T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/631 Esas
KARAR NO :2026/481
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:23/03/2022
KARAR TARİHİ:07/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin, dünya üzerine yayılmış geniş hizmet ağı, deneyimli ve dinamik çalışanları ile konteyner temini ve tedariki sağlayan, bu konularda verdiği hizmetler ile bilinen bir şirket olduğunu, davalı ...Ş.'nin müvekkil şirket ile iletişime geçtiğini ve taraflar konteyner alım-satımı konusunda anlaşmaya vardığını, ... Lojistik deniz taşımacılığında kullanılmak üzere ... ile ... numaralı konteynerleri müvekkil şirket'ten satın aldığını, bu kapsamda Müvekkil Şirket davalı ... adına satış faturası düzenlemiş ancak davalı tarafından faturaya konu borç ödenmediğini, Müvekkil Şirket ile Davalı/Borçlu ... Lojistik, Konteyner Satışı Konusunda anlaştığını ve müvekkil şirketin Satış Bedelince Davalıya Fatura düzenlendiğini, ancak Davalı Teslim Aldığı Konteynerlere İlişkin Faturayı ödemediğini belirterek davalının .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas numaralı dosyasına yapmış olduğu borca itirazının iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...Ş. tarafından müvekkili ... A.Ş. aleyhine fatura borcundan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü 2021/... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine 19.02.2021 tarihinde hem yetkiye hem de borca itiraz edildiğini, yetki itirazı üzerine icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmeden ve yetkili icra dairesinden yeni bir ödeme emri tebliğ ettirilmeden doğrudan arabulucuya başvurularak dava ikame edildiğini, Yargıtay 22. HD 2017/39469 E. 2020/6577 K. sayılı kararına atıfla yetkisiz icra dairesindeki takip işlemlerinin geçerli sayılamayacağını ve ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacının itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra (itiraz 19.02.2021, dava 23.03.2022) dava açtığını, Yargıtay 19. HD 2011/10921 E. 2012/2655 K. sayılı kararına atıfla hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, esasa ilişkin olarak alacağın türü ve kaynağının belirsiz olduğunu, takip talebinde ve ödeme emrinde borcun kaynağının açıkça belirtilmediğini, taraflar arasında borcu tespit edecek bir mutabakat bulunmadığını, davacının iddialarını destekleyici herhangi bir delil sunmadığını, müvekkilinin ihtar edilmediğini ve TBK m.117 uyarınca muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğini, bu nedenle temerrüt gerçekleşmediğinden ancak takip tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, alacağın likit olmadığını, Yargıtay 4. HD 2015/10762 E. 2016/11555 K. sayılı kararına atıfla icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen döviz faiz oranının yüksek olduğunu ve devlet bankalarının fiilen uyguladığı en yüksek yıllık faiz oranlarının esas alınması gerektiğini belirterek, davanın usulden (yetki, hak düşürücü süre) ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, haksız takip başlatan davacıdan takip miktarının %20'sinden az olmayacak oranda icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davalının satın aldığı ... ile ... numaralı konteyner bedelinin tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) 14/02/2023 tarih ... Karar sayılı görevsizlik kararının 17/10/2024 tarihinde kesinleşmesi üzerine dosyanın mahkememize gönderilmesi sonucu yukarıda yer alan esas numarasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 10.07.2025 tarihli raporda; Taraflar arasında satış sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının satıcı, davalının da alıcı sıfatını haiz olduğu; davacı satıcı tarafından T.C. .... İcra Dairesi’nin 2021/.... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde asıl alacak olarak 2.800,00 USD’nin ödenmesinin talep edildiği; bedelin ödenip ödenmediğine ilişkin hususun mali inceleme ile tespit edilebileceği, Davacı’ ya ait 2020-2021 yılları yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Davalı defterleri ibraz edilmediği, Davacı ...Ş.’ye ait 2020 ve 2021 yılı yevmiye defterinde davalı ...Ş. 120 03 001 00537 cari hesap koduyla kayıtlı olduğu, bu cari kodla yevmiye defterinde yapılan işlemler kayıt altına alındığı, davacı şirketin davalı şirketten 12.02.2021 TAKİP tarihi itibariyle 2.800,00 USD ALACAKLI olduğu, takip talebinin de asıl alacak olarak 2.800,00 USD olduğu, davacı ile davalı arasında 2020 yılıyla ilgili olarak aralarında alım satıma dayalı ticari bir ilişkinin var olduğu, davacı şirket 12.02.2021 tarihinde icra işlemine başlamış olması nedeniyle alacağını 128 Şüpheli Alacaklar Hesabına devir yaptığı, bu yapılan kayıt muhasebe işlemlerine uygun ve doğru bir kayıt olduğu, Davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen 27.10.2020 tarih 20201307 nolu 2.800,00 USD tutarlı faturaya yasal süre olan 8 (sekiz) gün içinde itiraz edilmediğinin görüldüğü, fatura açıklamasında Kullanılmış boş konteynır 2 adet yazdığı, davalı borca itiraz dilekçesinde konteynırların alınmadığı ile ilgili bir beyan yada itirazda bulunmadığı, sadece borcunun olmadığını belirttiği, dava dosyasında borcun ödendiğine dair yasal bir belge bulunmadığından davacının davalıdan 2.800,00 USD alacaklı olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, 17-18 Şubat tarihli e postalardan davacı tarafından davalıya verilen konteynırlardan bir tanesi için (...) davalı şirket tarafından yurt dışına çıkış yapıldığı bilgisinin verildiği, İcra takibinin davalıya tebliğinin 17.02.2021 tarihli olduğu, davalı borçlunun ise 19.02.2021 tarihinde itiraz dilekçesini verdiği, dolayısıyla davalı borçlu 7 günlük yasal sürede itiraz ettiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 20.03.2026 tarihli ek raporda ise; davalı defterlerinin tekrar ibraz edilmediği, kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik olmadığına dair görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, aldırılan bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda; davacı tarafca .... İcra Dairesi'nin 2021/... Esas Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde asıl alacak olarak 2.800,00- USD'nin ödenmesinin talep edildiği; bedelin ödenip ödenmediğine ilişkin hususun mali inceleme ile tespit edilebileceği, davacıya ait 2020-2021 yılları yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı defterleri ibraz edilmediği davacıya ait 2020 ve 2021 yılı yevmiye defterinde davalı ...Ş. 120 03 001 00537 cari hesap koduyla kayıtlı olduğu, bu cari kodla yevmiye defterinde yapılan işlemler kayıt altına alındığı, davacı şirketin davalı şirketten 12.02.2021 takip tarihi itibariyle 2.800,00 USD alacaklı olduğu, takip talebinin de asıl alacak olarak 2.800,00 USD olduğu, davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen 27.10.2020 tarih 20201307 nolu 2.800,00 USD tutarlı faturaya yasal süre olan 8 (sekiz) gün içinde itiraz edilmediğinin görüldüğü, fatura açıklamasında Kullanılmış boş konteynır 2 adet yazdığı, davalı borca itiraz dilekçesinde konteynırların alınmadığı ile ilgili bir beyan ya da itirazda bulunmadığı, sadece borcunun olmadığını belirttiği, dava dosyasında borcun ödendiğine dair yasal bir belge bulunmadığından davacının davalıdan 2.800,00 USD alacaklı olduğunun kabul edilmesinin gerektiği alınan kök ve ek raporla tespit edilmiş olmakla, davalının ticari defterlerini ibraz etmediği özelilikle ek raporda yer alan tespitler dikkate alındığında, davalı vekilinin rapor hazırlanma sürecinde bilirkişice iletişime geçilmesine rağmen istenilen bilgi/belge/evrak ve ticari defterlerin sunulmadığı, ispat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat Yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”.Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.Davacı şirketin incelenen defterlerde alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalının defterleri ibraz edilmediği, ibraz edilmemesi durumunda bu durumun aleyhine karar olacağının ihtar edildiği anlaşılmakla, (davalının iddialarını ispatlayamadığı) davalının icra takibine yapılan itirazın yerinde olmadığı, denetlemeye elverişli rapor da gözetilerek tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
2004 sayılı İİK madde 67/2.maddesi uyarınca; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." neticeten işbu davada davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve alacak faturadan kaynaklı olup likit olduğundan hükmolunan meblağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
Davanın kabulüne;
1-).... İcra Dairesi 2021/... Esas sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptaline, takip talebinde belirtilen şartlarla takibin devamına,
2-)Alacak likit olduğundan hüküm altına alınan asıl alacak tutarının % 20 si üzerinden hesaplanan 3.955,67- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-)Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 2.840,81 TL karar ve ilam harcından 611,32 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 2.229,49 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 611,32 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 703,52 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-)Davacının karşıladığı bilirkişi ücreti ile davetiye ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 16.045,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 41.587,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/07/2026
Katip ...
(E-imzalı)
Hakim ...
(E-imzalı)