T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/508 Esas
KARAR NO: 2019/19 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/07/2013
KARAR TARİHİ: 15/01/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin vermiş olduğu 11/07/2013 tarihli dilekçesinde özetle; "müvekkili şirketin lehtarı bulunduğu 24.03.2004 tanzim ve 31.10.2008 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bonoyu ciro ederek tahsil için bankaya verdiğini, bankanın aynı senet borçluları ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... ve ...'ün bankalarına olan borçları sebebeyle, hiçbir borcu bulunmayan müvekkili şirketi de borçlular arasına katıp ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatarak haciz işlemleri başlattığını, tahsil için verilmesine ve hiçbir borcu bulunmamasına rağmen, davalı bankanın teamüle ve ticari etiğe aykırı biçimde bu senetten dolayı müvekkili şirket hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından takibe konu yapmış olduğu 24.03.2004 tanzim ve 31.10.2008 vade tarihli 300.000,00 TL. bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, müvekkili şirket hakkında sürdürülen takibin iptaline ve dayanak bononun taraflarına iadesine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın tamamen haksız ve yasal olmayan dava olması sebebiyle öncelikle reddini talep ettiklerin, davanın kombiyo senedi sebebiyle, borçlu olmadığı iddiasına dayandığından; kambiyo senedinin "sebepten bağımsız olması" ilkesine hareketle, takibin derdest olması, kambiyo takibine konu borcun ödenmemesi sebebiyle, davanın reddi gerektiğini, davacının davasının teknik olarak kambiyo senedi sebebiyle, borçlu olmadığı iddiasına dayanmasına rağmen, kambiyo senedinin "sebepten bağımsız olması" ilkesinden hareketle davanın reddinin yeterli görülmemesi ve davanın dayanağı açısından bağlayıcı iddialar olmasada asıl borç ilişkisine dayanıldığının kabulü halinde de davanın reddi gerektiğini, müvekkili bankanın ... Şubesi ile ... Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, ..., ..., ... Ltd. Şti. , ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. ve ... A.Ş. nin ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, davaya konu senedin protesto edilerek ihtiyati haciz kararı alındığını, borçlular hakkında ... İcra Müd.nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo takibi yapıldığını, ... AŞ. tarafından verilen bononun temelde bir ilişki bulunsa bile iş bu bononun ifa uğruna ödeme amaçlı olarak verildiği için yine davanın temel ilişkiye girmeden "kambiyo senedinin mücerretliği" ilkesi gereği reddi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesi ile haksız ve kötü niyetli dava sebebiyle borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Taraf vekilleri delillerini liste halinde bildirmişler, davaya konu senedin takibine ilişkin ....İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası celp edilmiş, ayrıca ilgili takip dosyasından davaya konu 25/03/2004 düzenleme tarihli 31/08/2008 vadeli 300.000,00 TL lik senet aslı mahkememiz kasasına gönderilmiştir.
Uyuşmazlığın davacının lehtarı olduğunu bildirdiği 25/03/2004 tanzim ve 31/10/2008 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bononun ciro edilerek tahsil için davalı bankaya verilmesi sonrası davalı banka tarafından aynı senet borçluları ile birlikte, senet borçlularının davalı bankaya borçlarını tahsil için belirtilen senedin davalı banka tarafından icra takibine konu edildiği, bu sebeple davacının sözkonusu takibe konu .... İcra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak bono sebebiyle davalıya borçlu olup olmadığı, takibe konu senet açısından davalının davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaştır.
Davacı şirketin davalı bankadan kredi kullanımına ilişkin genel kredi sözleşmesi örneği, ve çekilen ihtarnamelere ilişkin hesap kat ihtarname asılları dosyaya sunulmuş, sunulu deliller tarafların ticari defter kayıt ve belgeleri, teminat mektubu kayıtları, banka kayıtları ve söz konusu protokol incelenerek davacının davalıya dava ve takibe konu 25/03/2004 tanzim ve 31/10/2008 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli senet sebebiyle bu senetten dolayı yapılan ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında borçlu olup olmadığı hususlarında inceleme yapılıp rapor aldırılmak üzere dosya konusunda uzman resen seçilen bankacı bilirkişi ... ile Prof Dr ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bu bilirkişilerce 26/02/2014 havale tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporunda özetle; muhasebel açıdan temel borç ilişkisine dayalı olarak davacı firmanın doğrudan borçlu olup olmadığı yönünden bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra ; "Davacının tüm taleplerinin ve bunlara ilişkin davasının reddine" karar verilmiştir.
Bu karar davacı taraflarca süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... E, ... K sayılı 21.03.2016 tarihli ilamı ile onaylanmıştır.
Davacı tarafça bu onama kararına karşı tashihi karara gidilmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... E, ... K sayılı 27.02.2018 tarihli Tashihi Karar ilamı ile bozulmuştur.
Tashihi Karar Bozma ilamında özetle ; "Mahkemece yapılacak iş, banka kayıtları inceletilerek taraflar arasındaki kredi ilişkisi nedeniyle davacının davalıya borcu olup olmadığını saptamak ve borcu varsa davacının bu borcu kadar bu bonodan sorumlu olduğunu değerlendirmekten ibarettir. Bu yüzden eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeye dayalı yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken Dairemizce onanması doğru olmamış davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememiz hükmünü bozmuştur.
Mahkememizce verilen karar Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... E, ... K sayılı 21.03.2016 tarihli ilamı ile onaylanmış olmakla dosyanın bilahare aynı dairenin ... E, ... K sayılı 27.02.2018 tarihli Tashihi Karar ilamı ile bozma ilamına katılınmadığından direnilmiştir.
02.07.2012 gününde kabul edilip 05.07.2012 günlü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 40. maddesi gereğince 5521 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi ile "Bölge adliye mahkemelerinin 5235 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtay'ın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir. Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na iletir." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Mahkememizce bu direnme kararı doğrultusunda eylemli direnme olmamaması maksadı ile ilk hükümdeki metinle bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur.
Davacı ile davalı banka arasında en son 50.000,00 TL. lik teminat mektubunun iade 12.11.2008 tarihinden sonra temel ticari ilişkilerinin ispatlanamadığı, davacı bankanın "İstanbul Anadolu Ticaret Merkez Şubesi ile ... Ltd. ŞTi. ile imzalanmış genel kredi sözleşmesini davacının müşterek borçlu ve müteselsil Kefil olarak imzalamış olduğunu beyan etmekte ise de, dava dosyası ve bizzat şubelerde yapılan incelemelerde ...-... A.Ş. arasında 25.09.2002 tarih 50.000,00 (50.000.000.000,-TL.) limitli ve ...- ... A.Ş. arasında 25.09.2002 tarih 400.000,00 YTL limitli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalanmış olup, konu sözleşmelerde de davacı ... A.Ş.nin kefalet imzasına rastlanılamadığı, davalı bankanın ... şubesi ile ...- ... A.Ş. arasında 25.09.2002 tarih 50.000,00 (50.000.000.000,-TL.) limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, ..., ..., ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... Ltd. Şti.nin ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak bu sözleşmeyi imzaladıkları, genel kredi sözleşmelerinde davacı ... A.Ş.nin kefalet imzası bulunmadığı, davacı ... A.Ş.ne yukarıda belirtilmiş olan genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak kullandırılmış krediler ile ilgili olarak da gönderilmiş herhangi bir kat ihtarnamesi bulunmadığı, konu asıl borçlusu ...- ... A.Ş. olan genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayalı olarak kullandırılmış nakdi veya gayrinakdi krediler ile ilgili olarak sunulu sözleşme, ihtarname ve banka ticari defterleri kayıtları yönünden davacı ... A.Ş. ile ilişkisi kurulamadığı, davacı firmanın davalı banka şubesine 25.03.2004 tanzim tarihli (yani bankaya iade edilmiş olan 25.03.2004 tarihinde ... A.Ş.ne muhatap 50.000,00 YTL lik teminat mektubu verildiği tarihte) 31.10.2008 vadeli, hamili davacı ... A.Ş. borçluları ..., ..., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... A.Ş., ... Ltd. Şti. olan 300.000,00 YTL tutarlı bonoyu bankaya ciro ettiğini, davaya konu senedin ödenmeyerek protesto edildiği ve ihtiyati haciz kararı alındığı, borçlular hakkında ... İcra md.nün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo takibi yapıldığı, davacının, kredi sözleşmesinin altında imzasının bulunmadığını ve davalıya borcunun bulunmadığını iddia ile takibin iptalini talep ederken, davalı banka kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu iddia ederek takip bedelinin ödenmesi gerektiğini savunduğunu, soyutluk, senedin (kambiyo ilişkisinden doğan alacağın) tahsili için borçluya başvurulduğunda, temel ilişkiden kaynaklanan sorunların, senede yerleştirilmiş alacağın (kambiyo ilişkisinden doğan) ödenmesine engel bir çekince olarak ileri sürülememesi olarak tanımlandığı, eğer, alacaklı kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını tahsil için borçluya başvurduğunda, borçlu temel ilişkiden kaynaklanan sorunları (ayıp, fesih, ademi ifa vs.) ileri süremiyor ve senedi ödemek zorunda kalıyorsa, yani kambiyo senedinin geçerliliği temel ilişkinin geçerliliğine bağlı değilse, senedin soyutluk niteliğini haiz olduğundan söz edilebileceği, soyutluk ilkesinin gereği olarak kıymetli evrak, doğumuna neden olan temel ilişkinin sonradan geçersizliğinden etkilenmediği gibi, baştan itibaren geçersiz olduğu hallerde bile hukuki sonuçlarını doğurmaya ve ekonomik işlevini ifaya devam edeceği, emre yazılı senetlerde, senet ciro yoluyla devredileceğinden, senedin soyut nitelik kazanabilmesi için ciro yoluyla lehdarın elinden çıkmış olmasının gerekli olduğu, dolayısıyla, ancak, senedin ciro yoluyla devredilmesi halinde soyutluk niteliğinin kazanıldığının ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceğini, örneğin, senet (L)'nin elinde kaldığı sürece soyut nitelikte olmadığı, bu nedenle (D) temel ilişkiden kaynaklanan sorunları, senet bedelini ödememek için (L)'ye karşı defi olarak ileri sürebileceği, (L) ise, kıymetli evrakın soyut nitelikte olduğunu, temel ilişkiden kaynaklanan sorunların kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini ve senet bedelinin ödenmesi gerektiğini iddia edemeyeceği, (L), soyutluk ilkesinden yararlanamadığı, soyutluk, senedin (CI) tarafından ciro edilmesiyle birlikte başlayacak ve (C2) 'den itibaren tüm hamiller (C3, H) tarafından kullanılabileceği, diğer bir dey işle, senedin hamili olan kişinin, temel ilişkiden kaynaklanan sorunlar gerekçe gösterilerek senet bedelinin ödenmeyeceğinin (D) tarafından kendisine karşı ileri sürülmesi üzerine, kıymetli evrakın soyut nitelikte olduğunu ve (D) ile (L) arasındaki temel ilişkiye ilişkin sorunların kendisine defi olarak ileri sürülemeyeceğini savunma olarak ileri sürerek ödemeyi talep ve dava edebileceği, dava konusu olayda, takibe konu bononun borçlularının ..., ..., ... San. Tic. Ltd. Şti., ... Isı tesisat Tahhüt Ticaret Ltd. Şti., ... san.İnşaat ve Tic. A.Ş., ... San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, 31.10.2008 vadeli/300.000 TL bedelli bononun Lehdarı davacı ... A.Ş.olup, şirketin bu senedi davalı bankaya ciro yoluyla devrettiğini, kural olarak, senet ciro yoluyla soyutluk niteliğini kazandığı için bono düzenleyen kişiler ile senet cirantalarının hamil bankaya karşı temel ilişkiden kaynaklanan sorunları ileri sürebilme imkanı bulunmadığı, senet lehdarı ile onun tarafından ciro edilen kişi (davalı banka) arasındaki ilişki ise; soyutluk ilkesinden yararlanamadığı, ciranta/lehdar davacı, ciro ettiği hamil/davalı banka'ya karşı aralarındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri ileri sürerek ödemezlik iddiasında bulunabileceği, dava konusu olayda davacı, senedin düzenlenmesine sebep olacak bir ilişki bulunmadığını, davalı bankaya borcu bulunmadığını, senedin bedelsiz olduğunu iddia etmekle, temel ilişkiye dayanan bedelsizlik iddiası, şahsi defilerden birisi olup, TTK.687 uyarınca temel ilişkideki bedelsizlik iddiasının, hamile karşı ileri sürülemediği, meğer ki, hamil (davalı banka) bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun, bunu ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, davacının bunu ortaya koyamadığını, somut olayın şartları lehdar/ciranta olan davacının bu ilişkiye borçluların genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların teminatı olmak üzere girdiğini, bu senede imza attığını göstermekte olduğunu, dolayısıyla, davacının lehine borç altına girdiği kişiler tarafından borcun ödenmemesi halinde, borcunun bulunmadığını iddia etmesi artık söz konusu olmadığını, MK.2 hükmü de davacının bu yönde bir iddiasını dürüstlük kuralına uygun bulmadığından kıymetli evraktaki defi sistemi de bu tip bir ödemezlik iddiasının ileri sürülmesine imkan tanımadığını, davacı şirketin, bu senette neden lehdar olarak gösterildiği ve ciro yaptığı sorusunun cevabı ise, senet borçlusu ... ile davacı şirket arasındaki ilişkinin niteliğinin araştırılarak bulunabileceğini, dosyada ticaret sicil kayıtlarına yer verilmediği için bu konuda kanaat belirtmediğini, sonuç olarak davacının temel ilişkiye dayanan bedelsizlik defini davalı yana kural olarak ileri süremeyeceği, davacının TTK 687.madde uyarınca temel ilişkideki bedelsizlik iddiasını hamile karşı ileri sürebilmek için gerekli olan hamilin (davalı bankanın ) bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini ispatlaması gerektiği, davalının kambiyo senedini ödenmemesi üzerine takip yapmakta haklı olduğu tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davaya konu 31/10/2008 vadeli 300.000,00 TL bedelli bononun lehtarının davacı ... A.Ş olduğu, bu senedin davalı bankaya ciro yoluyla devredildiği, senedin ciro yoluyla devriden sonra bono düzenlenen kişiler ile senet cirantalarının hamil bankaya karşı temel ilişkiden kaynaklanan sorunları ileri sürme imkanı bulunmadığından senet lehtarı ile onun tarafından ciro edilen kişi (davalı banka) arasındaki ilişkinin soyutluk ilkesinden yararlanamadığı, ciranta /lehtar davacı ciro ettiği hamil /davalı bankaya karşı aralarındaki ilişkiden doğan şahsi defileri ileri sürerek ödemezlik iddiasında bulunabilir ancak dava konusu olayda davacı senedin düzenlenmesine sebep olacak bir ilişki bulunmadığını davalı bankaya borcunun olmadığını, senedin bedelsiz olduğunu iddia ettiğinden temel ilişkiye dayanan bedelsizlik iddiasının şahsi defilerden olduğundan hamile karşı ileri sürülemeyeceği sadece hamil bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş ise bu halde ispat davacıya ait olmak üzere bedelsizlik iddiasının ileri sürülebileceği, davacının bu hususu isatlayamadığı ,davada lehtar ciranda davacının bu ilişkiye borçluların genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların teminatı olmak üzere girdiği, bu senede imza attığı anlaşıldığından davacının lehine borç altına girdiği kişiler tarafından borcun ödenmemesi halinde borcunun bulunmadığının ileri sürmesinin MK 2.maddesi gereğince dürüstlük kuralına uygun olmadığı, bu açıdan davacının davasının ispatlanamadığı kanaatiyle Mahkememizin 01.07.2014 tarihli eski kararında DİRENİLMESİNE, davacının tüm taleplerinin ve bunlara ilişkin davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Bu nedenle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1- Mahkememizin 01.07.2014 tarihli Eski kararında DİRENİLMESİNE, Davacının tüm taleplerinin ve buna ilişkin davasının Reddine,
2- 44,40-TL karar harcının peşin alınan 5.123,25-TL den düşümü ile kalan 5.078,85-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 23.950,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzünde ilamın tebliğinden itibaren onbeş gün içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/01/2019
Katip ...
Hakim ...