T.C.
İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/432 Esas
KARAR NO:2025/32
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ:08/07/2019
KARAR TARİHİ:16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Vekil edeninin, davalı şirketin %16,666 hissesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin, 11.04.2019 tarihinde 2016-2017 yılları olağan genel kurul toplantısını yaptığını ve gündemde yer alan kararları aldığını, ancak alınan iş bu kararların tamamının TTK 445 ve devamı hükümleri çerçevesinde geçersiz olup iptali gerektiğini, vekiledeninin, alınan kararlara karşı muhalif kaldığını, yazılı muhalefet şerhleri verdiğini ve ayrıca genel kurul tutanağına, alınan her kararla ilgili olarak muhalefet şerhi düştüğünü, toplantıda hazır olması gereken belgelerin hazır edilmediği gibi, pay defterinin boş olduğunu, hiçbir kaydın bulunmadığınu, hazır bulunanlar listesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının bilinmediğini, bilgi alma ve inceleme haklarını kullanmalarına rağmen, taraflarına hiçbir belge ve bilgi verilmeyeceğinin yönetim kurulunca alenen ifade edildiğini ve tutanağa geçtiğini, Finansal tabloların dürüst resim ilkesine aykırı olmasına rağmen onaylandığını; keza, yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında oy kullandığını, davalı Şirket yöneticilerinin, sürekli olarak Şirket'e ve vekiledenine zarar verici işlem ve eylemler yaptığını, açıkça hukuka aykırılık bulunduğundan, işbu genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmediği takdirde, Şirket'in ve vekiledeninin Şirket alacaklılarının büyük ve geri dönülmesi imkansız zararlar göreceğini beyanla, iptalini talep ettikleri 2016- 2017 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan 4., 5. ve 6. gündem maddelerinde yer alan kararların yürütmesinin geri bırakılmasını ve alınan kararların iptalini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın iptali istenen genel kurula katıldığını ve eleştiri düzeyinde kalan beyanlarda bulunduğunu, görüşmelerde aksi görüşler bildirdiğini, kararlara açık bir şekilde muhalif olmadığını, Genel kurul tutanağına şerh verilen muhalefet şerhinden hangi karara muhalif olduğu belli olmadığından geçerli bir muhalefet şerhinden bahsedilemeyeceğini, bu nedenlerle TTK'da öngörülen dava şartının gerçekleşmediğini, ayrıca davanın TTK'da belirtilen süre içinde açılmadığını, bu yönüyle davanın süre yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini, Ortakların pay defterinin yazılmamış olmasının toplantının gerçekleştirilmesine engel olmadığını, Pay defterine kaydın, kurucu değil, bildirici bir nitelik olduğunu, zira pay defterindeki kaydın aksinin ispat edilmesinin herzaman mümkün olduğunu, Genel Kurul öncesi davacıya bilgi alması için gerekli şartların hazırlandığını ve kanun gereği şirket evraklarının hazır tutulduğunu, ancak davacının bu hakkını kullanmış istemiş gibi yapmasına rağmen bu hakkını kullanmamak için gerekli tüm çabayı gösterdiğini, kötüniyetli olarak kendini mağdur durumuna düşürmeye çalıştığını, bahse konu edilen hususlar içinde ... ATM ... E sayılı dosyası ile dava açıldığını, Anonim Şirket yönetim kurullarının toplantı zamanlarına ilişkin TTK ve ilgili mevzuatta bilinçli bir şekilde düzenleme yapılmadığını, Kanun koyucunun, anonim şirket yönetim kurulunun şirketin iç işleyişinin gerektirdiği zamanlarda toplanması gerektiği düşüncesinden hareket ederek özellikle herhangibir süre belirlenmediğini, diğer yandan fiilen toplantı yapmak yerine toplantısız sirküler yoluyla ya da toplantıların elektronik ortamda yapılarak karar alınmasının dahi mümkün olduğunu, vekiledeni şirketin 6736 sayılı kanunun 6/3 maddesi hükümlerinden faydalanmamış olmasının eleştiri konusu yapıldığını ve iptal kararı taleplerine gerekçe yaratılmak istendiğini, Kanun koyucunun işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklar gibi saçma ve anlamsız bir hüküm ihdas etmiş olduğundan bahsetmek mümkün olmadığını, Yönetim kurulunun görev ve yetkilerini kanun ve esas sözleşmeden alır ve kural olarak TTK 616.madde ile genel kurulun devredilemez görevleri tanımına giren işler haricinde olmak kaydıyla şirket konusuna girsin veya girmesin şirketi ilgilendiren her türlü işlemi yapabileceğini, davacının kendisine sunulan mali tabloları çarpıtarak davasına dayanak oluşturma gayreti içinde olduğunu, Şirket finansal tablolarının gerçeği yansıtmadığı yönünde hiçbir maddi kanıt olmadığını, TTK 'nun 515 maddesi hükmüne göre anonim şirketlerin finansal tabloları Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç yükümlülüklerini, özkaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını, tam anlaşılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarıldığını, kararların yürütülmesinin geri bırakılması isteminin haksız ve yersiz olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
GEREKÇE:
Dava; davalı ... A.Ş.nin 11/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4,5,6 nolu kararların iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin 28/01/2021 tarih ve ... sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği,
İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesinin 10/07/2024 tarih ve 2021/2215 Esas 2024/1071 Karar sayılı ilamı ile; "...Anonim şirketlerde finansal tabloların TTK'nın 514-515 maddelerine ve Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun, tam, anlaşılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun, şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği, dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtmaları gerektiği düzenlenmiştir.
Ayrıca anonim şirketlerde kar payı dağıtılmamasına ilişkin yetki genel kurulda olup, genel kurul bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorundadır. Her ticaret şirketi gibi limited şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da vazgeçilmez haktır. Bu çerçevede şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken, kar dağıtmama gerekçesinin somut gerçeklere dayanması ve ileri sürülen bu durumun kar payı dağıtılmamasını haklı kılacak nitelikte olması gerekmektedir.
Somut olayda davacı, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin finansal tabloların (bilanço ve gelir tablosu) gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, şirketin bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkin genel kurulun 4 nolu kararının iptalini talep etmiştir. Ayrıca genel kurul sırasında sunduğu 6 sayfalık dilekçesinde, bu husustaki iddialarını belirtmiştir. Davacının delil olarak dayandığı ve mahkemece getirtilen İstanbul 13. ATM'nin ... esas sayılı dosyasında görülmekte olan, davacının davalı şirkete karşı açtığı bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması talepli davada alınan 26/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacının davalıya sorduğu ve davalı şirketin verdiği cevapta 2016 yılına ilişkin olarak, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan beyanlar sonucu, -kanunen kabul edilmeyen gider-niteliğinde olmak üzere, dönemleri belli olmayan, geçmiş dönem kurumlar vergi matrahı, KDV matrahlarının arttırıldığı, matrah arttırımları ile, geçmiş yıllardan devrolunan kasa-ortaklardan olan alacakların (net tutar) aktiflerden çıkarılması karşılığı hesaplanan toplam 300.888,87-TL vergi tutarı ile, 6736 sayılı Kanun kapsamında, bilanço aktifinde gerçekte olmadığı halde fiktif olarak yer alan Kasa ve Ortaklardan Alacaklar cari hesaplarının borç bakiyelerinin, bilanço aktiflerinden çıkarılması ve KKEG. kaydedilmesi karşılığı toplam 6.182.139,14-TL ile birlikte toplam 6.841.953,45-TL'nin, K.K.E.G kaydedilmesi sonucu 2016 yılında 1.057.656,95 TL olan dönem ticari karının, (-)5.784.296,50-TL zarar ile sonuçlandığı belirlenmiştir.
Alınan bilirkişi raporunda ise bu konuda bir tesbit yapılmamıştır.Bilirkişi raporunda da hem genel hem de özel olarak belirtilen hususta ve davacının iddialarını karşılar şekilde, finansal tabloların şirket kayıtlarına ve dürüst resim ilkesine uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda davalı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, aynı bilirkişi heyetinden taraf itirazlarını da karşılar şekilde, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli ek rapor alınması, oluşacak sonuca göre finansal tabloların onaylanmasına ve bununla bağlantılı olarak kar payı ödenmemesine ilişkin alınan kararın iptali koşulları olup olmadığının belirlenmesi gerekirken ,yeterli inceleme içermeyen rapora dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp, değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine..." karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır.
İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesinin ilamı da gözetilerek, taraf vekillerinin daha önce alınan rapora itirazları da irdelenerek kök rapor sunmuş olan bilirkişi heyetine tevdii ile ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdii edildiği,
Bilirkişi heyetinin 06/11/2024 tarihli ek raporu ile; "...Davacının iddia ve talebi, 11.04.2019 tarihli 2016-2017 yılları olağan genel kurul toplantısında alnın 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir. Yukarıda mali inceleme bölümünde “davalı şirketin 2016 ve 2017 yılı finansal tablolar dürüst resim ilkesine aykırı olduğundan gerçeği yansıtmamaktadır” sonucuna varıldığından; mali tablo ve raporların onaylanmasına ilişkin gündemin 4. maddesiyle alınan karar ile kar payı dağıtılmamasına ilişkin gündemin 6. maddesiyle alınan kararın iptali şartlarının oluştuğunun kabulü gerekir. Yine aynı gerekçelerle ve bu gerekçelere ilave olarak kök raporda ifade etmiş olduğumuz üzere, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamasında oy kullanmaları ve böyle bir oylama olmaması durumunda olumlu karar alınmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan kararın iptali şartlarının oluştuğunun da kabulü gerekir. Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiğimiz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz, finansal tabloların dürüst resim ilkesine aykırı olarak düzenlenmiş olmaları sonucu dava konusu genel kurul kararlarının iptali şartlarının oluştuğu..." tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Hükme esas alınan bilirkişi ek raporundaki mali inceleme ve tespitlere göre, davalı şirketin 31.102.109,08.-TL Kurumlar Vergisi ve 100.369,30.-TL Katma Değer Vergisi olmak üzere toplam 412.478,38.-TL matrah artırımı nedeniyle ilave hesaplanan vergiler davalı şirket tarafından kanunen kabul edilmeyen gider olarak muhasebeleştirdiği, bu tutarlarla ilgili beyannameleri verip sonrasında bilançosundaki bu varlıkları giderleştirdiği, yani davalı şirketin bu varlıkların fiktif olduğunu beyan ettiği, oysa bu varlıkların fiktif olduğuna ilişkin kararların tüm ortakların katılımıyla oy birliği ile alınması gerektiği, yöneticilerin veya hakim ortakların işletmeden çektikleri varlıkları sonrasında fiktif olduğunu beyan ederek 6736 Sayılı yasa kapsamında bilançodan çıkarmaları kendilerine bir menfaat sağlarken işletmeden çekilen varlıklardan hiç pay almayan pay sahiplerinin aleyhine ve zararına bir durumun ortaya çıkmasına neden olduğu, şirket ve ortakların rızası ve oluru olmaksızın yapılan bu işlem nedeniyle şirketin 6.182.139,14.-TL zarara uğramış olduğu, davalı şirket 6736 sayılı kanun 5 ve 6. Maddeleri kapsamında beyanname verilerek varlıkların giderleştirilmesi yapılmamış olsa idi, davalı şirketin 2016 yılı karı 6.780.081.69.-TL daha fazla olacakken davalı şirket ortakları bu tutarları elde etmeden mahrum kaldığı, 2016 yılındaki bu giderleştirme sonucu davalı şirket 2016 yılını 5.784.296,50.-TL dönem zararı ile kapattığı ve bu dönem zarar tutarı 2017 yılında geçmiş dönem zararlarında muhafaza edildiği, bu nedenle davalı şirketin 2016 ve 2017 yılı finansal tablolar dürüst resim ilkesine aykırı olduğundan gerçeği yansıtmadığı, mali tablo ve raporların onaylanmasına ilişkin gündemin 4. maddesiyle alınan kararın iptali koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır.
İstinaf mahkemesi kararında da değinildiği gibi, anonim şirketlerde kar payı dağıtılmamasına ilişkin yetki genel kurulda olup, genel kurul bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorundadır. Her ticaret şirketi gibi limited şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da vazgeçilmez haktır. Bu çerçevede şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken, kar dağıtmama gerekçesinin somut gerçeklere dayanması ve ileri sürülen bu durumun kar payı dağıtılmamasını haklı kılacak nitelikte olması gerekmektedir. Yukarıdaki tespitlere göre kar dağıtmamayı haklı gösterecek somut gerekçelerin mevcut olmadığı, kar payı dağıtılmamasına ilişkin gündemin 6. maddesiyle alınan kararın iptali şartlarının oluştuğu sonucuna varılmıştır.
Yine yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin oylamasında oy kullanmaları ve böyle bir oylama olmaması durumunda olumlu karar alınmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin gündemin 5. Maddesiyle alınan kararın iptali şartlarının oluştuğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan tüm nedenlerle davanın kabulüne, davalı şirketin 11/04/2019 tarihinde yapılan 2016 ve 2017 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
MADDİ HATANIN DÜZELTİLMESİ
Her ne kadar kısa kararda davalı şirketin 11/04/2019 tarihinde yapılan 2016 ve 2017 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmiş, iptal edilen gündem maddeleri sehven belirtilmemiş ise de, HMK. M.304 uyarınca hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece resen düzeltilebileceği anlaşılmakla hükmün tebliğ edilmemiş olması da gözetilerek hükmün 1 nolu bendinin resen düzeltilerek aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜNE, davalı şirketin 11/04/2019 tarihinde yapılan 2016 ve 2017 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 6 numaralı kararların İPTALİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 571,00-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç, 6,40 -TL vekalet harcı, 384,50-TL tebligat/ posta gideri, 6.000,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.479,70 -TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/01/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır