T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/115 Esas
KARAR NO: 2023/918 Karar
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/09/2019
KARAR TARİHİ: 21/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında "Elektrik Dağıtım Şebekeleri Yapım İşleri Sözleşmesi" kapsamında ticari ilişki bulunduğunu, taraf arasındaki sözleşme şartlarına uyulmamasından dolayı müvekkili şirketin uğradığı zararların tazminine, yapılan işler karşılığı kesilen faturaların ödenmeyen kısmının müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları sakllı kalmak kaydıyla öncelikle birim fiyat değişimiyle ödenmeyen 12.111,00.-TL'lik alacağın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... A.Ş kapsamında Yalova ili Elektrik Dağıtım Şebekeleri Yapım işleri sözleşmesi kapsamında "Anlaşmazlıkların çözümü" başlıklı 30. Madde hükmünde sözleşmenin uygulanmasından doğabilecek her türlü uyuşmazlığın çözümünde İstanbul (Merkez) mahkemelerinin yetkili olduğunun öngörüldüğünü, HMK 17. Maddesine göre geçerli ve sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı için de kesin nitelikli olduğundan İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, her iki tarafın tacir olması hasebiyle geçerli olan yetki şartı gereğince İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunmuştur.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/... esas 2019/... karar 14/11/2019 tarihli gerekçeli kararında "HMK'nun 6 Maddesi "Genel Yetkili Mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri adresidir" düzenlemesini getirmiş olup, mahkememizce yapılan incelemede taraflar arasındaki sözleşmede "Anlaşmazlıkların çözümü" başlıklı 30. Madde hükmünde sözleşmenin uygulanmasından doğabilecek her türlü uyuşmazlığın çözümünde İstanbul (Merkez) mahkemelerinin yetkili olduğunun öngörüldüğü, HMK 17. Maddesine göre geçerli ve sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı için de kesin nitelikli olduğundan İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu, her iki tarafın tacir olması hasebiyle geçerli olan yetki şartı gereğince İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna, davalının yetkiye yönelik itirazları bu nedenle haklı ve yerinde görülmekle, mahkememizin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine" şeklinde karar verilmiş olup, mahkememize tevzi edilerek yukarıda yazılı esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, gecikmiş ödemeler nedeniyle uğranılan zararın ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Bilirkişinin düzenlediği 17/112022 tarihli 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacının 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik ettirilmediği, davalının 2018 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik ettirilmediği bu anlamda defterlerin delil kıymetinin takdirin sayın Mahkemem ait olacağı (bu konuda genel olarak bkz: Prof. Dr. ... , Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, 24. Tıpkı basım sh. 288 vd.) davacı ve davalı tarafın defterlerinde 11.836,00 TL tutarın örtüştüğü, "alacaklılık yönünden" bakıldığında, teknik bilirkişi incelemelerinde çıkarılan birim fiyat babında hizmetin (işin görüldüğü) verildiği anlaşıldığından; davacının bu zaviyeden davalıdan 11.836,00 TL alacaklı olacağı; diğer istem kalemi olana manevi giderim talebinin değerlendirilmesinin münhasıran sayın Mahkemeye ait olduğu " şimdilik 100,00 TL" talebiyle dermayan edilen yekdiğer istem kalemi olan maddi zararın giderimi talebi yönünden ise TBK md. 114/II'nin uygulanması ile ulaşılan TBK md. 50/II hükmüne nazaran, sayın Mahkemenin yapacağı nihai tahlile göre, davacının menfaatini zamanında elde edememesine bağlı işletmesel zararının cem'an 5.000,00 TL olarak değerlendirilmesinin gündeme gelebileceği... sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişinin düzenlediği 24/02/2023 tarihli 4 sayfadan ibaret raporunda özetle; Tarafların itirazlarının teknik boyutta değerlendirlmesi sonucunda, İhtilafa konu tarihte malzemeler piyasadan tek başına birbirinden ayrı olarak temin edildiğinden, farklı birim fiyatlara ulaşılabilmekle birlikte taahhüt işlerinin doğası gereği sözleşme tarihindeki fiyatlarla ihtilafa konu tarih arasında farklılıklar görülebileceği, bu nedenle hakediş raporunda belirtilen birim fiyatlar baz alınarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağı ve bu durumda hesabın aşağıdaki tablodaki gibi olacağı sonuç ve kanaatine varılmaktadır. ¸
1. Seçenek olarak; Davacı yanın davalı yandan 31.12.2018 tarihi itibariyle tarafların ticari defterlerinden çıkarılan sonuca göre cari hesap bakiyesi olarak 11.836,00 TL alacaklı olabileceği, 2. Seçenek olarak; Teknik bilirkişi incelemelerinde çıkarılan birim fiyat babında hizmetin (işin görüldüğü) verildiği anlaşıldığından; davacının bu zaviyeden davalıdan teknik veriler neticesinde 37.367,00 TL alacaklı olabileceği, Diğer istem kalemi olan manevi giderim talebinin değerlendirilmesinin münhasıran sayın Mahkemeye ait olduğu, “şimdilik 100 TL” talebiyle dermeyan edilen yekdiğer istem kalemi olan “maddi zararın giderimi” talebi yönünden ise, TBK md. 114/II’nin uygulanması ile ulaşılan TBK md. 50/II hükmüne nazaran, sayın Mahkemenin yapacağı nihai tahlile göre, davacının menfaatini zamanında elde edememesine bağlı işletmesel zararının cem’an 5.000,00 TL olarak değerlendirilmesinin gündeme gelebileceği… görüş ve kanaatinde raporunu sunmuştur.
Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Eser sözleşmesinde işin sözleşemeye uygun ifa edilerek teslim edildiğini ispat yükü yüklenici de, işin bedelinin ödendiğinin ispat yükü ise iş sahibindedir. Taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkememizce tüm delillerin toplandığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi raporu ile; taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davacı ve davalı kayıtlarında, davacı yanın davalı yandan 31.12.2018 tarihi itibariyle cari hesap olarak 11.836,- TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla cari hesaba konu işin yapıldığının kabulü gerektiği, aksini yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, davalının ise herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmediği, taraf defterleri arasındaki borç farkının bulunmadığı, teknik inceleme sonucunda birim fiyat bazında hizmetin verildiği kanaatine varıldığından davacının davasını cari hesaba konu edilen 11.826,00-TL yönünden tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiğinden belirtilen miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının gecikmiş ödemeler nedeniyle uğranılan zarar ve manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede; davacı tarafından gecikmiş ödemeler nedeniyle zararın ispat edilemediği, her ne kadar bilirkişi raporunda 5.000-TL olabileceği belirtilmiş ise de dayanaksız ve gerekçesiz kanaat sunulduğu anlaşıldığından bilirkişi raporuna itibar edilmemiştir. Manevi tazminat yönünden "TBK 58. Maddesinde; kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." davaya konu olay nedeniyle davacının kişilik hakkının zedelendiğine ilişkin bilgi belge bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Karar tarihi itibariyle kabul edilen ve reddedilen miktar itibari ile kesin olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile 11.836-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,
2-Karar ve ilam harcı 808,51-TL nin peşin alınan 379,20-TL den düşümü ile kalan 429,20-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 423,71-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 5.365,85-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 2.859,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 11.836,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 10.375,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, parasal miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır