T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/559 Esas
KARAR NO :2026/589
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/08/2022
KARAR TARİHİ:26/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı ile davalı arasında ticari ilişki mevcut olup ticari ilişki devam ederken davacı tarafından davalıya bir takım ödemeler yapıldığını, davacının davalı şirketten 17.808,65 TL cari hesap bakiye alacağı mevcut olup işbu alacak karşılığında hiçbir mal veya hizmet alınmadığını, işbu fazlaya ilişkin ödemenin istirdadı gerektiğinden anılan alacağın tahsili için tarafımızca davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıdığını, davalı yaptığı icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmiş olup söz konusu itirazın iptali gerektiğini, itirazın iptalini talep edebilmek için dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de arabuluculuk sürecinden de olumlu bir sonuç alınamadığını, netice itibari ile borçlu başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini, yapılan itiraz üzerine takip durmuş olup alacağımızın tahsili amacıyla bu haksız itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi talebi ile işbu davanın ikamesi zarureti hasıl olduğunu, evvelemirde daha evvel tarafınca .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... E. sayılı dosyasına yatırılan peşin harcın HK. md.29 gereği işbu dava harcından mahsubunu, .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... E. sayılı dosyasına borçlu tarafça vaki itirazın iptaline ve takibin devamını, fazlaya ilişkin talep hakkının mahfuz tutulmasını, alacağın % 20’ından aşağı olmamak üzere müvekkil lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı-borçlu tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davacının davası haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı alacağını davalının imzasını ihtiva eden yazılı belgelerle /ödeme makbuzları ile ispatlamak zorunda olduğunu, her şeye rağmen aksine davalının davacıdan alacağı bulunmadığını, davalının alacağına ilişkin davacı hakkında icra takibi yaptık davacının itirazı üzerine itirazın iptali açtığını, itirazın iptali davası ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019-... E sayılı dosyası ile lehimize sonuçlandığını, davacı alacak iddiasını yazılı belge ile , davalının imzasını ihtiva eden tahsilat makbuzu ile yada sair yazılı belge ile ispatlamak zorunda olduğunu, davacı dosyaya böyle bir belge ibraz etmediğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini , haksız ve suiniyetli icra takibi nedeniyle davacının %20' den aşağı olmamak üzere tarafımıza suiniyet tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SMMM bilirkişisinin 25.09.2023 tarihli raporunda özetle; Taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, Taraflar arasındaki ticari ilişkiyi sağlayan faturalarda hem davacının ticari defterlerinde hem de davalının ticari defterlerinde 72.823,35 TL olarak yer almaktadır. Bunun yanında davalı taraf İşletme Hesabı defteri tuttuğundan davacının yapmış olduğu çek ve senet şeklindeki ödemelerini kayıtlarında gösterememektedir. Bu durumda davacının davalı tarafa yapmış olduğu çek ve senetle ödemelerini yazılı delillerle ispat etmesi gerekecektir, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
SMMM bilirkişisinin 14.10.2024 tarihli ek raporunda özetle; Taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu,
Taraflar arasındaki ticari ilişkiyi sağlayan faturalarda hem davacının ticari defterlerinde hem de davalının
ticari defterlerinde 72.823,35 TL olarak yer aldığı, Bunun yanında davalı taraf İşletme Hesabı defteri tuttuğundan davacının yapmış olduğu çek ve senet
şeklindeki ödemelerini kayıtlarında gösteremediğini,
Bu durumda davacının davalı tarafa yapmış olduğu çeklerle ödemelerini yazılı delillerle ispat ettiği
tespit edildiği,
Ancak bunların dışında Davacı cari hesabında yer alan;
30/05/2017 kayıtlı, 31.12.2017 tarihli, 5.000,00 TL bedeli çek,
16/10/2017 kayıtlı, 31.07.2018 tarihli, 5.000,00 TL bedelli çek,
11/12/2017 kayıtlı, 31.07.2018 tarihli, 15.000,00 TL bedelli çekler için bankalara müzekkere yazılmadığı,
sonuç ve kanaatine varılmıştır.
SMMM bilirkişisinin 17.02.2026 tarihli ek raporunda özetle; Tarafların ticari defter ve belgeleri tekrar incelenmemiş olup, Bilirkişi Kök raporundaki kanaatin
doğruluğu baz alınarak;
Taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahipleri lehine delil niteliklerinin bulunduğu,
Taraflar arasındaki ticari ilişkiyi sağlayan faturalarda hem davacının ticari defterlerinde hem de
davalının ticari defterlerinde 72.823,35 TL olarak yer aldığı,
Davalı tarafın İşletme Hesabı defteri tutması sebebi ile davacının yapmış olduğu çek ve senet
şeklindeki ödemelerini kayıtlarında gösteremediği,
Bankalardan gelen yazı ve eklerinin tarafımca yeniden incelenmesi sonucu tahsil edilmiş çeklerin
tamamının durumlarının aşağıdaki gibi olduğu,
Boyanmamış satırlardaki çeklerin ek raporda tahsil edilmiş olarak bulunan çekler olup,
Sarı ile boyanmış satırlarda yer alan çeklerin ise ek raporda
“Ancak bunların dışında Davacı cari hesabında yer alan;
30/05/2017 kayıtlı, 31.12.2017 tarihli, 5.000,00TL bedeli çek,
16/10/2017 kayıtlı, 31.07.2018 tarihli, 5.000,00TL bedelli çek,
11/12/2017 kayıtlı, 31.07.2018 tarihli, 15.000,00TL bedelli çekler için bankalara müzekkere
yazılmadığı” şeklinde tespit edilmiş çekler olup, müzekkerelere cevaben Bankalardan gelen yazı
ve eklerinde tahsil edilmiş olarak yer aldığı ve Kök rapordaki Davacının Davalıya ait cari
hesabında kayıtlı olduğu,
Aşağıdaki tabloda yeşil boyalı satırda bulunan 31.04.2018 tarihli 5.000,00 TL tutarlı çekin,
Banka yazı ve eklerinde tahsil edilmiş çekler arasında yer aldığı, ancak Ek Rapor kapsamında
yapılan çek yazıları incelemesine dahil edilmediği tespit edilmiş olup, Davacının Davalıya ait cari
hesap kayıtlarında söz konusu tutarın çek olarak yer almadığı, ancak aynı tarih ve aynı tutarda bir
senet kaydının bulunduğu, Belge-tutar-tarih eşleşmesi dikkate alındığında, muhasebe kaydının
sehven senet hesabı üzerinden yapılmış olabileceğinin teknik olarak mümkün olduğu, bu
hususun kabul edilip edilmeyeceğinin ve hukuki sonuçlarının değerlendirilmesinin Sayın
Mahkemenin takdirinde olduğu değerlendirilmiş,
Davacının ticari defter kayıtlarına göre Davalıdan 17.808,67 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
DELİLLER:
-.... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı icra dosyası
-Bilirkişi raporları
-Tarafların beyan ve dilekçeleri
-Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya yapılan ödemeler sonucunda oluştuğu ileri sürülen cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının dava ve takip tarihi itibarıyla davalıdan 17.808,65 TL cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü çek ve senet ödemelerini usulüne uygun delillerle ispat edip etmediği, buna bağlı olarak icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı ile icra inkâr tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca taraflar dayandıkları vakıaları ispatla yükümlüdür. Somut olayda davacı, davalıya ticari ilişki kapsamında borcundan fazla ödeme yaptığını ve bu nedenle cari hesapta alacaklı duruma geçtiğini ileri sürdüğünden, öncelikle fazla ödeme olgusunu ispat yükü davacıya aittir. Davalı ise bu ödemelerin mevcut bir borca karşılık yapıldığını veya davacının halen borçlu bulunduğunu savunduğundan, bu savunmasını ispata elverişli delilleri sunmakla yükümlüdür.
Dosya kapsamındaki bilirkişi incelemelerinde tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu ve sahipleri lehine delil niteliğini haiz bulunduğu tespit edilmiştir. Taraf defterlerinin karşılaştırılmasında ticari ilişkiye konu fatura kayıtlarının her iki taraf kayıtlarında da 72.823,35 TL olarak birebir uyumlu olduğu belirlenmiş, taraflar arasında mal teslimleri ve fatura kayıtları yönünden herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Böylece uyuşmazlığın yalnızca davacının yaptığı ödemelerin tamamının cari hesaba yansıyıp yansımadığı noktasında toplandığı görülmüştür.
Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; 25.09.2023 tarihli kök raporda davalı tarafın işletme hesabı esasına göre defter tutması nedeniyle çek ve senet tahsilatlarının ticari defterlerinden tespit edilemeyeceği, bu nedenle davacının çek ödemelerini yazılı delillerle ispatlaması gerektiği belirtilmiş; bu raporda davacının ödeme iddiası reddedilmemiş, yalnızca mevcut delillerin eksik olduğu ifade edilmiştir. Bunun üzerine Mahkememizce eksik incelemenin giderilmesi amacıyla ilgili bankalara müzekkereler yazılmış, çeklerin ibraz ve tahsil durumları araştırılmıştır. Bankalardan gelen yazı cevapları doğrultusunda düzenlenen 14.10.2024 tarihli ek raporda davacının ileri sürdüğü çek ödemelerinin önemli bir kısmının banka kayıtlarıyla doğrulandığı, ancak üç adet çek yönünden henüz banka cevabı bulunmadığı tespit edilmiş; Mahkememizce bu eksiklik de giderilerek yeniden araştırma yaptırılmıştır. Son olarak düzenlenen 17.02.2026 tarihli ek raporda ise bankalardan gelen tüm cevaplar birlikte değerlendirilmiş, önceki raporda araştırılması istenilen 30.05.2017 kayıtlı 31.12.2017 vadeli 5.000,00 TL, 16.10.2017 kayıtlı 31.07.2018 vadeli 5.000,00 TL ve 11.12.2017 kayıtlı 31.07.2018 vadeli 15.000,00 TL bedelli çeklerin de davalı tarafından tahsil edildiği banka kayıtlarıyla doğrulanmıştır. Böylece ilk raporda belirtilen araştırma eksikliği tamamen giderilmiş ve ödeme olgusu objektif nitelikte resmi banka kayıtlarıyla desteklenmiştir. Yine son bilirkişi raporunda 31.04.2018 tarihli 5.000,00 TL bedelli ödemenin davacı ticari defterlerinde senet hesabına kaydedildiği, buna karşılık banka kayıtlarında aynı tarih ve aynı tutarda tahsil edilen çek bulunduğu, belge, tarih ve tutar birlikteliği dikkate alındığında bu kaydın muhasebe tekniği bakımından sehven senet hesabı üzerinden yapılmış olmasının mümkün olduğu açıklanmıştır. Mahkememizce de dosya kapsamındaki banka kayıtları, çek bilgileri ve muhasebe kayıtları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu kaydın muhasebe sınıflandırmasındaki maddi hatadan kaynaklandığı, ödemenin varlığını ortadan kaldırmadığı, bu nedenle cari hesap değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu kapsamda bilirkişi raporları arasında esaslı bir çelişki bulunmamaktadır. İlk rapor eksik incelemeye dayanmakta olup, sonraki raporlar bankalardan temin edilen yeni deliller doğrultusunda düzenlenmiştir. Son tarihli rapor önceki raporların devamı niteliğinde olup eksik araştırmaları tamamlamak suretiyle nihai teknik değerlendirmeyi içermektedir. Raporun dosya kapsamındaki banka kayıtları, ticari defterler ve diğer delillerle uyumlu olması nedeniyle hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Davalı taraf, davacının ödeme yaptığını yazılı delille ispatlayamadığını savunmuş ise de, bankalardan gelen resmi yazılar ve çek tahsil kayıtları davacının ileri sürdüğü ödemelerin davalı tarafından tahsil edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Resmi banka kayıtları yazılı delil niteliğinde olup davacının ödeme iddiasını doğrulamaktadır. Bu nedenle davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Davalı ayrıca kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürmüş ise de, bu iddiasını destekleyen, davacının ileri sürdüğü ödemelerin farklı bir borca mahsup edildiğini veya davacının takip tarihi itibarıyla halen borçlu bulunduğunu gösteren usulüne uygun yazılı delil sunamamıştır. Davalının işletme hesabı esasına göre tuttuğu defterlerde çek tahsilatlarının yer almaması tek başına davacı aleyhine sonuç doğurmayacağı gibi, banka kayıtlarıyla doğrulanan tahsil edilmiş çeklerin varlığı karşısında davalının savunmasını doğrulamaya da yeterli değildir.
Mahkememizce maddi vakıanın tam olarak ortaya çıkarılabilmesi amacıyla celp edilerek incelenen .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/... Esas sayılı dosyasında tarafların eldeki dava ile aynı kişiler olduğu, ancak taraf sıfatlarının yer değiştirdiği, başka bir ifadeyle eldeki dosyanın davacısının anılan dosyada davalı, eldeki dosyanın davalısının ise davacı sıfatıyla yer aldığı anlaşılmıştır. Anılan dosyada alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin ticari defterlerinde yer alan cari hesap kayıtları esas alınarak yapılan inceleme neticesinde; 2018 yılı sonunda karşı tarafın 27.808,65 TL borçlu olduğu, 2019 ve 2020 yıllarında cari hesapta herhangi bir hareket bulunmadığı ve aynı borç bakiyesinin devam ettiği, 2021 yılında ise önceki yıllara ilişkin bir muhasebe düzeltme kaydı yapıldığı ve bu düzeltme sonucunda cari hesap bakiyesinin 17.808,65 TL olarak oluştuğu, sonuç itibarıyla eldeki dosyanın davalısının (anılan dosyanın davacısının) karşı tarafa 17.808,65 TL borçlu olduğunun teknik olarak tespit edildiği görülmüştür. Dolayısıyla, anılan dosyada düzenlenen bilirkişi raporu esas itibarıyla eldeki dosyada alınan 17.02.2026 tarihli bilirkişi raporuyla aynı sonuca ulaşmaktadır. Her iki dosyada da aynı ticari ilişki, aynı cari hesap kayıtları ve aynı muhasebe hareketleri incelenmiş; her iki teknik incelemede de eldeki dosyanın davalısının 17.808,65 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Bu yönüyle teknik tespitler arasında herhangi bir çelişki bulunmamaktadır. Nitekim .... Asliye Ticaret Mahkemesi de kararında, bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defterlerinde davacının borçlu olduğunun kayıtlı bulunduğunu, başka bir ifadeyle davalı şirket kayıtlarının da cari hesap itibarıyla aynı alacağı gösterdiğini kabul etmiş; ancak uyuşmazlığı yalnızca muhasebe kayıtlarıyla çözmemiş, davalı tarafın ileri sürdüğü “ödeme yapıldığı” savunmasının ispatı üzerinde ayrıca durmuş, ticari defter kayıtlarının tek başına ödemenin gerçekleştiğini ispata yeterli olmayacağı, ödeme olgusunun miktarı itibarıyla usulüne uygun yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafça böyle bir ispat gerçekleştirilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Başka bir anlatımla, anılan mahkeme kararında da uyuşmazlık, tarafların cari hesap bakiyesine ilişkin teknik tespitlerden değil, ödeme savunmasına ilişkin ispat yükünün yerine getirilip getirilmediğinden kaynaklanmıştır. Mahkeme, bilirkişi tarafından belirlenen cari hesap borcunu esas almış; bunun aksini ileri süren tarafın ödeme iddiasını yazılı delillerle ispat edememesi nedeniyle davayı kabul etmiştir. Eldeki dosyada da benzer şekilde bilirkişi incelemeleri sonucunda davacının ticari defter kayıtları ile banka kayıtları birlikte değerlendirilmiş, davalının davacıya karşı 17.808,65 TL borçlu olduğu teknik olarak tespit edilmiş; ayrıca davacının ileri sürdüğü çek ödemeleri bankalardan celbedilen resmi kayıtlarla doğrulanarak ödeme olgusu yazılı delillerle de ispatlanmıştır. Bu nedenle .... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında ulaşılan teknik tespitler ile eldeki dosyada alınan bilirkişi raporları birbirini doğrulamakta olup, anılan karar kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte aynı ticari ilişkiye ilişkin teknik değerlendirmelerin tutarlılığını gösteren ve mahkememizin ulaştığı kanaati destekleyen takdiri delil niteliğinde değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının ticari defter kayıtlarının banka kayıtları ve çek tahsil belgeleriyle doğrulandığı, yapılan ödemelerin tamamının davalı tarafından tahsil edildiğinin resmi kayıtlarla sabit olduğu, davalı tarafça ise bu ödemelerin farklı bir hukuki sebebe dayandığını veya davacının takip tarihi itibarıyla borçlu bulunduğunu gösterir nitelikte yeterli delil sunulamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 17.808,65 TL cari hesap alacaklısı olduğu sabit görülmüştür. Bu durumda davacı tarafından başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... Esas sayılı icra takibinin haklı nedene dayandığı, davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu sonucuna varıldığından itirazın iptaline ve takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarla devamına karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte bulunması gerekmektedir. Somut olayda takip konusu alacak taraf ticari defterleri, banka kayıtları ve çek tahsil belgeleri esas alınarak objektif biçimde hesaplanabilmekte olup, miktarı yargılama sırasında takdiren belirlenen bir alacak niteliğinde değildir. Davalı, banka kayıtlarıyla doğrulanan ödemelere rağmen takibe haksız olarak itiraz etmiş bulunduğundan, asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkâr tazminatına hükmedilmesi koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davalı tarafın kötü niyet tazminatı istemi ise davanın kabulüne karar verilmiş olması ve davacının icra takibini haklı alacağa dayanarak başlatmış bulunması karşısında yasal koşulları oluşmadığından yerinde görülmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacak olan 17.808,65-TL üzerinden hesaplanan %20 oranında icra inkar tazminatı olan 3.561,73-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Alınması gereken 1.216,50-TL harcın, peşin alınan 215,09-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.001,41-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvurma harcın ve 215,09-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.425,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 17.808,65-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, miktar itibari ile kesin olmak üzere karar verildi. 26/06/2026
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır