T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/405 Esas
KARAR NO:2025/915
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/06/2022
KARAR TARİHİ:18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; uzun yıllardan bu yana sektörde faaliyet gösteren müvekkili şirketin davalı sigorta şirketi tarafından da yüzlerce dosyada eksper olarak atandığını ve atanmaya devam ettiğini, ilgili talep ve kanuna uygun olarak yapılan görevlendirmeler kapsamında müvekkilinin detayları şirket nezdinde yer alan ve dava dilekçesinde ekli hasar dosya bilgileri bulunan rizikolar kapsamında tek yetkili ekspertiz şirketi sıfatıyla görevlendirildiğini, müvekkiline bazı hasar dosyalarından kısmi ücret ödemeleri yapılmış ise de ödenen tutarların sektörün standartlarının ve genel kabul görmüş tutarların çok altında olduğunu, reasürans pazarları ve anlaşmalarına göre prensipte hasar tutarının en az %4 veya %6'sının hasar yönetim maliyeti olarak ödendiği hususunun dikkate alınması halinde iş bu dava ile talep olunan açılmış hasar dosyası için talep olunan ve hak edilmiş olmasına rağmen ödenmeyen 3.573.218,25-TL ücret alacağının haklılığının kendiliğinden ortaya çıktığını, öncelikle somut uyuşmazlığın çözümü için davaya konu ekspertiz ücreti taleplerine esas teşkil eden hasar dosyaları kapsamında öncelikle müvekkili dışında varsa reasürör eksperlerine ödenen ekspertiz ücretleri ve ekspertiz masraflarının tutarının ne kadar olduğunun tespiti için davalı şirkete müzekkere yazılarak detaylarının sorulmasını ve delil olarak dayandıkları davalı şirketin ilgili hasar dosyalarına ait muhasebe kayıtlarını gösterecek şekilde celbine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin kendisine ödenmeyen ekspertiz ücretleri konusunda defalarca sözlü ve yazılı girişim yapmış ise de başvurularına olumlu yanıt alamadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşamadıklarını, ödemelere ilişkin tüm bu gecikmelerin bizzat davalı tarafından haklı hasar ve tazminat taleplerinin sürüncemede bırakarak bilinçli olarak gecikmeye neden olduğunu, davalı nezdinde işlem gören ilgili hasar dosyalarında gelinen tarih itibariyle tazminat ödemelerinin gerçekleştirilerek neticelendirilmiş ve dosyalar kapatılmış olmasına rağmen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, bu kanuna dayalı olarak çıkarılmış olan sigorta eksperleri yönetmeliği ve sektör duyuru ile genelgelerine aykırı işlem yapılarak halihazırda hak edilmiş olunan ekspertiz ücretlerinin ödenmediğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alacak taleplerinin ilgili mevzuat gereğince zaman aşımına uğradığını, davacı ile müvekkili şirket arasında ekspertiz hizmetine dair herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığını, bu durumda davacı hizmet veren şirketin hak edeceği ekspertiz ücretinin tespiti için yasal mevzuatın değerlendirilmesinin uygun olacağını, davacının iddia ettiği ve hesaplamalarını dayandırdığı gibi hasar tutarlarının en az %4 veya %6'sının ekspertiz ücreti olarak ödenmesi şeklinde bir genel kabul veya sektör standardının kesinlikle söz konusu olmadığını, ayrıca yurt dışı sigortacılık uygulamalarında da bu şekilde bir kabulün olmadığının bilindiğini, bilakis gerek Hazine Müşteşarlığı Genelgesi uyarınca hazırlanan tarifelerde ve gerekse yönetmelik ekinde yer alan tarifelerde belirli bir rakamın üzerindeki hasar tutarlarında ödenecek eksper ücretinin tarifede belirlenen rakamdan az olmamak kaydı ile bir takdiren ödendiğini, bu takdir hakkının her bir hasar dosyası özelinde sigorta şirketince belirlenen kriterlere göre kullanıldığını, dolayısıyla asgari tutarın altında olmayan hiçbir ödemenin eksik ödeme olmadığını, mevzuat uygulamalarına ve tarifelere uygun olduğunu, davacının sigorta şirketi tarafından asgari ücretten az olmamak kaydı ile takdir edilen ücretlerde mutabık kaldığını ve faturalarını buna göre tanzim ettiğini, tacirin muhatabına fatura göndermesinin muhatap için de sonuçlar doğurduğunu, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayıldığını, müvekkili şirket tarafından hesaplanan tutarlar üzerinde mutabık kalındığını, davacının mutabık kalınan tutarlara göre faturalarını tanzim ettiğini ve ödemelerini aldığını, müvekkili şirketin yaptığı ödemeler dışında davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, davacının TL türünden poliçelerde ve TL cinsinden hesaplanan hasarlarda döviz kuruna çeviri yapmasının hatalı olduğunu, davacının kabul ettiği şirket ödemeleri hususunda dahi mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 16/02/2023 tarihli celsesi 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 08/05/2023 tarihli raporunda özetle; davacının Sigorta Eksperi olup davalının ise Sigorta Şirketi olduğu, davacının davalı sigorta şirketinin görevlendirmiş olduğu hasarlarda ekspertiz çalışması yaptığını, Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği gereğince ekspertiz ücreti taban ekspertiz ücret tarifesinden az olmamak üzere taraflar arasında serbestçe belirlenmesi mümkün olduğu, taraflar arasında ekspertiz ücreti için yazılı bir sözleşme bulunmadığı, taraflar arasında ekspertiz ücreti için yazılı bir sözleşme bulunmadığından Bakanlık, TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi tarafından belirlenmiş olan atamanın yapıldığı tarihte geçerli olan tarifeye göre ücretin belirlenmesi gerektiği, buna göre davacının bir tablo halinde ekspertiz hizmetinin verildiği; yıl, sigorta türü, tespit edilen hasar tutarı, şehir dışı olup olmadığı, şehir içinde olup araçla gidilen mesafe konusunda bilgi vermesi ve bu dosyalar için daha önce yapılmış ödemeler varsa onları da bildirerek bir tablo hazırlaması halinde Heyetimizce Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği gereğince ekspertiz ücreti taban ekspertiz ücret tutarı üzerinden davadaki talebin tespitinin mümkün olabileceği sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 08/06/2023 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 04/10/2023 tarihli ek raporunda özetle; davalı sigorta şirketi tarafından muhtelif hasarların tespiti amacıyla görevlendirilmiş olan Davacı Sigorta Eksperinin yapmış olduğu çalışmalar nedeniyle hak ettiği ücretin taraflar arasında ekspertiz ücreti için yazılı bir sözleşme bulunmadığından Bakanlık, TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi tarafından belirlenmiş olan atamanın yapıldığı tarihte geçerli olan tarifeye göre belirlenmiş olup buna göre davacı ekspertiz şirketinin, davalı sigorta şirketinden bakiye ücret ve masraf olmak üzere 32.692,81-TL'sı olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 09/11/2023 tarihli celsesi, 2 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 07/09/2024 tarihli ikinci ek raporunda özetle; sözleşmenin gizliliği prensibi gereğince reasürans sözleşmeleri sigorta şirketleri yönünden ticari sır olarak kabul edilebilecek sözleşmeler olduğu, davacı alacağının dosyaya sunulan 19 adet hasar dosyası ile ilgili ekspertiz ücretine ilişkin olduğu, müşterek sigortalarda sigorta eksperinin atanması ve ücretin ödenmesi ile ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığının 15/04/2020 tarihli 2020-6 sayılı genelgesi ve bu genelgeyi yürürlükten kaldıran Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından 22/09/2021 tarihli 2021-16 sayılı genelge açıklamaları kıyasen uygulandığında ekspertiz ücretinin ... Sigorta şirketi ile eksper arasında ekspertiz ücret tarifesi taban ücretin altında kalmamak kaydıyla mutabakatla belirleneceği, dosyaya bu hususta taraflar arasında mutabakat olmadığı, müşterek sigortalarda sigorta eksperinin atanması ve ücretin ödenmesi konusunda muhatabın ... Sigorta şirketi olduğu, dava da ... Sigorta AŞ'nin ... sıfatı bulunduğu, genelge hükümlerinin kıyasen dikkate alınması halinde ekspere tarifeden daha yüksek ödenme yapılacak olması halinde kousürörlerce bu ödemenin onaylanması gerekeceğinden bu husustaki yazışmalara özgü kayıtların sunulmasının ticari sır olarak kabul edilemeyeceği, yazışmaların konusunun ekspertiz ücreti olması dolayısıyla davacının dosya eksperi olarak ücret sözleşmesinin tarafı olduğu, davaya konu 19 adet dosyada yapılan işin mahiyeti dikkate alındığında taban ücretin yetersizliği sebebiyle, ücret tarifesi ile birlikte işin mahiyeti de dikkate alınarak takdiren ekspertiz ücreti belirlenmesi talep edilip bu hususta karar verilmesi halinde ise. Sigorta Eksperleri İcra Komitesinin görüşü alınarak, sahada iş yapan sigorta eksperi bilirkişileri tarafından alacağın tespiti Yargılay içtihatlarında da kabul gören bir usul olduğundan Reasürör yazışmalarının asyaya sunulmasının, taleplerin ispatına katkısı olmayacağı, sayın mahkemece, 19 adet dosyada sigorta eksperinin görevlendirildiği tarihte yürürlükte olan sigorta ekspertiz ücreti tarifesi taban ücreti altında kalmamak üzere, dosyalarda davacının harcadığı emek ve mesai ile düzenlenen rapor ve işin mahiyetine göre ücretin belirlenmesinin istenmesi halinde bu konuda Sigorta Eksperleri İcra Komitesinin görüşü alınarak. sahada görev yapan sigorta eksperi bilirkişileri tarafından değerlendirme yapılmasının dosya sıhhati açısından faydalı olabileceği, bilirkişi heyetimizin siğorta eksperi uzmanlığı olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 26/09/2024 tarihli celsesi, 2 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 07/01/2025 tarihli üçüncü ek raporunda özetle; sayın mahkemenin yazısı üzerine İstanbul Ticaret Odası verdiği cevapta sigorta ekspertiz ücretinin tespitinde ticari örf ve adet oluşturacak nitelikte herhangi bir teamülün olmadığını bildirdiği, Sigorta Eksperlerine ödenmesi gereken ücret konusunda; 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 22/19 maddesi ile 25.08.2015 tarih 29456 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliğinde düzenleme bulunduğu, daha öncede açıkladığımız üzere Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği gereğince ekspertiz ücreti taban ekspertiz ücret tarifesinden az olmamak üzere taraflar arasında serbestçe belirlendiği, dava konusu taraflar arasında ekspertiz ücreti için yazılı bir sözleşme bulunmadığı, bu nedenle de Kurulumuzca da ücret tespitinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, sigorta sektöründe sigorta şirketleri ile eksperler arasında yaygın olarak herhangi bir ücret sözleşmesi yapılmadığını, sigorta sektöründeki uygulama da sigorta şirketince sigorta eksperlerine otomobil ve küçük miktarlı hasarlarda tarifenin uygulandığı ancak dava konusu hasarlarda olduğu gibi tespitin özellik arz ettiği ve uzmanlığı gerektirdiği hasar tespitlerinde de tarifenin çok üzerinde de ücret ödendiği de bilindiği ancak uygulamada yerleşmiş bir oranda da bulunmadığı, taraflar arasındaki ödemelerde de bir oran dahilinde ödeme olmadığını, sigorta şirketleri ekspertiz konusunda genellikle aynı isimlerle çalışmaktadırlar, sigorta eksperleri ile sigorta şirketleri arasındaki ilişkiye göre ücret tayin edildiği, dava konusu taraflar arasında yapılan ödemelerde de bir oran dahilinde ödeme olmadığı, her bir hasar tespitinde hangi kriter esas alınarak ücret ödemesi yapılmış olduğuna ilişkin bir bilgi bulunmadığı, kurulumuzun iyi üyesi sigorta hukuku konusunda uzman olup sigorta eksperlerinin emek ve mesaileri karşılığında onlara ödenmesi gereken ücreti takdir edebilecek uzmanlıkları bulunmadığı, bu ek raporda ekspertiz ücret tutarını tespit ederken TOBB bünyesinde faaliyet gösteren sigorta eksperleri icra kurulunca tespit edilmiş tarifeye bağlı kalındığı, bu tarifede ücret için sadece bir eksper çalışması olduğuna yer verildiğinden dava konusu ekspertiz çalışmalarının eksper sayısı esas alınarak ödenmesi gereken ücret bir katı daha artırılarak bu ek raporda yeniden tespit edildiği, sayın mahkeme tarafından 26/09/2024 tarihli ara kararda; hasar tutarının en az %4 ile %6'sı oranında ekspertiz ücreti ödenmesi yönünde bir genel kabul ve sektör standardı bulunduğu iddiasına karşılık İstanbul Ticaret Odasına yazılmış yazıya karşılan Ticaret Odası cevabında herhangi bir örf, adet ve teamül kararının bulunmadığını bildirmiş ise de sektör uygulamasında özellikli işlerde tarifenin üzerinde ücret ödendiği gerçeği de bulunduğu, sigorta eksperleri ücret tarifesini tespit etmekle yükümlü bulunan ve sigorta eksperlerinin meslek olarak bağlı olduğu TOBB'nden bu konuda görüş alınabileceği hususunu sayın mahkemenin bilgisine sunduklarını, sigorta ücret tarifesine bağlı kalınarak davacının davalı sigorta şirketinden bakiye ücret ve masraf olmak üzere 562.050,86-TL alacağı bulunduğunun bu ek raporda tespit edildiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin 10/04/2025 tarihli ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 07/11/2025 tarihli dördüncü ek raporunda özetle; dava konusu hasar dosyaları ticari, sınai, endüstriyel rizikolara ait hasarlar, nitelikli teknik
karmaşıklığı yüksek hasarlar olması nedeniyle, davalı tarafından ekspertiz ücretlerinin “Taraflar
arasında karşılıklı mutabakat sağlanmış, bu mutabakata göre, faturalar tanzim edilmiş” olarak
belirtilmesine rağmen dava dosyasında herhangi bir karşılıklı mutabakat ile ilgili belge olmadığı, dava konusu dosyalarda, davalı tarafından görevlendirme tek bir sigorta eksperlik şirketine yapıldığından, kanun ve yönetmeliklerde aynı eksperlik şirketinde çalışan eksperlere ayrı ayrı ücret ödemesi ile ilgili hüküm yer almadığından görevli sigorta ekspertiz şirketi için tek bir ücret değerlendirmesi yapılması, müşterek sigortalarda 28.08.2015 tarihli sigorta eksperleri atama yönetmeliği ve Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan 15.04.2020 tarihli duyuruda sigorta şirketlerine hatalı yaptıkları ödemeler ile ilgili hatırlatma duyurusuna göre, ödemenin ... Şirketi tarafından yapılması, 2510445 nolu hasar dosyasında davacı tarafından sadece tek bir ekspertiz raporu düzenlendiği, ilgili mevzuata göre, farklı poliçeler için ayrı ayrı hasar dosyası açılması gerektiğinden ve her açılan hasar dosyası için ayrı ayrı ekspertiz raporu düzenlenmesi gerektiğinden davacı tarafından hazırlanan ... nolu dosya için ekspertiz ücreti 123.114,44 TL olarak değerlendirilmesine, sigorta eksperleri atama yönetmeliğine göre, eksper değişikliği durumunda eksper ücreti ödenmesi hükmüne göre, eksper değişikliği yapılan dosya için eksper ücretinden davalı tarafında sorumluğu olduğu, yukarıda her dosya için olması gereken ekspertiz ücretleri hesaplanması sonrasında, davacının her dosya için talep ettiği ekspertiz ücreti sigorta şirketi tarafından dosyalara ait ödenen ekspertiz ücretleri heyetimizce tespit edilen ve eksperler arasındaki uygulama birliğine göre olması gereken ekspertiz ücretleri tablo halinde yer almaktadır.
Davalı sigorta şirketinin davacı eksperlik şirketine bakiye ekspertiz ücreti 2.724.212,77-TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava, davacı ekspertiz şirketi tarafından davalı sigorta şirketine karşı açılan ekspertiz ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacının davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirildiği 19 adet hasar dosyasında hak ettiği ekspertiz ücretinin belirlenmesi ve davalı tarafından yapılan ödemelerin bu ücreti karşılayıp karşılamadığı noktasında toplanmaktadır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22. maddesinin 19. fıkrası, ekspertiz ücretinin belirlenmesine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğini hükme bağlamıştır. Bu çerçevede yürürlüğe giren Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 1. fıkrasında ekspertiz ücretinin taban ekspertiz ücret tarifesinden az olmamak üzere taraflar arasında serbestçe belirleneceği düzenlenmiştir. Taban Ekspertiz Ücret Tarifesi'nin son kademesinde ise belirli bir hasar tutarının üzerindeki hasarlarda ücretin "takdiren" ya da sonraki değişiklikle "mutabakatla" belirleneceği öngörülmüştür. Bu düzenleme, nitelikli ve teknik karmaşıklığı yüksek hasarlarda tarifede belirlenen asgari ücretin üzerinde bir bedel kararlaştırılmasına olanak tanımakta olup, söz konusu belirlemenin tek taraflı değil karşılıklı mutabakat ile yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Davalı sigorta şirketi, dava konusu hasar dosyalarında davacıya çeşitli tarihlerde ödemeler yaptığını ileri sürmüştür. Davacı vekili 8. celsede verdiği beyanında, davalının bildirdiği ödeme miktarlarını kabul ettiğini açıkça ifade etmiştir. Bu beyan uyarınca davalı tarafından davacıya yapılan toplam ödeme tutarı 654.191,04 TL olarak tespit edilmiştir. Taraflar arasında bu miktar üzerinde ihtilaf bulunmadığından, mahkememizce de bu tutar hesaplamaya esas alınmıştır.
Davalı taraf, ekspertiz ücretinin taraflar arasında serbestçe belirleneceğini, mevzuatta tarife üzerinde ödeme yapılmasına ilişkin herhangi bir zorunluluk bulunmadığını ve sözleşme serbestisi ilkesi gereği sigorta şirketinin asgari tarifeye uygun ödeme yapmakla yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunmuştur.
Sözleşme serbestisi ilkesi, tarafların karşılıklı iradeleriyle sözleşme içeriğini belirleyebilmelerini ifade etmektedir. Ancak bu ilke, taraflardan birinin tek taraflı olarak edim bedelini belirleyebileceği anlamına gelmemektedir. Yönetmelikte ücretin "taraflar arasında serbestçe belirleneceği" düzenlemesi, her iki tarafın da ücret belirleme sürecine katılmasını ve mutabakat sağlanmasını gerektirmektedir. Taraflar arasında mutabakat sağlanamadığı durumlarda ise uyuşmazlığın yargı mercileri tarafından çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Nitekim eldeki davada da taraflar ücret konusunda anlaşamadıklarından uyuşmazlık mahkememiz önüne gelmiş olup, ekspertiz ücretinin belirlenmesi mahkememizin görev ve yetkisi dahilindedir.
Davalı taraf, davacı ekspertiz şirketinin kendilerine fatura kesmek suretiyle ödenen bedelleri kabul ettiğini ve taraflar arasında karşılıklı mutabakat sağlandığını savunmuştur. Ne var ki bu savunma dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede, dava konusu hasar dosyalarının hiçbirinde taraflar arasında ekspertiz ücretine ilişkin karşılıklı mutabakat sağlandığını gösteren herhangi bir belge tespit edilememiştir. Davacının fatura düzenlemesi, ticari hayatın olağan akışı içinde işletme giderlerini karşılamaya yönelik nakit ihtiyacından kaynaklanmış olup, bu durum tek başına ücretin kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Nitekim davacının davalıya gönderdiği ihtarnameler ve nihayetinde işbu davanın açılmış olması, ödenen bedellerin kabul edilmediğini ve mutabakat sağlanamadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle davalının mutabakat savunmasına itibar edilmemiştir.
Davalı taraf, davacının faturalarını herhangi bir ihtirazi kayıt şerhi koymaksızın düzenlediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca faturayı teslim alan kişinin sekiz gün içinde itiraz etmemesi halinde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını ve bu nedenle davacının sonradan ilave ücret talep edemeyeceğini ileri sürmüştür.
TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen faturaya itiraz müessesesi, fatura içeriğinin yani satılan mal veya ifa edilen hizmetin niteliği, miktarı ve birim fiyatına ilişkin kayıtların kabulüne yönelik bir karinedir. Bu karine, faturada yazılı bedelin taraflar arasındaki asıl sözleşmeye uygun olduğu anlamına gelmemekte, özellikle edimin karşılığı olan ücretin miktarı konusundaki uyuşmazlıkları ortadan kaldırmamaktadır. Somut olayda davacı, davalı tarafından tek taraflı olarak belirlenen ve kendisine bildirilen tutarlar üzerinden zorunlu olarak fatura düzenlemiş, ancak bu bedellerin yetersiz olduğunu ihtarname ile bildirmiş ve nihayetinde işbu davayı açmıştır. Davacının kısmi ödemeyi tahsil etmesi, bakiye alacağından feragat ettiği şeklinde yorumlanamaz. Zira kısmi ifanın kabulü, alacaklının bakiye alacağını talep etmesine engel teşkil etmemektedir. Davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Davalı taraf, tarifenin son kademesinde yer alan "takdiren" ibaresinin sigorta şirketine ekspertiz ücretini tek taraflı olarak belirleme yetkisi verdiğini, asgari tutarın altında olmayacak şekilde takdir edilen her ücretin eksiksiz ödenmiş kabul edilmesi gerektiğini ve eksperin talep ettiği tutarın fahiş olması halinde sigorta şirketinin kendi iç yönergesine göre ücret belirleme hakkına sahip olduğunu ileri sürmüştür.
Bu iddialar yerinde görülmemiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde sigorta şirketlerine ekspertiz ücretini tek taraflı olarak takdir etme yetkisi veren herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Tarifedeki "takdiren" ibaresi, işi fiilen yapan eksperin kendi emeğini değerlendirmesini ifade etmekte olup, bu takdirin ardından tarafların mutabakat sağlaması gerekmektedir. Nitekim Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 2023 yılında yapılan tarife değişikliğinde "takdiren" ibaresinin "mutabakatla" olarak değiştirilmesi, bu husustaki tereddütleri gidermeye yönelik olup, sigorta şirketlerinin tek taraflı ücret belirleme uygulamalarının mevzuata uygun olmadığını teyit etmektedir.
Davalının fahiş ücret iddiasına gelince; fahiş kavramı göreceli bir kavram olup ispata muhtaçtır. Davalı tarafından talep edilen ücretin hangi kriterlere göre fahiş olduğu somut olarak ortaya konulamamıştır. Öte yandan davalının kendi iç yönergesi ve performans kriterlerinin davacıya bildirildiğine veya davacının bu kriterlere aykırı hareket ettiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Eksperlerin çalışma kriterleri kanun, yönetmelik ve mevzuat ile belirlenmiş olup, dava konusu hasarlarda mevzuata aykırı bir işlem tespit edilmemiştir. Bu gerekçelerle davalının takdir yetkisi ve fahiş ücret savunmaları kabul edilmemiştir.
Davalı taraf, Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'nde aynı ekspertiz şirketinde çalışan eksperlere ayrı ayrı ücret ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığını, 25.03.2020 tarihinden önceki atamalarda her eksper için ayrı ücret ödenmesi zorunluluğunun olmadığını savunmuştur.
Bu savunma esasen davalı lehine bir argüman niteliğinde olmayıp, bilirkişi heyetinin hesaplama yöntemini teyit etmektedir. Zira dava konusu dosyaların tamamında davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirme tek bir ekspertiz şirketine yapılmış olup, farklı ekspertiz şirketleri veya bağımsız eksperlerin ayrı ayrı görevlendirilmesi söz konusu değildir. Bilirkişi heyeti de hesaplamasını bu esasa göre yapmış ve görevli ekspertiz şirketi için tek bir ücret belirlemiştir. Yönetmelik hükümlerine göre sigorta şirketinin farklı eksper veya ekspertiz şirketlerini ayrı ayrı görevlendirmesi halinde her birine ayrı ücret ödemesi gerekmekte ise de somut davada bu durum mevcut değildir. Bu nedenle davalının bu yöndeki savunması sonuca etkili görülmemiştir.
Davalı taraf, 13/... ve 6/... sayılı müşterek sigorta dosyalarının 2021/16 sayılı genelgenin yürürlük tarihinden (22.09.2021) önce oluştuğunu, bu nedenle söz konusu genelgeye tabi olmadığını savunmuştur.
Bu savunma yerinde değildir. Zira müşterek sigortalarda ekspertiz ücretinin ... sigorta şirketi tarafından ödenmesi yükümlülüğü, ... sayılı genelge ile getirilmiş yeni bir düzenleme olmayıp, 25.08.2015 tarihli ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'nin 11. maddesinden kaynaklanan mevcut bir yükümlülüktür. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 15.04.2020 tarihinde yayımlanan "Müşterek Sigortalarda Sigorta Eksperi Atanması, Ekspertiz Raporunun İletilmesi ve Ekspertiz Ücretinin Ödenmesi Hakkında Sektör Duyurusu"nda da açıkça belirtildiği üzere, sigorta eksperi atamasının sadece ... sigorta şirketi tarafından yapılması ve ekspertiz ücretinin tamamının ... sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerekmektedir. Bu duyuru yeni bir düzenleme getirmemekte, 2015 tarihli yönetmeliğe aykırı hareket eden sigorta şirketlerinin mevcut kurallara uyması gerektiğini hatırlatmaktadır. Davalının ... sigorta şirketi sıfatıyla ekspertiz ücretinin tamamından sorumlu olduğu anlaşıldığından, bu savunmaya itibar edilmemiştir.
Davalı taraf, 6/... sayılı hasar dosyasında alacağın dava açılış sürecinde henüz muaccel hale gelmediğini ileri sürmüştür.
Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 11. fıkrasında, ekspertiz raporunun tamamlanması halinde ekspertiz ücretinin tamamının ödeneceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamından, davacının 6/... sayılı hasar dosyasına ilişkin ekspertiz raporunu 23.09.2021 tarihinde tamamlayarak davalıya teslim ettiği anlaşılmaktadır. Ekspertiz raporunun teslimi ile birlikte davacının ücret alacağı muaccel hale gelmiştir. Davanın 2022 yılında açıldığı gözetildiğinde, alacağın dava tarihinde muaccel olduğu açıktır. Davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Davalı taraf, 2/... sayılı hasar dosyasında sigortalının talebi üzerine eksper değişikliğine gidildiğini, davacının dosyadan çekilmek istediğini beyan ettiğini, final raporu değil kapatma raporu düzenlediğini ve yalnızca masraf talebinde bulunduğunu ileri sürmüştür.
25.08.2015 tarihli ve 29456 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 13. fıkrasında "Eksper atamasının, atamayı yapan tarafça geri alınması eksperin ücret hakkına engel olmaz" hükmü yer almaktadır. Yine aynı maddenin 11. fıkrasında, raporun tamamlanmadığı hallerde tamamlanma yüzdesine isabet eden ücretin ödeneceği düzenlenmiştir. Bu açık düzenlemeler karşısında, eksper değişikliği yapılmış olması veya davacının dosyadan çekilmesi, davacının o güne kadar yaptığı çalışma karşılığında hak ettiği ekspertiz ücretini talep etmesine engel teşkil etmemektedir. Bilirkişi heyeti de bu dosyada davacı tarafından yapılan çalışmayı değerlendirerek, yapılan iş karşılığı ekspertiz ücretini hesaplamıştır. Bu nedenle davalının eksper değişikliğine ilişkin savunması yerinde görülmemiştir.
Davalı taraf, 07.01.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda ... numaralı dosyalarda bakiye ücret bulunmadığının, diğer 11 dosyada ise birden fazla eksper görevlendirilmesi halinde tek ücret ödenmesi gerektiğinin tespit edildiğini, buna rağmen 07.11.2025 tarihli raporda alacak hesaplandığını ileri sürmüştür.
07.01.2025 tarihli ek bilirkişi raporu ile 07.11.2025 tarihli ek bilirkişi raporu, mahkememizin farklı ara kararları doğrultusunda farklı soruları yanıtlamak üzere hazırlanmıştır. 07.01.2025 tarihli rapor, aynı ekspertiz şirketinde çalışan birden fazla ekspere ayrı ayrı ücret ödenip ödenmeyeceği meselesini incelemiş ve tek ücret ödenmesi gerektiğini tespit etmiştir. 07.11.2025 tarihli rapor ise mahkememizin ara kararı uyarınca özellikli işlerde ekspertiz ücretinin belirlenmesinde uygulanacak kriterleri, sektör uygulamasını ve tarafların itirazlarını değerlendirmiştir. Bu raporda bilirkişi heyeti, hasarların nitelikli ve teknik karmaşıklığı yüksek hasarlar olduğunu tespit ederek, sektörde uygulanan kriterlere göre olması gereken ekspertiz ücretlerini hesaplamıştır. İki rapor arasında çelişki bulunmayıp, her biri farklı hukuki meseleleri aydınlatmaktadır. Mahkememizce, uyuşmazlığın çözümünde 07.11.2025 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler esas alınmıştır.
Davalı taraf, bilirkişi heyetinin bazı dosyalarda imza atan kişilerin eksper olup olmadığını teyit etmediğini, bazı dosyalarda sadece bir eksperin imzası bulunmasına rağmen birden fazla eksper varmış gibi hatalı hesaplama yapıldığını ve heyetin gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne riayet etmediğini ileri sürmüştür.
14.06.2007 tarihli ve 26552 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nda ekspertiz çalışma usulleri açıkça belirlenmiş olup, eksper olmayan kişilerin ekspertiz faaliyetinde bulunması halinde bunun Sigorta Eksperleri İcra Komitesi ve SEDDK'ya bildirilmesi ve gerekli yaptırımların talep edilmesi gerekmektedir. Davalı tarafından bu yönde herhangi bir başvuru yapıldığına dair dosyada belge bulunmamaktadır. Öte yandan davalının itiraz ettiği dosyalarda bilirkişi heyeti, görevlendirilen tek bir ekspertiz şirketi için tek bir ücret hesaplaması yapmış olup, birden fazla eksper varmış gibi çoklu hesaplama yapılmamıştır. Bilirkişi heyetinin raporu, dosyadaki delillere, mevzuata ve sektör uygulamasına uygun olarak hazırlanmış olup, davalının metodolojik itirazları somut verilerle desteklenmediğinden yerinde görülmemiştir.
Davalı taraf, bilirkişi heyetinin hesaplamada esas aldığı "eksperler arası uygulama birliği tabloları"nın herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığını, normatif karşılığı olmayan bu tabloların hükme esas alınamayacağını, bilirkişi heyetinin de tarife üzeri ücret kriterlerinin henüz resmi olarak yayınlanmadığını ikrar ettiğini ileri sürmüştür. Ayrıca hasar bedeli üzerinden oransal ücretlendirmenin hakkaniyetsiz olduğunu, eksperin hasar rakamını yüksek belirlemesinin suistimale elverişli bir ortam yaratacağını ve bu yaklaşımın sebepsiz zenginleşme sonucu doğurabileceğini savunmuştur.
Bu itirazlar yerinde görülmemiştir. Şöyle ki;
Taban Ekspertiz Ücret Tarifesi'nin son kademesinde belirli bir hasar tutarının üzerindeki hasarlarda ücretin "takdiren" veya "mutabakatla" belirleneceği öngörülmüştür. Bu düzenleme, bilinçli bir tercihiyle nitelikli hasarlarda sabit bir ücret öngörmediğini ve ücretin somut olayın koşullarına göre belirlenmesini amaçladığını göstermektedir. Taraflar arasında mutabakat sağlanamadığı ve uyuşmazlığın yargıya taşındığı hallerde, mahkemenin uyuşmazlığı çözümlemek için bir ölçüt belirlemesi zorunludur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinde, kanunda uygulanabilir bir hüküm bulunmayan hallerde hakimin örf ve adete göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vereceği düzenlenmiştir. Taban Ekspertiz Ücret Tarifesi'nin son kademesi, tarife üzeri hasarlarda ücretin nasıl belirleneceğine dair kesin bir ölçüt içermediğinden, mahkememiz bu boşluğu doldurmak durumundadır.
Bu noktada, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22. maddesinin 19. fıkrası önem taşımaktadır. Anılan fıkrada, sigorta eksperinin atanması ve ekspertiz ücretinin belirlenmesi ile ilgili usul ve esasların, ... Odalar ve ... Birliği ile Sigorta Eksperleri İcra Komitesi'nin görüşleri alınarak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme, ekspertiz ücretinin belirlenmesinde TOBB bünyesindeki Sigorta Eksperleri İcra Komitesi'nin yetkili ve görevli kurum olduğunu ortaya koymaktadır.
Mahkememizin ara kararı üzerine TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi tarafından hazırlanan 29.09.2025 tarihli görüş yazısında, özellikli işlerde ekspertiz ücretinin belirlenmesine ilişkin sektör uygulaması ve kriterlere yer verilmiştir. Komite görüşünde; yangın, mühendislik, kar kaybı gibi nitelikli hasarlarda ekspertiz ücretinin normal frekans hasarlara göre daha yüksek olması gerektiği, mevcut tarifenin bu tür hasarlarda kriter olarak alınması ve tarife tavan ücretinin biraz üzerine çıkılarak ücret ödenmesinin ekspertiz çalışma ücretinin hakkaniyetli karşılığı olmadığı açıkça ifade edilmiştir. Komite ayrıca, nitelikli ve büyük boyutlu hasarlarda hasarın türü ve teknik karmaşıklığına göre ekspertiz ücretinin daha yüksek olmasının hayatın olağan akışı gereği olduğunu vurgulamıştır.
TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi görüşünde, tarife üzeri hasarlarda ücret belirlenmesine ilişkin somut kriterler de ortaya konulmuştur. Buna göre, sivil rizikolar dışında tarifeye göre ödenmesi gereken ekspertiz ücretinin brüt hasar tutarına oranı yüzde 3,6 olup, tarife üst limitinin üstünde kalan hasarlarda ekspertiz ücretlerinin hasar tutarına bağlı olarak bu oranın kademeli olarak azaltılması suretiyle belirlenmesi önerilmiştir. Bu hesaplama yöntemi, bilirkişi heyetinin raporunda esas aldığı yöntemle örtüşmektedir.
Komite görüşünde ayrıca, sigorta sektöründe tarife ücretlerinin üzerinde ödenmesi gereken hallerde belirlenmiş ve mutabakat sağlanmış genel bir kriterin bulunmadığı, sigorta şirketlerinin baskın güçlerini kullanarak kendi keyfiyet ve takdirleriyle bir kritere bağlı olmaksızın ücret belirledikleri, bu anlayışın sağlıklı iş ilişkisine ve iş barışına engel teşkil ettiği, 2020'li yıllardan sonra daha önce hiç görülmeyen sigorta şirketleri ile eksperler arasında ekspertiz ücreti alacak davalarının artmasına neden olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Bu tespitler, davalının tek taraflı takdir yetkisi iddiasının sektörün yetkili kurumu tarafından da kabul görmediğini ortaya koymaktadır.
Bilirkişi heyeti, makine mühendisi ve sigorta eksperi, sigorta hukukçusu ve sigorta tahkim hakemi, yeminli mali müşavir ile sigorta şirketi eski genel müdürü ve sigorta tahkim hakeminden oluşan uzman bir heyettir. Heyet, sigorta sektöründeki fiili uygulamayı tespit ederek, nitelikli hasarlarda eksperlerin ücret taleplerinde kullandıkları ve hasar bedeline göre azalan oranlarda hesaplama yapan tabloları değerlendirmiştir. Bu tablolar, tarifenin son kademesindeki "takdiren/mutabakatla" ibaresinin pratikte nasıl uygulandığını gösteren sektörel bir gösterge niteliğinde olup, TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi'nin görüşüyle de desteklenmektedir.
Hasar bedeline göre kademeli ücretlendirme, tarifenin bizzat kendisinde de benimsenmiş bir ilkedir. Tarifede hasar tutarı arttıkça ekspertiz ücreti de artmakta, ancak artış oranı kademeli olarak azalmaktadır. Bilirkişi heyetinin kullandığı tablolar da aynı mantığı izleyerek, yüksek bedelli hasarlarda hasar tutarına oranla daha düşük yüzdelerle hesaplama yapmaktadır. Bu yöntem, eksperin sebepsiz zenginleşmesini engelleyici nitelikte olup, aksine davacının talep ettiği tutarların kabul edilmesi halinde çok daha yüksek meblağlara hükmedilmesi gerekecekti.
Davalının sebepsiz zenginleşme iddiasına gelince; sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmaması gerekir. Somut olayda davacı, davalı tarafından görevlendirildiği nitelikli ve teknik karmaşıklığı yüksek hasarlarda uzun süreler çalışarak ekspertiz hizmeti vermiştir. Davacının talep ettiği ücret, verdiği hizmetin karşılığı olup, sebepsiz zenginleşme söz konusu değildir.
Bu gerekçelerle, bilirkişi heyetinin hesaplama yöntemi ve ulaştığı sonuçlar, TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi'nin görüşüyle de uyumlu bulunarak mahkememizce benimsenmiştir.
Davalı taraf, yol ücreti ve masrafların ekspertiz ücretine eklenmesine ilişkin düzenlemenin Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'ne 25.03.2020 tarihinde eklendiğini, bu tarihten önceki hasar dosyalarında yol ücreti hesaplanamayacağını ileri sürmüştür.
25.03.2020 tarihli Yönetmelik değişikliği ile 11. maddeye eklenen 8. fıkrada "Ekspertiz için yapılan ulaşım, konaklama ve diğer giderler ekspertiz ücretine ilave edilir" düzenlemesi getirilmiştir. Bilirkişi heyeti, hesaplamalarında bu düzenlemeyi dikkate almış ve 25.03.2020 tarihinden sonraki hasar dosyalarında yol ücretini ayrıca hesaplamıştır. 25.03.2020 tarihinden önceki dosyalarda ise davacının beyan ettiği ve belgelediği masraflar değerlendirilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi gereği, her dosyada davacının talep ettiği tutarı aşmayacak şekilde hesaplama yapılmış olup, davalının bu yöndeki itirazı sonuca etkili görülmemiştir.
Dava konusu hasar dosyaları incelendiğinde, bunların tamamının ticari, sınai ve endüstriyel rizikolara ait nitelikli hasarlar olduğu görülmektedir. Bu hasarlar arasında dinamit tesisi patlaması, fabrika yangını ve kar kaybı, dekanter santrifüj makine hasarı, kar yağışı ve fırtına nedeniyle oluşan elektrik şebekesi hasarları ile alternatör ünitesi arızası gibi teknik karmaşıklığı yüksek ve özel uzmanlık gerektiren dosyalar yer almaktadır.
Bilirkişi heyeti, Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği uyarınca her dosyada eksper atama tarihinde geçerli olan tarifeyi esas almıştır. Bu nitelikteki hasarlarda ekspertiz ücretinin belirlenmesinde sigorta eksperleri arasındaki uygulama birliği çerçevesinde oluşan ve hasar bedeline göre azalan oranlarda hesaplama yapılan tablolara başvurulmuştur. Heyet, her bir dosya için hasarın niteliğini, teknik karmaşıklığını, harcanan süre ve emeği, çalışma yapılan lokasyon sayısını ve işin zorluğunu değerlendirerek dosya bazında ekspertiz ücretlerini hesaplamıştır. Ayrıca Taban Ekspertiz Ücret Tarifesi'nin uygulama esaslarının 2. maddesi uyarınca ticari, sınai ve endüstriyel rizikolarda yüzde yirmi artış uygulanmış, yol ve masraf giderleri de hesaplamaya dahil edilmiştir.
Bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplamada, 19 adet hasar dosyası için olması gereken toplam ekspertiz ücreti 3.365.197,13 TL olarak belirlenmiştir. Ancak 3425060 numaralı hasar dosyasında heyet, eksperin iki farklı lokasyonda çalışma yapması, bilirkişi kullanarak rücu imkânı sağlaması ve sigorta şirketinin bu sayede ödediği hasar bedelini üretici firmadan geri alabilmesi karşısında, davalı tarafından ödenen 18.525,73 TL tutarındaki ekspertiz ücretinin yapılan işin niteliğine uygun olduğu kanaatine varmıştır. Mahkememizce de bu değerlendirme yerinde bulunmuş ve anılan dosya bakımından bakiye alacak hesaplanmamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca mahkeme, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu ilke gereğince, bilirkişi heyetinin bazı dosyalarda davacının talebinden yüksek hesaplama yapmış olması karşısında, 4. Ek raporun 50. Sayfasındaki tablodan açıkça görüleceği üzere- her bir dosya için davacının talep ettiği miktar üst sınır olarak kabul edilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi uygulandığında, dava konusu hasar dosyaları için hükme esas alınabilecek toplam ekspertiz ücreti 3.105.395,66 TL olarak belirlenmiştir.
Yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular çerçevesinde yapılan değerlendirmede; dava konusu hasar dosyaları için hükme esas alınan toplam ekspertiz ücreti 3.105.395,66 TL olup, davacının 8. celsedeki kabulüyle davalının beyanındaki gibi sabit olan 654.191,04 TL tutarındaki ödemenin bu miktardan mahsubu sonucunda davacının davalıdan alacaklı olduğu bakiye ekspertiz ücreti 2.451.208,62 TL olarak tespit edilmiştir.
Davacı şirket limited şirket, davalı ise aynı madde kapsamında anonim şirket olup, her iki taraf da tacir sıfatını haizdir. Dava konusu ekspertiz hizmeti, tarafların ticari işletmelerinin faaliyetleri kapsamında ifa edilmiş olup, TTK'nın 19. maddesinin 2. fıkrası uyarınca her iki taraf için de ticari iş niteliğindedir. Bu nedenle alacağa, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ... Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden ticari temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir. Davalının temerrüde düştüğü tarihin dava tarihi olarak kabulüyle, faizin dava tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;
1-2.451.208,62-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 S.K.nun 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi (reeskont faizi geçmemek üzere) ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 167.442,06-TL ilam harcından peşin alınan 61.021,64-TL'nin mahsubu ile bakiye 106.420,42-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 61.021,64-TL peşin harç ve 80,70-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 61.102,34-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 360.657,12-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 174.301,44-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin kabul-red oranına göre 1.070,15-TL'nin davalıdan, 489,85-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan 76.351,75-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 52.376,89-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 1.700,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 533,81-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.18/12/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır