T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2011/158 Esas
KARAR NO :2025/674
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:15/03/2011
KARAR TARİHİ:25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... ... numarasında kayıtlı ... Limited Şirketi'nin yetkilisi ve hissedarı olduğunu, bahsi geçen şirket aleyhine prim alacağı sebebiyle dava açıldığı ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi... E-... K.sayılı kararı ile davacı lehine sonuçlanıp kesinleştiğini, şirketin mal varlığı tespit edilemediğinden 347.969,78-TL aciz vesikası alındığını, acente sıfatıyla tahsil edilen primlerin davacı şirkete intikal ettirilmediğinden ve bu husus emniyeti suistimal oluşturduğundan davalı hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile derdest bulunan kamu davası açıldığını, davalının şirket yetkilisi ve ortağı olması hasebiyle suç teşkil eden haksız fiil faili olduğundan davacı zararından sorumlu olduğunu, 347.969,78-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Dairesi'nin 2008/... esas sayılı takip dosyasında ... aleyhine .... Asliye Ticaret Mahkemesi... E-... K.sayılı kararına ilişkin alacak tahsilinden kaynaklanan 134.741,74-TL takip yapıldığı, 15.03.2011 tarihli kapak hesabı ile 176.970,89-TL yekün alacak bulunduğu görülmüştür.
.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı K.H.sanık ..., suçun hizmet nedeniyle görfevi kullanmaya ilişkin olduğu, sanık ...'in 10 ay hapis ve 25 günlük adli para cezasına hükmedildiği, dosyanın temyiz nedeniyle Yargıtay'a gönderildiği görülmüştür.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (.... Asliye Ticaret Mahkemesi)... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ...Ş., davalı... Ltd Şti, dava tarihi 04.01.2008, davanın 11.06.2002 tarihli feshedilmiş acentelik sözleşmesi nedeniyle 70.100,03-YTL alacağın tahsiline ilişkin olduğu, davanın 62.423,85-YTL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, kararın 11.03.2009 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mali bilirkişinin 02/07/2025 tarihli 9 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... Ltd. Şti'nin acente sıfatıyla tahsil edip davacı ...Ş.'ye ödemediği sigorta primi miktarının 62.423,85 TL olup, bu tutarın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyası ile hüküm altına alınmış olduğu, Davacı tarafça acente ... Ltd. Şti aleyhine icra takibi yapılmış olup, borçlu şirket üzerinde kayıtlı her hangi bir mal varlığı bulunmadığından takip konusu alacak için 25.01.2011 tarihi itibarıyla 347.969,78 TL tutarında aciz vesikası düzenlenmiş olduğu, aciz vesikasına bağlanan alacak için faiz işletilmesi mümkün olmadığı gibi davacı tarafın talebinin de aciz vesikasında yazılan miktar ile sınırlı olduğu, bu itibarla davalının yetkilisi olduğu acentenin borcundan şahsen sorumlu olduğuna karar verilmesi halinde, davalının sorumlu tutulacağı miktarın aciz vesikasında gösterilen tutarla sınırlı olması gerektiği kanaatine varıldığını belirtmiştir.
Dava, ... Limited Şirketi'nin yetkili ve hissedarı olan davalıdan acente sıfatıyla tahsil edilen ve davacıya intikal ettirilmeyen prim bedelleri nedeniyle 347.969,78-TL zararlarının tahsili istemine ilişkindir.
Somut olaya gelindiğinde;
Mahkememizin 07.04.2025 tarihli ara kararı gereğince görevlendirilen bilirkişi mali müşavir ... tarafından düzenlenen raporda, iddia, savunma, sunulan deliller, tüm dosya kapsamı, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında hükme esas alınan kök ve ek raporların ve ceza dosyası içeriği ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dava dosyası içeriği, davacı tarafın ve 3. kişi şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle davalının yetkili olduğu dönemde acente sıfatıyla tahsil edilip davacı şirkete ödenmeyen sigorta primi miktarının ne kadar olduğu yönünden inceleme yapılmış olup, raporda yer alan tespit ve değerlendirmeler şu şekildedir:
Bilirkişinin ticaret sicil kayıtları incelemesi neticesinde, davalı tarafın 20.05.2005 tarihinden itibaren yetkilisi olduğu ... Limited Şirketi'nin sermayesinin 5.000,00 TL olduğu, bu sermayenin 4.500,00 TL'sinin davalıya ait bulunduğu, şirketin acentelik sözleşmesinin 08.08.2007 tarihi itibarıyla feshedilmiş olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, şirketin ticaret sicil kaydının 6102 Sayılı Yasa'nın Geçici 7. Maddesi uyarınca 07.07.2014 tarihi itibarıyla resen silinmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesinde ise, davacı şirketin 2002-2008 yılları arasındaki ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu, usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrulayan davacı şirkete ait ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığının değerlendirildiği, davacı şirketin ticari defter kayıtlarında dava dışı acente ... Ltd. Şti. ile ilgili olarak acente cari, komisyon tahakkuk ve kanuni takip olmak üzere 3 ayrı hesap bulunduğu, ticari defterlere son kaydın yapılmış olduğu 29.05.2008 tarihi itibarıyla dava dışı ... Ltd. Şti'nin davacı ... A.Ş.'ye kanuni takip hesabından 66.956,56 TL, acente cari hesabından 216,22 TL olmak üzere toplam 67.172,78 TL borçlu, acente komisyon tahakkuk hesabından ise 4.748,93 TL alacaklı olduğu görüldüğü, acentelik sözleşmesi gereği acente lehine tahakkuk eden 4.748,93 TL komisyon tutarı düşüldüğünde davacı ... A.Ş.'nin davalının yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti'den olan alacağının (67.172,78 - 4.748,93) = 62.423,85 TL olduğu, 29.05.2008 tarihinden sonra ise hesaplarda herhangi bir işlem kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporunda ayrıca, davacı ...Ş. ile davalı ... Ltd. Şti arasında 11.06.2002 tarihinde akdedilmiş olan acentelik sözleşmesinin 08.08.2007 tarihinde feshedilmiş olduğu, davalı tarafın müvekkili şirkete 70.100,03 TL borcu bulunduğu beyanıyla açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı DAVASINDA, davalı şirket ticaret sicilinde kayıtlı adresinde bulunmadığından Tebligat Kanunu'nun 35. Maddesine göre tebligat yapılmış olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara katılmadığı, mahkemenin 30.04.2008 tarihli duruşmasında verilen ara karar doğrultusunda bilirkişi ... tarafından davacı şirketin ticari defter kayıtları incelenmek suretiyle düzenlenen raporda özetle davacı sigorta şirketinin davalı acenteden olan alacağının 04.01.2008 dava tarihi itibarıyla 63.504,50 TL, 30.05.2008 tarihi itibarıyla ise 62.423,85 TL olduğu sonucuna varıldığı, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek, 62.423,85 TL alacağın 04.01.2008 dava tarihinden itibaren yıllık %120 oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacı taraf lehine 6.180,36 TL vekalet ücretine, 1.289,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bakiye 2.424,48 TL karar harcının davalı taraftan alınmasına hükmedilmiş ve davalı tarafça temyiz yoluna gidilmeksizin mahkeme kararının kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dosyada yer alan .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası incelemesinde ise, dava dışı ... Ltd. Şti. yetkilisi ve huzurdaki davanın davalısı ... hakkında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçlamasıyla açılan ... esas sayılı kamu davasında sanık ...'in 08.08.2007 tarihinde müşteki sigorta şirketi adına tahsil ettiği 62.423,85 TL parayı müşteki sigorta şirketine vermeyerek hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğine karar verildiği, mahkemenin cezalandırma yönündeki kararının Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nce "CMK. 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu" gerekçesiyle esasa girilmeksizin bozulduğu, bozma sonrasında ... esas numarası ile yargılamaya devam edilmiş olup, 17.11.2020 tarihinde yapılan son duruşmada verilen kararla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yeniden mahkumiyet hükmü kurulduğu, müşteki sigorta şirketinin hesap ekstresi esas alınmak suretiyle düzenlenen 25.10.2010 tarihli bilirkişi raporunda müşteki sigorta şirketinin ödenmemiş prim alacağının 62.423,85 TL olduğu sonucuna varılmış olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporunda .... İcra Dairesi'nin 2008/... esas sayılı takip dosyası incelemesinde, davacı ... A.Ş.'nin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... karar sayılı ilamına dayanarak, 23.10.2008 tarihi itibarıyla 62.423,85 TL asıl alacak, 62.423,85 TL işlemiş faiz, 2.424,48 TL bakiye ilam harcı, 1.289,20 TL yargılama gideri ve 6.180,36 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 134.741,74 TL alacak üzerinden borçlu ... Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlattığı, borçlu tarafça itiraz edilmeksizin takibin kesinleştiği, taraflar arası acentelik sözleşmesi gereği asıl alacağa uygulanacak faiz oranının aylık %10 olup, yıllık %120 oranına karşılık geldiği, davacı tarafın işbu alacağı için icra takibi yaptığı, ancak borçlu şirketin herhangi bir mal varlığı tespit edilemediğinden takip konusu alacak için 25.01.2011 tarihi itibarıyla 347.969,78 TL tutarında aciz vesikası düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişinin değerlendirme bölümünde belirttiği üzere, sigorta sektöründe hali hazırda mevcut standart uygulamada acentelerin müşterilerine düzenlemiş oldukları poliçe bedellerini kendi hesabına tahsil etmeleri söz konusu olmayıp, poliçe bedelleri kredi kartları aracılığıyla doğrudan sigorta şirketi hesabına tahsil edilmekte, acentelerin hak ediş (acente komisyonu) bedelleri ise sigorta şirketi tarafından fatura karşılığında acentesine ödenmektedir, ancak dava konusu ihtilafın yaşandığı dönemlerdeki uygulamanın, acentelerin müşterilerine düzenlediği poliçe bedellerini kendi hesabına tahsil ederek, komisyon bedellerini düştükten sonra kalan net tutarı sigorta şirketine ödemeleri esasına dayandığından, dava konusu olayda olduğu gibi acenteler tarafından tahsil edilen primlerin sigorta şirketine aktarılıp aktarılmadığı hususunda ihtilafların doğduğu, nitekim taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin prim ödemelerine ilişkin 18. maddesinde "Acente bir hafta süresince tahsil edilen primlerin komisyon ve ilgili vergiler düşüldükten sonra kalan kısmı en geç ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar sigorta şirketine posta çeki, posta havalesi veya şirket adına açılmış banka hesabına yatırmak ya da diğer yollarla bu süre içinde intikal ettirmek zorundadır" şeklinde düzenlenmiş olduğu, sözleşmenin 19. maddesiyle de her ayın ilk 10 günü içinde taraflar arasında mutabakatın yapılarak, buna ilişkin belgelerin birer örneğinin usulüne uygun olarak saklanacağı hüküm altına alınmış bulunduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde ise, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... Ltd. Şti'nin acente sıfatıyla tahsil edip davacı ...Ş.'ye ödemediği sigorta primi miktarının 62.423,85 TL olup, bu tutarın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyası ile hüküm altına alınmış olduğu, davacı tarafça acente ... Ltd. Şti aleyhine icra takibi yapılmış olup, borçlu şirket üzerinde kayıtlı herhangi bir mal varlığı bulunmadığından takip konusu alacak için 25.01.2011 tarihi itibarıyla 347.969,78 TL tutarında aciz vesikası düzenlenmiş olduğu, aciz vesikasına bağlanan alacak için faiz işletilmesi mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Bilirkişi hen ne kadar bu şekilde beyan etimşi ise de Mahkememizce davamızdaki davalının sorumluluğu, yöneticinin sorumluluğu olup, aciz vesikasına bağlanan alacak için 3. kişi şirket açısından faiz işletilmesi mümkün olmayıp davalı açısındand ise aciz vesikasına bağlanan asıl alacak açısından temerrüt faizi işletilmesine deva edilmesi gerekmektedir.
Yukarıda özetlenen bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler mahkememizce incelenmiş olup, bilirkişi raporunun bilimsel gerçeklere uygun, mantıklı ve tutarlı olduğu, raporda herhangi bir eksiklik veya hata bulunmadığı anlaşılmış olduğundan rapora itibar edilmiştir.
Bu durumda, davacı ... A.Ş.'nin davalı ...'in yetkili ve hissedarı olduğu ... Limited Şirketi'nden olan prim alacağının 62.423,85 TL olduğu, bu alacağın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce kesinleşen kararla hüküm altına alındığı, davalının şirket yetkilisi sıfatıyla tahsil ettiği sigorta primlerini davacı şirkete aktarmaması nedeniyle hem hukuki hem de cezai sorumluluğunun bulunduğu, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nce davalının hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğine karar verildiği, kesinleşen mahkeme kararına dayalı olarak yapılan icra takibinde borçlu şirketin mal varlığı tespit edilemediğinden 347.969,78 TL tutarında aciz vesikası düzenlendiği, davalının şirket yetkilisi sıfatıyla şirket alacaklılarına karşı şahsi sorumluluğunun bulunduğu, özen borcunun ihlali nedeniyle şirketin davacıya verdiği zarardan davalının sorumlu olduğu anlaşıldığından, davacının davalıdan talep ettiği 347.969,78 TL'nin tahsili talebinin haklı ve yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu nedenlerle, davacı ... A.Ş.'nin davalı ... aleyhine açmış olduğu işbu alacak davasının kabulü ile 347.969,78 TL'nin (bu miktarın sadece 62.423,85 TL'si asıl alacak olmakla 62.423,85 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Diğer taraftan, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava konusu sigorta prim alacağı ilişkin olarak davalı ... hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle ceza dosyasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hususu mahkememizce değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, her ne kadar ceza mahkemesi kararı henüz kesinleşmemiş ise de, gerek .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasındaki kesinleşen kararı gerekse mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında yer alan deliller dikkate alındığında, davacının davalıdan olan alacağının varlığı ve miktarının sübut bulduğu, davalının şirket yetkilisi sıfatıyla tahsil ettiği sigorta primlerini davacı şirkete aktarmaması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmıştır.
Ceza mahkemesi kararının Yargıtay incelemesi neticesinde bozulması ihtimalinin bulunduğu, ancak bu bozmanın zamanaşımı gibi hukuk davasını etkilemeyecek şekli nedenlerle veya hukuk davamızı etkileyebilecek maddi vakialara ilişkin tespitlerle bozulma ihtimali sonrasında ceza mahkemesinin maddi vakıalara ilişkin farklı bir kanaat belirtmemesinin de ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Mahkumiyet hükmünün bozulması ihtimalinin gerçekleşmesi ve ceza mahkemesinin hukuk hakimini bağlayacak nitelikte maddi vakıa tespiti yapması halinde, mahkememiz kararının kesinleşmesine kadar bu hususun temyiz kanun yolu ile ileri sürülmesinin mümkün olduğu, mahkememiz kararının kesinleşmesinden sonra ceza mahkemesinin maddi vakıalara ilişkin farklı tespit yapması halinde ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesi uyarınca iadei muhakeme yoluyla bu hususun ileri sürülebileceği, mevcut delillere göre haklılığını ispatlayan davacı tarafın hakkını elde edebilmesinin, ceza mahkemesinin muhtemel farklı maddi vakıa tespiti yapabileceği ihtimali nedeniyle geciktirilmesinin, taraflar arasındaki menfaat dengesi gözetildiğinde kabul edilebilir olmadığı sonucuna varılmış olup, bu nedenlerle ceza dosyasındaki mahkumiyetin kesinleşmesi bekletici mesele yapılmamıştır.
Tüm bu nedenlerle, dosya kapsamındaki deliller ve yapılan değerlendirmeler ışığında aşağıdaki hükme varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanı kabulüyle 347.969,78 TL'nin (bu miktarın sadece 62.423,85-TL'si asıl alacak olmakla 62.423,85-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesin
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 23.769,81-TL ilam harcından peşin alınan 5.167,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 18.602,41-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 5.167,40-TL peşin harç ve 18,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 5.185,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 55.675,16-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 16.654,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı 25/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır