T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1193 Esas
KARAR NO: 2019/21
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/12/2018
KARAR TARİHİ: 16/01/2019
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin ... A.Ş'nin ortaklarından olduğunu, davalının ise ... AŞ'de üst düzey yönetici olarak çalıştığını, firmalar arasında yapılan ticaret sebebi ile zamanla ikili ilişkilerde samimiyet sağlandığını, davalının 29/01/2017 tarihinden itibaren müvekkilinden borç para istemeye başladığını, kredi kartını kullanmaya değin vardığını, müvekkilinin muhtelif tarihlerde 180.000,00-TL borç isteyip hesabına yatırıldığını, davalı tarafın telefonlarını açmadığını, borcun geri ödemeye yanaşmadığını beyanla davanın kabulüne, 180.000,00-TL'nin şimdilik 10.000,00-TL'lık kısmının davalıdan tahsiline, yargılama ve avukatlak ücretlerinin karşı yana ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile müvekkilinin adresinin Gaziantep adresi olduğunu, yetki ilk itirazında bulunduğunu ayrıca davanın ticari bir dava olmadığını, iş bölümü gereği Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu belirtmiştir.
Dava, ödenen bedellerin istirdatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115.madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
HMK.114/c bendinde Mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır. Yine HMK.138.maddede de mahkemenin öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verileceği gerekirse tarafları dinleyebileceği düzenlenmiştir.
Ayrıca HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca TBK madde 89 uyarınca para alacağına ilişkin davalar da aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre hem genel yetki hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Y.13H.D. 2018/3451E, 2018/8692K)
Somut olayda, davanın ikili arkadaşlıktan kaynaklanan para alış verişinde ödenen bedellerin iadesine ilişkin olduğu açıktır. Davacı ile davalı arasındaki ilişkinin ticari dava niteliğinde olmadığı, TTK'da sayılan mutlak ticari davalardan da olmadığı, davalının cevap dilekçesi ile süresi içerisinde yetki ve görev itirazında bulunduğu, taraflar arasında sözleşmeden kaynaklanan bir ilişki olmadığı, her iki tarafın adresinin Gaziantep ili olduğu, anlaşılmış olup Mahkememizin bu davada görevli ve yetkili olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1- 6100 sayılı Yasanın 114/1-c ve 138. Maddeleri ile 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2- 6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli ve yetkili Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
3- 6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi.13/02/2019
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza