T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/588 Esas
KARAR NO:2024/762
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :31/03/2024
KARAR TARİHİ:31/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına ... ve Tic. A.Ş tarafından ... Köyü için ortaklık belgesi düzenlendiğini, düzenlendiği tarih den sonra şirket ortaklarından sadece A ve B gurubu hisseye sahip ortaklara, şirketin mülkiyetindeki tesisten, bu kullanma yönetmeliği şartlarına uymak kaydı ile yararlanma hakkı tanıdığını, A ve B gurubu hisse sahipleri dışındaki ortaklar bu haktan yararlanamaz." şeklinde açıklama yapıldığını,
bu belge ile ... ili ... ilçesi ... Bucağına bağlı ... Köyünde 6 pafda 1157 parselde bulunan devre mülkün kullanım hakkını müvekkil davacının nakden satın aldığı ancak hiç kullanmadığı gibi başkaca kullanamayacağı davalı ve/veya davalılar tarafından kabul edildiğini, dava konusu devremülk hisse bedeline ilişkin olduğundan T.C. İstanbul Arabuluculuk Bürosu ... nolu dosyası ile zorunlu arabuluculuk başvurumuz ile hukuki menfaat elde edilemediğini belirterek; davanın kabulü ile Müvekkili davacı adına ... ve Ticaret A.Ş tarafından ... Köyü ... ili ... ilçesi ... Bucağına bağlı ... Köyünde 6 pafda 1157 parselde bulunan ortaklık belgesi bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek yasal faizi ile ödenmesini, Ayrıca davalının kötü niyetli olduğu gözetilerek HMK madde 329 gereğince en az AAÜT gereği müvekkilinin ödeyeceği vekalet ücreti kadar ücretin de davalıya yükletilmesini, yargılama giderlerinin davalılardan tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... Holding A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Usul yönünden itirazlarının olduğu, yetki, görev ve zaman aşımı itirazında bulunulduğu, esasa ilişkin itirazların ise cayma hakkının mevzuattaki tüm süreler dikkate alındığında dahi sürelerin kullanılmadığı, davacının dava dilekçesinde de açıklamış olduğu şekilde ve diğer davalının elektronik ortamda ilan ettiği Kullanma Yönetmeliğinde: diğer davalı ... şirket ortaklarından sadece A ve B gurubu hisseye sahip ortaklar, şirketin mülkiyetindeki tesisten, kullanma yönetmeliği şartlarına uymak kaydı ile yararlanabileceği, A ve B gurubu hisse sahipleri dışındaki ortaklar bu haktan yararlanamaz." şeklinde açıklandığı, davacı da işbu davadaki dilekçesinde de bu ifadeye yer verdiği, kullanım hakkını tanımlayan açıklamada açık bir şekilde ... unvanlı şirketin mülkiyetindeki tesisten denilerek mülkiyetin ...'a ait olduğunun belirtildiği, nitekim kullanma yönetmeliğin sair maddelerinde tesisin mülkiyetinin açık bir şekilde ...'a ait olduğu belirtildiği, mülkiyetin ...'a ait olduğu bir durumda da devremülk hakkından söz edilemeyeceği, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde ibraz edilen bila tarihli muvakkat kullanım belgesinde açık bir şekilde kullanım hakkının davacı adına tesis edildiğinin belirtildiği, muvakkat kullanım belgesinde hiçbir şekilde ayni hakkın devrine yönelik bir ibare mevcut olmadığı, TC Yargıtay 18.Hukuk Dairesi Esas: 1997/ 5490 Karar: 1997 / 6069 Karar Tarihi: 09.06.1997 sayılı ilanında "... O nedenle, "devre mülk" hakkının tesisine uygun yasal koşulların taşınmazda mevcut olup olmadığına dair araştırmanın yapılmamış olması bir yana, bir yönetim kurulu üyesi tarafından imzalandığı belirtilen geçici kullanma belgesine dayanılarak, mülkiyetin naklini tazammun edecek şekilde tescile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır." hükmine havi olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda iş bu davanın ayni hakka yönelik olduğunun kabulü halinde mahkememizden davanın bu nedenle reddine, devre mülk hakkını düzenleyen hukuki düzenlemeler mevzuatımıza Kat Mülkiyeti Kanununda 1985 yılında yapılan değişiklikler ile girildiği, dava dilekçesindeki beyanlar ve belgelerden anlaşıldığı üzere davacının talebine dayanak yaptığı hukuki ilişkilerin doğumu ise en iyi ihtimalle 1978 yılına yani 46 yıl öncesine dayanmakta olduğunu, tüketici uyuşmazlığı veya ticari bir uyuşmazlık olsun, her halukarda bu kadar eski tarihli bir hukuki ilişkiye dayanılarak tazminat talep edilemeyeceğini, taraflar arsındaki irade ve ceza hukuku dışındaki hukuki düzenlemelerin geriye yürümeyeceği ilkesi esas alınarak davacının açmış olduğu iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Usul yönünden itirazlarının olduğu, yetki, husumet, kesin hüküm, görev ve zaman aşımı itirazında bulunulduğu, daha önce ... 4. Asliye Hukuk mahkemesi ( Tüketici mahkemesi sıfatıyla) ... sayılı ilamında aynı konuda müvekkile karşı açtığı davada davanın reddine karar verildiği ve kesinleştiği, davanın taşınmazın olduğu ... mahkemelerinde açılması gerektiği yetki yönünden itirazda bulunduğu, esasa ilişkin itirazların ise cayma hakkının mevzuattaki tüm süreler dikkate alındığında dahi sürelerin kullanılmadığı, davacının dava dilekçesinde de açıklamış olduğu şekilde ve diğer davalının elektronik ortamda ilan ettiği Kullanma Yönetmeliğinde: diğer davalı ... şirket ortaklarından sadece A ve B gurubu hisseye sahip ortaklar, şirketin mülkiyetindeki tesisten, kullanma yönetmeliği şartlarına uymak kaydı ile yararlanabileceği, A ve B gurubu hisse sahipleri dışındaki ortaklar bu haktan yararlanamaz." şeklinde açıklandığı, davacı da işbu davadaki dilekçesinde de bu ifadeye yer verdiği, kullanım hakkını tanımlayan açıklamada açık bir şekilde ... unvanlı şirketin mülkiyetindeki tesisten denilerek mülkiyetin ...'a ait olduğunun belirtildiği, nitekim kullanma yönetmeliğin sair maddelerinde tesisin mülkiyetinin açık bir şekilde ...'a ait olduğu belirtildiği, mülkiyetin ...'a ait olduğu bir durumda da devremülk hakkından söz edilemeyeceği, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde ibraz edilen bila tarihli muvakkat kullanım belgesinde açık bir şekilde kullanım hakkının davacı adına tesis edildiğinin belirtildiği, muvakkat kullanım belgesinde hiçbir şekilde ayni hakkın devrine yönelik bir ibare mevcut olmadığı, TC Yargıtay 18.Hukuk Dairesi Esas: 1997/ 5490 Karar: 1997 / 6069 Karar Tarihi: 09.06.1997 sayılı ilanında "... O nedenle, "devre mülk" hakkının tesisine uygun yasal koşulların taşınmazda mevcut olup olmadığına dair araştırmanın yapılmamış olması bir yana, bir yönetim kurulu üyesi tarafından imzalandığı belirtilen geçici kullanma belgesine dayanılarak, mülkiyetin naklini tazammun edecek şekilde tescile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır." hükmine havi olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda iş bu davanın ayni hakka yönelik olduğunun kabulü halinde mahkememizden davanın bu nedenle reddine, devre mülk hakkını düzenleyen hukuki düzenlemeler mevzuatımıza Kat Mülkiyeti Kanununda 1985 yılında yapılan değişiklikler ile girildiği, dava dilekçesindeki beyanlar ve belgelerden anlaşıldığı üzere davacının talebine dayanak yaptığı hukuki ilişkilerin doğumu ise en iyi ihtimalle 1978 yılına yani 46 yıl öncesine dayanmakta olduğunu, tüketici uyuşmazlığı veya ticari bir uyuşmazlık olsun, her halukarda bu kadar eski tarihli bir hukuki ilişkiye dayanılarak tazminat talep edilemeyeceğini, taraflar arsındaki irade ve ceza hukuku dışındaki hukuki düzenlemelerin geriye yürümeyeceği ilkesi esas alınarak davacının açmış olduğu iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın; Tüketici tarafından açılan devremülk sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili davada; ticaret sicil kayıtları, ortaklık belgesi, keşif, tanık, yemin vs delillerine dayanmıştır.
.... Tüketici Mahkemesinin 09/07/2024 tarih .... Sayılı ilamı ile davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verildiği, görevli İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, karar kesinleşerek mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Davanın, taraflar arasındaki ilişkinin devre mülk sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı alıcı ile davalı satıcı arasında devremülk satış sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığına göre, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği..." gerekçesiyle karşı görevsizlik yönünde karar vermiştir.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanmasıyla ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Sözü gecen yasanın "Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri" başlıklı 50/1 ve 2. fıkrası " Devre tatil sözleşmesi, bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya daha fazla sayıda gecelik konaklama imkânı veren sözleşmelerdir.(Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre tatil sözleşmeleri ile sağlanan hakkın şahsi veya ayni bir hak olması ya da devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması bu maddenin uygulanmasını engellemez. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun sekizinci bölümü hükümleri kapsamında kurulan devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamaz..."şeklindedir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, devre tatil sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmesinin geçerliliği ve cayma hakkı 6502 sayılı yasanın 50. maddesinde düzenlenmiştir.Buna göre, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği ve cayma hakkının yerinde olup olmadığına dair değerlendirme yapmak yetkisi münhasır görevli tüketici mahkemesine aittir. Kaldı ki sözü geçen sözleşmeler, gerçek kişiler bakımından kural olarak ticari veya mesleki amaçla yapılan sözleşmeler olmayıp, davacının da, davaya konu olan sözleşmesel ilişki bakımından yatırım amacıyla hareket ettiği yönünde bir beyanı bulunmamakta, aksi durumun varlığında dahi salt bu yöndeki niyet ve açıklamalar başkaca delillerle desteklenmedikçe, tüketici yasasında düzenlenen işbu sözleşmesel ilişkiyi tüketici işlemi olmaktan çıkarmamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi' nin 06/02/2024 tarih, 2023/1900 E. 2024/379 K. ) Bu nedenle Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)İş bu davayı görmeye Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dava dilekçesinin HMK 114/(1)-c 115/(2) Maddeler uyarınca GÖREVSİZLİK nedeniyle USULDEN REDDİNE, görevli İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE ,
2-HMK'nın 20'inci maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süre içinde başvuru halinde dosyanın yetkili ve görevli .... Tüketici Mahkemesi GÖNDERİLMESİNE,
3-İşbu görevsizlik kararı ile mahkememiz ve .... Tüketici Mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı oluştuğundan, merci tayini için dosyanın İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilemesine,
Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe veya başka bir yer Mahkemesi aracılığıyla gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 31/10/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza