olduğunu, kaldırılmaması halinde ekonomik olarak yıkıma uğrayacağını beyanla davanın reddini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Çekişme
Taraflar arasındaki 28.04.2021 tarihli işbirliği sözleşmesinin varlığı çekişmesizdir. Somut olayda çekişme; feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, davalı tarafından yapılan feshin sözleşmenin 7.2.4 maddesi kapsamında sebepsiz fesih olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, sebepsiz fesih halinde öngörülen 100.000,00 EUR tutarındaki cezai şartın hüküm ifade edip etmeyeceği, cezai şartın davalının ekonomik mahvına yol açıp açmayacağı, davacının icra inkar tazminatı talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı ve zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Hukuki Durum
1-Cezai Şart
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin 1. fıkrasında "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir" hükmü, 182. maddesinin 1. fıkrasında "Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler" hükmü, aynı maddenin son fıkrasında ise "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmü yer almaktadır.
Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da sözkonusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz. Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Asıl borç bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlıdır. Ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılık ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından onun fer'i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacaktır. Cezai şartın fer'ilik niteliği asıl borca bağlı olduğu sürece devam eder. Başka bir anlatımla cezai şartın fer'iliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder. Borçlu borca aykırı davrandığında cezai şart muaccel hale geldiğinden artık fer'i değil, aslı ( bağımsız) bir alacak niteliğini kazanır. Cezai şart, sağlaması hukuki işlemlerde ve özellikle sonuçlarını hayatta doğuran sözleşmelerde kararlaştırılır (Yargıtay 19. HD. Esas No: 2013/14851, Karar No: 2014/1302)
2-Zamanaşımı İtirazı
Davalı yan, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde "Kanunda öngörülen istisnalar dışında, on yıllık zamanaşımı süresi, bütün alacaklar hakkında uygulanır" hükmü yer almaktadır. Somut olayda, taraflar arasındaki işbirliği sözleşmesinin davalı tarafından 21.12.2022 tarihli yazı ile feshedildiği, fesih bildiriminde aynı gün itibariyle sözleşmenin sona ereceğinin belirtildiği, cezai şart alacağının sözleşmenin sebepsiz feshinde doğacağının sözleşmenin 7.2.4 maddesinde düzenlendiği, dolayısıyla cezai şart alacağının 21.12.2022 tarihinde muaccel hale geldiği, on yıllık genel zamanaşımı süresi dikkate alındığında zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
DELELLİRİN DEĞERLENDİRİLMESİ
1-İşbirliği Sözleşmesinin Feshi Yönünden
Dosya kapsamında toplanan delillerden, taraflar arasında 28.04.2021 tarihinde işbirliği sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunun, ... Fuarcılık Grubu şirketleri tarafından İstanbul, Adana, Bursa, Eskişehir, Konya, Samsun'da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne bildirimi yapılan ve yıllık fuar takviminde yer alan fuarlarda fuar düzenlenen sektörün dışında faaliyet gösteren ve bu nedenle fuar katılımcısı olamayacak firmalara, içeriği taraflarca belirlenecek sponsorluk paketlerinin satılması için yapılacak işbirliğine ilişkin sorumlulukları, uygulama ve kuralları kapsadığı, sözleşmenin 3. maddesinde işbirliğinin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında ... ve tüm iştirakleri tarafından düzenlenecek olan bütün fuarlara ilişkin olduğu, sözleşmenin bu süre sonunda işbirliğinin sözleşme şartlarına uygun olarak tamamlanması ile birlikte kendiliğinden sona ereceği, sözleşmenin sonlanmasını takip eden 60 gün içinde tarafların işbirliği performansını değerlendirerek sözleşmenin uzatılması ile ilgili ayrıca karar verecekleri düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin 4.1. maddesinde davacı şirket (AJANS) olarak adlandırılan tarafın sorumlulukları, 4.2. maddesinde ise davalı şirket (...) olarak adlandırılan tarafın sorumlulukları belirlenmiş, 6.3. maddesinde ise elde edilecek sponsorluk gelirlerinin taraflar arasında nasıl paylaşılacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin 7. maddesinde fesih halleri düzenlenmiş olup, 7.2. maddesinde sözleşmenin feshi başlığı altında dört farklı fesih türü öngörülmüştür. Bunlardan 7.2.1. maddesi tek taraflı fesih, 7.2.2. maddesi zorunlu hallerde fesih/fuar iptali, 7.2.3. maddesi mücbir sebepler ve mücbir sebep ile fesih, 7.2.4. maddesi ise sebepsiz fesih hallerini düzenlemektedir.
Sözleşmenin 7.2.1. maddesinde düzenlenen tek taraflı fesih hükmüne göre; "TARAFLAR'dan herhangi biri bu sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmez ve/veya sözleşmeye aykırı davranırsa bu durumun giderilmesi ihtaren karşı tarafa yazılı olarak bildirilir. Bildirimi izleyen on (10) iş günü içinde aykırılık giderilmediği veya giderileceğine dair yazılı cevap almadığı takdirde ihtar eden tarafın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi doğar" hükmü yer almaktadır.
Sözleşmenin 7.2.4. maddesinde düzenlenen sebepsiz fesih hükmüne göre ise; "TARAFLAR yukarıda belirtilen hallerin dışında; bu sözleşmeyi kendi aralarında anlaşmadan fesih etmeleri durumunda, fesih eden taraf diğer tarafa 100.000 EURO (Yüzbineuro) tazminat ödemeyi kabul ve beyan eder" hükmü yer almaktadır.
Dosya kapsamında mevcut olan davalı şirketin 21.12.2022 tarihli fesih bildiriminde; "Taraflar arasında 28 Nisan 2021 tarihinde akdedilen işbirliği sözleşmesinde belirtilen hizmetin içeriğindeki beklentilerimiz ve tatmin düzeylerindeki farklılaşmalar göz önünde bulundurulduğunda işbirliğinin gelişimine olanak olmadığı görülmüş ve sözleşmenin sonlandırılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle uygulama koşulları, sorumlulukları ve işbirliği kurallarını düzenleyen 28 Nisan 2021 imza tarihli sözleşmenin 21 Aralık 2021 tarihinden itibaren geçerlilik ve yürürlük kazanmak koşulu ile hükümsüz olacağını ve buna bağlı olarak işbirliğinin de sonlandırıldığını hususunu bildirir..." ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
Bu itibarla, fesih bildiriminde davalı tarafından davacının somut bir sözleşme ihlaline işaret edilmediği, sözleşmenin 7.2.1. maddesinde öngörülen usule uyulmadığı, davacıya yazılı ihtar çekilmediği, on iş günlük süre tanınmadığı, sadece "hizmetin içeriğindeki beklentiler ve tatmin düzeylerindeki farklılaşmalar" gibi soyut ve genel ifadelere yer verildiği, somut bir sözleşme ihlalinin belirtilmediği, dolayısıyla feshin sözleşmenin 7.2.1. maddesi kapsamında haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır.
Davalı yan, davacının edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, sponsorluk tekliflerinin tatmin edici olmadığını, müşteri adaylarının hiçbirinin sponsorluk anlaşması yapmadığını ileri sürmüş ise de; sözleşme incelendiğinde, davacının belirli bir asgari sponsorluk geliri getirme yükümlülüğünün bulunmadığı, sözleşmede işbirliğinin kararlaştırıldığı, sağlanacak sponsorluk gelirlerinin nasıl paylaşılacağının 6.3. maddesinde düzenlendiği, ancak davacıyı bağlayacak net ve somut performans kriterlerinin objektif olarak belirlenmediği görülmektedir. Öte yandan, sözleşmenin 4.1.5. maddesinde davacının görüşülecek firma isimlerini görüşme öncesi paylaşacağı ve ...'ın bilgisine sunacağı, ...'ın onay vermediği firmalara sponsorluk teklifi sunamayacağı, 4.2.1. maddesinde ise ...'ın, sözleşme tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun AJANS'ın bilgisi ve yazılı onayı olmadan sponsorluk görüşmesi yapmayacağı düzenlenmiştir.
Dosya kapsamında mevcut e-posta yazışmalarında, davacının çeşitli firma önerileri getirdiği, bazı sponsorluk tekliflerinin yapıldığı, fuarlar ve bütçeler konusunda görüş alışverişinde bulunulduğu görülmektedir. Davalı tarafın, davacının getirdiği tekliflerin tatmin edici olmadığı, beklentilere uygun olmadığı yönündeki iddialarının subjektif değerlendirmeler olduğu, sözleşmede öngörülen objektif kriterlere dayanmadığı anlaşılmaktadır. Üstelik, davalı tarafın davacıya sözleşmenin 7.2.1. maddesinde öngörüldüğü şekilde yazılı ihtar göndermediği, on iş günlük süre tanımadığı, davacıya eksikliklerini giderme veya yazılı açıklama sunma fırsatı vermediği, bu usule aykırı olarak doğrudan fesih yoluna gittiği çekişmesizdir.
Bu durumda, davalı tarafından yapılan feshin sözleşmenin 7.2.1. maddesinde düzenlenen haklı sebebe dayalı fesih şartlarını taşımadığı, 7.2.2. ve 7.2.3. maddelerinde düzenlenen zorunlu haller, fuar iptali veya mücbir sebep hallerinin de söz konusu olmadığı, dolayısıyla feshin sözleşmenin 7.2.4. maddesi kapsamında sebepsiz fesih niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
2-Cezai Şartın Geçerliliği
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin 1. fıkrasında "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir" hükmü, 182. maddesinin 1. fıkrasında "Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler" hükmü, aynı maddenin son fıkrasında ise "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22. maddesinde "Tacir sıfatını haiz bir borçlu, Türk Borçlar Kanununun 181 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasıyla bir ücret veya cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemez" hükmü yer almaktadır.
Buna göre tacirlerin akdettikleri sözleşmelerde kararlaştırılan cezai şart bakımından kural olarak hâkim tarafından re'sen indirim yapılamayacağı, ancak kararlaştırılan ceza tutarının borçlunun iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticari faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek olması halinde, böyle bir cezai şartın ahlak ve adaba aykırı bir şart olarak kabul edilerek, kısmen veya tamamen iptali cihetine gidilebileceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, her iki tarafın da sebepsiz fesih halinde aynı tutarda cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, tarafların tacir sıfatını haiz oldukları, basiretli davranmak zorunda oldukları, sözleşmenin dört yıllık bir süreç için kurulduğu, tarafların bu süreç içerisinde elde edilecek sponsorluk gelirlerini paylaşmayı amaçladıkları, sözleşmenin 6.3. maddesinde sponsorluk paketlerinin satışından elde edilecek gelirin artan oranlarda davacıya pay verileceğinin düzenlendiği, sözleşmede kararlaştırılan 100.000,00 EUR tutarındaki cezai şart hükmünün geçerli ve taraflar bakımından bağlayıcı nitelik taşıdığı, davacının kural olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep edebileceği sonucuna varılmıştır
Mahkememizce toplanan deliller arasında yer alan bilirkişi heyeti raporunda; davalı şirketin 2021 yılı ödenmiş sermayesinin 60.400.000,00 TL olduğu, sözleşme dönemi olan 2021 yılında özkaynak toplamının 41.296.775,53 TL olduğu, 100.000,00 EUR tutarındaki cezai şart ödemesinin davalı şirketin ekonomik olarak mahvına sebep olmayacağı tespit ve rapor edilmiştir. Bu itibarla, kararlaştırılan cezai şartın davalı şirketin iktisaden mahvına, çöküntüye uğramasına yol açacak nitelikte olmadığı, ticari faaliyetini devam ettirmesine engel teşkil edecek düzeyde ağır ve yüksek olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında akdedilen 28.04.2021 tarihli işbirliği sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiği, sözleşmenin 7.2.4 Sebepsiz Fesih başlıklı maddesinde kararlaştırılan 100.000,00 EUR tutarındaki cezai şart hükmünün geçerli ve taraflar bakımından bağlayıcı nitelik taşıdığı, davacının kural olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep edebileceği, icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu, kararlaştırılan cezai şartın davalı şirketin iktisaden mahvına, çöküntüye uğramasına yol açacak nitelikte olmadığı, ticari faaliyetini devam ettirmesine engel teşkil edecek düzeyde ağır ve yüksek olmadığı, ayrıca takip konusu alacağın likit olduğu, davalının cezai şart tutarını bildiği, sözleşme hükümlerinin açık olduğu, davalının itirazının haklı bir temele dayanmadığı, bu itibarla İİK m.67/2 gereğince icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takip talebindeki koşullar ile takibin aynen devamına, takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 3.434.000,00-TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
Davalının .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takip talebindeki koşullar ile takibin aynen devamına,
2-Takibe konu asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 3.434.000,00-TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 237.791,20-TL harçtan peşin alınan 42.279,86-TL harcın mahsubu ile bakiye 195.511,34-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 -TL başvurma harcı, 42.279,86-TL peşin harç, 60,80 -TL vekalet harcı, 124,00-TL tebligat/ posta gideri, 15.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 57.892,26-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 518.651,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır