T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/683 Esas
KARAR NO: 2024/278
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/12/2019
KARAR TARİHİ: 29/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari alışveriş olduğunu, bu kapsamda mal satıldığını, avans mahiyetinde paralar gönderildiğini, bu satımların ve avansların gereğinin yerine getirilmediğini, mal bedellerinin ödenmediğini, avansların iade edilmediğini, davalı şirket aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalı tarafça borca itiraz edildiğini, takibin durduğunu, davalı şirketin itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, tüm bu açıklanan nedenlerle .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyasında 199.162,32TL'lik kısmına yönelik itirazın iptali ile takibin devamını, alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tarım ürünleri ve hayvancılık alım satımı ile iştigal ettiğini, ... yetkilisi ... ... ile ...'nun yetkilisi ... ...'in oğlu ... ve diğer kimseler arasında 16.10.2018 tarihinde alelade bir protokol imzalandığını, protokolün sonrasında şartlar aynı kalmak kaydıyla tüzel kişi olan davacı ve davalı arasında devam ettirildiğini, protokolün 2. maddesine göre ... üzerinden transit ihracat yapılacağını, ayrıca işletmeciliğini yapacağı yere ilişkin kullanım - komisyon (kira) bedeli olarak 3 taksit halinde (70.000+70.000+70.000 =) toplamda 208.600,00 € ödeyeceğini, ...'nun ilk taksiti 31.10.2018 tarihinde 73.600,00 € olarak ödediğini, ancak diğerlerini ödemediğini, protokol hükümlerinin devam edeceğine olan inançla müvekkilinin ürünleri daha pahalı fiyatla alarak ticari defterlerine işlediğini ve ...'nun isteği doğrultusunda 14.197,60 $ bedelle ...'nun organik olarak bağlantılı olduğu Limited ... "..." şirketine ihraç ettiğini, ... ltd.şti.unvanlı şirketin 2017 yılında unvanını ... ltd.şti. olarak değiştirdiğini, sonrasında yeniden ... unvanına döndüğünü, bu şirket ve ...'nun yetkili ve adresinin aynı olduğunu (yetkili ... ..., adres ... mah. ... sokak ... Ankara), Limited "..."un ise ... Cumhuriyeti menşeli bir şirket olduğunu, ancak aralarında organik bağ olduğunu, müvekkili ...'ın 20.02.2017 tarihinde dava dışı ... Ltd. Şti. unvanlı şirketten domates fidelerini alarak 24.02.2017 tarihinde ...'un diğer şirketi ... Gürcistan'a ihraç ettiğini, ... faturalarda fazla birim fiyat gösterdiğinden ...'ın vergisel işlerde zarar ettiğini, yüksek fiyattan alıp düşük bedelle ürün satılamayacağını, dava dilekçesinde müvekkiline hem satış yapıldığı, hem de avans verildiğinin iddia edildiğini, bir firmaya hem satış yapılıp hem de avans verilemeyeceğini, bu durumların ...'nun ...'a gerçekte satış yapmadığının göstergesi olduğunu, ... ...'in yemin ederek bunu teyit ettiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı dava da davacı vekilinin Mahkememize sunmuş oldığu dava dilekçesinde özetle; davalı karşı davacı ...'ın davacı karşı davalı ...'ya ödemekle yükümlü bir bedel olmadığı gibi aksine, ...'dan alacaklı olduğu Protokol uyarınca aşikar olduğunu, taraflarınca .... İcra Müdürlüğü'nün, 2019/ ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ve ...'nun yaptığı işletmecilik bedeli olan ve ödenmeyen 135.000 Euro talep edildiğini ancak ..., bu icra takibine itiraz ettiğini, bu bağlamda, ... Şirketi'nin, hali hazırda ... Şirketi asıl alacak ve faiziyle birlikte icra takibinde yer alan bedelde borcu bulunduğunu, arabulucuya başvurulduğunu ancak bir sonuç alınamadığını, ..., haksız ve mesnetsiz olarak borcu bulunmadığını iddia ettiğini, o halde, borcu bulunmadığını iddia eden ...'nun, söz konusu protokol uyarınca ödeme dekontlarını veya belgelerini dosyaya sunması gerektiğini, davacı-karşı davalı ... Şirketin'den olan alacakları için şimdilik 1.000 Euro bedelin takip tarihi itibariyle işleyecek yıllık döviz mevduatı ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı-karşı davalı ... Şirketi'nin icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, tüm bu açıklanan nedenlerle karşı davanın kabulü ile ...'nun itirazının iptalini ve haksız itiraz sonucu durmuş olan icra takibinin devamını, ... Şirketi'nin hükmolunacak meblağın %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı-karşı davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Karşı dava da davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı-k.davacı şirketin davasına dayanak yaptığı 16/10/2018 tarihli protokolde müvekkili şirket ile davalı şirket taraf olmadığını, 16/10/2018 tarihli ve "Protokol" başlıkla belgede, tüzel kişilikler adına bir düzenleme olmadığından ve müvekkili şirket ile k.davacı şirket sermaye şirketleri olmaları nedeniyle, gerçek kişiler adına düzenlenen bir protokolün hükümlerinden istifade edemeyeceğini, müvekkil şirketin pasif, k.davacı şirketin de aktif husumet ehliyeti bulunmamakla, karşılık davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini, bu itirazlarının kabul edilmemesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı-k.davacı şirkete yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyasının, vergi dairesi kayıtlarının ve banka hesap hareketleri celp edilerek dosya kapsamına alınmıştır.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının .... İcra Dairesinin 2019/... Esas sayılı takip dosyasında ilam nedeniyle 3.550TL asıl alacak, 458.528 TL asıl alacak, 166.762,32TL asıl alacak, 32.400TL asıl alacak olmak üzere toplam 661.240,32TL üzerinden takip yapıldığı, ödeme emrinin 02/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 05/07/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizin 01/06/2023 tarihli duruşmasında davacı şirket yetkilisi ... ...'in yemin etmesine karar verildiği, ''Asıl davada davacı tarafın 199.162,32 TL alacağına dayanak yaptığı mal satışına ilişkin faturalı alacakların aslında davalı şirketle yapılan transit ihracat niteliğinde olmadığını, ... yetkilisi ... ..., nun yetkisi ... ...'in oğlu ... ve diğer kimseler arasında 16.10.2018 tarihinde düzenlenen protokol kapsamında ... İcra Müdürlüğünün 2019/ ... sayılı dosyasında takibe konulan ...'nun yaptığı işletmecilik bedeli nedeniyle 135.000 Euro talebe ilişkin borçlarının olmadığına namusum, şerefim, kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerimin üzerine yemin ederim'' beyan ederek yemin ettiği anlaşılmıştır.
Talimat mahkemesince Mali Müşavir bilirkişiden aldırılan 15/12/2021 tarihli raporda özetle; Davacı ... A.Ş vergi incelemesinde olan 2018 yılı ticari defterleri yevmiye defteri açılış kapanış taşsdiklerinin süresinde yaptırıldığı, defteri kebir ve envanter defterlerinin incelenemediğinden defterlerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespitinin yapılamadığı, yevmiye defterinin sahibi lehine delil niteliğinin sayın mahkemenin takdirinde olduğu, 2019 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, ilgili dönem beratlarının süresinde onaylandığı, dolaysıyla 2019 yılı yasal defterlerin lehe delil teşkil ettiği, davacı tarafından 2019 yılında 2 adet toplam 199.162,32TL tutarında fatura düzenlendiği, faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının 2019 ilgili döneminde 2 adet toplam 199.162,32TL tutarındaki faturaları Mal Alışlarına Ait Bildirim formunda beyan ettiği, davacı tarafından 2019 yılı 2 adet toplam 199.162,32TL tutarındaki fatura edilen alacağı karşılığında davalı tarafından ödeme yapılmamış olduğu, davalı hesabına 2018 yılında 3.500,00TL ve 73.600.00 Euro havale gönderildiği, 73.600,00 Euronun defter kayıtlarında yer aldığı, 3.500,00TL havalenin davacı defter kayıtlarında tespit edilemediği, bu havaleler karşılığında fatura ve belgenin tespit edilemediği, 16.10.2018 tarihli sahışlar arasında imzalanan protokolün geçerliliğinin sayın mahkemenin takdirinde olduğu, davacı ticari defter kayıtlarında faturalardan kaynaklı 199.162,32TL, havalelerden kaynaklı 461.722,24TL alacaklı olduğu, icra inkar tazminatının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce Mali Müşavir bilirkişiden aldırılan 20/09/2022 tarihli raporunda özetle; Davalı ... AŞ.'nin yasal defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, TTK hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdiklerinin süresi içerisinde alındığı ve dolayısıyla ticari defterlerin lehe delil olarak ileri sürülebileceği, davalı nezdinde yapılan incelemeye göre davalının takip tarihi itibariyle davacıya toplam borcunun 664.434,56TL olduğu, bu borcun 199.162,32TL'lik kısmının faturalı borçtan, 465.272,24-TL'lik kısmının avans niteliğindeki ödemelerden kaynaklandığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Talimat mahkemesince Mali Müşavir ... ...'dan aldırılan 25/09/2023 tarihli raporda özetle;
Asıl Dava Yönünden Mali Değerlendirme
Asıl davanın konusu olan .... İcra Md. 2019/... E. sayılı dosyası ile davacı (alacaklı) ... A.Ş. tarafından davalı (borçlu) ... A.Ş. aleyhine 31.05.2019 tarihinde; toplam (3.550,00TL+ 458.528,00TL +166.762,32TL+32.400,00TL =) 661.240,32 TL asıl alacak miktarı üzerinden ilamsız takibe geçilmiş olup, takibin dayanağı olarak; "31.10.2018 tarihli 3.550,00 TL+73.600,00 € avans ile 02.05.2019 tarihli 111857 nolu 166.762,32 TL+ 111858 nolu 32.400,00 TL fatura alacağı" açıklamasına yer verilmiştir.
Ancak huzurda görülen asıl davada 2 fatura alacağı toplamı olan (166.762,32 TL + 32.400,00iTL = ) 199.162,32 TL talep edilmiş, toplamı (3.550,00TL + 458.528,00TL (= 73.600,00 €) = 462.078,00TL olan avans bedelleri ise talep edilmemiştir. Bununla birlikte avans bedelleri karşı davayla da ilgili olduğundan aşağıda detaylandırılmıştır.
Davacı vekili "73.600,00 € ödemenin kira bedeli olarak değil, ürün alım avansı olarak ödendiğini" iddia etmiş, davalı vekili ise özetle "protokol gerçek kişi şahıslar arasında düzenlenmiş olmakla birlikte, sonrasında tüzel kişi taraf şirketler arasında devam ettiğini, 73.600,00 € ödemenin davacı tüzel kişi şirket tarafından yapılmış olmasının bunun kanıtı olduğunu, bu ödemenin de kira ödemesi olduğunu" iddia etmiştir.
Dosyada mevcut 2 adet Denizbank dekont örneğine göre davacı ... tarafından davalıya 31.10.2018 tarihinde açıklama olmadan 73.600,00 € + 3.550,00 gönderilmiş olup (toplamı 465.272,24 TL), ödemeler;
-Gönderen ... defterlerinde ticari nitelikte olmayan alım avansı olarak (hesap kodu: 136),
-Ödemeyi alan ... defterlerinde ise bundan farklı olarak, ticari nitelikteki ürün satışı avans tahsili olarak (hesap kodu: 340) takip edilmiştir.
73.600,00€ ödemenin protokol'de belirtilen 70.000,00€ kira ödemesine denk gelmemesi, dekontlarda açıklamaya yer verilmemiş olması, davacının ödemeleri kendi defterlerinde ticari olmayan para alışverişi olarak kayıt etmiş olması, davalının ise kendi defterlerinde ticari ürün satış avansı olarak kayıt etmiş olması birlikte gözönüne alındığında, 73.600,00 € ödemenin ticari ürün satış avansı olabileceği, dolayısıyla 70.000,00 € olarak belirlenen ilk kira ödemesiyle ilgili olmayabileceği, davalı taraf ödemeleri kendi defterlerine ticari ürün satış avansı olarak kayıt etmiş olmakla birlikte, avanslar karşılığında ... tarafından herhangi bir satış faturası düzenlenmediği, alınan avansın iade de edilmediği kanaatine varılmıştır.
Davacının fatura alacakları
Dosyada mevcut 2 fatura örneğine göre, davacı ... tarafından yukarıda belirtilen 31.10.2018 tarihinde yapılan ödemelerden 6 ay sonra, yine davacı ... tarafından davalıya bu kez 02.05.2019 tarihinde 111857 nolu kdv dahil 166.762,32 TL + 111858 nolu 32.400,00 TL (%0 kdv) olmak üzere toplamı 199.162,32 TL olan 2 satış faturası düzenlenmiş olup, asıl davada bu iki fatura bedeli talep edilmiştir.
Davalıya ilk faturayla "karton kutu kraft baskısız 30x40x14 + ara karton + yapıştırıcı hotmelt" ürünü, ikinci faturayla da kalsiyum nitrat ve MKP ürünleri satılmıştır. Bu 2 fatura her iki taraf defterlerine ticari satış/alış olarak davacının alacağına kayıt edilmiş olup, fatura bedelleri davacıya ödenmemiştir. Dolayısıyla davacı şirket 2 fatura nedeniyle takip ve dava tarihleri itibariyle davalı/k.davacı şirketten 199.162,32 TL alacaklıdır.
Diğer yandan 16.10.2018 tarihli protokol bir ihracat ve kira anlaşması olup, davacı vekili de "davalı şirketin iki faturaya konu ürünleri teslim aldığını, ticari defterlerine kayıt ettiğini ve ihraç ederek kdv iadesini aldığını, ancak mal satış bedellerini ödemediğini" iddia etmiştir. Bu ürünlerin davalıya "ihraç kayıtlı" olarak teslim edildiğine dair faturalarda bir açıklamaya yer verilmemiş, ürünlerin davalı tarafından da ihraç edildiğine ve kdv iadesi aldığına dair bir delil dosyaya sunulmamıştır. Ayrıca davacının davalıya hem ürün alımı için avans gönderdiği, hem de ürün satışı yaptığı gözönüne alındığında taraflar arasında resmi defter kayıtlarına ve dava dosyasına yansımayan başka ticari ilişkilerin olabileceği düşünülmekte olup, nihai takdiri sayın mahkemenize aittir.
Karşı Dava Yönünden Mali Değerlendirme
Karşı davada davalı/k.davacı vekilince özetle; 16.10.2018 tarihli Protokol kapsamında sera işletmeciliğinden kaynaklı 135.000,00 € kira bedelinin tahsili için .... İcra Md. 2019/... E. sayılı dosyasından takip başlatıldığı belirtilmiş olup, icra dosyası ana dosya ekinde görülmediğinden mali yönden bir değerlendirme yapma imkanı olmamıştır.
Protokol'de kira bedeli toplamda (70.000+70.000+70.000=) 208.500,00 € olarak belirlenmiş, ancak kira bedelinin kim tarafından kime ödeneceği belirtilmemiştir.
Davalı/k.davacı şirket defterlerinin incelendiği 05.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda ve davacı/k.davalı ... defterlerinin incelendiği 15.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda karşı dava yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu aşamada incelenen davacı/k.davacı ... ticari defterlerinde sera kirasına ilişkin bir kayda rastlanmamıştır.
Protokol'e göre ödenmesi gereken toplam kira bedeli 210.000,00€ olup, takipte 135.000,00€ talep edilmiştir. Bu durumda kira bedelinin 75.000,00€ kısmının ödenmiş olması gerekir. Ancak ödemeye ait dekont dosyaya sunulmamıştır. Dosyaya dekontu sunulmuş olan 73.600 € ödeme ise miktar itibariyle farklı olup, dekontta açıklama da yoktur.
Diğer yandan davacı/k.davalı ... A.Ş yetkilisi ... ... 01.06.2023 tarihli celsede; ''Asıl davada davacı tarafın 199.162,32 TL alacağına dayanak yaptığı mal satışına ilişkin faturalı alacakların aslında davalı şirketle yapılan transit ihracat niteliğinde olmadığı, ... yetkilisi ... ..., ...'nun yetkilisi ... ...'in oğlu ... ve diğer kimseler arasında 16.10.2018 tarihinde düzenlenen protokol kapsamında .... İcra Müdürlüğünün 2019/8967 sayılı dosyasında takibe konulan ...'nun yaptığı işletmecilik bedeli nedeniyle (karşı davayla ilgili olarak) 135.000 € talebe ilişkin borçlarının olmadığı" hususunda yemin etmiştir. Nihai takdirin Mahkememize ait olduğu bildirilmiştir.
Talimat mahkemesince Mali Müşavir ... ...'dan aldırılan 21/03/2024 tarihli ek raporda özetle; Verilen görev kapsamında, davacı ...'nun 2018 yılı Kebir ve Envanter defterlerinin bu aşamada da incelenemediği, bahsi geçen defterlerin incelenememiş olması ile davalı vekilinin vaki itirazlarının kök rapordaki mali tespitleri değiştirmediği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Talep açıklama dilekçesi; Davacı vekili 19/11/2020 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu açıkladığı görülmüştür.
Bedel artırım dilekçesi; Davacı vekili 08/06/2020 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl Dava; uyuşmazlığın ödenmeyen fatura bedeli ve avansların iadesine ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması ve mahkememize açılan itirazın iptali davası ile inkar tazminatına hükmedilmesi talebi hususlarına ilişkin olduğu,
Karşı dava; taraflar arasında 16/10/2018 tarihli protokol imzalandığı iddiası ile, protokol uyarınca davacı/karşı davalının ödemesi gereken bedeli ödenmemesine ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması ve mahkememize açılan kısmi itirazın iptali davası ile inkar tazminatına hükmedilmesi talebi hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği,bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde,
Asıl dava kapsamında davacı, ticari alışveriş kapsamında bir kısım mal satımı nedeniyle ödenmeyen faturaların ödenmesini ve yine avans olarak ödenen bedellerin iadesini talep etmiştir. Davalı ise ortada gerçek bir alışveriş bulunmadığını, şirketler üzerinden davacı ile organik bağı bulunan şirkete transit ihracat yapıldığını gerçekte ise karşı davaya konu protokolün geçerli olduğunu, buna göre de alacaklı olduğunu savunmuştur. Asıl ve karşı dava kapsamında icra takipleri başlatılmış, asıl davada davacı talebini 199.162,32TL asıl alacak üzerinden ayrıştırarak talep etmiş ve itirazın kısmen iptalini talep etmiştir. Karşı dava yönünden de protokole bağlı haklar icra takibine konu edilse de kısmen 1.000,00 Euro'nun tahsili talep edilmiştir.
Asıl davada, davacı iddiaları yönünden faturaların ve avans olarak ödenen bedellerin davalı defterlerinde kayıtlı bulunduğu, karşılığının ödendiğine dair bir savunma bulunmayıp aksine karşı dava iddiası gerekçe gösterilerek bu yönde gerçek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, karşılığı olmayan bir ilişkiden borç doğmayacağı, vasıflı inkar yoluyla hukuki ilişkinin karşı davadaki protokole tahvil edildiği görülmüştür.
Fatura ve avans iddiası tek başına borç doğurmasa da davalı defterlerine kaydedilip varlığı ve miktarı kabul edilmiştir. Bu aşamadan sonra aksinin aynı güçte bir yazılı delil ile ispatlanması gerekir. Bunun yanında fatura ve avansın dayanağı olan hukuki ilişkinin değiştirilmesi bağlantılı birleşik ikrar vasfında olup davalı faturanın ve avansın karşılığının borç doğurmadığını ispat etmesi gerekecektir. Asıl ve karşı dava yönünden davalı-karşı davacı bu savunmasını transit ihracata dayalı protokol üzerine kurmuştur. Ancak bahsi geçen 16/10/2018 tarihli protokolde davacı karşı davalı şirketin adı geçmemektedir. Davalı karşı davacı bu protokolü imza eden kişileri şirket temsilci ve yakınları ile ilişkilendirmek istese de bu iddianın sübutuna yeter derecede delil ileri sürememiştir. Davalı karşı davacı en son aşamada yemin deliline dayanmış ise de davacı yemin teklifini iade etmeyerek usulünce eda etmiş ve davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği anlaşılmakla fatura ve avans ödemelerinin davalı karşı davacı aleyhine borç doğurduğu, asıl davanın kabulü gerektiği, dava edilen miktar itibariyle takipteki itirazın iptali gerektiği anlaşılmıştır. Dava kısmi dava olarak açıldığından 19/11/2020 tarihli talep sonucunun ödeme emrindeki her bir kalem yönünden ayrıştırılmasına dair davacı beyanı gözetilerek hüküm kurmak gerekmiştir. Alacağın varlığı ve miktarı davalı kayıtlarından açıkça anlaşıldığından icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Karşı dava yönünden davacı üzerindeki ispat külfeti asıl davadaki ispat külfeti ile aynı sonucu doğuracaktır. Karşı davacı asıl davaya konu şekilde protokol ile karşı davalı şirket arasında irtibatı ispat edemediğinden aynı gerekçeyle karşı davadaki işletme bedelinin tahsiline dair talebin reddedilmesi gerekmiştir. Nitekim dayanılan yemin delili bu yönden de kesin hüküm gibi sonuç doğuracaktır. Karşı davacı yemin eda edildikten sonra davasını ıslah etmiş, münhasıran asıl davada davacı defterlerine dayanmıştır. Delil ikame edilmesi amacıyla davanın ıslah edilmesi mümkün ise de ıslah ile kazanılmış hakların ortadan kaldırılması mümkün değildir. Asıl davada davacının yemini usulüne uygun eda etmesiyle kesin delilin sonuçlarının ıslah yoluyla ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bunun yanında asıl davada davacı defterleri yönünden yapılan incelemede avans karşılığı olarak bildirilen bedellerin de protokol ile ilintisi tespit edilememiş, bu yönde bir ticari kayda rastlanmamıştır. Asıl davada davacının bir kısım defterleri vergi incelemesinde bulunsa da bunlar 2018 yılı kebir ve envanter defteri olup dosyamıza bir yenilik katmayacaktır. Anılan gerekçelerle karşı davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın Kabulü ile, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazın kısmen iptaline, takibin;
-ödeme emrinde; 31/10/2018 tarihli 458.528,00 TL ve 3.550,00 TL'lik avans açıklamasıyla bildirilen toplam 462.078,00 TL'lik miktar yönünden taleple bağlı kalınarak 49.162,32 TL'si,
-ödeme emrinde; 02/05/2019 tarihli ve 111857 numaralı 166.762,32 TL; 111858 numaralı 32.400,00 TL bedelli fatura alacağı olarak bildirilen toplam 199.162,32 TL'lik miktar yönünden taleple bağlı kalınarak 150.000,00 TL'si,
olmak üzere toplam 199.162,32 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 39.832,46-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Karşı davanın Reddine,
3-Asıl dava yönünden;
a-Alınması gereken 13.604,78-TL karar ve ilam harcından 95,00-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 13.509,78-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
b-Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL başvuru harcı, 95,00-TL peşin harç olmak üzere toplam 139,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.286,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 31.865,97-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
e-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Karşı dava yönünden;
a-Alınması gereken 427,60-TL maktu harçtan 175,98-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 251,62-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
b-Davalı tarafından yapılan 2.475,15-TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
c-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 6.620,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
d-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2024
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza