T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/535 Esas
KARAR NO:2025/410
DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:15/05/2017
KARAR TARİHİ:15/05/2025
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
BİRLEŞEN ... ESAS, ... KARAR SAYILI DOSYASI
DAVA TARİHİ:07/03/2018
KARAR TARİHİ:21/02/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ... .... Vekili tarafından keşide edilen ihtarnameye bakıldığında, ... ... ....'in ilgili ... pazarında artık faaliyet göstermeme, işlerini durdurma kararı aldığını, satış sonrası hizmetler de dahil olmak üzere garanti, servis ve benzeri hiçbir sorumluluğun üstlenilmeyeceğinin dile getirildiğini, şirketin bir nevi tafiyeye girdiğini ve bu doğrultuda piyasadan ve ülkeden çekileceğini beyan ettiğini, ... sistemleri devlet kurumları, askeri ve polis tesisleri, bankalar, özel şirketler, hava alanı gibi tesislerin kullanımına mahsus bir televizyon sistemi olup belirli bir alanın görüntüsünü genellikle güvenlik amacıyla izlemek için kurulduğunu, ... markalı ürünlerin çok sayıda kullanıldığını, davalılar tarafından kendi markaları altında üretilen ve mevcut durumda yadsınamaz öneme sahip ayıplı ürünlerden kaynaklanan yedek parça, servis ve benzeri hizmetlerin sunulmayacağının beyan edildiğini, bu konudaki yükümlülüklerden kurtulma niyetleri karşısında hukuken bir tedbir kararının uygulanması gerektiğini, davalıların ticari ilişkinin devam ettiği sırada gerçekleştirdikleri eylemleri neticesinde oluşan zararların ve bunun akabinde münhasır distribütörlük ilişkisinin haklı sebeplerle feshi sebebiyle doğan denkleştirme isteminin tahsili amacıyla huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalarının kabulünü, müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 50.000,00-TL tutarındaki maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, şirketlerine husumet yöneltilmesinin de mümkün olmadığını, müvekkili şirket açısından davanın esasına dahi girilmeksizin husumet yokluğundan reddini gerektiğini, davacının taleplerinin mükerrer olduğunu, davacının farazi bir değer göstererek ne kısmi dava ne de belirsiz alacak davası açabileceğini, dava değerinin belirlenmesi ve eksik harcın tamamlanmasının gerektiğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir maddi talepte bulunmasının mümkün olmadığını, sözde maddi zararlar, denkleştirme talebi ve yoksun kalınan kar şirketlerinden istenemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davanın esastan, usulden ve husumet yokluğundan reddine, eksik harcın tamamlattırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, bu doğrultuda güvenlik sistemleri ve kamera sistemleri kurulduğunu ve bu tür ürünlerin alım satımını yaptığını, davalının ... firmasının Türkiye ayağı olarak faaliyet gösterdiğini yani davalının ... Türkiye temsilcisi ve yetkilisi olduğunu, tüm dünyada güvenlik kameralarının ... yazılımı ile kurulduğunu ve bu yazılım nedeni ile bozulan, kırılan, karar gören güvenlik kameralarının değiştirilmesi ile birlikte sistemin hemen çalışmaya başladığını, bu sistemin tüm kamu kurumu ve özel şirketler tarafından arandığını, müvekkilinin ... tarafından üretilen ve ... özellikli olarak kendisine satılan kameraları aldığını, kurulumları yaptığını ancak sistemin çalışmadığını ve kameraların bu özelliğe sahip olmadığının anlaşıldığını, davalı tarafa bu durumun iletildiğini hatalı ürünlerin iade alınmasının istenildiğini ancak sonuç alamadıklarını belirterek belirsiz alacak kapsamında şimdilik 320.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin birleşen ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında bayilik ilişkisi bulunmadığını, ... Kore firması ile müvekkilinin ayrı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, davacının ... Kore ile akdettiği distribütörlük sözleşmesi kapsamında davacının 22/03/2017 tarihli yazı ile sözleşmeyi fesih ettiğini, ... tarafından müvekkiline verilen bilgiye göre bu feshin haksız olduğunu, davacının haksız eylemleri nedeni ile sözleşmenin ... Kore tarafından fesih edildiğinin bildirildiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnamelere cevaben söz konusu sözleşmenin muhatabının müvekkili şirket olmadığının bildirildiğini, daha sonra davacının müvekkili şirket ve ... Kore'ye karşı İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyada akdin feshi sebebi ile denkleştirme tazminatı ve maddi zarar nedeni ile maddi tazminat istediklerini, maddi tazminat istemlerine dayanak olarak ayıplı ürün iddiasını dile getirdiklerini, sorumluluğu kabul etmemekle birlikte ürünlerin üzerinde inceleme yükümlülüğünü davacının yerine getirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizin 26/04/2021 tarihli, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin tarihli raporunda özetle;
Teknik ve mali yönden; teknik tespitler ışığında ... uygulaması yönünden, Davacı Şirket'in çok sayıda devlet ihalesine ve özel ihalelere giremeyeceği ve böylelikle büyük bir zarara uğrayacağı hususu ile ilgili beyanının haklı olduğu, buna göre mali yönden yapılan hesaplamalar neticesinde takdiri mahkemeye ait olmak üzere, alınamayan işler dolayısıyla davacı yanın mahrum kalmış olabileceği kar tutarının 2.596.000,00 TL olabileceği, davacı yanın asıl davada talep ettiği diğer tazminat taleplerinin, rapor içerisinde detaylarına yer verilen nedenlerle somutlaştırılması gerektiği, davacı yanın birleşen davadaki, davalıların servis ve yedek parça tedariki sağlamadığı yönündeki iddiasına dayalı olarak stoktaki satışa hazır ürünlerin dağıtılarak yedek parça olarak kullanılmasından kaynaklı zararının bulunmadığı değerlendirilmiş olmakla, var ise bu yöndeki iddiaların belge ile ispatlanması ve gerekir ise bu konularda uzman bir teknisyen tarafından sunulan belgelerin sistem verileri ile tevsik edilmesi gerektiği, davacı yanın birleşen davadaki atıl stok miktarı yönünden talepleri ile ilgili olarak, atıl olduğu ileri sürülen stok miktarının sunulan belgeler kapsamında sadece ... markalı kameralar yönünden tartışmaya mahal vermeyecek şekilde tespiti mümkün olmadığı, bu anlamda davacı yanın 15.05.2017 dava tarihi itibarıyla elinde kalan tüm stokları gösterecek şekilde excel stok durum raporunu ibraz etmesi, bu raporun içerisinden ... markalı kameraların filtre ile süzdürülerek 15.05.2017 tarihi itibarıyla kalan miktar ve tutarın açıkça ortaya konması gerektiği,
Hukuki yönden; ... ... Ltd Şti ile ... ... ... arasında akdedilen Distribütörlük Sözleşmesi ile ilgili olarak: Yargıtay 11. HD’nin 10/03/2022 tarihli ve 2020/1634 ve 2022/1742 no.lu kararında: “…taraflar arasında yazılı sözleşmeye bağlı olmayan bir distribütörlük ilişkisinin devam ettiğinin kabulü dosya kapsamına uygun olacaktır.” Sonuç ve kanaatine ulaştığı, Bilirkişi Kurulu’nun da işbu davanın davacısı konumunda olan ... ... Ltd Şti ile ... ... ... arasında akdedilmiş olan distribütörlük sözleşmesi bakımından, Yargıtay’ın kararında belirtildiği şekilde, taraflar arasında yazılı sözleşmeye bağlı olmayan bir distribütörlük ilişkisinin devam ettiği kanaatine ulaştığı; ... A.Ş. ile ... ... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanarak ... A.Ş'nin sorumlu tutulması gerekip gerekmediği hususunda:
perdeyi aralama teorisiyle tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulması mümkün olabileceği; bu teorinin uygulanabilmesi için pay sahibinin şirket tüzel kişiliği ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin malvarlığının birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hâkimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hallerin söz konusu olması gerektiği; iş bu davada özellikle MK m.2-3’e aykırılığın bulunup bulunmadığı, dolasıyla tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı konusunda takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu; ... AŞ’nin distribütörlük ilişkisine katılıp katılmadığı hususunda: doktrin ve içtihatlar çerçevesinde, davalı ... ... Ticaret AŞ’nin, distribitörlük sözleşmesine konu malların üreticisi/yapımcısı olmadığı, dolayısıyla distribitörlük sözleşmesinin tarafı olarak nitelendirilmesine ilişkin koşulların oluşmadığı ancak davacı ile arasındaki ticari ilişkilerin adı geçen sözleşmenin ... ... ...’nin yardımcı şahsı/ifa yardımcısı olarak faaliyet gösterdiği sonucuna ulaşılabileceği; doktrin ve içtihatlar ile oluşmuş olan distribütörlük sözleşmesinin tanımı çerçevesinde
davalı ... ... Ticaret AŞ’nin dava konusu distribütörlük sözleşmesinin tarafı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, keza ... ... ...’nin yardımcı şahsı konumunda olup olmadığı hususunda takdir Sayın Mahkemeye ait olduğu; davacı vekili tarafından, Müvekkilinin Davalının bayisi olarak faaliyet gösterdiği iddiası ile ilgili olarak: ... ... Ltd Şti ile ... ... Ticaret AŞ arasında bayilik sözleşmesinin bulunup bulunmadığı konusunda takdir yetkisinin Sayın Mahkemeye ait olduğu; TTK m.103’ün uygulanması ile ilgili olarak:
TTK m.103 uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına tek bir işlem dahi yapan kişi taraf gösterilmek suretiyle, yabancı müvekkiline izafeten ona dava açılabileceği, ancak alınan kararın yabancı tacir ad ve hesabına işlem yapan kişiye uygulanamayacağı, örneğin tazminatı konu edinen bir ilam aleyhine icraya konulamayacağı; iş bu dava bakımından TTK m.103 maddesinin davalı ... ... Ticaret AŞ’ye
uygulanmasının mümkün olduğu; ancak nihai takdir yetkisinin Sayın Mahkeme’de olduğu; teknik değerlendirmelerde, uzun süredir kamu ihale şartnamelerinde, ihaleye katılan üreticilerin ... standartını desteklemesi ve ayrıca ... üyesi olma şartı arandığı ve Davacı Şirket'in çok sayıda devlet ihalesine ve özel ihalelere giremeyeceği ve böylelikle büyük bir zarara uğrayacağı kanaati dile getirilmiş olması sebebiyle, Distribütörlük ilişkisinin davacı tarafından feshinin haklı görülebileceği; denkleştirme tazminatı ile ilgili olarak; TTK m.122/5 uyarınca denkleştirme talebinin tek satıcılık ile benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi durumunda uygulanacağı hususunun kabul edildiği; ... ile dava dışı ... ... arasında süreklilik arz eden ve tekel hakkı veren bir tek satıcılık (distribütörlük) hukuki ilişkisi mevcut olduğu TTK m.122’de öngörülen şartlar çerçevesinde davacı ...’nın bu ilişki bakımından denkleştirme talebinde bulunmasının mümkün olduğu; iş bu dava bakımından: Sayın Mahkeme’ce davacının Davalı’ya karşı [... ile dava dışı ... ... arasındaki distribütörlük ilişkisine dayanarak] talepte bulunabileceği sonucuna ulaşılması durumunda, ... tarafından denkleştirme talebinde bulunulabilmesi için, diğer şartlar yanında aynı zamanda distribütörlük veren kişinin (... ...’nin) “distribütörün (...’nın) bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi” gerektiği; dosya münderecatından anlaşıldığı kadarıyla; distribütörlük sözleşmesinin tarafı olan ... ... ...’nin piyasadan çekildiği; dolayısıyla anılan şartın, yani acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde müvekkilin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrada önemli menfaatler elde etmesi mümkün olmayacağı, denkleştirme talebinde bulunulması şartlarından birinin oluşmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 09/11/2023 tarihli celsesi, 2 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 19/01/2024 tarihli ek raporunda özetle; asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin kök rapora karşı itirazları, dilekçelerinde yer verdikleri başlıklar altında cevaplanmış olup, yapılan ek değerlendirmeler sonucunda kök raporda yer verilen tespit ve değerlendirmeler öz itibarıyla aynen muhafaza edilmiş, davacı yanın hesaplama yapılmadığı yönündeki itirazlarına ise, kök raporda yer verdiğimiz değerlendirmeler saklı kalmak kaydı ile mahkemenin takdirinde olmak üzere rakamsal ifadelerle yine itiraz başlıkları altında cevap verilmiştir.
Mahkememizin 22/05/2024 tarihli, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 06/01/2025 tarihli ek raporunda özetle; 31.08.2023 kök ve 19.01.2024 tarihli ek raporumuzda yer verilen tespit ve değerlendirmeler aynen muhafaza edilmiş olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, dosya münderecatı incelendiğinde; ... ... Ticaret AŞ tarafından ...’ya 2011, 2016, 2017 yıllarına ait pekçok fatura kesildiği, dolayısıyla taraflar arasında ... ... ile aktedilmiş olan Distribütörlük Sözleşmesi temelinde ticari bir ilişkinin bulunduğu, bu ilişkinin de devam ettiği, ...’nın katılmak istediği ihalelerde ... ... Ticaret AŞ tarafından ... markalı ürünler bakımından “...Taahhüdü” ve “Yetki belgesi” verilmiş olduğu; bu çerçevede ... ... A.Ş.nin Distribütörlük sözleşmesinin tarafı haline gelip gelmediği ve davacı ...’nın Distribitörlük Sözleşmesine dayalı haklarını ... ... AŞ’ye de ileri sürüp süremeyeceği hususunun Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu, kök raporda da ifade edildiği üzere, Teknik Değerlendirmelere dayanılarak, davalılardan ... ... ....’nin ... üyeliğinin sona ermesinin ve üyeliğini başkasına devretmesinin davacı ... bakımından distribitörlük sözleşmesinin sona ermesine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilebileceği kanaatine ulaşıldığı; bu çerçevede haklı fesih sebebiyle davacı ... tarafından müsbet zararının tazminini (borçlunun sözleşmeden doğan borcunu hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle alacaklının uğramış olduğu zararının tazminini), bu kapsamda kalan kâr mahrumiyetini de talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 25/03/2021 tarihli duruşmasında tanık ...'un dinlenmiş olup, tanık beyanında; "2008 yılından beri davacı ... Güvenlikle çalışmaktayım, ben ... şirketinin sahibiyim, 2008 yılından beri de ... ürünlerini satıyorum, 2017 yılında ... Elektronikten destek alamamaya başladık, firmamız Türkiye'de sayılı müşterilerle çalışmaktadır, antropo ve kurumsal müşterilerimiz bulunmaktadır, servis ve tamir hizmetleri alamadığımız için müşterilerimizi de kaybettik, tanıklık ücreti istemiyorum, 2017 yılı öncesinde herhangi bir ... ürünümüz bozulsa elde yedek parça olmasa dahi sıfır ürünü parçalara ayrılarak yedek parça temini sağlanırdı, ancak 2017'den itibaren yeni ürün kalmadığı için parça temini sağlanamadı, tamirler yapılamadı, on-if özelliğini şu an bizim içinde bir önemi kalmadı, çünkü ürün yok, on-if özelliği güvenlik kameralara için zorunlu bir gerekliliktir, farklı farklı markaların birbiri ile uyumunu sağlar." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında; 26/09/2019 tarihli celsede Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile davalı ... Ticaret A.Ş. açısından tefrik kararı verilerek, Mahkememizin 2019/535 Esasına kaydının yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında; davalı ... ... .... açısından ise görevsizlik nedeni ile ret kararı verildiği, Mahkememiz kararına karşı davacı tarafça temyiz başvurusunda bulunulduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1634 Esas sayılı, 2022/1742 Karar sayılı ve 10/03/2022 tarihli kararında "Taraflar arasında 2005 tarihinde birinci, 2007 tarihinde ikinci, 01.01.2008 tarihinde ise üçüncü distribütörlük sözleşmesinin akdedildiği, taraflar arasında akdedilen 01.01.2008 tarihli distribütörlük sözleşmesinin “Süre” başlıklı 15.1 maddesinin, “İşbu sözleşme, yürürlük tarihinden itibaren iki (2) yıl boyunca tam olarak yürürlükte kalacaktır. Her iki taraf da, sona erme tarihinden en az otuz (30) gün önce yenilemeyi kabul etmedikçe, işbu sözleşme sürenin sonunda sona erecektir.” düzenlemesini içerdiği, tarafların sözleşmenin yenilendiğine dair yazılı bir belge düzenlemedikleri ve 01.01.2008 tarihli sözleşmenin süresinin sonunda taslak bir metnin gündeme geldiği ve ancak bu taslak metnin taraflarca kabul edilerek sözleşme haline gelmediği anlaşılmaktadır. 01.01.2008 tarihli tahkim şartını içeren sözleşmenin süre olarak sona ermesinden sonra taraflar arasında distribütörlük ilişkisi devam etse bile, devam eden bu distribütörlük ilişkisinin 01.01.2008 tarihli sözleşme çerçevesinde aynen devam ettiği ve bu sözleşme şartlarının taraflarca aynen kabul edildiği, sözleşmenin yukarıya alınan süre başlıklı maddesi hükmü karşısında mümkün değildir. Öte yandan 01.01.2008 tarihli sözleşmenin süre olarak sona ermesinden sonra taraflar arasındaki ilişki bu sözleşme çerçevesinde devam etse bile bu sözleşmedeki tahkim şartının da taraflarca kabul edildiği sonucuna varmak isabetsizdir. Zira bu sözleşmenin aynı şartlarla yenilendiğine ve tahkim şartının da kabul edildiğine dair tarafların açık iradelerini gösteren bir veriye dosyada rastlanmamıştır. O halde bu sözleşmenin sona ermesinden sonra taraflar arasında yazılı sözleşmeye bağlı olmayan bir distribütörlük ilişkisinin devam ettiğinin kabulü dosya kapsamına uygun olacaktır.
Tahkim anlaşmasının varlığı, tarafların açık tahkim iradelerinin mevcut bulunmasına bağlıdır. Bu husus tahkim anlaşmasının esaslı unsurudur. Davanın hakemde görülmesi, istisnai bir dava yoludur. Kural, uyuşmazlığın görülmesi görevinin yetkili mahkemelere ait olmasıdır. Tarafların bu konuda açık iradeleri yoksa uyuşmazlığın hakemde görülmesi mümkün değildir. Somut davada davacının süresi sona eren 01.01.2008 tarihli sözleşmeden sonra taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisi bağlamında ortaya çıkacak uyuşmazlıkların 01.01.2008 tarihli sözleşmedeki tahkim şartı bağlamında hakemde görülmesini kabul ettiğine dair açık bir iradesi yoktur. Açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi’nce davalı ... ... ....’nin tahkim itirazının kabulü ile dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddine karar verilmesi ve karara yönelen istinaf isteminin de Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddi doğru değildir. Bu çerçevede dosya kapsamında tarafların diğer iddia ve savunmaları çerçevesinde değerlendirme yapılıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." nedenleriyle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının bozma kararı sonrası Mahkememizin ... Esasına kaydının yapıldığı, Mahkememizin iş bu dosyasında ... sayılı ve 22/09/2022 tarihli kararı ile "Yargıtay Bozma ilamına direnilmesi ile davalı ... ... İnc açısından tahkim itirazının kabulü ile dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddine" kararı verilmiş olup, davacı vekili 28/10/2022 tarihli dilekçesi ile Mahkememiz kararına karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/11-103 Esas, 2023/1185 Karar sayılı ve 29/11/2023 tarihli Yargıtay İlamında "Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince bozulmasına" nedenleriyle Mahkememizin ... sayılı ve 22/09/2022 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının bozma kararı sonrası Mahkememizin ... Esasına kaydının yapıldığı, Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında verilen 14/03/2024 tarihli birleştirme kararı ile Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının, Mahkememizin iş bu dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Bedel Artırım Dilekçesi; davacılar vekili 19/02/2025 tarihli bedel artırım dilekçesi ile asıl davanın belirsiz alacak davası olarak 50.000,00-TL bedelle açıldığını, taleplerini onviff başta olmak üzere kar kaybı için 2.600.000,00-TL'na, stoklar nedeniyle oluşan kaybılar için 1.000.000,00-TL'na, ardiye giderleri için oluşan zararlar için 100.000,00-TL'na reklam ve pazarlama giderleri için oluşan zararlar için 300.000,00-TL'na olmak üzere toplam 4.000.000,00-TL'na çıkardıklarını, birleşen davalarının belirsiz alacak davası olarak 320.000,00-TL bedelle açıldığını, bu davadaki taleplerini aynen tekrar ettiklerini beyan etmiştir.
I. DAVALARIN KONUSU VE TARAFLARI
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava, birbirleriyle bağlantılı iki ayrı ticari uyuşmazlıktan oluşmaktadır.
A. Ana Dava (İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas Sayılı Dava)Davacı: ... ... Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (... Güvenlik)Davalılar:
... ... .... (... ...) - Güney Kore merkezli ana şirket... ... Ticaret Anonim Şirketi (... A.Ş.) - Türkiye'de kurulu şirketDava Konusu: Davacı ile davalılar arasındaki distribütörlük ilişkisinin davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeniyle haklı olarak feshi sonucunda doğan maddi zararların, mahrum kalınan kârın ve bu kapsamdaki tüm alacakların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili.
Talep Edilen Miktar: Davacı tarafından 19.02.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 4.000.000,00 TL ana para ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edilmiştir. Bu tutar şu kalemlerden oluşmaktadır:
... başta olmak üzere kar kaybı: 2.600.000,00 TLStoklar nedeniyle oluşan kayıplar: 1.000.000,00 TLArdiye giderleri: 100.000,00 TLReklam ve pazarlama giderleri: 300.000,00 TLB. Birleşen Dava (.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas Sayılı Dava)Davacı: ... Elektronik ve Mühendislik Taahhüt Ticaret Anonim Şirketi (... Mühendislik)Davalı: ... ... Ticaret Anonim Şirketi (... A.Ş.)Dava Konusu: Talep Edilen Zarar Kalemleri:
320.000,00 TL (belirsiz alacak davası olarak)Dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz Zarar Kalemlerinin Niteliği:
a) Ayıplı İfa Nedeniyle Uğranılan Zararlar:... özelliği olmayan kameraların kullanılamaz hale gelmesiSatın alınan ürünlerin değerinin düşmesiÜrünlerin ticari amaçla kullanılamaması
b) İş Kaybı ve Ticari Kayıplar:Güvenlik sistemlerinin çalışmaması nedeniyle ticari kazanç elde edilememesiMüşterilere hizmet verilememesiTeknik destek alınamaması nedeniyle iş kayıpları
c) Kullanılamayan Ürün Değeri:Kameraların ayıplı durumu nedeniyle değersiz hale gelmesi... özelliği olmadığı için entegrasyon sağlanamamasıC. Davaların Birleştirilmesiİki dava arasındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle, HMK'nın 166. maddesi uyarınca birleştirilerek aynı dava dosyasında görülmesi kararlaştırılmıştır. Her iki davada da temel uyuşmazlık konusu, ... ... ....'nin ... (... Forum) üyeliğini ... ... Co. Ltd.'ye devretmesi sonucunda davacı şirketlerin uğradığı zararlar etrafında şekillenmektedir.
II. OLGULAR VE HUKUKİ DAYANAK
A. Olgusal Tespit
1. Distribütörlük İlişkisinin Kurulması ve Gelişimi
Davacı ... Güvenlik ile davalı ... ... .... arasındaki distribütörlük ilişkisi, zaman içinde farklı evrelere sahip olmuş ve yazılı sözleşmeli dönemden yazılı sözleşmeye bağlı olmayan distribütörlük ilişkisine dönüşmüştür.
Yazılı Sözleşmeli Dönem: Taraflar arasında üç farklı tarihte yazılı distribütörlük sözleşmesi akdedilmiştir:
01.06.2005 tarihli birinci distribütörlük sözleşmesi, 01.01.2007 tarihli ikinci distribütörlük sözleşmesi, 01.01.2008 tarihli üçüncü distribütörlük sözleşmesi
Yazılı Sözleşmeye Bağlı Olmayan Distribütörlük Dönemi:
2008 tarihli üçüncü sözleşmenin süresinin sona ermesinden sonra, taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye bağlı olmaksızın distribütörlük ilişkisi devam etmiştir. Bu husus, bilirkişi raporlarında "yazılı sözleşmeye bağlı olmayan bir distribütörlük ilişkisinin devam ettiği" şeklinde tespit edilmiş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2022 tarihli kararında da bu ilişkinin varlığı teyit edilmiştir.
... A.Ş.'nin Konumu:
Bilirkişi raporlarında, ... ... Ticaret A.Ş.'nin doğrudan distribütörlük sözleşmesinin tarafı olmadığı, ancak ... ... ....'nin Türkiye'deki ticari faaliyetlerinde ifa yardımcısı/yardımcı şahıs konumunda faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. ... A.Ş.'nin davacı ... Güvenlik'e fatura kestiği, ihale belgelerinde garanti taahhüdü verdiği ve yetki belgesi düzenlediği dosyada yer alan belgelerle sabit olmuştur.
İlişkinin Sona Erme Süreci:
Distribütörlük ilişkisi, ... üyeliğinin devri gibi uyuşmazlıkların ortaya çıkması sonucunda davacının 22.03.2017 tarihli fesih bildirimi ile sona ermiştir. Davalı ... .... de 26.04.2017 tarihinde karşı fesih bildirimi göndermiştir.
2. ... Üyeliğinin Devri ve Sonuçları...'in Teknik Tanımı ve Önemi:
... (... Forum), IP tabanlı güvenlik sistemlerinin standartlaştırılmış arayüzler aracılığıyla haberleşmesini sağlayan endüstriyel bir platformdur. Bilirkişi raporunda teknik açıdan "IP tabanlı güvenlik sistemlerindeki entegrasyon sorununu çözmeyi hedefleyen, dolayısıyla güvenlik sistemlerinin arayüzünü standartlaştıran bir sistem" olarak tanımlanmıştır. Bu standart, farklı marka ürün ve sistemlerin birlikte çalışabilmesini sağlayarak güvenlik sektöründe kritik bir role sahiptir.
Üyeliğin Devri ve Tarihi:
... ... ...., Aralık 2016 tarihinde ... üyeliğini tek taraflı olarak ... ... Co. Ltd.'ye devretmiştir. Bu devir işlemi, davacı ... Güvenlik'e önceden bildirilmemiş ve davacının rızası alınmamıştır. Bilirkişi raporunda bu husus "... üyeliğinin davalılar tarafından tek taraflı bir şekilde ... ... CO. LTD'ye devredilmesi" şeklinde tespit edilmiştir.
Devrin Ticari Sonuçları:
... üyeliğinin devri, davacının ticari faaliyetleri üzerinde doğrudan ve olumsuz etkiler doğurmuştur:
İhale Kayıpları: Kamu ihalelerinde ... üyeliği şartı aranmakta olup, üyeliğin devri sonrasında davacı bu ihalelere girme imkanını kaybetmiştir. Bilirkişi raporunda "davacı şirketlerin çok sayıda devlet ihalesine ve özel ihalelere giremeyeceği ve böylelikle büyük bir zarara uğrayacağı" tespit edilmiştir.
Ürünlerin İşlevsizleşmesi: Bilirkişi teknik değerlendirmesinde "... üyeliğinin davalılar tarafından tek taraflı şekilde ... ... CO. LTD'ye devredilmesiyle birlikte Davacı Şirkete '... ...' markalı olarak satılan ve stoklarda bulunan tüm ürünler işe yaramaz hale gelmiştir" sonucuna varılmıştır.
Rekabet Gücünün Kaybı: ... standardına uygunluk, güvenlik sektöründe rekabet avantajı sağlayan temel bir unsur olup, bu özelliğin kaybı davacının pazar konumunu ciddi şekilde zayıflatmıştır.
Bilirkişinin Teknik Kanaati:
Bilirkişi heyetinin teknik üyesi tarafından yapılan değerlendirmede, ... üyeliğinin devri nedeniyle davacının uğradığı zararın haklılığı teknik açıdan doğrulanmıştır. Rapora göre "davacı şirketlerin çok sayıda devlet ihalesine ve özel ihalelere giremeyeceği ve böylelikle büyük zarara uğrayacağı beyanı haklı görülmüştür."
Davacının Tepkisi ve Fesih Süreci:
Davacı, ... üyeliğinin devri ve bu durumun yarattığı olumsuz sonuçları 21.02.2017 tarihli ihtarname ile davalılara bildirmiş, çözüm aranmasını talep etmiştir. Davalılardan tatmin edici bir yanıt alamaması üzerine, 22.03.2017 tarihinde distribütörlük ilişkisini haklı sebeplerle feshettiğini bildirmiştir.
3. Distribütörlük İlişkisinin Sona Ermesi
Fesih Öncesi Süreç:
Davacı ... Güvenlik, ... üyeliğinin ... ...'e devredilmesi sonrasında yaşadığı sorunları 21.02.2017 tarihli ihtarname ile davalı ... ... ....'ye bildirmiştir. Bu ihtarnamede, ... üyeliğinin devri nedeniyle ortaya çıkan olumsuzluklar detaylı şekilde açıklanmış ve durumun düzeltilmesi talep edilmiştir.
Davacının Haklı Fesih Bildirimi:
Davalılardan tatmin edici bir yanıt alamaması ve sorunların çözülmemesi üzerine, davacı 22.03.2017 tarihinde distribütörlük ilişkisini haklı sebeplerle feshettiğini bildiren resmi bildirimde bulunmuştur. Bu fesih bildirimi, ... üyeliğinin tek taraflı devri ve bunun yarattığı ticari zararlar gerekçesine dayandırılmıştır.
Davalının Karşı Fesih Bildirimi:
Davalı ... ... ...., davacının fesih bildirimine karşılık olarak 26.04.2017 tarihinde kendi fesih bildirimini göndermiştir. Ancak bu karşı fesih bildirimi, davacının haklı fesih bildiriminden sonra geldiği için hukuki açıdan öncelik davacının fesih bildirimi tarafındadır.
Feshin Haklılığının Bilirkişi Tarafından Teyidi:
Bilirkişi heyeti, üç ayrı raporda (kök rapor, 1. ek rapor ve 2. ek rapor) tutarlı şekilde feshin haklılığını teyit etmiştir:
Kök Raporda: "... üyeliğinin kaybı nedeniyle davacıların ihalelere girememesi sebebiyle, distribütörlük ilişkisinin davacı tarafından feshinin haklı görülebileceği" değerlendirmesi yapılmıştır.
2. Ek Raporda: "... ... ....'nin ... üyeliğini sona erdirmesi ve ... ...'e devretmesinin haklı fesih sebebi olarak nitelendirilebileceği" açıkça teyit edilmiştir.
Feshin Hukuki Niteliği:
Bilirkişi raporlarında, davacının gerçekleştirdiği feshin "haklı fesih" niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin temel gerekçeleri şunlardır:
... üyeliğinin tek taraflı devri, distribütörlük ilişkisinin temel esaslarından birini zedelemiştirBu devir, davacının ticari faaliyetlerini sürdürme imkanını ciddi şekilde kısıtlamıştırDavacının ihale kayıpları ve ürünlerinin işlevsizleşmesi gibi somut zararlar ortaya çıkmıştırDavalı, distribütörlük ilişkisinin gereği olan destek ve işbirliği yükümlülüklerini yerine getirmemiştir
2. Ek Raporda Yapılan Hukuki Değerlendirme:
Bilirkişi heyeti 2. ek raporunda, haklı fesih sonucu davacının talep edebileceği tazminat türlerini de belirlemiştir: "Haklı fesih sebebiyle davacının müsbet zararını (borçlunun sözleşmeden doğan borcunu hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı zarar) ve kâr mahrumiyetini talep edebileceği" belirtilmiştir.
B. Hukuki Dayanak
İşbu davada uygulanan temel hukuki düzenlemeler ve dayanaklar aşağıda belirtilmiştir:
1. Türk Borçlar Kanunu Hükümleri
TBK m.50 - Zarar ve Tazminat:
Sözleşmeden doğan tazminat taleplerinin temel hukuki dayanağını oluşturmaktadır. İlgili hüküm uyarınca "zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Davacının uğradığı zararların ispatlanması ve davalının kusurlu davranışlarının ortaya konulması bu hüküm kapsamında değerlendirilmiştir.
TBK m.51 - Tazminatın Kapsamı ve Hesaplanması:
Tazminatın miktarını tayin etmek için hâkimin "durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını" göz önüne alması gerektiğini düzenlemektedir. Özellikle pazarlama giderleri ve diğer zarar kalemlerinin değerlendirilmesinde bu hüküm esas alınmıştır.
2. Türk Ticaret Kanunu Hükümleri
TTK m.103 - Yabancı Tacir Adına İşlem Yapanların Sorumluluğu:
Davalı ... ... Ticaret A.Ş.'nin hukuki sorumluluğunun tespitinde temel dayanak olmuştur. İlgili hüküm, "Türkiye'de şubesi bulunmayan yabancı tacir ad ve hesabına işlem yapan kişilerin" sorumluluğunu düzenlemektedir. Bilirkişi raporlarında, ... A.Ş.'nin ... ... ....'nin ifa yardımcısı/yardımcı şahsı konumunda faaliyet gösterdiği ve bu hüküm kapsamında sorumlu tutulabileceği, ancak aynı davada ... ...'in de davalı konumda olması nedeniyle buna gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir.
TTK m.122 - Denkleştirme Tazminatı (Ret Gerekçesi Olarak):
Davacının denkleştirme tazminatı talebinin reddinde temel hukuki dayanak olmuştur. İlgili hüküm, "müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa" şartını aramaktadır. Davalı ... ... ....'nin güvenlik kamerası pazarından çekilmiş olması nedeniyle bu şartın oluşmadığı değerlendirilmiştir.
3. Diğer Hukuki Dayanaklar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı (10.03.2022):
Taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin varlığının teyidinde referans alınmıştır. Bu karar, yazılı sözleşme bulunmayan dönemde dahi fiili distribütörlük ilişkisinin devam ettiğini teyit etmektedir.
İspat Yükü İlkesi:
Tüm zarar kalemlerinin değerlendirilmesinde, davacının ispat yükü altında olduğu ilkesi uygulanmıştır. Özellikle atıl stoklar, yedek parça zararları ve faiz giderleri gibi kalemlerin reddinde, yeterli ispat sağlanamaması gerekçe olmuştur.
Hakkaniyete Uygunluk İlkesi:
TBK m.51 uyarınca "durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını" değerlendirmesi yapılırken, hakkaniyete uygun çözümler aranmıştır. Pazarlama giderlerinin kısmen kabulü ve faiz giderlerinin reddinde bu ilke uygulanmıştır.
İlliyet Bağı İlkesi:
Zarar ile davalının eylemleri arasında doğrudan nedensellik bağının aranması ilkesi, tüm zarar kalemlerinin değerlendirilmesinde esas alınmıştır.
III. Bilirkişi Raporlarının Yeterliliği
Davaya ilişkin olarak hazırlanan kök rapor, 1. ek rapor ve 2. ek rapor, farklı uzmanlık alanlarından oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanmıştır. Heyet, bir Muhasebe Finans Uzmanı SMMM-MBA, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Elektronik ve Haberleşme Yüksek Mühendisinden oluşmaktadır. Bu kompozisyon, davanın hem mali, hem hukuki, hem de teknik boyutlarının uzmanlıkla değerlendirilmesini sağlamıştır.
Bilirkişi heyeti, davacının ticari defter kayıtlarını detaylı şekilde incelemiş, ... teknolojisinin teknik özelliklerini analiz etmiş ve hukuki çerçeveyi değerlendirmiştir. Üç rapor arasında temel bulgular ve sonuçlar açısından tutarlılık bulunmaktadır. Özellikle mahrum kalınan kâr hesaplaması (2.596.000 TL) ve feshin haklılığı konusunda tüm raporlarda aynı sonuca varılmıştır.
Bilirkişi raporları, davacı ve davalı tarafların itirazlarına da cevap vermiş, ek incelemeler yapmış ve görüşlerini gerekçeleriyle birlikte açıklamıştır. Raporlarda kullanılan metodoloji, muhasebe ve finans ilkeleri ile teknik standartlara uygundur. Hesaplamalarda son 5 yıllık veriler esas alınmış, faaliyet karlılık oranı gibi objektif kriterler kullanılmıştır.
Sonuç olarak, bilirkişi raporları güvenilir, tutarlı ve mahkemenin karar vermesine yeterli teknik alt yapıyı sağlayan nitelikte değerlendirilmiştir.
IV. MAHKEMENİN ZARAR KALEMLERİ DEĞERLENDİRMESİ
A. ANA DAVA (... Güvenlik vs ... ... & ... A.Ş.)
1. ... ... Aleyhine Mahkemece Kabul Edilen Talepler
a) Kar Kaybı (2.596.000 TL)
Bilirkişi Raporlarındaki Tespit ve Hesaplama Metodolojisi:
Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede, davacı ... Güvenlik'in ... üyeliğinin devri nedeniyle mahrum kaldığı kar miktarı titizlikle hesaplanmıştır. Hesaplama metodolojisi olarak davacının son 5 yıllık (2012-2016) faaliyet verileri esas alınmış, ortalama net satış tutarı 23.600.563,43 TL ve faaliyet karlılık oranı %11,06 olarak tespit edilmiştir. Bu veriler üzerinden yıllık kar kaybı 2.596.000,00 TL olarak objektif bir şekilde hesaplanmıştır.
Hesaplama Yönteminin İsabeti:
Bilirkişi heyeti, davacının brüt kar oranı (%38,15) yerine faaliyet karlılık oranını (%11,06) kullanmasını gerekçelendirmiştir. Kar kaybı hesaplamalarında brüt satış karlılık oranlarının değil, faaliyet giderleri sonrasında elde edilen faaliyet karlılık oranının kullanılması muhasebe ilkeleri açısından daha doğru ve gerçekçidir. Bu yaklaşım, genel yönetim ve pazarlama giderlerini de dikkate aldığından, davacının gerçek karlılık durumunu yansıtmaktadır.
Yıllık Karlılık Oranlarının Tutarlılığı:
Bilirkişi raporunda davacının yıllık faaliyet karlılık oranları detaylı olarak sunulmuştur: 2012 yılında %10,4, 2013 yılında %12,71, 2014 yılında %11,38, 2015 yılında %10,9 ve 2016 yılında %9,94. Bu oranların istikrarlı seyri, hesaplama temelinin sağlam olduğunu göstermektedir.
Teknik Değerlendirme ve ...'in Kritik Önemi:
Bilirkişi heyetinin teknik üyesi tarafından yapılan değerlendirmede, ...'in IP tabanlı güvenlik sistemlerinin standartlaştırılması açısından kritik öneme sahip olduğu tespit edilmiştir. ... üyeliğinin ... ... .... tarafından ... ...'e tek taraflı olarak devredilmesi sonucunda, davacının "çok sayıda devlet ihalesine ve özel ihalelere giremeyeceği ve böylelikle büyük bir zarara uğrayacağı" hususunun haklı olduğu teknik açıdan doğrulanmıştır.
İhale Kayıpları ve Gerçekçi Hesaplama Yaklaşımı:
Davacının alamadığını iddia ettiği ihalelerin toplam değerinin yaklaşık 250 milyon TL civarında olduğu, ancak bu tutarın davacının yıllık cirolarının çok üzerinde bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle bilirkişi heyeti, gerçekçi bir hesaplama yapabilmek için davacının mevcut ticari kapasitesini esas alarak son 5 yıllık satış ortalaması üzerinden değerlendirme yapmıştır. Bu yaklaşım, hem objektif hem de makul bir hesaplama yöntemi olarak değerlendirilmiştir.
İlliyet Bağının Tespiti:
... üyeliğinin devri ile davacının ihale kayıpları arasında doğrudan illiyet bağı kurulmuştur. IP tabanlı güvenlik sistemlerinde ... standardının zorunlu hale gelmiş olması ve kamu ihalelerinde bu standardın aranması nedeniyle, ... üyeliğini kaybeden davacının fiilen ihale kayıplarına uğradığı teknik olarak ispatlanmıştır.
Raporlar Arası Tutarlılık:
Kar kaybı hesaplaması kök rapor, 1. ek rapor ve 2. ek rapor olmak üzere üç farklı bilirkişi raporunda tutarlı şekilde 2.596.000,00 TL olarak hesaplanmış ve korunmuştur. Bu tutarlılık, hesaplamanın güvenilirliğini artırmaktadır.
Hukuki Değerlendirme:
TBK'nın 50-51. maddeleri uyarınca, davacının uğradığı zarar ile davalının eylemleri arasındaki nedensellik bağı kurulmuştur. ... üyeliğinin devri davacının doğrudan kontrolü dışında bir eylem olup, bu eylem sonucunda davacının iş kaybına uğradığı objektif verilerle kanıtlanmıştır.
Sonuç:
Yukarıda belirtilen tüm gerekçeler ışığında, bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan 2.596.000,00 TL tutarındaki kar kaybının, metodolojik açıdan sağlam, teknik açıdan doğrulanmış ve hukuki açıdan dayanağı bulunan bir hesaplama olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle kar kaybı talebinin kabulü uygun görülmüştür.
b) Ardiye Giderleri (78.952 TL)
Kök Rapordaki İlk Değerlendirme ve İspat Sorunu:
Bilirkişi heyeti kök raporunda, davacı ... Güvenlik'in antrepo masrafları talebini incelemiş ve bu konuda somut belge bulunmadığını tespit etmiştir. Kök raporda "davacı ... Güvenlik'in talebi somut bulunmayıp, ispatlaması gerektiği" değerlendirmesi yapılarak, bu talebin belgelendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Ek Raporda Yapılan Detaylı İnceleme:
Ek raporda, davacı tarafından "... ardiye giderleri" başlıklı belgeler ibraz edilmiş ve bilirkişi heyeti bu belgeleri detaylı olarak incelemiştir. İnceleme sonucunda, sadece fesih öncesi döneme ait olan ve belgelendirilmiş masrafların dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dönemsel Sınırlandırma ve Belgelendirme:
Bilirkişi heyeti, davacının talep ettiği toplam 823.370,61 TL tutarındaki antrepo masrafları içerisinden, yalnızca 2015-2016 yıllarına ait ve ÜNSPED Global Lojistik firmasına ödenen 78.952,00 TL'lik kısmın distribütörlük ilişkisinin devam ettiği döneme ait olduğunu ve belgelendirilmiş olduğunu tespit etmiştir. Bu dönemsel sınırlandırma, zarar hesaplamasında objektif kriterlerin uygulandığını göstermektedir.
Giderler Arasında Ayrım Yapılması:
Bilirkişi incelemesinde, davacının talep ettiği antrepo masrafları içerisinde gümrük hizmet bedellerinin de yer aldığı tespit edilmiştir. Gümrük hizmetleri ile ardiye hizmetleri arasında ayrım yapılarak, doğrudan distribütörlük ilişkisiyle bağlantılı olan ardiye ücretlerinin ayrıştırılması isabetli bir yaklaşım olmuştur.
İlişkilendirme ve Nedensellik Bağı:
ÜNSPED firmasına ödenen ardiye ücretlerinin, davacının ... ürünlerini depolaması ve bu ürünlerin distribütörlük faaliyetleri kapsamında muhafaza edilmesi ile doğrudan ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bu giderlerin, distribütörlük ilişkisinin devam ettiği dönemde ortaya çıkmış olması ve fesih öncesi döneme ait olması, nedensellik bağını güçlendirmektedir.
Belgelendirme İlkesinin Uygulanması:
Mahkememiz, zarar hesaplamasında belgelendirilebilen ve doğrudan ilişkilendirilebilen giderlerin dikkate alınması prensibini benimsemektedir. Bu kapsamda, davacının sunduğu belgeler arasından sadece somut olarak kanıtlanabilen ve fesih öncesi döneme ait olan 78.952,00 TL tutarındaki ardiye ücretlerinin tazmin edilmesi uygun görülmüştür.
Makul Sınırlandırma Yaklaşımı:
Bilirkişi heyetinin, davacının talep ettiği toplam tutarın çok üzerindeki bir meblağ yerine, sadece belgelendirilmiş ve dönemsel olarak sınırlandırılmış kısmı kabul etmesi, mahkemenin ihtiyatlı ve objektif değerlendirme yapması açısından olumlu bir yaklaşımdır. Bu durum, tazminat hesaplamasında sübjektif değerlendirmelerden kaçınıldığını göstermektedir.
Distribütörlük Faaliyetleriyle Doğrudan Bağlantı:
Ardiye giderlerinin, davacının ... ürünlerini müşterilere ulaştırmak üzere depolaması ve bu süreçte antrepo hizmetlerinden yararlanması nedeniyle ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu giderler, distribütörlük sözleşmesi kapsamındaki ticari faaliyetlerin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmiştir.
TBK Hükümlerine Uygunluk:
TBK'nın 50-51. maddeleri uyarınca, zararın ispat edilmesi ve zarar ile hukuka aykırı eylem arasında nedensellik bağının kurulması gerekmektedir. Ardiye giderleri açısından bu şartlar, belgelendirilmiş tutarlar için yerine getirilmiştir.
Hakkaniyete Uygunluk:
Mahkememiz, davacının distribütörlük faaliyetleri nedeniyle katlandığı ve belgelendirilmiş olan ardiye giderlerinin, haklı fesih sonrasında tazmin edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varmıştır.
Sonuç:
Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında, bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen 78.952,00 TL tutarındaki ardiye giderlerinin, belgelendirilmiş olması, fesih öncesi döneme ait bulunması ve distribütörlük faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı olması nedeniyle tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu tutar, zarar hesaplamasında objektif kriterlerin uygulandığı ve ispat yükünün yerine getirildiği bir kalem olarak kabul edilmiştir.
c) Pazarlama Giderleri (300.000 TL - İslah Sınırı)
Bilirkişi Raporlarındaki Genel Tespit:
Bilirkişi heyeti, davacının 2005-2017 yılları arasındaki toplam pazarlama giderlerini 8.132.903,38 TL olarak tespit etmiştir. Bu giderlerin içeriği akaryakıt, danışmanlık, fiyat farkı, hediye ve promosyon, matbaat ve basım, reklam ve satış, temsil ve ağırlama, yurtiçi ve yurt dışı yolluk ve seyahat giderleri olarak detaylandırılmıştır. Bilirkişi, bu giderlerin "ticari faaliyetin sürdürülmesi kapsamında yüklenilmesi gereken masraflar olduğu" değerlendirmesini yapmıştır.
Normal Ticari Faaliyet Giderleri Sorunu:
Pazarlama giderlerinin ticari işletmelerin normal faaliyet giderleri içinde yer aldığı ve genel olarak bu giderlerin karşılığında işletmelerin gelir elde ettiği hususu önemli bir değerlendirme kriteri olmuştur. Yargıtay içtihatlarına göre, ticari işletmelerin normal faaliyet giderleri içinde yer alan masrafların tümünün tazminat olarak talep edilmesi kabul edilmemektedir.
Çifte Telafi Sorununun Önlenmesi:
Mahkememizce, pazarlama giderlerinin bir kısmının zaten mahrum kalınan kâr hesaplamasında dikkate alınmış olabileceği değerlendirilmiştir. Zira faaliyet karı, pazarlama giderleri düşüldükten sonra hesaplanmaktadır. Mahrum kalınan kar hesaplamasında faaliyet karlılık oranı kullanıldığı için, pazarlama giderlerinin ayrıca tam olarak tazmini çifte telafiye yol açacaktır.
Dönemsel Sınırlandırma: Feshin Yakın Dönemi Kriteri:
Mahkememiz, pazarlama giderlerinin tamamının tazmin edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, ancak feshin yakın döneminde yapılan giderlerin farklı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu kapsamda:
... üyeliğinin Aralık 2016'da devredildiği
Distribütörlük ilişkisinin 22.03.2017 veya 26.04.2017 tarihinde sona erdiği
Bu veriler ışığında "feshin yakın dönemi" olarak 2015-2016 yıllarının kabul edilmesinin makul olduğu
Bu dönemsel sınırlandırma ile toplam 2.058.105,52 TL (2015 yılı: 1.584.803,54 TL + 2016 yılı: 473.301,98 TL) tutarındaki pazarlama giderleri değerlendirme kapsamına alınmıştır.
Ticari Faaliyetin Davalı ile İlişkili Oranının Tespiti:
Bilirkişi raporunda, davacının ticari faaliyetinin "ağırlıkla davalı şirket nezdinde gerçekleştiği" tespiti yapılmıştır. Davacının %96-100 oranında davalı ile ticari faaliyet yaptığı iddiası bilirkişi tarafından doğrulanamamış, ancak "ağırlıkla" ifadesi kullanılmıştır. Mahkememizce , "ağırlıkla" ifadesinin hukuki terminolojide en az çoğunluk anlamına geldiği, yani %51 ve üzerini ifade ettiği değerlendirilmiştir.
İlişkilendirme Belirsizliği ve Ek İndirim:
Bilirkişi raporunda pazarlama giderlerinin hangilerinin doğrudan ... ürünleriyle ilişkili olduğu spesifik olarak tespit edilmemiştir. Pazarlama giderlerinin doğası gereği:
Bazı giderler doğrudan ürün tanıtımına yönelik olup tamamen ilişkilendirilebilir
Bazı giderler genel nitelikli olup, kısmen ilişkilendirilebilir
Bazıları tamamen genel kurumsal giderler olup, spesifik olarak ilişkilendirilemez
Bu belirsizlik dikkate alınarak, ilişkilendirilebilen giderlerin oranını temsil etmek üzere ikinci bir indirim faktörü olarak %50 oranının uygulanması makul görülmüştür.
Mahkememizin Hesaplama Metodolojisi:Aşağıdaki hesaplama yöntemi benimsenmiştir:
Feshin yakın dönemi: 2015-2016 yılları
Bu döneme ait toplam pazarlama giderleri: 2.058.105,52 TL
Ticari faaliyetin davalı ile ilişkili kısmı: %51 (2.058.105,52 TL × 0,51 = 1.049.633,82 TL)
İlişkilendirilebilen giderler için ek indirim: %50 (1.049.633,82 TL × 0,50 = 524.816,91 TL)
İslah Dilekçesi Sınırlaması:
Mahkememizin hesapladığı 524.816,91 TL tutarına rağmen, davacının 19.02.2025 tarihli ıslah dilekçesinde bu kalem için sadece 300.000,00 TL talep etmiş olması nedeniyle, HMK'nın 185. maddesi uyarınca davanın ıslah sınırı ile kısıtlanması gerekmiştir. Mahkeme, talep edilenden fazlasına hükmedemeyeceği ilkesi gereğince, pazarlama giderleri kalemi için 300.000,00 TL ile sınırlı kalınmıştır.
TBK ve Hakkaniyete Uygunluk:
Hakim, TBK'nın 50. Maddesindeki "Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." düzenlemesini ve TBK 51. Maddedeki "tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak" düzenlemesini dikkate alır. Bu kapsamda:
Feshin yakın dönemindeki pazarlama giderlerinin daha yakın illiyet bağına sahip olması
Normal ticari faaliyet giderleri ile zarar arasındaki ayrımın yapılması
Çifte telafiden kaçınılması
Objektif kriterlerin uygulanması
Yukarıdaki faktörler dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapılmıştır.
Sonuç:
Pazarlama giderlerinin tamamının tazminat olarak kabul edilmesi hakkaniyete uygun olmamakla birlikte, feshin yakın döneminde yapılan ve davalıyla ticari ilişki kapsamında değerlendirilebilen kısmının tazmin edilmesi uygun görülmüştür. Ancak davacının ıslah dilekçesindeki talep sınırı nedeniyle, bu kalem için 300.000,00 TL tutarında tazminatın kabulü ile yetinilmiştir. Bu yaklaşım, hem bilirkişi raporlarının objektif verilerine dayanmakta hem de hakkaniyete uygun bir sonuç doğurmaktadır.
2. ... ... Aleyhine Mahkemece Ret Edilen Talepler
a) İspat Yükü Yerine Getirilmeyen Talepler
Faiz Giderleri (18.435.958,66 TL talep edilmişti)
Bilirkişi Raporlarındaki Temel Tespit:
Bilirkişi heyeti, davacının 2007-2017 yılları arasındaki toplam faiz giderlerini 18.435.958,66 TL olarak tespit etmiş ancak bu giderlerin tazmin edilebilirliği konusunda ciddi sorunlar belirlemiştir. Bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere "davacının hangi krediyi hangi amaçla kullandığı bilinmeden, hangi krediden kaynaklı faiz giderlerinin yatırım maliyeti olarak değerlendirileceğinin tespiti söz konusu olamayacağı" değerlendirmesi yapılmıştır.
İspat Yükünün Yerine Getirilmemesi:
TBK'nın 50. maddesi uyarınca "zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Davacı, kullandığı kredilerin hangi amaçla kullanıldığını somut olarak ispat edememiştir. Kredilerin münhasıran davalı ile olan ticari ilişki için mi yoksa davacının diğer ticari faaliyetleri için mi kullanıldığı belirlenememiştir. Bu durum, temel ispat yükünün yerine getirilmediğini göstermektedir.
Dönemsel Orantısızlık ve Uzun Süre Sorunu:
Talep edilen faiz giderleri 2007-2017 yılları arasındaki 10 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Bu uzun süre içerisinde alınan tüm kredilerin davaya konu distribütörlük ilişkisinin ihlali ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Özellikle ... üyeliğinin devri (Aralık 2016) ve fesih (Mart/Nisan 2017) öncesindeki uzun döneme ait faiz giderlerinin tazmin edilmesi için hukuki dayanak bulunmamaktadır.
Baskı İddiasının İspatlanamaması:
Davacı, davalının "sürekli olarak mal alımı yapılması yönünde baskıları sebebiyle kredi kullanmak zorunda kaldığı" iddiasında bulunmuştur. Ancak bu iddia bilirkişi raporlarında doğrulanamamış ve sadece davacının beyanı olarak kalmıştır. İddia edilen mail yazışmaları ve deliller, baskı unsurunun varlığını objektif olarak kanıtlayamamıştır.
Şirketin Mali Durumu ve Kredi Kullanım Tercihi:
Bilirkişi raporunda kritik bir tespit yapılarak, davacı şirketin "sürekli artan karlılık ve buna dayalı öz varlık mevcudiyeti" olduğu belirtilmiştir. Bu durum, şirketin kredi kullanım tercihinin zorunluluk değil, bir finansman stratejisi olabileceğini düşündürmektedir. Ekonomik açıdan güçlü bir şirketin kredi kullanımının, davalının baskısından ziyade kendi ticari tercihlerine dayandığı anlaşılmaktadır.
Normal Ticari Faaliyet ve Risk Yönetimi:
İşletmelerin ticari faaliyetlerini finanse etmek için kredi kullanmaları normal bir ticari faaliyettir ve her işletmenin kendi risk yönetimi kapsamındadır. Davacının bir ticari işletme olarak finansal kararlarını kendi ticari öngörüleri çerçevesinde almış olması, bu giderlerin davalıya yükletilmesini gerektirmez.
Nedensellik Bağının Kopukluğu:
Faiz giderleri ile taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisi arasında doğrudan ve ispat edilebilir bir bağlantı kurulamamıştır. Pazarlama giderlerinden farklı olarak, kredilerin spesifik olarak ... ürünlerinin alımı için kullanıldığını gösteren somut belgeler (örneğin spesifik ... ürünlerinin alımı için kullanılan akreditif kredileri gibi) mevcut değildir.
Yargıtay İçtihatları ve Hukuki İlkeler:
Yargıtay içtihatlarına göre, zarar ve tazminat talepleri arasında illiyet bağının kurulması gerekmektedir. Faiz giderleri açısından bu bağ kurulamamıştır. Ayrıca, işletmelerin normal ticari faaliyetleri kapsamındaki finansman giderlerinin tümünün tazminat konusu edilmesi, ticari hayatın olağan akışına aykırıdır.
Objektif Değerlendirme ve Hakkaniyete Uygunluk:
Mahkememiz, tazminat hesaplamasında objektif kriterlerin uygulanması ve sübjektif değerlendirmelerden kaçınılması ilkesini benimsemektedir. Faiz giderleri açısından objektif kriterler mevcut olmadığından, bu talebin kabulü hakkaniyete uygun görülmemiştir.
TBK Hükümlerine Uygunsuzluk:
TBK'nın 50-51. maddeleri uyarınca, zararın ispat edilmesi ve zarar ile hukuka aykırı eylem arasında nedensellik bağının kurulması gerekmektedir. Faiz giderleri açısından bu şartlar yerine getirilmemiştir:
Hangi kredilerin davaya konu ilişki için kullanıldığı ispat edilememiştir
Nedensellik bağı kurulamamıştır
Zarar ile davalının eylemleri arasındaki illiyet bağı gösterilememiştir
Sonuç:
Yukarıda belirtilen tüm gerekçeler ışığında, davacının talep ettiği 18.435.958,66 TL tutarındaki faiz giderlerinin:
Temel ispat yükünün yerine getirilmemesi
Kredilerin hangi amaçla kullanıldığının tespit edilememesi
Baskı iddiasının doğrulanamaması
Şirketin mali durumunun kredi kullanım zorunluluğunu gerektirmemesi
Faiz giderleri ile distribütörlük ilişkisi arasında nedensellik bağının kurulamaması
Normal ticari faaliyet kapsamındaki finansman tercihleri olması
nedenleriyle tazminat konusu edilemeyeceği sonucuna varılmış ve bu talebin tamamen reddedilmesi uygun görülmüştür.
Stok Zararları (İslah ile 1.000.000 TL)
Dava Konusu Açısından Temel Sorun:
Bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere "asıl davada stok bedellerine ilişkin bir talep olmadığı, bu talebin birleşen davada yer aldığı" tespit edilmiştir. Davacı ... Güvenlik'in ana davasında stok zararları talep edilmemiş olmasına rağmen, ıslah dilekçesinde bu kalem için 1.000.000 TL talep etmesi, talebin niteliği ve kapsamı açısından sorun oluşturmaktadır.
Bilirkişi Raporlarındaki Değerlendirmeler:
eek bilirkişi raporunda, davacının uzman görüşünde yer alan stok değerlendirmeleri incelenmiştir. Uzman görüşünde:
Millileştirilmemiş (antrepoda): 391.802,75 USD
Millileştirilmiş (şirket deposunda): 450.813,57 USD
Toplam: 842.616,32 USD
tutarında atıl stok tespit edildiği iddia edilmiştir.
Bilirkişi Heyetinin Kritik Tespitleri:
Bilirkişi heyeti, uzman görüşündeki stok hesaplamalarını değerlendirirken şu önemli tespitleri yapmıştır:
Ürün Ayrımı Sorunu: "Antrepoda bulunan mal miktarının tespit edilmiş olması olup, münhasıran dava konusu edilen 'kamera' ürünleri yönünden bir ayrıma gidilmemiş olması" sorunu belirlenmiştir.
Tutarların Tutarsızlığı: Kök raporun hazırlanması aşamasında merkez depoda 389.860,40 USD, antrepoda 391.802,75 USD tutarında kamera stoku raporlanmışken, uzman görüşünde merkez depoda 450.813,57 USD tutarında mal varlığı tespit edilmiştir. Bu tutarsızlığın tarih farklılığından kaynaklandığı değerlendirilmiştir.
Dava Konusu İhtilafın Çözümüne Katkı Sağlamama:
Bilirkişi heyeti, uzman görüşünde belirtilen atıl stok miktarlarının "dava konusu ihtilafın çözümüne katkı sağlamayacağı" değerlendirmesinde bulunmuştur. Bu tespit, stok zararları talebinin hukuki ve teknik açıdan dayanak bulmaması anlamına gelmektedir.
Hangi Stokların ... Sorunu Nedeniyle Atıl Kaldığının Belirlenmemesi:
En kritik sorun, hangi stokların ve spesifik olarak ... üyeliğinin devri nedeniyle atıl kaldığının somut olarak gösterilememesidir. Bilirkişi raporunda "davacının 15.05.2017 tarihi itibarıyla elinde atıl kalan ... markalı kameraların miktar ve tutarının açıkça ortaya konulamadığı" tespiti yapılmıştır.
Tarih ve Dönem Belirsizliği:
Davacının sunduğu atıl stok listelerinin hangi tarih aralığındaki stok durumunu gösterdiği net değildir. Dava tarihi olan 15.05.2017 itibariyle bu stokların gerçekten mevcut olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu belirsizlik, tazminat hesaplaması için gerekli olan somut delil niteliğini ortadan kaldırmaktadır.
... Yokluğu ile Atıl Kalma Arasındaki Bağlantının İspatlanamaması:
Stoklardaki ürünlerin ve ... üyeliğinin devredilmesi nedeniyle gerçekten işlevsiz hale geldiğini gösteren somut teknik deliller sunulamamıştır. Ürünlerin:
Hangi tarihte üretildiği
... özelliğine sahip olup olmadığı
... üyeliğinin devri sonrasında gerçekten kullanılamaz hale gelip gelmediği
Alternatif kullanım imkanlarının bulunup bulunmadığı
konularında yeterli teknik analiz yapılmamıştır.
İspat Yükünün Yerine Getirilmemesi:
TBK'nın 50. maddesi uyarınca davacı, uğradığını iddia ettiği zararı ispat etmekle yükümlüdür. Stok zararları açısından:
Hangi ürünlerin zarar konusu olduğu net değildir
Bu ürünlerin değerindeki düşüş objektif kriterlerle hesaplanamamıştır
... sorunu ile değer kaybı arasındaki nedensellik bağı kurulamamıştır
Dava tarihi itibariyle stokların varlığı kesin olarak tespit edilememiştir
Ekonomik Yarar Değerlendirmesi:
Objektif Değerlendirme İlkesi:
Mahkememiz, zarar hesaplamasında objektif ve somut delillere dayanan değerlendirmeler yapılması ilkesini benimsemektedir. Stok zararları açısından bu objektif kriterler sağlanamamıştır.
Sonuç:
Yukarıda belirtilen tüm gerekçeler ışığında, davacının ıslah dilekçesiyle talep ettiği 1.000.000 TL tutarındaki stok zararlarının:
Hangi stokların ... sorunu nedeniyle atıl kaldığının somut olarak gösterilememesi
Dava tarihi itibariyle stok varlığının kesin olarak tespit edilememesi
... yokluğu ile değer kaybı arasındaki nedensellik bağının kurulamaması
Uzman görüşündeki hesaplamaların tutarsızlık içermesi
Bilirkişi heyetinin "dava konusu ihtilafın çözümüne katkı sağlamayacağı" değerlendirmesi
Temel ispat yükünün yerine getirilmemesi
nedenleriyle tazminat konusu edilemeyeceği sonucuna varılmış ve bu talebin tamamen reddedilmesi uygun görülmüştür.
Montaj Hattı Masrafları (1.015.711,06 TL)
Talep Edilen Masraf Kalemlerinin Ayrıştırılması:
Davacının montaj hattı kurulumu için talep ettiği toplam 1.015.711,06 TL tutarındaki masraf iki ana kalemden oluşmaktadır:
Arsa Yatırımı: Gebze ilçesindeki arsa için 500.000,00 TL
Diğer Montaj Hattı Masrafları: 515.711,06 TL (bu tutarın 288.137,15 TL'lik kısmı finansal kiralama kayıtları)
Bilirkişi Raporlarındaki Temel Tespitler:
Bilirkişi heyeti, montaj hattı masraflarını detaylı olarak incelemiş ve aşağıdaki kritik tespitleri yapmıştır:
Tarihsel Değerlendirme: Gebze'deki arsanın 25.06.2008 tarihinde 500.000,00 TL'ye satın alındığı ve şirket aktifine kaydedildiği belirlenmiştir.
Faydalı Ömür Analizi: Montaj hattı kurulumu için yapılan diğer masrafların amortismana tabi varlıklar olduğu ve bu varlıkların dava tarihi (15.05.2017) itibarıyla faydalı ömürlerini tamamladıkları tespit edilmiştir.
Ekonomik Yarar Tespiti: "Montaj Hattı Kurulumu için yapılan yatırım ve masraflardan dava tarihine kadar geçen sürede faydalanılmış olduğu" değerlendirmesi yapılmıştır.
Arsa Yatırımının Değerlendirilmesi:
Duran Varlık Niteliği ve Tercih Unsuru:
Bilirkişi raporunda "arsa bir duran varlıktır ve atıl bırakılması davacının kendi tercihidir" tespiti yapılmıştır. Bu değerlendirme son derece önemlidir çünkü:
Gayrimenkul yatırımları genellikle değer kazanan yatırımlardır
2008-2017 arası 9 yıllık sürede arsanın piyasa değerinin muhtemelen artmış olması beklenir
Arsanın başka amaçlarla değerlendirilmemesi tamamen davacının kendi işletme tercihidir
Spesifik Kullanım Zorunluluğunun Olmaması:
"Arsanın sadece montaj hattı için kullanılabileceğine dair bir delil yoktur" tespiti, arsanın alternatif kullanım imkanlarının bulunduğunu göstermektedir. Davacının arsayı sadece montaj hattı için tahsis etmesi, ticari tercihine dayalı bir karardır.
Diğer Montaj Hattı Masraflarının Değerlendirilmesi:
Amortisman İlkesi:
Bilirkişi raporunda "fatura içeriklerinin amortismana tabi varlıklar olduğu anlaşılmakta olup, bu varlıkların dava tarihi itibarıyla faydalı ömürlerini tamamladıkları" belirtilmiştir. Bu tespit:
Muhasebe ilkelerine uygun bir değerlendirmedir
Yatırımların ekonomik değerlerinin kullanımla birlikte azaldığını gösterir
Dava tarihinde (2017) bu varlıkların sıfıra yakın bir değere sahip olduğunu ortaya koyar
Finansal Kiralama Belirsizliği:
288.137,15 TL tutarındaki finansal kiralama kayıtları konusunda, dosyada leasing sözleşmelerinin bulunmadığı ve hangi mal ya da hizmet için yapıldığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Bu belirsizlik, tazminat talebinin reddi için yeterli bir gerekçe oluşturmaktadır.
Ekonomik Yarar İlkesi ve Çifte Faydalanma Sorunu:
Yatırımdan Elde Edilen Faydalar:
Davacı, montaj hattı yatırımından dava tarihine kadar geçen sürede (2008-2017 arası yaklaşık 9 yıl) ekonomik yarar sağlamıştır. Bu süreçte:
Üretim kapasitesi artmıştır
Ticari faaliyetler gelişmiştir
Yatırımın getirisi davacının ticari faaliyetlerinden elde ettiği gelirlere yansımıştır
Çifte Faydalanma Yasağı:
Bir yandan bu yatırımdan ekonomik yarar sağlayıp diğer yandan yatırım bedelinin tazminini talep etmek hakkaniyete uygun düşmemektedir. Bu durum, hukuki anlamda çifte faydalanma teşkil eder.
Nedensellik Bağının Kopukluğu:
Doğrudan İlliyet Sorunu:
Montaj hattı kurulumu ile davalının ... üyeliğini devretmesi eylemleri arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamamaktadır. Çünkü:
Montaj hattı 2008 yılında kurulmuştur
... sorunu 2016-2017 yıllarında ortaya çıkmıştır
Aradan geçen uzun süre nedensellik bağını zayıflatmaktadır
Alternatif Değerlendirme İmkanları:
Davacının montaj hattını ve arsayı alternatif şekillerde değerlendirme imkanı bulunmaktadır. Bu varlıkların tamamen işlevsiz hale geldiğini söylemek mümkün değildir.
TBK Hükümlerine Uygunsuzluk:
Zarar Unsuru:
TBK'nın 50-51. maddelerine göre, tazminat talep edebilmek için gerçek bir zararın varlığı gereklidir. Montaj hattı masrafları açısından:
Arsanın değer kaybettiği ispat edilememiştir (muhtemelen değer kazanmıştır)
Diğer yatırımlar faydalı ömürlerini tamamlamış ve ekonomik değerlerini davacıya sağlamıştır
Gerçek bir zarar ortaya çıkmamıştır
İlliyet Bağı:
Zarar ile davalının eylemleri arasında gerekli nedensellik bağı kurulamamıştır.
Ticari İşletmecilik İlkeleri:
Ticari işletmelerin yatırım kararları, kendi risk değerlendirmelerine ve iş planlarına dayanır. Davacının montaj hattı kurma kararı:
Kendi ticari stratejisinin bir parçasıdır
Normal ticari risk kapsamında değerlendirilmelidir
Bu riski davalıya yükletmek hakkaniyete uygun değildir
Sonuç:
Yukarıda belirtilen tüm gerekçeler ışığında, davacının talep ettiği toplam 1.015.711,06 TL tutarındaki montaj hattı masraflarının:
Arsa yatırımı (500.000 TL) açısından: Duran varlık niteliğinde olması, atıl bırakılmasının davacının tercihi olması, alternatif kullanım imkanları bulunması ve muhtemelen değer kazanmış olması
Diğer masraflar (515.711,06 TL) açısından: Faydalı ömürlerini tamamlaması, davacının bu yatırımlardan uzun süre ekonomik yarar sağlamış olması ve amortisman ilkelerine göre değerinin sıfırlanmış olması
Genel açıdan: Nedensellik bağının kopuk olması, gerçek bir zararın oluşmaması ve çifte faydalanma sorunu
nedenleriyle tazminat konusu edilemeyeceği sonucuna varılmış ve bu talebin tamamen reddedilmesi uygun görülmüştür.
b) Şartları Bulunmayan / İlliyet Bağı Kurulamayan Talepler
Denkleştirme Tazminatı
TTK m.122'nin Hukuki Çerçevesi ve Şartları:
Denkleştirme tazminatı, TTK'nın 122. maddesinde düzenlenmiş olup, acentelik sözleşmelerinin sona ermesi halinde belirli şartların varlığında acente lehine öngörülmüş özel bir tazminat türüdür.
Denkleştirme tazminatı, TTK'nın 122. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin 1. fıkrası uyarınca II - Denkleştirme istemi
MADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona
ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye
kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla
sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun
düşüyorsa,
acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya
diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse,
faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
" acente denkleştirme tazminatı talep edebilir. Bu hükmün uygulanabilmesi için temel şartların varlığı aranmaktadır.
Davalı ... ...'nin Piyasadan Çekilmesi:
Bilirkişi raporlarında ve dava dosyasında objektif olarak tespit edildiği üzere, davalı ... ... ... güvenlik kamerası pazarından tamamen çekilmiştir. Bu durum kalıcı nitelik taşımakta olup, geçici bir piyasa terki değil, sektörden stratejik bir çıkış anlamına gelmektedir. ... üyeliğinin ... ...'e devredilmesi de bu çıkışın teyidini oluşturmaktadır.
Temel Şartın Oluşmaması:
... ...'nin piyasadan çekilmesi nedeniyle, davacının bulduğu müşteri portföyünden davalının herhangi bir menfaat elde etmesi fiilen imkansız hale gelmiştir. TTK m.122/1'de aranan "önemli menfaatler elde etme" şartı:
Şu anda mevcut değildir
Gelecekte de gerçekleşme ihtimali bulunmamaktadır
Kalıcı olarak ortadan kalkmıştır
Müşteri Portföyünden Yararlanma İmkansızlığı:
Denkleştirme tazminatının temel mantığı, acentenin emek ve çabasıyla oluşturduğu müşteri portföyünden müvekkilin sözleşme sonrası dönemde de yararlanmasını engellemek veya bu yararlanma karşılığında tazminat ödemektir. Ancak ... ...'nin sektörden tamamen çıkması durumunda:
Müşteri portföyü ... ... için artık hiçbir değer taşımamaktadır
Bu müşterilerle ticari ilişki kurma imkanı bulunmamaktadır
Portföyden ekonomik yarar sağlama ihtimali sıfırlanmıştır
Bilirkişi Heyetinin Tutarlı Değerlendirmesi:
Bilirkişi heyeti kök rapor, 1. ek rapor ve 2. ek rapor olmak üzere tüm raporlarda tutarlı şekilde denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmadığı değerlendirmesini yapmıştır. "Davalının piyasadan çekildiği, dolayısıyla davacının bulduğu müşterilerden artık menfaat elde etme durumunun söz konusu olmadığı" tespiti, objektif verilere dayalı bir sonuçtur.
Alternatif Hesaplama ve Prensip Tutumu:
Bilirkişi heyeti, mahkemenin aksi görüşte olması ihtimaline karşı TTK 122/2 maddesine göre denkleştirme tazminatı üst sınırını 6.318.017,15 TL (5 yıllık brüt kar ortalaması) olarak hesaplamış olmakla birlikte, prensip olarak şartların oluşmadığı görüşünü muhafaza etmiştir.
Hakkaniyete Uygunluk:
Hiçbir menfaat elde etmeyen ve elde etme ihtimali bulunmayan bir tarafa denkleştirme tazminatı ödetilmesi, tazminatın temel amacına ve hakkaniyete aykırıdır. Tazminat hukuku, gerçek bir menfaat transferi olmaksızın tazminat ödenmesini öngörmez.
Sonuç:
TTK m.122/1'in temel şartı, davalı ... ...'nin güvenlik kamerası pazarından tamamen çekilmesi nedeniyle oluşmadığı objektif olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle denkleştirme tazminatı talebinin hukuki dayanağı bulunmadığından reddedilmesi uygun görülmüştür.
İşçi Tazminatları
Bilirkişi Raporlarındaki Tespitler:
Bilirkişi heyeti, davacı şirketin sunduğu belgelerden 4 kişinin işten çıktığını tespit etmiştir. Bu personelin ayrılış şekilleri detaylı olarak incelenmiş ve şu bulgulara ulaşılmıştır:
2 kişinin istifa ve emeklilik şartlarının tamamlanması nedeniyle işten ayrıldığı
Diğer 2 kişinin ise hizmet akdinin istifa yolu ile sonlandığı
İş Akdi Sona Erme Şekillerinin Değerlendirilmesi:
İstifa ve emeklilik nedeniyle işten ayrılan personele tazminat ödenmesi İş Kanunu uyarınca zorunlu değildir. İstifa eden işçilere de kural olarak kıdem ve ihbar tazminatı ödenmez. Bilirkişi raporunda tespit edilen işten ayrılış şekilleri, bu kişilere yasal zorunluluk bulunmaksızın tazminat ödendiğini göstermektedir.
Departman ve Görev Belirsizliği:
Bilirkişi raporunda "bahse konu personelin şirketteki iş tanımları ve çalıştıkları departmanların neler oldukları tespit edilebilir nitelikte değildir" tespiti yapılmıştır. Bu belirsizlik kritik önem taşımaktadır çünkü:
İşten ayrılan personelin doğrudan ... ürünleriyle ilgili departmanlarda çalışıp çalışmadığı bilinmemektedir
Pazarlama ve satış departmanı dışında da yönetim, teknik ve benzeri departmanların bulunduğu değerlendirilmektedir
Hangi personelin distribütörlük faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olduğu tespit edilememiştir
Nedensellik Bağının Kurulamaması:
Personel çıkışları ile davalının ... üyeliğini devretmesi eylemi arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamamaktadır. Çünkü:İşten ayrılmaların ne zaman gerçekleştiği net değildir... sorununun personel değişiklikleriyle ilişkisi somut olarak gösterilmemiştirPersonel hareketleri şirketlerin olağan işleyişinin bir parçasıdır
İspat Yükünün Yerine Getirilmemesi:
TBK'nın 50. maddesi uyarınca davacı, personel tazminatlarının davalının eylemleri nedeniyle doğduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Ancak:Hangi personele hangi nedenle tazminat ödendiği net değildir
Bu ödemelerin zorunlu mu yoksa gönüllü mü yapıldığı belirsizdir
Davalının eylemleri ile personel çıkışları arasındaki bağlantı gösterilememiştir
Normal Ticari Faaliyet Kapsamında Değerlendirme:
Personel değişiklikleri ve buna bağlı tazminat ödemeleri, ticari işletmelerin normal faaliyet döngüsünün bir parçasıdır. Her işletme zaman zaman personel değişikliği yaşar ve bu durum:
İşletmenin doğal gelişim süreci içindedir
Dış faktörlere bağlanamayacak içsel kararları içerebilir
İşgücü planlaması ve organizasyonel yapılanma kapsamında değerlendirilmelidir
Belgelendirme Eksikliği:
Davacı tarafından sunulan belgeler, işçi tazminatları konusunda yeterli detay içermemektedir:
Tazminat ödemelerinin yasal zorunluluk mu yoksa şirket politikası mı olduğu belirsizdir
İkale sözleşmesi varlığı tespit edilememiştir
Personelin görev tanımları ve departmanları net değildir
Distribütörlük Faaliyetleriyle İlişki:
İşten ayrılan personelin distribütörlük faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olduğu somut olarak gösterilememiştir. Şirketin farklı departmanlarında çalışan personelin ... ürünleriyle ilgisi bulunmayabilir ve bu durumda söz konusu tazminatların dava konusu uyuşmazlıkla bağlantısı kurulamaz.
Sonuç:
İşçi tazminatları talebinin:
Personel ayrılış şekillerinin yasal tazminat zorunluluğu doğurmamasıİşten ayrılan personelin görev ve departmanlarının tespit edilememesiPersonel değişiklikleri ile davalının eylemleri arasında nedensellik bağının kurulamamasıNormal ticari faaliyet kapsamında değerlendirilebilecek işgücü hareketleri olmasıİspat yükünün yerine getirilmemesiDistribütörlük faaliyetleriyle doğrudan ilişkinin gösterilememesi
nedenleriyle reddedilmesi uygun görülmüştür.
3. ... A.Ş. Aleyhine Davanın Tamamen Reddedilmesi
Distribütörlük Sözleşmesinin Tarafı Olmama:
Bilirkişi raporlarında açıkça tespit edildiği üzere, ... ... Ticaret A.Ş. distribütörlük sözleşmelerinin imzalayan tarafı değildir. 01.06.2005, 01.01.2007 ve 01.01.2008 tarihli üç distribütörlük sözleşmesi ... ... ... ile davacı ... Güvenlik arasında akdedilmiş olup, ... A.Ş.'nin bu sözleşmelerde taraf sıfatı bulunmamaktadır.Sözleşmesel Yükümlülük Altında Olmama:... A.Ş.'nin distribütörlük sözleşmelerinin tarafı olmaması nedeniyle:
Doğrudan sözleşmesel yükümlülük altında bulunmamaktadır... üyeliğinin devri kararı ... ... tarafından alınmıştırSözleşme ihlali sorumluluğu birincil olarak ... ...'ye aittir... A.Ş.'nin bağımsız hukuki sorumluluğu bulunmamaktadır
TTK m.103 Hükmünün Uygulanabilirlik Şartları:
Bilirkişi raporlarında TTK m.103 kapsamında ... A.Ş.'nin sorumlu tutulabileceği değerlendirilmiş, ancak bu maddenin uygulanması için gerekli şartlar somut olayda tam olarak oluşmamıştır:
Alternatif Sorumluluk Karakteri: TTK m.103, yabancı tacirin Türkiye'de bulunmaması durumunda davada yabancı taciri, onun adına işlem yapan kişilerin temsil edilmesi yoluyla yabancı tacir hakkında hüküm kurulmasını sağlamaktır. Ancak somut olayda asıl sorumlu ... ...'nin de davada bulunması nedeniyle alternatif sorumluluk yoluna başvurma ihtiyacı kalmamıştır.
Koruma Amacının Gerçekleşmesi: TTK m.103'ün koruma amacı, yabancı tacirle işlem yapan Türk vatandaşlarının mağdur olmasını önlemektir. Bu amaç, ana sorumlu ... ...'nin davada bulunması ve ona karşı hüküm tesis edilmesiyle sağlanmıştır.
İfa Yardımcısı Konumu ve Sınırları:
Bilirkişi raporlarında ... A.Ş.'nin ... ...'nin "ifa yardımcısı/yardımcı şahıs" konumunda faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Ancak bu durum:
... A.Ş.'ni asıl borçlu konumuna getirmez
Doğrudan tazminat sorumluluğu doğurmaz
Ana sorumluya (... ...) ek bir sorumluluk değil, onun yerine geçici bir sorumluluk öngörür
Bağımsız Tüzel Kişilik İlkesi:
... A.Ş. bağımsız bir tüzel kişi olup, ana şirket ... ...'den ayrı hukuki varlığa sahiptir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması için:
Kötüye kullanım halinin somut olarak ispatlanması
TMK m.2-3 hükümlerine aykırılığın gösterilmesi
Hakkın kötüye kullanılması durumunun objektif olarak belirlenmesi gerekmektedir
Bu şartların oluşup oluşmadığının takdiri mahkemeye ait olmakla birlikte, dosyada bu yönde yeterli delil bulunmamaktadır.
Faturalama ve Garanti Belgelerinin Değerlendirilmesi:
Bilirkişi raporlarında ... A.Ş.'nin davacıya 2011, 2016, 2017 yıllarına ait faturalar kestiği ve "Garanti Taahhüdü" ile "Yetki Belgesi" verdiği tespit edilmiştir. Ancak bu faaliyetler:
... ... adına yapılan işlemlerdir
Bağımsız sorumluluk doğurmaz
Ana distribütörlük ilişkisinin yardımcı unsurları niteliğindedir
Zarar ile ... A.Ş. Eylemleri Arasında Nedensellik Bağının Kopukluğu:
Davacının uğradığı zararların doğrudan sebebi ... üyeliğinin devredilmesidir. Bu karar:
... ...'nin kurumsal kararıdır
... A.Ş.'nin yetki alanında değildir
Türkiye'deki şirketin (... A.Ş.) etki edebileceği bir konu değildir
İspat Yükünün Yerine Getirilmemesi:
Davacı, ... A.Ş.'nin doğrudan zarara sebep olduğunu ve bağımsız sorumluluğu bulunduğunu ispat edememiştir.
Ana Sorumlu ile Yardımcı Arasındaki Ayrım:
Hukuki sorumluluk açısından ana sorumlu (... ...) ile yardımcı konumdaki şirket (... A.Ş.) arasında net ayrım yapılması gerekmektedir:
Sorumluluk ... ...'ye aittir
... A.Ş. yardımcı/aracı konumdadır
Ekonomik Gerçeklik ve Hukuki Form:
... A.Ş.'nin ... ...'nin Türkiye operasyonlarını yürüten şirket olması ekonomik bir gerçeklik olmakla birlikte, hukuki form açısından bağımsız tüzel kişi statüsü korunmalıdır. Ekonomik bağlılık tek başına hukuki sorumluluğu gerektirmez.
Sonuç:
... ... Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın:
Distribütörlük sözleşmelerinin tarafı olmaması
Doğrudan sözleşmesel yükümlülük altında bulunmaması
TTK m.103'ün uygulama şartlarının oluşmaması
Ana sorumlu ... ...'nin davada bulunması nedeniyle alternatif temsli ihtiyacının kalmaması
Tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluşmaması
Zarar ile ... A.Ş.'nin eylemleri arasında doğrudan nedensellik bağının kurulamaması
İspat yükünün yerine getirilmemesi
nedenleriyle tamamen reddedilmesi uygun görülmüştür.
B. BİRLEŞEN DAVA (... Mühendislik vs ... A.Ş.)
a) İspat Yükü Yerine Getirilmeyen Somut Talepler
TBK m.50 Uyarınca İspat Yükü İlkesi:
TBK'nın 50. maddesi uyarınca "zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Birleşen davada davacı ... Mühendislik, iddia ettiği tüm zarar kalemleri açısından bu temel ispat yükünü yerine getirememiştir. Bu durum, tazminat hukukunun en temel ilkelerinden birinin ihlali anlamına gelmektedir.
Atıl Stoklar (Merkez depoda 389.860,40 USD, antrepoda 391.802,75 USD)
Dava Tarihi İtibariyle Stok Varlığının İspatlanamaması:
Bilirkişi heyeti, davacının "15.05.2017 tarihi itibariyle elinde atıl kalan ... markalı kameraların miktar ve tutarının açıkça ortaya konulamadığı" tespitini yapmıştır. Davacı tarafından sunulan stok listelerinin hangi tarih aralığındaki durumu gösterdiği net değildir ve dava tarihi itibariyle bu stokların gerçekten mevcut olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
... Yokluğu ile Atıl Kalma Arasındaki Bağlantının Gösterilememesi:
En kritik sorun, stoklardaki ürünlerin ... üyeliğinin devredilmesi nedeniyle gerçekten işlevsiz hale geldiğini gösteren somut teknik delillerin sunulamamasıdır. Davacı şu hususları ispat edememiştir:
Hangi ürünlerin ... özelliğine sahip olup olmadığı
... üyeliğinin devri sonrasında bu ürünlerin gerçekten kullanılamaz hale gelip gelmediği
Alternatif kullanım imkanlarının bulunup bulunmadığı
Filtreleme ve Ayrıştırma Sorunu:
Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, "münhasıran dava konusu edilen 'kamera' ürünleri yönünden bir ayrıma gidilmemiş olması" ciddi bir ispat eksikliğidir. Davacının sunduğu stok listelerinde:
Hangi ürünlerin kamera olduğu net değildir
... markalı diğer ürünlerle kameralar ayrıştırılmamıştır
Dava konusu olmayan ürünlerin karışma ihtimali bulunmaktadır
Yedek Parça Zararları (440.477,37 USD)
Teknik Belgelendirme Eksikliği:
Bilirkişi heyeti, "bu iddia ve buna dayalı hesaplama ispata muhtaç görünmektedir. Zira bu durumun doğrulanması ancak servis formaları ve bu servis formlarında belirtilen sorular ile bunların çözümüne ilişkin teknisyen notları önem arz etmektedir" değerlendirmesini yapmıştır.
Davacı tarafından sunulması gereken ancak sunulamayan belgeler:
Servis Formları: Hangi ürünlerde arıza çıktığını gösteren belgeler
Teknisyen Notları: Arızaların çözümü için yapılan işlemlerin detayları
Depo Çıkış İrsaliyeleri: Stok ürünlerin yedek parça olarak kullanıldığını gösteren belgeler
Sistem Verileri: İddiaların elektronik ortamdaki tevsik belgeleri
İddialar ile Sistem Verileri Arasındaki Uyumsuzluk:
Bilirkişi raporunda "davacı tarafından sunulan tabloların sistem verileri ile tevsik edilmediği" tespiti yapılmıştır. Bu durum, davacının iddialarının objektif verilerle desteklenmediğini göstermektedir.
... Özelliği Bulunmayan Ürünlerin Ayıplı Olduğu İddiası
Teknik İnceleme Eksikliği:
Bilirkişi raporlarında ürünlerin ... özelliğini taşıyıp taşımadığının teknik olarak tespit edilmemesi kritik bir eksikliktir. Davacının elindeki ürünlerin tek tek incelenerek ... özelliğinin bulunup bulunmadığının tespiti yapılmamıştır.
Ayıp İddiasının Somutlaştırılamaması:
TBK'nın ayıplı ifa hükümlerinin uygulanabilmesi için:
Somut ürünlerin ayıplı olduğunun teknik olarak gösterilmesi
Ayıbın niteliği ve kapsamının belirlenmesi
Ayıp nedeniyle doğan zararın hesaplanması gerekmektedir
Bu unsurların hiçbiri davacı tarafından yeterince ispat edilmemiştir.
Zarar Hesaplamasının Yapılamaması:
Ayıp iddiasının teknik olarak doğrulanamaması nedeniyle, bu iddiaya dayalı zarar miktarının objektif kriterlerle hesaplanması mümkün olmamıştır.
Genel İspat Eksiklikleri:
İş Kaybı ve Ticari Kayıplar:
Hangi müşterilerin kaybedildiğine dair somut bilgi sunulmamıştır
... özelliği yokluğu nedeniyle somut iş kaybının belgelenmemesi
Müşteri şikayetleri ve kayıplarının objektif verilerle desteklenmemesi
Değer Düşüklüğü:
Ürünlerin piyasa değerindeki düşüşün objektif kriterlerle hesaplanamaması
Bağımsız ekspertiz raporu sunulmamıştır
Karşılaştırmalı değer analizi yapılmamıştır
Entegrasyon Sorunları:
Teknik zarar miktarının somutlaştırılamaması
Entegrasyon sorunları nedeniyle yaşanan somut zararların belgelenmemesi
Müşteri projelerindeki aksamaların mali boyutunun gösterilememesi
Bilirkişi Heyetinin Genel Değerlendirmesi:
Bilirkişi heyeti, birleşen davadaki tüm talepler için tutarlı bir değerlendirme yapmış ve "davacı tarafından sunulan tabloların sistem verileri ile tevsik edilmediği" ile taleplerin "ispata muhtaç" olduğu sonucuna varmıştır. Bu değerlendirme, davacının temel ispat yükünü yerine getiremediğini objektif olarak ortaya koymaktadır.
Sonuç:
Birleşen davadaki tüm taleplerin, TBK m.50 uyarınca davacının ispat yükü altında olduğu temel unsurları ispat edememesi nedeniyle reddedilmesi uygun görülmüştür. Atıl stoklar, yedek parça zararları ve ayıplı ifa iddiaları için gerekli teknik belgeler, sistem verileri ve objektif deliller sunulamadığından, bu taleplerin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
b) İspat Yükü Yerine Getirilmeyen Genel İddialar
Somutlaştırma Yükümünün Yerine Getirilmemesi:
Birleşen davada davacı ... Mühendislik, somut zarar kalemleri dışında bir dizi genel iddiada bulunmuş, ancak bu iddiaları yeterince somutlaştırıp belgeleyememiştir. HMK'nın 119. maddesi uyarınca taraflar, iddialarını somutlaştırmak ve ispat etmekle yükümlüdür.İş Kaybı ve Ticari KayıplarMüşteri Kayıplarının Belgelenmemesi:Davacı, ... özelliği yokluğu nedeniyle müşteri kaybettiğini iddia etmiş, ancak:
Hangi müşterilerin kaybedildiği somut olarak belirtilmemiştirMüşteri kayıplarının ... sorunu ile doğrudan ilişkisi gösterilememiştirKaybedilen müşterilerin ticari değeri hesaplanmamıştır
Alternatif sebeplerden kaynaklanan müşteri kayıpları ayrıştırılmamıştırProje ve İhale Kayıplarının Somutlaştırılamaması:İddia edilen iş kayıpları için:Hangi projelerin kaybedildiği net değildirİhale kayıpları ile ... sorunu arasındaki nedensellik bağı kurulmamıştırKaybedilen işlerin tutarı objektif verilerle desteklenmemiştirRekabet koşulları ve diğer faktörlerin etkisi değerlendirilmemiştirPazar Payı Kaybının Ölçülememesi:
Davacının pazar payında yaşandığını iddia ettiği düşüş:Sektörel verilerle karşılaştırılmamıştırGenel piyasa koşullarının etkisi ayrıştırılmamıştırSomut rakamlar ve istatistiklerle desteklenmemiştir
Değer Düşüklüğü ve Ekonomik KayıplarObjektif Değerleme Eksikliği:Ürünlerin piyasa değerindeki düşüş iddiası için:Bağımsız ekspertiz raporu sunulmamıştır... özelliği bulunan ve bulunmayan ürünler arasında karşılaştırmalı değer analizi yapılmamıştırPiyasa fiyatları ve değer kaybı oranları objektif verilerle gösterilmemiştirZaman içindeki değer değişimi takip edilmemiştirYatırım Değeri Kaybının Hesaplanamaması:
Davacının yaptığı yatırımların değer kaybı konusunda:Başlangıç yatırım değerleri net değildirAmortisman ve normal değer kaybı ayrıştırılmamıştır... sorunu ile değer kaybı arasındaki oransal ilişki belirlenmemiştir
Müşteri Memnuniyetsizliği ve Şikayet GiderleriŞikayet Süreçlerinin Belgelenmemesi:İddia edilen müşteri şikayetleri için:Somut şikayet dosyaları sunulmamıştırŞikayetlerin ... sorunu ile ilişkisi gösterilmemiştir
Şikayet giderme maliyetleri hesaplanmamıştırMüşteri memnuniyetsizliğinin ticari etkisi ölçülmemiştirMarka İtibarı Kaybının Somutlaştırılamaması:Davacının marka değeri ve itibarında yaşandığını iddia ettiği kayıp:
Marka değerleme çalışması yapılmamıştırİtibar kaybının ticari sonuçları hesaplanmamıştırRekabet dezavantajının boyutu belirlenmemiştirOperasyonel Etkilerin Gösterilememesiİş Süreçlerindeki Aksamalar:
İddia edilen operasyonel sorunlar için:Hangi iş süreçlerinin etkilendiği net değildirAksamaların mali boyutu hesaplanmamıştırVerimlilik kayıpları objektif verilerle gösterilmemiştir
İlave iş yükü ve maliyetler belgelenmemiştirPersonel ve Kaynak Etkilerinin Belgelenmemesi:
... sorununun personel ve kaynak kullanımına etkisi:İlave çalışma saatleri kayıt altına alınmamıştırEk personel ihtiyacı ve maliyetleri hesaplanmamıştırKaynak yönlendirmelerinin etkisi ölçülmemiştirGelecekteki Kazanç Kayıplarının Projeksiyon Eksikliğiİş Planı ve Projeksiyon Bulunmaması:Davacının gelecekteki kazanç kayıpları iddiası:Objektif iş planları sunulmamıştır
Pazar analizi ve büyüme projeksiyonları bulunmamaktadır
... sorunu olmasa elde edilecek gelirlerin hesaplanması yapılmamıştır
Makul beklentiler ile gerçekleşme ihtimali ayrıştırılmamıştır
Sektörel Koşulların Değerlendirilmemesi:
Gelecek planlaması için:
Sektör büyüme oranları dikkate alınmamıştır
Rekabet koşulları analiz edilmemiştir
Teknolojik değişimlerin etkisi öngörülmemiştir
Alternatif Çözümlerin Araştırılmaması
Zarar Azaltma Yükümlülüğü:
TBK'nın 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararını azaltmakla yükümlüdür. Davacı:
Alternatif tedarikçi arayışlarını belgelememiştir
... uyumlu ürün temin etme çabalarını göstermemiştir
Mevcut ürünler için alternatif pazarlama stratejileri geliştirmemiştir
Zarar azaltıcı önlemler alma konusunda yeterli çaba sarf etmemiştir
Sonuç:
Birleşen davadaki genel iddialar, somutlaştırma ve belgelendirme açısından ciddi eksiklikler içermektedir. Davacı ... Mühendislik, müşteri kayıpları, değer düşüklüğü, operasyonel etkiler ve gelecekteki kazanç kayıpları gibi konularda yeterli delil sunamamış, objektif verilerle desteklenen somut hesaplamalar yapamamıştır. Bu durum, HMK m.119 ve TBK m.50 uyarınca temel ispat yükümlerinin yerine getirilmediğini göstermekte olup, söz konusu genel iddiaların reddedilmesini gerektirmektedir.
c) Bilirkişi Genel Değerlendirmesi
Sistem Verileri ile Tevsik Edilmeme Sorunu:
Bilirkişi heyeti, birleşen davadaki tüm talepler için tutarlı bir değerlendirme yaparak "davacı tarafından sunulan tabloların sistem verileri ile tevsik edilmediği" tespitini yapmıştır. Bu tespit, davacının iddialarının elektronik kayıtlar ve objektif verilerle desteklenmediğini göstermektedir.
İspata Muhtaçlık Değerlendirmesi:
Bilirkişi heyeti, davacının tüm taleplerinin "ispata muhtaç" olduğu sonucuna varmıştır. Bu değerlendirme, taleplerin hukuki ve teknik açıdan yeterince somutlaştırılmadığını ve belgelendirilmediğini objektif olarak ortaya koymaktadır.
Teknik Uzmanlık Gerektiren Konularda Eksiklik:
Bilirkişi raporunda, davacının iddialarının doğrulanması için gerekli teknik belgelerin (servis formları, teknisyen notları, depo çıkış irsaliyeleri) sunulmaması nedeniyle değerlendirme yapılamadığı belirtilmiştir. Bu durum, teknik uzmanlık gerektiren alanlarda davacının ispat yükünü yerine getirmediğini göstermektedir.
Dava Konusu İhtilafın Çözümüne Katkı Sağlamama:
Bilirkişi heyeti, davacının uzman görüşünde yer alan hesaplamaların "dava konusu ihtilafın çözümüne katkı sağlamayacağı" değerlendirmesinde bulunmuştur. Bu tespit, sunulan delillerin dava konusu uyuşmazlığın esasına ilişkin çözüm üretmediğini göstermektedir.
Sonuç:
Bilirkişi heyetinin birleşen dava açısından yaptığı genel değerlendirme, davacının temel ispat yükünü yerine getiremediğini, sunulan delillerin objektif verilerle desteklenmediğini ve teknik gereksinimlerin karşılanmadığını objektif olarak ortaya koymuştur. Bu nedenle birleşen davadaki tüm taleplerin reddedilmesi bilirkişi değerlendirmeleri ile de desteklenmektedir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin ... esas sayılı davası açısından DAVANIN KISMEN KABULÜYLE;
2.596.000,00 TL kar kaybı, 78.952,00 TL Ardiye Gideri, 300.000,00 TL reklam ve pazarlama gideri ve her bir alacak açısından dava tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi ile davalı ... ...'ten tahsili ile davacı ... Güvenliğe verilmesine,
-Fazlaya ilişkin istemlerin reddine,
2-Birleşen .... ATM'nin ... esas sayılı davası açısından davanın reddine
3-Asıl Dosya Yönünden;
a-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 203.218,97-TL ilam harcından peşin alınan 69.163,88-TL'nin mahsubu ile bakiye 134.055,09-TL ilam harcının davalı ... ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
b-Davacı tarafından yatırılan 853,88-TL peşin harç, 31,40-TL başvuru harcı ve 68.310,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 69.195,28-TL'nin davalı ... ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,
c-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 381.996,16-TL vekalet ücretinin davalı ... ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,
d-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 464.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara (davalı ... ... yönünden 155.506,72-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) verilmesine,
e-Davacı tarafından yapılan 44.731,10-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre 33.268,22-TL'sının davalı ... ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
f-Davalı ... ... Ticaret şirketi tarafından yapılan 55,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... ... Ticaret şirketine verilmesine;
g-Davalı ... ... tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 25,63-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ... ... verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı ... ... üzerinde bırakılmasına,
4-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı birleşen dosyası yönünden;
a-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 5.464,80-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.849,40-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.15/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır