T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/268 Esas
KARAR NO :2025/650
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:15/04/2025
KARAR TARİHİ:17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; 31/08/2016 tarihinde ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile seyir halinde iken ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile çarpışması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan davacı yaralandığını, ... plakalı araç sürücüsü 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında araç davalının sorumluluğunda olduğunu, dava konusu talepler hususunda davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin dava talep ve ıslah dahil tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; 50 TL Sürekli iş göremezlik, 50 TL geçici iş göremezlik, 50 TL geçici bakıcı gideri ve 50 TL tedavi gideri
tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 200 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; davaya konu kaza 31.08.2016 tarihinde meydana gelmiş olup, dava tarihi itibariyle 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi dolduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davanın araç sigorta ettirenine, araç sürücüsüne ve SGK'ya ihbarı gerektiğini zira davacı taraf herhangi bir ödeme almışsa, aynı ödemeyi mükerrer şekilde tarafınca tazmin ettiği takdirde sebepsiz zenginleşmiş olacağını, kaza ile sakatlık ve ölüm söz konusu ise kaza ile meydana gelen /ölüm arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğin, maluliyet oranının kaza tarihi itibariyle yürülükte olan yönetmeliğe göre Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddini, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6098 Sayılı Kanun'un 49 uncu maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72 inci maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 Sayılı Kanunun 109/1 inci maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, 6098 sayılı Kanun 72 inci ve 2918 Sayılı Kanun' nun 109/2 inci maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir.
2918 Sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davaya konu trafik kazasının 31/08/2016 tarihinde gerçekleştiği, davalının cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunduğu, davaya konu kazanın 5237 sayılı Kanun' un 89/1 inci maddesinde düzenlenen ve Taksirle Yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde olduğu, bu eylemle ilgili ceza davasının 5237 sayılı Kanun' un 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, 2918 sayılı Kanun' un 109/2 inci maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olduuğu, Covid-19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler ve arabuluculuk görüşmesi sırasındaki süreler de dahil edilerek hesaplansa dahi davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 15.04.2025 tarihinde açıldığı analaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin olarak alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına,
2-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-6325 sayılı Kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı karar kesinleştiğinde resen tarafara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır