T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/501 Esas
KARAR NO :2025/847
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:29/08/2024
KARAR TARİHİ:09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.02.2023 tarihinde ... ili ... Caddesi Cezaevi Kavşağında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir hâlindeyken, ... Devlet Hastanesi istikametinden ... Caddesi yönüne dönüş yapmak isteyen sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin vücudunda ciddi kırıklar oluştuğunu, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğünü, kazanın ardından hem fiziksel hem de psikolojik olarak ciddi zararlar meydana geldiğini ve yaşam kalitesinin kalıcı şekilde etkilendiğini, ... Üniversitesi ... Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 11.03.2024 tarihli rapora göre müvekkilinin vücut engel oranının %13 ve sürekli olduğunun tespit edildiğini, tedavi sürecinde 2 ay süreyle bakıcı ihtiyacı bulunduğunu ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiğini, bu süre boyunca %100 oranında özürlü sayılması gerektiğinin raporlandığını, davalı tarafından bugüne kadar müvekkiline herhangi bir maddi tazminat ödemesi yapılmadığını, uyuşmazlıkla ilgili olarak 10.07.2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ancak herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, meydana gelen kazanın müvekkilinde sürekli sakatlığa yol açması nedeniyle maddi zararlarının doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL sürekli sakatlık tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Suriye uyruklu olduğunu, bu nedenle kimlik bilgilerinin konsolosluk aracılığıyla teyidinin gerektiğini, ayrıca 5718 sayılı MÖHUK madde 48 uyarınca yabancı davacıların Türk mahkemelerinde dava açabilmesi için teminat yatırma yükümlülüğü bulunduğunu, davacı yönünden teminat muafiyetine ilişkin yeterli ve hükme esas alınabilecek bir araştırma yapılmadığını, teminat yatırılmadan esasa girilmesinin mümkün olmadığını, bu hususun dava şartı olduğunu, teminatın yatırılmaması hâlinde davanın usulden reddi gerektiğini, davacının yasal temsilcisinin aynı zamanda sigortasız aracın maliki olduğunu beyan eden kişi olması nedeniyle temsilci ile davacının menfaatlerinin çatıştığını, müvekkili ... Hesabı aleyhine hükmedilecek bir tazminatın yasal temsilciye rücu edileceğini, bu nedenle davacının mevcut yasal temsilci tarafından temsil edilemeyeceğini, davacılara temsil kayyımı atanmasının zorunlu olduğunu, kazaya karışan aracın tescilsiz olduğunu, tescilsiz ve hurda statüsünde olabilecek araçlar bakımından ... Hesabı’nın sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca aracın mobilet mi yoksa motosiklet mi olduğunun dahi net olmadığını, motor silindir hacmi ve azami hız kriterleri dikkate alındığında motorlu bisiklet niteliğinde olması hâlinde zorunlu trafik sigortasına tabi olmadığını ve bu durumda ... Hesabı’na husumet yöneltilemeyeceğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, aracın çalıntı olması hâlinde ve sürücü ile yolcunun bu durumu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu hâllerde KTK madde 107 ve ZMSS Genel Şartları uyarınca taleplerin teminat dışı kaldığını, davacıların müvekkil kuruma usulüne uygun bir başvuru yapmadıklarını, kalıcı engellilik iddiasını destekler nitelikte sağlık kurulu raporunun sunulmadığını, zorunlu başvuru ve belge yükümlülükleri yerine getirilmeden dava açıldığını, bu nedenle dava şartı yokluğu bulunduğunu, bu eksikliğin sonradan tamamlanabilecek nitelikte olmadığını, davacının maluliyet iddiasının tespiti için iyileşme sürecinin tamamlanmış olması gerektiğini, illiyet bağı ve maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu marifetiyle belirlenmesi gerektiğini, kusur oranlarının da Trafik İhtisas Dairesi’nden alınacak bilirkişi raporuyla tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili kurumun ancak kaza tarihindeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, bu nedenle TBK madde 52 uyarınca tazminattan indirim yapılması gerektiğini, taşımanın hatır taşıması niteliğinde olduğunu ve ayrıca hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, SGK ve ilgili kurumlardan yapılacak ödemelerin müvekkil kurumun sorumluluğundan mahsup edilmesi gerektiğini, usulüne uygun başvuru yapılmadığından müvekkil kurumun temerrüde düşmediğini, faiz talebinin ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz şeklinde mümkün olabileceğini, kaza tarihinden faiz istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, aleyhe hüküm kurulması hâlinde dahi müvekkil kurumun sorumluluğunun kaza tarihindeki zorunlu mali sorumluluk sigortası teminat limiti ile sınırlı olduğunu belirterek öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, aksi hâlde davanın esastan reddini, ihbar olunanlara ihbar yapılmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; 26/02/2023 tarihinde dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile dava dışı sürücü ... Sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik talebine ilişkin maddi tazminat davasıdır.
26.02.2023 günü saat 11:30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile ... Caddesi üzerinde ... ... Kavşağı istikametinden ... Eğitim Araştırma Hastanesi istikametine doğru seyir halindeyken olay mahalli kavşağa geldiğinde idaresindeki kamyonetin ön kısımlarıyla, karşı yol bölümünden seyirle gelip sola manevra ile ... Caddesi istikametine dönüş yapmakta olan sürücü ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikletin sağ yan kısımlarına çarpması neticesinde motosiklette yolcu konumunda bulunan davacı...'ın yaralanmasına ilişkin dava konusu olay meydana gelmiştir.
Mahkememizce Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13803 Esas ve 2022/7689 Karar sayılı kararında; "...5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. ... öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir." belirlemesinde bulunmuştur. Mahkememizce davacının Suriye uyruklu olduğu anlaşılmakla; Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, teminattan muafiyete ilişkin Suriye ile Türkiye arasında karşılıklı anlaşmasının bulunup bulunmadığının sorulmasına karar verilmiş gelen yazı cevabında Ülkemiz ile Suriye arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı adlî iş birliği anlaşması bulunmadığı , fiili mütekabiliyete ilişkin olarak ise, Dışişleri Bakanlığı tarafından, Suriye'de yaşanmakta olan olumsuz gelişmeler ve asayiş durumundaki zafiyet nedeniyle Şam Büyükelçiliğimiz ve Halep Başkonsolosluğumuzun faaliyetlerinin geçici olarak askıya alındığı; bu çerçevede, Suriye’deki vatandaşlarımıza ilişkin adlî, hukukî ve idarî yazışmalar ve Suriye makamları nezdinde takip edilmesi gereken adlî/idarî yardımlaşma talepleriyle ilgili sorunların devam ettiği şeklinde yanıt verildiği anlaşılmakla karşı tarafınmuhtemel zarar ve ziyanı ile yargılama giderlerini karşılamak üzere; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/1.maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ğ maddesi gereği takdiren 7.000,00-TL teminatın Mahkememiz veznesine bloke etmesi için davacı vekiline 1 ay kesin süre verildiği , verilen ihtaratlı kesin süre içerisinde davacı vekilince belirlenen teminatın dosyaya yatırıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan raporda ; dava dışı sürücü ..., idaresindeki kamyonet ile seyir halinde iken her ne kadar kaza yeri olan kavşak mahallinde ilk geçiş hakkına sahip ise de bu mahale yaklaşırken hızını tedbir alabileceği uygun düzeye düşürmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, olay mahalline geldiğinde karşı yönünden seyir halinde iken sola manevra ile dönüşe geçen diğer sürücü idaresindeki motosiklete karşı zamanında etkin tedbir almaksızın çarpması sonucu meydana gelen olayda % 20 oranında kusurlu olduğu , dava dışı sürücü ..., idaresindeki motosiklet ile seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde sol tarafındaki caddeye giriş yapmak üzere sola dönüş yapmadan önce karşı yön bölümündeki taşıt hareketliliğine dair kontrollerini yapması, ilk geçiş hakkını karşı yön bölümünden düz seyirle gelen diğer sürücü idaresindeki kamyonete vermesi ve kontrollü bir şekilde sola manevrasını tamamlaması gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla meydana gelen kazada % 80 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller, ATK raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda ; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/... soruşturma numaralı soruşturma dosyası da incelendiğinde , davacı küçük babasına ait abisi olan dava dışı ...'in kullandığı belirtilen tescilsiz motosiklette yolcu olarak seyir halindeyken davaya konu kazanın meydana geldiği bu nedenle davanın ... Hesabına yöneltildiği , mahkememizce davacı vekiline , trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle zararın doğduğu ve davalı ... Hesabı'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunu ve silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde olduğunu ispat yükünün de davacı üzerinde olduğu gözetilmek suretiyle; davacı tarafa araca ilişkin delillerini (fatura, bulunduğu yer, motor no vs.) sunması için davacı tarafa 2 haftalık kesin süre verildiği (sunulmadığı takdirde dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre davalı ... hesabının sorumluluğunun değerlendirilmesine), karar verildiği , davacı vekilince verilen ihtaratlı sürede mahkememize herhangi bir belge sunulmadığı gibi bir beyanda da bulunulmadığı , davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin, KTK'nın 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc ve üzeri motor silindir hacmine sahip motosiklet olup olmadığının saptanması gerekip aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunu ispat yükü de davacı üzerinde bulunduğundan davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli maktu 615,40-TL red karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-)Davacının/davalının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/davalıya/vekiline iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının / vekilinin yokluğunda; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/12/2025
Katip ...
(E-imzalı)
Hakim ...
(E-imzalı)