T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/61 Esas
KARAR NO:2025/702
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:29/01/2021
KARAR TARİHİ:06/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ve davalının içinde bulunduğu ... ile ... Adi Ortaklığı arasında, ...'de bulunan termik santral tesislerinin rehabilite edilmesine ilişkin montaj, tedarik ve mühendislik işlerini konu alan bir sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket tarafından, sözleşmeye ve iş programına uygun şekilde yükümlülüklerin yerine getirildiğini, yapılan işler karşılığı düzenlenen hakedişler karşılığı faturalar tanzim edildiğini, söz konusu faturalar tanzim tarihi itibariyle davalı firmaya teslim ve tebliğ edildiğini, itiraza uğramadığını, borcunu ödemediği gibi, müvekkili şirket tarafından sunulan teminat mektuplarını nakde çevirme girişiminde bulunan davalı, 75.732 Euro bedelli teminat mektubunu haksız ve dayanaksız şekilde nakde çevirdiğini, 302.927 Euro bedelli teminat mektubunun nakde çevrilmesi ise, İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararı çerçevesinde durdurulduğunu, işbu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, müvekkili şirketin 352.264,82 Euro alacağının davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, borcunu ödemeyen ve alacaklılardan mal kaçırma ve mevcut adresini terketme hazırlığı içerisinde olan davalı bakımından dilekçedeki ve gösterilecek adreslerindeki menkul ve gayrimenkul mallarıyla, 3. şahıslardaki mevduat, şirket hissesi, hakediş, hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, sözleşme gereği tamamlanarak sevke hazır olduğu halde, davalının teslim almaması sebebiyle müvekkili şirkete ait fabrika sahasında bekletilmek zorunda kalınan 162.480,44 kg malzemenin teslim alınarak veya hurda değeri düşülerek davalı tarafça ödenmesi gereken bedelin, alacağın şimdilik 20.790,48 Euro'luk kısmının en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesini, müvekkili şirketçe tamamlanan 1. ünite sonrasında başlanan ve müvekkili şirketin iradesi dışında el çektirildiği 2. ünitenin ve hiç yaptırılmayan 3. ünitenin müvekkili şirkete yaptırılmaması sebebiyle uğranılan maddi zarar ve kar kaybı, personel giderleri, kaçan iş fırsatları karşılığı davalı tarafça ödenmesi gereken bedelin, alacağın şimdilik 10.000 Euro'luk kısmının en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ile müvekkiline verilmesine, davalı tarafça haksız ve dayanaksız şekilde bozdurularak müvekkili şirketçe ödenmek zorunda kalınan 75,732 Euro tutarlı teminat mektubu bedelinin en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan istirdadını, tahsilini ve müvekkil şirkete ödenmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap/karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında "... Termal Enerji Santrallerinin Rehabilitasyonu" projesi tahtında 12/10/2018 tarihli Hava ve Gaz Kanalları, Elektrostatik Filtre ve Kazan ..., Korkuluk ve Platform İmalatlarına İlişkin Sözleşme ve 04/02/2019 tarihli Zeyilname akdedildiğini, proje süresince davalı tarafından sözleşmeye aykırı bir şekilde eksik, ayıplı, kusurlu ifalarda bulunulduğunu ve projenin aksamasına yol açan ciddi gecikmelere sebebiyet verildiğini, davacının işlerin önemli bir bölümünü ise hiç ifa etmediğini, müvekkili tarafından müteaddit kereler davacıya sözleşmede belirlenen sürelere ve sözleşmesel koşullara uyulmadığı ve gecikildiği bu nedenle işlerin sözleşmede belirlenen sürede ve sözleşmesel koşullara uygun bir şekilde tamamlanabilmesi için gerekli aksiyonu alması gerektiği hususlarının bildirildiğini, buna rağmen davacı tarafından sözleşmesel sorumluluğu kapsamındaki işlerin sözleşmeye uygun şekilde ifa edilmediğini, bununla birlikte müvekkili şirkete .... Noterliğinin 25/12/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı haksız ve gerçek dışı iddialardan ibaret ihtarname akabinde iş bu huzurdaki davanın ikame edildiğini, müvekkili şirketin davacının iddia ettiği gibi davacının fabrikasına gelerek herhangi bir malzeme teslim almak gibi bir sözleşmesel yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının sadece bu iddiasının bile sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini gösterdiğini, davacının haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir talebine de dayanak olarak gösterdiği ve davaya konu ederek ödenmesini talep ettiği 31/12/2019 tarihli, 302.927 Euro'luk faturanın aslında davacı tarafından da kabul edildiği üzere hak kazanılmamış, karşılığında herhangi bir ifa edilmemiş olan, kendisine peşinen yapılmış olan avans ödemesine istinaden kesildiğini, davacının haksız olarak el çektirildiğini iddia ettiği 2. ünitenin ve hiç yaptırılmadığını ileri sürdüğü 3. ünitenin davacıya yaptırılmaması sebebiyle maddi zarar ve kar kaybı, personel giderleri, kaçan iş fırsatları karşılığına istinaden ödenmesini talep ettiği 10.000 Euro'luk alacak talebinin reddinin gerektiğini, çünkü davacının iradesi dışında el çektirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının sözleşme uyarınca müvekkiline gecikme cezası ödeme borcu altında olduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki işlerinin önemli bir bölümünü hiç ifa etmediğinden, önemli bir bölümünü ise ayıplı ve noksan ifa ettiğinden müvekkili şirketin masrafları davacıya ait olmak üzere davacının sorumluluğundaki işleri üçüncü kişilere yaptırdığını, müvekkili şirket tarafından davacıya bildirilmiş olduğu halde hali hazırda bugüne kadar davacı tarafından gecikme cezasına istinaden bir ödeme yapılmadığını, davacının müvekkilinin vermiş olduğu Vakıf Bank'a ait 31/10/2019 tarihli ve 75.732 Euro bedelli banka teminat mektubunun nakde çevrilmek suretiyle mahsup işlemine tabi tutulduktan sonra davacının vermiş olduğu 75.732 Euro bedelli banka teminat mektubundan karşılanamayan bakiye alacaklarını karşı dava konusu ettiğini, bu nedenle davanın reddini, karşı davalarının kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 03/02/2022 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler Doğan Gül, Sanem Aksoy, Tekin Paşaoğlu ve Oktay Tatar'ın 10/11/2022 tarihli raporunda özetle;
Mali Yönden;
davacı/karşı davalı ... ..., davalı/ karşı davacı ... Enerji firmasından 29/01/2021 dava tarihinde Cari Hesaptan... 345.434,71 Euro, teminat mektubunun nakde dönüştürülmesinden 75.732,00 Euro olmak üzere toplam 421.166,71 Euro alacaklı olduğu, davalı şirketin karşı dava dilekçesinde iddia ettiği ayıplı ve eksik imalatların tamamlanmasına ilişkin dava dışı ... Tarım İnşaat firmanın düzenlemiş olduğu 21.04.2020 tarihli ve ... Nolu 160.389,43 Euro + % 18 KDV Euro faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu ve fatura tutarının ödendiği; Teknik Yönden; Esas Dava Yönünden - Teknik, ... ...’in 2 hakedişe bağlı 3 faturasının toplam tutarının 407.149,00 Euro + KDV = 480.435,82 Euro olduğu;
... ...’in hakkedişlere bağlı olmayan ancak ... mali defterlerinde kayıtlı olduğu için içeriğinin teslim alındığı kabul edilmesi gereken 2 faturasının toplam tutarının 653.095,00 Euro + KDV = 770.652,10 Euro olduğu; ... ...’in hakkedişlere bağlı 3 faturası ile hakkedişlere bağlı olmayan ancak ... mali defterlerinde kayıtlı 2 faturasının toplam tutarının 1.060.244,00 Euro + KDV = 1.251.087,92 Euro olduğu; toplam tutardan %3 oranında 31.807,32 Euro stopaj düşüldükten sonra ... ...’in faturalara dayanarak talep edebileceği net tutarın KDV dahil 1.219.280,60 Euro olduğu; ... tarafından 12.11.2019 tarihine kadar toplam 898.823,10 Euro ödendiği; ... ...’in dava tarihi 29.01.2021 itibariyle faturalardan bakiye kalan stopaj sonrası KDV dahil net alacağının 320.457,50 Euro karşılığı 2.852.456,30 TL olduğu, sözleşmenin tamamlanması için öngörülen süre boyunca hatta aşan süre boyunca ... ...’in dava konusu termik santral projesine eşdeğer büyüklükte hatta yarısı büyüklüğünde iş alma imkanı olmadığı; çünkü termik santral ve benzeri büyük projelerin kamu kaynaklı olduğu; birkaç yıl önceden planlandığı; bütçesinin oluşturulduğu ve ihaleye çıkıldığı; büyük projeler yıllar içinde aralıklarla tek tek çıktığı; tarafların imzaladıkları sözleşmede, sözleşme bedelinin tahmini 2.271.951 Euro + KDV olduğunun belirtildiği ve bu durumda, ... ... tarafından sözleşmenin tamamlanan ve fatura edilen kısmının 1.060.244 Euro + KDV olduğu; ... ... tarafından sözleşmenin yapılmayan kısmının 1.211.707 Euro + KDV, sektörel ortalama karlılık oranının net %15 olduğu; ... ...’in dava tarihi 29.01.2021 itibariyle yapılmayan iş nedeniyle net kar kaybının 214.472,14 Euro karşılığı 1.909.059,41 TL olduğu esas dava kapsamında ... ...’in dava tarihi 29.01.2021 itibariyle bakiye ödenmemiş fatura tutarı ve kar kaybı olarak talep edebileceği net tutarın (KDV dahil) 534.929,64 Euro karşılığı 4.761.515,71 TL olduğu, ... ...’in ürettiğini ve işletmesinde beklediğini beyan ettiği 162.480,44 KG ve 207.904,88-Euro tutarındaki emtiaya ilişkin resmi bir tespit olmadığı ve ispata muhtaç durumda olduğu, ... tarafından işlerin zamanında teslim edilememesi nedeniyle ... 31.10.2019 tarihli, ... numaralı 75.732 Euro tutarındaki teminat mektubunun bozdurulduğunun beyan edildiği; ancak gecikme cezasına dayanak olabilecek birlikte imza altına alınmış, hakediş kapak sayfası, tutanak veya resmi bir belge olmadığı; mevcut belgeler ışığında gecikme cezası uygulanabileceğinin ispata muhtaç olduğu; ... tarafından işlerin zamanında teslim edilememesi gerekçesiyle ... 31.10.2019 tarihli, ... numaralı 75.732 Euro tutarındaki teminat mektubunun bozdurulduğu konusunda uyuşmazlık olmadığı ancak mevcut deliller ışığında, ...’nin teminat mektubunu bozdurmasının haklı dayanağının olmadığı; Karşı Dava Yönünden - Teknik ... tarafından yapılan işlerin ... ... tarafından ayıplı veya eksik yapılan işlerden olduğunun ispata muhtaç durumda olduğu ve mevcut deliller ışığında, ... firmasına yapılan 160.389,43 Euro + KDV ödemenin ... ...’e rücu edilemeyeceği; gecikme cezasına dayanak olabilecek birlikte imza altına alınmış, hakediş kapak sayfası, tutanak veya resmi bir belge olmadığı; mevcut belgeler ışığında gecikme cezası uygulanabileceğinin ispata muhtaç olduğu; ...’nin karşı dava kapsamında talep edebileceği tazminat olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 15/12/2025 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'ın 10/01/2023 tarihli ek raporunda özetle; gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere, 10.11.2022 tarihli kök raporda değişiklik yapmaya gerek olmadığını ve aynen geçerli olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 04/05/2023 tarihli celsesi, 2 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'ın 12/10/2023 tarihli ek raporunda özetle; kök ve 1. ek raporlarındaki değerlendirmelerin aynen geçerli olduğu ve değişiklik yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varıldığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 08/02/2024 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'in 31/10/2024 tarihli raporunda özetle; Asıl dosya kapsamında;
1-Teknik İnceleme Sonuçları: Taraflar arasında, “... de bulunan termik santrallerinin rehabilite” edilmesine ilişkin montaj, tedarik, mühendislik işlerini konu alan 12.10.2018 tarihli sözleşme ve 04.02.2019 tarihli Zeyilname 1 ve 14.10.2021 tarihli “Satın Alma Protokol” ü imzalanmış olduğu, sözleşme ile davacı - karşı davalının proje kapsamında ... 1. , 2. ve 3. üniteler için malzeme tedariki sorumluluğunu üstlendiği, sözleşmenin tahmini bedelinin 2.271.951-Euro olduğu, sözleşmeye göre imalat yapılmaksızın Tedarikçi’ye teminat karşılığı %40 a kadar avans verilebileceği, taraflar arasında 31.05.2019 ve 31.07.2019 tarihli iki adet hakediş hazırlandığı ve taraflarca itirazsız olarak imzalandığı, davacı - karşı davalı tarafından ...'ye beş adet fatura kesildiği, faturaların toplamının KDV dahil, 1.251.087,92-Euro olduğu, %3 Stopaj kesintisi sonucu ve %5 Bakanlık Kabulü sonucu davacı - karşı davalının net hakkedişinin KDV dahil 1.166.268,40-Euro olduğu, davalı - karşı davacının toplam ödemesinin 594.896,10 Euro olduğu, bu durumda davacı - karşı davalının 571.372,30-Euro olduğu, davacı - karşı davalının sevk etmeye hazır olup sevk edemediği malzemeler ile ilgili olarak 59.056,68-Euro alacaklı olduğu,
2-Mali İnceleme Sonuçları: Dava dosyasında daha önce alınan kök raporda tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş, defterlerin usul yönünden uygunlukları tespit edilmiş ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerini gösteren muavin hesap ekstreleri dikkate alınarak, taraflar arasındaki kaydi durum ortaya konmuş ve taraflar arasındaki cari hesap farklılıkları da belirlenmiş görünmekle, gelinen aşamada tarafların kök ve ek raporlara karşı sundukları beyan ve itiraz dilekçelerinde, defter kayıtlarında tespit edilen hususlara bir itiraz ileri sürmedikleri, davalı/karşı davacı yanın ihtilaf konusu teknik ve hukuki hususlarda detaylı itirazlar ve açıklamalara yer verdiği görüldüğünden, taraf ticari defter kayıtları üzerinde tekraren bir inceleme yapılmadığı, tarafların dosyaya alınan raporlara karşı beyan ve itirazları içerisinde yer alan hususlar içerisinde, mali değerlendirme gerektirdiği düşünülen konulara, teknik tespitler ışığında yer verildiği,
Karşı Dava Açısından Mali İnceleme: Karşı davada, teknik tespit ve değerlendirmeler ışığında davalı/karşı davacı yanın ... firmasına yaptırdığı işler bedeli toplamının davacı/karşı davalı yanca tazmin edilmesi gerektiği yönündeki taleplerinin, ispata muhtaç göründüğü, diğer yandan davalı/karşı davacı yanın gecikme cezası bedeline ilişkin taleplerinin ise, takdiri mahkemeye ait olmak üzere yerinde görüldüğü sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 02/01/2025 tarihli ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişiler ...'in 16/06/2025 tarihli raporunda özetle;
a) Asıl dosya kapsamında;
Teknik İnceleme Sonuçları: Taraflar arasında, “... de bulunan termik santrallerinin rehabilite” edilmesine ilişkin montaj, tedarik, mühendislik işlerini konu alan 12.10.2018 tarihli sözleşme ve 04.02.2019 tarihli Zeyilname 1 ve 14.10.2021 tarihli “Satın Alma Protokol” ü imzalanmış olduğu, sözleşme ile davacı - karşı davalının proje kapsamında ... 1. , 2. ve 3. üniteler için malzeme tedariki sorumluluğunu üstlendiği, sözleşmenin tahmini bedelinin 2.271.951-Euro olduğu, sözleşmeye göre imalat yapılmaksızın tedarikçiye teminat karşılığı %40'a kadar avans verilebileceği, taraflar arasında 31.05.2019 ve 31.07.2019 tarihli iki adet hakediş hazırlandığı ve taraflarca itirazsız olarak imzalandığı, davacı - karşı davalı tarafından ...'ye beş adet fatura kesildiği, faturaların toplamının KDV dahil, 1.251.087,92-Euro olduğu, %3 Stopaj kesintisi sonucu ve %5 bakanlık kabulü sonucu davacı - karşı davalının net hak edişinin KDV dahil 1.166.268,40-Euro olduğu, davalı - karşı davacının toplam ödemesinin 594.896,10-Euro olduğu, 75.732-Euro teminatın da hesaba katılması ile davacı - karşı davalının 647.104,30-Euro alacaklı olduğu, sayın mahkemece davacı - karşı davalının kar mahrumiyeti talebinin uygun görülmesi halinde, kar mahrumiyeti olarak 168.900,95 Euro olarak hesaplandığı, davacı - karşı davalının sevk etmeye hazır olup 2021 yılı içinde kısmen sevk ettiği malzemeler ile ilgili olarak 59.056,68 Euro alacaklı olduğu,
Mali İnceleme Sonuçları: Dava dosyasında daha önce alınan kök raporda tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş, defterlerin usul yönünden uygunlukları tespit edilmiş ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerini gösteren muavin hesap ekstreleri dikkate alınarak, taraflar arasındaki kaydi durum ortaya konmuş ve taraflar arasındaki cari hesap farklılıkları da belirlenmiş görünmekle, gelinen aşamada tarafların kök ve ek raporlara karşı sundukları beyan ve itiraz dilekçelerinde, defter kayıtlarında tespit edilen hususlara bir itiraz ileri sürmedikleri, davalı/karşı davacı yanın ihtilaf konusu teknik ve hukuki hususlarda detaylı itirazlar ve açıklamalara yer verdiği görüldüğünden, taraf ticari defter kayıtları üzerinde tekraren bir inceleme yapılmadığı, tarafların dosyaya alınan raporlara karşı beyan ve itirazları içerisinde yer alan hususlar içerisinde, mali değerlendirme gerektirdiği düşünülen konulara, teknik tespitler ışığında yer verildiği,
b) Karşı Dava Açısından;
Teknik İnceleme: Davalı - karşı davacının ... firmasına yaptığı ödemeyi davacı - karşı davalıdan talep edemeyeceği, karşı dava kapsamında uygunsuz malzeme ile ilgili hesaplama yapılmasının mümkün görülmediği, yukarıda da açıklandığı üzere cezai şart konusunda bir karar varılamadığı,
Mali İnceleme:
Karşı davada, teknik tespit ve değerlendirmeler ışığında davalı/karşı davacı yanın ... firmasına yaptırdığı işler bedeli toplamının davacı/karşı davalı yanca tazmin edilmesi gerektiği yönündeki taleplerinin, ispata muhtaç göründüğü, diğer yandan davalı/karşı davacı yanın gecikme cezası bedeline ilişkin taleplerinin ise, takdiri mahkemeye ait olmak üzere yerinde görüldüğü sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava; asıl davada taraflar arasındaki 12/10/2018 tarihli sözleşme ve 04/02/2019 tarihli zeyilname kapsamında faturaya dayalı alacak, karşı davada ise ayıp ve eksik ifa ile cezai şarta dayalı alacak istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut yazılı deliller incelendiğinde; taraflar arasında 12.10.2018 tarihli ana sözleşmenin, 04.02.2019 tarihli Zeyilname'nin ve 14.10.2021 tarihli Satın Alma Protokolü'nün düzenlendiği, sözleşmenin konusunun ... termik santrallerinin rehabilitasyonu kapsamında malzeme tedariki, montaj ve mühendislik hizmetleri olduğu, sözleşmenin tahmini bedelinin 2.271.951 Euro olduğu, nihai bedelin ise onaylı projeler üzerinden hesaplanacak ağırlıkların Ek-2'de belirtilen birim fiyatlarla çarpımı ile belirleneceği, birim fiyatların sözleşme süresince sabit olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 31.05.2019 ve 31.07.2019 tarihlerinde iki adet hakediş düzenlendiği, bu hakediş belgelerinin her iki tarafça da imzalandığı, 1. hakediş tutarının 126.803,98 Euro (KDV dahil), 2. hakediş tutarının 353.631,84 Euro (KDV dahil) olmak üzere toplam imzalı hakediş tutarının 480.435,82 Euro olduğu görülmüştür.
Davacı tarafından davalıya 31.05.2019, 31.07.2019 ve 31.12.2019 tarihlerinde toplam beş adet fatura düzenlendiği, faturaların KDV dahil toplam tutarının 1.251.087,92 Euro olduğu, bu faturalardan 31.12.2019 tarihli iki adet faturanın (98919 ve ... nolu) hakediş belgesi olmaksızın düzenlendiği tespit edilmiştir. 31.12.2019 tarihli ... numaralı 302.927 Euro tutarlı faturanın açıklama kısmında "... Rehabilitasyon Projesi Dava ve Gaz Kanalları, Elektrostatik Filtre ve Kazan ..., Korkuluk ve Platform İmalat İşleri 5 Nolu Hakediş Bedeli" olarak yazıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından sunulan ve davalı proje mühendisi ... tarafından 20.03.2019 tarihinde davacı şirket sorumlusu ...'a gönderilen elektronik posta incelendiğinde; "... bey, ... Mühendislik platform üzerinden gerekli revizyonların yapılması için ... modelini size verdiğini tarafımıza iletti. Şuan model üzerinde ... için revizyonlar yapılmaktadır. Dolayısı ile farklılık olmaması adına, model üzerindeki bütün değişiklikler (bütün platform modellerine ait) sadece ... Mühendislik tarafından yapılacaktır. Bu nedenle model üzerindeki çalışmalarınızı durdurmanızı rica ederim. Model üzerindeki revizyonlar tamamlandığında model sizlerle paylaşılacaktır." ifadelerinin yer aldığı görülmüştür.
Davalı tarafından 06.12.2019 tarihinde davacıya gönderilen yazıda; kanalların, ESP'lerin ve yapısal ... malzemelerin sözleşmede öngörülen tarihlerde sevkiyatının tamamlanmadığı, bu nedenle montajın da geciktiği, aksaklıkların tamamlanması gerektiği, aksi takdirde sözleşmeden kaynaklı tüm hakların saklı tutulacağı belirtilmiştir.
Davalı tarafından 04.06.2020 tarihinde düzenlenen ihtarnamede, 1. Ünite için malzemelerin gecikmeli teslim edildiği, 2. Ünite için ise malzeme tesliminin tamamlanmadığı iddia edilmiştir.
Davacı tarafından davalıya .... Noterliği aracılığıyla 25.12.2020 tarihinde düzenlenen ve 31.12.2020 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile alacakların ödenmesi talep edilmiştir.
Davalı tarafından sunulan 31.12.2019 tarihli elektronik posta yazışması ve 17.06.2020 tarihli yazı dosyada mevcuttur.
Davalı tarafından sunulan Alfanorm ve İntertek firmalarınca düzenlenen teknik denetim raporları (NCR - Non-Conformity Reports) ve ... firması ile imzalanan 11.02.2020 tarihli sözleşme dosyada bulunmaktadır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller dikkate alınarak, Prof. Dr. ...(Makine Yük. Müh.), ... (Mali Müşavir), Prof. Dr. ... (Hukukçu/Nitelikli Hesaplama Uzmanı), ... (Elektrik Müh.) ve Prof. Dr. ... (İnşaat Yük. Müh.)'den oluşan beş kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök raporda; taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, hakediş belgeleri, faturalar, sevk irsaliyeleri, ticari defter kayıtları ve tarafların yazışmaları incelenmiş, teknik ve mali değerlendirmeler yapılmıştır. Kök raporda; davacı tarafından düzenlenen faturaların toplamının 1.251.087,92 Euro (KDV dahil) olduğu, %3 stopaj ve %5 bakanlık kabulü kesintileri sonrasında davacının net hakediş tutarının 1.166.268,40 Euro olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerin 898.823,10 Euro olduğu, bu tutardan 302.927 Euro'luk teminat mektubunun geri alındığı düşüldüğünde davalının ödemesinin 594.896,10 Euro olduğu, dolayısıyla davacının 571.372,30 Euro alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Kök raporda ayrıca, davacının sevke hazır olup davalının teslim almadığı 108.280 Kg malzeme için 59.056,68 Euro alacaklı olduğu, kar mahrumiyetinin sektör standardı %15 kar oranı ile hesaplandığında 168.900,95 Euro olduğu belirtilmiştir.
Karşı dava yönünden, davalının ... firmasına yaptırdığı işler bedelinin davacıdan talep edilip edilemeyeceği hususunun ispata muhtaç olduğu, uygunsuz malzemelerle ilgili hesaplama yapılmasının mümkün görülmediği, gecikme cezası yönünden ise 1. Ünite için 184 gün gecikme tespit edildiği ve gecikme cezasının 620.645,34 Euro (KDV dahil) olarak hesaplandığı, ancak bu cezanın talep edilip edilemeyeceğinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Kök rapora karşı davacı vekili tarafından; 75.732 Euro tutarlı teminat mektubunun raporda değerlendirilmediği, 20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatının dikkate alınmadığı, Covid-19 pandemisinin mücbir sebep olarak değerlendirilmediği, çekincesiz kabul nedeniyle TBK m.179/2 uyarınca gecikme cezası talep hakkının düştüğü yönünde itirazlar ileri sürülmüştür.
Mahkememizin 02.01.2025 ve 29.01.2025 tarihli ara kararları ile tarafların itirazlarını karşılar şekilde bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından 15.06.2025 tarihinde düzenlenen ek raporda; 75.732 Euro tutarlı teminat mektubunun nakte çevrildiğinin kabul edilerek davacının alacağına eklendiği, bu durumda davacının toplam alacağının 647.104,30 Euro olduğu belirtilmiştir.
Gecikme cezası yönünden ise bilirkişi heyeti, ek raporunda: "Karşı dava kapsamında davalı - karşı davacının 20 Mart 2019 tarihli maili kök rapor aşamasında sehven gözümüzden kaçmıştır. Bu mailden sonra işlerin durdurulup ne zaman tekrar açıldığı hususunda dosyada bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle cezai şart konusunda bir sonuca varılamamaktadır."
Ek rapor sonuç bölümünde; ... ödemesinin davacıdan talep edilemeyeceği, uygunsuz malzeme ile ilgili hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı ve "yukarıda da açıklandığı üzere cezai şart konusunda bir karar varılamadığı" açıkça belirtilmiştir.
Taraflar arasında 12.10.2018 tarihinde imzalanan sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin konusunun, davacının ... termik santrallerinin rehabilitasyonu kapsamında malzeme tedariki, imalat ve montaj işlerini üstlenmesi, bu işleri sözleşme ve teknik şartnamelere uygun olarak tamamlayarak sahaya kadar getirip TIR üzerinde teslim etmesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu sözleşme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir.
TBK m.479/1 uyarınca, "İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur.
Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur." Bu hüküm, eser sözleşmelerinde kural olarak yüklenicinin önce edimini ifa etmesi, iş sahibinin ise eserin tesliminden sonra bedeli ödemesi gerektiğini göstermektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede de hakediş sisteminin benimsenmiş olması, bu ilkeyle uyumludur.
Davacı, davalıya düzenlediği faturalar karşılığı olan ve ödenmediğini iddia ettiği 352.264,82 Euro alacağın tahsilini talep etmektedir.
Dosya kapsamından, davacı tarafından davalıya toplam beş adet fatura düzenlendiği, bu faturaların KDV dahil toplam tutarının 1.251.087,92 Euro olduğu, %3 stopaj ve %5 bakanlık kabulü kesintileri yapıldıktan sonra net ödenmesi gereken tutarın 1.166.268,40 Euro olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından yapılan ödemeler ve 302.927 Euro tutarında geri alınan teminat mektubu düşüldüğünde, davacının kalan alacağının bilirkişi heyetince 571.372,30 Euro, ek raporda 75.732 Euro'luk teminat mektubu da eklendiğinde 647.104,30 Euro olarak hesaplandığı görülmektedir.
6102 sayılı yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi, fatura ve teyit mektubuna ilişkin düzenleme içermektedir. TTK m.21/2'ye göre, "Bir ticari işle ilgili olarak gönderilen fatura veya hesap özeti ile teyit mektubunun, muhatap tarafından, içeriği kabul edilmemiş olsa bile, aldığı tarihten başlayarak sekiz gün içinde itiraz edilmemesi hâlinde içeriği kabul edilmiş sayılır."
Somut olayda, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından kabul edildiği, ticari defterlerine kaydettiği, sekiz günlük süre içinde faturalara itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bilirkişi heyeti de bu hususu raporlarında açıkça belirtmiştir. TTK m.21'deki karine uyarınca, itiraz edilmeyen faturaların içeriği kabul edilmiş sayılır ve fatura düzenleyen tacir lehine yazılı delil niteliğini kazanır.
Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan faturalara itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurur. Bu ilke uyarınca, faturaya itiraz edilmemesi, fatura konusu malın teslim edildiğine ve bedelinin ödenebilir hale geldiğine karine teşkil eder.
Davalı vekili, 31.12.2019 tarihli 302.927 Euro tutarlı faturanın avans niteliğinde olduğunu, karşılığında imalat yapılmadığını savunmuş ise de; bilirkişi heyeti, davacının bu fatura bedeline esas malzeme miktarını sahaya getirmiş olduğu sonucuna varmıştır. Nitekim davacı tarafından sunulan sevk irsaliye listesi, malzeme teslimlerinin yapıldığını göstermektedir. Ayrıca, sözleşme ve zeyilnamede, davacının hakediş yapmasa dahi teminat karşılığında avans alabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, söz konusu faturanın da geçerli bir alacağa dayandığı kabul edilmelidir.
Davalı, faturalara itiraz etmemiş, ticari defterlerine kaydetmiş ve kısmen ödeme yapmıştır. Bu durum, taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığını ve davacının faturalar karşılığı alacaklı olduğunu göstermektedir. Bilirkişi heyetinin teknik ve mali incelemeleri de bu sonucu desteklemektedir.
Bu karinelere rağmen, davalı/karşı davacı vekili, 31.12.2019 tarihli bir elektronik posta yazışmasına dayanarak faturanın karşılıksız olduğunu iddia etmektedir. Bu iddianın değerlendirilmesi gerekir:
Davalı/karşı davacı vekili, cevap dilekçesinde ve ikinci cevap dilekçesinde, davacı şirket sorumlusunun 31.12.2019 tarihinde gönderdiği elektronik posta yazışmasını delil olarak sunmuş ve bu e-postanın "ifa edilmemiş iş için fatura kesilmek istendiğini" ispat ettiğini iddia etmiştir.
Taraflar arasındaki ticari yazışmaların yorumunda, TBK'nın sözleşmelerin yorumuna ilişkin hükümleri uygulanır. TBK m.19'a göre, "Bir sözleşmenin türünü ve içeriğini belirlemede ve yorumlamada, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır."
Ticari yazışmalarda kullanılan ifadeler, sadece lafzi anlamlarıyla değil, yazışmanın bütünü, taraflar arasındaki ilişkinin önceki seyri ve ticari teamüller dikkate alınarak yorumlanmalıdır.
Söz konusu 31.12.2019 tarihli e-posta, münferit bir yazışma değil, taraflar arasındaki devam eden iş ilişkisinin bir parçasıdır. Bu e-postanın değerlendirilmesinde şu hususlar dikkate alınmalıdır:
Davalı/karşı davacı, 12.11.2019 tarihinde davacıya 302.927 Euro ödeme yapmıştır. Bu ödeme dekontu dosyadadır. Davalının bu ödemeyi yaptıktan sonra, yaklaşık 1,5 ay sonra faturanın karşılıksız olduğunu iddia etmesi çelişkilidir.
Eğer gerçekten fatura karşılıksız olsaydı, davalı bu ödemeyi yapmaz veya derhal itiraz ederdi. Ödemenin yapılmış olması, o tarihte davalının faturayı kabul ettiğini gösterir.
31.12.2019 tarihli e-posta, ödemenin yapılmasından sonra gönderilmiştir. Bu durum, e-postanın faturanın geçerliliğine değil, muhtemelen yeni hakediş veya fatura düzenlenmesine ilişkin olduğunu gösterir.
E-posta metni dikkatle incelendiğinde, yazışmanın amacının taraflar arasındaki hakediş sürecini hızlandırmak ve ödeme planlamasını netleştirmek olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür operasyonel yazışmalarda kullanılan ifadeler, daima hukuki anlam taşımaz.
Bilirkişi heyeti, 31.12.2019 tarihli e-postayı da incelemiş ve değerlendirmiştir. Kök raporunda şu tespitte bulunulmuştur:
"Taraf beyanlarına göre davacının bu fatura bedeline esas malzeme miktarını Saha'ya getirmiş olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla hakediş düzenlenmemesine rağmen davacının bu miktarı hakettiği sonucuna varılmaktadır."
Bu tespit son derece önemlidir. Bilirkişi heyeti, hem e-postayı hem de diğer delilleri inceleyerek, faturanın karşılıksız olmadığı sonucuna varmıştır.
Bilirkişi heyeti, teknik uzmanlığı ile dosyadaki tüm belgeleri değerlendirmiş, sadece bir e-posta metnine dayanarak değil, sevk irsaliyeleri, ağırlık hesaplamaları, sözleşme hükümleri ve taraf beyanlarını birlikte değerlendirerek bu sonuca ulaşmıştır.
Davacı tarafından sunulan sevk irsaliye listesine göre; 11.04.2019 tarihinden 01.05.2020 tarihine kadar toplam 855.388 Kg malzeme sevk edilmiştir. Bu teslimatlar, fatura bedellerini desteklemektedir.
Sevk irsaliyelerinin detayları bilirkişi raporunda yer almaktadır. Bilirkişi heyeti, sevk irsaliyelerini incelemiş ve malzeme miktarlarını doğrulamıştır.
Davalı/karşı davacı, sevk irsaliyelerinin gerçekliğine veya miktarlarına somut bir itirazda bulunmamıştır. Bu irsaliyeler, malzemelerin fiilen teslim edildiğini gösteren yazılı belgelerdir.
Taraflar arasındaki sözleşme ve zeyilnamede, davacının hakediş yapmasa dahi teminat karşılığında avans alabileceği düzenlenmişti. Sözleşmenin ilgili maddesi şöyledir:
"Tedarikçi, hakediş yapılmasa dahi Alıcı'ya ibraz edeceği teminat karşılığında Alıcı'dan avans talep edebilir."
Bu hüküm, 31.12.2019 tarihli faturanın "avans" olarak nitelendirilmesi durumunda bile, bunun sözleşmeye uygun olduğunu göstermektedir.
Davalı/karşı davacı, e-postada "avans" kelimesinin geçtiğini iddia etmekte ve bunu faturanın karşılıksız olduğu yönünde yorumlamaktadır. Ancak, sözleşmede avans hükmü açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla, eğer fatura avans niteliğinde bile olsa, bu sözleşmeye aykırı değildir.
Ayrıca, avans ödemeleri karşılıksız ödemeler değildir. Avans, işin ileride yapılacağı taahhüdü karşılığında yapılan ödemelerdir. Sözleşmede teminat karşılığında avans alınabileceği kararlaştırılmışsa ve davacı teminat mektubu vermişse, avans alması hukuka uygundur.
TTK m.21/2 uyarınca, ticari işle ilgili gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriği kabul edilmiş sayılır.
Somut olayda:
1. Davacı 31.12.2019 tarihinde faturayı düzenlemiştir
2. Davalı bu faturayı almış ve ticari defterlerine kaydetmiştir
3. Davalı sekiz günlük süre içinde faturaya itiraz etmemiştir
4. Davalı 12.11.2019 tarihinde bu fatura bedelini zaten ödemiştir (fatura öncesi ödeme)
TTK m.21'deki karine ve faturanın ticari deftere kayıt edilmesi ile oluşan hizmetin/malın alındığına ilişkin oluşan karinenin aksinin Davalı Garanti Koza tarafından ispatı gerekir.
31.12.2019 tarihli e-posta, yazışmanın bütünü içinde değerlendirilmelidir, tek bir cümle veya ifade münferit olarak yorumlanamaz, ödeme yapıldıktan sonra gönderilmiştir, bu nedenle faturanın geçerliliğine değil, yeni hakediş sürecine ilişkindir, bilirkişi heyeti tarafından değerlendirilmiş ve faturanın karşılığının bulunduğu sonucuna varılmıştır, sevk irsaliyeleri ile teyit edilmiştir, malzeme teslimi fiilen gerçekleşmiştir, faturanın deftere kaydı ile oluşan karinin aksi ispat edilememiştir.
Bu nedenlerle, davalı/karşı davacının "31.12.2019 tarihli e-posta, faturanın karşılıksız olduğunu ispat eder" şeklindeki savunması yerinde görülmemiştir.
Davacının 31.12.2019 tarihli 302.927 Euro tutarlı fatura alacağı, hem karine, hem bilirkişi tespitleri, hem de sevk irsaliyeleri ile desteklenmektedir.
Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde yer alan "dava, talep sonucuyla sınırlıdır" ilkesi gereğince, mahkeme davacının talebini aşan bir hüküm kuramaz. Davacı, bu kalem için 352.264,82 Euro talep ettiğine göre, bilirkişi raporunda daha yüksek bir tutar tespit edilmiş olsa dahi, mahkeme talep edilen 352.264,82 Euro ile sınırlı kalarak hüküm kurmak zorundadır.
Sonuç olarak, davacının sözleşme konusu edimlerini ifa ettiği, faturaların geçerli olduğu, davalının bu bedelleri ödeme borcunun muaccel hale geldiği anlaşıldığından, davacının 352.264,82 Euro tutarındaki alacak talebinin kabulü gerekmektedir.
Davalı/karşı davacı vekili, bu sonuca karşı, geçici kabul aşamasına gelinmediği için alacağın muaccel olmadığı yönünde önemli bir savunma ileri sürmüştür. Bu savunmanın değerlendirilmesi gerekmektedir:
Davalı/karşı davacı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca henüz geçici kabul aşamasına gelinmediğini, geçici kabul için gecikme cezalarının ödenmesi gerektiğini, bu aşamaya gelinmeden kesin bir alacak doğmadığını, henüz sadece ara hakediş düzenlendiğini savunmuştur.
Bu savunma, davacının alacak taleplerinin muacceliyeti açısından hayati önem taşıdığından, ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Eser sözleşmelerinde, özellikle büyük ölçekli ve uzun süreli projelerde, işin bölümlere ayrılması ve her bölümün tamamlanması halinde kısmi ödemeler yapılması sistemi olan ara hakediş uygulaması yaygındır. Bu sistem, hem yüklenicinin finansman ihtiyacını karşılar hem de iş sahibinin kontrolünü kolaylaştırır.
TBK m.479/1 uyarınca, "İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur.
Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur" Taraflar sözleşme ile ara hakediş sistemini benimsemiş iseler, bu durumda her bir ara hakediş kendi içinde bağımsız bir teslim ve muacceliyet doğurur.
Geçici kabul ise, TBK m.479/2'de düzenlenen ve eserin tamamının tesliminden sonra yapılan bir işlemdir. Geçici kabul, iş sahibinin eseri gözden geçirip ayıp olup olmadığını kontrol ettiği ve kabul ettiğini beyan ettiği aşamadır. Geçici kabul ile birlikte garanti süresi başlar. Ancak, ara hakediş sisteminde her bir ara hakediş için ayrı geçici kabul yapılmaz; ara hakediş bedelleri, işin ilgili kısmının tamamlanması ile kendiliğinden muaccel olur.
Somut olayda, taraflar arasında 12.10.2018 tarihinde imzalanan sözleşmede ve 04.02.2019 tarihli zeyilnamede ara hakediş sistemi benimsenmiştir. Nitekim:
1. 31.05.2019 tarihinde 1. hakediş düzenlenmiş ve her iki tarafça da imzalanmıştır (KDV dahil 126.803,98 Euro)
2. 31.07.2019 tarihinde 2. hakediş düzenlenmiş ve her iki tarafça da imzalanmıştır (KDV dahil 353.631,84 Euro)
3. Bu hakediş bedelleri kısmen davalı tarafından ödenmiştir
Bilirkişi heyeti, kök raporunda "taraflar arasında imzalı 2 adet hakediş mevcut" olduğunu tespit etmiş, bu hakediş bedellerini hesaplamalarına dahil etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hükümleri incelendiğinde; sözleşmede ara hakediş sisteminin açıkça benimsendiği, hakediş ödemelerinin belirli periyotlarla yapılacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin 7. maddesi "Geçici Kabul" başlığını taşımakta ve bu maddede geçici kabulün şartları düzenlenmektedir. Ancak, bu madde ara hakediş ödemelerini engelleyen bir hüküm içermemektedir.
Aksine, sözleşmede "Tedarikçi, hakediş yapılmasa dahi Alıcı'ya ibraz edeceği teminat karşılığında Alıcı'dan avans talep edebilir" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, ara hakediş sistemi ile geçici kabulün birbirinden bağımsız olduğunu açıkça göstermektedir. Eğer taraflar ara hakediş ödemelerinin geçici kabule bağlı olmasını isteselerdi, bunu sözleşmede açıkça düzenlerlerdi.
Davalı/karşı davacı vekili, cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, imzalı sadece 2 hakediş bulunduğunu, 31.12.2019 tarihli 302.927 Euro tutarlı faturanın "5 no'lu hakediş bedeli" olarak gösterildiğini ancak böyle bir hakediş olmadığını ileri sürmüştür.
Bu savunma yerinde değildir. Şöyle ki:
Fatura, ticari işlemlerde bedelin talep edildiğini ve ödenmesi gerektiğini gösteren bir belgedir. Hakediş ise, eser sözleşmelerinde işin belirli bir kısmının tamamlandığını ve o kısma ait bedelin hesaplandığını gösteren teknik bir belgedir.
Bir faturada "hakediş bedeli" ifadesi kullanılmış olması, o faturanın mutlaka imzalı bir hakediş belgesine dayanması gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan, faturaya konu işin fiilen yapılmış olup olmadığıdır.
Bilirkişi heyeti, 31.12.2019 tarihli 302.927 Euro tutarlı faturayı incelemiş ve kök raporunda şu tespitte bulunmuştur:
"Taraf beyanlarına göre davacının bu fatura bedeline esas malzeme miktarını Saha'ya getirmiş olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla hakediş düzenlenmemesine rağmen davacının bu miktarı hakettiği sonucuna varılmaktadır.")
Bu tespit, faturanın karşılıksız olmadığını, davacının bu bedel karşılığında malzeme teslim ettiğini açıkça göstermektedir.
Davacı tarafından sunulan sevk irsaliye listesine göre; 11.04.2019 - 01.05.2020 tarihleri arasında toplam 855.388 Kg malzeme sevk edilmiştir. Bu teslimatlar, fatura bedellerini desteklemektedir. Davalı, sevk irsaliyelerinin gerçekliğine itiraz etmemiş, bu malzemeleri fiilen teslim almıştır.
Yargıtay 23. hukuk dairesinin esas no:2015/4473 karar no:2016/19 sayılı emsal kararında "şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) hmk'nın 222. (6762 sayılı ttk'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir." şeklinde açıkladığı gibi somut olayımızda da davacının faturaya konu bu alacağını ispatladığı, aksinin davalı garanti tarafından ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Ara hakediş sistemi benimsenmiş eser sözleşmelerinde, her bir ara hakediş bağımsız bir alacak doğurur ve bu alacağın tahsili için işin tamamının geçici kabulünün beklenmesi gerekmez. Bu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla da teyit edilmiş bir ilkedir.
Bu nedenlerle, davalı/karşı davacının geçici kabul savunması yerinde görülmemiştir.
Davacı, sözleşme gereği tamamlanarak sevke hazır olduğu halde davalının teslim almaması nedeniyle fabrika sahasında bekletilen 162.480,44 Kg malzemenin karşılığı olarak 20.790,48 Euro talep etmektedir.
Taraflar arasında 14.10.2021 tarihinde imzalanan "Satın Alma Protokolü" incelendiğinde; protokolde malzemenin davacı tarafından davalının proje sahasına sevk edilerek TIR üzerinde teslim edileceği yazılı ise de, devamında "Malzemeler, ... yetkili personeli tarafından, Tedarikçi Fabrika sahasında TIR üzerinde teslim alınacaktır" denildiği görülmektedir. Ana sözleşmede de imalatın tedarikçi tarafından sahaya nakil edileceği öngörülmüştür.
Davacı tarafından 2021 yılı içinde bu malzemelerle ilgili toplam 10 adet fatura düzenlendiği, bu faturaların toplam tutarının 193.963,68 Euro (KDV dahil) olduğu, davalının 134.907 Euro ödeme yaptığı, kalan tutarın ise 59.056,68 Euro olduğu bilirkişi raporunda tespit edilmiştir.
TBK m.479 uyarınca, eser sözleşmelerinde bedel ödeme borcu eserin teslimi anında muaccel olur. Eser teslim edilmeden bedel istenebilir hale gelmez. Somut olayda, malzemeler henüz davalıya teslim edilmemiş, davacının fabrika sahasında beklemektedir. Bu nedenle, davacının bu malzemeler için bedel talep edebilmesi, malzemelerin davalıya teslim edilmesine bağlıdır.
Ancak, TBK m.106 uyarınca, avalının, sözleşmeye uygun olarak hazırlanan malzemeleri teslim almaktan kaçınması halinde, alacaklının temerrüdü söz konusu olur.
Dosya kapsamından, malzemelerin sözleşmeye uygun olarak imal edildiği ve sevke hazır hale getirildiği, davalının da bu malzemeler için kısmen ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının malzemeleri teslim almaması, alacaklının temerrüdü niteliğindedir.
Ancak, malzemeler henüz fiilen teslim edilmediğinden, mahkeme hükmünün ifasının sağlanması ve tarafların hak kaybına uğramaması için, davacının bu alacağının tahsilinin, 162.480,44 Kg malzemenin davalıya teslimi şartına bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu şekilde, hem davacının alacak hakkı korunacak, hem de davalının karşı edimi elde etme hakkı güvence altına alınacaktır.
Davacı bu kalem için 20.790,48 Euro talep ettiğine göre, bilirkişi raporunda daha yüksek bir tutar tespit edilmiş olsa dahi, HMK m.26 uyarınca talep edilen 20.790,48 Euro ile sınırlı olarak, malzeme teslimi şartıyla hüküm kurulması gerekmektedir.
Davacı, sözleşme konusu işlerden 1. üniteyi tamamladıktan sonra 2. ünitede başlanan işlerin iradesi dışında durdurulduğunu, 3. ünitenin ise hiç yaptırılmadığını, bu nedenle uğradığı maddi zarar, kar kaybı, personel giderleri ve kaçan iş fırsatları karşılığı olarak şimdilik 10.000 Euro talep etmektedir.
TBK m.112'ye göre, alacaklı, borcun ifa edilmemesi sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Bu zarar, borçlunun temerrüdü veya borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi dolayısıyla alacaklının malvarlığında meydana gelen eksilmeyi (olumlu zarar) ve borç tam ve gereği gibi ifa edilmiş olsaydı alacaklının malvarlığında meydana gelecek olan artışı (yoksun kalınan kar) içerir.
Yoksun kalınan kâr, borcun gereği gibi ifa edilmesi halinde alacaklının elde edeceği menfaatleri ifade eder. Ancak, yoksun kalınan kârın tazmini için, bu kârın olağan gelişme içinde ve yüksek bir ihtimalle elde edilebileceğinin ispat edilmesi gerekir.
Somut olayda, taraflar arasında yapılan sözleşme ... 1, 2 ve 3. üniteler için malzeme tedarikini kapsamaktadır. Sözleşmenin tahmini toplam bedeli 2.271.951 Euro'dur. Davacı tarafından toplam 1.251.087,92 Euro (KDV dahil) tutarında fatura düzenlenmiş, geri kalan kısım için ise imalat yapılmamış veya tamamlanmamıştır.
Bilirkişi heyeti, sektörde net kârlılığın %15 olarak kabul edildiğini belirterek, yapılmayan işlerin kârsız maliyetini hesaplamış ve davacının kâr mahrumiyetini 168.900,95 Euro olarak tespit etmiştir. Bu hesaplama, sözleşmenin toplam bedelinden yapılan işlerin tutarı düşülerek kalan kısım üzerinden yapılmıştır.
Davalı, davacının edimlerini tam ve zamanında ifa etmediğini, bu nedenle sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunu savunmuştur. Ancak, aşağıda karşı dava bölümünde ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, davacının edimlerini zamanında ifa etmemesinin davalının 20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatından kaynaklandığı, dolayısıyla gecikmenin davacıdan kaynaklanmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davalının sözleşmeyi feshetmesi haklı bir sebebe dayanmamaktadır.
Davalının, davacının temerrüdü veya edimini gereği gibi ifa etmemesi gibi haklı bir sebep olmaksızın sözleşmeyi feshetmesi veya davacıya iş yaptırmaması halinde, davacının kâr mahrumiyetini tazmin etmesi gerekir.
Sonuç olarak, davacının 2. ve 3. üniteler için çalışma yapamaması nedeniyle uğradığı kâr mahrumiyeti gerçekleşmiştir. Bilirkişi heyeti bu tutarı 168.900,95 Euro olarak hesaplamış olmakla birlikte, davacı bu kalem için şimdilik 10.000 Euro talep ettiğinden, HMK m.26 uyarınca talep sınırı gözetilerek 10.000 Euro'nun kabulü gerekmektedir.
Davacı, davalı tarafından haksız olarak bozdurularak ödenmek zorunda kalınan 75.732 Euro tutarlı teminat mektubu bedelinin iadesini talep etmektedir.
Dosya kapsamından, davacının davalıya teminat mektubu verdiği, davalının bu teminat mektubunu bozdurduğu ve bedelini tahsil ettiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi heyeti, ek raporunda bu teminat mektubunun nakte çevrildiğini kabul ederek davacının alacağına eklemiştir.
Teminat mektupları, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde iş sahibinin zararını karşılamak amacıyla düzenlenir. Ancak, yüklenici sözleşme konusu edimlerini tam ve gereği gibi ifa etmiş ise, iş sahibinin teminat mektubunu bozdurma hakkı bulunmaz. Aksi halde, sözleşmeye aykırılık ve iş sahibinin sebepsiz zenginleşmesi söz konusu olur.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacının sözleşme konusu edimlerini ifa ettiği, faturaların geçerli olduğu, davalının ödeme yükümlülüğünün doğduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, aşağıda karşı dava bölümünde açıklanacağı üzere, davalının ayıplı imalat ve gecikme iddiaları ispat edilememiştir. Bu durumda, davalının teminat mektubunu bozdurması için haklı bir sebep bulunmamaktadır.
Bilirkişi heyeti, davacının edimlerini ifa ettiğini tespit etmiş, davalının teminat mektubunu bozdurmasını haklı kılacak bir sebep bulamamıştır. Bu durumda, davalının bozdurduğu 75.732 Euro tutarındaki teminat mektubu bedelinin davacıya iadesine karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı, tüm alacak kalemleri için .... Noterliği'nin 25.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya tebliği tarihini takip eden 3. günün sonundan itibaren devlet bankalarının Euro üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz talep etmektedir.
Dosya kapsamından, söz konusu ihtarnamenin 31.12.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, devlet bankalarının Euro üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz talep etmektedir. Bu talep, hukuka uygun ve yerinde görülmüştür. Ancak, faizin başlangıç tarihi yönünden; ihtarnamenin tebliği 31.12.2020 tarihinde gerçekleştiğinden, 3. günün sonu olan 03.01.2021 tarihi faizin başlangıç tarihi olarak kabul edilmiştir.
Davalı/KARŞI DAVACI, KARŞI DAVA İLE; davacının sözleşme konusu edimleri zamanında, eksiksiz ve ayıpsız olarak ifa etmediğini, eksik ve ayıplı işlerin ... firmasına yaptırıldığını ve bunun bedelinin 189.259,53 Euro olduğunu, ayrıca 500 günü aşkın gecikme bulunduğu için sözleşmenin 10. maddesi uyarınca gecikme cezası tahakkuk ettiğini ileri sürerek, ... firmasına ödenen bedelin ve şimdilik 200.000 Euro gecikme cezasının tahsilini talep etmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili, davacının eksik bıraktığı ve ayıplı yaptığı işlerin ... firmasına yaptırıldığını, 11.02.2020 tarihinde ... firması ile "Elektrostatik Filtre Deşarj Elektrotları Askı Donanımı ve Çerçevesi İmalatlarına İlişkin Sözleşme" imzalandığını, bu işler için ...'e toplam 189.259,53 Euro (KDV dahil) ödendiğini belirterek, bu bedelin davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Yüklenicinin ayıplı ifadan sorumlu tutulabilmesi için, eserin ayıplı olduğunun ve bu ayıbın yükleniciden kaynaklandığının ispat edilmesi gerekir. İspat yükü, HMK m.190 uyarınca, ayıbı iddia eden taraftadır.
TBK m.474'e göre, "İş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır."
Somut olayda, davalı/karşı davacı, davacının yaptığı işlerin ayıplı olduğunu iddia etmekte, ancak bu ayıpları somut olarak ortaya koymakta ve ayıp ihbarı yaptığını ispat etmekte güçlük çekmektedir. Bilirkişi heyeti, dosyaya sunulan Alfanorm ve İntertek firmalarınca düzenlenen raporlarda bazı uygunsuzluklar tespit edildiğini belirtmekle birlikte, bu uygunsuzlukların parasal olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varmıştır.
Bilirkişi heyeti, kök raporunda: "Dosyaya sunulan bu olumsuzluk raporlarını parasal olarak değerlendirme imkanı olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır" ifadesini kullanmış, ek raporunda ise: "Karşı dava kapsamında uygunsuz malzeme ile ilgili hesaplama yapılmasının mümkün görülmediği" sonucuna varmıştır.
Davalı/karşı davacının ... firması ile yaptığı sözleşme incelendiğinde; sözleşmede davacı tarafından eksik bırakılan veya ayıplı imalatın onarımından bahsedilmediği, yeni malzeme alımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı/karşı davacı, malzemelerin davacı tarafından teslim edildikçe fatura düzenlendiğini beyan ettiğine göre, ...'den alınan malzemelerin davacı tarafından teslim edilmeyen malzemeler olduğu, dolayısıyla bu bedelin zaten davacıya ödenmediği sonucuna varılmaktadır.
Bu talep, Alfanorm ve İntertek firmalarınca düzenlenen teknik denetim raporlarına dayanmaktadır. Bu raporların ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir:
Davalı/karşı davacı vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde, Alfanorm ve İntertek firmalarınca düzenlenen uygunsuzluk raporlarını (NCR - Non-Conformity Report) ve denetim raporlarını delil olarak sunmuş, bu raporlarda çok sayıda ayıp tespit edildiğini, bu ayıpların davacının kusurlu imalatından kaynaklandığını, bu nedenle ayıpların giderilmesi için ... firmasına 160.389,43 Euro ödeme yapıldığını ileri sürmüştür.
Bu iddia, karşı davanın önemli bir bölümünü oluşturduğundan, teknik raporların içeriğinin, hukuki niteliğinin ve ispat değerinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Eserin nitelikleri sözleşmeye, yoksa işin gereğine uygun olmaması veya eserin değerini ya da işe yarar olmasını ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde azaltacak bir eksiklik ya da yüklenicinin teslimi sırasında eserin bulunmadığını bildirdiği bir niteliği taşımaması hâli ayıp sayılır.
Ayıp, üç şekilde ortaya çıkabilir:
- Sözleşmeye aykırılık
- İşin gereğine aykırılık
- Eserin değerini veya kullanılabilirliğini önemli ölçüde azaltan eksiklikler
TBK m.474'e göre, iş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.
Ayıp ihbarının yapılmaması veya geç yapılması halinde, iş sahibi ayıplı ifa nedeniyle sahip olduğu haklarını (TBK m.475: sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim, ücretsiz onarım) kullanamaz.
Yüklenicinin ayıplı ifadan sorumlu tutulabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
a) Eserde ayıp bulunması
b) Ayıbın zamanında ihbar edilmesi
c) Ayıbın yükleniciden kaynaklanması
d) Ayıp nedeniyle zarar oluşması
e) Zararın miktarının belirlenmesi
Bu şartlardan birinin eksik olması halinde, yükleniciden ayıp sorumluluğuna dayanılarak talepte bulunulamaz.
Dosyaya sunulan Alfanorm ve İntertek raporları, üçüncü kişi denetim firmaları tarafından düzenlenen teknik değerlendirme raporlarıdır. Bu raporlar, NCR (Non-Conformity Report - Uygunsuzluk Raporu) adı altında, tespit edilen uygunsuzlukları fotoğraflar ve teknik açıklamalarla belgelemektedir.
Üçüncü kişiler tarafından düzenlenen raporlar, o kişinin görüş ve değerlendirmesini içerir. Bu raporlar, mahkemeyi bağlamaz ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Bilirkişi heyeti, dosyaya sunulan Alfanorm ve İntertek raporlarını incelemiş ve ayrıntılı değerlendirme yapmıştır.
Bilirkişi heyeti kök raporunda şu ifadeleri kullanmıştır:
"Denetim firmaları tarafından pek çok olumsuzluk belirlenmiş ve fotoğraflar ile desteklenmiştir. Ancak dosyaya sunulan bu olumsuzluk raporlarını parasal olarak değerlendirme imkanı olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır."
Bu tespit son derece önemlidir. Bilirkişi heyeti:
- Uygunsuzlukların varlığını kabul etmiştir
- Ancak bunların parasal karşılığının hesaplanamayacağını belirtmiştir
Bilirkişi heyeti ek raporunda daha açık ifade kullanmıştır:
"Karşı dava kapsamında uygunsuz malzeme ile ilgili hesaplama yapılmasının mümkün görülmediği"
Ek rapor sonuç bölümünde de: "Karşı dava kapsamında, uygunsuz malzeme ile ilgili hesaplama yapılmasının mümkün görülmediği, nam-ı hesaba yapılan masrafların ise tarafımızca davacı şirketten talep edilemeyeceği"
Somut olayda, davalı/karşı davacının ayıp ihbarı yaptığına dair ispat bulunmamaktadır.
Davalı/karşı davacı, 6 Aralık 2019, 16 Mart 2020, 15 Nisan 2020, 4 Haziran 2020 ve 30 Haziran 2020 tarihlerinde davacıya çeşitli ihtarnameler göndermiştir.
Bu ihtarnamelerde genel olarak gecikme ve eksik teslimlerden bahsedilmekte, ancak somut ayıpların neler olduğu ve bunların ne zaman tespit edildiği detaylı olarak belirtilmemektedir.
Alfanorm ve İntertek raporlarının tarihleri incelendiğinde, bu raporların çeşitli tarihlerde düzenlendiği görülmektedir. Ancak, bu raporların davacıya ne zaman bildirildiği, davacıya düzeltme için süre verilip verilmediği belirsizdir.
TBK m.474, ayıpların "uygun bir süre içinde" yükleniciye bildirilmesini öngörmektedir. "Uygun süre" kavramı, işin niteliğine, ayıbın türüne ve tarafların ilişkisine göre değişir.
Ayıp ihbarının zamanında yapılıp yapılmadığı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Ancak, iş sahibinin ayıpları uzun süre bildirmemesi ve yükleniciye düzeltme imkanı vermemesi halinde, ayıp ihbarı zamanında yapılmamış sayılır.
Davalı/karşı davacının nama ifa (TBK m.473) masrafı talebi, ... firmasıyla yapılan sözleşmeye dayanmaktadır. Bu sözleşmenin içeriği ve amacı kritik önem taşımaktadır.
Bilirkişi heyeti, ... ile imzalanan 11.02.2020 tarihli sözleşmeyi incelemiş ve şu çok önemli tespitte bulunmuştur:
"... firması ile yapılan sözleşmede davacı tarafından eksik bırakılan, veya ayıplı imalatın onarımından bahsedilmemektedir. Sözleşme ile yeni malzeme alındığı anlaşılmaktadır." (Kök Rapor, s.72)
Bu tespit, davalı/karşı davacının nama ifa iddiasının temelini sarsmaktadır.
Nama ifa için, öncelikle yüklenicinin o işi yapma yükümlülüğü olmalı ve yüklenici bu yükümlülüğü eksik veya ayıplı yerine getirmelidir. Eğer iş sahibi, hiç sipariş etmediği yeni malzemeleri başka tedarikçiden alırsa, bu nama ifa değildir.
Bilirkişi tespitine göre, ...'den alınan malzemeler "yeni malzeme"dir. Bu durumda iki ihtimal vardır:
a) İhtimal 1: Bu malzemeler, davacının hiç teslim etmediği malzemelerdir. Bu durumda, bu bedel zaten davacıya ödenmemiştir. Çünkü davacı, teslim ettiği malzemeler için fatura düzenlemekte ve ödeme bu faturalara göre yapılmaktadır.
B) İhtimal 2: Bu malzemeler, davacının ayıplı teslim ettiği malzemelerin yerine alınmıştır. Ancak, bu durumda bile, sözleşmede buna ilişkin açık hüküm olmadığı için nama ifa hükümlerinin uygulanması tartışmalıdır.
TBK m.473'e göre nama ifa için şu şartlar gerekir:
a) Yüklenicinin edimini gereği gibi ifa etmemesi
b) İş sahibinin yükleniciye mehil vermesi (acele durumlar hariç)
c) İş sahibinin işi üçüncü kişiye yaptırması
d) Bedelinin yükleniciye bildirilmesi
Somut olayda:
- Yükleniciye mehil verildiğine dair belge yok
- Sözleşmede "ayıplı imalat onarımı" ifadesi yok
- "Yeni malzeme alımı" yapılmış
Bu durumda, nama ifa şartlarının oluştuğu söylenemez.
Bilirkişi heyeti neden parasal değerlendirme yapamadığını açıklamamış olsa da, dosya incelendiğinde şu nedenler görülmektedir:
... raporlarında çok farklı türde uygunsuzluklar tespit edilmiştir:
- Boyut uyumsuzlukları
- Kaynak hataları
- Yüzey kalitesi sorunları
- Montaj hataları
- Eksik parçalar
Bu uygunsuzlukların her birinin farklı çözüm yöntemi ve maliyeti vardır. Toplu bir değerlendirme yapılamamıştır.
Hangi uygunsuzlukların:
- Davacının üretim hatasından
- Montaj ekibinin hatasından
- Taşıma sırasındaki hasarlardan
- Yanlış tasarımdan
- Malzeme kalitesinden
kaynaklandığı tespit edilememiştir.
Her uygunsuzluk için:
- Tamamen değiştirilmesi mi
- Onarılması mı
- Tolerans sınırları içinde kabul edilmesi mi
- Takviye yapılması mı
gerektiği belirlenememiştir.
...'e ödenen 160.389,43 Euro'nun:
- Hangi uygunsuzlukların giderilmesi için
- Ne kadarının malzeme bedeli
- Ne kadarının işçilik
- Ne kadarının genel giderler
olduğu açıklanamamıştır.
HMK m.190 uyarınca, ayıbı ve bundan kaynaklanan zararı ispat yükü, bunu iddia eden davalı/karşı davacıdadır.
Davalı/karşı davacının ispat etmesi gerekenler:
1. Uygunsuzlukların varlığı (NCR raporları ile kısmen ispatlanmış)
2. Uygunsuzlukların davacıdan kaynaklandığı (ispatlanamamış)
3. Zamanında ayıp ihbarı yapıldığı (belgelenememiş)
4. Davacıya düzeltme için mehil verildiği (belgelenememiş)
5. ... ödemelerinin bu uygunsuzlukları giderdiği (ispatlanamamış)
6. Ödeme tutarının makul olduğu (değerlendirilememiş)
Teknik denetim raporlarında (Alfanorm ve İntertek) tespit edilen uygunsuzluklara rağmen:
1. Bu uygunsuzlukların parasal karşılığı hesaplanamamıştır (Bilirkişi tespiti)
2. ... ödemeleri ayıp giderimi değil, yeni malzeme alımıdır (Bilirkişi tespiti)
3. Ayıp ihbarı ve mehil verildiği yeterince belgelenmemiştir
4. TBK m.473 nama ifa şartları oluşmamıştır
5. Davalı/karşı davacı ispat yükünü yerine getirmemiştir
Sonuç olarak, davalı/karşı davacının, davacının ayıplı imalat yaptığını ve bunun giderilmesi için ...'e ödeme yaptığını somut delillerle ispat edemediği, bilirkişi heyetinin de bu konuda parasal değerlendirme yapılamayacağını belirttiği anlaşıldığından, ... firmasına yapılan ödemeler nedeniyle davacıdan talepte bulunulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Davalı/karşı davacı, davacının sözleşmede öngörülen teslim tarihlerine uymaması nedeniyle gecikme cezası talep etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin "Gecikme Cezası" başlıklı 10. maddesinde: "Her bir kritik aşama için sözleşmede belirtilen tamamlama tarihlerinde Tedarikçiden kaynaklı gecikilen her bir gün için Tedarikçi Sözleşme bedelinin %0,8 tutarında gecikme cezası ödeyecektir" hükmü yer almaktadır.
Davacı ... vekili, cevaba cevap dilekçesinde ve kök rapora itiraz dilekçesinde, davalı/karşı davacı proje mühendisi ... tarafından 20.03.2019 tarihinde gönderilen elektronik posta ile işlerin durdurulması talimatı verildiğini, bu nedenle gecikmenin davalı/karşı davacıdan kaynaklanmadığını savunmuştur.
Söz konusu 20.03.2019 tarihli elektronik posta metni dosyaya sunulmuş ve içeriği şu şekildedir:
"... bey, ... Mühendislik platform üzerinden gerekli revizyonların yapılması için ... modelini size verdiğini tarafımıza iletti. Şuan model üzerinde ... için revizyonlar yapılmaktadır. Dolayısı ile farklılık olmaması adına, model üzerindeki bütün değişiklikler (bütün platform modellerine ait) sadece ... Mühendislik tarafından yapılacaktır. Bu nedenle model üzerindeki çalışmalarınızı durdurmanızı rica ederim. Model üzerindeki revizyonlar tamamlandığında model sizlerle paylaşılacaktır."
Bu elektronik posta, davalı/karşı davacının proje mühendisi tarafından, davacının sorumlusu olan ...'a gönderilmiştir. E-postanın içeriğinden, projelerde revizyon yapılması gerektiği, bu revizyonlar tamamlanana kadar davacının çalışmalarını durdurması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.
Bilirkişi heyeti, ek raporunda bu konuda son derece önemli bir tespit yapmıştır. Bilirkişi heyeti şu ifadeleri kullanmıştır:
"Karşı dava kapsamında davalı - karşı davacının 20 Mart 2019 tarihli maili kök rapor aşamasında sehven gözümüzden kaçmıştır. Bu mailden sonra işlerin durdurulup ne zaman tekrar açıldığı hususunda dosyada bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle cezai şart konusunda bir sonuca varılamamaktadır."
Bu tespit, son derece önemlidir. Bilirkişi heyeti, kök raporunda gecikme cezasının "yerinde görüldüğü" sonucuna varmışken, ek raporunda kritik bir belgenin gözden kaçtığını kabul etmiş ve bu nedenle cezai şart konusunda bir sonuca varamayacağını belirtmiştir.
Hukuki değerlendirme açısından, davalı/karşı davacının 20.03.2019 tarihinde işlerin durdurulması talimatı vermesi, TBK m.112 anlamında "alacaklının temerrüdü" niteliğindedir.
Davalı/karşı davacının projelerde revizyon yapılmasını istemesi ve bu süreçte davacının çalışmalarını durdurmasını talep etmesi, davacının edimini ifa etmesini imkânsız kılan veya engelleyen bir durumdur. Bu durumda, işlerin durdurulduğu tarihten itibaren, revizyonların tamamlanıp işlerin tekrar başlaması emri verilinceye kadar geçen sürede meydana gelen gecikmenin davacıdan kaynaklandığı söylenemez.
Bilirkişi heyetinin de belirttiği üzere, dosyada işlerin ne zaman tekrar başlatıldığına dair bir belge bulunmamaktadır. Bu durumda, hangi sürenin davacıdan kaynaklı gecikme, hangi sürenin davalıdan kaynaklı gecikme olduğunun tespiti mümkün değildir.
İşin gecikmesi, yüklenicinin kusurundan ileri gelmeyen bir sebepten doğmuşsa, cezaî şart koşulları oluşmaz.
Davalı/karşı davacı vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde, davacının 17.06.2020 tarihli yazısında gecikmeyi ikrar ettiğini ileri sürmüş ve bu yazıyı delil olarak sunmuştur. Karşı dava dilekçesinde "Davacı gecikmeyi ikrar etmiştir" başlığı altında bu hususa yer verilmiş, 17.06.2020 tarihli ikrar yazısının karşı davanın delilleri arasında sayıldığı belirtilmiştir.
Bu iddianın hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İkrarın hukuki sonuç doğurabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir:
1. İkrar konusu vakıanın açık ve kesin olması: İkrar, muğlak ifadelerle değil, açık ve kesin bir şekilde yapılmalıdır.
2. İkrar iradesinin bulunması: Tarafın gerçekten ikrar etme iradesi olmalıdır. Bir olayın kabulü, her zaman o olayın hukuki sonuçlarının kabulü anlamına gelmez.
3. İkrar konusunun hukuki sonuçlarının ikrar edenin aleyhine olması gerekir: İkrar, ikrar edenin lehine olan bir durumun kabulü olamaz.
Dosya kapsamında bulunan 17.06.2020 tarihli yazı incelendiğinde; davacı tarafından davalıya gönderilen bu yazıda, işlerin tamamlanma tarihlerine ilişkin bilgi verildiği ve bazı gecikmelerden bahsedildiği görülmektedir.
Ancak, bu yazının içeriği dikkatle incelendiğinde:
1. Gecikmenin varlığının kabulü, gecikmenin sebebinin kabulü anlamına gelmez: Davacının bazı işlerde gecikme olduğunu kabul etmiş olması, bu gecikmenin davacının kusurlu davranışından kaynaklandığını kabul ettiği anlamına gelmez.
2. Yazının bağlamı: Yazı, taraflar arasındaki iletişimin bir parçası olup, davacının durumu açıklama ve çözüm önerme amacıyla yazılmıştır. Bu tür yazışmalarda kullanılan ifadeler, daima hukuki ikrar olarak yorumlanamaz.
İşin gecikmesi, yüklenicinin kusurundan ileri gelmeyen bir sebepten doğmuşsa, cezaî şart koşulları oluşmaz.
Eser sözleşmelerinde gecikmenin varlığının tek başına yeterli olmayıp, gecikmenin yüklenicinin kusurlu davranışından kaynaklanması gerekmektedir.
Somut olayda, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere:
1. 20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatı davacının çalışmalarını durdurması gerektiğini açıkça belirtmektedir
2. Bilirkişi heyetinin kritik itirafı: "20.03.2019 maili sehven gözden kaçmıştır"
3. TBK m.113 anlamında alacaklının temerrüdü söz konusudur
4. Covid-19 pandemisi mücbir sebep niteliğindedir
Tüm bu değerlendirmeler ışığında:
Davacının 17.06.2020 tarihli yazısında "gecikme" kelimesini kullanmış olması, o gecikmenin davacının kusurlu davranışından kaynaklandığını kabul ettiği anlamına gelmez. İkrar, sadece olguya ilişkin olabilir, hukuki sonuçlara ilişkin olamaz. Davacının gecikmenin varlığını kabul etmiş olması, gecikmenin hukuki sorumluluğunu da kabul ettiği anlamına gelmez.
20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatı, gecikmenin asıl sebebidir ve bu sebep davacının kontrolü dışındadır. Bilirkişi heyetinin "cezai şart konusunda bir sonuca varılamadığı" tespiti, gecikme ikrarının tek başına gecikme cezası için yeterli olmadığını göstermektedir.
Alacaklının temerrüdü ve mücbir sebep durumlarında, borçlunun ikrarı hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenlerle, davalı/karşı davacının "davacı gecikmeyi ikrar etmiştir, bu nedenle gecikme cezası ödemelidir" şeklindeki savunması, hukuki dayanaktan yoksundur ve yerinde görülmemiştir.
Gecikme cezası talep edilebilmesi için, sadece gecikmenin varlığı değil, aynı zamanda gecikmenin yüklenicinin kusurlu davranışından kaynaklandığının da ispat edilmesi gerekir. Somut olayda, davalı/karşı davacı bu ispat yükünü yerine getirmemiştir.
İkrar iddiasının yanı sıra, davalı/karşı davacı ile bilirkişi heyeti arasında gecikme süresinin hesaplanmasına ilişkin önemli bir çelişki bulunmaktadır. Bu çelişkinin giderilmesi gerekir -ki bu husus gecikmenin asıl nedenine ilişkin mahkememizin vardığı kanaati destekleyici mi yoksa çürütücü mü olduğunu ortaya çıkaracaktır- :
Davalı/karşı davacı vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde "yüzlerce günlük gecikme" ve "500 günün üzerinde gecikme" olduğunu iddia etmekte, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise "işlerde 500 günün üzerinde gecikme olduğu" ifadesini kullanmaktadır. Buna karşılık, bilirkişi heyeti kök raporunda sadece 1. Ünite için 184 gün gecikme tespit etmiştir.
Bu önemli sayısal farklılığın nedenlerinin açıklanması ve hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı/karşı davacının iddia ettiği "500+ gün" gecikme, tüm ünitelerin (1. Ünite, 2. Ünite ve 3. Ünite) toplam gecikmesini ifade etmektedir. Davalı/karşı davacı, her ünitenin ayrı ayrı gecikme sürelerini toplayarak bu rakama ulaşmıştır.
Bilirkişi heyeti ise, kök raporunda sadece 1. Ünite için değerlendirme yapmış ve 184 gün gecikme tespit etmiştir. Bilirkişi heyeti, 2. ve 3. Üniteler için ayrı gecikme hesaplaması yapmamıştır.
Davalı/karşı davacı, sözleşmede ve zeyilnamede öngörülen teslim tarihlerinden itibaren hesaplama yapmaktadır. Örneğin, sözleşmeye göre kazan çeliğinin 22.03.2019 tarihinde teslim edilmesi gerekirken, fiili teslimin 26.12.2019 tarihinde yapılması üzerine, aradaki 279 günü gecikme olarak saymaktadır.
Bilirkişi heyeti ise, kök raporunda farklı bir yöntem kullanmış ve çeşitli faktörleri dikkate alarak net gecikme süresini hesaplamıştır. Ancak bilirkişi heyeti, bu hesaplamayı yaparken 20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatını gözden kaçırmıştır.
En kritik fark, 20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatının hesaplamaya dahil edilip edilmemesidir.
Davalı/karşı davacı, hesaplamalarında 20.03.2019 - ? tarihleri arasındaki süreyi de gecikme olarak saymaktadır. Yani, kendi iş durdurma talimatına rağmen, bu süreyi davacının gecikme süresi olarak hesaplamaktadır.
Bilirkişi heyeti ise, ek raporunda bu konuda şu tespitte bulunmuştur:
"Karşı dava kapsamında davalı - karşı davacının 20 Mart 2019 tarihli maili kök rapor aşamasında sehven gözümüzden kaçmıştır. Bu mailden sonra işlerin durdurulup ne zaman tekrar açıldığı hususunda dosyada bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle cezai şart konusunda bir sonuca varılamamaktadır."
Bilirkişi heyeti, ilk değerlendirmesinde kritik bir belgeyi gözden kaçırdığını kabul etmektedir.
Ek raporda devamla: "Bu mailden sonra işlerin durdurulup ne zaman tekrar açıldığı hususunda dosyada bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle cezai şart konusunda bir sonuca varılamamaktadır."
Bu tespit, gecikme cezası talebinin esasını ortadan kaldırmaktadır.
Dosyada, 20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatından sonra işlerin ne zaman tekrar başlatıldığına dair açık bir belge bulunmamaktadır. Bu durum şu sonuçları doğurur:
20.03.2019 tarihinden önce kaç gün gecikme olduğu, bu tarihten sonra kaç gün iş durduğu, işlerin ne zaman tekrar başladığı, tekrar başladıktan sonra kaç gün gecikme olduğu tespit edilememektedir.
Örneğin, davalı/karşı davacının iddia ettiği 279 günlük gecikmenin (kazan çeliği için):
- Kaç günü 20.03.2019 öncesi?
- Kaç günü iş durdurma süresi?
- Kaç günü tekrar başladıktan sonra?
Bu sorulara cevap verilemediği için, Davacı ...'den kaynaklı bir gecikme olup olmadığı tespit edilemez ve de net gecikme süresi hesaplanamaz.
Davalı/karşı davacı, "500+ gün gecikme" iddiasını somut delillerle ispat edememiştir. Özellikle, 20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatından sonraki süreci açıklayamamıştır.
Bilirkişi heyeti de bu konuda bir sonuca varamadığını açıkça belirtmiştir.
Gecikme cezası hesaplanırken, sadece takvim farkına bakılamaz. Şu hususlar dikkate alınmalıdır:
Alacaklının fiili veya talimatı nedeniyle borcun ifası gecikirse, bu süre gecikme hesabından düşülmelidir.
20.03.2019 tarihli iş durdurma talimatı, açık bir alacaklı temerrüdüdür. Bu tarihten itibaren davacının çalışmalarını durdurması emredilmiştir. Dolayısıyla, bu tarihten sonraki süre davacıdan kaynaklı gecikme olarak sayılamaz.
2020 yılında yaşanan Covid-19 pandemisi, TBK m.136 anlamında mücbir sebeptir. İşlerin büyük kısmının 2020 yılında tamamlandığı dikkate alındığında, pandemi nedeniyle oluşan gecikmeler de hesaplamadan çıkarılmalıdır.
20.03.2019 tarihli e-postada belirtildiği üzere, projede revizyonlar yapılmaktadır. Tasarım değişiklikleri, yüklenicinin kontrolü dışında bir durumdur ve bu nedenle oluşan gecikmeler yükleniciye yüklenemez.
HMK m.282 uyarınca, mahkeme bilirkişi raporuyla bağlı değildir. Ancak somut olayda, bilirkişi heyeti zaten ek raporunda "cezai şart konusunda bir sonuca varılamadığı"nı belirtmiştir. Bu durumda, mahkemenin de gecikme cezası talebini reddetmesi gerekir.
500 gün ve 184 gün arasındaki çelişki, aslında gecikme cezası talebinin esasen dayanaksız olduğunu göstermektedir.
Davalı/karşı davacı, kendi iş durdurma talimatını dikkate almadan brüt gecikme hesaplamıştır. Bilirkişi heyeti ise, bu kritik talimatı gözden kaçırmış ve ek raporda düzeltme yapmıştır.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında; davalı/karşı davacının 20.03.2019 tarihinde davacıya iş durdurma talimatı verdiği, bu talimatın gecikmeye neden olduğu, gecikmenin süresini ve gecikmenin Davalı/ Karşı Davacı Garanti'den değil de Davacı ...'den kaynaklandığı ispatlanamadığı somut delillerle ispat edemediği, bilirkişi heyetinin de cezai şart konusunda bir sonuca varamadığını açıkça belirttiği anlaşıldığından, davalı/karşı davacının gecikme cezası talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-Ana davanın kabulüyle;
a-Davacının 352.264,82-Euro alacağının .... Noterliğinin 25/12/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya tebliği tarihini takip eden 3. günün sonu olan 03/01/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının Euro üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
b-Davalının teslim almaması sebebiyle davacı şirkete ait fabrika sahasında bekletilmek zorunda kalınan 162.480,44 KG malzemenin davalıya teslimi şartıyla davacının 20.790,48-Euro alacak açısından davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına,
-Bu hususta davacı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine,
c-Davacının 10.000,00-Euro kar mahrumiyeti alacağının .... Noterliğinin 25/12/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya tebliği tarihini takip eden 3. günün sonu olan 03/01/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının Euro üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline ve davacıya ödenmesine,
d-Davalı tarafından haksız bozdurularak davacının ödediği 75.732,00-Euro tutarlı teminat mektubu bedelinin .... Noterliğinin 25/12/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya tebliği tarihini takip eden 3. günün sonu olan 03/01/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının Euro üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline ve davacıya ödenmesine,
2-Davalı-karşı davacının tüm taleplerinin reddine,
3-Mahkememizin ana dava yönünden;
a-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 280.525,33-TL ilam harcından peşin alınan 70.131,34-TL'nin mahsubu ile bakiye 210.393,99-TL ilam harcının davalı ... Enerji şirketinden tahsili ile hazineye irat kaydına,
b-Davacı ... ... tarafından yatırılan 70.131,34-TL peşin harç ve 59,30-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 70.190,64-TL'nin davalı ... Enerji şirketinden tahsili ile davacı ... ... şirketine verilmesine,
c-Davacı ... ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 472.532,08-TL vekalet ücretinin davalı ... Enerji şirketinden tahsili ile davacı ... ... şirketine verilmesine,
d-Davacı ... ... tarafından yapılan 124.935,13-TL yargılama gideri davalıdan ... Enerji şirketinden tahsili ile davacı ... ... şirketine verilmesine,
e-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalı ... Enerji şirketiden tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Mahkememizin karşı dava yönünden;
a-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 53.455,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 52.839,60-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde karşı davacı ... Enerji şirketine iadesine,
b-Karşı davalı ... ..., kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 394.404,34-TL vekalet ücretinin karşı davacı ... Enerji şirketinden tahsili ile karşı davalı ... ... şirketine verilmesine,
c-Karşı davacı ... Enerji şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
d-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin karşı davacı ... Enerji şirketinden tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.06/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır