T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/247 Esas
KARAR NO: 2024/170
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/10/2016
KARAR TARİHİ: 20/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
İDDİA:
Davacı vekili mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından müvekkilinin ... Noterliği'nin 02/09/1998 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile sözleşme yapma ve prim tahsili hususlarında vekil tayin edilmiş olduğunu, davacının müvekkili ile davalı şirket arasında ... Noterliğinin 16/09/1998 tarih, ... yevmiye numaralı "Sözleşme yapma ve pirim tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi" imzalanmış olduğunu, müvekkilinin davalı ile birlikte 16/09/1998 tarihinde imzaladıkları sözleşmeye istinaden fesih ihbarnamesinin gönderildiği 2015 yılına kadar davalının acenteliğini yapmış olduğunu, davalının 21/09/2015 tarihinde ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeden feshetmiş olduğunu, yine ... Noterliğinin 04/01/2016 tarih, ... yevmiye numaralı azilnamesiyle de daha önce .... Noterliğinin 02/09/1998 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile verilen yetkilerin geri alındığını ve müvekkilinin azledildiğini beyan ettiğini, müvekkilinin ... Sigorta acentesi iken ... Sigorta ... sigorta tarafından devralınmış olduğunu ve müvekkilinin de ...sigorta A.Ş.bayiliğine devam etmiş olduğunu, her iki sigorta şirketinin hizmetini yürütmüş olduğunu, oluşan portföyden ... Sigortayı devir alan ... sigorta da yararlandığını ve yararlanmaya devam ettiğini, 6102 sayılı TTK' nın 122. Maddesinde acentenin sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırlımşı müşterilerle yapılan veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işlerin sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa, acentenin müvekkilinden uygun bir tazminat isteyebileceği düzenlenmiş olduğunu, maddenin devamında, denkleştirme isteminden önceden vazgeçilelemeyeği de belirtilmiş olup bu hususta kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil edecek her türlü düzenlenme de hükümsüz olmakta olduğunu, bu madde hükmü gereğince, sözleşmenin herhangi bir sebap gösterilmeden haksız feshi nedeniyle müvekkilinin maddi olarak kayba uyğramış olduğunu, müvekkilinin davalı yandan uygun bir tazminat isteme hakkının bulunmakta olduğunu, her ne kadar taraflar arasında imzalanan sözleşmede, sözleşmenin sona ermesi halinde portföy tazminatı talep edilemeyeceğine ilişkin bir hüküm yer alsa da acentenin denkleştirme talep hakkında önceden vazgeçemeyeceği, emredici olarak düzenlenmiş olduğunu, buna göre acentelik sözleşmesi sona ermeden önce denkleştirme talebini ortadan kaldıran veya önemli ölçüde sınırlandıran sözleşmelerin geçersiz olduğunu, kanun hükmü gereği sözleşmenin feshi ya da sona ermesi halinde tazminat, portföy vs. gibi taleplerde bulunamayacağı sözleşmede yer almış olsa dahi bu hükmün geçerliliğinin bulanmadığını, sözleşmenin feshinde kusuru bulunmaya müvekkili acente, davalı ile çalıştığı dönemde davalıya bir müşteri çevresi edinilmesini sağlamakta olduğunu, sözleşmenin sona ermesiyle de davalı kazanmış olduğu bu müşteri çevresiyle çalışmaya devam etmekte olduğunu, müvekkilinin acente sözleşmenin haksız feshiyle kazandırmış olduğu müşteri çevresi sebebi ile hak kazanmış olduğu komisyon ücretinden mahrum kalacağından buna karşılık davalının müvekkili acenteye portföy tazminatının ödenmesinin gerektiğini, bu nedenlerle davalının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, müvekkilinin hak kazanmış olduğu denkleştirme portföy tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödetilmesini, tüm bu sebeplerle sözleşmeyi herhangi bir sebep belirlemeden haksız feshi nedeniyle müvekkilinin hak kazanmış olduğu denkleştirme tazminatının davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet üretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirket ile arasında akdedilmiş "Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesinin müvekkil şirketçe feshi nedeniyle maddi zarara uğradığını, iddia ederek denkleştirme portföy tazminatının tarafından alınarak kendisine ödenmesi talepli olarak iş bu davayı ikame etmiş olduğunu, haksız davanın reddedilmesinin gerektiğini, taraflar arasındaki akdedilmiş sözleşme yapmaya veya prim tahsiline yetkili Acentelik Sözleşmesi madde 32' de sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıkların İstanbul Mahkemelerince çözüleceğinin taraflarca kararlaştırılmış olduğunu, davanın ... Asliye Hukuk Mahkemelerinde ikame edilmesinin hatalı olduğunu, yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Nöbteçi Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, 6102 sayılı TTK Madde 12' de Ancentelik Sözleşmesinin ne şekilde feshedilğinin açıkça düzenlenmiş olduğunu, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedilebilir olduğunu, sözleşmenin belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir olduğunu, bu minvalde 21/09/2015 tarihli fesih ihtarnamesi ile 31/12/2015 tarihi itibariyle Acentelik sözleşmesinin feshedilmiş olacağı karşı tarafa ihtar edilmiş olmakla feshin hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın müvekkil şirketten denkleştirme tazminatını talep edemeyeceğinin açık ve acentenin portföyü zarar veren bir portföy yapısına sahip olduğunu, davacı tarafın işbu denkleştirme istemi konulu davayı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 122. Maddesine dayandırmakta olduğunu, denkleştirme tazminatının tanımı, hangi koşullarda hak kazanılabiliceği anılan yasa maddesinde açıkça belirlenmiş olduğunu, söz konusu düzenlemeye göre denkleştirme tazminatını hak kazanabilmek için acentenin sağladığı yeni müşterilerin acente sözleşmesinin sona ermesinden sonra da işletmeye önemli çıkarlar sağlamaya devam etmelerini, acentelik sözleşmesi devam etmesi halinde acentenin yeni müşteriler ücret alacak olmasının gerekmekte olduğunu, ilk olarak davanın müvekkil şirkete kazandırdığı müşterilerin yeni müşteri olması ve acente öncesinde müvekkil şirket müşterisi olmaması ve fesihten sonra da müvekkili şirket müşterisi olmaya devam etmiş olması ve müvekkil şirketin işbu müşteriler sebebiyle önemli menfaatler sağlamaya devam etmiş olmasının gerekmekte olduğunu, önemli menfeaatler tespit edilirken müvekkil şirketin acente aracılığıyla yeni müşterilere kesmiş olduğu poliçelerden kazandığı net primler ve bu poliçeler sebebiyle ödendiği tazminat tutarları da dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin şirketin poliçeler sebebiyle kar edip etmediği de belirlenmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin acentenin bulunduğu müşteriler sayesinde menfaatler elde etmediği acentenin sözleşme feshedilmesiydi ücret kazanma hakkının kaybetmediği açık olmakla davacının haksız davasının reddilmesinin gerekmekte olduğunu, herhangi bir kabul anlamına gelmekekle birlikte denkleştirme tazminatının maddenin 112' nci maddesinin ikinci fıkrası, tazminatın miktarı konusunda da açıklık getirmiş olduğunu, söz konusu fıkraya göre, tazminat acentesinin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamamakta ve sözleşme ilişkisinin daha kısa bir süre devam etmişse faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alınması gerektiğini, yeni hesaplama yönteminin ayrıntılı olarak açıklanmak gerekirse, davacının şirketin acentelik faaliyetinden fesih tarihine kadar kesmiş olduğu poliçelerdeki müşterilerin yeni olup olmadığı tespit edilmesi gerektiğini, bu müşterilerin acentelik faaliyetinden önce müvekkil şirket müşterisi olmayanların tespit edilmesi gerektiğini, bu müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshedildiği 31/12/2015 tarihinden sonra müvekkil şirket müşterisi olmaya devam edip etmediklerinin tespit edilmesi gerektiğini, acentelik sözleşmesinin feshedildiği 31/12/2015 tarihinden sonra müvekkil şirket müşteri olmaya devam eden müşterilen düzenlettirdikleri poliçeler sebebiyle acentelik faaliyeti devam etseydi davacının hak kazanacağı net komisyon tuturının belirlenmesinin gerektiğini, acentelik sözleşmesinin feshedildiği 31/12/2015 tarihinden sonra müvekkili şirketin müşterisi olmaya devam eden müşterilerinin düzenlettirdikleri poliçeler sebebiyle müvekkil şirketin ödemek zorunda kaldığı tazminatların tespit edilerek bu yeni müşterilerin müvekkili şirkete önemli menfaatler sağlayıp sağlamadığının tespit edilmesi gerektiğini, herhangi bir kabul anlamına gelmekle beraber tazminat miktarı acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağını, davacı şirketin müvekkili şirketle aralarında acentelik ilişkisinin sona ermiş olması sebebiyle herhangi bir portföy kaybına uğramamış olduğunu, davacı tarafın davaya konu acentelik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından tek taraflı ve fesih yolu ile feshedildiğini ve müvekikili şirketin davacının oluşturduğu müşteri portföyünden fesih sonrasında da faydalanmaya devam ettiğini iddia etmekte olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki acentelik ilişkisinin 16/09/1998 ile 31/12/2015 tarihleri arasında devam etmiş olduğunu, davacı şirketin başkaca sigorta şirketlerinin acentiliğini üstlenmiş olduğunu, 03/07/2007 tarihinde ... A.Ş.' nin 03/12/2009 tarihinde ... Sigorta Şirketinin 13/02/2013 tarihine ... Sigorta A.Ş.' nin bu hususunun tespiti için ... ne müzekkere yazılarak, davacı şirketin başkaca hangi sigorta şirketlerinin acenteliğini üstlendiğinin sorulmasını talep ettiğini, davacı şirketin müvekkili şirket dışında başkaca Sigorta Şirketlerinin de acenteliğini üstlenmiş olduğundan müşteri portföyünden diğer sigorta şirketlerinin acentesi olarak faydalanmaya devam etmekte olduğunu, müvekkili şirketin bu portföyden fesih sonrasında faydalanarak önemli menfaat elde etmeye devam etmiş olmadığını, söz konusu durumun davacı tarafın ve müvekkili şirketin ticaret defter ve kayıtlarında yapılacak olan bilirkişi incelemesinde ortaya çıkacağını, uzman bilirkişi marifetiyle ve bilirkişiye yerinde inceleme yetkisinin verilerek davacının denkleştirme tazminatı talep edip etmyeceğinin ve talep edilebilecek miktarınının belirlenmesi bakımından ve de cevap dilekçesindeki 2 ve 3 nolu bendinde ayrıntılarıyla açıklanan metodla tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yaptırılmasını talep ettiğini, tüm bu sebeplerle yetki itirazının kabulü ile yetkisizliğe karar verilerek dosyanın İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1- Davalı ile davacı arasında imzalanan ... Noterliğinin 16/09/1998 tarih ve 9191 yevmiye numaralı acente sözleşmesi
2-Noterliğinin 21/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi
3-... Noterliğinin 04/01/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı azilnamesi
4-Mahkememizce alınan bilirkişi raporu
... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tüm deliller toplandıktan sonra; "Tarafların bu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıkların hallinde ve alacakların tahsilinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkisini kabul ettiklerine dair yetki sözleşmesi imzalamış oldukları, tarafların bu yetki sözleşmesini imzalamayı haiz nitelikte oldukları, bu bağlamda davalı yanın yetkiye yönelik yaptığı itirazları haklı görüldüğünden mahkememizin yetkisizliğine" şeklinde karar verilmiştir.
Bu karar davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesinin ... Hukuk Dairesinin 2018/... E, 2018/... K sayılı 08/02/2018 tarihli ilamı ile "Taraflar arasında ... Noterliği'nin 16/09/1998 tarih, ... yevmiye numaralı "Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesininde 32.maddesinde bu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıkların hallinde ve alacakların tahsilinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu hususunun düzenlenmiş olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK'nun 17. maddesine göre mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacının istinaf talebinin reddine" karar verilmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/... Esas, 2017/... Karar sayılı 10/10/2017 tarihli yetkisizlik kararı nedeniyle dosya mahkememize 19/03/2018 tarihinde intikal etmiş olmakla, Mahkememizin 2018/... esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09/11/2020 tarihli Nihai raporda özetle; TTK m. 122'de düzenlenen denkleştirme istem hakkının (portföy tazminatının) sözleşmenin feshinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu ve davacının bir yıllık hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra denkleştirme isteminde bulunduğu için denkleştirme bedeline hak kazanamadığı, Mahkememiz aksi kanaatte olması halinde isc portföy tazminatın hesabının yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde incelenmesi gerektiği ancak bu tazminatın miktarının belirlenmesi için davalı sigorta şirketi tarafından çalışma döneminde üretilen poliçeler için hesaplanan komisyon tutarlarının branş bazında sunulduğu takdirde portföy tazminatının hesaplanabileceği, görüş ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/08/2021 tarihli Nihai raporda özetle; Davacı ve davalı yan inceleme gününde resmi defter ve belgelerin ibraz etmemiş olup, dosyada yerinde inceleme yetkisi olmadığından, yapılan hesaplamaların dosyada mübrez evraklardan yapıldığı, davacının 1998 yılından 2015 yılına kadar davalı sigorta şirketinin acentesi olarak faaliyet gösterdiğine, belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin sigorta şirketi tarafından TIK. m.121/1'deki 3 aylık fesih öneline uyularak olağan fesih yoluyla feshedildiğine, fesih ihtarında ve davada, acentelik sözleşmesinin feshi yönünden acenteye bir kusur izafe edilmediğinden, TTK.m.122'de sayılan diğer koşullar sağlandığından acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanacağına, davacı acentenin, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin bir yıllık ortalaması esas alınarak davacının hak kazanabileceği denkleştirme isteminin üst sınırının 18.804,68 TL olacağına, piyasa tecrübelerine göre bunun 450'sinin acentenin yeni kazandırdığı ve fesihten sonra da çalışmaya devam edilen müşterilerden sağlandığının kabulüyle davacının hak kazanabileceği denkleştirme tazminatının 9.402,34 TL olacağına, bundan ayrıca bir hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmayacağının Mahkeme'nin takdirinde olduğuna, 5. Acentenin fesihten önceki son yıl net karı üzerinden, bugünkü değere indirgeme yöntemiyle yapılan hesaplamaya göre, acentenin hak kazanacağı Portföy Tazminatı tutarının 4.366,67 TL olacağına, dosyadaki delil durumu, denkleştirme tazminatının TTK, Yargıtay içtihatları ve Mahkeme'nin görevlendirme kararı çerçevesinde ayrıntılı şekilde hesaplanmasına uygun olmadığından, Mahkeme tarafından denkleştirme tazminatı hesabının daha somut ve gerçek veriler üzerinden yapılması gerektiği değerlendirilirse; Davacıdan; Kendi acentelik faaliyeti döneminde müvekkili davalı şirkete ilk kez kazandırdığı müşterilerin yıllar bazında listeleri ile yıllar itibariyle kendi aracılığıyla gerçekleşen prim tahsilat tutarlarını listeler/tablolar halinde dosyaya sunması, Davalı Şirketten: Davacı acenteden önce, acente döneminde ve acenteden sonra poliçe kesilen ve prim tahsilatı yapılan müşteri listelerini ve prim tutarlarını gösteren liste ve tabloların hazırlanarak dosyaya sunulması, davacı tarafından yeni kazandırılan müşterilerin hangileriyle fesihten sonra 2016 ve sonraki yıllarda çalışılmaya devam edildiğinin ve özellikle fesihten sonra çalışılmaya devam edilenlerden ne kadar prim tahsil edildiğinin sorulması, istenen bilgi ve belgelerin her iki tarafça dosyaya sunulması halinde, fesihten sonra sigorta şirketinin önemli menfaat sağlamaya devam edip etmediği ve acentenin kayba uğrayıp uğramadığı ve hesaplanan tavan tazminat tutarından ne kadar indirim yapılabileceğinin bunlar üzerinden yeniden hesaplanabileceği, bilirkişi raporunun Mahkeme tarafından yapılan görevlendirmeye ve dosyadaki delil durumuna tamamen uygun olduğu, Mahkeme'nin takdirine göre taraflardan yeni bilgi ve belge istenerek ek bilirkişi raporu alınması halinde, ek raporun bilirkişilerin eksik incelemesinden değil tarafların iddia ve savunmalarını ispat için gerekli çalışmaları yaparak dosyaya sunmamış olmalarından kaynaklandığına, dair sonuç ve kanaate varılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18/09/2023 tarihli ek raporda özetle; 01.08.2021 tarihli kök bilirkişi raporumuzun sunulmasından sonra, davacı taraf 20.10.2021 tarihli dilekçe ekinde klasör halinde 1998-2017 arası aylık acente icmallerini, 2010-2015 dönemi sigorta poliçeleri sunmuş ve ... Bölge müdürlüğünden prim tahsilat tutarlarını liste olarak istediklerini ancak verilmediği, Mahkeme tarafından istenmesini talep etmiş oldukları ve bu taleplerini 19.01.2022 tarihli duruşmada tekrar ettikleri, Mahkeme 19.01.2022 tarihli ara kararı ile Davalı ... Sigorta'dan davacıya ilişkin müşteri listeleri, prim tutarlarını gösteren liste ve tabloların gönderilmesi, davacı tarafından yeni kazandırılan müşterilerin 2016 ve sonrasında çalışmaya devam edildiğinin fesih sonrası bunlardan ne tutarda prim tahsil edildiğinin sorulmasına, cevap geldikten sonra ek rapor için dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olduğu, Mahkemenin 21.01.2022 tarihli müzekkeresine davalı ... sigorta tarafından cevap verilmediği, Mahkemenin 01.06.2022 tarihli celsesinde müzekkerenin suç duyurusu ihtarıyla tekidine karar verildiği, yine cevap verilmeyince Mahkemenin 19.10.2022 tarihli duruşmasında müzekkerenin 2.kez suç duyurusu ihtarıyla tekidine karar verilmiş olduğu, nihayet gönderilen 01.11.2022 tarihli müzekkere cevabında, davacı acenteliğin 01.2016 tarihinde feshinden sonra, acente sigortalıları için yapılan bir zeyilname kaydı olduğu bildirilerek ekinde tek sayfalık döküm gönderildiği, nihayet dosyanın ek rapor hazırlamak üzere 07.09.2023 tarihinde tarafına teslim edildiğini, Davalı ... Sigorta tarafından gönderilen müzekkere cevabının, içeriği itibariyle 01.08.2021 tarihli kök raporunda ve Mahkemenin müzekkeresinde talep edilen hususları içermediğinden, ayrıca ekinde gönderilen tek sayfalık zeyilname bilgisinden ibaret dökümde herhangi bir hesaplamaya esas alınacak nitelikte olmadığı, kök bilirkişi raporunda, daha ayrıntılı ve teknik hesaplama yapılabilmesi için iki tarafın dosyaya sunması gereken bilgi ve belgelerin tek tek belirtilmiş olup, davacı acenteden “kendi acentelik faaliyeti döneminde müvekkili davalı şirkete ilk kez kazandırdığı müşterilerin yıllar bazında listeleri ile yıllar itibariyle kendi aracılığıyla gerçekleşen prim tahsilat tutarlarını listeler/tablolar halinde dosyaya sunması” gerektiğinin açıklanmış olduğu, davacı tarafın 20.10.2021 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu poliçe ve hesap ekstreleri, acentenin ilk kez kazandırdığı müşterilere ilişkin yıllar bazında herhangi bir tasnif içermediği gibi, prim tahsilatları ile ilgili yıllar itibariyle listeler/tabloların da sunulmamış olduğu, bunların, davalı taraftan istenen bilgi ve belgeler sunulmadan tek başına hesaplamaya esas olacak nitelikte olmadığı, kök bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketinden istenecek bilgi ve belgeler sunulmadığından ve davacı tarafça sunulan belgeler ile de kök raporda yapılan yaklaşık hesaplama dışında başka bir hesaplama yapılmasına imkan bulunmadığından yeni bir hesaplama yapılamadığı, bu haliyle neden hesaplama yapılamayacağının kök raporda ayrıntısıyla açıklandığı, dosyada bulunan bilgi ve belgeler üzerinden 01.08.2021 tarihli kök raporda yaklaşık bir hesaplama yapılmış olup, daha sonra dosyaya sunulan belgeler üzerinden başkaca bir hesaplama yapılması mümkün olmadığından, davacının hak kazanacağı denkleştirme tazminatının TBK.m.114/2 atfıyla TBK.m.50 gereğince belirlenip belirlenmeyeceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememize açılan iş bu dava Dava; tazminat (Acentalık Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır.
Uyuşmazlık; Davalının sözleşmeyi herhangi bir sebep belirtmeden haksız feshi nedeniyle davacının hak kazanmış olduğu denkleştirme (portföy) tazminatının davalıdan tahsil edilip edilmeyeceği, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilip yükletilmeyeceği hususunda olduğu sonucuna varılmıştır.
Tarafların bildirdiği ve davaya etki edecek olduğundan mahkemenin toplaması gereken taraf iddia ve savunmalarının temelini oluşturan vakaların ispatına yarayan, üçüncü kişilerle sözleşme yapma ve prim tahsili yetkisi veren noter onaylı acentelik sözleşmesinin, Acenteliğin ilanına ilişkin ticaret sicil gazetesinin, sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamenin , davacı tarafın düzenlediği poliçelere ilişkin istihsal faturalarına ilişkin cari dökümlerinin ve poliçe örneklerinin dosyaya sunulduğu görüldü.
Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ışığında davacı acente şirketinin davalı sigorta şirketi ile girmiş olduğu acentelik ilişkisi nedeni ile davalıya kazandırdığı müşteriler bulunup bulunmadığı bulunuyor ise kazandırdığı müşterilerin davalıya sağladığı ekonomik katkının tespiti ile kanunun belirlediği süre dikkate alınarak davacının portföy tazminatına hak kazanıp kazanmadığının tespiti için dosyada birden fazla kez bilirkişi raporu alınmış dosyaya sunulan 01/08/2021 tarihli kök raporun ve bu rapora ilişkin alınan ve kök raporu doğrulayan ek raporların hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; dava ve cevap dilekçeleri ile dosyaya sunulan acentelik sözleşmesinden taraflar arasında üçüncü kişilerle sigorta poliçesi düzenleme ve tahsilat yetesisini içeren acentelik sözleşmesi kurulduğu uyuşmazlık dışıdır. Davacı taraf sözleşmenin haksız olarak fesih edildiğini, davalı ise davacı ile kurulan acentelik ilişkisinin ekonomik yeterliliğini kaybettiğini ve belirsiz süreli sözleşmeye dönüşen sözleşmeyi üç aylık sereyi uyularak tek taraflı fesih hakkını kullandığını ileri sürmüştür. Davalı sigorta şirketinin fesih bildiriminde ve cevap dilekçesinde davacıya her hangi bir kusur izafe dilmediği görülmüş süreye uyularak sözleşmenin tek taraflı feshedildiği görülmüş bu hali ile portföy tazminatı istemenin koşullarından olan acenteye yüklenecek kusurun bulunmaması şartının oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacı acente Portföy tazminatı şartı olan feshin acente tarafından gerçekleştirilmemiş olması ve acenteye yüklenecek kusurunda bulunmaması şartı sağlanmış ise de davacı acentenin davalı davalı sigorta şirketine yeni müşteri bulduğu ve bu müşteriler nedeni ile sigorta şirketinin önemli menfaat elde ettiğinin de ispat yükü altındadır. Davacı acentenin dosyaya sunmuş olduğu poliçe örnekleri ve davacı tarafın düzenlediği poliçelere ilişkin istihsal faturalarına ilişkin cari dökümler üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinde davacı tarafın 4.366,67 TL portföy tazminatı isteyebileceği anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı olarak yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; 4.366,67 TL'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar ve ilam harcı 427,60-TL nin peşin alınan 683,10-TL den düşümü ile kalan 255,50-TL bakiye ilam harcının davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 712,30-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 3.325,10-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 363,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 4.366,67-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.20/03/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
*5070 Sayılı Kanun Gereğince Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*