T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/252 Esas
KARAR NO: 2023/991
DAVA: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/04/2021
KARAR TARİHİ: 18/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; 06.05.2019 tarihinde sürücü ... ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motorlu bisikleti ile ... caddesinden ... caddesi istikametine seyri esnasında ... caddesi ışıklı kavşaktan geçtiği esnada, ... caddesinden ... caddesi istikametine doğru ışıklı kavşaktan geçen sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracının sol ön çamurluk ve tampon kısmına motorlu bisikletin ön teker kısmı ile çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada ... plakalı araç sürücüsü ... ...'in kusurlu olduğunu, meydana gelen kazada müvekkili ... ... yaralandığını, ... Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındığını, ... tarafından 03.07.2020 tarihinde düzenlenen ... Numaralı Kurul Raporuna göre davacı müvekkilin geçirmiş olduğu kaza neticesinde Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğin Engel Oranları Alan Kılavuzu hükümlerine göre sürekli engellilik oranı %19 olduğu belirlendiğini, kaza nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 2019/... soruşturma dosyasından soruşturma başlatıldığını, kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı otomobil, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile kaza tarihinde sigortalı bulunduğunu, kaza nedeniyle meydana gelen sakatlanma neticesinde oluşan maddi zararın davalı sigorta şirketinden karşılanması amacıyla 07.07.2020 tarihinde davalı şirkete başvurulduğunu, sigorta şirketince başvurunun reddedildiğini, dava şartının yerine getirilmesi için taraflarınca 02.03.2021 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, işbu başvuru neticesinde davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığını, tüm bu açıklanan nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.800,00-TL daimi maluliyet (sakatlık) tazminatı, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL sürekli bakıcı gideri ve 100,00-TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 6.100,00-TL tazminatın davalıdan başvuru tarihi olan 07.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki davada davaya konu kaza ile ilgili olarak poliçe limitleri kapsamı belli olduğunu, bu nedenle davacının belirsiz alacak olarak işbu davayı açmasında hukuki bir yarar mevcut olmadığını, davacı kusurlu olup yine de iş göremezlik ve kusur oranı Adli Tıp kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketi zarardan sorumlu olmadığını, işbu kazada kusurlu olan davacı olduğunu, uzman görüşü ile de sabit hale geldiği üzere davacı KYTK. 47b.; 84a. mad. ihlalden %100 asli kusurlu olduğunu, kask durumu incelemesi de yapılması gerektiğini, ancak mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının kusurunun, sürekli ve geçici iş göremezliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için ... ATK ... İhtisas Dairesi'nden rapor alınmasını talep ettiklerini, talep edilen tazminatı kabul etmediklerini, iddia edilen maddi zarar konusunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının uğradığını iddia ettiği zararın ne olduğu müvekkili şirket tarafından bilinmemekte olup, poliçeye ekli matbu genel-özel şartlar ve klozlar da belirtilen hakları ve bunlara ilişkin cevap haklarını saklı tuttuklarını, davacının iş göremezlik süresi, iş göremezliğinin kalıcı olup olmadığını, bilirkişi kanalı ile belirlenebilir, davacının kalıcı ve geçici iş göremezlik konusundaki iddiasını kabul etmediklerini, öte yandan talep edilen tazminat miktarı fahiş olduğunu, davayı kabul anlamında olmamak üzere; davacının gerçek zararının tespiti için rapor alınmasını talep ettiklerini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, işbu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce hastane kayıtlarının, hasar dosyasının, SGK kayıtlarının, savcılık dosyasının, trafik tescil kayıtlarının celp edilerek, dosya kapsamına alınmıştır.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 15/08/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle; Mevcut belgelere göre; ... ve ... oğlu, 25/12/1980 doğumlu, ... ...’nin 06/05/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ... Üst Kurulu'nun 23/03/2023 tarihli raporunda özetle; ... ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; ... oğlu, 1980 doğumlu, ... ...’nin 06/05/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; 20/02/2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0 olduğu, İyileşme (işgöremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir.
Makina Mühendisi ve Aktüerya Hesap Uzmanı bilirkişilerin 27/09/2023 tarihli raporunda özetle; 06.05.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında; Davacı sürücü ... ...'nin ( ... plakalı araç sürücüsü) asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, Davalı tarafından zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortalanmış bulunan ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ... ...'in kusursuz olduğu, Davalının sorumluluğunu doğuran ... plakalı araç sürücüsünün kusursuz ve davacının %100 kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla davalının işbu dava kapsamında davacıya karşı bir sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, Sayın Mahkemece kusur yönünden aksi kanaate varılması veya kusur durumunda bir değişiklik olması halinde yukarıda her hangi bir kusur indirimi yapılmaksızın belirlenen tutarlar üzerinden değişen kusur oranı dikkate alınarak davacının talep edilebilir maddi zararının belirlenmesinin mümkün olduğu sonuç kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalının sigorta şirketi olarak sorumluluğu bulunduğu aracın kusuru ile neden olduğu kazada davacının yaralanması nedeni ile geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararının tazmini istemini konu alıp davacının geçici, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, davalının sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.
Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713).
Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/10015 Esas 2019/4332 Karar sayılı emsal ilamı)
Sigorta şirketi kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla, bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde,
06.05.2019 tarihinde sürücü ... ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motorlu bisikleti ile ... Caddesinden ... Caddesi istikametine seyri esnasında ... Caddesi ışıklı kavşaktan geçtiği esnada, ... Caddesinden ... Caddesi istikametine doğru ışıklı kavşaktan geçen sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracının sol ön çamurluk ve tampon kısmına motorlu bisikletin ön teker kısmı ile çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği, aldırılan ATK ... İhtisas Dairesi kusur raporu ile ATK ... Üst Kurul raporları ile, davacının alınan adli tıp raporları ile kaza tarihinde uygulanması gerekli yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabildiğinin bildirildiği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğinin tespit edildiği, alınan maluliyet raporlarından kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kıstasının uygun olduğu, kaza nedeniyle yaralanan davacının sürekli mahiyette maluliyetlerinin bulunmadığının böylece ATK raporu ile belirlendiği, aktüerya ve kusur oranlarının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, aldırılan bilirkişi heyet raporu ile davacının asli ve %100 kusurlu olduğu, dava dışı sigortalı araç sürücüsü ... ...'in kusursuz olduğunun tespit edildiği, davacının kendisine tebliğ edilen rapora itirazının bulunmadığı, kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen geçiş yapan davacının meydana gelen kazada tam kusurlu olması nedeniyle ileri sürülen cismani zarara dayalı talepler kapsamında davalının bir sorumluluğunun bulunmadığının trafik bilirkişisi tarafından tespit edildiği, aynı tespite kaza tespit tutanağında da yer verildiği, bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu, dava dışı sigortalının sorumluluğu bulunmadığına göre davalı sigortalı aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85-TL maktu harçtan 59,30-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 210,55-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 6.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.18/12/2023
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza