T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/997 Esas
KARAR NO :2025/760
DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/11/2017
KARAR TARİHİ:23/10/2025
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... ESAS
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/03/2018
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... ESAS
DAVA:Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas)
DAVA TARİHİ:27/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan), Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Tazminat) davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davacı firmaların piyasada tanınan ve önemli işlere imza atmış inşaat firmaları olduklarını, her iki firmanın 07.07.2011 tarihinde ... ... adı altında adi ortaklık oluşturmuş ve davalı .../... adi ortaklığı ile 04.01.2013 tarihinde ... ... ... Projesi-Betonarme Kaba Yapı İşleri İnşaatı Yüklenim Sözleşmesi imzaladıklarını, imzalanan sözleşme sonrası 17.01.2013'de yer teslimi gerçekleştiğini, ardından davacılar tarafından yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, ancak davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve sözleşmeye aykırı hükümleri dayatması sonucu davacılarca yaşanan problemlerin ve alacaklı olduklarının tespiti için ...Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş dosyası ile tespit talebinde bulunulduğunu ve bilirkişi raporu alındığını, rapordan sonra 20.01.2014 tarihinde davacılar ile davalı arasında yeni protokol imzalandığını, 17.12.2014'de ise davacılar ile davalı arasında yapılan zeyilname ile birlikte ana sözleşmenin kapsamına A3 blok, E blok, F blok ve G blok Betonarme Kaba Yapı İşleri dahil edildiğini, sözleşme konusu işin zeyilname ile ilave edilen imalatlar dahil toplam 755 günde tamamlanıp fiilen kat teslimleri gerçekleştirildiğini, bu teslimlerin ardından cam, duvar, sıva, boya gibi diğer disiplinlerin çalışmasına başlandığını, katlardaki çalışmalar bittikçe ayrı ayrı teslim yapıldığını, geçici kabul yapılması 335 sayılı yazı ile istenmişse de davalı tarafça tek bir evrak düzenlenerek geçici kabul tutanağı düzenlenmediğini, davalı tarafça henüz 28.hakedi tamamlanmadığı için 29.hakedişin yapılamayacağı cevabı verildiğini, davalı şirketin hazırlamış olduğu kesin hesap çalışmasına müvekkillerinin itiraz ettiğini, 17.12.2014 tarihli zeyilname ile birlikte toplam sözleşme bedeli 17.865.365,60-TL olup müvekkillerinden ise toplam 11.642.802,68-TL kesinti yapıldığını, sözleşmenin 17.8 maddesinde iş sahasına gelen demirin nasıl teslim alınacağının belirlendiğini, davalı şirketin 1.262.190,94-TL'lik demir zayiatı kesintisi yapmaya çalıştığını, söz konusu kesintinin 1.140.627,00-TL'lik büyük kısmının haksız olduğu gerekçesiyle davacıların yazılı itirazda bulunduğunu, iş yerine gelen tüm demir malzemesinin davalı firma tarafından teslim alınıp davacılara teslime dildiğini, işin başlangıcında davalı firmanın depo sorumlusu bulunmayıp gelen demirler sadece işveren tarafından tartılmış ve ardından davacılara teslim edildiğini, buna ilişkin irsaliyeler talep edilmesine rağmen davacılara verilmediğini, 3.ayın sonunda toplu irsaliyeler imzalatılmak istenilmişse de davacı şirket teslim alırken kendileri olmadığından imzalamak istemediklerini, bunun üzerine davacılara bir hafta boyunca davalı tarafça demir teslime dilmemiş iş aksama ihtimali nedeniyle davacı tarafça imzalanmak zorunda kalındığını, sonrasında davacıların 200 ton demiri teslime dilmemiş ama teslim edilmiş gibi gösterildiğini farkettiklerini, davalı tarafın bu hususta yazılı uyarıldığını, projede kullanılan demir ile satın alınan demir arasındaki farkın esas alınarak davacılara yansıtılması, bu farktan ötürü davacıların sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. Demiri tartan, teslim alan, hurdayı satan, bünyeye giren demiri tek tek sayıp teslim alanın bizzat davalı olduğunu, çalışma süresince yapılan işler nedeni ile herhangi bir surette 3.firmalara zarar verilmediğini, davalı tarafın gecikme cezası yansıttığını ancak davacıların herhangi bir gecikmesinin söz konusu olmadığını, davalı tarafın koşulları oluşmaksızın teminat mektuplarını nakde çevirdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davacıların yapmış olduğu işler nedeni ile hak kazandığı 305.000,00-TL'nin ve davalı tarafa teslim edilen tüm teminat mektuplarının paraya çevrilmesi nedeni ile uğranan zararın tazmini için her bir şirket için ayrı ayrı 10.000,00-TL'nin )x2=20.000,00TL) davalı taraftan tahsiline, hükmedilecek olan alacaklara dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi yürütülmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyecek davanın hukuki menfaat yokluğundan reddi gerektiğini, alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğunu, davacı ... yönünden; şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden terkin edildiğini davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiye ilişkin davacı tarafça haklı olduğu izlenimi yaratmak suretiyle değinilen bilirkişi raporuna konu tüm talepler le ilgili mutabakat sağlanmış olup, hiçbir kabulü tazammun anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile protokol tarihi olan 20.01.2014 öncesine ilişkin hiç bir hak ve alacak isteminin kabul görmeyeceği izahtan vareste olduğunu, gerçekleştirilen tüm kesintilerin, nedenleri ve tutarları ile birlikte davacının bilgisi dahilinde olduğunu, sözleşme bedeli 14.000.033,01-Tl olmakla birlikte 17.12.2014 tarihli zeyilname ile birlikte toplam sözleşme bedeli 17.865.365,60-TL olup davacı tarafa imalata ilave olarak davalı insiyatifi ile ödenen kalemler ile birlikte yekün tutar 23.670.795,78-TL olduğunu, davacı tarafın sözleşme dahilinde ödemekle yükümlü olduğu yansıtma giderlere ilişkin 4.040.402,11-TL %3 oranındaki vergi stopajına ilişkin 489.863,88-TL ile davacı tarafça alınan avanslara tutarı olan 3.731.200,11-TL'nin kesinti olarak addedilemeyeceğini ve bu minvalde davacı tarafça yaratılmaya çalışılan fahiş kesinti yapıldığına ilişkin algının rakamlarla örtüşmediğini, demir zayiatına ilişkin davacı tarafa teslim edilen demir miktarının imzalı irsaliyeler ile sabit olup olup sözleşmede belirlenen %3 zayiat oranını aşan tutarda hakediş kesintisi yapıldığını, satın almaların davacı talebi doğrultusunda yapıldığını, sözleşme ve zeyilnameye göre brüt yüzey olarak tarif edilen döşemelerde brüt yüzey uygunsuzlukları ve ölçü tolerans uygunsuzlukları bulunmakta olup, uygunsuz şekilde eksik, hatalı ve kusurlu imalatta bulunulması durumunda kesintiye gidilmesinin davalının hakkı olduğunu, diğer firmalarla ilgili kesintilere ilişkin olarak davacının hatalı imalatları sebebiyle 3.kişilere yaptırılan düzeltmelere ilişkin olup şap, düşey kolon perde sıvası, rüzgar perdesi, ve çelik işi yapan 4 ayrı firmaya yapılmak zorunda kalınan kesintilerin tamamının sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, davacıların mükerrer defalar şantiyede yeterli sayıda personel istihdam edilmemesi ve ekip personel sayılarındaki eksiklik ve iş programındaki aksamalar nedeniyle uyarıldığını, çalışma sahasının temizliğini temin yükümlülüğünün yükleniciye ait olduğunu, inşaat atıklarını şantiyeden uzaklaştırılmasının ise işveren tarafından davacının gerçekleştireceği ödeme mukabilinde gerçekleştirileceği düzenlendiği, yapılan avans ödemeleri ile davacının ödemekle yükümlü olduğu bakiye tutarın ödenmeyeceğinin anlaşılması ve davacılarca ikrar edildiği üzere davacı ...'nın iflas erteleme sürecine davacı ...'in tasfiye sürecine girdiğinin öğrenilmesi üzerine teminat mektuplarının nakde çevrildiğini belirterek neticeten; dava konusu kesintilerin tamamı davacının bilgisi ve onayı dahilinde yapılmış olduğu gibi, ödenmediği iddia edilen alacaklarının davacı tarafça bilinmesi gerektiği, nakde çevrilen teminat mektubu bedelleri,nin de belirli olduğu gözönüne alındığında belirsiz alacak davası ikame edilemeyeceğinden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davacı ... adına ikame edilen davanın aktif husumet yokluğundan reddine, aksi halde davacı tarafa yapılan iş bedelleri olarak tahsili talep edilen 305.000,00-TL'nin ne kadarının hangi iş sebebi ile talep edildiğinin açıklattırılmasına ve nakde çevrilen mektuplar ve bedelleri belirli olmakla zarar miktarı açıklayarak eksik harcın tamamlattırılmasına karar verilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... Dekorasyan İnşaat Mimarlık Ltd. Şti. Ve ... Mühendislik İnş. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 07/07/2011 tarihinde ... ... adı altında adi ortaklık oluşturulduğunu ve ... A.Ş. / ... Ortak Girişimi Adi Ortaklığı ile 04/01/2013 tarihinde ... ... Fabrikası Projesi - Betonarme Kaba Yapı İşleri İnşaatı Yüklenim sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin "Taraflar ve Tanımlar" başlıklı 1.maddesinde, "Bundan böyle "İşveren" olarak anılacak olan ... A.Ş. - ... Ortak Girişim Adi Ortaklığı, bundan sonra "İdare" olarak anılacak olan ... ile 16/09/2008 tarihinde imzalamış olduğu sözleşme hükümleri gereği ... Fabrikası işinin projelendirme ve inşaat yapım işlerini üstlendiğini, işveren ile yapmış olduğu anlaşma gereği ... adresinde mukim ... İnşaat Yatırım Planlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. "Genel Yüklenici" olarak seçildiğini, yüklenicinin işbu sözleşme hükümlerine göre İşverene karşı taşıdığı teknik ve idari sorumluluklarını aynen Genel Yükleniciye karşı taşıyacağını da kabul ve taahhüt ettiğini, işveren ile imzalanmış olduğu sözleşme hükümleri uyarınca ... ... Fabrikası Projesi tasarım ve inşaat işlerinin müşavirlik hizmetlerini ... Mühendislik Ve Müşavirlik Ltd. Şti.'nin üstlendiğini ve bundan sonra "Proje Yöneticisi" olarak anılacağını, Proje Yöneticisi Genel Yükleniciyi sözlemenin gereklerine uygun olarak teknik yönden denetlemek ve işlerle ilgili hususları İşverene raporlamakla yükümlü bulunan firma ve bunun yasal faizleri halefleri olduğunu, müvekil şirketler tarafından sözleşmenin imzalanması ile birlikte çalışmalara başlandığını ve işi erken bitirme primine hak kazanacak şekilde tamamlandığını, 18/06/2015 tarih 335 sayılı yazı ile yapılan işin geçici kabul seviyesine geldiğinin belirtilerek ...'tan geçici kabul işlemlerinin yapılmasının istenildiğini, dava konusu alanların teslim edilmiş olmasına rağmen kötü niyetli olarak geçici kabul işlemleri başlatılamadığını, müvekkillerin sözleşmesel yükümlüleklerini yerine getirmesine rağmen ... tarafından yapılan haksız kesintilerin müvekkillerine yansıtılmaya çalışıldığını, iş dolayısı ile elde ettiği alacak tutarının soyut, hiçbir dayanağı olmayan nedenlerle kesilmek istendiğini, sözleşmede olmamasına rağmen müvekkiller tarafından yapılan işlerin karşılığının ödenmek istenmediğini, bu nedenlerle müvekkil şirketler adına ... A.Ş./... Ortak Girişimi Adi Ortaklığı'na karşı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/997 Esas sayılı dosyası üzerinden maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, ancak müvekkil şirketlerin uğramış olduğu tüm bu zararlardan işbu davanın davalısı ... A.Ş.'de sorumlu olup bu nedenlerle taraflarınca eldeki davanın ikame edildiğini, bu nedenlerle sözleşmelerdeki sorumluluk hükümleri gereğince müvekkilin uğramış olduğu zarardan ...'un sorumluluğu bulunduğunu, mahkememizdeki davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/997 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasının cevap dilekçesinde özetle; 04.01.2013 tarili ... ... Fabrikası Projesi - Betonarme Kaba Yapım İşleri İnşaatı Yüklenim Sözleşmesi'nin tarafı da olmadığını, davalı şirket taraf olmadığı ve taraflar arasındaki esasa dair iddia ve savunmaların muhatabı olmadığı bir sözleşme ilişkisi nedeniyle sebebini anlayamadığı şekilde davalı olarak gösterildiği için davaların ayrı görülmesi usul ekonomisi bakımından da zorunluluk arz ettiğini, davacı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir alacak/borç ilişkisi bulunmadığını, davalı şirket ile dava dışı ...-... Adi Ortaklığımülkiyeti müvekkil şirkete ait İstanbul İli, Şişli İlçesi, ...Mah. ...pafta/ada, 230 parsel no’lu taşınmaz üzerinde 17.09.2008 tarihli Arsa Satışı Karşığı Gelir Paylaşımı Sözleşmesi imzalanmış bu sözleşmenin akit tarafları müvekkil şirket ile yukarıda bahsi geçen adi ortaklık olup, sözleşmenin konusu müvekil şirket mülkiyetindeki arsa üzerinde tüm giderleri yüklenici tarafından karşılanmak ve her türlü sorumluluk yükleniciye ait olmak üzere konut ve ticari üniteler yapmak bunların satış ve pazarlanmasından elde edilecek gelirin taraflar arasında sözleşme ile belirlenen oranlara göre paylaşılmasıdır. Sözleşmede arsa sahibi konumunda bulunan müvekkil şirket Sözleşme konusu iş ile ilgili her ne ad altında olursa olsun hiçbir gidere katlanmamakta, yüklenicinin yapmış olduğu imalatın bedelini arsası ile ödemekte olduğunu, davanın davacısı ... - ... Adi Ortaklığı bu sözleşmenin tarafı olmadığı gibi bu sözleşme ile müvekkil şirketin herhangi bir şekilde söz konusu adi ortaklığa veya üçüncü kişi durumundaki bir başka gerçek-tüzel kişiye yönelik herhangi bir taahhüdü bulunmadığını, müvekkil şirketin sorumlu olduğu tek sözleşme, diğer davalı ... - ... Adi Ortaklığı ile imzalamış olduğu ve kendisinin arsa sahibi konumunda bulunduğu 17.09.2008 tarihli Arsa Satışı Karşığı Gelir Paylaşımı Sözleşmesi İşi sözleşmesi olup bu sözleşmedeki edimini de arsasını koymak suretiyle yerine getirildiğini, davacı tarafından müvekkil şirkete teslim edilmiş herhangi bir teminat mektubu bulunmadığını, davanın HMK 167. maddesi uyarınca ayrılmasına, neticede müvekkil şirket bakımından haksız davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle; taraflara arasında akdedilmiş olan 04/01/2013 tarihli ... ... fabrikası projesi - betonarme kaba yapı işleri inşaatı yüklenim sözleşmesi akdedildiğini, 17/01/2013 tarihinde yer tesliminin gerçekleştiğini ve müvekkilleri şirketler tarafından süratle çalışmaya başlandığını ve yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirildiğini, 17/12/2014 tarihinde ise müvekkilleri ile davalı adi ortaklığını oluşturan firmalar arasında yapılan zeyilname ile birlikte ana sözleşmenin kapsamına A3 blok, E blok, F blok ve G blok betonarme kaba yapı işlerinin dahil edildiğini, müvekkilleri tarafından sözleşmeye konu olan tüm işlerin eksiksiz tamamlandığını ve davalı adi ortaklığı oluşturan firmalara teslim edildiğini, taraflar arasındaki kesin hesap sürecinin, müvekkillerinin 2015 Haziran'da kesin hesap çalışmasını davalı tarafa yazılı olarak iletilmesi ile başladığını, davalı adi ortaklığını oluşturan firmalar tarafından kesin hesap çalışması yapıldığını, hazırlanmış olan kesin hesap çalışmasına müvekkillerinin itiraz ettiğini, yapılan bu itirazların, davalı ortaklığı oluşturan firmalar tarafından kabul görmediğini, müvekkilleri ile davalı adi ortaklığını oluşturan firmalarca hazırlanan kesin hesabı kabule zorlandığını, davalı tarafça hazırlanan kesin hesabın kabulü mümkün olmadığından ve bu süreçte davalı adi ortaklı oluşturan firmaların, sözleşmeye aykırı olarak koşulları oluşmamasına rağmen müvekkilleri tarafından ortaklığı oluşturan firmalara verilen teminat mektuplarını davalı taraflarca nakde çevrildiğinden, davacı adi ortaklığı oluşturan müvekkili firmalar tarafından davalılar hakkında İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/997 esas sayılı dosyasında alacak ve tazminat davası açıldığını, müvekkillerinin, davalı ...Konut2un idare konumunda bulunduğu sözleşme gereği ... fabrikası projesi kapsamında betonarme kaba inşaat işlerinin yapımını üstlendiklerini, ayrıca bu sözleşmede 16/09/2008 tarihli ana sözleşmeye atıfta bulunularak müvekkili şirketler tarafından yapılacak işlerin, aslında ... için yapılacağının belirtildiğini, sözleşmenin tüm hükümleri değerlendirildiğinde, ...'un sözleşmenin menfaatlerinden faydalandığının aşikar olduğunu, bu sebeple sözleşmenin külfetlerine de katlanmasının gerekmekte olduğunu, bu sebeple müvekkillerinin uğramış olduğu zararların, ... tarafından da tazmin edilmesinin gerekmekte olduğunu, zira sözleşme dolayısıyla ...'un da zarardan sorumluluğunun bulunduğunu, davalı adi ortaklığı oluşturan firmaların sözleşmeye aykırı davrandığını, koşulları oluşmamasına rağmen teminat mektuplarını nakde çevirdiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/997 esas sayılı dosyasında müvekkilleri tarafından belirli olan teminat bedelleri üzerinden harç yatırılmadığından, bu talep hakkında öncelikle işlemden kaldırma kararı verilerek, talebin esas davadan tefrik edildiğini ve takibinde tefrikle açılan dosyanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle dosyanın, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/997 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini, adi ortaklığın paydaşları olan davalı şirketlere teslim edilmiş olan toplam 6.379.810,00-TL bedelli 14 adet teminat mektubunun herhangi bir gerekçe gösterilmeden paraya çevrilmesi nedeniyle uğranılan zararın en yüksek mevduat faizi ile tazmini için, her bir şirket için ayrı ayrı olmak üzere ve fazlaya dair her türlü hakları saklı kalmak ve zararın miktarı tam ve belirlenebilir olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 3.189.905,00'er TL'nin(toplam 6.379.810,00-TL) davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davalılardan ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin cevap dilekçesinde özetle; davacılar ile müvekkil şirket arasında herhangi bir alacak/borç ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafından müvekkil şirkete teslim edilmiş herhangi bir teminat mektubu bulunmadığını, sözleşme davacılar ile diğer davalılar arasında akdedilmiş olup müvekkil şirket bu sözleşmenin tarafı olmadığını, davacının da bilmesi gerektiği üzere üzere sözleşme ile taahhüt edilen edimler yalnızca tarafları için bağlayıcı olup dolayısıyla davacının tarafı olmadığı bir sözleşme ilişkisinden dolayı müvekkil şirkete husumet yöneltmesi mümkün olmadığını,
müvekkili şirketin sorumlu olduğu tek sözleşme, diğer davalı ... - ... Adi Ortaklığı ile imzalamış olduğu ve kendisinin arsa sahibi konumunda bulunduğu 17.09.2008 tarihli Arsa Satışı Karşığı Gelir Paylaşımı Sözleşmesi İşi sözleşmesi olup bu sözleşmedeki edimini de arsasını koymak suretiyle yerine getirildiğini, müvekkil şirketin bu sözleşmeye göre ana yükleniciye dahi herhangi bir ödeme veya masrafa katlanma gibi bir sorumluluğu bulunmuyorken tarafı bulunmadığı dava konusu sözleşme ilişkisinden dolayı sorumlu tutulması somut olaya, maddi gerçeğe ve hukukun genel ilkelerine göre mümkün olmadığını, müvekkil şirket bakımından herhangi bir dayanağı bulunmayan haksız davanın öncelikle Zamanaşımı, Husumet vs. diğer usul ve esasa dair nedenlerle reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında davalılardan ... İnşaat Tic. Ve Sanayi Ltd. Şti. ve ... Gayrimenkul Geliştirme Kiralama ve Tic. A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ... Ortak Girişimi Adi Ortaklığı ile davacı şirketlerden müteşekkil ... ... Adi Ortaklığı arasında imzalanan 04.01.2013 tarihli "... ... Fabrikası Projesi Betonarme Kaba Yapı İşleri İnşaatı Yüklenim Sözleşmesi" uyarınca davalı tarafça mezkûr projenin betonarme kaba yapı işlerinin yapımı üstlenilmiş, mezkûr sözleşmenin imzalanmasının akabinde 13.05.2013 tarihinde "Kaba Yapı İşlerinde Uyulacak İmalat Toleransları"nın Sözleşmeye dahil edilmesine ilişkin "Zeyilname No:1" imzalandığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası üzerinden tanzim edilen bilirkişi raporu sonrasında ise, içeriğinde yer verildiği üzere davacı tarafça mali zorluk içerisinde bulunduğu belirtilerek destek talep etmesi üzerine 20.01.2014 tarihli "Protokol" imzalanmış olup, anılan protokol şartları uyarınca davacı taraf delil tespiti talebinde değindiği ve bilirkişi raporunda yer alan tüm taleplerinden feragat ettiğini, 17.12.2014 tarihli "Zeyilname No:2" ile ise, Sözleşme kapsamına A3 Blok, E Blok, F Blok ve G Blok betonarme kaba yapı işlerinin dahil edilmiş, bulundurulması taahhüt edilen ilave personel sayısı, dahil edilen işlere ilişkin termin planı, teminat hususu ve sair şartlar hususunda mutabakata varıldığını, her iki davacının da yaşadığı mali zorluk sebebiyle müvekkil şirket tarafından daimi surette destesklendiğini, sözleşmesel kesintilerin minimum düzeyde uygulandığını ve yine kesin hesap çalışmalarında atıfet olarak bir çok ödemeye yer verildiğini, taraflar arasındaki Sözleşme ve Zeyilname No:2 uyarınca davacı şirketlerin müvekkil şirket nezdinde kesin ve avans teminat mektupları bulunmakta ise de gelinen aşamada bu kalemlere ilişkin olarak tüm dava ve talep haklarını saklı tuttuğu imalata ilave olarak verilecek kalem tutarları 1.857.225,12 TL olup davacı taraf müvekkil şirkete fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 4.967.883,61 TL borçlu durumda olduğundan, yaptığı avans ödemeleri ile davacının ödemekle yükümlü olduğu bakiye tutarı ödemeyeceğinin anlaşılması ve davacılarca ikrar edildiği üzere davacı Deltanın iflas ermeleme sürecine, davacı Makinin ise tasfiye sürecine girdiğinin öğrenilmesi üzerine teminat mektuplarını nakde çevirmek durumunda kalındığını, müvekkiller aleyhine ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
18/04/2019 tarihli celsede dinlenen tanık beyanlarında:
Tanık ...:"Ben yatırımcı firmanın teknik genel müdürüydüm, saha sorumluluğum bulunmamaktadır, ... ... adi ortaklığının talebi üzerine adi ortaklığın koşullarını iyileştirebilmek için protokol düzenlendi, haftalık genel performans değerlendirmesinde bu adi ortaklığın çalışması verimsiz çıkıyordu, kendilerini uyardık yine maddi koşullarını iyileştirmek için kendilerine prim sistemi önerdik, kabul ettiler, ancak işin sonunda maddi durumları iyi olmadığı için alacaklarımızı da tahsil etmek amacıyla teminat mektuplarını nakde çevirdik, şahitlik ücreti istemiyorum'' beyanında bulunduğu görülmüştür.
Tanık ... :"... ... ile protokol imzaladık, ilerleyen süreç içerisinde mali sıkıntıya girmesi nedeniyle karşılıklı bu protokolü imzaladık, protokolün amacı maddi destek sağlamaktı, protokol ile sözleşmesel olarak hak etmedikleri ödemelerde bulunulmasına karar verdik, bu şekilde yapmamızın nedeni işin bitirilmesi adınadır, şahitlik ücreti istemiyorum'' beyanında bulunduğu görülmüştür.
İnşaat Mühendisleri (2) ve Konu uzmanı bilirkişi heyetinin 04/03/2021 tarihli 53 sayfadan ibaret raporunda özetle; KDV hariç ;
-Demir zayiatı kesintisinde : 1.220.546,88 TL'lik
-URF (Uygunsuz Rapor Formu) kesintilerinde : Detaylı bir rapor halinde sunulması
durumunda değerlendirilecektir.
-Diğer fırma kesintilerinde : 154.961,30 TL'lik
-Mobilizasyon Konaklama Kesintisi : Bu tutarın iade edildiği görülmüştür.
-Moloz atılması : Detayları ve tutarı belli değildir. Kesin
hakedişte bahse konu kesinti görülmemiştir.
-Süresel gecikme kesintileri : 638.592,92 TL'lik
-Eksik personel kesintisi : 84.080,00 TL
olmak üzere; uygulanan kesintilerden URF kesintisi ve Özel Boy demir kesintisi dışındaki kesintinin uygun olduğunu değerlendirmiştir. URF kesintilerine esas tutarın her bir URF yi açıklayan detaylı bir rapor halinde sunulması durumunda değerlendirmesi mümkün olabilecektir. Zira bu tek bir imalat kalemi olmayıp , tüm proje süresince tespiti yapılan tüm eksiklik ve yanlış imalatların her ay ayrı ayrı hakedişlerden kesilmesi ve nihayetinde kesin hakedişte toplam rakama ulaşması biçiminde ortaya çıkmakta olduğunu belirtmişlerdir.
İnşaat Mühendisleri (2) ve Konu uzmanı bilirkişi heyetinin 18.11.2021 tarihli 53 sayfadan ibaret ek raporunda özetle;
Daha önce sunulan KÖK rapor ve o rapora karşı tarafların itirazları ve özetle değerlendirmeleri aşağıdaki tabloda sunulmuştur.
BİLİRKİŞİ KÖK RAPORUNA TARAFLARIN İTİRAZLARI VE BİLİRKİŞİLERİN BU İTİRAZLARA KARŞI DEĞERLENDİRMELERİ
SIRA NO
A-DAVACININ BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZLARI
BİLİRKİŞİLERİN İTİRAZLARA KARŞI
DEĞERLENDİRMELERİ
1
Bilirkişilerin raporlarında müphem ifadeler kullanmış olmaları.
Bazı konuların eldeki verilerle kesin belirlenmesi mümkün olamamaktadır. Böyle durumda bilirkişiler karar verirken tecrübeleri ile yorum yapabilirler.
2
Dosyada bulunan ve dosya ile ilgisi olmayan ..., ..., ... gibi kurumlara ait belgeler ve yazılar hakkında "bu belgelerin burada ne işi var?" diye sormadan "davalıların sunduğu kesin hesaba göre" yorum yapmışlardır? Ayrıca davacının sunduğu kesin hesap da dikkate alınmadığı beyan edilmiştir.
Bahse konu belgeler incelenmiş gerekli olan bilgiler değerlendirilmiştir. Yapılmış fakat taraflarca imzalanmamış olan kesin hesap sadece gözden geçirilmiş olup taraflarca imzalanmadığı için kabul görmemiştir.
3
Davacının haksız yere nakte dönüştürülen banka teminat mektuplarının değerlendirilmediğini,Davacılara ait 6.400.000.TL’lik banka teminat mektuplarının nakte dönüştürülerek davacılara ait 25 yıllık şirketlerinin yok edildiğini,... Ltd. Şti. ‘lerinin derhal ve mecburen tasfiye ye girmiş ve tasfiyesinin hala sürünceme de olduğu;
Bahse konu teminat mektuplarıda diğer dökümanlarda detaylı şekilde incelenmiştir. Bilirkişilerin görevi kanunla sınırlanmış olup mahkemenin görevlendirdiği sınırlarda incelemelerini tamamlamışlardır.
4
Davacı tarafından 14.07.2015 yılında hazırlanmış olan Kesin Hesapta her bir kalem ayrıntılı bir şekilde detaylandırılmış olduğu belirtilerek bilirkişilerce bu kalemlerin doğruluğu veya hatalı olduğu sözleşmeye veya mevzuata dayandırılarak karar verilmesi gerekirdi.
Kesin hesap Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Kesin Hesap çıkarılması ile ilgili mevzuat hükümlerinde ” Kesin metraj ve hesapların düzenlenmesi sırasında yüklenici veya vekili, yapı denetim görevlisinin yazılı tebliğine rağmen hazır bulunmadığı takdirde, yapı denetim görevlisi hesapları tek taraflı olarak hazırlar ve geçici kabul tarihinden başlamak üzere en çok altı ay içinde idareye teslim eder. Bu aşamada yükleniciye, hazırlanmış bu kesin metraj ve hesapları altmış gün içinde incelemesi için tebligat yapılır. Yüklenici incelemesini daire dışında yapmak isterse kesin metraj ve hesapların asıl olmayan suretlerinden bir takımı kendisine verilir. Yüklenici kesin metraj ve hesapları inceleyip itirazsız imzalarsa hesapların idarece incelenmesine başlanır.” Belirtilmiş olup taraflar incelenen evraklarda bir araya gelip konsensüs sağlayarak kesin hesap hazırlamamışlardır.
5
Demir zayiatının haksız ve hukuksuz kesintisi ile ilgili itirazlar.
Sözleşmenin b-17.8 maddesinde“İş yerinde kantarın işveren tarafından kurulacağı, sahaya gelen malzemenin Genel Yüklenici ve Yüklenicinin yetkilisi tarafından müştereken teslim alınacağı” hükmü mevcuttur.
Şantiyede demir teslimi ve tartılmasında sırasında şantiyede davalı yetkililerinin bulunmamış iken daha sonraki tarihte irsaliye imzalatılması uygun olmadığı değerlendirilmiştir. İmalat yapmak için demire ihtiyacı olan davalı demir talebini işveren yükleniciye sunduğunda İşveren mühendisi Ozan Okut “İmzalamazsanız demir gelmeyecek” diyerek işin aksamasına neden olunmuştur.
6
Uygunsuzluk Tespit Formu (URF) haksız ve hukuksuz kesintisi ile ilgili itirazlar.
YÜZEY UYGUNSUZLUK(URF) KESİNTİLERİ
UYGUNSUZLUK YERİ
TOPLAM ALANI(M2)
BOYA YAPILACAK ALAN (M2)
BOYA BİRİM FİYATI (TLM2)
Otopark Kolon Perde Boyaları
6.794,00
3.397,00
20,00
Otopark Döşeme Düz Yüzey Boyası
35.000,00
19.834,49
1.20€
Otopark Döşeme Rampa Yüzey Boyası
3.500,00
2.400,50
1.50 €
TOPLAM URF KESİNTİSİ 159.189,10 TL (1 €=3.33TL)
7
"Diğer firma kesintileri ile ilgili itirazlar.
Diğer Firma Kesintileri (... +...+... Kalıp +Arser) 154.961,30 TL
8
Moloz atılması kesintisi ile ilgili itirazlar.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Yapım İşleri Genel Şartnamesinde “kesin hakkediş hazırlanması işin geçici kabulü yapıldıktan sonra idare ve yüklenici teknik elemanlarının müştereken metrajları çıkarıp onayladıktan sonra kesin hesabı çıkarırlar.”
Bilirkişilerin evrak üzerinden kesin hesap raporu hazırlaması mümkün değildir.
9
Süresel gecikme kesintileri ile ilgili itirazlar.
Süresel Gecikme1(A2-B-D) 288.750,68 TL
Süresel Gecikme2(A3-E-F) 349.779,24 TL olup değerlendirmede bir değişiklik olmamıştır
10
Eksik Personel Kesintisi ile ilgili itirazlar.
Eksik Personel 84.080,00 TL olup değerlendirmede bir değişiklik olmamıştır.
11
Özel Boy Demir Kesintisi ile ilgili itirazlar.
Özel Boy Demir Siparişi 10.230,00 TL olup değerlendirmede bir değişiklik olmamıştır.
12
Fiyat Farkı i1le ilgili itirazlar.
Bu iddia ve talepler kapsamında yapılan incelemede dava dosyası kapsamında sunulan “kesin hakkediş” kapsamında 2014 yılı için 851.307,88 TL ve 2015 yılı için 88.847,95 TL lik fiyat farkı yansıtıldığı görülmektedir.
Bu kapsamda da davacının ne talep ettiği tam anlaşılamamış olup, talebinin somut verilere dayalı olarak ortaya konması durumunda detaylıca incelenmesi mümkün olabilecektir..
13
Yüksek Kalıp İskelesi ile ilgili itirazlar
Kesin hakkediş yapılmadığından, davalı tarafa iskele bedeli ödenmesi ile ilgili bir ibare bulunmadığından davalının talep etmediği ve davacının kendi rızası ile inşa ettiği Yüksek Kalıp İskelesi için ayrıca bedel ödenmesi
gerekmediği, Davalının da bu iskele bölgesinde yapmış olduğu imalatlarla ilgili her hangi bir ücret talebinin olamayacağı değerlendirilmiştir.
14
Alimak Gecikmesi ile ilgili itirazlar
Alimak gecikmesi kapsamında 86.194,80 TL bedel ilavesi yapılmıştır.Kesin hesabın incelenmesinde davacı tarafın böyle bir talebi olmadığı görülmüştür. Bu nedenle Bilirkişilerin değerlendirmesinde bir değişiklik olmamıştır.
SIRA NO
B-DAVALININ BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZLARI
B-DAVALININ BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZLARI
1
Hakediş kapsamında 159.189,12TL.olarak yapılan kesintilerin hangi ay ve hangi URF’lerden kaynaklandığı detayının olmadığından yapılan kesintilerin tutar ve gerekçesi ile ilgili itirazları
Davacının itirazlarına cevap kısmında yer alan aynı konu yukarıda 6. Sırada açıklanmıştır.
2
Diğer Firma kesintilerinin DTF açıklamaları ile ilgili itirazları
Diğer fırma kesintilerinde 154.961,30 TL lik kesinti’nin uygun olduğu değerlendirilmiştir.
3
Mobilizasyon için kesilen 283.260,17 (KDV hariç) iade edilmesi ile ilgili itirazlar
Bu kalemden kesinti yapılmadığı 283.260,17 TL (KDV hariç ) bedelin iade edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
4
Moloz atılması ile ilgili kesintiye ait itirazlar
Kesin hakediş kesintileri arasında da bu kaleme ait bir kalıcı kesinti bulunmamaktadır.
5
Sözleşme ve ek zeyilname gereği yapılan kesintinin uygunluğuna ilişkin itirazlar
Dava dosyası kapsamında sunulan kesin ibareli hakediş kapsamında 2014 yılı için 851.307,88 TL ve 2015 yılı için 88.847,95 TL lik fiyat farkı yansıtıldığı görülmüştür
6
Eksik personel kesintisi kapsamında dosyada hesaplanan 210.200TL. belirlendiğini ancak işe başlama ve iş yeri teslim tarihlerine göre 84.080,00.TL.kesintinin uygunluğunu,
Bu tablo hesaplarına göre uygulanması gereken tutarın 210.200 Tl olduğu ancak 84.080 Tl olarak uygulandığı görülmüştür. İşe başlama ve yer teslim tarihlerine göre yapılmış olan hesaplamaların uygun olduğu değerlendirilmiştir.
7
Özel boy demir kapsamında teknik olarak %3 kısmın makul indiriminin yapıldığı halde 10.230,00TL. kesintinin tekrar yapılmasına ilişkin itirazlar
Sözleşmenin b-17.8 maddesinde“İş yerinde kantarın işveren tarafından kurulacağı, sahaya gelen malzemenin Genel Yüklenici ve Yüklenicinin yetkilisi tarafından müştereken teslim alınacağı” hükmü mevcuttur
8
Alimak gecikmesinin kesintisi olmadığı halde bu başlıklı 86.194,80 TL. kesintinin iadesinin itirazı
Alimak gecikmesi kapsamında 86.194,80 TL bedel ilavesi yapılmıştır.Kesin hesabın incelenmesinde davacı tarafın böyle bir talebi olmadığı görülmüştür. Bu nedenle Bilirkişilerin değerlendirmesinde bir değişiklik olmamıştır
9
Mobilizasyon konaklama kesintisi 283.260,17 TL (24. SAYFADA) kesinti olmadığı halde iadesine ilişkin itirazları
Kesintinin sehven yapıldığı değerlendirilmiştir.
İnşaat Mühendisleri (2), Mali (1)ve Konu uzmanı(1) bilirkişi heyetinin 19.08.2022 tarihli 107 sayfadan ibaret raporunda özetle; Yapılan İncelemeler sonucu;
Tarafların Defter Kayıtlarına Göre Dava Tarihi İtibariyle;
Davacı tarafın defter kayıtlarına göre Davacı ... ... Adi Ortaklığı defterlerinde ... ... Ortak Girişim Grubu Adi ortaklığından 31.12.2015 tarihi itibariyle 1.277.493,58 TL alacaklı olduğunun göründüğü, Davalı ... ... Ortak Girişim Grubu Adi Ortaklığının alt taşeron ... ... Adi Ortaklığından kaynaklanan ödemelerin 2016 yılından itibaren de devam ettiği, 08.11.2017 tarihi itibariyle Davacı ... ... Adi Ortaklığının 202.685,95 TL alacaklı olduğu görülmektedir
Teknik Hesaplamalara Göre;
Tüm değerlendirmeler sonrasında KDV hariç ;
• Demir zayiatı kesintisinde 1.220.546,88 TL'lik
• URF (Uygunsuz Rapor Formu) Kesintilerinde Detaylı bir rapor halinde sunulması
durumunda değerlendirilecektir.
• Diğer fırma kesintilerinde 154.961,30 TL lik
• Mobilizasyon Konaklama Kesintisi Bu tutarın iade edildiği görülmüştür.
• Moloz atılması Detayları ve tutarı belli değildir. Kesin
hakedişte bahse konu kesinti görülmemiştir.
• Süresel gecikme kesintileri 638.592,92 TL'lik
• Eksik personel kesintisi 84.080,00 TL
olmak üzere; uygulanan kesintilerden URF kesintisi ve Özel Boy demir kesintisi dışındaki kesintinin uygun olduğunu değerlendirmiştir. URF kesintilerine esas tutarın her bir URF yi açıklayan detaylı bir rapor halinde sunulması durumunda değerlendirmesi mümkün olabilecektir. Zira bu tek bir imalat kalemi olmayıp , tüm proje süresince tespiti yapılan tüm eksiklik ve yanlış imalatların her ay ayrı ayrı hakedişlerden kesilmesi ve nihayetinde kesin hakedişte toplam rakama ulaşması biçiminde ortaya çıktığı belirtilmiştir.
İnşaat Mühendisi, Konu Uzmanı ve Mali bilirkişi heyetinin 20.12.2023 tarihli 23 sayfadan ibaret raporunda özetle;
A.ASIL DAVA bakımından yapılan incelemede :
a- Şantiyeye giren demir İrsaliyelerinde, Davacı - Yüklenici yetkililerinin imzasının da bulunması nedeniyle, Davacı - Yüklenicinin; demir İrsaliyelerinin sonradan dayatma ile imzalatıldığı ve şantiyeye 200 ton eksik demir geldiği yönündeki iddialarına, Sn. Mahkeme tarafından itibar edilmemesi halinde, takdiri Sn. Mahkeme'ye ait olmak üzere; Davacı - Yüklenicilerin, KDV dahil 5.986.764,54 TL tutarında bakiye kesin hak ediş alacağı (Tablo : 3 - Kabul : 1) bulunduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği davacı yüklenicilere şimdilik toplam 325.000 TL ödenebileceği ( kesin hesap alacağı olarak toplam 305.000 TL +Teminat Mektuplarının nakte çevrilmesi nedeniyle ise her bir yüklenici için10.000 TL olmak üzere )
b- Şantiyeye giren demir irsaliyelerinde, Davacı - Yüklenici yetkililerinin imzası da bulunmakla birlikte, Davacı - Yüklenicinin; demir İrsaliyelerinin sonradan dayatma ile imzalatıldığı ve şantiyeye 200 ton eksik demir geldiği yönündeki iddialarına, Sn. Mahkeme tarafından itibar edilmesi halinde, takdiri Sn. Mahkeme'ye ait olmak üzere;
Davacı - Yüklenicilerin, KDV dahil 7.207.311,42 TL tutarında bakiye kesin hak ediş alacağı (Tablo : 3 - Kabul : 2 ) bulunduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği Davacı - Yüklenicilere şimdilik toplam 325.000 TL ödenebileceği ( kesin hesap alacağı olarak toplam 305.000 TL +Teminat Mektuplarının nakte çevrilmesi nedeniyle ise her bir yüklenici için, ayrı ayrı10.000 TL olmak üzere )
B.BİRLEŞEN DAVA bakımından yapılan incelemede, Asıl dava taleplerinden; bakiye kesin hak ediş alacağı ile teminat mektuplarının nakte çevrilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlardan; Davalı - ...'un da sorumlu tutulup tutulamayacağı ve yukarıda ( A.a ve A.b ) paragraflarında hesaplanan Davacı - Yüklenicilere ait alacakların; Davalı - ...'tan da talep edilip edilemeyeceği hususlarının takdirinin; Sn. Mahkeme'ye ait bulunduğu,
C.Davalı ...'un davaya konu sözleşmeye taraf olmadığı, davacının taleplerine konu sözleşmenin davacı yan ile davalılardan yalnızca ...-... arasında akdedildiği, bu cümleden olarak davalı ...'un taraf olmadığı mezkur sözleşme sebebiyle sorumluluğunun doğmadığı, dosya kapsamında ...'un sorumluluğunun doğduğunu gösterir herhangi bir belgeye de rastlanmadığı,
D.Sayın Mahkemenin tevdi ettiği görevlendirmede yer alan izahat dikkate alınarak, sözleşme ilişkisi bakımından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi hususunda bir değerlendirmenin yapılmadığı,
E.Asıl ve Birleşen Davada; Davacı - Yüklenicilerin faiz talebi ile tarafların sair hususlardaki taleplerinin takdirinin ise Sn. Mahkeme'ye ait bulunduğu belirtilmiştir.
İnşaat Mühendisi, Konu Uzmanı ve Mali bilirkişi heyetinin 10.03.2025 tarihli 20 sayfadan ibaret ek raporunda özetle;
A.ASIL VE BİRLEŞEN DAVA : 1 bakımından ve Ek Rapor kapsamında yapılan incelemede:
Öncelikle, Kök Raporda, URF kesintileri bakımından sehven yapılan maddi hata nedeniyle, 20.12.2023 tarihli Kök Raporun Sonuç ve Kanaat Bölümü aşağıdaki şekilde revize edilmek suretiyle yeniden düzenlenmiştir :
a- Şantiyeye giren demir irsaliyelerinde, Davacı - Yüklenici yetkililerinin imzasının da bulunması nedeniyle, Davacı - Yüklenicinin; demir İrsaliyelerinin sonradan dayatma ile imzalatıldığı ve şantiyeye 200 ton eksik demir geldiği yönündeki iddialarına, Sn. Mahkeme tarafından itibar edilmemesi halinde, takdiri Sn. Mahkeme'ye ait olmak üzere; Davacı - Yüklenicilerin, KDV dahil“ 6.145.946,66 TL ( - Kök Raporda hesaplanan, 5.986.764,54 TL + sehven yapılan URF kesintisi iadesi, 159.182,12 TL ) tutarında bakiye kesin hak ediş alacağı ( Kök Rapor - Tablo : 3 - Kabul : 1 + sehven yapılan URF kesintisi iadesi, 159.182,12 TL ) bulunduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği Davacı - Yüklenicilere şimdilik toplam 325.000 TL ödenebileceği ( kesin hesap alacağı olarak toplam 305.000 TL 4 Teminat Mektuplarının nakte çevrilmesi nedeniyle ise her bir yüklenici için, ayrı ayrı 10.000 TL olmak üzere )
b- Şantiyeye giren demir irsaliyelerinde, Davacı - Yüklenici yetkililerinin imzası da bulunmakla birlikte, Davacı - Yüklenicinin; demir İrsaliyelerinin sonradan dayatma ile imzalatıldığı ve şantiyeye 200 ton eksik demir geldiği yönündeki iddialarına, Sn. Mahkeme tarafından itibar edilmesi halinde, takdiri Sn. Mahkeme'ye ait olmak üzere; Davacı - Yüklenicilerin, KDV dahil 7.366.493,54 TL ( Kök Raporda hesaplanan, 7.207.311,42 TL + sehven yapılan URF kesintisi iadesi, 159.182,12 TL ) tutarında bakiye kesin hak ediş alacağı ( Kök Rapor - Tablo : 3 - Kabul : 2 sehven yapılan URF kesintisi iadesi, 159.182,12 TL ) bulunduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği Davacı - Yüklenicilere şimdilik toplam 325.000 TL ödenebileceği ( kesin hesap alacağı olarak toplam 305.000 TL + Teminat Mektuplarının nakte çevrilmesi nedeniyle ise her bir yüklenici için, ayrı ayrı 10.000 TL olmak üzere )
c- Davalı - ...'un davaya konu sözleşmeye taraf olmadığı, davacının taleplerine konu sözleşmenin davacı yan ile davalılardan yalnızca ... - ... arasında akdedildiği, bu cümleden olarak davalı ...'un taraf olmadığı mezkur sözleşme sebebiyle sorumluluğunun doğmadığı, dosya kapsamında ...'un sorumluluğunun doğduğunu gösterir herhangi bir belgeye de rastlanmadığı,
B. BİRLEŞEN DAVA : 2 bakımından ve Kök Rapor kapsamında yapılan incelemede
a- Kabul 1'e göre: Teminat mektuplarının 6.369.018,48 TL tutarındaki kısmının iade edilmesi gerekeceği,
b- Kabul 2'ye göre: Teminat mektuplarının tamamının (6.379.810,00) iade edilmesi gerekeceği,
c- Davacı yanın, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden dolayı uğramış olması muhtemel zararının, mektupların paraya çevrildikleri tarihlerden dava tarihine kadar geçen sürede, mektup tutarları kadar paranın vadeli hesaplarda değerlendirilmiş olması halinde elde edilecek faiz geliri kaybı olabileceği değerlendirilmiş olup, takdiri mahkemeye aittir. Zira davacı yanın bu zararın niteliğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı görülmektedir.
C. Asıl ve Birleşen Dava : 1 ve 2 de; Davacı - Yüklenicilerin faiz talebi ile tarafların sair hususlardaki taleplerinin takdirinin ise Sn. Mahkeme'ye ait bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Islah: Davacılar vekilinin 08.01.2024 tarihli ıslah dilekçesinde; bilirkişi ek raporunda "Davacı-Yüklenicilerin, KDV dahil 7.207.311,42 TL tutarında bakiye kesin hak ediş alacağı bulunduğu," ifadesi doğrultusunda davayı ıslah ettiğinden, teminat mektuplarının haksız yere tazmini konusundaki .... Asliye Ticaret Mahkemesi nin ... E ... K sayılı dosyası da mahkemenizdeki bu dosya ile birleştirildiğinden ve bu hesaba da dahil edildiğinden, toplamda 7.207.311,42 TL'ye ıslah edildiği beyan edilmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasının incelenmesinde; delil tespiti isteyenin ...-... Adi Ortaklığı, karşı tarafın ...-... Adi Ortaklığı, ... İnşaat Yatırım Planlama San ve Tic A.Ş. olduğu, taraflarca akdedilen 04.01.2013 tarihli eser sözleşmesi uyarınca çözülmeyen taleplerin yerinde tespitinin talep edildiği, mahkemece bilirkişi raporu aldırıldığı görülmüştür.
SÖZLEŞME: ... ... ortaklık davalı ... A.Ş. /... Ortak Girişimi Adi Ortaklığı ile 04.01.2013 tarihinde ... ... Fabrikası Projesi-Betonarme Kaba Yapı İşleri İnşaatı yüklenim sözleşmesi imzaladığı, 17.12.2014 tarihinde ise taraflar arasında yapılan zeyilname ile birlikte ana sözleşmenin kapsamına A3 Blok, E Blok, F Blok ve G Blok "Betonarme Kaba Yapı İşleri” dâhil edildiği, bulundurulması taahhüt edilen ilave personel sayısı, dahil edilen işlere ilişkin termin planı, teminat hususu ve sair şartlar hususunda mutabakata varıldığı görülmüştür.
Sözleşmenin '6A - İşlerin Genel Tanımı” başlıklı bölümü, m.3.3 uyarınca ; "Yüklenici işçi kamp ve konaklama tesislerini Şantiye dışında kendisi sağlayacaktır. Yeterli bodrum alanlarının tesis edilmesine müteakip kaba yapı yüklenicisi kendine ayrılan bölümlerini kapatarak ve gerekli altyapısını ve tefrişatını yaparak iş süresi boyunca bu alanları yatakhane olarak işveren kararına göre kullanabilecektir. Sonraki aşamalarda işlerin ilerleyişine göre bu alanları boşaltarak eski haline getirecektir.
Sözleşmenin 6. Numaralı eki "Şantiye İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevre Yönetim Planı” 2.14. maddesi uyarınca; "Yüklenicilere ait tüm inşaat artıkları ve çöpler vasıflarına göre ayrılacak ve her gün çalışma sahasından uzaklaştırılarak toplama alanlarına görüntü kirliliği oluşturmayarak toplanacak ve istiflenecektir. Yapılmadığı takdirde Disiplin Talimatnamesinde belirtilen cezalar uygulanacak ve ilaveten Şantiye Amirliği tarafından yerine getirilecek işlerin bedelleri üe ilgili Yüklenicinin hak edişinden tahsil edilecektir.
Mezkûr ekin, 2.21 "İnşaat Artıklarının Bertarafı” başlıklı maddesi uyarınca ; Yüklenicilere ait tüm inşaat artıkları, sınıflarına göre ayrıştırılarak, oluşmalarından itibaren 24 saat içinde şantiye içinde bulundukları yerden kaldırılacak ve şantiyede daha önceden tanımlanmış olan "Atık Depolama Sahası "na götürülecektir. Aksi halde, Genel Yüklenici tarafından yapılacak masraflar Yüklenicinin istihkakından kesilecektir. "
Sözleşmenin B.3.a. maddesi, "İş bu Sözleşme eki Sorumluluk Çizelgesi kapsamında Yüklenici sorumluluğunda olduğu belirtilen iş kalemlerini Sözleşme hükümlerine uygun olarak vapacaktır. düzenlemesini havi olup, Sorumluluk Çizelgesinde "Geçici ve kalıcı işlerine ifası için gerekli her türlü iskele, iş platformlarının sağlanması, montajı ve demontaiı”nın temini ve ödeme yükümlülüğünün yüklenicide olduğu sabittir. Yine, Sözleşmenin B.3.a. maddesi atfı uyarınca Sorumluluk Çizelgesinde, "Geçici ve kalıcı işlerin ifası için gerekli her türlü iskele, iş platformlarının sağlanması montaj ve demontajının davacı ükümlülülderi arası da bulunduğu izahtan vareste olup, davacı taraf istemi hukuki mesnetten yoksundur.
Sözleşmenin, "Araç Gereç, Malzeme ve Tesisler” başlıklı 10.1. maddesi "Yüklenici İşin İş programına uygun olarak vapılması için gerekli olan her türlü malzeme, tesis, ekipman araç ve gereçleri işyerinde hazır bulundırmak ve muhafaza etmekle mükelleftir. Bu malzeme, araç gereç ve tesisler İşler'in tamamlanmasına kadar işveren'in vazıh izni olmadan işverenden uzaklaştırılamayacaktır.” düzenlemesini havi olup, 10.5. maddesi "Her türlü kalıp malzemesi, tırmanır kalıp sistemleri (..., Doka, TMS veya muadili). her çeşit iskeleler, İşçi Sağlığı ve Işci Güvenliği donanım ve malzemeleri, kaldırma platformları, güvenlik sistemi ve ağları, güvenlik parapetleri ve bunun gibi işin yapımı için gerekli her türlü ana ve vardımcı malzemelerin temini (projelerde, şartnamelerde, birim fiyat listelerinde belirtilmemiş olsa bile) Yüklenici've aittir. Bu tip malzemeleri İşveren'in sağlaması durumunda işveren tarafından yapılan masrafın tümü Yüklenici hak edişinden kesilecektir. " şeklindedir.
Sözleşmenin "B- Sözleşme" başlıklı bölümü, m.17.10 uyarınca ; "işveren tarafından temin edilen tesis ve hizmetler karşılığı bedeller kullanım oranlarına göre Yüklenicilere pay edilerek, hakedişlerinden mahsup edilecektir.
Sözleşmenin Ek 10 Birim Fiyat Tarifeleri Betonarme Demir İşçiliği Notlar Bölümü "Sözleşmede öngörülenin üzerindeki zayiatlar, demir liste fiyatı üzerinden Yüklenici'nin ilk hak edişinden kesilir. " düzenlemesini havidir.
Sözleşme'nin "Ödemeler” başlıklı 18. maddesi ile, davacının "her takvim ayının bitiminden 7 gün sonra o ayın sonuna kadar ödemeye kazandığı hakkedişini işverene sunacağı ve ödemelerde söz konusu döneme ait kümülatif tutardan o güne kadar yapılmış ödemeler ve ceza, vergi ve kesintiler düşülerek belirlenecek tutarın yükleniciye ödeneceği” düzenlenmiştir.
Mezkûr maddenin 5. bendi ile, "Tanzim edilecek hakedişlerden Sözleşme ve ekleri gereği olan ve sair kanuni kesintilerin yapılacağı ve daha sonra işveren ve proje yöneticisinin görüş ve düzeltmelerini içerecek şekilde eksiksiz ve doğru teslim alınan hakedişin onayına müteakip düzenlenecek fatura mukabilinde 45 gün içerisinde ödemenin gerçekleştirileceği” düzenlenmiştir.
Sözleşmenin "eksik, hatalı, kusurlu imalatlar” başlıklı 22. maddesi ile , 22.1. Genel Yüklenici veya Proje Yöneticisi, Yüklenici tarafından yapılmış olan işler 'in eksik, hatalı, kusurlu olduğunu, malzemenin Şartnamesi 'ne uygun olmadığını gördüğü takdirde, Işin yapımı sırasında veya Kesin Kabule karar olan sürede bu bi eksiklik, hata ve kusurların incelenmesini Yüklenici 'ye bildirir. Genel Yüklenici, bu inceleme ve tespit için gerekli görülen yerlerin düzeltilmesini ve/veya yıkılıp yeniden yapılması konularını Yüklenici 'ye tebliğ eder. Bu incelemeler Yüklenici tarafından, Genel Yüklenici ve Proje Yöneticisi 'nin gözetimi altında yapılır. Yüklenici bu çağrıya uymaz ise incelemeler Genel Yüklenici ve Proje Yöneticisi 'nin uygun bulacağı şekilde yapılıp, durum bir tutanak ile tespit edilir. Yüklenici'nin kusurlu imalatları belirlenen süre içerisinde gidermemesi durumunda işveren söz konusu işleri 3. Şahıslara yaptırma ve ilgili bedelleri Yüklenici'ye ilave %20 hizmet bedeli ile birlikte rücu etme hakkına sahiptir. Bu gibi inceleme ve araştırma giderleri, İşlerin hatalı ve kusurlu olduğunun anlaşılması halinde Yüklenici 'ye ait olur. Sorumluluğun yükleniciye ait olduğu hatalı, kusurlu, malzemesi kötü işlerin bedelleri hak edişlere girmiş olsa bile, Yüklenicinin sonraki hak edişinden, kesin hak edişinden, diğer alacaklarından veya teminatından kesilir. Bu kesintinin yapılmış olınası Yüklenicinin söz konusu işin eksiklik, hata ve kusurunu giderme, doğru imalatı gerçekleştirme sorumluluğunu kaldırmaz. Bu konuda Yüklenici'ye süre uzatımı verilmez. Yapılan incelemede teknik olarak kabulünde sakınca görülmeyen ve giderilmesi mümkün olmayan veya giderilmesi fazla masraflı ve zaman israfına neden olan kusur ve eksiklikler görülecek olursa, Yüklenici 'nin hak edişinden, alacaklarından, kesin hesabından veya teminatından söz konusu kusurların telafisi ile ilgili bir bedel İşveren tarafından belirlenerek kesilir... " hususları hükme bağlanmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 23.1. maddesi; "Yüklenici, İşi Sözleşıne ve Ekleri hükümeri uyarınca bitirmesi, ve gerekli test ve muayenelerden de olumlu sonuç alınması halinde yazı ile geçici kabul yapılması talebinde bulunur. Bu başvuruyu takip eden 21 gün içinde işveren tarafından İşlerin sözleşme gereklerinin, belirlenen zaman süresi içinde yerine getirilip getirilmediğini denetleyecektir. İş'in kabule hazır durumda olmadığının bildirilmesi halinde iş bitmemiş addolunacaktır...’
Aynı sözleşmenin 23.7. maddesinde ise Kesin Kabul işlemlerinin nasıl yapılacağı belirtilmiştir; "Ek-1 'de belirtilen ve Geçici Kabul tutanağının tanzim tarihinden itibaren Sözleşme kapsamındaki işler için Yükleniciye verilecek Kesin Kabul Belgesi tarihine kadar olan Garanti Süresi sonunda yapılan inceleıııede ve Geçici Kabul tutanağında ve sonrasında belirlenen hatalı proje, malzeme, işçilik ve ihmalinden kaynaklanan tüm eksik ve kusurların makul süreler içerisinde, işbu Sözleşme ve Eklerinde belirtilen şekilde İşveren tarafından Kabul edilebilir duruma getirilerek giderilmesi sonucunda Yüklenicinin talebi üzerine oluşturulacak Kesin Kabul Heyetinin onaylaması durumunda Sözleşme konusu işlerin Kesin Kabulü yapılır. " şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
Davalar:
Asıl dosyada; Taraflar arasında imzalanan 04/01/2014 tarihli Eser Sözleşmesi uyarınca davacının üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini ancak davalı adi ortaklıkça hakedişlerinden haksız ve fazla kesinti yapıldığı iddiasına dayalı olarak açılan alacak davasından kaynaklandığı anlaşıldı.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyada; Asıl dosyadaki aynı iddialara dayanarak davalı ... Yatırım Aş' nin de haksız ve fazla kesintilerinden sorumlu olduğu iddiasına dayalı olarak açılan alacak davasından kaynaklandığı anlaşıldı.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyada; Taraflar arasındaki inşaat işi yüklenim sözleşmesine istinaden davacı taraflarca, davalı adi ortaklığı oluşturan şirketlere teslim edilen teminat mektuplarının haksız nedenle paraya çevrildiğinden bahisle, uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin bulunmaktadır.
TEFRİK: Mahkememizin 07/11/2019 tarihli celsesi 2 numaralı ara kararı gereğince, ''Teminat mektuplarının koşulları oluşmamasına rağmen nakde çevrildiği iddiasıyla doğrudan ve yansıma zararlar açısından açılan davanın'' tefrik edilmesine karar verildiği, bu talep yönünden tefrik edilerek mahkememizin ... Esasına kaydedildiği, 15.11.2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar eksik harcın tamamlattırılması için süre verildiği, süresinde eksik harcın tamamlatılmaması nedeniyle açılan davanın HMK'nın 150. maddesi ve HK 28-32 maddeleri gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve süresinde yenilenmediğinden 25.11.2019 tarihinde dosyanın HMK'nın 150. maddesi ve HK. 28-32. maddeleri teminat mektuplarını koşulları oluşmamasına rağmen nakde çevrildiği iddiasıyla yapılan talep açısından muhakemeye devam olunmayarak dosyanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan davada; davacı ortaklık Yüklenici, davalı adi ortaklık İşveren, ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. İdaredir.
Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nın 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir.
Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zamanaşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir.
Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.
HMK 114/1.h bendinde, hukuki yarar, 114/1.d bendinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115/1.maddesine göre, mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartlarında eksiklik bulunması halinde davanın usulden reddine dair kararını yargılamanın her aşamasında verir.
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. (Hukuk Genel Kurulu 2017/657 E. , 2021/491 K.)
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalılarla aralarında akdedilen 04.01.2013 tarihli ... Fabrikası Projesi Betonarme Kaba Yapı İşleri İnşaatı Yüklenim Sözleşmesi kapsamında üstlendikleri işleri eksiksiz ve sözleşmeye uygun şekilde tamamlayarak teslim ettiklerini, ancak sözleşme bedelinden haksız kesintiler yapıldığını, kesin hesabın yapılamadığını, haklı alacaklarının ödenmediğini, ayrıca teslim ettikleri teminat mektuplarının herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin haksız olarak paraya çevrildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ana davada 305.000 TL'nin davalılar ... ve ...'den tahsilini, birleşen .... ATM ... E. sayılı davada davalı ...'tan 1.000 TL sözleşme ücreti ile 2.000 TL teminat mektubu zararının tahsilini, birleşen .... ATM ... E. sayılı davada ise davalılar ..., ... ve ...'den her bir davacı şirket için 3.189.905'er TL olmak üzere toplam 6.379.810 TL'nin en yüksek mevduat faizi ile tahsilini ve daha sonra verdiği ıslah dilekçesi ile bu tutarı bilirkişi raporuna dayanarak 7.207.311,42 TL'ye yükselttiğini beyan ederek, dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, müvekkil şirketlerin sözleşme hükümlerine tam olarak uyduğunu, yapılan tüm kesintilerin sözleşme ve eklerinde açıkça düzenlendiğini, davacıların her hakediş döneminde düzenlenen hakedişleri ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladıklarını, sözleşme gereğince kesilmesi gereken kesintilerin yasal ve sözleşmesel dayanağı bulunduğunu, demir zayiatı kesintisinin sözleşme m.17.7 uyarınca %3'ü aşan kısım için yapıldığını ve imzalı irsaliyelerle belgelendiğini, URF kesintilerinin eksik ve hatalı imalatlar nedeniyle sözleşme m.6 ve m.22 kapsamında yapıldığını, davacıların mali zorluk içine düştüklerini ve iflas erteleme ile tasfiye sürecine girdiklerini, teminat mektuplarının iade koşullarının oluşmadığını, işçi davaları nedeniyle risk bulunduğunu, bilirkişi hesaplamasına göre dahi davacıların borçlu durumda olduğunu, davacının müvekkil şirkete 4.967.883,61 TL borçlu bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkil şirketin davaya konu 04.01.2013 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını, davacılarla aralarında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığını, sözleşmenin davacı adi ortaklık ile davalı ...-... adi ortaklığı arasında akdedildiğini, müvekkil şirketin yalnızca arsa sahibi sıfatıyla ...-... ile arasındaki arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesi nedeniyle ilişkide bulunduğunu, davacılara ait herhangi bir teminat mektubu almadığını ve nakde çevirmediğini, akdi ilişki bulunmayan kişiye husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek pasif husumet nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce 31.12.2024 tarihli ara kararı ile bilirkişi kurulu oluşturularak inceleme ve rapor tanzimi yaptırılmış, alınan 10.03.2025 tarihli bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraflar rapor hakkındaki beyan ve itirazlarını sunmuşlardır.
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinden kaynaklanan bakiye kesin hakediş alacağının miktarı, sözleşme kapsamında yapılan kesintilerin haklı olup olmadığı, özellikle demir zayiatı kesintisinin sözleşmeye uygun bulunup bulunmadığı, haksız olarak nakde çevrildiği iddia edilen teminat mektuplarının iadesinin gerekip gerekmediği, davalı ...'un sözleşmesel sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve alacağa uygulanacak faiz türünün tespitine ilişkindir.
Davalı ... vekili, müvekkil şirketin davaya konu sözleşmenin tarafı olmadığını, davacılarla aralarında akdi ilişki bulunmadığını savunarak pasif husumet itirazında bulunmuştur. Davalı ...'un .... ATM ... E. sayılı birleşen davada ve .... ATM ... E. sayılı birleşen davada davalı olarak gösterildiği, bu nedenle öncelikle pasif husumet incelemesinin yapılması gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki belgelerden, özellikle 04.01.2013 tarihli "... Fabrikası Projesi Betonarme Kaba Yapı İşleri İnşaatı Yüklenim Sözleşmesi"nin incelenmesinden, söz konusu sözleşmenin taraflarının "...-... Adi Ortaklığı" (yüklenici) ile "...-... Adi Ortaklığı" (işveren/yüklenici) olduğu, sözleşmede davalı ...'un imzasının bulunmadığı, sözleşmenin taraflar bölümünde ...'un yer almadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar sözleşme metninde ...'un "İdare" olarak anıldığı ifade edilmekte ise de, sözleşmenin imza bölümünde yalnızca davacı ve davalı ...-... adi ortaklığının yer aldığı görülmektedir.
Sözleşmeler kural olarak sadece tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurur. Bir sözleşmenin üçüncü kişiye borç yüklemesi ancak kanunda öngörülen istisnai hallerde mümkündür. Somut olayda, davacıların davalı ... ile doğrudan bir sözleşme akdetmedikleri, akdi ilişkinin davacı adi ortaklık ile davalı ...-... adi ortaklığı arasında kurulduğu açıktır.
Davacı vekili, ...'un sözleşmede "İdare" olarak tanımlandığını, işlerin aslında ... için yapıldığını, 16.09.2008 tarihli ana sözleşmeye atıfta bulunulduğunu ve ...'un sözleşmenin menfaatlerinden yararlandığı için külfetlerine de katlanması gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak bu iddialar, ...'un davaya konu sözleşmenin tarafı olduğunu ispata yeterli değildir. Sözleşme metninde bir tarafın "İdare" olarak anılması, o kişi veya kurumun otomatik olarak sözleşmenin tarafı haline gelmesini sağlamaz. Sözleşmenin tarafı olabilmek için, sözleşmeyi imzalamak ve irade beyanında bulunmak gerekmektedir.
Bilirkişi raporu sonuç bölümünde de "Davalı ...'un davaya konu sözleşmeye taraf olmadığı, davacının taleplerine konu sözleşmenin davacı yan ile davalılardan yalnızca ...-... arasında akdedildiği, bu cümleden olarak davalı ...'un taraf olmadığı mezkur sözleşme sebebiyle sorumluluğunun doğmadığı, dosya kapsamında ...'un sorumluluğunun doğduğunu gösterir herhangi bir belgeye de rastlanmadığı" açıkça tespit edilmiştir.
Davacı ile davalı ... arasında herhangi bir akdi ilişki mevcut olmadığı gibi davacı böyle bir ilişkiyi de kanıtlamış değildir. Davacı ile davalı ...-... arasındaki sözleşme, davalı ...'u bağlamaz. Bu itibarla davalı ... hakkındaki davanın husumetten reddi gerekir.
Ayrıca, dosya kapsamında incelenen belgelerden, davalı ...'un davacılara ait herhangi bir teminat mektubu almadığı, nakde çevirmediği, davacılarla doğrudan ödeme ilişkisine girmediği anlaşılmaktadır. Teminat mektupları, davacı adi ortaklık tarafından davalı ...-... adi ortaklığına verilmiş ve yine bu davalı tarafından nakde çevrilmiştir.
Bu hukuki durum karşısında, davalı ...'un davaya konu sözleşmenin tarafı olmadığı, davacılarla aralarında akdi ilişki bulunmadığı, dolayısıyla pasif husumeti bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davalı ... aleyhine açılan .... ATM ... E. sayılı birleşen dava ile .... ATM ... E. sayılı birleşen davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davacılar vekili, .... ATM ... E. sayılı dosyada verdiği ıslah dilekçesi ile dava konusu alacak miktarını 6.379.810 TL'den 7.207.311,42 TL'ye yükseltmiştir. Islah dilekçesinde, bu artışın dayanağı olarak bilirkişi kurulu ek raporunda yazılan "Davacı-Yüklenicilerin, KDV dahil 7.207.311,42 TL tutarında bakiye kesin hakediş alacağı (Tablo:3 - Kabul:2) bulunduğu" ifadesi gösterilmiştir.
Ancak, ıslahın dayanağı olan bilirkişi raporundaki "Kabul 2" hesaplaması, davacının demir irsaliyelerine ilişkin iddialarına (200 ton demirin eksik teslim edildiği, irsaliyelerin zorla imzalatıldığı) mahkemece itibar edilmesi halinde esas alınacak alternatif bir hesaplamadır. Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, ilerleyen bölümlerde detaylı olarak açıklanacağı üzere, davacının demir irsaliyelerine ilişkin iddialarına itibar edilmemiş, bu nedenle bilirkişi raporundaki "Kabul 1" hesaplamasının esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi raporuna göre "Kabul 1" hesaplamasında, davacıların bakiye kesin hakediş alacağı (URF kesintileri iadesi dahil) 6.145.946,66 TL olarak tespit edilmiştir. Bu durumda, ıslah ile talep edilen 7.207.311,42 TL tutarın 6.145.946,66 TL'lik kısmı kabul edilecek, aradaki fark olan tutar ise reddedilecektir.
Ana davada (2017/997 E.) ise davacılar, sözleşme gereği yapmış olduğu işler nedeni ile hak kazanmış olduğu iddiasıyla 305.000 TL talep etmişlerdir. Bu tutar, bilirkişi incelemesine dahil edilmiş ve birleşen dosyadaki toplam hesaplama içerisinde yer almıştır. Zira nakde çevrilen teminat mektubunun iadesi davasında öncelikle davalının alacaklarının/davacının borçlarının mahsubu gerekip, zaten bu mahsup bakiye kesin hakediş alacağı kısmında belirlenmiş olmakla, ana davanın bu nedenlerle reddi gerektiği anlaşılmıştır.
.... ATM ... E. sayılı dosyanın ıslah sonrası net miktarı, 7.207.311,42 - 305.000 = 6.902.311,42 TL'dir. Mahkememizce kabul edilen tutar 6.145.946,66 TL olduğuna göre, .... ATM ... E. sayılı dosyanda red edilen miktar 6.902.311,42 - 6.145.946,66 = 756.364,76 TL'dir.
Mahkememizin 2017/997 E. sayılı asıl dosyası ile .... ATM'nin ... E. sayılı dosyası ve .... ATM'nin ... E. sayılı dosyası, usulüne uygun şekilde birleştirilmiştir. Her üç dava da aynı sözleşmeden (04.01.2013 tarihli ... Fabrikası Projesi Betonarme Kaba Yapı İşleri İnşaatı Yüklenim Sözleşmesi) kaynaklanmaktadır.
Taraflar arasında 04.01.2013 tarihinde akdedilen "... Fabrikası Projesi Betonarme Kaba Yapı İşleri İnşaatı Yüklenim Sözleşmesi", Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Sözleşme, davacı ...-... Adi Ortaklığı'nın (yüklenici) belirli bir işi (betonarme kaba yapı işleri) taahhüt ettiği, davalı ...-... Adi Ortaklığı'nın (iş sahibi) ise bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlendiği karşılıklı borç doğuran bir sözleşmedir.
Sözleşmenin başlangıç bedeli 14.000.033,01 TL olarak belirlenmiş, 17.12.2014 tarihli Zeyilname No:2 ile 3.865.332,59 TL tutarında ilave iş eklenmiş ve toplam sözleşme bedeli 17.865.365,60 TL'ye yükselmiştir. Ayrıca, 20.01.2014 tarihli Protokol ile çapraz donatı, bıçak çekme ve teminata ilişkin 199.834,00 TL tutarında ilave düzenleme yapılmıştır.
Taraflar, sözleşmenin "B-Sözleşme" başlıklı 4. maddesinde, yüklenicinin sözleşmenin tüm dokümanlarını incelediğini, tarif edilen işi tam anlamıyla anladığını, işin yapılacağı tesisleri ziyaret ettiğini, sahadaki koşulları ve işle ilgili diğer bütün koşulları öğrendiğini, sözleşme konusu işe tam vukuf peyda ettiğini beyan ettiğini kararlaştırmışlardır. Bu hüküm uyarınca, davacı adi ortaklığın profesyonel bir yüklenici olarak sözleşme şartlarını, maliyetleri ve sorumluluklarını bildiği kabul edilmelidir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, tacirler işletmeleriyle ilgili faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altındadırlar. Davacı ve davalı şirketlerin tamamı tacir sıfatını haiz olup, aralarındaki sözleşme ticari iş niteliğindedir. Bu nedenle, tarafların sözleşme hükümlerini ve hukuki sonuçlarını tam olarak bildikleri, gerekli özeni gösterdikleri kabul edilmelidir.
Sözleşmenin "Ödemeler" başlıklı 18. maddesinin 1. bendinde "Davacının her takvim ayının bitiminden 7 gün sonra o ayın sonuna kadar ödemeye kazandığı hakkedişini işverene sunacağı ve ödemelerde söz konusu döneme ait kümülatif tutardan o güne kadar yapılmış ödemeler ve ceza, vergi ve kesintiler düşülerek belirlenecek tutarın yükleniciye ödeneceği", 5. bendinde ise "Tanzim edilecek hakkedişlerden Sözleşme ve ekleri gereği olan ve sair kanuni kesintilerin yapılacağı ve daha sonra işveren ve proje yöneticisinin görüş ve düzeltmelerini içerecek şekilde eksiksiz ve doğru teslim alınan hakediş onayına müteakip düzenlenecek fatura mukabilinde 45 gün içerisinde ödemenin gerçekleştirileceği" hüküm altına alınmıştır.
Aynı maddenin 2. bendinde "Ödemeler, İşveren tarafından Yükleniciye işbu Sözleşmede belirtilen esaslar dahilinde Yüklenici tarafından düzenlenen ve Genel Yüklenici ve Proje Yöneticisi tarafından onaylanan hakkedişler karşılığında yapılır" denilmiş, 3. bendinde ise "Yüklenici, hakediş üzerine İşveren, Genel Yüklenici ve Proje Yöneticisi tarafından belirtilecek görüş ve düzeltmeleri yapmakla yükümlüdür. Yüklenicinin ihtirazi kayıt koymaması durumunda, hakedişler yapılan düzeltmelerle aynen geçerli kabul edilir" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dosya kapsamında incelenen hakedişlerin, davacı adi ortaklık tarafından hazırlanarak davalıya sunulduğu, davalı tarafından incelenip düzeltmeler yapıldığı, davacı tarafından da ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalandığı anlaşılmaktadır. İhtirazi kayıt konulmadan imzalanan hakedişlerin geçerli olduğu kabul edilmelidir. Ancak, bu durum her kesintinin otomatik olarak haklı olduğu anlamına gelmemekte olup, kesintilerin sözleşme hükümlerine ve hukuka uygunluğunun ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." Somut olayda, kesintilerin haksız olduğunu iddia eden davacı tarafın bu iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Davalı taraf ise yapılan kesintilerin sözleşme hükümlerine dayandığını ve belgelendirildiğini savunmaktadır.
Mahkememizce öncelikle görevlendirilen ilk bilirkişi heyeti, Mahkememizin 16.12.2021 tarihli celsesinde açıkça talimat verilmesine rağmen, teminat mektuplarının haksız bir şekilde paraya çevrilip çevrilmediği, haksız bir şekilde paraya çevrilmiş ise uğranılan bir zararın olup olmadığı ve tutarının ne olduğu hususlarında değerlendirme yapmamıştır. Ayrıca, ilk bilirkişi heyeti net bakiye kesin hakediş alacağı hesaplamamış, yalnızca kesintilerin tek tek uygunluğunu incelemiştir. Bu eksiklik nedeniyle, Mahkememizce ikinci bir bilirkişi kurulu görevlendirilmiştir.
İkinci bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 20.12.2023 tarihli kök rapor ile 10.03.2025 tarihli ek ve kök raporda, taraflar arasındaki tüm uyuşmazlık konuları detaylı olarak incelenmiş, kesintiler tek tek değerlendirilmiş, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin haklılığı araştırılmış ve net bakiye kesin hakediş alacağı hesaplanmıştır.
İkinci bilirkişi kurulunun 10.03.2025 tarihli ek raporundaki tabloda (Tablo: Revize Bakiye Kesin Hak Ediş Alacağı) yer alan hesaplama, matematiksel olarak doğru, metodolojik olarak tutarlı ve sözleşme hükümlerine uygun olup, Mahkememizce benimsenmiştir. İki rapor arasındaki fark, teknik çelişkiden değil, ilk heyetin eksik çalışmasından kaynaklanmaktadır. İkinci bilirkişi kurulunun raporları birbirini tamamlar nitelikte olup, son rapordaki hesaplama en güncel ve en kapsamlı incelemeyi yansıtmaktadır. HMK m.282 uyarınca, Mahkeme bilirkişi raporlarını serbestçe değerlendirir ve en isabetli olanını esas alır. Somut olayda, ikinci bilirkişi kurulunun 10.03.2025 tarihli ek raporunun esas alınması uygun görülmüş, üçüncü bir bilirkişi kurulu oluşturulmasına gerek görülmemiştir.
Bilirkişi kurulu, mahkememizin talimatı doğrultusunda kesintileri tek tek incelemiş ve aşağıdaki tespitlerde bulunmuştur:
1. URF (Uygunsuzluk Raporu) Kesintileri: 159.182,12 TL
Bilirkişi kurulu, 20.12.2023 tarihli kök raporunda URF kesintilerini incelemiş ve "dosyaya sunulu URF ve eklerindeki resimlerden, yapılan imalatlarda; kaba yapı rezervasyonları ile bir kısım tolerans dışı uygulamalar ve brüt yüzeylerde kusurlu imalatlar bulunduğu anlaşılmakla, kesin hesapta söz konusu kesintinin yapılabileceği" değerlendirmesini yapmıştır. Ancak, 10.03.2025 tarihli ek raporunda, davacı adi ortaklığın itirazları üzerine yeniden inceleme yapılmış ve "anılan kesintilere esas iş kalemlerinin; Otopark kolon & perde boyaları, Otopark Zemin boyaları, Otopark döşeme düz yüzey boyama, Otopark rampa yüzeyi boyama gibi iş kalemlerinden ibaret olduğunun anlaşılması nedeniyle, kök raporda sehven maddi hata yapıldığı ve anılan kesinti tutarının; Davacı-Ortak Girişimin, Bakiye Kesin Hakediş alacağına ilave edilmesi gerektiği" sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi kurulunun ek raporunda yaptığı bu düzeltme, teknik bir inceleme sonucunda yapılmış olup, URF kesintilerine konu iş kalemlerinin sözleşme kapsamında olmadığını ortaya koymaktadır. Sözleşmenin "İşçilik ve Kalite" başlıklı 6. maddesi ile "Eksik, Hatalı, Kusurlu İmalatlar" başlıklı 22. maddesi uyarınca kesinti yapılabilmesi için, imalatın sözleşme ve eklerine aykırı olması, eksik veya kusurlu olması gerekmektedir. Boyama işleri gibi ince işçilik gerektiren işlerin betonarme kaba yapı sözleşmesi kapsamında olmadığı açık olup, bu tür işler için kesinti yapılması sözleşmeye aykırıdır.
Bu nedenle, 159.182,12 TL tutarındaki URF kesintisinin davacıya iade edilmesi gerektiğine, bilirkişi kurulunun ek raporundaki değerlendirmenin yerinde olduğuna karar verilmiştir.
2. Vergi Stopajı: 489.863,88 TL
Sözleşmenin "B-Sözleşme" başlıklı 32. maddesinde "Sözleşmenin imzalanmasından doğan her türlü harç, pul, damga vergisi vs. masraflar, Yüklenici tarafından karşılanacaktır. Hakedişlerden kesilecek gelir vergisi ve diğer vergiler yükleniciye ayrıca ödenmez" hükmü yer almaktadır. Ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca, eser sözleşmelerinde iş sahibinin yükleniciye yapacağı ödemelerden %3 oranında gelir vergisi stopajı yapması yasal zorunluluktur.
Bu nedenle, 489.863,88 TL tutarındaki vergi stopajı kesintisinin hem sözleşmesel hem de yasal dayanağı bulunmaktadır. Davacının bu kesintiye itirazı yerinde değildir.
3. Yansıtmalar: 4.040.402,11 TL
Sözleşmenin "B-Sözleşme" başlıklı 17.10. maddesinde "İşveren tarafından temin edilen tesis ve hizmetler karşılığı bedeller kullanım oranlarına göre Yüklenicilere pay edilerek, hakedişlerinden mahsup edilecektir" hükmü yer almaktadır. Bilirkişi incelemesi sonucunda, yansıtma giderlerinin (elektrik, su, şantiye giderleri vb.) gerçekten yapıldığı ve davacı tarafından kullanıldığı, tutarlarının ise makul olduğu tespit edilmiştir.
Yansıtma giderleri, iş sahibi tarafından yüklenici adına yapılan ve sözleşme gereğince yüklenici tarafından karşılanması gereken harcamalardır. Sözleşme hükmü açık olup, bu kesintinin de haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
4. Kaba Yapı Rezervasyonları ve Kusurlu Brüt Yüzey İmalatları: 106.915,07 TL
Sözleşmenin "Eksik, Hatalı, Kusurlu İmalatlar" başlıklı 22. maddesinin 1. bendi uyarınca "Genel Yüklenici veya Proje Yöneticisi, Yüklenici tarafından yapılmış olan İşlerin eksik, hatalı, kusurlu olduğunu, malzemenin Şartnamesine uygun olmadığını gördüğü takdirde, İşin yapımı sırasında veya Kesin Kabule kadar olan sürede bu eksiklik, hata ve kusurların incelenmesini Yükleniciye bildirir... Sorumluluğun yükleniciye ait olduğu hatalı, kusurlu, malzemesi kötü işlerin bedelleri hakediş girmişse bile, Yüklenicinin sonraki hakedişinden, kesin hakedişinden, diğer alacaklarından veya teminatından kesilir."
Bilirkişi kurulu, dosyaya sunulan DTF (Diğer Tamamlayıcı Firmalar) kesintilerini ve eklerindeki resimleri inceleyerek, "yapılan imalatlarda; kaba yapı rezervasyonları ile tolerans dışı uygulamalar ve brüt yüzeylerde kusurlu imalatlar bulunduğu anlaşılmakla, ... Kalıp hariç olmak üzere, Davacı-Yüklenici kesin hakedişinden 106.915,07 TL tutarında kesinti yapılabileceği" sonucuna varmıştır.
... Kalıp'a ilişkin kesintinin (48.046,23 TL) ise bilirkişi tarafından haklı bulunmaması ve toplam kesintiden düşülmesi, teknik inceleme sonucudur. Geriye kalan 106.915,07 TL tutarındaki kesintinin ise fotoğraflarla belgelendirildiği, rezervasyon uygunsuzlukları ve brüt yüzey kusurlarının mevcut olduğu tespit edilmiştir.
Bu nedenle, 106.915,07 TL tutarındaki kesintinin sözleşme m.22 uyarınca yapıldığı ve haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
5. Süresel Gecikme Kesintileri
Sözleşmenin "İşin Süresi ve Gecikme Cezası" başlıklı 9.1. maddesinde işin süresinin 720 takvim günü olduğu, 9.2. maddesinde ise yüklenicinin doğal afet, kanuni grev, genel salgın hastalık, kısmi veya genel seferberlik ilanı gibi kanunen kabul edilen mücbir sebeplerin ortaya çıkması yahut yüklenici kusuru haricinde işin durması halinde süre uzarımı talebinde bulunabileceği, aksi takdirde gecikilen her gün için sözleşme bedelinin 0,15'i oranında ceza ödeyeceği hükme bağlanmıştır.
Davalı taraf, davacının işi süresinde tamamlamadığını, ancak sadece 13,5 günlük gecikme cezası uyguladığını beyan etmiştir. Bilirkişi kurulu ise bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır: "İstanbul'un sayılı büyük projeleri arasında yer alan dava konusu şantiyede; Davacı-Yükleniciden kaynaklanmayan nedenlerle, yüzlerce günlük gecikmeye neden olabilecek çok sayıda olumsuzluk (.... ATM-... D.İş sayılı dosya Raporuna göre, tespit tarihinde henüz 2 üst kata ait projelerin henüz teslim dahi edilmemiş olması; zemin deplasmanına bağlı kazık imalatlarının beklenmesi vs. gecikmeye neden olabilecek sair birçok olay) sayılması mümkün iken, Davacı-Yüklenici hakedişinden; sadece 13,5 günlük bir gecikme cezası uygulanmak istenmesinin ise teknik açıdan anlaşılabilir ve açıklanabilir bir yanının bulunmadığı değerlendirilmiştir."
Bilirkişinin bu tespiti son derece önemlidir. .... ATM ... D.İş sayılı dosyada yapılan tespit davası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda, proje teslimlerinde gecikmeler olduğu, zemin sorunları nedeniyle kazık imalatlarının beklendiği ve davacıdan kaynaklanmayan birçok gecikme nedeninin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, yüzlerce günlük gecikme potansiyeli varken sadece 13,5 günlük gecikme cezası uygulanması, gecikmenin büyük ölçüde davacıdan kaynaklanmadığını göstermektedir.
Sözleşme m.9.2 uyarınca, yüklenici kusuru haricinde işin durması halinde süre uzarımı hakkı bulunmaktadır. Davalı tarafın kendi yükümlülüklerini (proje teslimi, zemin hazırlığı vb.) zamanında yerine getirmemesi, davacının gecikme cezasına muhatap tutulmasını haksız kılmaktadır.
Bu nedenle, süresel gecikme kesintisinin yapılamayacağı, bilirkişi kurulunun değerlendirmesinin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
6. Eksik Personel, Mobilizasyon-Konaklama ve Diğer Kesintiler
Bilirkişi kurulu, eksik personel kesintisi konusunda sözleşme m.8.4 ve m.8.5'i incelemiş, ancak bu kesintilerin yapılmadığını tespit etmiştir. Benzer şekilde, mobilizasyon-konaklama kesintilerinin de (2015 Temmuz ayı hariç iade edildiği için) net tutarının sıfır olduğu, özel boy demir zayiatı, karot kesintisi, ekstra yevmiye kesintisi gibi diğer kesintilerin de yapılmadığı veya önemsiz tutarlarda olduğu tespit edilmiştir.
Bu kesintilere ilişkin olarak taraflar arasında ciddi bir uyuşmazlık bulunmadığından, bilirkişi tespitlerine uyulması uygun görülmüştür.
7. Saha Mobil WC Kesintisi: 2.680,00 TL
Bu tutar, şantiye genel giderleri kapsamında değerlendirilmiş ve sözleşme hükümlerine uygun bulunmuştur.
8. Demir Zayiatı Kesintisi: 1.220.546,88 TL
Uyuşmazlığın en önemli noktalarından biri, 1.220.546,88 TL tutarındaki demir zayiatı kesintisinin haklı olup olmadığıdır. Bilirkişi kurulu, bu konuda iki alternatifli hesaplama yapmış olup, davacının demir irsaliyelerine ilişkin iddialarına itibar edilip edilmemesine göre sonuç değişmektedir.
Sözleşmenin "B-Sözleşme" başlıklı 17.7. maddesinde "İşveren tarafından temin edilecek malzemelerde kabul edilen zaiyat oranları projeler üzerinden yapılacak ölçümlemeler esas alınarak aşağıdaki gibidir. Bu zaiyat oranları üzerindeki zaiyatlar Yükleniciye ait olacaktır. i. Her türlü hazır beton: %3 ii. Her türlü inşaat demiri: %3" hükmü yer almaktadır.
Sözleşmenin Ek 10-Birim Fiyat Tarifeleri Betonarme Demir İşçiliği Notlar Bölümünde ise "Sözleşmede öngörülenin üzerindeki zayiatlar, demir liste fiyatı üzerinden Yüklenicinin ilk hakedişinden kesilir" denilmektedir.
Sözleşme m.17.6'da "İnşaat demiri, manşon ve hasır çelik (kamyon üstünde), beton (pompa ucunda) İşveren tarafından temin edilecektir. Bütün bu malzemelerin yatay, düşey taşımaları yerine konması ve montaj döküm işçilikleri Yükleniciye aittir" ve m.17.8'de "İşyerine kantar İşveren tarafından kurulacak, sahaya gelen malzeme Genel Yüklenici ve Yüklenicinin yetkilisi tarafından müştereken teslim alınacak ve bundan sonra malzeme sorumluluğu Yükleniciye ait olacaktır. Yüklenici herhangi bir malzemeyi teslim almadan ölçmek, tartmak vs isterse, bununla ilgili her türlü organizasyon ve maliyet Yükleniciye aittir. Yüklenici her ay sonundan önce temin süresini de dikkate alarak müteakip ayın malzeme ihtiyacını detaylı olarak bildirecektir" hükümleri bulunmaktadır.
Bu sözleşme hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, demirin iş sahibi tarafından temin edileceği, ancak şantiyeye gelen malzemenin genel yüklenici ve yüklenicinin yetkilisi tarafından müştereken teslim alınacağı, teslimden sonra malzeme sorumluluğunun yükleniciye geçeceği, %3'ü aşan demir zayiatının ise yükleniciye ait olacağı anlaşılmaktadır.
Davalı ...-... adi ortaklığı, dosyaya çok sayıda sevk irsaliyesi ve malzeme teslim formu sunmuştur. Bu belgelerin tamamında davacı adi ortaklık yetkililerinin imzaları bulunmaktadır. İrsaliyeler, şantiyeye gelen demir miktarını, tarihini ve teslim alan kişiyi göstermektedir.
Davalı ayrıca, demir siparişlerinin bizzat davacı şirket tarafından talep edildiğini, şantiyede kantar kurulduğunu, gelen demirlerin tartıldığını ve davacı yetkilileri tarafından teslim alındığını, demir hırsızlığına karşı güvenlik önlemleri ve kamera sistemi kurulduğunu belirtmiştir.
Bilirkişi kurulu incelemesinde, demir zayiatı hesabının "davacının talep ettiği miktar doğrultusunda şantiyeye getirilen demir ile statik projedeki hakediş giren demir arasındaki farkın, sözleşmede %3 olarak kararlaştırılan zayiat oranını aşan kısmına uygulandığı ve ayrıca hurda satış bedellerinin yapılacak kesinti miktarından düşüldüğü" tespit edilmiştir. Bu tespit, kesinti hesabının doğru metodoloji ile yapıldığını göstermektedir.
Davacı adi ortaklık vekili, müvekkillerinin yaklaşık 200 ton civarında demir eksik teslim edildiğini, ancak bu demirin teslim edilmiş gibi gösterildiğini, irsaliyelerin sonradan ve "İmzalamazsanız demir gelmeyecek" tehdidi ile dayatmayla imzalatıldığını, imza sonrası incelenen irsaliyelerde eksiklik fark edildiğini ve davalı yanın yazılı olarak uyarıldığını ileri sürmüştür.
Davacı vekili ayrıca, demiri tartan, teslim alan, hurdayı satan ve bünyeye giren demiri teslim alan tarafın bizzat davalı olduğunu, ortada kullanılan ve zayi olan bir demir değil, eksik teslim edilen demir bulunduğunu, satılan hurda miktarı ile zayi olduğu iddia edilen demir miktarının birbiriyle örtüşmediğini savunmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, yazılı delil niteliğindeki imzalı irsaliyelerin aksini iddia eden tarafın, bu iddiasını aynı kuvvette yazılı delillerle veya kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. HMK m.200 uyarınca, tarafların kendi lehlerine delil göstermeleri mümkün olmakla birlikte, yazılı bir belgenin içeriğinin doğru olmadığını iddia eden taraf, bunu ispat etmekle yükümlüdür.
Somut olayda, davacı adi ortaklık yetkililerinin imzalarını taşıyan çok sayıda sevk irsaliyesi ve malzeme teslim formu bulunmaktadır. Bu yazılı delillerin aksi ispat edilinceye kadar geçerlidirler. Davacının bu belgelerin zorla veya baskı altında imzalatıldığı iddiası ise somut delillerle desteklenmemiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, tacirler işletmeleriyle ilgili faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altındadırlar. Davacı adi ortaklığı oluşturan her iki şirket de (... Dekorasyon İnşaat Mimarlık Ltd.Şti. ve ... Mühendislik İnş. ve Tic. Ltd.Şti.) profesyonel inşaat firmaları olup, inşaat sektöründe uzun yıllardır faaliyet göstermektedirler. Bu şirketlerin, şantiyeye gelen malzemeleri teslim alırken gerekli kontrolü yapmadan, miktarını kontrol etmeden irsaliye imzalamaları, basiretli tacir davranışı ile bağdaşmamaktadır.
Eğer gerçekten 200 ton gibi büyük miktarda bir demir teslimi eksikliği söz konusu olsaydı, bu durumun şantiye defterlerine kaydedilmesi, yazılı itirazlarda bulunulması, tutanak tutulması veya en azından zamanında davalıya yazılı ihbarda bulunulması gerekirdi. Ancak dosya içeriğinden, böyle bir zamanında yazılı itiraz veya ihbarın yapıldığına dair bir belgeye rastlanmamıştır. Davacının sonradan yaptığı itirazlar ise, irsaliyeler imzalandıktan aylar sonra yapılmış olup, ispat değeri zayıftır.
Davacının "imza sonrası incelenen irsaliyelere göre eksiklik fark edildi" şeklindeki savunması da kabul edilemez. Zira, malzeme teslim irsaliyeleri, malzemenin teslim anında kontrol edilip imzalanması için düzenlenen belgelerdir. İmzadan sonra yapılan incelemeler, teslim anındaki gerçek durumu yansıtmaz. Basiretli bir tacir, malzemeyi teslim almadan önce kontrol eder ve ancak miktarın doğruluğundan emin olduktan sonra imzalar.
Sözleşme m.17.8 uyarınca, "Yüklenici herhangi bir malzemeyi teslim almadan ölçmek, tartmak vs isterse, bununla ilgili her türlü organizasyon ve maliyet Yükleniciye aittir" denilmektedir. Bu hüküm, yükleniciye malzemeleri tartma ve ölçme hakkı tanımaktadır. Davacının bu hakkını kullanmadığı, şantiyeye gelen demirleri tartmadan veya saymadan doğrudan irsaliyeleri imzaladığı anlaşılmaktadır. Bu durum, kendi iddiasına göre bile tamamen davacının kendi kusuru ve ihmalidir.
Davacının "satılan hurda miktarı ile zayi olduğu iddia edilen demir miktarının birbiriyle örtüşmediği" şeklindeki iddiası da somut belgelerle desteklenmemiştir. Bilirkişi incelemesinde, "yapılan zaiyat hesabında hurda bedeli düşülmekte olup, anılan husus detay hesap tabloları ile sabittir" denilmektedir. Yani hurda satış bedelleri zaten hesaba katılmış ve kesinti tutarından düşülmüştür.
Davacının "demiri tartan, teslim alan, hurdayı satan bizzat davalıdır" şeklindeki savunması da isabetsizdir. Sözleşme m.17.8 açıkça "sahaya gelen malzeme Genel Yüklenici ve Yüklenicinin yetkilisi tarafından müştereken teslim alınacak" demektedir. Müşterek teslim alınması, her iki tarafın da sorumlu olduğu anlamına gelir. Teslimden sonra ise "malzeme sorumluluğu Yükleniciye ait olacaktır" denilmektedir. Bu nedenle, demirin tesliminden sonraki kullanımı, korunması ve zayiatı tamamen davacının sorumluluğundadır.
Bilirkişi kurulu, demir zayiatı konusunda iki alternatifli hesaplama yapmıştır:
Kabul 1: Davacının demir irsaliyelerine ilişkin iddialarına itibar edilmemesi halinde, demir zayiatı kesintisinin (1.220.546,88 TL) sözleşmeye uygun olduğu ve yapılabileceği.
Kabul 2: Davacının demir irsaliyelerine ilişkin iddialarına itibar edilmesi halinde, demir zayiatı kesintisinin yapılamayacağı.
Bilirkişi heyeti, tarafsız bir şekilde her iki alternatifi de sunmuş ve kararı mahkemeye bırakmıştır. Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının demir irsaliyelerine ilişkin iddialarının somut delillerle ispat edilemediği, imzalı irsaliyelerin yazılı delil niteliğinde olduğu, davacının basiretli tacir olarak gerekli özeni göstermediği, zorla imzalatıldığına veya 200 ton eksik demir teslim edildiğine dair kesin delil sunamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davalı tarafın sözleşme m.17.7 gereğince %3'ü aşan demir zayiatı için yaptığı 1.220.546,88 TL tutarındaki kesintinin haklı olduğu, bilirkişi raporundaki "Kabul 1" hesaplamasının esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacı adi ortaklık, davalı ...-... adi ortaklığına toplam 14 adet teminat mektubu (7 adet kesin teminat, 7 adet avans teminat) vermiş olup, toplam tutarı 6.379.810,00 TL'dir. Bu teminat mektupları, 31.12.2015 tarihinde davalı tarafından nakde çevrilmiş ve cari hesaba irat kaydedilmiştir.
Davacı, teminat mektuplarının herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin haksız olarak paraya çevrildiğini, bu nedenle zarara uğradığını iddia etmektedir. Davalı ise, davacının mali zorluk içine düştüğünü (... şirketinin iflas erteleme, ... şirketinin tasfiye sürecine girdiğini), teminat iade koşullarının oluşmadığını, işçi davaları riski bulunduğunu, bilirkişi hesaplamasına göre dahi davacının müvekkil şirkete 4.967.883,61 TL borçlu olduğunu savunmaktadır.
Teminat mektupları, borçlunun yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi veya sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ödememesi halinde, alacaklının teminat gösterilmesi amacıyla verilir. Teminat mektubunun nakde çevrilebilmesi için, alacaklının borçluya karşı sözleşmeden kaynaklanan, doğmuş, muaccel ve miktarı belirli bir alacağının bulunması gerekir. Teminat mektubunun amacı, henüz doğmamış veya muaccel olmayan borçlar için alacaklıya peşin ödeme yapmak değil, borçlunun temerrüde düşmesi halinde alacaklının alacağını güvence altına almaktır.
Sözleşmenin "Teminatlar ve İadesi" başlıklı 24. maddesinin 4. bendi şu şekildedir:
"Kesin teminat mektubu, Yüklenicinin yüklendiği İşi Sözleşme ve eklerinde belirtilen kalitede, şartlarda ve tarihte, kesin hakediş tanzimi yapılmış ve İşveren onayı alınmış, geçici kabul eksikliklerinin sürelerinde tamamlanmış ve Kesin Kabulünün yapılmış, bu işten dolayı Yüklenicinin İşverene herhangi bir borcunun olmadığı ya da iş kazası nedeniyle açılmış davalardan dolayı ortaya çıkabilecek borcunun bulunmayacağının anlaşılmış olması şartıyla ... Fabrikası Projesine dair işlerin tamamının Geçici Kabulünün yapılmasını müteakiben 14 gün içerisinde Yükleniciye iade edilir. Dava konusu tutarın belirli olduğu hallerde bu tutarı veya İşverenin öngörüsü dahilinde ayrılacak bir tutarı tutmak kaydıyla İşveren dava sonucunu beklemeden mektubun belli tutarının serbest bırakabilir veya müteselsil kefili senet karşılığı teminat tutarını azaltabilir. Kesin kabul belgesinin verilebilmesi için Sözleşme konusu İşlerin kesin hesabının bitirilmiş ve Yüklenicinin SGK'dan kayıt tetkik raporu ve herhangi bir borcunun olmadığına dair ilişiksizlik belgesi getirmesi şarttır."
Bu hüküm uyarınca, teminat mektuplarının iadesi için şu koşulların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir: (1) İşin sözleşme ve eklerinde belirtilen şartlarda bitirilmesi, (2) Kesin hakedişin yapılması, (3) İşveren onayının alınması, (4) Geçici kabul eksikliklerinin tamamlanması, (5) Kesin kabulün yapılması, (6) Yüklenicinin iş sahibine borcu bulunmaması, (7) İşçi alacakları davalarından risk kalmaması, (8) SGK ilişik kesme belgesi verilmesi.
Ancak mahkememizce yapılacak kritik bir değerlendirme şudur: Sözleşmenin 24. maddesi, teminatın "iadesi" ile ilgili koşulları düzenlemekte olup, teminatın "nakde çevrilmesi" ile ilgili değildir. Bu iki kavram hukuken farklıdır:
İADE KOŞULLARI: Teminatın yükleniciye geri verilmesi için gereken şartlardır. Bu koşullar oluşmadığında, iş sahibi teminatı elinde tutabilir (muhafaza edebilir).
NAKDE ÇEVİRME KOŞULLARI: İş sahibinin teminatı paraya çevirebilmesi için, yükleniciye karşı somut, belirli ve muaccel bir alacağının bulunması gerekir.
Teminat iadesi koşullarının oluşmaması, teminatın işveren tarafından muhafaza edilmesini gerektirir, ancak bu durum tek başına teminatın nakde çevrilebileceği anlamına gelmez. Aksi yorum, teminat kurumunun amacını ortadan kaldırır ve iş sahibine keyfi hareket imkanı tanır.
Bu ayrım, somut olayda hayati önem taşımaktadır. Davalı, teminat iadesi koşullarının oluşmadığını ileri sürerek hem teminatı nakde çevirme gerekçesi olarak kullanmakta, hem de iade etmeme gerekçesi olarak kullanmaktadır. Bu çelişkili tutum kabul edilemez. Teminat iadesi koşulları oluşmasa bile, haklı bir alacak olmaksızın teminatın nakde çevrilmesi haksızdır.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi kurulu, 10.03.2025 tarihli ek ve kök raporunda, taraflar arasındaki sözleşme, hak ediş belgeleri, kesinti belgeleri, ödeme kayıtları ve tüm dosya kapsamını detaylı olarak incelemiş ve aşağıdaki tespitlerde bulunmuştur:
| Kalem | Açıklama | Tutar (TL) |
|-------|----------|------------|
| Kesin Hak Ediş Tutarı | Davacının hak ettiği toplam bedel | 17.594.790,46 |
| Yapılan Ödemeler | Davalı tarafından yapılan toplam ödeme | 17.987.835,92 |
| Ara Fark | Davalı fazla ödeme yapmış | (393.045,46) |
| Nakde Çevrilen Teminat | Davalı tarafından nakde çevrilmiş | 6.379.810,00 |
| Net Bakiye | Davacı lehine alacak | 5.986.764,54 |
| URF İadesi | Sehven kesilen URF tutarı | 159.182,12 |
| TOPLAM | Revize Bakiye Kesin Hak Ediş Alacağı | 6.145.946,66 |
Bu hesaplama son derece önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır: Davalı, davacıya kesin hak ediş bedelinden 393.045,46 TL fazla ödeme yapmıştır. Normal şartlarda, bu fazla ödemenin davacı tarafından davalıya iade edilmesi gerekirdi.
Ancak davalı, aynı zamanda davacıya ait 6.379.810,00 TL tutarındaki teminat mektuplarını nakde çevirmiştir. Bu nakde çevirme işlemi sonucunda:
- Davacının iade etmesi gereken 393.045,46 TL mahsup edilmiş,
- Geriye kalan 5.986.764,54 TL'lik teminat tutarı haksız yere davalıda kalmıştır,
- URF kesintisi iadesi ile birlikte, davacının toplam alacağı 6.145.946,66 TL'ye ulaşmıştır.
Teminat mektuplarının nakde çevrildiği 31.12.2015 tarihi itibarıyla:
- Taraflar arasında kesin hesap yapılmamıştır
- İşin geçici kabulü gerçekleşmemiştir
- Taraflar arasındaki nihai alacak-borç ilişkisi belirlenmemiştir
- Davalının davacıya karşı muaccel bir alacağı tespit edilememiştir
- Aksine, sonradan yapılan bilirkişi incelemesinde, davalının fazla ödeme yaptığı ve davacının alacaklı olduğu ortaya çıkmıştır
Bu şartlar altında, davalının henüz netleşmemiş bir hesap durumuna dayanarak, toplam 6.379.810,00 TL tutarındaki teminat mektuplarını nakde çevirmesi, erken ve hukuka aykırıdır.
Davalı, davacı şirketlerin sözleşmenin başından itibaren mali zorluk içinde bulunduğunu, ... şirketinin iflas erteleme sürecine, ... şirketinin ise tasfiye sürecine girdiğini, işi bitiremeyeceklerinden endişe duyulduğunu, bu nedenlerle teminat mektuplarının nakde çevrildiğini savunmuştur.
Bu gerekçe, teminatın nakde çevrilmesini haklı kılmaz. Zira henüz doğmamış borç için teminat nakde çevrilemez.
Davalı, davacı şirketlerin işçileri tarafından aleyhine toplam 54 ayrı dava açıldığını, bu davalardan istinaf süreci başlayan yalnızca 14 dava sebebiyle 791.250,00 TL teminat yatırmak zorunda kaldığını, bu nedenle teminat mektuplarının muhafazasının gerekli olduğunu savunmuştur.
İşçi davaları gerekçesi, teminatın bir kısmının muhafaza edilmesini haklı kılabilir, ancak tamamının nakde çevrilmesini gerektirmez. Zira:
a) Sözleşme Hükmü Açıktır:
Sözleşme m.24'ün devamında şu hüküm yer almaktadır: "Dava konusu tutarın belirli olduğu hallerde bu tutarı veya İşverenin öngörüsü dahilinde ayrılacak bir tutarı tutmak kaydıyla İşveren dava sonucunu beklemeden mektubun belli tutarının serbest bırakabilir"
Bu hüküm açıkça, işverenin yalnızca dava konusu tutarı tutabileceğini, geri kalan kısmı ise serbest bırakabileceğini düzenlemektedir. İşveren, tüm teminatı elinde tutmakta serbest olmakla birlikte, tamamını nakde çeviremez.
Davalı, işçi davaları nedeniyle yalnızca 14 dava için 791.250,00 TL teminat yatırdığını beyan etmiştir. Oysa, davacıya ait teminat mektuplarının tamamını (6.379.810,00 TL) nakde çevirmiştir.
791.250 TL, toplam teminatın yaklaşık %12,4'üne tekabül etmektedir. Geri kalan %87,6'lık (5.588.560 TL) kısmın işçi davaları gerekçesiyle nakde çevrilmesi, aşırı orantısızdır.
Davalı, işçi davaları için makul bir tutarı (örneğin 800.000 - 1.000.000 TL) muhafaza edebilir, geri kalan kısmı ise davacıya iade edebilir veya en azından nakde çevirmeyebilirdi. Tamamını nakde çevirmek, ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Dava dilekçesinde ve ilk savunma dilekçelerinde işçi davaları öne çıkarılmamış, bu husus daha çok sonraki aşamalarda ve bilirkişi sürecinde gündeme gelmiştir. Bu durum, teminatın nakde çevrilmesinin asıl gerekçesinin başka (mali zorluk endişesi, fazla ödeme yapıldığı algısı) olduğunu göstermektedir. İşçi davaları, sonradan eklenen ikincil bir gerekçedir.
Sonuç: İşçi davaları riski, teminatın makul bir kısmının muhafaza edilmesini haklı kılabilirse de, tamamının nakde çevrilmesini haklı kılmaz. Bu gerekçe kısmen kabul edilmiş, ancak teminatın tamamının nakde çevrilmesi reddedilmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde, davacının imalat bedeli, yansıtmalar, avanslar, kesintiler ve atıfet ödemeler dikkate alındığında, müvekkil şirkete 4.967.883,61 TL borçlu olduğunu hesapladığını beyan etmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi kurulu, davalının bu hesaplamasını incelemiş, taraflar arasındaki sözleşme, hak ediş belgeleri, kesinti belgeleri ve ödeme kayıtlarını tek tek değerlendirmiş, sözleşmeye uygun olan kesintileri kabul etmiş, ancak tamamen farklı bir sonuca varmıştır:
- Davacının kesin hak ediş alacağı: 17.594.790,46 TL
- Davalının yaptığı ödemeler: 17.987.835,92 TL
- Ara fark: Davalı 393.045,46 TL fazla ödeme yapmış
- Ancak davalı 6.379.810 TL teminat nakde çevirdiği için
- Davacının net alacağı: 6.145.946,66 TL
Bilirkişi kurulunun teknik ve mali tespitleri, tarafların defter kayıtlarına, belgelerine ve sözleşme hükümlerine dayandığından, Mahkememizce benimsenmiştir.
Davalının iddia ettiği 4.967.883,61 TL'lik alacak, bilirkişi incelemesi sonucunda doğrulanmamıştır. Aksine, davacının davalıya karşı önemli miktarda bakiye kesin hak ediş alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda, davalının teminat mektuplarını nakde çevirme tarihinde (31.12.2015) kendisine ait somut ve muaccel bir alacağının bulunmadığı, aksine fazla ödeme yaptığı ve davacının alacaklı konumda olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: Davalının '4.967.883,61 TL alacaklıyız' iddiası reddedilmiştir. Bilirkişi tespitine göre aksine davacı 6.145.946,66 TL alacaklıdır.
Davalının 31.12.2015 tarihinde toplam 6.379.810,00 TL tutarındaki teminat mektuplarını nakde çevirmesi, 393.045,46 TL tutarındaki fazla ödeme mahsubu dışındaki (yani 5.986.764,54 TL + 159.182,12 TL URF iadesi = 6.145.946,66 TL) kısmı bakımından haksızdır.
Davacının, teminat mektuplarının haksız paraya çevrilmesi nedeniyle iadesi gereken tutura 6.145.946,66 TL olarak tespit edilmiştir.
Davacılar, .... ATM dosyasında "en yüksek mevduat faizi" talep etmişlerdir. Ancak .... ATM dosyasındaki faiz talebinde, faizin başlangıç tarihi belirtilmemiştir.
Davacılar, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi nedeniyle en yüksek mevduat faizi talep etmekte ise de, bu tutarı mevduat hesabında değerlendireceklerine veya değerlendirdiklerine dair hiçbir delil sunmamışlardır. Mevduat faizi, ancak paranın banka mevduat hesabında tutulması halinde elde edilebilecek bir gelirdir. Davacıların böyle bir niyetlerinin veya fiili durumun varlığı ispat edilmediğinden, munzam zarar olarak en yüksek mevduat faizi talebinin kabulü mümkün değildir. Kaldı ki bu istemin munzam olarak istendiği de belirtilmemiştir.
Eser sözleşmesinden kaynaklanan ve ticari iş niteliğindeki alacak için, avans faizi (yasal faiz) uygulanması gerekmektedir. Faiz, dava tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Davalı ... Gayrimenkul Geliştirme Kiralama ve Tic. A.Ş. ile davalı ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti., "...-... Ortak Girişimi Adi Ortaklığı" adı altında birleşerek davacılarla sözleşme akdetmişlerdir.
Bir adi ortaklıkta ortaklar, sorumluluğu müteselsil niteliktedir. Davacı vekili de dava dilekçesinde açıkça davalıların müteselsilen sorumlu tutulmasını talep etmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Sözleşme gereği yapmış olduğu işler nedeni ile hak kazanmış olduğu 305.000 TL açısından ..., ...'e karşı açılan Ana davanın REDDİNE,
2-...'a karşı açılan .... ATM'nin ... esas sayılı davanın pasif husumet nedeniyle REDDİNE,
3-..., ..., ...'e karşı açılan .... ATM'nin ... esas sayılı dosyasında;
a- ...'a karşı açısından pasif husumet nedeniyle REDDİNE,
b- 6.145.946,66 TL'nin avans faizi ile birlikte davalılar ..., ...'den müteselsilen alınarak davacılara verilmesine
ba-..., ... açısından 756.364,76 TL açısından davanın REDDİNE,
4-Asıl dava yönünden;
a.Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 5.550,19-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.934,79-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
b.Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 48.800,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
c.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dava yönünden;
a.Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 51,24-TL harçtan mahsubu ile bakiye 564,16-TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
b.Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
c.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dava yönünden;
a.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 419.829,61-TL ilam harcından peşin alınan 108.951,21-TL'nin mahsubu ile bakiye 310.878,40-TL ilam harcının davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
b.Davacı tarafından yatırılan 108.951,21-TL peşin harç ve 427,60-TL başvuru harcının davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
c.Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 583.297,33-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
d.Davalılar ... ve ... kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 117.454,71-TL ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılar ... ve ... tarafına verilmesine,
e.Davalılardan ... kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan (maktu) 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ... tarafına verilmesine,
f.Davacılar tarafından yapılan 45.470,00-TL (birleştirme tarihinden itibaren) yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 40.487,34-TL'nin davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacılar tarafına verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
g.Davalılardan ... tarafından yapılan 630,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 69,04-TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davalıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır