T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/... Esas
KARAR NO : 2024/751
DAVA : Menfi Tespit, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/11/2017
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2018/ ... ESAS
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan),
DAVA TARİHİ : 27/08/2018
Mahkememizde görülmekte olan asıl dava İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan), ve birleşen Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından .... İcra Dairesi 2017/... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine 27.02.2016 tarihli 1.532.800,00-TL tutarında irsaliyeli fatura borcuna dayanılarak icra takibi yapıldığını ancak davacının böyle bir borcu bulunmadığını, nitekim takip dayanağı olarak davalılar 27.02.2016 tarihli 1.532.800,00-TL'lik irsaliyeli faturayı göstermişlerse de bu faturanın tebliğ edilmediğini, böyle bir fatura bulunmadığını, icra dairesine de sunulmadığını, ödeme emri ekinde gönderilen faturalar yönünden de herhangi bir borç bulunmadığını, faturaların incelenmesinde ... şirketi tarafından tanzim edilen faturalar olduğu ancak bu faturalardan dolayı ... şahsi bir alacağın ileri sürülmesinin hukuken imkansız olduğunu, borcun dayanağı olarak gösterilmemesine rağmen ödeme emri ekinde bulunan davalı şirket tarafından tanzim edilen faturaların şirkete ödemelerinin mevcut olduğunu, davalı şirketle borç doğuran işlemler toplamının 1.907.202,51-TL olup alacaklı işlemler toplamı 1.902.300,00-TL düşüldüğünde borçlu olunmadığı gibi aksine 4.902,51-TL alacaklı olduklarını, 02.05.2017 tarihli ticaret sicil gazetesi 94-95 sayfalarında davalı şirketin 10.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısıyla da bilanço ve gelir tablosunun itiraz olmaksızın imzalanmakla 18.04.2017'de tescil edildiğini, bu durum da alacaklı değil borçlu olduğunu kabul anlamına geldiğini, davacının borçlu olmadığı halde takibin kesinleşmiş olması ve 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına konulan hacizlerden 09.10.2017 tarihinde 58.325,26-TL ve 09.10.2017 tarihinde 57.841,71-TL tahsilat yapılarak davalılara icra dosyası üzerinde ödeme yapıldığını, ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile istirdatını talep ettiği, öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulması, bu talebin kabul edilmemesi halinde dosyaya girecek paranın alacaklı tarafa ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davacının borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketten alacaklı olduklarına ilişkin yeminli mali müşavir tarafından hazırlanan ve davalı yanca karşılıklı ilişki kapsamında ayrıntılı olarak hesaplanan raporu sunduklarını, davalı ... ile icra dosyasında alacaklı görünen ... şirketinin davacı şirketten 1.503.561,00-TL+525.431,50-TL =2.028.992,50-TL alacaklı olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine davalı ... 10.04.2017 tarihli genel kurul toplantısına aslen değil ...'ın vekili sıfatıyla görev yaptığını dolayısıyla kendi adına toplantı tutanaklarını imzası diye bir husus söz konusu olamayacağını, esasen dava dilekçesinde "...'ın vekili olan şirketteki eski pay sahibi ..." nitelemesiyle de bu hususu teyit ettiğini, yeminli mali müşavir tarafından hazırlanan ayrıntılı bilirkişi raporu da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada; davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in davalı şirketin eski ortaklarından olup davalı şirkete başta teminat vermek üzere birçok kez banka havalesi suretiyle borç verdiğini, davalıya verilen paralar ve borçlara ilişkin ayrıntılı bir raporun dava dilekçesi ekiyle sunulduğunu, müvekkilinin davalıdan toplam 1.533,561,00-TL alacağının bulunduğunu, yine benzer şekilde müvekkil şirket ... .. Ltd. Şti'nin de davalıdan ticari ilişki nedeniyle toplam 228.431,45-TL alacağının bulunduğunu, tarafları ve kapsamı aynı olan bu dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin davalı şirketten şimdilik 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL alacağın temerrüt tarihi olan 06/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada; davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davaya yetki itirazlarının bulunduğunu ifade etmekle duruşmaların müvekkil şirketin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer olan ... Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesini, açılan işbu davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/... Esas sayılı dosyasıyla aynı taraflara ve konuya sahip olması nedeniyle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı derdestlik ve yetki itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, haksız ve diğer dosyaları sürüncemede bırakmak amacıyla açılan dosyada öncelikle birleştirme talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı ... ve ... İnş şirketinin, borçlu ... şirketi aleyhine ....İcra Dairesi'nin 2017/... esas sayılı takip dosyasında 27.02.2016 tarihli 1.532.800,00-TL bedelli irsaliyeli faturadan kaynaklanan 1.532.800,00-TL fatura alacağı 200.253,93-TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 1.733.053,93-TL alacak kalemleri için icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin 13.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da 19.06.2017 tarihinde borca itiraz etmiş ise de itirazın borçlu şirket yetkililerince, kayyımca veya usulüne uygun verilmiş vekaletname ile yapılmadığı anlaşılmakla takibin devamı ile takibin kesinleştirildiği, ihtiyati haciz işlemleri uygulandığı görülmüştür.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası ile alınan Mali bilirkişi ...'un 26.07.2018 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; dosyaya taraflarca ticari defterler sunulmaması nedeniyle ticari defter incelemesi olmaksızın dosya muhteviyatı incelenerek rapor hazırlanmak durumunda kalındığını, davacı tarafın dilekçe ekinde sunduğu banka dekontlarının, çeklerin, faturaların, ... Cari hesap Kodu ile takip edilen muavin defterin 2016 yılı açılışında bulunan 329.980,60 TL borç bakiyesi dışında yer alan işlemlerin aynı zamanda davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde sunulan Uzman Görüşünde ve dayanak yapılan dekont, çek, fatura ve banka ekstrelerinde de olması nedeniyle tutarlı kabul edildiğini, 06.01.2016 tarihinden 10.01.2017 tarihine kadar ... A.Ş., ... Tahhüt Ltd.Şti.'ne Toplamda 1.577.222,56 TL ödeme yaptığını, hukuki değerlendirme mahkemenize ait olmak üzere ... Tic. A.Ş.'nin .... İcra Müdürlüğünün 2017/... sayılı dosyasına ... ve Tic. Limited şirketince takip dayanağı faturalardan takip tarihinde borçlu olmadığı kanaatine varıldığını belirtilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/68 Talimat sayılı dosyası ile alınan Mali bilirkişi ...'un 08.08.2019 tarihli 10 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davalı ... Ltd.şti tarafından davacı ... A.Ş ye Havale, Çek ödemesi ve fatura düzenlemek sureti ile toplamda 6.091.379,34 TL tutar gönderildiği, davacı ... tarafından ise Davalıya Havale, Çek ödemesi, Kredi ödemesi, Fatura düzenlemek sureti ile 6.340.709,11 TL tutar gönderildiği, Davacı ... A.Ş tarafından 249,329,77 TL fazladan ödeme yapıldığı, ... .. Ltd'nin ticari ilişki nedeniyle 228,431,45 TL alacağı bulunmadığı, Davalı ...in şahsen davacı ... A.Ş. ye 949.562,00 TL borç para gönderdiği karşılığında ise davalı ... A.Ş tarafından 328.000 TL ödeme yapıldığı, Davalı ...'in davacı ... A.Ş den 621,562,00 TL alacağı bulunduğu, .... İcra Müdürlüğünün 2017/... sayılı dosyasındaki takip tarihi itibariyle ..., ... ve Tic.Ltd.Şti.'nin takip dayanağı 7 fatura sebebiyle alacağının bulunmadığı belirtilmiştir.
Mahkememizce alınan mali bilirkişi ... ve konu uzmanı ...'ın 05.02.2020 tarihli raporunda özetle; asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı ... ve Tic.Ltd.Şti.'nin asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalısı .......A.Ş.'den takip konusu faturaların da kayıtlı bulunduğu cari hesap işlemlerinden dolayı; takip tarihi (06.06.2017), asıl dava tarihi (08.11.2017) ve birleşen dava tarihi (27.08.2018) itibariyle faiz ayrık 548.611,69 TL alacaklı bulunduğu, birleşen davanın davacısı, asıl davanın davalısı ...'in ise; asıl davaya konu edilen icra takibinden dolayı asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalısı ...A.Ş. den fiilen herhangi bir alacağının bulunmadığı, ancak takibin itiraz olmaması nedeniyle kesinleşmesi sonucunda hukuken asıl alacak + faiz olmak üzere 1.733.053,93 TL alacaklı olduğu (bilirkişi tespitine göre ise, itiraz olmaması ve takibin kesinleşmesi nedeniyle, faiz ayrık ancak 548.611,69 TL alacaklı olunabileceği, diğer bir deyişle takipte fazla talepte de bulunulduğu ), birleşen davada ise, ...'in, niteliği belirsiz para havalelerinden dolayı ...A.Ş. den birleşen dava tarihi (27.08.2018) itibariyle faiz ayrık 1.831.560 TL alacaklı olduğu (para havalelerinin tamamı 2012 ve 2013 yıllarında gerçekleşmiştir) ve bu alacağına, borç verildiği tarihlerden başlayarak, alacağının tamamen tahsil ve tasfiyesine kadar yasal faiz talep edilebileceği, tarafların hukuki değerlendirme gerektiren iddia, savunma ve delillerinin takdirinin mahkemeye ait bulunduğu belirtilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası ile alınan Mali bilirkişi ...'un 04.01.2021 tarihli 11 sayfadan ibaret raporunda özetle; ... A.Ş.'nin, 2012-2013-2014-2015-2016 ve 2017 Yıllarına ait Yevmiye Defterlerinin incelenmesi neticesinde, ilgili yıllara ilişkin yevmiye defterleri kayıtları bağlamında, talimat yazısında belirtilen tutarlara dair herhangi bir bakiye hesaba ulaşılamadığını, .... A.Ş.'nin sıralanan yıllara ait Yevmiye Defterlerine göre:
* 2014 Yılı Yevmiye Defterinden ... ve ... Alt Hesaplarda takip edilen ... Ortaklar Cari Hesap Bakiyelerinin mahsuplaştırılmasından sonra, ...'in Alacak Bakiyesi 389.131,96 TL. Alacak,
* 2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018 ve 2019 Yıllarına ait yevmiye defterlerinin yıllar itibariyle ... Hesabının, ... ve ... Alt Hesaplarının bakiyesi olarak, 31.12.2017 Tarihi itibariyle, ... ve Ticaret Limited Şirketinin, borç bakiyesi 4.902,51 TL borç,
* İncelenen .... A.Ş. ne ait Yevmiye Defterlerine göre çıkan alacak/borç bakiyeleri olup, ...'in, ... Ortaklar Cari Hesabından olan alacak tutarından, ......Ltd. Şti.'nin 4.902,51 TL.sı tutarındaki borcu indirildiğinde (389.131,968 TL- 4.902,51 TL.)s: 384.229,45 TL.sı kadar ...'in alacağı olduğu sonucuna varıldığını belirtmiştir.
Mahkememizce alınan mali bilirkişi ... ve ...'nın 30.09.2021 tarihli raporunda özetle;
> İncelenen davalı karşı davacı şirkete ait 2013-2014-2015-2016-2017 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu,
> Takibe konu edilen 2016 ve 2017 yıllarına ait $ adet faturanın davalı karşı davacı defterlerinde kayıtlı oldukları, 08.11.2017 dava tarihi itibarıyla davalı/karşı davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran davacı/karşı davalı yandan 548.611,69 TL alacaklı göründüğü, bu tutarın da takibe dayanak olarak gösterilen 02.03.2017 tarihli faturadan kaynaklandığı,
> Davacı/ karşı davalı şirkete ait ticari defterlerin talimatla incelenmiş olduğu görülmekle, raporda, 131 ve 331 nolu hesaplara ait dökümün 01.01.2014 yılından itibaren dikkate alınmış olduğu, oysa cevap dilekçesi ekinde yer alan uzman görüşü ve ekinde yer alan belgelerde, davalılarda ... ile davacı şirket arasındaki borç para işlemlerinin 2012 yılından itibaren başladığı, davalılardan ... ile davacı şirket arasındaki borç alacak ilişkisinin sağlıklı olarak tespit edilebilmesi için, davacı-karşı davalının ... hesaplara ait muavin hesap ekstreleri ile her bir yıla ait yevmiye defterlerindeki kapanış maddesinin bulunduğu sayfa suretlerinin ayrı ayrı olmak üzere 2012 yılından itibaren 31.12.2017 tarihine kadar) dosyaya kazandırılması gerektiği, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu,
> Dava tarihi itibarıyla ise taraflar arasındaki farkın 553.514,20 TL olduğu, tablolarda yer verilen farklılıkların tek tek değerlendirilmesi, tüm işlemlere ait kayıtların geriye dönük olarak, tevsik edici belgeler ile eşleştirilerek incelenmesi, bir başka anlatımla denetlenmesi ile mümkün olacak olup, bilirkişilik görevimizin dışında kaldığı, bu nedenle tarafların yukarıda yer verilen tüm işlem hareketlerini, dayanak belgeleri ile birlikte izah etmesi gerektiği, zira özellikle davalı/karşı davacı şirketin işlem açıklamalarından da görüldüğü üzere birçok “virman”, “virman düzeltme”, “... kredi”, “genel amaçlı virman dekontu” ve “grup şirketler arası virman dekontu” açıklamalı muhasebe kayıtları mevcut olup, bu virman işlemlerinin dayanaklarının ortaya konması gerektiği,
> 2014 yılı içerisinde davalı/karşı davacı yanca ... hesap altında izlenen bazı işlemlerin, davacı-karşı davalı yanca ... numaralı hesaplarda takip edildiği, bu bağlamda tarafların normal ticari ilişki dışında, borç alma-borç verme işlemlerine dayalı ilişkilerinin de mevcut olduğu anlaşılmakla, kayıt altına alınan işlemlerin, her iki taraf için de tam açıklama standartlarına uygun olmadığı, bu anlamda izlenebilir nitelikte olmadıkları,
> Davalı/karşı davacı ...'in, şahsi hesabından davacı/karşı davalı şirkete para transferi yaptığı dönemlerde, davacı/karşı davalı şirketin hissedarı olduğu, (... Ticaret Odası web portal verilerinden tespit edilmiştir) bu durumda söz konusu havale işlemlerinin, davacı/karşı davalı şirket nezdinde 331 numaralı “ortaklara borçlar” hesabında takip edilmesinin bekleneceği, diğer yandan rapor içerisinde detayları açıklanan nedenlerle, davalı/karşı davacı ...'in davacı/karşı davalı şirketten, var ise takip ve dava tarihi itibarıyla alacaklı olduğu net tutarın tespitinin mümkün olmadığı,
> TTK mad. 358 lafzından da anlaşılacağı üzere, yasadaki borçlanma yasağının, ortağın şirkete borçlanması anlamında değerlendirilmiş olduğu, ancak huzurdaki birleşen davaya konu alacak iddiasının dayanağı ise şirketin ortağa borçlanmasına ilişkin olup, davacı/karşı davalı yanın bu maddeye dayalı itirazının karşılık bulmadığı, zira davalı/karşı davacı ...'in, şirkete borçlanmadığı, şirketten alacaklı duruma geldiğinin göründüğü ancak, yukarıda yer verilen nedenlerle var ise alacak tutarının, bu aşamada tartışmaya açık olmayacak şekilde tespitinin mümkün olmadığı,
> Banka aracılığıyla bir başkasının hesabına yapılan ödeme belgelerinde ödeme sebebi belirtilmemişse, ödemenin mevcut bir borcun ödenmesi için yapıldığı karine olarak kabul edileceği; aksini iddia eden tarafın bunu ispat yükü altında olduğu, davalılardan/karşı davacılardan ...'in banka havalelerinde ödeme sebebinin belirtilmediği; bu ödemelerin ödünç sebebine dayandığının ticari defter incelemesiyle de ispatlandığı sonucuna varılamadığı,
> HMK md. 222 uyarınca tarafların ticari defterlerinin karşılıklı olarak kendi lehlerine iddia ettikleri alacak tutarları kadar alacaklı olduklarını sabit göstermeye elverişli olmadığı, defter kayıtlarının dayanaklarının/müstenidatlarının açıklama standartlarına uygun ve izlenebilir olmadığı, özellikle defter kayıtlarının banka ekstreleri, havaleler şeklindeki ödeme işlemleri açısından ödeme sebebi anlaşılacak şekilde izlenebilir olmadığı, tarafların iddia ettikleri karşılıklı alacak tutarlarını ispat eden başkaca kesin deliller sunulmadığı sürece lehe alacak alacak farkı doğduğu iddialarının kabul edilebilir olmadığı belirtilmiştir.
Mahkememizce alınan ... ve konu uzmanı Dr. ...'nın 18.01.2022 tarihli raporunda özetle; Davacı-karşı davalı yan ile davalı-karşı davacı ... Ltd. Şti. nin kök raporda tespit edilen farklılıkları dayanakları ile ortaya koyamadıkları dikkate alındığında, asıl davada davacı-karşı davalı yanın davalı-karşı davacı şirkete borçlu olmadığının tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde tespitinin mümkün olmadığı, bununla. birlikte davalı-karşı - davacı şirketin de kendi ticari defter kayıtları ile davacı-karşı davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği, karşı davada davacı ... kendi ticari defter kayıtları ile davacı-karşı davalıdan alacaklı olduğunu ispat edememiş olmakla birlikte, davacı-karşı davalı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran ...'e ortaklar cari hesap bakiyesinden 389.131,96 TL borçlu olduğu dikkate alındığında, karşı davada davacı yanın bu tutar kadar alacaklı olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir.
Mahkememizce alınan ... ve konu uzmanı Dr. ...'nın 25.04.2022 tarihli raporunda özetle; Davacı-karşı davalı yanın ...'e ortaklar cari hesap bakiyesinden 389.131,96 (ek raporda belirtilen tutar) 306.260,00 (... .... Ltd. Şti. ne ait olması gereken cari hesap bakiyesi) — 82.871,96 TL borçlu olacağı, işbu ek rapor sonucunda karşı davada davacı ...'in bu tutar kadar alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, aynı tutarın (306.260,00 TL) davacı ... .... Ltd. Şti. kayıtlarında, davacı-karşı davalı aleyhine kayıtlı olduğu ve bu halde davalı-karşı davacı şirketin davacı-karşı davalıdan kendi kayıtlarına göre 548.611,69 TL alacaklı göründüğü, zira sunulan belgelerden ödemelerin, davalı-karşı davacı ... .... Ltd. Şti. tarafından davacı-karşı davalı hesabına gönderilmiş olduklarının anlaşıldığı, bu tutarın davacı-karşı davalı yanın, davalı-karşı davacı şirket cari hesabı nezdinde kayıtlı olması gerektiği anlaşıldığından, davacı-karşı davalı yanın, karşı davacı şirkete kendi defter kayıtlarına nazaran 306.260,00 — 4.902,51 (talimat raporunda dava tarihi itibarıyla davacı-karşı davalı alacağı olarak tespit edilen tutar) — 301.357,49 TL borçlu durumda olması gerektiği, diğer yandan, kök ve ek raporda davalı-karşı davacı şirket ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler ile tespit edildiği şekli ile davacı-karşı davalıdan alacaklı görünen 548.611,69 TL lik tutarı oluşturan cari hesap hareketlerinden, davacı-karşı davalı şirkette yer almayanlar ile ilgili olarak ispat edilemeyen tutar 628.949,27 TL olduğundan, davalı-karşı davacı şirketin davacı-karşı davalıdan alacaklı olduğunu kendi kayıtları ile ispat edemediği, davalı-karşı davacı şirketin farklılıklar ile ilgili izah tablosunda yer alan “Belgesi yok” ve “belgesi bulunamamıştır” ve “Çek görüntüsü yok” açıklamalı işlemleri belge ile ispat edebilmesi halinde ise, 536.722.86 TL tutarındaki bu işlemler toplamının kabul edilebileceği, 92.226,41 TL, tutarındaki 2013 yılmdan 2014 yılına devir bedeli ise ispata muhtaç olduğundan dikkate alınamayacağı, bu durumda ise davalı-karşı davacı şirketin dava tarihi itibarıyla davacı-karşı davalı yandan kendi kayıtlarına göre 548.611,69 — 92.226,41 =456.385,28 TL alacaklı olacağı, bu halde de taraflar arasında borç/alacak bakiyesi mulabık olmamakla, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, tevsik edici belge ibraz cden davalı-karşı davacı şirket kayıtlarına itibar edilebileceği, karşı davada ... tarafından davacı-karşı davalı yana yapıldığı tartışmasız olanı (belge ile ispatlı) ödemlerin ise, davacı-karşı davalı yana ait ilgili dönem (2012-2013 yılları) muavin kayıtları sunulu olmadığından, karşılıksız kalıp kalmadıkları, bir başka ifade ile karşılığında davalı-karşı davacı yana bir geri ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilmesinin bu aşamada da olanaklı olmadığı, buna dayalı olarak da davalı karşı davacı ...'in şahsi alacak talebi yönünden takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce alınan ... ve konu uzmanı Dr. ...'nın 06.07.2022 tarihli raporunda özetle; ... vekilinin 08.05.2022 tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu, 2014-2016 tarihli virman dekontları dikkate alınmak sureti ile yapılan incelemede, sunulan 5 adet dekontun davacı-karşı davalı yan banka hesaplarından, davalı ... .... Ltd. Şti. hesaplarına kredi ödemesi olarak gönderilmiş oldukları, ancak davacı-karşı davalı şirketin kendi kayıtlarında bu ödemelerin birebir karşılıklarına rastlanmadığı, bu anlamda davacı-karşı davalı yanın sunmuş olduğu dekontların, işlemleri tevsik edici nitelikte olmadıkları, davalı-karşı davacı yanın tevsik edici belge ile ispat ettiği borç tutarlarına ilişkin tabloya aşağıda yer verildiği,
¸yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, davalı-karşı davacı yan 2013-2016 yılları arasında toplam 2.194.539,24 TL tutarında, davacı-karşı davalı kayıtlarında yer almadığı halde kendi kayıtlarında yer alan borç hareketleri toplamından sadece 700.550,00 TL tutarındakileri belge ile tevsik etmiş göründüğü, asıl davada davalılardan ... .... Ltd. Şti nin kendi kayıtlarına göre davacı yandan 548.611,69 TL alacaklı olduğu dikkate alındığında, tevsik edilemeyen tutar, alacaklı görünen tutardan yüksek olduğundan, davalı şirketin alacağını ispat edemediği, bu nedenle de davacı yanın asıl davada, davalılardan ... ... Ltd. Şti ne borçlu olmadığı değerlendirildiğini, diğer yandan kök ve ek raporlarda gerekçelerine yer verilen nedenlerle, asıl davada davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran davalılardan ...'e ortaklar cari hesap bakiyesinden 389.131,96 TL borçlu olması gerektiği dikkate alındığında, davacı yanın asıl davada davalılardan ...'e 389.131,96 TL borçlu olduğunun kabulü gerektiğini, karşı davada davacılardan ... .... Ltd. Şti alacağını ispat edemediğinden, alacak talebinin yerinde olmadığı, diğer davacı ...'in ise karşı davada davalı yandan 389.131,96 TL alacaklı olduğu değerlendirildiğini, asıl davada davacı yanın davalılardan ...'e ortaklar cari hesap bakiyesinden 389.131,96-TL borçlu görünüyor iken, diğer davalı ... .... Ltd. Şti. kayıtlarında yer alan 306.260,00 TL lik tutarın, davalı şirket yerine diğer davalı ... kayıtlarına alınmış olması nedeni ile gerekli düzeltmenin yapılması halinde, asıl davada davalılardan ...'e 82.871,96 TL borçlu olacağı, anılan 306.260,00 TL lik tutarın asıl davada davalı ... .... Ltd. Şti alacağı olarak düzeltilmesi halinde ise, davacı yanın kendi kayıtlarına göre davalı ... ... Ltd. Şti ne 306.260,00 — 4.902,51 (talimat raporunda dava tarihi itibarıyla davacı-karşı davalı alacağı olarak tespit edilen tutar) 301.357,49 TL borçlu durumda olması gerektiği, bu durumda da karşı davada davacı ...'in davalı ...ndan 82.871,96 TL, diğer davacı ... .... Ltd. Şti nin ise 301.357,49 TL talep edebileceği değerlendirildiği, her iki durumda da asıl davada davacı yanın toplam borcunun 389.131,96 TL olabileceği, karşı davada ise davacıların toplam 384.229,45 TL (4.902,51 TL tutarındaki, talimat raporunda dava tarihi itibarıyla davacı-karşı davah alacağı olarak tespit edilen tutarın mahsubu sonrasında) talep edebileceği değerlendirildiği, zira yine her iki davada ... ... Ltd. Şti alacaklı olduğunu ispat edememiş olup, ...'in de ticari defter tutmakla mükellef olmaması karşısında, ...nın kendi defter kayıtları çerçevesinde değerlendirmeler yapılmış olup takdiri mahkemeye ait olduğunu, son olarak ekleyelim ki ticari defter ile dayanağı belgeler incelenerek borçlu olduğu tespit edilen ve borç tutarı yukarıda belirtilen davacı/karşı davalı şirket (...) vekilinin müvekkilinin 389.131,96 TL borcunun bulunmadığına, zira 2014 yılındaki bakiye sıfırlama işlemlerinin herhangi bir tevsik edici belgeye (yani olması gereken mahsuplaştırmaya) dayanmaksızın yapılmış olmasının, anılan şirket kayıtlarının dikkate alınmasına engel olmayacağına, çünkü bu güncel kayıtların davalı/karşı davacı ...'in davacı/karşı davalı ... şirketinin yöneticisi olduğu, ilgili mali tabloları imzaladığı dönemde yapıldığına ve 389.131,96 TL'lik alacak bakiyesi bizzat ... tarafından virman edildiğine yönelik itirazının, dürüstlük kuralı çerçevesinde örtülü bir mahsuplaşma sayılıp sayılmayacağının takdiri sayın Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce alınan konu uzmanı Prof. Dr. ..., mali bilirkişiler ... ve ...'nın 28.10.2023 tarihli raporunda özetle; Asıl davada davalılardan ... .... Ltd. Şti nin kendi kayıtlarına göre davacı yandan 548.611,69 TL alacaklı olduğu dikkate alındığında, tevsik edilemeyen tutar, alacaklı görünen tutardan yüksek olduğundan, davalı şirketin alacağını ispat edemediği, bu nedenle de davacı yanın asıl davada, davalılardan ... ... Ltd. Şti ne borçlu olmadığı, Asıl davada davacı yanın davalılardan ...'e ortaklar cari hesap bakiyesinden 389.131,96 TL borçlu görünüyor iken, diğer davalı ... .... Ltd. Şti. kayıtlarında yer alan 306.260,00 TL lik tutarın asıl davada davalı ... .... Ltd. Şti alacağı olarak düzeltilmesi halinde ise, davacı yanın kendi kayıtlarına göre davalı ... ... Ltd. Ştine 306.260,00 — 4.902,51 (talimat raporunda dava tarihi itibarıyla davacı-karşı davalı alacağı olarak tespit edilen tutar) * 301.357,49 TL borçlu durumda olması gerektiği, bu durumda da karşı davada davacı ...'in davalı ...ndan 82.871,96 TL, diğer davacı ... .... Ltd. Şti nin ise 301.357,49 TL talep edebileceği, dosyaya sunulan Uzman Görüşü ve Değerleme Raporlarının bütün işlemleri kapsayacak şekilde hazırlanmadığı, her iki durumda da asıl davada davacı yanın toplam borcunun 389.131,96 TL olabileceği, karşı davada ise davacıların toplam 384.229,45 TL (4.902,51 TL tutarındaki, talimat raporunda dava tarihi itibarıyla davacı-karşı davalı alacağı olarak tespit edilen tutarın mahsubu sonrasında talep edebileceği değerlendirilmiştir. Zira yine her iki davada ... ... Ltd. Şti alacaklı olduğunu ispat edememiş olup, ...in de ticari defter tutmakla mükellef olmaması karşısında, ...nın kendi defter kayıtları çerçevesinde değerlendirmelerin yapıldığı, Davacı/karşı davalı şirket (...) vekilinin müvekkilinin 389.131,96 TL borcunun bulunmadığına, zira 2014 yılındaki bakiye sıfırlama işlemlerinin herhangi bir tevsik edici belgeye (yani olması gereken mahsuplaştırmaya) dayanmaksızın yapılmış olmasının, anılan şirket kayıtlarının dikkate alınmasına engel olmayacağına, çünkü bu güncel kayıtların davalı/karşı davacı ...'in davacı/karşı davalı ... şirketinin yöneticisi olduğu, ilgili mali tabloları imzaladığı dönemde yapıldığına ve 389.131,96 TL'lik alacak bakiyesi bizzat ... tarafından virman edilmesinin mahsuplaşma sayılıp sayılmayacağının takdirinin Mahkemeye ait olacağı değerlendirilmiştir.
Mahkememizce alınan konu uzmanı Prof. Dr. ..., mali bilirkişiler ... ve ...'nın 09.09.2024 tarihli raporunda özetle; Davacı Karşı Davalı ... A.Ş. defter kayıtları ile Davalı Karşı Davacı ... Ltd. Şti. defter kayıtları arasında bir mutabakatın olmadığı, Davacı Karşı Davalı ... A.Ş. defter kayıtlarına göre Davalı Karşı davacı ... Şti. Den 592.902,51 TL alacaklı olduğu, ... Ltd. Şti. kayıtlarına göre Davacı Karşı Davalı ... A.Ş. den 548.511.69 TL alacaklı göründüğü, tarafların defter kayıtlarına göre bir sonuca varmanın bu haliyle mümkün olmadığı, mevcut durumda ... Ltd. Şti. nin ... A.Ş. den alacağının olmadığı, Davalı Karşı davacı ...'in Davacı Karşı Davalı ... A.Ş. Den ... A.Ş. defter kayıtları esas alındığında 389.131,96 TL alacaklı olacağı, banka hesap hareketleri esas alındığında ise Davalı Karşı Davacı ...'in Davacı Karşı davalı ... A.Ş. den 1.503.561,00 TL alacaklı olduğu, Davacı Karşı Davalı ... A.Ş. nin tacir olduğu defterlerin delil değeri taşıdığı, Davalı Karşı Davacı ...'in tacir olmadığı, durumun takdir ve değerlendirmesinin Mahkemeye ait olacağı belirtilmiştir.
Birleşen Davada Islah; birleşen davada davacılar ... ve ... İnş şirketi vekilin 24.10.2024 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 1.533.561,00-TL'ye artırdığını bildirmiş, dilekçesi davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Kayyım ataması; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen 22.09.2017 tarihli ara karar ile ... San ve Tic. A.Ş.'ne ..., ... ile ...'ın yönetim kayyımı olarak atanmalarına, kayyımların en az ikisinin müşterek imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduklarına karar verildiği görülmüştür.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi tespit davası açmıştır.
İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2013/... Esas 2014/ ... Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Dava:Asıl dava yönünden; .... İcra Müdürlüğünün 2017/... sayılı dosyasındaki takip tarihi itibariyle ... ve de ... ve Tic. Ltd. Şti.'nin
- takip dayanağı 7 fatura sebebiyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Birleşen dava yönünden;
-davacılardan ...'in ortağı olduğu davalı ...'na teminat vermek ve banka havalesi ile borç vermek sureti ile 1.533.561,00-TL alacağının,
-davacı ... şirketinin ise ticari ilişki nedeni ile 228.431,45-TL alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Ana Davada ;
... ile ... ve Ticaret Limited Şirketi ... Sanayi Ticaret A.Ş. hakkında, ....lcra Müdürlüğünün 2017/... E. sayılı dosyasıyla, 06.06.2017 tarihinde 7 fatura nedeniyle 1.532.800 TL fatura alacağı ve bu alacakların geçmiş gün faizi 200.253,93 TL olmak üzere toplam 1.733.053,93 TL üzerinden ilamsız icra takibine geçtiği, takip talebi ve ödeme emrinde borcun nedeni; “Diğer alacak bilgisi: 27.02.2016 tarihli 1.532.800 TL tutarında irsaliyeli fatura” şeklinde belirtildiği, faturaların alacaklısı (düzenleyeni) ... Ltd. Şirketi, faturanın borçlusu (adına düzenleneni) ... Sanayi Ticaret A.Ş'dir. Takip borçlusunun itirazı bulunmadığından icra takibi kesinleştiği görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözümü için gerek talimat yoluyla gerek ise talimat yoluyla gerek ise doğrudan rapor aldırılmış ise de raporlar arasındaki çelişki nedeniyle bu çelişkilerinin giderilmesi ve de davalı ... tarafının 07.09.2022 tarihli dilekçesinin ekinde ibraz ettiği özel mütaaladaki hususların raporlarla çelişkisinin giderilmesi için
- her bir talep kalemi hakkında alacağın doğup doğmadığı ve miktarı açısından hangi sonuca varıldığı,
- bu sonuca varılırken hangi gerekçe ve delillere dayandığı karşılaştırmalı olarak öncelikle tespiti ile raporlarda her bir kalem açısından ayrı ayrı çelişkilerin giderilerek
- Çelişkiler giderilirken banka havalelerindeki açıklamaların hukuki sonuçları,
- ... şirketinin ticari defterlerinde 389.131,96 TL'lik ... alacağının virman edilerek sıfırlanması ve bunu kapsar 2014 yılı mali tablolarının o tarihte şirket yetkilisi olan ... tarafından imzalanmış olmasının alacak kalemine etkisi
- irdelenerek
- her bir alacak kalemi doğup doğmadığı, doğmuş ise miktarı, temerrüt tarihi temerrüt faizi oranı hususunda gerekçeli denetime elverişli rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Çelişkileri gidermek için SMM ... ve arkadaşlarından aldırılan bilirkişi raporu, SMM ... ve arkadaşlarının raporu doğrultusunda çelişkileri gideren rapor sunmuşlardır. Mahkememizce de bu iki heyetin raporuna göre hüküm kurulmuştur. Şöyle ki;
... şirketinin defterlerinde, asıl davaya konu olan 2016 ve 2017 yıllarına ait 5 adet fatura kayıtlıdır. Ancak, ... şirketinin defterlerinde bu faturalar veya buna karşılık gelen bir borç kaydı bulunmamaktadır.
İcra takibine konu faturaların irsaliyeli fatura olduğu, ancak eksiksiz teslim eden ve eksiksiz teslim alan kısımlarında isim ve imzaların bulunmadığı görülmüştür. TTK ve VUK hükümlerine göre irsaliyeli faturalarda teslimi gösteren imzaların bulunması zorunludur. İmzasız irsaliyeli faturalar mal teslimini ispatlayamaz. Bu faturaların tebliğ edildiği de ispatlanmadığı gibi tebliğ edilmiş olsa idi bile itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini ispatlamayacaktı. Takibe dayanak 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin bu faturaların ... ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı da bilirkişi incelemeleri ile tespit edilmiştir.
Talimat yoluyla aldırılan 08.08.2019 tarihli SMM bilirkişi raporunda ... şirketinin düzenlediği 7 fatura karılığında borcu olduğu ancak ödeme nedeniyle borcun sonlandığı kanaati bildirilmiş ise de; bu görüş, hukuki dayanakları olmayan bir çıkarımdır çünkü bu faturaların ... şirketi defterinde kayıtlı olmadığı, irsaliyeli fatura olarak düzenlenmesine rağmen malı teslim alan kısımının boş / imzasız olduğu hususunu gözden kaçırdığı gibi, bu faturaların ödendiği kanaatini ise kredi ödemeleri gibi ödemelerin dahil olduğu ... ödeme toplamlarını sanki bu faturaların ödemesi için yapılmış gibi açık cari hesapta mahsup yaparak kabul ettiği, tüm bunlara göre çelişkilerin ...'ün olduğu heyet doğrultusunda gideren son heyet raporuna itibar edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Aynı şekilde ... tarafı vermiş odukları cevap dilekçesinin ekindeki SMM uzman görüşünde ... Şirketinin 1.532.800 TL fatura alacağı olduğu, ...nın karşı fatura alacakları olan 952.659,43 Tl mahsup edildiğinde 580.140,57 TL ... Şirketinin alacaklı olduğu görüşü beyan edilse de, bu faturaların ... şirketi defterinde kayıtlı olmadığı, irsaliyeli fatura olarak düzenlenmesine rağmen malı teslim alan kısımının boş / imzasız olduğu hususunu gözden kaçırdığı anlaşılmış ve çelişkileri gideren bilirkişi kurulu raporu yerinde görülmüştür.
Fatura düzenleyenin ... Tic. Ltd. Şirketi olmasına, alacağın (kısmen veya tamamen) temlikine ilişkin bir belge de ibraz edilmemiş olmasına göre ana dosyada dayanak faturalar nedeniyle icra takibinde davalı ... gerçek kişisinin alacaklı sıfatının da bulunmadığı açıktır.
Birleşen Davada ;
*Davacı ..., ... şirketine teminat vermek ve banka havalesi ile borç vermek suretiyle toplam 1.533.561,00 TL alacağının bulunduğunu iddia etmektedir.
Bu iddia kapsamında, 2012-2013 yılları arasında çeşitli banka hesaplarından ... şirketine para transferleri yaptığını belgelemiştir. Ancak banka aracılığıyla yapılan ödemeler mevcut bir borcun ödenmesi için yapıldığı karinedir. Bu karinenin aksini iddia eden, yani ödünç verdiğini ileri süren taraf bunu ispat yükü altındadır. Karinenin doğması ödünç verildiğine ilişkin havale açıklaması ile önlenebilir.
Somut olayda, davacı ...'in yaptığı havale işlemlerinin ödünç amacıyla yapıldığını gösteren açıklamalar bulunmadığı gibi, ödünç ilişkisini ispata yarayacak başka bir sözleşme veya belge de dosyaya sunulmamıştır. ... şirketinin ticari defterlerinde standart dışı uygulamalar, yetersiz açıklamalar tespit edilmiştir.
Bilirkişi incelemelerinde tespit edilen 306.260,00 TL tutarındaki ödemenin ise davacı ... Ltd. Şti. tarafından yapıldığı ve ... şirketinin defterlerinde de bu şirketle ilişkilendirilerek kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda söz konusu tutarın gerçek kişi ...'in değil, ... Ltd. Şti.'nin alacağı olduğu açıktır.
Tüm bu tespitler ışığında, davacı ...'in yaptığı para transferlerinin ödünç amacıyla yapıldığını ispatlayamadığı, ... şirketinin ticari defter kayıtlarının da bu iddiayı destekler nitelikte olmadığı, bilirkişi raporlarında tespit edilen tek somut alacak olan ... defterlerinde kayıtlı bulunan 389.131,96 TL'den 306.260,00 TL'sinin ise ... Şirketi hesabından gönderilmiş havale olup, ... şirketine ait olduğundan reddi gerektiği, geriye kalan 82.871,96 TL açısından ise 2014 yılında bakiye sıfırlama işlemi her hangi bir ispatlayıcı belgeye dayalı olmasa da, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 12/12/2014 tarih, 8714 sayılı nüshasından anlaşılacağı üzere; ... şirketinin 21/11/2014 tarihli genel kurul toplantısında ... gerçek kişisi bu kişi açısında nuyuşmazlık dönemi olan 2014 dönemine ait mali raporlar, ... tarafından ortak vekili ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak imza edildiği anlaşılmakla dürüstlük kuralı çerçevesinde örtülü bir mahsuplaşma veya her halükarda dayanaksız işleme icazet sayılmakla bu miktar açısından da ret kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
*Davacı ... şirketinin ise ticari ilişki nedeni ile 228.431,45-TL alacağının tahsilini istemektedir. Bu alacak miktarı, ana davadaki icra takibene dayanak faturalar dışındaki alacaktır.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, tarafların ticari defter kayıtları arasında önemli uyumsuzluklar bulunduğu tespit edilmiştir. HMK md. 222 uyarınca ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması; diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Taraflar arasında normal ticari ilişki dışında, borç alma-borç verme işlemlerine dayalı ilişkilerin de mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Kayıt altına alınan işlemlerin tam açıklama standartlarına uygun olmadığı, izlenebilir nitelikte bulunmadığı tespit edilmiştir. Özellikle "virman", "virman düzeltme", "... kredi", "genel amaçlı virman dekontu" ve "grup şirketler arası virman dekontu" AÇIKLAMALI muhasebe kayıtlarının DAYANAKLARININ ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.
... şirketinin kendi ticari defterlerinde görünen 2.194.539,24 TL toplam alacak kaydına karşılık, yine kendi defterlerinde 1.645.927,55 TL tutarında ödeme kaydı bulunmaktadır. Bu ödeme kayıtları, HMK uyarınca kendisi aleyhine delil teşkil etmekte iken alacak kayıtları taraf defterleri ile uyuşmamakla alacak kayıtlarına ilişkin ispat yükünü ... Şirketi yerine getirmesi gerekmektedir. Ancak, ... şirketi sadece 700.550,00 TL tutarındaki alacak kayıtlarını belge ile ispatlayabilmiştir. Gerek ispatlanan bu miktar gerek ise bilirkişi incelemelerinde ... gerçek kişisi açısından yapılan incelemede tespit edilen 306.260,00 TL tutarındaki ( ki ödemenin aslında davacı ... Ltd. Şti. tarafından yapıldığı ve ... şirketinin defterlerinde de bu şirketle ilişkilendirilerek kayıtlı olduğu anlaşılmıştı) toplam 1.006.810 TL alacağın, 1.645.927,55 TL ödeme kayıtlarından düşük olmakla ... şirketinin bir alacağının kalmadığı sonucuna varılmıştır.
Tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğrulamaması, ... şirketinin kendi defterlerindeki ödeme kayıtlarının, belgelendirebildiği alacak tutarından yüksek olması, kayıtların izlenebilir ve denetime elverişli olmaması nedenleriyle Davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin 228.431,45-TL alacak talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı-karşı davacı tarafın, sunulan banka dekontları ve tevsik edici belgelerin dikkate alınmadığı yönündeki itirazı yerinde değildir. Gerekçeli kararda açıkça görüldüğü üzere bilirkişi, sunulan tüm belgeleri detaylı şekilde incelemiş ve değerlendirmiştir. Nitekim ... şirketinin ticari defterlerindeki 2.194.539,24 TL toplam alacak kaydı ve 1.645.927,55 TL tutarındaki ödeme kayıtları tek tek incelenmiş, şirketin ancak 700.550,00 TL tutarındaki alacak kaydını belgeyle ispatlayabildiği tespit edilmiştir. Öte yandan, banka havalelerinin ödünç amaçlı yapıldığına dair havale açıklamalarında bir kayıt bulunmadığı gibi, ödünç ilişkisini ispatlayacak sözleşme veya başkaca belge de sunulamamıştır. Ayrıca "virman", "virman düzeltme", "... kredi", "genel amaçlı virman dekontu" ve "grup şirketler arası virman dekontu" şeklindeki muhasebe kayıtlarının dayanaklarının da ortaya konulamadığı mahkemece tespit edilmiştir. Bu durumda, sunulan belgelerin dikkate alınmadığı iddiası gerçeği yansıtmamakta olup, aksine mahkeme tüm belgeleri incelemiş ancak bunları ya ispat açısından yetersiz bulmuş ya da mevcut bir borcun ödenmesi karinesini destekler nitelikte değerlendirmiştir.
Davalı-karşı davacı tarafın bilirkişi raporlarına yönelik itirazları değerlendirildiğinde:
Mahkememizce, taraflar arasındaki hesap ilişkisinin tespiti için birden fazla bilirkişi raporu aldırılmış, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için de son olarak SMM ... ve arkadaşlarından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Son heyet, önceki raporlardaki tespitleri değerlendirmiş ve çelişkileri SMM ... ve arkadaşlarının sunduğu rapor doğrultusunda giderici nitelikte kapsamlı bir inceleme yapmıştır.
Davalı-karşı davacı tarafın, sunulan banka dekontları ve tevsik edici belgelerin değerlendirilmediği yönündeki itirazı yerinde değildir. Bilirkişi heyeti, ... şirketinin ticari defterlerinde görünen ve ispat etmesi gereken 2.194.539,24 TL toplam alacak kaydına karşılık, kendisi aleyhine olan 1.645.927,55 TL tutarındaki ödeme kayıtları değerlendirilmiş, şirketin bu tutarlardan sadece 700.550,00 TL'lik kısmını belge ile tevsik edebildiği tespit edilmiştir. Belgelendirilemeyen tutarlar, ticari defter kayıtlarında görünmesine rağmen dayanak belgelerle desteklenemediğinden kabul edilmemiştir.
Defter kayıtları yönünden yapılan itirazlar da yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalı-karşı davacı taraf, ... şirketinin ... ve ... hesaplarının ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, bilirkişi heyeti bu hesapları incelemiş ancak kayıtların izlenebilir ve denetime elverişli olmadığını tespit etmiştir. Özellikle "virman", "virman düzeltme", "... kredi", "genel amaçlı virman dekontu" ve "grup şirketler arası virman dekontu" açıklamalı muhasebe kayıtlarının dayanaklarının ortaya konulamadığı görülmüştür.
Banka havalelerinin hukuki niteliği konusundaki itiraz da yerinde değildir. Zira banka aracılığıyla yapılan ödemelerin mevcut bir borcun ödenmesi için yapıldığı karinedir. Bu karinenin aksini, yani ödünç verme amacını ispat yükü davalı-karşı davacı tarafa aittir. Ancak davacı ...'in yaptığı havale işlemlerinde ödünç amacını gösteren açıklamalar bulunmadığı gibi, ödünç ilişkisini ispatlayacak sözleşme veya başkaca bir belge de dosyaya sunulamamıştır.
...'da yapılan bilirkişi incelemesinin kasıtlı olarak çarpıtıldığı iddiası ve yapılan suç duyurusu, son bilirkişi heyetinin raporunun güvenilirliğini etkilememektedir. Zira son heyet, tüm önceki raporları ve taraf iddialarını değerlendirerek çelişkileri giderici nitelikte kapsamlı bir inceleme yapmıştır.
..., TTK 358 madde gereğince ortağa borçlanma yasağına ilişkin savunmada bulunsa da somut olayımızda birleşen davada tam tersinin iddia edildiği, bu nedenle TTK 358. Maddenin birleşen dava açısından uygulanmasının söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Birleşen davanın asıl dava ile derdestlik oluşturduğu iddia edilse de, türü ve konularını farklı olup derdestlik oluşturmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar yetkisiz mahkemece birleştirme kararı verilmiş ise de; davanın birleştirme talepli açıldığı, yetkili mahkemece de Birleşen dosyada davalı-birleşen dosyanın davacısı şirket açısından alacak talebi ticari ilişkiye dayandırılmış olup menfi tespit-alacak iddialarının hükümlerin çelişkili olmaması açısından davaların birlikte görülmesi gerekliliği nedeniyle birleştirme kararı verileceği hususu ve usul ekonomisi dikkate alınarak yetki itirazın reddine karar verilmiştir.
Kötü niyet tazminatı talebi yönünden; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.Bu nedenle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Asıl davada .... İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyası nedeniyle davacının, davalılara borçlu olmadığının tespiti ile .... İcra Müdürlüğü 2017/... Esas sayılı dosyasına ödenen 116.166,97-TL'nin 09.10.2017 tarihinden, 200.000,00-TL'nin 19.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-Kötü niyet tazminatı talebinin, kötü niyet sabit olmadığından reddine,
2-Birleşen davanın REDDİNE,
3-Asıl dava yönünden;
a)Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 118.384,91-TL ilam harcından peşin alınan 29.596,23-TL'nin mahsubu ile bakiye 88.788,68-TL ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
b)Davacı tarafından yatırılan 29.596,23-TL peşin harç ve 31,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 29.627,63-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
c)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 250.635,93-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
d)Davacı tarafından yapılan 19.139,87-TL yargılama gideri davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Birleşen dava yönünden;
a)Alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin alınan 35,90-TL peşin harç ve 26.172,31-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 26.208,21-TL harçtan mahsubu ile 25.780,61-TL bakiye harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde birleşen dosya davacılarına iadesine,
b)Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 226.698,54 TL vekalet ücretinin davacı ... gerçek kişisinden tahsili ile davalıya verilmesine,
c) Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 36.549,03 TL vekalet ücretinin davacı ... şirketinden tahsili ile davalıya verilmesine,
c)Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/11/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır