T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/185 Esas
KARAR NO: 2023/971 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 18/03/2022
KARAR TARİHİ: 12/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından Mahkemeye verilen dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ... müşteri kodu ile ürünlerinin şubelerine taşınması konusunda mutabık kalındığını, müvekkil şirketin e-fatura mükellefi olduğu düzenlenen faturanın anında karşı tarafın sistemine düştüğünü, davalı şirket tarafından icra takibinin dayanağı olan faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğini, faturaları kendi defterlerine işlendiğini, bu sebeple davalının itirazı haksız ve usulsüz olduğunu, bu durumun ticari defter kayıtlarının incelenmesinden anlaşılabileceğini, müvekkil şirketin taşıma hizmetini gereği gibi ifa ettiği ve taşıma ücretine hak kazandığını, bu hususun ibraz edilen taşıma evrakları ile sabit olduğunu, sonuçta davalının itirazının haksız ve yersiz olduğundan itirazın iptal edilmesi ve takibin devamına karar verilmesini, davalı/borçlunun % 20 sinden az olmamak üzere İcra İnkar tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesindede özetle; “Müvekkil banka ile davacı arasında her hangi bir ticari veya hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkil bankanın davacı tarafa her hangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkil bankaya elektronik fatura tebliğ edildiğini, bu faturaların müvekkil bankanın kayıtlarına işlendiği iddiasının mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan faturalar incelendiğinde üzerinde ... vergi numarasının yazılı olduğunu, oysa bankanın vergi numarasının ... olduğu, faturaların ... İstanbul adresine gönderildiği oysa Banka adresinin ... İstanbul olduğu, faturaların müvekkil şirket adına keşide edilmediğini, hiç bir zaman kayıtlara işlenmediğini, kötü niyetli olarak müvekkil banka aleyhine icra takibinin başlatıldığını, sonuçta haksız ve hukuksuz olarak kötü niyetle açılan davanın reddine davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
Dava, cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
... İcra Müdürlüğü'nün 2021/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 4.872,00-TL asıl alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun itiraz ettiği görülmüştür.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır.
Bilirkişilerin düzenlediği 07/04/2023 tarihli 8 sayfadan ibaret raporunda özetle; Tarafların E-fatura mükellefi oldukları, davacı ... A.Ş. tarafından düzenlenen toplamı 4.872,00 TL tutarındaki 9 adet faturanın defterlerinde kayıtlı olduğu, fatura içeriklerinin 6 adet kargo hizmeti ve 3 adet vade farkı konulu olduğunun anlaşıldığı, davacı şirket tarafından düzenlenen kargo hizmetine ilişkin faturaların davalı banka defter kayıtlarında yer almadığı, faturaların davalı bilgisine girip girmediği hakkında yeterli belgeye ulaşılamadığı, kaldı ki faturalarda yazılan vergi kimlik ve adres bilgilerinin hatalı olduğu, bu nedenle e-fatura sisteminden bildiriminin yapılmasının da mümkün olmadığı, mevcut belgelere ve tespitlere göre Davacı tarafından düzenlenen söz konusu faturaların davalının hangi portalına düştüğünün, kime nasıl tebliğ edildiğinin, davalının bilgisi dahilinde olduğunun tespit edilemediği, defter kayıtlarında da söz konusu faturalara ait bilgilerin olmadığını, davacının dayanak faturalara göre alacaklı olduğu, faturaların itiraz edilmeksizin içeriğinin kabul edildiğinin söylenemeyeceği, davacının dayanak 6 adet fatura konusu iş bakımından 4.066,29 TL tutarlı taşımalara konu taşımaları yaptığının değerlendirildiği, ancak bu işleri için talep edilen fatura tutarlarının gelinen aşamada ihtilaflı olduğu, davacının dayanak faturalara göre takip ve dava hakkının yerinde olmamasına karşın, 6 adet taşıma için hak ettiği taşıma bedellerini talep ve dava edebileceğinin değerlendirildiği, sonuç ve kanaatinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişilerin düzenlendiği 07/10/2023 tarihli 5 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Davacının dayanak taşıma ve sevk evrakı ile sunulan taşıma faturalarına göre 4.066,29 TL taşıma bedeli alacaklı olduğu, ancak evrakın her halde iş görme anlamına gelmediği gibi alacaklanma sebebi olamayacağı, tek yanlı düzenlemeler olduğu, verilen adres ve vergi numaralarının 2011 öncesi adres ve numara ile benzer olduğu ancak davalının vergi kimlik numarası tanziminde 467 ile başlamasına karşın davacı faturalarında 476 ile başlar şekilde düzenleme yapıldığı, mail adresi beliritilen kişinin 2011 yılında işten ayrıldığı, öyleyse iş talimatı vermesinin 2020 yılı faturaları için mümkün olmadığı, vergi adres bakımından 2011 yılından sonra adres değişmesi, vergi dairesi değişmesine karşın vergi kimlik bilgisinde hata gözetildiğinde, davacının 2020 yılında gördüğünü ileri sürdüğü hizmetler için dayanak evraka göre iş gördüğünün değerlendirildiği, ancak ayrıca kargo teslim alma veya teslim etmeye dair imzalı belge sorgulaması gerektiği hususunun yüce mahkemenin takdir ve değerlendirmesini gerektirdiği, davacının gördüğü işler için iş başlangıcında gönderenden, iş bitişinde gönderilenden imza ile yük teslimini ayrıca ortaya koyması halinde ancak iddiasını tam olarak delillendirmiş olabileceği, ek sonuç olarak kök rapor sonuç ve kanaatimizi değiştirecek yeni bir sonuç hasıl olmadığı sonuçlarına varılmıştır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı tarafından 6 adet kargo hizmet bedeli, 3 adet vade farkı faturası olmak toplam 9 adet fatura için toplam 4.872,00 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, anılan faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı, faturalarda davalının vergi kimlik numarası ve adres bilgilerinin yanlış yazıldığı, davacı tarafından düzenlenen faturalarda belirtilen davalının vergi kimlik numarası ve adres bilgilerinin 2011 yılı öncesine ait olduğu, davacı tarafından bildirilen Ali Sarıtaş isimli çalışanın ise 01/11/2011 tarihi itibariyle işten ayrıldığı, bu nedenlerle davacı tarafından 2020 yılına ait işlerin yapıldığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan kayıtların davacı bilgisayar sistemine ilişkin kayıtlar olması nedeniyle tek taraflı olarak oluşturulduğu anlaşıldığından davayı ispata ilişkin delil vasfının bulunmadığı, her ne kadar davaya konu faturalar usulüne uygu oyarak düzenlenmemiş ise de; davacının dava konusu faturalara ilişkin işin yapıldığını da ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın reddine,
2- Yasal koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-269,85-TL karar harcının peşin alınan 80,70-TL den düşümü ile kalan 189,15-TL nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davalı tarafından yapılan 300,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 4.872,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, parasal miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır