T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/509 Esas
KARAR NO: 2025/513
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/11/2024
KARAR TARİHİ: 18/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında akdedilen ve davacı şirketin işveren, davalı tarafın ise yüklenici olduğu eser sözleşmesi niteliğindeki 15.11.2016 tarihli ''İnşaat Yapım Sözleşmesi'' davanın esasına ilişkin hukuki ilişkinin temelini oluşturan ana sözleşme olduğu, akabinde tarafların, 05.09.2020 tarihinde ''15.11.2016 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesinin Eki'' başlıklı sözleşme ile ana sözleşmenin bazı maddelerinde yapılan revize sonucu aralarındaki sözleşmeyi kat karşılığı inşaat sözleşmesine dönüştürüldüğü, İşbu 15.11.2016 tarihli ana sözleşmesinin aynı kalan madde 14 ''GİDERLER'' başlıklı maddesi ile; ''İşveren ile Yüklenici arasında inşaat yapımı esnasında doğacak tüm bilcümle damga vergisi, noter masrafları, tapuda oluşabilecek bilimum masraflar, vergi ve harçların tamamı yüklenici tarafından karşılanacaktır.'' şeklinde, damga vergisinin yüklenici tarafından ödeneceği kararlaştırıldığı, ancak davalı/yüklenici şirket sözleşmede kararlaştırıldığı gibi sözleşme ile ilgili damga vergisini ödemediği, müvekkili şirketin damga vergisi nedeniyle icra tehdidi altında kalmasına sebebiyet verdiği, işbu Damga Vergisi borcu nedeniyle davacı şirkete, ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından, 06.06.2023 tarihli Vergi/Ceza İhbarnamesi gönderildiği ve damga vergisi borcunun ödenmesi için 30 günlük süre tanındığı, bunun üzerine davalı şirkete ... 20. Noterliği'nin, ... tarihli, 03893 yevmiye numaralı ihtarnemesi ile müvekkilin icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, sözleşmeden kaynaklı borcunu ödemesini ve ayrıca yapılandırma imkanından faydalanmasına ilişkin vergi dairesinin 10.03.2023 tarihli yazısı da ek yapılarak bildirildiği, davalı/yüklenicinin hiç bir şekilde ödemeye yanaşmaması sebebiyle davacı şirket icra tehdidinden kurtulmak için kredi kullanıp borcu ödemek zorunda kaldığı, davacı damga vergisinin ödenmesi için yapılandırmaya başvurmuş ve borcu taksitlendirerek ödediği, davalının ödemesi gereken damga vergisi için yapılan her taksit ödemesine ilişkin ödeme yapıldıktan sonra takibe konu faturalar düzenlenmiştir asıl alacaklar ve ödeme tarihinden itibaren takip tarihine kadar işleyen ticari faizleri olmak üzere toplamda 2.704.074,47-TL tutarlı alacak olduğu, işbu alacak için huzurdaki davaya konu takip başlatıldığı, 15.11.2016 tarihli sözleşme uyarınca söz konusu damga vergisi borcundan tam sorumluluğu bulunan davalı şirket aleyhine, damga vergisi borçlarını icra tehdidi altında ödeyen davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin rücuen tahsili amacıyla açılan takibe yapılan itiraz nedeniyle, itirazın iptali ve takibin devamı için işbu davanın açıldığı, davanın ticari dava vasfına haiz olması sebebiyle ayrıca ticari davalarda zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı, 15.11.2016 tarihli sözleşme kapsamında damga vergisi alacağı likit ve talep edilebilir nitelikte olduğundan davalı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği, bu nedenlerle; öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı şirkete ait malvarlıklarına ihtiyati tedbir uygulanmasına, ... 13. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin ferileri ile birlikte devamına, İİK md. 67/II uyarınca likit ve talep edilebilir nitelikteki sözleşmeye dayalı alacağa yapılmış haksız itiraz sebebiyle, davalının %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Takip ve huzurdaki davanın yetkisiz mercilerde başlatıldığı, yetkili mercilerin müvekkillerin yerleşim yeri olan ... İcra Daireleri ve Mahkemeleri olduğu, Davacı tarafın dayandığı 15.11.2016 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi’nin 05.09.2020 tarihli ek sözleşme ile revize edilerek kat karşılığı inşaat sözleşmesine dönüştürüldüğü ve bu ek sözleşmede yetkili mahkemelerin ... olarak belirlendiği, davacının sözleşmeye dayanarak alacak talebinde bulunmasına rağmen sözleşmenin feshi talebiyle dava açtığı ve bu sebeple sözleşme hükümlerine dayalı alacak iddiasının hukuken mümkün olmadığı, ayrıca davacı tarafın bu çelişkili tutumunun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacının takipte talep ettiği faiz oranlarının hukuka aykırı olduğu, zira 6102 sayılı TTK’nın 1530. maddesinin mal tedarik sözleşmelerine ilişkin olduğu ve davacının dayandığı faturaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca müvekkil tarafından süresi içinde yapılan itirazlar doğrultusunda takip tarihinden önceki dönem için faiz talebinde bulunulamayacağı, davacı tarafın mesnetsiz ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığı, bu nedenle İİK’nın 67. maddesi uyarınca dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, öncelikle yetki itirazının kabulüyle mahkemenin yetkisizliğine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle reddine, davacının kötü niyetli olduğu gözetilerek asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davası olup, davalı vekili yasal süresi içinde verdiği cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuştur.
Mahkememizin 2024/684 Esas, 2025/241 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verildiği, verilen bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği,
İstanbul BAM 53. HD nin 09/07/2025 tarih ... E. ... K. sayılı ilamı ile; "...Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup, iş bu davalar takip dosyası ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan takibe dayanak olarak gösterilen belgelere göre inceleme yapılması gerekir.
Davalı şirket vekili gerek takibe itiraz dilekçesinde ve gerekse davaya cevabında icra dairesinin yetkisine de itiraz ederek yetkili icra dairesinin ve yetkili mahkemenin ... İcra Dairesi ve Mahkemesi olduğunu savunmuştur.
Davalı borçlu tarafından hem İcra Dairesi ve hem de Mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi halinde mahkemece öncelikle İcra Dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir. Oysa somut olayda yalnızca dava bakımından mahkemenin yetkisine yönelik itiraz incelenmiş, İcra Dairesi'nin yetkili olup olmadığı ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
O halde mahkemece öncelikle İcra Dairesinin yetkili olup olmadığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus atlanarak yalnızca dava bakımından yapılan inceleme sonucu yazılı mevcut gerekçeyle verilen yetkisizlik karar hatalı olduğundan kararın kaldırılması gerekmiştir.
Kararın kaldırılma sebebi, gerekçesi ve kapsamına göre tarafların sair istinaf itirazları incelenmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,taraflar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine..." karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır.
6100 Sayılı Yasanın 114/ç maddesine göre yetki hususu dava şartıdır. Davalı yan ödeme emrine yasal süre içinde yaptığı itirazında, icra dairesinin yetkisine itirazda bulunmuştur. İİK'nın 50. maddesinde, icra dairesinin yetkisi hususunda Hukuk Muhakemesi Kanununun kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK.m.17 hükmüne göre; Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.
Somut olayda; davacı tarafın dayandığı 15.11.2016 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi’nin 05.09.2020 tarihli ek sözleşme ile revize edilerek kat karşılığı inşaat sözleşmesine dönüştürüldüğü ve bu ek sözleşmede taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarla ilgili olarak yetkili icra müdürlüğü ile mahkemelerin ... icra müdürlükleri ve mahkemelere olarak belirlendiği, ancak takibin yetksiz ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında başatıldığı, takibin yetkili ... İcra Müdürlüğünde açılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı anlaşıldığından davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)DAVANIN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin alınan 32.658,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 32.043,07-TL harcın davacıya iadesine,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-)Davalı duruşmalarda kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-)Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Dair, dosya üzerinden, tarafların yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır