T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARA
ESAS NO:2022/587 Esas
KARAR NO:2024/701
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/09/2022
KARAR TARİHİ:23/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
İDDİA:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı şirketin yönetim kurulunda üye olarak görev yapmış olduğunu; şirket yönetim kurulu üyelerine bu kişilerin sorumluluk ve yükümlülükleri nedeni ile karşılaşabilecekleri riskleri azaltmak amacıyla belirlenen maddi karşılık olarak huzur hakkı verilmekte olduğunu; davacının yönetim kurulunda bulunmasından ötürü huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim, yıllık kardan pay gibi alacaklarının bulunduğunu; davalı şirket tarafından davacıya bu ödemelerin yapılmamış olduğunu; davacının yönetim kurulundaki yoğun ve stresli çalışmadan ötürü oldukça yıpranmış olup hak etmiş olduğu huzur
hakkı alacağını da alamamış olduğunu; davalı şirket ile huzur hakkı alacağı ve diğer haklarını talep etmek için arabuluculuk yoluyla anlaşma sağlanamamış olması sebebi ile iş bu davanın açılması zorunluluğunu doğurmuş olduğunu beyanla fazlaya ilişkin dava ve talep etme hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL huzur hakkının muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
SAVUNMA:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki yargılamada davacı tarafından davalı şirketin yönetim kurulunda üstlenilen görev nedeniyle
huzur hakkı , ücret, ikramiye, prim, yıllık kardan pay gibi alacakları bulunduğunu iddia ettiklerini,
Davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olup hukuki dayanaktan da yoksun bulunduğunu, Davacının
müvekkil şirket nezdinde dava konusu taleplerin hiçbiri yönünden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, Davalı şirketin kuruluşundan bu yana yönetim kurulunda görev alan üyelere anılan
kalemlere ilişkin bir ödeme gerçekleştirilmemiş olduğunu, şirket yönetiminde görev alınması sürecinin
her daim gönüllülük esasına göre devam etmiş olduğunu, Davacı yanın da bu durumun bilincinde
olarak 16.07.2018- 29.07.2021 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görevini ifa etmiş
olduğunu, görev süresi boyunca da anılan kalemlere ilişkin herhangi bir alacak talebini dile getirmemiş
olduğunu, şirketin olağan veya olağanüstü genel kurul toplantılarında bu hususun görüşülmesi
esnasında oy birliği ile yönetimde görev alan üyelere huzur hakkı veya başkaca bir ödeme yapılmaması hususunda karar alınmış olduğunu, Davalı şirket nezdinde gerçekleşen genel kurul toplantılarında yönetimde görev alan üyelere herhangi bir şekilde ödeme yapılmasına yönelik olarak alınmış bir
kararın mevcut olmadığını, " Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları " başlıklı Türk Ticaret Kanunu'nun
394' üncü maddesi uyarınca ; " Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul
kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı , ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir." Söz konusu maddenin gerekçesinde; " 6762 sayılı Kanun 'un 333 ' üncü maddesi anlam itibariyle
tekrarlanmış olduğu, Esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmesi gereken mali haklar
hükümde sınırlı sayı ilkesi uyarınca gösterilmiş olduğu, anılan mali hakların birkaçının bir arada
yerine getirilmesine bir engel olmadığı, Yolluklar, temsil ödenekleri, sigorta primleri ve benzeri
primler, varsa özel emeklilikler, avanslar, hükmün kapsamı dışındadır" ifadelerine yer verilerek Eski
TTK'ya atıfta bulunulmuş olduğunu, Genel kurulun yetki ve görevlerini düzenleyen TTK madde 408
uyarınca "yönetim kurulu üyelerinin seçimi süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi
haklarının belirlenmesi. İbraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları" genel kurulun
devredilemez yetki ve görevlerinden olduğu, Anonim şirket esas sözleşmesine konulacak bir hükümle
veya genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyelerine katıldıkları her toplantı için bir ücret ödenebileceği
(huzur hakkı) gibi belirli dönemlerde ücret ödenmesinin de kararlaştırılabileceğini, bu kapsamda;
TTK'nın 394. ve 408/(b) maddeleri uyarınca, yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücret, huzur hakkı ,
ikramiye ve primlerin tespiti için: Şirket esas sözleşmesinde konu ile ilgili bir maddenin yer alması
gerektiğini, veya şirket genel kurulu tarafından bu ödemenin yapılabilmesi için bu konuya özgü bir
genel kurul kararının alınmış olması gerektiğini, davalı şirket esas sözleşmesinde şirket yönetiminde
alınacak görevlere istinaden herhangi bir ödeme yapılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi
şirket genel kurullarında da bu yönde alınmış kararların mevcut bulunmadığını, Davacı yanın müvekkil
davalı şirkette görevi 16.07.2018 tarihli genel kurul toplantısı akabinde başlamış olup, anılan tarihli
genel kurulda davacının görev süresi 16.07.2020 tarihine kadar olmak üzere belirlenmiş ve yönetim
kurulu üyelerine herhangi bir şekilde huzur hakkı veya kar payı ödemesi yapılmasına ilişkin olarak da
karar alınmamış olduğunu, daha sonra gerçekleşen 14.07.2021 tarihli olağanüstü genel kurulda da
Yönetim Kurulu Başkanı olarak ..., Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak ...
..., ayrıca yönetim üyesi olarak ... 'ın belirlenmesine karar verilmiş olduğunu, ne
16.07.2018 tarihli genel kurul toplantısı ne de 14.07.2021 tarihli genel kurul toplantısı gündem
maddeleri içerisinde yönetim kuruluna huzur hakkı, kar payı dağıtımı veya başkaca bir ücret ödemesine
ilişkin alınmış herhangi bir kararın mevcut olmadığını, gerek mevzuat hükümleri gerek ise yüksek
mahkeme içtihatları huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi gibi hususların genel
kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu ve bu hususta genel kurul nezdinde alınan bir karar
olmaksızın anılan ödemelerin yapılamayacağına ilişkin görüş birliği içerisinde olduğunu, " ... huzur
hakkı”nın o dönemde çalışan yöneticilerin harcadıkları emek ve mesailerine karşılık, genel kurul
kararları ile belirlenen ve yöneticilere genellikle aylık olarak ödenmesi kararlaştırılan bir meblağdır.
Davacının ileri sürdüğü şekilde, tek bir yöneticiye ve yapılan belli bir işin karşılığı olarak ödenecek bir
meblağın huzur hakkı olarak nitelendirilmesinin mümkün değildir." Asıl dava önceki yönetim kurulu üyesine ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan
itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, Asıl davacı vekilinin, davalıya ödendiği ileri sürülen 226.000,00-TL'nın borç olarak verildiğini, davalının ise bu tutarın huzur hakkı olarak verildiğini savunmuş
olduğunu, bu durumda şirket kayıt ve defterleri incelenerek davalının hangi tarihler arası şirket
yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı, görev yaptığı döneme ilişkin gerek davalıya gerekse aynı
dönemlerde görev yapan diğer yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin genel kurul
kararı bulunup bulunmadığı, fiilen ödeme yapılıp yapılmadığı, 15.06.2009 tarihli genel kurul
toplantısında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın geçmiş yıllarda alınıp
alınmadığı, son genel kurul tarihi itibariyle davacı şirket ile davalı yönetim kurulu üyesi arasındaki
alacak borç ilişkisinin şirket defterlerinde ne şekilde görüldüğünü değerlendirmeden, yazılı gerekçeyle
eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması
gerekmiştir. Davacı yanın
davalı şirkette herhangi bir şekilde ortak/pay sahibi/sıfatına haiz olmadığından kendisine kar payı adı
altında herhangi bir ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, Kar Payı Tebliğinin 3'üncü maddesinin
I-e bendinde; "Net dönem karı veya kar dağıtımına konu edilebilecek kaynaklar üzerinden ortaklara ve
kara katılan diğer kimselere genel kurulca dağıtılmasına karar verilen tutar” denilmek suretiyle kar
payı tanımına yer verilmiş olduğunu, TTK’nın 508' inci maddesine göre esas itibariyle pay sahibi bu
hakkını, sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak, bir başka anlatımla sermayeye
katılım oranına göre almakta olduğunu, Anonim şirketlerde kardan pay alma hakkının şirket
ortaklarının koydukları sermaye karşılığında sahip oldukları kanundan doğan mali bir hak olduğunu,
ancak bu hakkın doğası gereği yalnızca şirket ortakları için mevcut olup, şirketin tüzel kişi ortağını
temsil etmek üzere atanmış olan gerçek kişi adına kar payı ödemesi uygulamasından bahsetmenin
mümkün olmadığını, zira bu hususa cevaz veren açık bir hükmün de olmadığını, davalı şirketin esas
sözleşmesinde de bu hususa cevaz veren herhangi bir düzenleme bulunmadığını,
Davalı şirketin esas sözleşmesi incelendiğinde “Kar’ın Tespiti ve Dağıtımı” başlıklı 19.maddesinin;
“Şirketin net dönem karı yapılmış her çeşit masrafların çıkarılmasından sonra kalan miktardır. Net
dönem karından her yıl evvela %5 genel kanuni yedek akçe ayrılır, kalan miktarın %5' i pay sahiplerine
kar payı olarak dağıtılır. Kar payı, pay sahibinin esas sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle
orantılı olarak hesaplanır. Net dönem karının geri kalan kısmı, Genel kurulun tespit edeceği şekil ve
surette dağıtılır. Pay sahiplerine yüzde beş oranında kar payı ödendikten sonra kardan pay alacak
kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu genel kanuni yedek akçeye eklenir." şeklinde düzenlenmiş
olduğunun görüleceğini, buna göre şirket sözleşmesinde pay sahipleri dışında herhangi bir kimseye kar
dağıtımı yapılacağına ilişkin sapma niteliğinde bir hüküm bulunmadığının açık olduğunu, dolayısıyla
davacının müvekkil şirketten kar payı dağıtımına ilişkin öne sürmüş olduğu taleplerinin kanunun açık hükümleri kapsamında uygulama alanı olmadığı gibi, müvekkil şirket esas sözleşmesinde bu hususa
cevaz veren bir düzenleme de bulunmadığından haksız, mesnetsiz ve dayanaksız bulunduğunun aşikar
olduğunu, şirket bilançolarından da görüleceği üzere davacının görev yapmış olduğu süre zarfında
şirketin herhangi bir şekilde kar ettiği bir dönem bulunmadığını, dolayısı ile şirket ortaklarına veya
başkaca herhangi bir kimseye kar payı ödemesi yapılabilmesi için gereken koşulların da mevcut
olmadığını, öte yandan genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerini düzenleyen TTK m. 408/2'nin
(d) bendinde finansal tablolara yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kar üzerinde tasarrufa, kar
payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kara katılması
dahil, bu konulara dair kararların alınması genel kurulun devredilemez yetkisi olarak belirlenmiş
olduğunu, böylece genel kurul kar payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda tek yetkili organ olup,
bu yetkisini yönelim kuruluna devretmesinin mümkün olmadığını, Davacının müvekkil şirketteki
görevinin başladığı genel kurul kapsamında karara bağlanmış kar payı dağıtıma ilişkin herhangi bir husus bulunmadığını, açıklanan nedenlerle, davacının huzurdaki dava kapsamındaki taleplerinin gerek
mevzuata gerek ise müvekkil şirket esas sözleşme hükümlerine aykırı olduğunun açık olup huzurdaki
haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle,
huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı
üzerinde bırakılmasına ve müvekkil adına bilvekale karar verilmesini talep ettiklerini bildirmişlerdir.
DELİLLER
1-Bilirkişi raporu
Bilirkişi heyeti tarafnıdan düzenlenen 24.05.2024
tarihli Nihai raporda özetle; Huzur hakkı, belli bir sorumluluk ve yükümlülükleri bulunan yönetim kurulu üyelerinin;
karşılaşabilecekleri riskleri azaltmak amacıyla belirlenen maddi karşılık olarak tanımlanabilir.
TTK.’nun 394. Maddesi gereğince anonim şirket yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay
ödenebilir. Madde hükmünün ifadesinden, yönetim kurulu üyesinin resen huzur hakkı talep
edebilmesinin mümkün olmadığı, bunun için esas sözleşmede hüküm bulunması veya genel kurulda bu yönde karar alınması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Somut olayda incelenen genel kurul evrakında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine dair bir karara rastlanmamıştır. Celp edilen şirket ana sözleşmesinin 8. Maddesinin son fıkrasında da yönetim kurulu üyelerine verilecek ücret ve huzur haklarının genel kurul tarafından tespit olunacağı hükmü yer almaktadır. Esas sözleşmenin atfıyla
genel kurula verilen huzur hakkı tespitine yönelik irade, genel kurul toplantısında kullanılmadığından
davacının huzur hakkı talebinin koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve
6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye
ait olmak üzere, kanaatlerimizi arz ederiz.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememize açılan iş bu dava şirket yöneticiliği nedeni ile huzur hakkından kaynaklı alacak davasıdır.
Uyuşmazlık ; davacının davalı şirket ukdesinde yerine getirdiği yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklı huzur hakkından kaynaklı alacak hakkının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Tarafların dayandıkları vakaların ispatı için delil olarak ileri sürdükleri şirket ana sözleşmesinin, davacının yönetim kurulu üyesi seçildiği 16/07/2018 tarihinde yapılan genel kurul kararının, .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının, davacının işe giriş çıkışına ilişkin SGK kayıtlarının, davalı şirketin geçmişe dönük genel kurul kararlarına ilişkin Ticaret sicil gazetelerinin mahkememiz dosyasına celp edildiği görüldü.
Davacının davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıp yapmadığı ve yönetim kurulu üyeliği yapmış ise, davacının huzur hakkı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için mahkemece alınan 24.05.2024 tarihli heyet raporlarının hükme esas alınabileceği ve denetime açık olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; davacı tarafın davalı şirkette 15.03.2018-19.08.2023 tarikleri arasında Güvenlik Amiri olarak çalıştığı ayrıca 16/07/2018 tarihinde yapılan genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği uyuşmazlık dışıdır. Uyuşmazlık davacının yönetim kurulu üyesi olarak huzur hakkı isteyip isteyemeyeceği noktasındadır. Huzur hakkı, belli bir sorumluluk ve yükümlülükleri bulunan yönetim kurulu üyelerinin;
karşılaşabilecekleri riskleri azaltmak amacıyla belirlenen maddi karşılık olarak tanımlanacağı,
TTK 394. Maddesi anonim şirket yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay
ödenebileceği düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeden da analaşıldığı üzere yönetim kurulu üyesinin resen huzur hakkı talep
edebilmesinin mümkün olmadığı, bunun için esas sözleşmede hüküm bulunması veya genel kurulda bu
yönde karar alınması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Somut olayda incelenen celp edilen şirket
ana sözleşmesinin 8. Maddesinin son fıkrasında da yönetim kurulu üyelerine verilecek ücret ve huzur
haklarının genel kurul tarafından tespit olunacağı hükme bağlanmış ise de, dosyaya celp edilen genel kurul evraklarında
yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine dair bir karar bulunmadığı gibi şirketin defter ve belgelerinde de davacı tarafa huzur hakkı veya benzeri nam ve hesap adı altında fiili bir ödemeninde bulunmadığı bu hali ile
davacının huzur hakkı talebinin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
HÜKÜM: Gerekçesinde Ayrıntıları ile Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE
2-427,60-TL karar harcının peşin alınan 80,70-TL den düşümü ile kalan 346,90-TLnin davacıdan alınarak hazineye gelir iradına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5 Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı parasal miktar itibariyle kesin karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/10/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır