T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/592 Esas
KARAR NO: 2024/611
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/06/2018
KARAR TARİHİ: 30/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı sigorta şirketi arasında 21/01/2014 ve 25/07/2016 tarihinde yapılmış sözleşmelere göre acentelik yaptığını, sözleşmelerde hiçbir kusurlarının ve hatalarının olmadan tek taraflı olarak fesih edileceğinin taraflarına .... Noterliğinin 07/07/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalı şirketi temsil yetkilerinin kaldırıldığının ve ellerindeki matbu evrakların tutanakla teslim edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, daha sonra da ... Noterliğinin 28/03/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı fesihname ve azilname başlıklı ihtarıyla 26/03/2018 tarihinde sözleşmenin fesih edildiğinin ve ayrıca vekalet yetkilerinin de iptal edildiğinin bildirildiğini, yıllardır davalıya müşteri kazandırdığı göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin müşteri portföyü nedeniyle sigorta şirketine kazancının çoğaldığının açık ve kesin olduğunu, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle müvekkili şirketin çalışanlarının zor duruma düştüğünü ve gelir kaybına uğradığını, ayrıca acenteliğin iptali nedeniyle ticari itibar kaybına da uğradığını, müvekkilinin müşterilerinin tüm bilgilerini sistem üzerine eksiksiz olarak girdiğini ve yedekleme almadığını, davalı şirketle çalışmaya devam edileceği düşüncesiyle tüm poliçe tekliflerine ve müşteri bilgilerine ekranların kapatılmasıyla ulaşamadığını, müşteri bilgileri kullanılarak davalı şirketin poliçe kesmeye devam ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki menfaat olmadığını, davacı açısından huzurdaki yargılamaya konu olan alacağın objektif ve subjektif açıdan tespitinin mümkün olduğunu, denkleştirme tazminatı bakımından davacının geriye dönük olarak 5 yıl boyunca hak ettiği ve tahsil ettiği komisyon bedelleri ortalamasının esas alındığında davacının bu bedelleri bilmiyor olmasının imkansız olduğunu, söz konusu feshin haksız olmadığını, müvekkili şirketin şirket uygulaması gereği almış olduğu karar neticesinde davacı yanın acentelik sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin kanunda belirtilen 3 aylık ihbar süresine uyarak ve haklı gerekçelerle sözleşmeyi feshettiğini, salt acentenin kusursuz olmasının sözleşmenin devamlılığı için yeterli olmadığını, zira denkleştirme talep eden acentenin müvekkili şirketin sözleşmenin feshinden sonra acente sayesinde önemli menfaat elde ettiğini ve ücret kaybına uğradığını ispat etmesi gerektiğini, davacının ağırlıklı olarak ZMMS branşında poliçe üretimi yapmakta olup, bu anlamda müvekkili şirkete üretim ve müşteri portföyü kazandırmadığını, davacı acentenin 26/03/2018 tarihi itibari ile 526 adet vadesi gelen poliçelerden yalnızca 3 tanesinin yenilendiğini, davacının müvekkili şirket dışında da sigorta şirketleriyle de çalıştığını, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile davacı acentenin portföy tazminatı alacağının talebinin bir dayanağının bulunmadığını, davacının halen tüm sigortacılık faaliyetlerine devam ettiğini, davacının, müvekkili şirketin münhasır acentesinin olmadığını, müvekkili şirketin fesihten sonra davalı acentenin müşteri çevresinde menfaat elde etmediğini, bu nedenle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasını arz ve talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Bilirkişi raporları ve bilirkişi ek raporları,
2-21/01/2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi ve Protokol,
3-Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri,
4-.... Noterliğinin 07/07/2017 tarihli ve ... yevmiye sayılı İhtarnamesi ile 28/03/2018 tarihli ve ... yevmiye sayılı Fesihname/Azilnamesi,
5- ... ne yazılan müzekkere cevabı,
Bilirkişiler Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı ... ...'in 17/05/2021 tarihli raporunda özetle; Davacı tarafça incelemeye ibraz edilen 2014-2017 tüm yıllar yasal defterlerin tasdikle ilgili yükümlülüklerin kanuni sürelerinde yerine getirildiği, davalı tarafça incelemeye ibraz edilen 2013 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürelerinde yaptırıldığı, sonraki yıllar için e-defter mükellefi olduğu, davalı tarafça incelemeye ibraz edilen 2014-2018 yılları yevmiye ve kebir defterinin e-beratlarının kanuni sürelerinde Maliye İdaresine beyan edildiği, 2013-2018 yılları envanter defterinin noter tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı, davacının davalının acentesi olarak faaliyette bulunduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı tarafça davacıya gönderilen .... Noterliği’nin 07.07.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği, söz konusu ihtarnamede 3 aylık süre sonunda sözleşmenin fesholacağı hususunun ihtar edildiği, ihtarnamenin davacı tarafça 11.07.2014 tarihinde tebliğ alındığı ve 3 aylık sürenin 11.10.2014 tarihinde dolduğu, davacının huzurdaki davada denkleştirme tazminatı talebinde bulunduğu, yapılan hesaplamalar neticesinde davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatı tutarının TTK 122/2 maddesi çerçevesinde 53.002,05-TL olarak hesaplandığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı ... ...'in 20/10/2021 tarihli ek raporunda özetle; Öncelikle ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde verilen görevlendirme kapsamında Sayın Mahkeme dosyasında mübrez 17.05.2021 tarihli Kök Bilirkişi Raporunun ibrazı sonrasında taraflarca dosyaya bilirkisi raporuna yapılan itirazlarını destekleyen yeni herhangi bir belgenin sunulmadığı buna karşın işbu Raporumuzun yukarıda itirazlar bölümünde değinilen dilekçelerin dosyaya ibraz olunduğu anlaşıldığı, davacı ... Ltd. Şti. ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen 21.01.2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi kapsamında davalı şirketin acenteliğini yapmak suretiyle ticari laalivetini sürdürdüğü, konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşıldığı, ilgili Acentelik Sözleşmesi T.C. .... Noterliğinin 28.03.2018 tarih ... yevmiye numaralı Fesihname ve Azilname başlıklı ihtarıyla 26.03.2018 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından sözleşmenin “25.07.2016 tarihinde akdetmiş olduğunuz Acentelik Sözleşmesi, “Sözleşmenin Feshi” Kenar Başlıklı 22. Maddesi ve Türk Ticaret Kanunu “Acentelik Sözleşmesinin Sona Ermesi” Kenar Başlıklı 121. Maddesi uyarınca Şirketimiz tarafindan tek taraflı olarak ve işbu ihbar tarihinden itibaren 3 (üç) ay sonra etkisini doğuracak şekilde fesih edilmiştir” denilmek suretivle fesih edildiği, ayrıca vekalet yetkilerinin de iptal edildiği bildirilerek tek vanlı olarak sona erdirildiği, fesih gerekçesinde davalının kendileri dışında başka sigorta şirketleri ile çalışıyor olmasını ve münhasır Acente olarak yürütmüyor olması gösterildiği, ... )'ne hitaben gönderdiği 01.11.2012 tarih ve ... sayılı cevabi yazıda acentelerin üretim yetersizliği sebebiyle acentenin tazminat talebinin düşmesine gerekçe olarak gösterilemeyeceği yönünde değerlendirmede bulunulduğu, tüm tespitlere rağmen Fesihin Sayın Mahkemece haklı olduğunun kabulü halinde davacının tazminat hakkının bulunup bulunmadığının Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak gerektiği, davacı tarafça Sayın Mahkeme dosyasında mübrez 17.05.2021 tarihli Kök Bilirkişi Raporu hazırlanması aşamasında incelemeye ibraz edilen yasal defter ve dayanak belgeler üzerinde heyetimizde yer alan Mali Müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde oluşturulan kanaat 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarma ilişkin yasal defterleri değerlendirilmek suretiyle ve davacı taraf yasal defterlerinde davalı tarafın ... cari hesap kodunda izlendiği tespit olunmak suretiyle yapıldığı, davacı tarafın yasal defterlerinde 2017 yılı sonu itibariyle davalıdan bakiye prim alacağı olarak 1.565,90-TL tutarında alacaklı göründüğü, buna karşın davacı taraf yasal defterlerinde 31.12.2017 tarih ve 80 nolu mahsup işlemi ile davalının “31.12.2017 - Dönem Sonu Cari Hesap İşlemleri” açıklamasıyla 50.000-TL borçlandırılarak 2017 yılı sonu itibariyle 51.565,90-TL tutarında alacaklı olarak göründüğü şeklinde bakiye verdiği tespiti zaten İncelenen defterlere dayalı olarak yapıldığı, davacı tarafın davalının acentesi olarak faaliyet gösterdiği tarihler arasında prim tutarları ortalaması 53.002,05- TL olarak hesaplanmış olup yıllar itibariyle prim tutarlarının aşağıya çıkartıldığını, kaldı ki davalı yan Sayın Mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde: “... oysa davacının denkleştirme talebinin belirlenememesinin mümkün olmadığını. davacı açısından huzurdaki yargılamaya konu olan alacağın öbiektif ve sübjektif açıdan tespitinin mümkün olduğunu, zira denkleştirme tazminatı bakımından davacının geriye dönük olarak 5 yıl boyunca hak ettiği ve tahsil ettiği komisyon bedelleri ortalaması esas alındığından davacının bu bedelleri bilmiyor olmasının imkansız olduğunu, kaldı ki davacı ticari defterlerinde yapacağı basit bir inceleme ile ya da müvekkili adına kestiği komisyon gider belgeleri veya kendisine ait banka kayıtlarının tetkiki ile ne kadar komisyon aldığını tartışmaya mahal vermeyecek şekilde net olarak tespit edebileceği...” denilmek suretiyle huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına itiraz edildiği, sayın mahkeme ara kararında belirtildiği şekilde bir inceleme yapılabilmesi için sözleşme devam ederken yürürlükte olan poliçelerin listesi ile bu poliçe sahiplerinin sözleşme feshi sonrası dönemlerde de poliçeleri devam ettirip etirmediği ve tüm bunlara ilişkin prim bedellerinin her bir poliçe bazında dosyaya sunulması gerektiği, dosyaya sunulan itiraz dilekçesi ekinde bu şekilde bir bilgi ve belge bulunmadığı, Taraflarca itirazlarını desiekier mahiyette dosyaya yeni bir bilgi ve belge sunulmamış olup, ara karar gereği inceleme yapılabilmesi için ilgili bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasının gerektiği, davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, 17.05.2021 tarihli Kök Bilirkişi Raporumuzdan da anlaşılacağı üzere acentelik sözleşmesinin fesih koşullarının oluşmadığı, hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatının verilmesinin gerekip gerekmediği. Davacının talep ettiği denkleştirme tazminat alacağının TTK Madde 122 ve Sigortacılık Kanunu Madde 23 esas alınarak 53.062.05-TL olarak hesaplandığı ifade edilmiş olup, kuşkusuz bu tutarın tazminatın Üst sınırını oluşturmakta olduğu, tüm bu hususlarla ilgili takdir hakkının sayın mahkemeye ait olduğu bu kapsamda işbu Ek rapor tanzimi aşamasında heyetimizin mezkur değerlendirmesine yapılması ile yetinildiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı ... ...'in 13/12/2022 tarihli ikinci ek raporunda özetle; Bilirkişi ek raporumuzda da belirtildiği üzere, taraflarca itirazlarını destekler mahiyette
dosyaya yeni bir bilgi ve belge sunulmamış olup, ara karar gereği inceleme yapılabilmesi için
ilgili bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasının gerektiği, davalının sözleşmeyi tek taraflı
olarak feshettiği 17.05.2021 tarihli Kök Bilirkişi Raporumuzdan da anlaşılacağı üzere
Acentelik sözleşmesinin fesih koşullarının oluşmadığı, hakkaniyet ilkesi gereği portföy
tazminatının verilmesinin gerekip gerekmediği, davacının talep ettiği denkleştirme tazminat
alacağının TTK Madde 122 ve Sigortacılık Kanunu Madde 23 esas alınarak 53.002,05-TL
olarak hesaplandığı ifade edilmiş olup, kuşkusuz bu tutarın tazminatın üst sınırını
oluşturmakta olduğu, tüm bu hususlarla ilgili takdir hakkının sayın mahkemeye ait olduğu bu
kapsamda işbu Ek rapor tanzimi aşamasında heyetimizin mezkur değerlendirmesine atıf
yapılması ile yetinildiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı ... 'nun 18/09/2023 tarihli raporunda özetle; Tarafların Ticari defter ve belgeleri Sigorta Hukuk Uzmanı ... ... ve Mali Müşavir ... ‘dan oluşan Bilirkisi Heyeti tarafından yapılan incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde tanzim edilen Bilirkişi Kök ve Ek raporlarında incelenmiş olup Bilirkişi Heyetimizin Sayın Mahkeme’nin çizdiği görev çerçevesinde, davalı şirket itirazlarını karşılar şekilde rapor hazırlayabilmesi için bir takım belegelere ihtiyaç duyulduğu, acenteliğin faal olduğu 15.07.2016 - 29.01.2019 tarihleri arasında, acente partajı/partajlarından yapılan üretim listesinin (neleri içermeli; 1.Sigortalı, Sigorta Ettiren, Müşteri kodu (TCK - Unsur ve/veya müşteri no - her müşteriyi tanımlayan numara - eşsiz kod) 3.branş, 4.net prim, 5.Acente komisyonu tutarı ) bir numaralı listede yer alan, tüm müşteri numaralarının (eşsiz kod) ve adları - bağımsız bir liste, iki numaralı listede bulunan tüm müşteri numaraları ve adları için, Davalı Sigorta Şirketince üretilmiş, tanzim tarihi 29.01.2019 - 29.01.2020 tarihleri dahil aralığında üretilen poliçe listesinin (neleri içermeli - Sigortalı, Sigorta Ettiren, Müşteri kodu (TCK - Unsur ve/veya müşteri no - her müşteriyi tanımlayan numara - eşsiz kod) branş, net prim, düzenleyen acenteye verilen komisyon tutarı), davacı acente hasar prim oranlarını hesap edebileceği, net prim - ödenen hasar - muallak hasar poliçe detayı dahil (2016-2017-2018-2019) Bakanlık tarafından belirlenen sigortalara ilişkin, poliçe, zeyil, hasar kayıtlarının sigorta şirketleri tarafından elektronik ortamdan transfer edilerek toplandığı Bilgi Merkezi konumunda olan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi” nden elektronik ortamda Saygıdeğer Mahkemece celp olunması gerektiği, 1.2.3.4. Maddelerdeki dört listenin, CD/Flash disk halinde Sayın Mahkemece davalıdan celp olunması ve 5. Maddedeki bilgilerin Bilgi Merkezi konumunda olan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi” nden elektronik ortamda Saygıdeğer Mahkemece celp olunmasını “takiben
yapılacak inceleme ile, Sayın Mahkeme’ye ek rapor ile detay tespit sunulabileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı ... 'nun 03/09/2024 tarihli ek raporunda özetle; davalı Sigorta heyetimizin talebi üzerine gönderdiği excel liste üzerinden; 30.03.2018 tarihinden 25.08.2023 tarihine kadar geçen 1974 günde, acente feshi öncesi portföyünde bulunan müşteriler ile fesih tarihinden sonra davalı sigortanın farklı kaynaklaradan aynı müşteriler için üretmiş olduğu poliçelerin komisyon geliri ve komisyon iptallerini içeren Excel listesi üzerinden yapılan toplam işleminde 1974 günlük komsiyon tutarının 79.611,50 TL hesap edilmiş olup, bu durumda 365 günlük / 1 yıllık komisyon tutarı ortalaması; (79.611,50 TL ÷ 1974 gün) x 365 gün = ₺14.720,46 olarak hesap edilmiş olup, portföy tazminatına konu olabilecek tutarın 14.720,46 TL olabileceği sonucuna varıldığı, tazminatın üst sınırı açısından ise; 13.12.2021 Sigorta Hukuk Uzmanı ... ... ve Mali Müşavir ... ‘dan oluşan Bilirkisi Heyeti tarafından yapılan incelemeler ve değerlendirmelere katılım gösterildiği, şöyle ki; “……17.05.2021 tarihli Kök Bilirkişi Raporumuzdan da anlaşılacağı üzere acentelik sözleşmesinin fesih koşullarının oluşmadığı, hakkaniyet ilkesi gereği portföy tazminatının verilmesinin gerekip gerekmediği, davacının talep ettiği denkleştirme tazminat alacağının TTK Madde 122 ve Sigortacılık Kanunu Madde 23 esas alınarak 53.002,05-TL olarak hesaplandığı ifade edilmiş olup, kuşkusuz bu tutarın tazminatın üst sınırını oluşturmakta olduğu….” görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Talep artırım dilekçesi; Davacı vekili 06/11/2021 tarihli dilekçesi ile talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 5.000,00-TL'den 53.002,05-TL'sına artırdığı, talep artırım dilekçesinin usulüne uygun olarak karşı tarafa tebliğe çıkarıldığı görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 122 ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16 maddeleri uyarınca acentelik sözleşmesinden kaynaklı portföy tazminatı (denkleştirme alacağı) tahsili taleplerine ilişkindir.
TTK 122. maddesi ile, (1)Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a)Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b)Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve,
c)Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2)Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3)Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4)Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5)Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır. hükmü düzenlenmiştir.
Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği şeklinde düzenlenmiştir.
Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd).
Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.
TTK'nın 122/3. maddesine göre, müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Acentenin denkleştirme talebine hak kazanabilmesi için öncelikle sözleşmenin denkleştirme talebini haklı kılacak şekilde sona ermesi gereklidir. Denkleştirme bedeli bir tazminat olmadığı içindir ki, talep haksız feshe bağlanamaz. Yani sözleşmenin kendiliğinden veya denkleştirme talebini haklı kılacak şekilde fesih yoluyla sona erdirilmesi mümkündür. Acentelik sözleşmesi sürenin dolması sebebiyle sona ermişse, diğer şartlar da mevcutsa denkleştirme talep edilebilir. Süreli veya süresiz bir acentelik sözleşmesinin fesih yoluyla sona erdirilmesi halinde acentenin denkleştirme bedeline hak kazanabilmesi için acentelik sözleşmesinin acente tarafından haklı nedenlerle feshedilmesi veya sözleşmenin müvekkil tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmiş olması gerekir. Acentenin kusuru ile sözleşmenin feshi halinde ise denkleştirme tazminatına hükmedilemez.
Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.
Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir.
Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır:
Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/ elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır: Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır. Acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır.
Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir. Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır. Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.
İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.
Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, 6102 sayılı TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve bürüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde taraflar arasında 21/01/2014 ve 25/07/2016 tarihli acente ilişkisi bulunduğu, davalının 28/03/2018 tarihli, .... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ile akdi ilişkiyi feshettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 22.1 maddesine göre tarafların sözleşmeyi üç aylık önel ile her zaman feshedebileceğinin düzenlendiği, davalının ihtarnamede gerekçe bildirmediği, dava kapsamında da kusur olarak izafe edilecek bir tespit bulunmadığından feshin olağan-süreli fesih olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda ve şartlarının tespit edilmesi halinde sözleşmenin feshine neden olmayan davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşme süresi, bilirkişi tarafından tespit edilen fesihten sonraki davalı menfaatleri, davalıya kazandırılan müşteri çevresi, bu menfaatin bir yıl sürüyü oranlanmasının alınan son raporda tespit edildiği, devam eden müşterilerin tek tek ele alındığı, davacının başka acentelikleri bulunsa da davalı menfaatinin açıkça son raporda müşteri bazında tespit edildiği anlaşılmış, 14.720,46 TL'lik denkleştirme tazminatına hükmedilmiştir.
Davacı her ne kadar artırılan talebin tamamı için davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş ise de artırılan bu dava değerinin son 5 yıllık ortalama kazanç miktarına göre üst sınır olarak belirlendiği, bu tespitin son raporla da yapıldığı, ne var ki bu miktar üst sınır olup davalının fesihten sonra devam eden menfaat iddiası kapsamında somut verilerle desteklenmediği, oysa son raporda fesihten önce mevcut olup fesihten sonra da davalı ile devam eden müşterilerin sayısı ve prim menfaati gözetilerek somut verilerle desteklendiği, önceki raporlarda denetime elverişli olacak şekilde bu irdelemenin bulunmadığı, devam eden menfaat, sözleşme süresi karşısında bu miktarın hakkaniyete de uygun olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulü ile 14.720,46 TL denkleştirme tazminatının 26/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin Reddine,
2-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 1.005,55-TL harcın, 85,39-TL peşin harç ve 820,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam peşin alınan 905,39-TL harçtan mahsup edilerek bakiye 100,16-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 85,39-TL peşin harç, 35,90-TL başvuru harcı, 820,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 941,29-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 14.720,46-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 14.720,46-TL (red miktarı ve kabul edilen miktarı aşamayacağı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.684,00-TL yargılama gideri kabul durumuna göre takdiren oranlayarak (%27,77) 745,44-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.500,00-TL yargılama gideri red durumuna göre (%72,23) takdiren oranlayarak 2.527,93-TL'lik kısmının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine; arda kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, kabul edilen miktar itibariyle kesin; reddedilen miktar itibariyle gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/09/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır