T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2014/883 Esas
KARAR NO :2025/160
DAVA:Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ:17/09/2014
KARAR TARİHİ:27/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/05/2012 ve 30/04/2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Tıbbi Cihazlar Bakım Onarım Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi ile yürüyen ticari bir ilişki bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamında servis hizmetlerini davalıya verdiğini ve faturaların teslim edildiğini fakat müvekkilinin sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen davalı tarafından borcun ödenmediğini, .... Noterliğinin 12/09/2013 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile borçluya borçların vadesinde ödenmediği için temerrüte düştüğü ve müvekkili şirket tarafından sağlanan servis hizmetinin ve yedek parça temininin durdurulduğunun bildirildiğini, müvekkilince davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile iflas takibi yaptığını, borçluya iflas yolu ile adi takipte geçerli ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalı tarafından ödeme emrine dayanaksız ve haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin takip miktarı kadar alacaklı olup müvekkilinin alacaklı olduğu hususunun sözleşme, faturalar, ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, bu nedenlerle davalının haksız ve dayanaksız itirazının kaldırılarak iflasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinin ekinde yer alan söz konusu sözleşmenin tarafının davacı ile birlikte dava dışı ... A.Ş. olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin tarafı olmadığının görüldüğünü, davacının faturaların müvekkili şirkete kesildiğini ifade etmekle müvekkili ile davacı arasında hesap mutabakatı bulunmadığını, ödeme emrinin müvekkili şirkete 17/09/2013 tarihinde tebliğ edildiğini ve süresi içinde haklı olarak itiraz edildiğini, davacının iddia ettiği alacaklarının müvekkili şirketin defterleri ve kayıtlarında yer almadığını, bu halde davacının müvekkili şirketten söz konusu alacağı likit ve muaccel hale gelmiş bir alacak gibi talep edebilmesinin yasaya aykırı olduğunu, yargılamanın davacının ifade ettiği gibi yapılması için borçlu şirketin iflas yoluyla takipte ödeme emrine itiraz etmemiş olmasının gerektiğini, oysa müvekkili tarafından icra takibine itiraz edildiğini, Mahkeme tarafından yapılacak yargılamanın şekli incelemeden öteye geçmesinin, esasa girilmesinin ve tarafların beyanları ve bilirkişi incelemesi akabinde neticeye bağlanması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Mahkememizin 23/06/2014 tarihli celsesi, 4 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 31/10/2014 tarihli raporunda özetle; taraflar arasında imzalanan görüntüleme cihazları Periyodik Bakım ve bakım/onarım hizmetleri Sözleşmesi 01.05.2012 - 30.04.2015 tarihleri arasında 3 yıllık (36 aylık) bir süreyi kapsamasına karşın, Davacı ...Ş. tarafından cihazlara 20.06.2012 ile 23.10.2013 tarihleri arasında (yaklaşık 16 ay süreyle) servis verildiği, sözleşmenin imzalanma aşamasında pazarlık konusu olabilecek toplam hizmet bedelinin Sözleşme imzalandıktan sonra tekrar sorgulanmaması gerektiği, ancak verilmemiş (belgelendirilmemiş) hizmetlere karşılık gelen bedelin Sözleşme toplam tutarından düşülmesi gerekir; hizmeti verilmiş olan sürenin bedeli ise hizmet süresi üzerinden hesaplanabilecği 16 aylık hizmet karşılığı 36 ay için öngörülen bedelin 16/36 oranı hesaplanması gerektiği, dosyada yer alan Teknik Servis kayıtlarında “corrective maintenance” yani düzeltici bakım faaliyeti yazdığı, cihazlara ait Koruyucu Periyodik Bakım formları bulunmadığı, her bir cihaz için tek, tek Koruyucu Periyodik Bakımda o cihazda nelerin yapıldığının dökümünün verilmesi; Koruyucu Periyodik Bakım hizmetlerinin her sefer için kayıtlandırılması (ölçüm sonuçlarının verilmesi) gerektiği, nitekim, sözleşme kapsamında yer alan görüntüleme cihazlarından MR cihazı (...), Bilgisayarlı Tomografi (...), ... Cihazı (...), Mobil Röntgen (...), ... Anjiyo cihazı (...), ve ... kodlu ültrason cihazlarına verilen Periyodik Bakım hizmetlerinin kayıttarı (sıklıkları, yapılan işlerin tanımı, vs) dosyada yer almadığı, adam-saat ücreti üzerinden yapılan hesaplamada 3 yıl için bu hizmetin bedeli yaklaşık 129.000 USD olduğu, aşağıdaki cihazların, Periyodik Bakım kayıtları da dahil olmak üzere hiç bir Teknik Servis raporu bulunmadığı, ..., ...; ... US Sistemi, ...;... Kamera, ...; ... US Sistemi, 1...; ... US Sistemi, ....; ... US Sistemi, ...; ... US Sistemi, ...; ... US Sistemi, ... ve ... US Sistemi, ...bu cihazların için Sözleşmede yer aldığı şekliyle 3 yıllık toplam bakım/onarım bedelleri: 148.000 Euro olduğu, davacı Ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 795,076,08 TL tutarında alacaklı olduğu görülmekle davacının alacak iddiasını oluşturmakta, bu iddia davalı kayıtlarında ise; eksik kayıtlarla, kayıtlara alınmamış ancak tebellüğ edilmiş fatura ve açıklanamayan virman işleminin tenzili ile defter kayıtları dahilinde mevcudiyet bulduğu ancak 4. maddede yer alan ve etraflıca açıklanan 129.000.-USD ve 5. maddede yer alan ve etraflca açıklanan 148.000-Euro davacının davalıya vermiş olduğu hizmetler toplamının (KDV Hariç) parasal değerini oluşturduğu, bu parasal değerlerin KDV dahil tutarları hesaplandığında 152.220,00 USD ve 174.640,00 Euro tutarları oluştuğu, takip tarihi olan 13.09.2013 tarihi itibarı ile Dolar (2,0257) ve Euro(2,6926)kuru dikkate alındığında davacının vermiş olduğu hizmetlerin TL karşılığının 778.587,71.-TL olduğu anlaşılmakla, dava tarihi itibarı ile davacı alacağının 778.587,71.-TL'sı (KDV dahil) olduğu kanaatine ulaşıldığı, faiz hesabı; temerrüt tarihi olan 12.09.2013 tarihinden dava tarihi olan 04.10.2013 tarihine kadar sözleşmede yer alan maddeye göre TCMB avans faiz oranının 2 katı oranında faiz uygulanacağı dikkate alınarak faiz hesabı aşağıda sunulduğu;
Hesaplanacak Başlangıç Bitiş Faiz Gün Anapara Faiz Genel
Tutar Tarihi Tarihi Oranı Arası Tutarı Tutarı Toplam
778.587,71 12.09.2013 04/10/2013 27,5 22 12.905,36
778.587,71 12.905,36 791.493,07
Yukarıda görüldüğü üzere ihtarname tarihinden dava tarihine kadar olan süreçte davacının talep edebileceği temerrüt faiz tutarı 12.905,36 TL olarak hesaplandığı, dava tarihinden ödeme tarihine kadar her gün için hesaplanacak bir günlük faiz ise (9627,5 faiz oranı üzerinden); 596,33.-TL'sı olduğu, ((791.493,07x27,5x1)/36500) davalı şirketten depo edilecek tutarın KDV dahil anapara üzerinden depo edilme tarihine kadarki zaman içerisinde yukarıdaki temerrüt faiz oranı üzerinden beher gün için 596,33.-TL ilave edilebileceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 26/03/2015 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 15/07/2015 tarihli ek raporunda özetle; taraflar arasında Sözleşmede yer alan hizmet bedelleri arasında bir ihtilaf bulunmadığı, fatura edilen miktar 795.076,80 TL'dir ve verilmemiş hizmetlere karşılık gelen bedelin düşülmesi gerektiği, sözleşmede yer alan 18 kalem tıbbi görüntüleme cihazı için, 20.06.2012 ile 23.10.2013 tarihleri arasında yaklaşık 16 aylık süre için Planlı Bakım toplam süresi 342 saat olup; bunlardan 128 saati davacı tarafından belgelenemediği, belgelenemeyen (PM) saatleri karşılığı 72.222 Euro olarak hesaplandığı ve bu bedelin 16/36 ay oranına karşılık gelen hizmet tutarı 348.533,00 Euro'dan düşüldüğü, takip tarihi 13.09.2013 tarihi itibariyle, davacının vermiş olduğu hizmetler karşılığı alacağının, fatura etmiş olduğu miktar 795.076,80 TL yerine (348.533 - 72.222 - 276.311 Euro karşılığı) 743.995,00 TL (KDV dahil) olduğu kanaatine varıldığı, ihtarname tarihinden Dava tarihine kadar olan süreçte davacının talep edebileceği temerrüt faiz tutarı 12.332 TL olarak hesaplandığı, davacının temerrüt faizi ile birlikte alacağı 756.327,00 TL olduğu, dava tarihinden ödeme tarihine kadar geçen her gün için hesaplanacak bir günlük faiz ise 569,83 TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 11/05/2018 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin ...'in 11/02/2019 tarihli raporunda özetle; .... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasında; davalı/borçlu ...A.Ş.'nin, davacı/alacaklı ...'ye, 11.02.2019 rapor tanzim tarihi itibariyle depo emrine esas olmak üzere 1.684.B06,23-71 bakiye borcu olduğu sonucuna varıldığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 27/06/2019 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi ...'ın 12/10/2019 tarihli raporunda özetle; yeniden depo kararının alındığı 27/06/2019 tarihi itibariyle depo edilmesi gereken borç miktarının 1.736.961,92 TL; sonraki duruşmanın yapılacağı 17/10/2019 tarihi itibariyle (27/06/2019-17/10/2019 tarihi arasındaki işlemiş 84.163,16 TL temerrüt faizi dahil edildiğinde) depo edilmesi gereken borç miktarının 1.821.125,08 TL olarak hesaplanmış olduğu, takip tarihinden sonra haricen ödendiği beyan edilen 15.000,00 TL miktarındaki ödemenin yukarıdaki dosya kapak hesabında toplam borçtan düşülerek bakiye borcun hesaplanmış olduğu, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin 8.2. maddesi dikkate alındığında 11/10/2019 tarihinden itibaren ve halen uygulanmakta olan reeskont faiz oranının iki katı olan yıllık %34,50 oranı üzerinden yapılan hesaplamada bir günlük faizin 703,23 TL olarak hesaplanmış olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 19/09/2024 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi ...'ın 21/12/2024 tarihli ek raporunda özetle; mahkemenizin isteği doğrultusunda 743.995,00 TL miktarındaki asıl alacağın 17/10/2019 tarihi ile iflasın açıldığı 24/05/2021 tarihi arasındaki döneme ait işlemiş faizin 306.179,42 TL olarak hesaplanmış olduğu, mahkemenizin isteği doğrultusunda davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.nin iflasının açıldığı 24/05/2021 tarihi itibariyle yapılan hesaplamada 743.995,00 TL asıl alacağın 13/09/2013-24/05/2021 tarihi arasında işlemiş toplam faizinin 1.320.713,42 TL olarak hesaplanmış olduğu, davalı borçlunun iflasının açıldığı 24/05/2021 tarihi itibariyle kayıt kabul davasına esas toplam alacağın (işlemiş faiz, masraf ve icra vekalet ücreti dahil) 2.103.992,47 TL olarak hesaplanmış olduğuna, her ne kadar 12/10/2019 tarihli kök raporda icra tahsil harcı hesaplanarak borca eklenmiş ise de, borçlunun iflasına karar verilmiş olduğundan ve tahsil harcı iflasta paylaşılan paralar üzerinden kesilmekte olduğundan (492 Sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) Sayılı Tarife'nin B) Yargı Harçları, II-İflas Harçları, 2. Konunun değeri üzerinden harç; a) İflasta paylaşılan para üzerinden harç...%4,55) iflasın açıldığı 24/05/2021 tarihi itibariyle yapılan hesaplamada tahsil harcının bu nedenle hesaplanmamış olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İş bu dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı ve ... Esas sırasına kaydının yapıldığı, .... Asliye Ticaret Mahkemesince iş bu dosyanın ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, daha sonra her iki dosyada davalıların farklı olduklarının anlaşılması üzerine dosyaların tefrikine karar verilerek dosyanın 2013/287 Esas numarasını aldığını, geçmiş dönemde .... Asliye Ticaret Mahkemesinin kapatılmasına karar verildiğinden dosyanın Mahkememize tevdi edildiği ve 2014/883 Esas sırasına kaydının yapıldığı görüldü.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında sözleşme ve cari hesaptan kaynaklanan 112.708,23-TL asıl alacak ve 27,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 112.735,23-TL takip yapıldığı, borçlu tarafça 09/03/2017 tarihinde 15.000,00-TL kısmi ödeme yapıldığı beyan edildiği görülmüştür.
Dava, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ve davalı şirketin iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil sırasına kayıtlı davalı ...'nin iflasına karar verildiği, kararın 31/05/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
... İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyası ile Müflis ...'nin (Vergi No: ...) hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasınca 24/05/2021 tarih günü saat 15:14 itibariyle iflasına karar verilmiş ve ... İflas dosyası üzerinden Basit Tasfiye hükümlerine göre yürütülmesine karar verildiği, mahkememiz dosyası davacısı ...'nin iflas müdürlüğü dosyasında nizalı olarak "17" alacak kayıt sırasında kayıtlı olduğu görülmüştür.
Dava, davacı ... tarafından davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine, .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yapılan haksız itirazın kaldırılması ve borçlunun iflasına karar verilmesi istemli olarak açılmıştır. Yargılama sırasında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen iflas kararının kesinleşmesi nedeniyle, İcra ve İflas Kanunu'nun 193. maddesi gereğince, itirazın kaldırılması ve iflas talepli dava kayıt kabul davasına dönüşmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ...Ş. ile ... A.Ş. arasında 30.05.2012 tarihinde imzalanan "Tıbbi Cihazlar Bakım Onarım Hizmet Sözleşmesi" kapsamında verilen hizmetlerin bedelinden kaynaklanmaktadır. Söz konusu sözleşme, 01.05.2012 ile 30.04.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, toplam 18 kalem tıbbi görüntüleme cihazının bakım ve onarım hizmetlerini kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Davacı, verilen hizmetlere ilişkin faturaların davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlendiğini ve davalının borcunu ödemediğini iddia etmektedir.
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/05/2012 ve 30/04/2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Tıbbi Cihazlar Bakım Onarım Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi ile yürüyen ticari bir ilişki bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamında servis hizmetlerini davalıya verdiğini ve faturaların teslim edildiğini, ancak müvekkilinin sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen davalı tarafından borcun ödenmediğini ileri sürmüştür. .... Noterliğinin 12/09/2013 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile borçluya borçların vadesinde ödenmediği için temerrüte düştüğünün ve müvekkili şirket tarafından sağlanan servis hizmetinin ve yedek parça temininin durdurulduğunun bildirildiğini, müvekkilinin takip miktarı kadar alacaklı olduğunu ve bu hususun sözleşme, faturalar, ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu beyan ederek, davalının haksız ve dayanaksız itirazının kaldırılarak iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, müvekkili şirketin davaya dayanak yapılan sözleşmenin tarafı olmadığını, dava dilekçesinin ekinde yer alan sözleşmenin tarafının davacı ile birlikte dava dışı ... A.Ş. olduğunu, davacının faturaların müvekkili şirkete kesildiğini ifade etmekle müvekkili ile davacı arasında hesap mutabakatı bulunmadığını, ödeme emrinin müvekkili şirkete 17/09/2013 tarihinde tebliğ edildiğini ve süresi içinde haklı olarak itiraz edildiğini, davacının iddia ettiği alacaklarının müvekkili şirketin defterleri ve kayıtlarında yer almadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Dosya kapsamında yer alan deliller incelendiğinde, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelini, davacı ...Ş. ile ... A.Ş. arasında 30.05.2012 tarihinde imzalanan "Tıbbi Cihazlar Bakım Onarım Hizmet Sözleşmesi"nin oluşturduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme, 01.05.2012 ile 30.04.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere toplam 3 yıllık bir süre için düzenlenmiştir. Sözleşmede toplam bedel KDV hariç 784.200 Euro olarak belirlenmiş olup, bu tutarın 36 ay eşit taksitle, her ay 21.783,33 Euro karşılığı TL (+KDV) olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Sözleşme kapsamında yer alan görüntüleme cihazları; 1 adet 1.5 ... MR Görüntüleme cihazı, 2 adet röntgen/skopi cihazı, 1 adet Bilgisayarlı Tomografi cihazı, 1 adet Gama Kamera cihazı, 2 adet anjiyo cihazı, 1 adet mobil röntgen cihazı ve 3 farklı model 10 adet ultrasonografi cihazı olmak üzere toplam 18 kalem tıbbi görüntüleme cihazından oluşmaktadır.
Davacı tarafından sunulan faturalar incelendiğinde, fatura düzenleme tarihlerinin 28.11.2011 ile 29.08.2013 tarihleri arasında olduğu ve faturaların davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. adına düzenlendiği görülmektedir. Davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresi de faturaları doğrular nitelikte olup, ekstrede 27.09.2013 tarihi itibariyle alacak bakiyesinin 795.076,08 TL olduğu belirtilmiştir.
Tarafların ticari defter kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin ticari defter kayıtlarında davalı şirketten 795.076,08 TL alacağı olduğu görülmektedir. Davalı şirketin ticari defter kayıtlarında ise, eksik kayıtlar, kayıtlara alınmamış ancak tebellüğ edilmiş faturalar ve açıklanamayan virman işlemi dikkate alındığında, davalının davacıya olan borç bakiyesinin 840.087,55 TL olduğu tespit edilmiştir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 795.076,08 TL asıl alacak ve 27,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 795.103,08 TL için iflas yolu ile adi takip başlattığı, borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce verilen ara kararlar doğrultusunda dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 31.10.2014 tarihli kök raporda ve 15.07.2015 tarihli ek raporda, uyuşmazlık konusu alacak miktarı detaylı olarak incelenmiştir.
Kök raporda, davacı şirketin davalı ile olan ticari ilişkisinin 2011 yılı öncesinde başladığı, 27.09.2013 tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 795.076,08 TL tutarında alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Raporda, taraflar arasında imzalanan görüntüleme cihazları Periyodik Bakım ve bakım/onarım hizmetleri sözleşmesinin 01.05.2012 - 30.04.2015 tarihleri arasında 3 yıllık (36 aylık) bir süreyi kapsamasına karşın, davacı ...Ş. tarafından cihazlara 20.06.2012 ile 23.10.2013 tarihleri arasında (yaklaşık 16 ay süreyle) servis verildiği belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti, sözleşmenin imzalanma aşamasında pazarlık konusu olabilecek toplam hizmet bedelinin sözleşme imzalandıktan sonra tekrar sorgulanmaması gerektiğini, ancak verilmemiş (belgelendirilmemiş) hizmetlere karşılık gelen bedelin sözleşme toplam tutarından düşülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Buna göre, 16 aylık hizmet karşılığı olarak 36 ay için öngörülen bedelin 16/36 oranı üzerinden hesaplanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi heyeti, teknik servis kayıtlarını incelediğinde, bazı cihazlara verilen periyodik bakım hizmetlerinin kayıtlarının dosyada yer almadığını tespit etmiştir. 18 kalem tıbbi görüntüleme cihazından bazılarına hiç teknik servis raporu düzenlenmediği, bazılarına ise eksik periyodik bakım hizmeti verildiği anlaşılmıştır.
Kök raporda, davacının vermiş olduğu hizmetlerin TL karşılığının 778.587,71 TL olduğu hesaplanmış, ancak ek raporda bu rakam revize edilmiştir. Ek raporda, verilmesi gereken Planlı Bakım (PM) saatleri toplamda 342 saat olarak belirlenmiş, bunlardan 128 saatinin davacı tarafından belgelenemediği tespit edilmiştir. Belgelenemeyen (PM) saatleri karşılığı 72.222 Euro olarak hesaplanmış ve bu bedel, 16/36 ay oranına karşılık gelen hizmet tutarı olan 348.533,00 Euro'dan düşülmüştür.
Sonuç olarak, 15.07.2015 tarihli ek bilirkişi raporunda, takip tarihi olan 13.09.2013 tarihi itibariyle, davacının vermiş olduğu hizmetler karşılığı alacağının, fatura etmiş olduğu miktar 795.076,80 TL yerine (348.533 - 72.222 = 276.311 Euro karşılığı) 743.995,00 TL (KDV dahil) olduğu kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce ayrıca yaptırılan bilirkişi incelemelerinde, temerrüt faizinin hesaplanması ve güncel borç miktarının belirlenmesi yoluna gidilmiştir. 12.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda, 17.10.2019 tarihi itibariyle depo edilmesi gereken borç miktarının 1.821.125,08 TL olduğu belirlenmiştir.
Davalı vekilinin, müvekkilinin davaya dayanak yapılan sözleşmenin tarafı olmadığı yönündeki savunması değerlendirildiğinde; her ne kadar sözleşmenin davalı borçlunun grup şirketi olan dava dışı ... A.Ş. ile imzalandığı görülse de, sözleşme kapsamında davalı borçluya verilen hizmetler neticesinde faturaların doğrudan davalıya kesildiği ve davalı tarafından teslim alındığı bilirkişi raporuyla sabittir.
Davalı şirketin ticari defter kayıtları incelendiğinde, davacı ile ticari ilişki içerisinde olduğu ve davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defterlerine işlediği tespit edilmiştir. Bu durum, davalının kendisini sözleşme ilişkisinin muhatabı olarak kabul ettiğini ve davacının sunduğu hizmetlerden fiilen yararlandığını göstermektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 1. maddesinde düzenlenen irade beyanının açık veya örtülü olabileceği ilkesi gereğince, davalının hizmetleri kabul etmesi ve faturaları defterlerine kaydetmesi, örtülü irade beyanı olarak değerlendirilmektedir.
Ayrıca, ticari hayatta geçerli olan "görünüşe güven ilkesi" uyarınca, davalı şirketin davacı tarafından düzenlenen faturaları teslim alması ve ticari defterlerine işlemesi, kendisini sözleşmenin muhatabı olarak gösterdiği anlamına gelmekte olup, davacının bu görünüşe duyduğu güvenin korunması gerekmektedir.
Diğer yandan, davalı ... ile sözleşmeyi imzalayan ... A.Ş. arasında grup şirketi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Ticari hayatta, grup şirketleri arasındaki bu tür yakın ilişkiler nedeniyle, birinin diğeri adına hareket etmesi veya yükümlülük üstlenmesi yaygın bir uygulamadır. Nitekim davalı şirket de, davacı ile arasında cari hesap ilişkisi olduğunu ticari defterlerine kaydederek bu ilişkiyi kabul etmiştir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalının sözleşmenin tarafı olmadığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığı, borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalının "davacı ile müvekkili arasında hesap mutabakatı bulunmadığı" yönündeki savunmasına ilişkin olarak bilirkişi heyeti, tarafların ticari defter kayıtlarını karşılaştırmış ve davalı şirketin ticari defterlerinde dahi davacıya borçlu olduğunu tespit etmiştir. Davalı şirketin defterlerindeki bakiyenin, eksik kayıtlar, kayıtlara alınmamış ancak tebellüğ edilmiş faturalar ve açıklanamayan virman işlemleri dikkate alındığında, davacının talebini aşan 840.087,55 TL'ye ulaştığı belirlenmiştir. Bu durumda, hesap mutabakatı bulunmadığı savunmasının da sübut bulan alacak miktarına etkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalının "davacının iddia ettiği alacakların müvekkili şirketin defterleri ve kayıtlarında yer almadığı" savunmasına ilişkin olarak bilirkişi heyeti, davacı şirket tarafından kesilen ve davalı şirkete gönderilen iki adet faturanın (65.648,30 TL + 70.611,97 TL = 136.260,27 TL tutarındaki) davalı şirketin ticari defterlerinde işlenmemiş olduğunu tespit etmiştir. Ancak bu faturaların davalı şirket tarafından ... isimli şahıs tarafından 02.08.2013 tarihinde teslim alındığı kargo çıktısı ile belgelendirilmiştir. Bu durum, davalının defter ve kayıtlarda yer almadığı savunmasının da kabul edilemeyeceğini göstermektedir.
Mahkememizce 19/09/2024 tarihli celsede, nizalı alacak olarak kaydedilmiş olan davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi nedeniyle, 743.995,00 TL asıl alacağa 17.10.2019 tarihinden kesinleşen iflas kararındaki iflasın açıldığı tarihe kadar işleyecek faiz miktarının hesaplanması ile kayıt kabul davasına esas alacak miktarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
21/12/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, asıl alacak miktarı olan 743.995,00 TL'ye 17.10.2019 tarihi ile iflasın açıldığı 24.05.2021 tarihi arasındaki dönemde işleyecek faiz miktarı hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre, söz konusu dönemde işlemiş faiz miktarı 306.179,42 TL olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, ek bilirkişi raporunda, 743.995,00 TL asıl alacağın takip başlangıç tarihi olan 13.09.2013 tarihinden iflasın açıldığı 24.05.2021 tarihine kadar işlemiş toplam faizi ayrıntılı bir şekilde hesaplanmıştır. Buna göre, faiz dönemleri ve uygulanan faiz oranları dikkate alınarak yapılan hesaplamada, toplam işlemiş faiz miktarı 1.320.713,42 TL olarak tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporunda, Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi gereğince, borçlunun 15.03.2018 tarihinde yaptığı 15.000,00 TL'lik kısmi ödemenin ana paradan mahsup edilemeyeceği, öncelikle işlemiş faiz ve masraflardan mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına da uygun olup, kısmi ödeme yapıldığı tarihte, ödeme miktarının işlemiş faiz, icra masrafları, icra tahsil harcı ve icra vekalet ücretinin ancak çok küçük bir kısmını karşılayabileceği anlaşılmaktadır.
Kayıt kabul davasına esas toplam alacak miktarı hesaplanırken, asıl alacak olan 743.995,00 TL'ye, icra vekalet ücreti 54.249,75 TL, icra masrafları 34,30 TL ve işlemiş faiz 1.320.713,42 TL eklenerek toplam 2.118.992,47 TL bulunmuştur. Bu toplamdan, davalı tarafından yapılan 15.000,00 TL'lik kısmi ödeme düşülerek, kayıt kabul davasına esas toplam alacak miktarı 2.103.992,47 TL olarak hesaplanmıştır.
Bilirkişi raporunda ayrıca, 12.10.2019 tarihli kök raporda icra tahsil harcı hesaplanarak borca eklenmiş olmasına rağmen, borçlunun iflasına karar verilmiş olması nedeniyle, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) Sayılı Tarife'nin B) Yargı Harçları, II-İflas Harçları, 2-a maddesine göre tahsil harcının iflasta paylaşılan paralar üzerinden kesileceği ifade edilmiştir. Bu nedenle, iflasın açıldığı 24.05.2021 tarihi itibariyle yapılan hesaplamada tahsil harcı ayrıca hesaplanmamıştır.
Sonuç olarak, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar doğrultusunda, davalı borçlunun iflasının açıldığı 24.05.2021 tarihi itibariyle davacının kayıt kabul davasına esas toplam alacak miktarı 2.103.992,47 TL olarak tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu değerlendirildiğinde, hesaplamaların usulüne uygun olarak yapıldığı ve herhangi bir tereddüt oluşturacak hususun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda detaylı olarak açıklanan hususlar değerlendirildiğinde, davacının davalıya verdiği hizmetler karşılığında alacaklı olduğu, bu alacağın miktar ve varlığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirketin ticari defter kayıtları, davalı şirketin ticari defter kayıtları ve fiili ticari ilişkinin varlığı, davacının alacak iddiasını doğrulamaktadır. Davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların davalı tarafından teslim alındığı ve bazı ödemelerin gerçekleştirildiği bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede, sözleşme kapsamında verilmesi gereken hizmetlerin bir kısmının belgelendirilemediği dikkate alınarak, davacının asıl alacak miktarının 743.995,00 TL (KDV dahil) , davacının kayıt kabul davasına esas toplam alacak miktarının ise 2.103.992,47 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Bu tespit, hem tarafların ticari defter kayıtları hem de fiilen verilen hizmetlerin kapsamı dikkate alınarak yapılmıştır.
Yargılama sırasında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen iflas kararının kesinleşmesi nedeniyle, İcra ve İflas Kanunu'nun 193. maddesi gereğince dava, itirazın kaldırılması ve iflas talepli davadan kayıt kabul davasına dönüşmüştür. Bu dönüşüm sonucunda, davacının alacağının iflas masasına kaydedilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, davalının haksız ve dayanaksız itirazlarının yerinde olmadığı, davacının alacağının varlığının bilirkişi raporlarıyla kanıtlandığı ve iflas masasına kaydedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
İflas idaresi tarafından alacağı reddedilen alacaklı tarafından açılan kayıt kabul davasında uygulanacak harç türüne ilişkin olarak doktrinde ve yargı kararlarında iki farklı görüş bulunmaktadır:
Birinci görüş: Kayıt kabul davalarında maktu harç alınması gerektiğini savunan bu görüşe göre; Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı tarifede iflas masasına katılma harcının maktu olarak tayin edilmiş olması, alacaklının iflas tasfiyesi neticesinde bir pay alıp alamayacağının belirsiz olması ve alacaklının dava açarken yüksek harç yükü altına sokulmaması için maktu harç alınmalıdır. Yargıtay'ın çeşitli kararlarında da bu görüş benimsenmiştir.
İkinci görüş: Kayıt kabul davalarında nispi harç alınması gerektiğini savunan bu görüşe göre; kayıt kabul davası, tespit davası değil eda niteliğinde bir alacak davasıdır. Talep edilen alacak miktarı belirli olup, davacı bu miktarın masaya kaydını ve kabulünü talep etmektedir. Maktu harç uygulaması, alacaklarından emin olmayan kişilerin dava açmasını kolaylaştırarak iflas tasfiyesinin uzamasına neden olabilir. Ayrıca, mahkeme harç ve giderleri masa alacağı kapsamında olduğundan, alacaklılar harç yükü riski taşımamaktadır.
Mahkememiz, somut uyuşmazlıkta ikinci görüşün kabulünün daha isabetli olduğu kanaatindedir. Zira:
1. Kayıt kabul davası niteliği itibariyle maddî hukuka özgü bir dava olup, alacaklının belirlenen miktardaki alacağının iflas masasına kaydedilmesini amaçlayan bir eda davasıdır.
2. Alacak miktarı davacı tarafından açıkça belirtilmekte olup, alacağın ve değerinin belirli olması nedeniyle nispi harca tabi tutulması hukuki öngörülebilirlik ilkesine daha uygundur.
3. İflas hukuku içerisinde açılan diğer eda davalarında da nispi harç alınmaktadır.
4. Harç miktarının nispi olarak belirlenmesi, davanın ciddiyetini artırarak gereksiz dava açılmasını önleyecek ve iflas tasfiyesinin daha hızlı sonuçlanmasına katkı sağlayacaktır.
Bu gerekçelerle, davacının talep ettiği nispi harç alınmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile; 2.103.992,47-TL'nin ...’nün ... İflas sayılı dosyasında iflas masasına kayıt ve kabulüne,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 143.723,73-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 291.439,17-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 12.381,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.27/02/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır